Category Archives: Bilim ve Teknoloji

OECD: Robotların eline korkulandan daha az iş geçecek

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) yayımladığı son raporunda ileride robotların eline korkulandan daha az işin geçeceğini açıkladı.

––––––––––––––––––––––––––– 02. 04 . 2018 –––––––––––––––––––––––––––––

ECD yayımladığı son raporunda korkulandan daha az işin ileride robotların eline geçeceğini açıkladı. Araştırmanın yapıldığı OECD üyesi 32 ülkede işlerin sadece yüzde 14’ünün tamamen otomasyona dayalı olması dolayısıyla gelecekte robotların eline geçme riski taşıdığı aktarıldı.

Bu da 66 milyon kişinin işsiz kalması anlamına geliyor.

Daha önce Oxford Üniversitesi’nden iki araştırmacı Carl Frey ve Michael Osborne, sadece ABD’de yüzde 47 oranında işin gelecekte robotların eline geçme riski taşıdığını belirtmişti.

OECD’ye göre hesaplamalarında oranın daha düşük çıkmasının nedeni aynı titri taşıyan çalışanların görevlerinin yere göre farklılık göstermesi.

Bu farklılığın sorunun anlaşılması açısından önem taşıdığı vurgulandı.

Rapor aynı zamanda yeni teknolojilerle beraber icra edilen mesleklerin de değişim göstereceğini ifade etti.

‘Kitlesel işsizlik olmayacak’

BBC’nin haberine göre, OECD, birçok işin karmaşık sosyal ilişkiler, yaratıcılık, derin akıl yürütme ve düzenli olmayan bir ortamda fiziksel aktivite gerektirmesinden ötürü makineleşmesinin zor olacağını öngörüyor.

OECD’nin istihdam ve sosyal ilişkiler direktörü olan Stefano Scarpetta, büyük bir fabrikada çalışan araba tamircisi ile bağımsız bir atölyede çalışan araba tamircisi arasındaki farka vurgu yaparak ikincisinin tamamen makineleşmesinin zor olacağını ancak işinin bir kısmının değişebileceğini söylüyor.

Scarpetta’ya göre teknoloji yüzünden kitlesel bir işsizliğin ortaya çıkacağını söylemek abartılı.

Scarpetta, asıl tehlikenin yüksek maaşlar ödenen işler ile görece daha az para ödenen ve ilginç olmayan işler arasında kutuplaşmanın artacak olması.

Otomasyonun asıl tehlikesinin kalifiye olmayan pozisyonlar üzerinde yoğunlaştığını söyleyen Scarpetta, bazı insanların beceri sıralamasında daha da aşağı düşebileceğini söylüyor.

İngilizce konuşan ülkeler, İskandinav ülkeleri ve Hollanda otomasyondan en az etkilenecek ülkeler olarak görülürken Almanya, Japonya, güney ve doğu Avrupa risk altındaki ülkeler olarak tanımlanıyor.Bunun sebebi ise bu ülkelerde sanayinin gelişmiş olmasına değil, benzer işlerin farklı bilişsel ve sosyal yetenek seviyesinde gerçekleşmesi.Daha az eğitim gerektiren gıda hazırlığı ve temizlik gibi alanlar ile madencilik, inşaat ve sanayi sektörlerinde çalışan işçilerin makineleşmeden en çok etkileneceği belirtiliyor.

Facebook’ta “veri ve gizlilik kontrollerine” erişim kolaylaşıyor

Facebook, insanların platformdaki gizlilikleri üzerinde daha fazla kontrol olanağı sağlamalarını kolaylaştıracak bir dizi yeniliği hayata geçirmeye başladığını açıkladı.

––––––––––––––––––––––––––– 28. 03 . 2018 –––––––––––––––––––––––––––––

ark Zuckerberg geçen hafta platformun geleceği ile ilgili atılacak bazı önemli adımları duyurmuştu. Bu adımların önemli bir parçası olarak Facebook, insanların gizlilikleri üzerinde daha çok kontrol olanağı sağlamalarını kolaylaştıracak yeniliklerini duyurdu. Yapılan güncellemelerle insanların Facebook’un veri ve gizlilik kontrolü ayar ve araçlarına erişmeleri çok daha kolay hale gelecek.

