1 milyondan fazla kadın çocuk bakımı nedeniyle işini bırakıyor

1 milyondan fazla kadın çocuk bakımı nedeniyle işini bırakıyor

Çocuğu olan ve çalışma hayatında aktif bir şekilde bulunan ailelerin başlıca problemi kreş. KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen ” Türkiye’de kadınların yüzde 87’si çalışmak istiyor fakat istihdam oranı yüzde 32,6. 10 kadından 9’u bakım hizmetlerinin olmaması nedeniyle çocuk bakımını üstlenmek zorunda kalıyor. 1 milyon 112 bin kadın çocuk bakımı nedeniyle işinden ayrıldığını ifade ediyor” dedi.

–––––––––––––––––––––––––––– 6. 7. 2019 –––––––––––––––––––––––––––––

ocuğun sorumluluğunu, bakımını doğrudan anneye yükleyen toplum, her ne kadar değiştirilmeye çalışılsa bile, kadınları çalışma hayatından uzaklaştırmaya yetecek güçte.  Türkiye’de kadınların %87’si çalışmak istemekte, fakat istihdam oranı %32,6’da kalmakta ve ülkemizde her 10 kadından 9’u bakım hizmetlerinin olmaması nedeniyle çocuk bakımını üstlenmek durumunda kalıyor.

Birgün gazetesinden Öykü Kızıltan KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen ile konuştu. Kreşlerin varlığının ebeveynlerin çalışma yaşamındaki önemi ve yasada tanımlanmış kreş hakkı olmasına rağmen kreşlerin olmayışının etkileri üzerine konuştu.

Kadınların yüzde 87’si çalışmak istiyor

Kadına özgü bir sorumluluk olarak görülen çocuk bakımının kadının çalışma yaşamına katılımını çok ciddi oranda etkilediğini söyleyen Gezen, ‘’ILO’nun 8 Mart dolayısıyla yaptığı bir çalışmaya göre Türkiye’de kadınların %87’si çalışmak istemekte, fakat istihdam oranı %32,6’da kalmakta ve ülkemizde her 10 kadından 9’u bakım hizmetlerinin olmaması nedeniyle çocuk bakımını üstlenmek durumunda kalıyor.

Nitekim TÜİK’in hazırlamış olduğu Aile Yapısı Araştırması 1.230.000 kadının çocuklarına baktıkları için işgücü piyasasına hiç girmediklerini tespit etmiştir. Benzer şekilde 1.112.000 kadın çocuk bakımı nedeniyle işten ayrıldığını belirtmektedir’’ şelinde konuştu.

Gezen, sorunun kaynağında cinsiyet eşitsizliğinin yattığını söyleyerek; ‘’Ülkemizde ise bırakın kadınların çalışma yaşamına katılımının arttırılması için önemli bir etken olan bakım hizmetlerinin kamusal bir hizmet olarak sunulmasını, evde bakım hizmetini yapan kadınlara çok cüzi miktarlarda ‘yardım ve teşvikler’ ödenerek kadınların evde kalmasını, kamusal alandan çekilmesini sağlarken, iktidar açısından bakım hizmetleri çok daha ‘az maliyetle’ kadına yükleniyor’’ dedi.

2016’da kamuda yalnızca 56 kreş vardı

Çalışma Bakanı toplu iş sözleşmesinde imkânlar dahilinde kamu kurumlarında kreş açılacağını söylese de kamu kurumlarında bulunan kreşlerin her yıl azaldığını söyleyen Gezen, ‘’maliyet politikasıyla kreşler sosyal tesis kapsamına alınıp ödenek ayrılması yasaklanmış. 2016 yılı için 56 olan kamu kreşleri sayısının güncel bilgisi ise açıklanmıyor’’ diye konuştu.

Düşük ücret ile tercih yapmaya zorlanmak…

Ulusal istihdam stratejisi belgesinde kadınların istihdamının artırılması için yasanın uygulanması önündeki engellerin kaldırılması tedbirinin hedeflenmesine rağmen özel kreşlerin teşvik edileceğini vurgulayan Gezen, “Kadınların zaten düşük ücretli işlerde çalıştıkları düşünüldüğünde çalışmak yerine çocuk bakmak daha iyi bir alternatif haline geliyor. Maliyeti karşılama gücü olmayanlar evde çocuk bakmak zorunda kalıyor. Bugün yaşanan ekonomik kriz ile birlikte alım gücünün de azaldığı düşünüldüğünde ilk vazgeçilen harcamalardan biri oluyor kreş ve kadın çalışma yaşamından dışlanmış oluyor’’ dedi.

1543 iş yerinden yalnızca 300’ü denetlenmiş, 135’inde kreş yok

Aysun Gezen yasada tanımlanmış kreş hakkı olmasına rağmen kreşlerin yetersizliğinin geldiği noktayı şu sözlerle anlattı:

‘’4857 nolu yasaya dayanarak çıkarılan yönetmelikle 150 ve üzeri kadın çalışan sayısına sahip işyerlerinde 0-6 yaş arasındaki çocuklar için yurt açma zorunluluğu getirilmiş; bu sınır ve düzenleme nedeniyle birçok işyeri bu yükümlülükten azade kalıyor; bununla birlikte bu özelliğe sahip 1514 işyerinden sadece 300’ü denetlenmiş; %45’inde kreş olmadığı tespit edilmiş.”

Çocukların da geleceğini çalıyorlar

Kamusal hizmet olarak kreşin ve tüm bakım hizmetlerinin yokluğunun toplumsal olarak çok ciddi travmalara neden olduğunu söyleyen Gezen, sözlerini şöyle sonlandırdı: “Çalışmak zorunda olan annelerin bakım hizmetini nitelikli ve bilimsel bir şekilde kamusal olarak alamamasından dolayı çocuğunu çeşitli cemaat ve tarikatların yurtlarına göndermek zorunda kaldığını görüyoruz. Maalesef Ensar karanlığını yaşadık; Dikili’de çocuk istismarının yaşandığı yurtta bekar bir annenin çalışmak zorunda kaldığı ve geliriyle çocuğunu kreşe, gündüz bakım evine gönderme imkanı olmadığı için bu yurda gönderdiğini öğrendik; Aladağ yangınında çocuklarımızı kaybettik. Ya da 2014 yılında gidecek bir kreşi olmadığı için anne ve babasının fabrikaya götürmek zorunda kaldığı 6 yaşında bir çocuk oyun oynarken fabrikada yaşanan kazada yaşamını yitirdi.”