Category Archives: Çevre

Dinamitle yaşamaya çalışan mahalle: Çözüm bekliyoruz

Sultangazi’deki taşocakları yıllardır toz toprak saçıyor. Derinlikleri yüzlerce metreyi bulan taşocaklarının hemen yanında bulunan Cebeci Köyü sakinleri patlamalar nedeniyle huzursuz. Patlatılan dinamitler, mahallede deprem etkisi oluşturuyor. Mahalle sakinleri, ” Eskiden akan derelerden su içerdik. Deremizde balıklar vardı, kurbağalar ötüyordu. Şu anda ise derelerimiz çamur akıyor. Taş ocaklarında toplanan çamurları dereye basıyorlar. Bunu da herkes biliyor. Hepimiz bu ocakların kapanmasını istiyoruz” diyor. Yazının Devamı…

Kentsel tarım geleneksel tarıma alternatif olabilir mi?

Şehirler büyüyor, gıda ihtiyacı artıyor ancak kaynaklar sınırlı. Gökdelenlerin terasları ya da hobi bahçeleri çözüm olabilir mi? Yazının Devamı…

Asi Nehri görünmez hale geldi!

Hatay’daki Asi Nehri’nin yüzeyini kaplayan su sümbüllerinin temizliğine başlandı. Büyükşehir Belediyesi ekipleri, tekneyle istilacı bitkileri topluyor. Çalışmaların hava koşullarına bağlı olarak birkaç gün süreceği belirtiliyor. Yazının Devamı…

850 hektarlık Avlan Gölü, futbol sahası kadar kaldı

Antalya’nın Elmalı ilçesindeki 850 hektar büyüklüğünde olan Avlan Gölü’nün neredeyse tamamı kurudu. Göldeki su miktarı futbol sahası kadar kalınca göçmen kuşlar, Elmalı’yı 3 yıldır pas geçmeye başladı. Yazının Devamı…

 


Cerattepe’de çevrecileri sevindiren haber: 240 hektarlık işletme izni kararı iptal edildi

Artvin’in Kafkasör Yaylası Cerattepe mevkisinde, madencilik faaliyeti için ‘Çevresel Etki Değerlendirme olumlu’ raporunda 22 hektar gösterilen alana verilen işletme izninin 240 hektara çıkarılmasına karşı açılan davada, Rize İdare Mahkemesi kararını verdi. Mahkeme, ÇED olumlu raporunun 22 hektar için verildiğini belirterek, 240 hektarlık işletme izni kararını iptal etti.

––––––––––––––––––––––––––––––– 28. 11. 2018 –––––––––––––––––––––––––––––––

rtvin’in Kafkasör Yaylası Cerattepe mevkisinde, madencilik faaliyeti için ‘Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) olumlu’ raporunda 22 hektar gösterilen alana verilen işletme izninin 240 hektara çıkarılmasına karşı açılan davada, Rize İdare Mahkemesi kararını verdi. Mahkeme, ÇED olumlu raporunun 22 hektar için verildiğini belirterek, 240 hektarlık işletme izni kararını iptal etti.

Kafkasör Yaylası’ndaki Cerattepe mevkisinde, madencilik faaliyetlerine karşı Yeşil Artvin Derneği üyeleri ve yöre halkının mücadelesi sürüyor. Cerattepe’deki madencilik faaliyeti için ‘ÇED olumlu’ raporunda 22 hektar gösterilen alana verilen işletme izninin 240 hektara çıkarılması, tepkilere neden oldu. Cerattepe’deki madencilik faaliyetlerine karşı mücadele veren Yeşil Artvin Derneği üyeleri ile sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin de aralarında bulunduğu 351 kişi ‘işletme izninin iptali’ istemiyle Rize İdare Mahkemesi’ne dava açtı. Mahkeme, ÇED raporu olmadığına vurgu yaptığı alan için verilen 240 hektarlık işletme izni kararını iptal etti.

cerattepe-de-240-hektarlik-isletme-izni-karari-iptal-edildi-536051-1.

