“50 bin arkeolog varsa 7-8 milyon defineci var!”

 

“50 bin arkeolog varsa 7-8 milyon defineci var!”

Türkiye’de definecilikle ilgili ilk dergi olan “Define”, definecilik ile ilgili tartışmaları yeniden alevlendirdi. Dergi arazi arama yöntemlerinden, eski Ermeni evlerine ve hatta eski tip duvarların nasıl yıkılacağına kadar birçok konuyu içeriyor. Derginin genel yayın yönetmeni Hasan Çakır Türkiye’de milyonlarca defineci olduğunu ve dergilerinin bir tarih, gezi ve hobi dergisi olduğunu iddia ediyor.

––––––––––––––––––––––––––––– 03. 03. 2019 –––––––––––––––––––––––––––––

ürkiye’de definecilikle ilgili ilk dergi olan “Define”, definecilik ile ilgili tartışmaları yeniden alevlendirdi. Dergi arazi arama yöntemlerinden, eski Ermeni evlerine ve hatta eski tip duvarların nasıl yıkılacağına kadar birçok konuyu içeriyor. Derginin genel yayın yönetmeni Hasan Çakır Türkiye’de milyonlarca defineci olduğunu ve dergilerinin bir tarih, gezi ve hobi dergisi olduğunu iddia ediyor.

Hürriyet gazetesinden Serkan Ocak’ın haberinde, Çakır derginin kuruluş hikayesini şöyle anlatıyor:

“Arkeologlar bize karşı çıkıyor ama dergimizi okumuş değiller. Biz dergide ‘Kaçak kazı yapmayın’ diyoruz. Ayrıca definecilik yaparken ölenler var, insanları bilinçlendirmek istiyoruz. Bu, aslında bir tarih, gezi ve hobi dergisi. Definenin yanı sıra ülkedeki sit alanları, gezip görülebilecek yerler, tarih bilgileri mevcut. Sadece define adı altında da yargılamak yanlış. 50 bin arkeolog varsa 7-8 milyon da defineci var. Bu rakamı sosyal medya kullanımlarından, yorumlardan filan tahmin ediyoruz.”

Özellikle Arkeologların tepkisini çeken dergi ile ilgili İstanbul Üniversitesi Arkeoloji bölümünden Prof. Dr. Necmi Karul şunları söylüyor:

“Derneğe, dergiye müsaade edilmesi hatta definecilik için yapılmış bir yönetmeliğin olması kurumsallığın göstergesidir ve ne yazık ki kurumsal hale gelmiş definecilik bugün ülkemizin bir ayıbı haline geldi. Defineciliğin ortak geçmişimize karşı işlenmiş bir suç olduğunu söylemek sadece arkeologlara düşmemeli, ama anlaşılan o ki, verdikleri zararın boyutunu başkaları ölçemiyor. Defineciliği bir çekmeceden istediğini almak gibi düşünmeyin; bulmak için kepçeyle, dinamitle önüne çıkan her şeyi tahrip etmektir. Tahrip ettikleri yerlerin aslında arkeolojik çalışma yapıldığında güzel, önemli diye tanımladığımız, övünç duyduğumuz ya da turizm getirisi sağlayan yerler olduğunu unutmamalıyız.”

Karul, bu işin en az üç ayağı olduğunu belirtiyor:

“Cinlerden dahi medet uman, akıl sağlığı yerinde olmayan bağımlılar, dedektör satıp aracılık yaparak bunu ranta çevirenler ve bu pazarı açık tutan koleksiyonerler. Tabii medyada arkeolojik eserlere rakam koyarak haber yapanlar da failler arasında. Defineciler iyice cüretkâr davranır oldu, bunun yeni yasal düzenlemelerin habercisi olacağına inanıyorum. Troya, ardından Göbeklitepe yılı ilan eden bir ülkenin üçüncü sayfa haberleriyle yarışır hale gelmiş defineciliği kendine yakıştırmaması beklenir.”