Facebook Genel Merkezi’nden yapılan açıklamada duyurulan yeniliklerden bazıları şöyle:

“Daha kolay bulunabilir ve kullanılabilir kontroller:

Mobil cihazlardaki ayarlar menüsü baştan sona yenilendi. 20 farklı ekrana yayılmış ayarlar yerine artık bunların hepsi tek bir yerden erişilebilir hale geldi. Buna ek olarak, hangi bilgilerin uygulamalarla paylaşılıp paylaşılamayacağının net olarak anlaşılabilmesi için, güncel olmayan ayarlar da temizlendi.

“Yeni ‘Gizlilik Kısayolları’ menüsü: Gizlilik Kısayolları menüsü, verilerinizi daha kolay kontrol etmenize ve kontrollerin nasıl çalıştığına dair açıklayıcı bilgilere ulaşabilmenize olanak sağlıyor. Artık bu deneyim daha görsel, net ve kolay bulunabilir hale geldi. Bu menü sayesinde:

Hesabınızı kolayca daha güvenli hale getirebilirsiniz:

Hesabınıza iki faktörlü doğrulama gibi daha fazla koruma katmanı ekleyebilirsiniz. İki faktörlü doğrulamayı etkin hale getirdiğinizde, biri tanımadığınız bir cihazdan hesabınıza erişmeye çalıştığında sizden bu kişinin siz olduğunu teyit etmeniz istenir.

Kişisel bilgilerinizi kontrol edebilirsiniz:

Ne paylaştığınıza bakabilir ve isterseniz silebilirsiniz. Buna paylaştığınız ya da ifade bıraktığınız içerikler, gönderdiğiniz arkadaşlık istekleri ve Facebook’ta yaptığınız aramalar da dâhildir.

Paylaşımlarınızı ve kişisel bilgilerinizi kimlerin gördüğünü yönetebilirsiniz: Facebook’ta paylaştıklarınızın sahibi sizsiniz ve paylaşımlarınızı ya da kişisel bilgilerinizi kimlerin gördüğü gibi konuları kolaylıkla yönetebilirsiniz.

“Facebook verilerinizi bulmak, indirmek ve silmek için araçlar:

Yeni “Bilgilerinize Erişin” aracı ile artık paylaşımlarınıza, bıraktığınız ifadelere, yaptığınız arama ve yorumlara güvenli bir biçimde erişebilecek ve onları yönetebileceksiniz.

“Haber kaynağınızdaki ya da profilinizdeki bir paylaşımı ya da bilgiyi silmek için de bu aracı kullanılabileceksiniz. Buna ek olarak Facebook ile paylaştığınız verileri (yüklediğiniz fotoğraflar, hesabınıza eklediğiniz kişiler, zaman tünelinizdeki gönderiler vb. gibi) indirmek ve hatta başka bir servise taşımak da çok daha kolay hale gelecek.”

Facebook, insanların platformdaki gizlilikleri üzerinde daha fazla kontrol imkânı sağlamalarını kolaylaştıracak bir dizi yeniliği hayata geçirmeye başladığını açıkladı

 

Verilerinizi nasıl topladığını ve kullandığını size detaylı ama kolay anlaşılır bir dille anlatmanın da kendi sorumluluğunda olduğunu belirten Facebook, önümüzdeki haftalarda Facebook’un hizmet koşullarında yapacağı ve insanlara olan bağlılığını içeren güncellemeler sunacak.

Aynı zamanda Facebook, veri politikalarını da güncelleyerek hangi verileri topladığını ve onları nasıl kullandığını da daha açık ve anlaşılır hale getirecek. Şirketten yapılan açıklamada bu güncellemeler şeffaflık için olacağı – verileri toplamak, kullanmak ya da paylaşmak adına yeni haklar kazanmak için olmadığı vurgulandı.

Önümüzdeki haftalarda Facebook, Mark Zuckerberg’in açıkladığı diğer konularda da daha fazla yenilik ve güncellemeyi duyuracak.