‘UMUT VEREN BİR KARAR OLDU’
Yeşil Artvin Derneği Başkanı Nur Neşe Karahan maden şirketinin ÇED izinlerini 22 hektarlık alan için aldığını ancak bunun sonradan 240 hektara çıkarıldığını söyledi. Karahan, “Artvin’de henüz hiçbir şey bitmedi, mücadelemiz de devam ediyor. ‘Her şey bitti’ diyenler için güzel bir cevap oldu. Olumlu bir karar. Gerçekten hiçbir şeyin bitmediğini gösteren bir karar. Halkın haklı olduğu bu davada hep birlikte sonuç alınabileceğini düşünüyoruz. Bu yanlıştan dönüleceğine inanıyoruz. Bu bizim için moral oldu, umut oldu” dedi.

cerattepe-de-240-hektarlik-isletme-izni-karari-iptal-edildi-536052-1.

‘CERATTEPE DAVASI BİTEN DAVA DEĞİLDİR’
Derneğin avukatı Bedrettin Kalın da yeniden hukuka uygun kararlar almaya başladıklarını belirterek, “Bizim mücadelemiz devam ediyor, edecek. Hiçbir şey bitmiş değil, Cerattepe davası biten bir dava değil; bugünkü karar bunu göstermiştir. Bu yönüyle önemli bir karar olduğunu düşünüyoruz” diye konuştu.

MÜCADELE 23 YIL ÖNCE BAŞLADI
Artvin’in Kafkasör Yaylası Cerattepe mevkisinde madencilik faaliyetlerinin planlanması üzerine, 1995 yılında kurulan Yeşil Artvin Derneği öncülüğünde birleşen Artvin halkı, mücadele başlattı. Bölgedeki ilk maden projesi, verilen hukuk mücadelesi sonunda 2002 yılında iptal edildi. 2011 yılında alan yeniden ruhsatlandırıldı. Artvinliler, 2013 yılında yeni bir hukuk mücadelesi başlattı. Yeşil Artvin Derneği öncülüğünde 751 kişi ile 61 avukat, 8 Temmuz 2015’te Rize İdare Mahkemesi’ne ÇED olumlu raporunun yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle Türkiye’nin en büyük çevre davasını açtı. Firma, ÇED raporu ile ilgili verilmiş bir yargı kararı olmaması nedeniyle Artvin Valiliği’ne başvurarak 16 Şubat 2016 tarihinde iş makinelerini Cerattepe bölgesine çıkarmak istedi.

cerattepe-de-240-hektarlik-isletme-izni-karari-iptal-edildi-536057-1.

Artvin halkı, araçları ile yola kurdukları barikatlarla iş makinelerinin bölgeye çıkmasına izin vermedi. İki gün boyunca polis ve jandarmanın biber gazı, cop ve plastik mermi ile yaptığı müdahalelerin ardından iş makineleri Cerattepe bölgesine çıkarıldı. Olayların büyümesi üzerine Artvin heyeti ile Ankara’da görüşen dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu, hukuki süreç sona erene kadar Cerattepe’de çalışma yapılmaması yönünde talimat verdi. Danıştay, 2017 yılı Temmuz ayında yerel mahkemenin ‘Madencilik yapılabilir’ kararını onadı. Böylece Cerattepe’de madencilik faaliyeti başladı.

(DHA)

Şavşat’ta, HES bitti, karar çıktı

Artvin’in Şavşat ilçesinde Arpalı Deresi üzerinde kurulan Susuz Regülatörü ve Hidroelektrik Santrali (HES) projesi için zaman aşımını gerekçe göstererek dava başvurusunu reddeden Rize İdare Mahkemesi’nin kararı, Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu tarafından bozuldu. 

––––––––––––––––––––––––––––––– 28. 11. 2018 –––––––––––––––––––––––––––––––

rtvin’in Şavşat ilçesinde Arpalı Deresi üzerinde kurulan Susuz Regülatörü ve Hidroelektrik Santrali (HES) projesi için zaman aşımını gerekçe göstererek dava başvurusunu reddeden Rize İdare Mahkemesi’nin kararı, Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu tarafından bozuldu. 7 yıldır süren hukuk mücadelesi sırasında HES projesi tamamlanırken, davacı avukat Halis Yıldırım, “Bu bir garabettir” dedi.

