Category Archives: Bilim ve Teknoloji

Mars toprağında yetişen ürünler sağlıklı

0,,18738969_303,0026 Haziran 2016

Hollandalı bilim insanları, NASA’nın geliştirdiği Mars toprağına benzer toprakta ürün yetiştirmeyi başardı. Test edilen ürünlerde sağlığa zararlı metaller bulunmadı.

Mars’a yapılması planlanan seyahatlerde gezegene ayak basacak olan astronotların gıda sorunu sık sık gündeme geliyor.

Öte yandan, Kızıl Gezegen’e yolculuk temalı filmler de son günlerde oldukça popüler. Özellikle Marslı adlı filmde, karakterin Mars toprağında yetiştirdiği patatesleri yiyerek hayatta kalması, “Mars toprağında ürün yetiştirilip yetiştirilemeyeceği ya da bunların sağlıklı olup olmayacağı” gibi soruları bir kez daha gündeme getirmişti.

Hollandalı bilim insanları bu sorunun yanıtını buldu. Yapılan bir deneyde, Mars toprağına benzer bir toprakta yetiştirilen dört sebze ve tahılın yenmesinin güvenli olduğu tespit edildi.

Wageningen Üniversitesi’nde araştırma ekibi, Mars toprağına benzer toprakta yetişen turp, bezelye, çavdar ve domatesin tehlikeli düzeyde ağır metaller içermediğini gördü.

Ekoloji uzmanı Wieger Wamelink, “Bu çarpıcı sonuçlar çok umut verici. Aslında bu turp, bezelye, çavdar ve domatesleri yiyebiliriz ve tatlarının nasıl olduğunu çok merak ediyorum” dedi.

Gelecekte Mars’a yerleşecek olan kişiler gerekli gıda maddelerini beraberinde götürecek ancak daha sonra hayatta kalabilmek için ürünleri ekip yetiştirmeleri gerekecek.

Toplam 10 ürün yetiştirildi

NASA tarafından Mars koşullarına göre geliştirilen toprağı kullanan bilim insanları 2013 yılından bu yana deney yapıyor ve şu ana dek 10 çeşit ürün yetiştirmeyi başardılar.

Ancak yine de bu ürünlerin Mars toprağındaki kadmiyum ya da bakır gibi ağır metalleri absorbe edip etmeyeceği belli değil.

Şimdi patates de dahil geri kalan 6 ürün üzerindeki testler devam ediyor.

NASA, gelecek 10-15 yıl içinde Mars’a insanlı yolculuk planlıyor.

Mars One projesi kapsamında ise aday seçimleri sürüyor. Geri kalan 100 aday arasından 40 kişi seçilecek.

DW

Yeni gezegenlerde hayat var mı?

0,,17576793_303,004 Mayıs 2016

Gökbilimciler tarafından hayatın olabileceği tahmin edilen üç gezegen keşfedildi. Ancak gezegenlerin yaşanır yer olup olmadığı henüz bilinmiyor.

Belçikalı ve Amerikan gökbilimciler hayatın olabileceği üç gezegen keşfettiler. Gezegenlerin çevresinde döndükleri güneşle aralarındaki mesafenin suyun sıvı halini koruyabilmesine elverişli, yani ne çok sıcak, ne de çok soğuk olduğu tahmin ediliyor. Gezegenlerin kütlesi de dünyanınkinden farklı değil. Kütle, yüzeydeki yerçekimi açısından önem taşıyor.

Keşfedilen gezegenler hayatın olması için gerekli şartlara uygun. Güneşimizin sekizde biri büyüklüğünde ve ısısı çok daha düşük olan cüce bir güneşin çevresinde dönen gezegenlerin merkezle arasındaki uzaklığının canlıların yaşamasına elverişli olduğu belirtiliyor.

0,,18173626_303,00

Kızılötesi teleskopla bulundu

Gezegenler Belçika’nın Liege Üniversitesi’ndeki, Şili La Silla Avrupa Rasathanesi’ne bağlı “Transiting Planets and Planetesimals Small Telescope” (TRAPPIST) teleskopuyla bulundu.

60 santimlik TRAPPIST nispeten küçük kızılötesi teleskop sınıfına dahil. Bu teleskopla, gezegenlerin gölgesinde kalan yıldızların ışık yoğunluğu ölçülebiliyor.

Yıldız solgunlaştıkça gökbilimciler yıldızın çevresinde dönen gezegenlerin kütlesini ve yörüngesini daha iyi tayin edebiliyorlar.