(DHA)

Instagram eski haline dönüyor

Algoritmalarını değiştirme kararı alan Instagram, kullanıcılara daha çok yeni paylaşım göstermeye hazırlanıyor.

––––––––––––––––––––––––––– 23. 03 . 2018 –––––––––––––––––––––––––––––

016 yılından bu yana kronolojik haber akışını kullanmayan Instagram, kullanıcılara hangi paylaşımları ne sırayla göstereceğini belirlemek için bir hayli karmaşık bir algoritma geliştirmişti. Birçok kullanıcı kronolojik listelemeye geri dönülmesini istese de, sosyal ağ böyle bir planları olmadığını açıklamıştı.

Instagram bugün yaptığı bir açıklamayla, kronolojik içerik akışını geri getirmeyeceğini ancak artık kullanıcılara daha fazla yeni içerik göstereceğini ve kullanıcıları sık sık akışın tepesine geri döndürmeyi bırakacağını açıkladı:

“Bu değişikliklerle akışınız daha taze hissettirecek ve aynı zamanda umursadığınız anları kaçırmayacaksınız.”

Artık daha çok yeni içerik gösterecek olan Instagram uygulaması, kullanıcılar yeni içeriklerin bir bölümünü gördükten sonra otomatik olarak akışı güncelliyor ve kullanıcıları en tepeye geri döndürüyordu.

Artık bu özellik devre dışı bırakılacak ve akışın yeni içeriklerle güncellenmesini isteyenlerin “Yeni Paylaşımlar” tuşuna basması yeterli olacak

Instagram’ın Üründen Sorumlu Başkan Yardımcısı Kevin Weil, “Geri bildirimleriniz doğrultusunda uygulamaya girdiğinizde karşınıza ilk olarak yeni paylaşımlar çıkacak.” dedi.

Facebook yüz tanıma özelliğini kullanıma soktu

Facebook fotoğraflardaki güvenliği artırmak amacıyla yüz tanıma özelliğini Türkiye’de kullanıma sundu. Yeni özellik sayesinde sahte profiller ve izinsiz paylaşılan fotoğraflar, çok daha kolay kontrol edilebilecek.

––––––––––––––––––––––––––– 26. 02 . 2018 –––––––––––––––––––––––––––––

acebook fotoğraflardaki güvenliği artırmak amacıyla yüz tanıma özelliğini Türkiye’de kullanıma sundu. Yeni özellik sayesinde sahte profiller ve izinsiz paylaşılan fotoğraflar, çok daha kolay kontrol edilebilecek.

 

Facebook yüz tanıma özelliği nedir?

Cumhuriyet’te yer alan habere göre, Facebook, istenmeyen fotoğraflarda etiketlenmenizi engelleyecek bir özelliği devreye aldı. Devreye alınan özellik sayesinde fotoğraf önerilerinde çıkmanız engellenebiliyor. Geçtiğimiz aralık ayında duyurulan özellik, fotoğrafınızı kullanan sahte hesaplardan sizleri koruyor.

Sizin bir fotoğrafınızı alıp profil resmi yapan ya da paylaşan kişilerden anında haberdar olabiliyorsunuz. Facebook’un gizlilik esasları bölümünde yer alan özelliğini, tek tıkla aktif edebilir veya kapatabilirsiniz.

Facebook yüz tanıma özelliği nasıl aktifleştirilir?

Yüz tanıma özelliği, varsayılan olarak açık geliyor. Eğer özelliği kapatmak isterseniz, ‘Ayarlar’ kısmından ‘Gizlilik Ayarları’na gitmeniz gerekiyor. ‘Gizlilik Ayarları’ bölümünde özelliği tek tıkla açıp kapatabiliyorsunuz.

Google servisleri çalışmıyor!

Bugün saat 15 sularında Google’ın ve Snapchat’in birden çok servisine ulaşılamaz hale geldi. Kullanıcıların dikkatli olmasına fayda var. İki firma cephesinden de herhangi bir açıklama gelmezken, akıllara büyük bir siber saldırı olması ihtimali geldi. Öte yandan sorunun nedeni sadece teknik aksaklıklar da olabilir. Önümüzdeki dakikalarda olay netleşecektir.