Şavşat’ın Arpalı Deresi üzerinde yapılan Susuz Regülatörü ve HES projesi için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, 2011 yılı Ağustos ayında ‘Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) olumlu raporu’ verdi. Bölgede yapımı planlanan HES’in önünü açan bu kararın 28 köyü susuz bırakacağını öne süren 74 kişi, Rize İdare Mahkemesi’nde ‘yürütmeyi durdurma ve iptal’ davası açtı. Davanın açılmasının ardından ‘ÇED Raporu’ için ‘yürütmeyi durdurma’ kararı veren mahkeme, ‘dava konusu uyuşmazlığın özelliği, çevreye etkileri ve projenin kapsamı dikkate alındığında ileride telafisi güç zararlar doğurabilecek nitelikte olmasına’ vurgu yaptı. Mahkeme bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verdi. Ancak mahkeme, bilirkişi incelemesi ve hazırlanan raporun ardından davayı, zamanında açılmadığına hükmederek reddetti.

Köylüler bunun üzerine Danıştay’a itirazda bulundu. Danıştay 14’üncü Dairesi de yaklaşık 2 yıl süren inceleme sürecinin ardından Rize İdare Mahkemesi’nin davayı ret kararını, projenin yapımıyla ilgili duyurunun ilçede gereğince yapılmadığına dayandırarak bozdu. Ancak buna rağmen, Rize İdare Mahkemesi eski kararda ısrar etti ve dava süre aşımı gerekçe gösterilerek reddedildi.

Yurttaşlar, bunun üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu’na ikinci kez temyiz başvurusunda bulundu. Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu, Susuz HES projesi ile ilgili yerel mahkeme kararını bozdu. Bozma kararında projenin yapımıyla ilgili duyurunun ilçede gereğince yapılmadığına yer verildi.

KARAR ÇIKTI, HES BİTTİ

Arpalı Deresi üzerinde kurulan Susuz Regülatörü ve Hidroelektrik Santrali (HES) projesine karşı 2011 yılından itibaren hukuk mücadelesi yürüten yurttaşlar, Danıştay’ın bozma kararı ile sevindi. Ancak, dava süresince yapımı süren Susuz HES tamamlandı.

Davanın avukatı Halis Yıldırım, yerel mahkemenin kararının Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu tarafından bozulduğunu belirterek, bundan sonra yerel mahkemenin ‘yürütmeyi durdurma’ kararı vermesini beklediklerini söyledi. Yıldırım “Bu karar tüm canlılar adına sevindiricidir. Bir an önce hukuken yapılması gereken tedbir amacıyla yürütmeyi durdurma kararı verilmesidir. Bu kararın takipçisi olacağız. Dava süresince HES projesi tamamlandı. Bu bir garabettir. Ancak her şeye rağmen kararın doğa ve canlılar lehine verilmesi sevindiricidir” dedi.

(DHA)

Balıkların yumurtlama alanı Turnasuyu Irmağı’nda kuruma tehlikesi

Ordu ve Giresun yaylalarının yan kolların birleşmesiyle oluşan Karadeniz’e özgü ‘Karadeniz alası’ veya ‘som balığı’ olarak isimlendirilen alabalıkların yumurtlama alanı olan Turnasuyu Irmağı, suyunun bir miktarının hidroelektrik santral projesi (HES) kapsamında tünellerle başka bir vadideki Melet Irmağı’na aktarılması sonucu kuruma tehlikesi ile karşı karşıya kaldı.