Astronomlar günün birinde güneş sisteminin dışındaki, hayatın olduğu gezegenlerin keşfedilebileceğini umuyorlar. Gökbilimcilerin araştırmalarda elde ettikleri bulgular 2 Mayıs tarihli ‘Nature’ dergisinde yayınlandı

0,,19221497_303,00

Ulaşmak mümkün değil

Üç gezegen kova takımyıldızında ve güneş sistemimizin nispeten yakınlarında bulunuyor. Uzaklığı sadece 39 ışık yılı kadar. Ama bu uzaklığın astronotlar tarafından aşılması mümkün değil. Günümüzün teknolojiyle yapılmış bir uzay gemisinin hayat umut edilen gezegenlere 30 000 yılda varabileceği hesaplanmış. Ancak aradaki mesafe mevcut imkânlarla incelenmelerine ve örneğin atmosferlerinin olup olmadığının tespit edilmesine elverişli sayılıyor.

Araştırmayı yapan heyetin başkanı Michael Gillon ‘Reuters’ ajansına yaptığı açıklamada, “Uzayda hayat arayacaksak, önce bu gezegenleri incelememiz gerekir”, dedi. Çalışmaya katılan Massachusetts Institute of Technology’nin (MIT) astronomi bölümünden Julien de Wit de Fransız haber ajansına (AFP), söz konusu gezegenlerde hayat olup olmadığının ‘kendi kuşakları’ tarafından saptanabileceğini söyledi.De Wit, son keşfin ‘astronomideki büyük ikramiye’ olduğunu belirtti.

0,,18176886_303,00Güneş sistemi aşılabilir mi?

Bilim insanları çok uzak gelecekte güneş sisteminin dışına çıkabilecek uzay araçlarının geliştirilebileceğini ifade ediyorlar. Rus milyarder Yuri Milner, fizikçi Stephen Hawking ve Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg nisan ayı ortalarında yeni nesil uzay araçlarıyla ilgili proje çalışmaları hakkında bilgi vermişti.

Üç vizyoncu minik boyutlardaki bir uzay aracının dünyadan lazerle fırlatılıp ışık hızının beşte biri oranındaki hızla uzaya gönderilebileceğini düşünüyor. Bu durumda güneş sistemimizin en yakınındaki ‘Alpha Centauri’ye 20 yılda ulaşmak mümkün olacak. Uzayda hayat arayanlara bu süre hiç de uzun gelmese gerek.

Deutsche Welle Türkçe →

Üç güneşli gezegen keşfedildi

570237a556593446f4ce12994 Nisan 2016

ABD’deki Harvard-Smithsonian Astrofizik Enstitüsü’nde görevli bilim insanları, üç güneşli yeni bir gezegen keşfetti.

Bilim dergisi The Astronomical Journal’da yayınlanan araştırma sonuçlarına göre, yaklaşık 680 ışıkyılı uzakta (1 ışıkyılı = yaklaşık 10 trilyon kilometre) bulunan ve ‘KELT-4Ab’ adı verilen gezegenin büyüklüğü neredeyse Jüpiter kadar. (Dünya’dan 1400 kat büyük). İlk olarak 1973’lerde gözlemlenen KELT-4 sistemiyle ilgili son veriler, ABD’nin Arizona eyaleti ile Güney Afrika’daki KELT yer teleskoplarıyla elde edildi.

En yakın yıldızın etrafında 3 günde dönüyor

Araştırmayı önemli kılan, üç yıldızlı güneş sistemlerine oldukça ender rastlanılması. Aşırı sıcak yüzeyiyle bir gaz devi olan KELT-4Ab, şimdiye kadar gözlemlenen dördüncü üç güneşli gezegen. KELT-4Ab’nin gökyüzünde KELT-4A, B ve C yıldızları parlıyor. Gezegen, kendisine en yakın yıldız KELT-4A’nın etrafındaki yörüngesini 3 günde kat ediyor. Daha uzaktaki KELT-4B ve C yıldızları ise birbirine yakın olan ikili bir sistemi oluşturuyor. Bu iki yıldız, gezegenin etrafındaki tek yörüngelerini 4 bin yılda tamamlıyor.

Araştırmayı yürüten ekibin lideri Jason Eastman, “İkili yıldızlar KELT-4B ve C’nin, gezegeni KELT-A yıldızına yaklaştırdığını, ittiğini düşünüyoruz. Eğer orada, yüzeyde olsaydınız, kalın bir atmosferin yanı sıra, Güneş’in Dünya üzerindeki görünüşünden 40 kat daha büyük bir yıldızı görürdünüz. Diğer iki yıldızı ise Ay kadar parlak ve uzakta görürdünüz” dedi.

Gaia teleskobu incelemeye devam edecek

Avrupa Uzay Ajansı (ESA)’nın Gaia teleskobu, 2018’de tamamlanacak şimdiki görevinin ardından KELT-4Ab’yi gözlemlemeye başlayacak. Bilim insanları, elde edecekleri veriler ışığında nadir rastlanan çok güneşli gezegenleri ve sistemleri daha iyi anlayabileceklerini düşünüyor.