––––––––––––––––––––––––––– 17. 02 . 2018 –––––––––––––––––––––––––––––

oogle’ın pek çok servisine şu an erişim sorunları yaşanıyor. Sorun, Google tarafından sunulan neredeyse tüm hizmetleri kapsıyor. Youtube ve Google mail hesaplarına erişim problemleri ise en çok yaşanan sorun olarak göze çarpıyor.

Bugün saat 15 itibariyle endişe verici dakikalar yaşanmaya başladı. Google’ın pek çok hizmeti ve Snapchat’e aynı erişim sağlanamıyor. Pek çok kullanıcı şu sıralar Play Store, YouTube, Drive, Translate gibi hizmetlere ulaşmakta sıkıntı çektiğini belirtiyor. Arama motorunda ise herhangi bir erişim sorunu yok. Servislere erişmeye çalışan kullanıcılar genellikle internet bağlantısı sorunu veya server kaynaklı bir sorun uyarısıyla karşılaşıyorlar.

Youtube, Play Store, Drive ve Analytics de dahil olmak üzere, şirketin pek çok hizmetinde erişim sorunları yaşanıyor. Şu an ülkemizde baş gösteren sorunun dünya genelinde mi yoksa ülkemiz özelinde mi olduğu ise bilinmiyor.

Google servislerine erişim sorunu!

Bir süredir Youtube, Play Store, Adwords ve Analytics hizmetlerine erişim sorunu yaşanıyor. Bazı servisler 502 hatası verirken, bazı servisler sayfa yüklemesi yapamıyor

Youtube erişim sorunu!

Sorun, Amerikan teknoloji devinin arama hizmetinde şu an için gözlenmiyor. Ancak, Youtube başta olmak üzere çoğu serviste erişim sorunları yaşanıyor. Servisler, bazen kısa süreliğine kullanılabilir olsa da çoğunlukla hizmet veremez durumdalar.

Türkiye kaynaklı bir sorun olabilir

Kısa süre önce baş gösteren sorunun kaynağı hakkında henüz hiçbir bilgi yok. Ancak, VPN ile servislere erişmeye çalışan editörlerimiz, daha sağlıklı bağlantı kurduklarını belirttiler.

Güncelleme: Erişim sorunu birkaç dakika içinde çözülmüş gibi gözüküyor. Resmi bir açıklama ise hala gelmedi.

Genler ölümden sonra faal olmaya devam ediyor

Uluslararası bilim insanlarından oluşan bir ekibin kadavralar üzerinde yaptıkları incelemeler, bazı genlerin ölümden sonra daha faal hale geldiğini ortaya koydu.

––––––––––––––––––––––––––– 14 . 02 . 2018 –––––––––––––––––––––––––––––

ir kişi öldükten sonra bile hücreler faaliyette bulunmaya devam ediyor.Buna ilişkin çalışma, ‘Nature Communications’ dergisindeki bilimsel bir makalede yer aldı. Uluslararası bilim insanlarından oluşan bir ekibin kadavralar üzerinde yaptıkları incelemeler, bazı genlerin ölümden sonra daha faal hale geldiğini ortaya koydu.Ekip, bilimsel çalışmalara katkı sağlamanın yanı sıra bu buluşun adli tıp incelemelerinde kullanılacak bir yöntem haline gelmesini umuyor.

Gen faaliyetlerinin anlaşılması, tek bir hücrenin, dokunun ya da organın hastalıkta ya da sağlıkta nasıl işlediğini anlamak için önemli.

Genler, hücrelerimizdeki DNA’larda kilit altında.

Bunlar devrede olduklarında, DNA’dan hücredeki bir molekül olan RNA’ya genetik bilginin aktarımı gerçekleşiyor.

Bazı RNA’lar doğrudan hücredeki süreci kontrol ediyor. Ancak çoğu, DNA’da saklı bulunan genetik bilginin, protein yapısına aktarılmasında kalıplık görevi yapıyor.

Bilim insanları hücrelerimizde ne olup bittiğini anlamak istediklerinde RNA transkriptlerini ölçerler. Bu analize Transkriptomik denir.

Örnek toplamanın zorlukları

Ancak böyle bir çalışma için örnek toplamak kolay değil. Kan alımı kolay, ama yaşayan birinin kolunu koparmak ya da kalbine veya karaciğerine iğne saplamak pek mümkün değil. Bu yüzden bilim insanları kadavralardan alınmış doku ve organlar üzerinde incelemeler yapıyor.

Bu incelemeler vücudun nasıl çalıştığına ilişkin anlayışımızı arttırsa da, bu örneklerin yaşam sırasında meydana gelenleri doğru aktarıp aktarmadığı net değil.

Diğer bir sorun şu ki, örnekler ölümün gerçekleşmesinden hemen sonra nadiren toplanabiliyor.

Bunun yerine cesetler, otopsi ve bilimsel inceleme için saklanıyor ve bu geçen sürenin etkisi bilinmiyor.

Barcelona Bilim ve Teknoloji Enstitüsü’nden biyolog Roderic Guigó ve ekibini de bu çalışmaların ölümün hemen ardından gerçekleşmemesi düşündürüyor.

“Bir kişinin ölümüyle birlikte, genlerin faaliyetlerinde bozulma olmasını beklersiniz” diyor.

Ve bu bozulma, Transkriptomik verilerin düzgün bir şekilde yorumlanmasını etkileyebilir.

Ölümden sonra geçen zaman

Bunu engellemek için ekip, bir sonraki mesajcı RNA (mRNA) numunelerini ölümden sonraki 24 saat içinde topladı, bazı hastalar ölmeden önce onlardan kan örnekleri aldı.

Profesör Guigó, bulgularının şaşırtıcı olduğunu söylüyor.

“Bir kişinin ölümüne hücreler tepkime gösteriyor. Bazı genlerin faaliyete geçtiğini gördük, bu da ölümden bir süre sonra transkripsiyonda (DNA’yı oluşturan nükleotit dizisinin RNA tarafından bir RNA dizisi olarak kopyalanması süreci) hâlâ faaliyet olduğunu gösteriyor.

Genlerin faal kalmaya devam etmesinin nedeni tam olarak bilinmiyor.

Bu çalışmalar ileride adli tıpta da hayati bir önem taşıyabilir, ancak öncelikle çalışmaların ileri seviyeye taşınması gerekiyor.

BBC Türkçe

Bilim insanları suyun yeni bir halini keşfetti: Aynı anda hem katı hem de sıvı halde bulunuyor

Bilim insanları suyun hem su hem buz özellikleri gösteren bir halinin varlığını doğruladı. Ancak ‘süper iyonik buz’ adı verilen maddeye bilindiği kadarıyla Dünya’da rastlanmıyor. Maddenin Uranüs ve Neptün gibi uzak gezegenlerde bulunduğu tahmin ediliyor.

––––––––––––––––––––––––––– 08 . 02 . 2018 –––––––––––––––––––––––––––––

raştırmacılar tarafından 1988 yılında varlığı tahmin edilen ve varlığını ispatlamak için çok sayıda deneyin gerçekleştirildiği süper iyonik buzun (ya da süper iyonik su) varlığı yeni yapılan deneylerle kanıtladı.

 

Uranüs ve Neptün gibi uzak gezegenlerde bulunduğu tahmin edilen madde bu gezegenlerin manyetik alanının neden bu kadar alışılmışın dışında olduğu konusunda bilim insanlarına faydalı bilgiler sağlayabilir.

“Gerçek görüntülerle ispatladık”

Sputnik’te yer alan habere göre, Lawrence Livermore Ulusal Laboratuvarı’ndan Dr. Marius Millot, 2 yıl boyunca deneyler gerçekleştirdiklerini ve deney sonuçlarını analiz ettiklerini söyleyerek, “Oldukça zorlu deneyler sonunda elde ettiğimiz veriler ışığında yeni bilgiler edindik. Çalışma sonuçları süper iyonik buzun sadece deneysel kanıtlarla değil aynı zamanda suyun olağanüstü durumlarda gösterdiği davranışla ilgili tahminler sadece simülasyonlarla değil gerçek görüntülerle ispatladı” dedi.