Son yıllarda birden çok güneşi olan gezegen araştırmaları dikkat çekiyor. California’daki Palomar Gözlemevi’ni kullanan NASA astronomları, geçtiğimiz yıl, Dünya’dan 136 ışık yılı uzakta, dört güneşi olan ’30 Ari b’ gezegenini keşfetmişlerdi.

CNN→

Işınlanma HoloLens ile mümkün mü?

tumblr_lea7juHmlS1qg03leo1_128028 Mart 2016

Microsoft, 3000 Dolarlık sanal gerçeklik kaskı HoloLens’i geçtiğimiz yıl duyurmuştu. Henüz geliştirme aşamasında olan ve sadece geliştiricilere yönelik bir ürün olan HoloLens ile son derece ilginç bir çalışmaya imza atıldı.

Hologram mesajlaş günümüz teknolojisinde kısmen de olsa görüntülenebiliyor. Ancak Microsoft HoloLens ile çok daha fazlası mümkün. Gerçek zamanlı yani canlı olarak üç boyutlu görüntüleri aktarmak mümkün.

Microsoft tarafından üretilen HoloLens sanal gerçeklik teknolojisi, geçtiğimiz aylarda büyüleyici görüntülerle karşımıza çıkmıştı fakat bugüne kada günlük hayatta bunların ne işe yarayacağı merak konusuydu.

 Microsoft HoloLens ne işe yarıyor, nasıl kullanılıyor?

Microsoft, bu soruların bir kısmını aslında yayınlanan son videoyla yanıtladı. HoloLens teknolojili “holoport” yani bir nevi hologramlı ışınlanma sistemi de tanıtılmış oldu. Bu şekilde, HoloLens kullanan kişiler, gerçek zamanlı olarak yani tam o anda başka bir mekanda gözükebilir. Bu da üç boyutlu olarak gerçekleşiyor ve şaşırtıcı durumlara yol açıyor.

Tanıtım videosunda görüldüğü gibi, hologramlı ışınlanma sistemi bir nevi hayaletleri andırıyor ve ışınlanan kişi yarı saydam olarak gözüküyor. Ayrıca muhtemelen herkesin aklına da Star Wars filmindeki Obi Wan Kenobi ve Luke Skywalker’ın konuştuğu sahne de gelmiştir.

Her ne kadar hologram ışınlanma sistemi için resmi bir çıkış tarihi duyurulmasa da, zaman içinde bu belli olacaktır. Buna rağmen, Microsoft 30 Mart’tan sonra 3000 Dolar ücret karşılığında HoloLens’leri kullanıcılara ulaştırmaya başlayacak.

Cepkolik→

Dünya’nın gündemi bilgi güvenliği

dünyanın-gündemi15 Mart 2016

Dünya’nın gündemi bilgi güvenliğini korumaya yönelik çalışmalarla çalkalanıyor.

Bahsi geçen uygulama ve iletişim teknolojileri günlük yaşantımızda sıkça kullandığımız birer alışkanlığımız aslında. Bir çok işimizi onlar sayesinde yönetiyor, organize ediyor veya gerçekleştiriyoruz. İşlerimizi kurgulamada dahi bu teknoloji ve imkanlardan son derece yararlanıyoruz.

Bahsi geçen teknoloji ve imkanlar artık o kadar bizdenler ki, nereye gitsek onları götürüyor, kredi kartı, iletişim ve kimlik bilgileri gibi bir çok önemli bilgimizi de buralarda barındırıyoruz. Peki, birileri bizim bilgilerimizi saklıyor, daha sonra kullanılmak üzere bir anti silah hazırlıyorsa?

main

Bilgi Güvenliği konusu gündeme geliyor, kullanıcılara yönelik çalışmalar yapılıyor.

Tüm dünya siber suçlarla, veri hırsızlığına ve kayıplarına karşı mücadele ediyor. Tüm online ve önemli platformlar kullanıcı verilerini saklamıyor, yalnızca uygulama içi sohbet, cihaz ve diğer eklenti optimizasyonlarını veri tabanlarında barındırıyorlar. Dolayısıyla burada farklı bir arayüz devreye giriyor ve uygulama sunucuları ile uygulama arasına bir duvar örüyor. Birileri bu duvarı aşmaya çalışırsa, uygulamalarda bozulmalar meydana geliyor ve uygulama deaktif oluyor.

Buraya kadar herşey normal, ancak internet ortamında hiçbir şey imkansız değil ve hiç kimse hatasız değil. Dolayısıyla her zaman bir açık bulmak ve verileri sızdırmak mümkün olabiliyor. Son zamanlarda da tüm çalışmalar bu kayıpları yaşamamak yönündeki faaliyetleri getiriyor. Dünya’nın gündemi bilgi güvenliği konusunda tam hassasiyete bürünüyor. Bahsi geçen konu özellikle içinde bulunduğumuz çağ itibariyle de son derece önemli olarak karşımıza çıkıyor.

Kaynak: CNN