Nature dergisinde yayınlanan makaleye göre, lazerli şok sıkıştırma tekniği kullanan bilim insanları sadece maddenin varlığını ispat etmekle kalmayarak, Neptün ve Uranus gibi gezegenlerin de yapıları hakkındaki tahminleri kanıtladılar.

Süper iyonik buzun yapısı katı ve kararlı çapraz oksijen atomlarının etrafında hareket eden hidrojen atomlarından oluşuyor.

Normal şartlar altında sıvı haldeki suda iki hidrojen atomu ortadaki tek oksijen atomuna V şeklinde bağlı halde bulunuyor ve donduğunda genişleyerek sıvı halden katı hale geçiyor.

Aşırı ısı ve basınç atomlar arasındaki bağı eritiyor

Ancak Lawrence Livermore Ulusal Laboratuvarı ve California Berkeley Üniveristesi’ndeki Dünya ve Gezegen Bilimleri Departmanı’nın yaptığı araştırma tıpkı Uranüs ya da Neptün’de olduğu gibi, daha ekstrem koşullarda, aşırı basınç ve ısının bu atomlar arasındaki bağı erittiğini ortaya koydu.

Araştırma ekibi, 10 ila 20 nanosaniye süren deneyde, iki elmasın arasına yerleştirdikleri buz parçasına, ısı ve basıncı artırmak için lazer ışınına maruz bırakarak, ısısını yaklaşık 5 bin dereceye kadar yükseltip atmosferik basıncın iki katı kadar basınç uygulayarak süper iyonik buzun varlığına dair kanıtlar buldular.

Bu durum hidrojen iyonlarının geçişine izin veriyor ancak aşırı basınç atom yapısını yine de ayakta tutuyor. Bu da suyun aynı anda hem sıvı hem de katı halde olmasına olanak tanıyor.

Bilim insanlarına göre, araştırmanın bir sonraki adımı süper iyonik buzda bulunan oksijen kristallerinin yapısını belirlemek olacak.

NASA’dan heyecanlandıran açıklama! Yaşam belirtileri buldular

Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) uzmanlarının, Satürn’ün en büyük uydusu olan Titan’ın atmosferinde yaşam belirtisi olabilecek yeni bulgulara ulaştığı belirtildi.

––––––––––––––––––––––––––– 03 . 02 . 2018 –––––––––––––––––––––––––––––

merikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) uzmanlarının, Satürn’ün en büyük uydusu olan Titan’ın atmosferinde yaşam belirtisi olabilecek yeni bulgulara ulaştığı belirtildi. Sputnik’in Phys.org’dan aktardığı habere göre, Titan’ın atmosferindeki incelemelerini sürdüren NASA uzmanları, bu uyduda mikroorganizmaların bulunduğunun kanıtı olabilecek maddelere rastladı.

Uzmanlar, Titan’ın yüzeyinin 200 kilometre üzerinde ‘akrilonitril’ (vinil siyanür) denilen ve yaşamın yapı taşı olan hücre mimarisinin oluşumunu sağlayabilecek bir kimyasal bileşen bulunduğunu ortaya çıkardı.

NASA’nın araştırmasına göre ‘akrilonitril’ moleküllerine uydunun güney kutbunda daha yoğun miktarda rastlanırken bu moleküllerin Titan’da hakim olan ortalama eksi 179 derecede damlacıklar halinde oluşarak sıvı metan gazıyla kaplı göllere düşüyor.

Uzmanlar, Titan uydusunun zorlu atmosfer koşullarında canlı yaşamının ortaya çıkmasını sağlayabilecek korumayı sağlayabileceğini de ileri sürdü.

Daha önce sonuçları ‘New Scientist’ dergisinde yayımlanan araştırmada, Gezegen Bilim ve California Teknoloji enstitülerinde görevli bilim adamları Amanda Hendrix ve Yuk Yung, Titan ile ilgili verileri inceleyerek uydunun gelecekte insanoğlunun yaşaması için gerekli çeşitli enerji kaynaklarını barındırdığını ortaya koymuştu.

Johns Hopkins Üniversitesi’nde görevli gezegen bilimci Ralph Lorenz, Titan’ın uzun dönemde Mars’tan sonra insanoğlunun varlığını sürdürebileceği en önemli ikinci yer olacağını kaydetmişti.

 


‘Keşfedilen 7 gezegenden 2’sinde yaşam mümkün’

Gökbilimciler, geçen yıl keşfedilen Dünya büyüklüğündeki 7 gezegenden 2’sinde yaşamın mümkün olabileceğini ortaya koydu.

––––––––––––––––––––––––––– 24. 01 . 2018 –––––––––––––––––––––––––––––

merikan Uzay ve Havacılık Dairesi NASA’nın geçen yıl Güneş Sistemi dışındaki Trappist-1 yıldızının yörüngesinde Dünya büyüklüğünde 7 gezegen keşfetmesiyle dünya dışında bir yerlerde yaşam olup olmadığını bulmak için hayati bir adım atıldı.

Gezegenlere daha yakından bakan bilim insanları, Trappist-1 yıldız sistemindeki gezegenler ve içlerindeki karmaşık yapıyı modelledi.

NASA’nın açıkladığı 7 yeni gezegen

Her birinde, ısı kaynağı ve su olup olmadığı incelendi.

SU OLABİLİR

Modellenen 7 gezegenin 6’sında, buz ya da sıvı halinde su olabileceği sonucuna varıldı.

Bir sonraki aşama, gezegenlerin yüzeyindeki ısı miktarının anlaşılmasına yönelikti.

ORTALAMA 15 DERECE SICAKLIK

D gezegeninde ortalama ısının 15 derece olduğu hesaplandı. Bu, dünyadaki ortalama sıcaklığa çok yakın.

ANTARKTİKA GİBİ

E gezegenindeki ortalama ısının ise Antarktika’dakine yakın olduğu, bu gezegende de yaşam oluşabileceği hesaplandı.

Yeni keşfedilen TRAPPIST-1 sistemindeki gezegenlerden biri olan TRAPPIST-1f’in olası yüzey görünümü

Bu amaçla gezegenlerin yörüngeleri de modellendi. Yörüngelerin yumurta şeklinde olması ise, detaylı bir modelleme yapmayı zorlaştırdı. Araştırmanın sonucunda, bu gezegenlerden ikisinde yaşanabilir koşullar olabileceği ortaya kondu.

Bu gezegenlerin bizim gelecekteki evimiz olabileceği gibi, Dünya’dakine benzer bir yaşamın varolduğu yeni komşularımız da olabileceği yorumları yapıldı.

Sputnik

Direksiyonsuz, pedalsız araç dönemi başlıyor

Otomobil teknolojisi hızlı ilerleyişini sürdürüyor. Direksiyonu, gaz ve fren pedalları bulunmayan araç 2019’da yollarda olacak.

––––––––––––––––––––––––––– 18. 01 . 2018 –––––––––––––––––––––––––––––

tomobil teknolojisi hızlı ilerleyişini sürdürüyor. Direksiyonu, gaz ve fren pedalları bulunmayan araç 2019’da yollarda olacak. Otomotiv sektöründe elektrikli ve sürücüsüz araç modelleriyle başlayan devrim baş döndürücü hızda ilerliyor.

Direksiyon simidi, gaz ve fren pedalları bulunmayan yeni bir araç modeli, 2019 yılında General Motors (GM) tarafından taksi benzeri hizmetlerde kullanılmak üzere ABD’nin bazı bölgelerinde yollarda olacak.

ARAÇ PAYLAŞIM SERVİSİNDE KULLANILACAK

GM otonom araçlar konusundaki çalışmalar için, bu konuda adını duyuran San Francisco merkezli Cruise’u bir süre önce bünyesine katmıştı. 4. nesil otonom araç segmentinde yer alan yeni aracın geliştirilmesinde Cruise’un satın alınmasının önemli bir katkı sağladığı belirtiliyor.

Wired adlı internet sitesinde yer alan habere göre, GM’nin yatırımlarının amacı bu aracı satışa sunmaktan çok araç paylaşım servisinde kullanmak.

Direksiyonu ve pedalları olmadığı için ABD’de mevzuat engeline takılan GM, onay almak üzere gerekli başvuruları yapmış durumda. 

Kaynak: Sputnik