––––––––––––––––––––––––––––––– 28. 11. 2018 –––––––––––––––––––––––––––––––

adide yapımı planlanan 3 ayrı HES için aynı projenin uygulanacak olması derenin tamamına yakını için kuruma endişesi yarattı. Hukuk mücadelesi yürüten çevreciler, projelerin iptal edilmesini istiyor. Ordu ve Giresun’un yaylalarındaki yan kollardaki derelerin birleşmesiyle oluşan Kabadüz ile Altınordu ilçesi sınırları içinden geçen ve Karadeniz’e özgü ‘Karadeniz alası’ veya ‘som balığı’ olarak isimlendirilen alabalıkların yumurtlama alanı olan Turnasuyu Irmağı, HES nedeniyle kuruma tehlikesi ile karşı karşıya kaldı. Deniz seviyesinden 1500 metre yükseklikteki Giresun-Kabadüz sınırında yer alan Turnalık İkidere mevkiinde gölet oluşturuldu. Gölette depolanan su, tünelle Melet ırmağı üzerinde kurulan ve üretime geçen Darıca 2 HES’e aktarıldı.

baliklarin-yumurtlama-alani-turnasuyu-irmagi-nda-kuruma-tehlikesi-535753-1.

Altınordu ilçesi Hürriyet-Erenli-Gökömer Mahallesi sınırlarında belirlenen alana da benzer HES yapımı için çalışma başlatıldı. 2013 yılında verilen ‘ÇED olumlu’ kararı, çevreciler ile bölge halkının Ordu İdare Mahkemesi’ne başvurup, itiraz etmesi sonucu aynı yıl iptal edildi. Şirket tarafından projede değişiklik yapılarak, yeniden ‘ÇED olumlu’ raporu alındı. İkinci kez yapılan itiraz üzerine Ordu İdare Mahkemesi ‘yürütmenin durdurulması’na karar verdi. Vadide yapımı planlanan 3 ayrı HES için aynı projenin uygulanacak olması Turnasuyu Irmağı’nı kuruma tehlikesi ile karşı karşıya bıraktı. Hukuk mücadelesi yürüten çevreciler, projelerin iptal edilmesini istiyor.

‘IRMAKTA SU DEBİSİ DÜŞTÜ’

Ordu Çevre Derneği Yönetim Kurulu üyesi Ertuğrul Gazi Gönül, yerel mahkemenin verdiği kararı Yargıtay’ın onadığını, imar değişikliği yapılması halinde şirketin tekrar farklı bir projeyle yine HES yapımı için girişimde bulunabileceğini hatırlattı. Gönül, “Turnasuyu doğal güzelliği, tatlı su kefali ve kırmızı benekli alabalıklarıyla biliniyor.

baliklarin-yumurtlama-alani-turnasuyu-irmagi-nda-kuruma-tehlikesi-535754-1.

Turnasuyu’na şuanda akan suyun bir kısmı Giresun yaylalarından ve derelerinden geliyor. Irmağın yüksek rakımlı bölgesinde derelerden gelen suyun toplanmasıyla gölet yapıldı. Gölette biriken su Melet ırmağı üzerindeki HES’e aktarılıyor. Turnasuyu Irmağı’nda su debisinin çok düştüğünü gördük. Aynı şekilde benzer projelerin de alt bölgelere yapılması için çalışma var. Darıca 2’deki barajdan dolayı su birikimi yapıldığından başka bir tehlike daha var. Suyun çok azalmasından dolayı canlılar da etkilendi. Seviyenin 40 santimin altına düşmesiyle su ısınıyor ve doğal alabalık yaşayamıyor. Ayrıca buradan içmesuyu da temin ediliyor. Gelecek yıllarda ırmakta su hiç olmayabilir” dedi.

‘KARADENİZ’DE İKLİM DEĞİŞTİ’

Turnasuyu Irmağı’nda mevcut akan su debisinin yaz mevsiminde daha az olmasını beklediklerini, yine borularla taşınmasıyla ırmağı besleyen küçük çaplı derelerin de yok olacağı uyarısında bulunan Gönül, “Karadeniz artık ılıman küresel ısınma etkisiyle daha ılıman bir hal alıyor. Burası Akdeniz iklimine doğru gidiyor, bu sulara daha fazla ihtiyacımız olacak. Küresel iklimin ve barajların yapılmaya başlamasının etkisi yavaş yavaş görülmeye başladı bile. Dere ve ırmaklarda su debisi yazları azalıyor. Irmak üzerindeki projeler hayata geçerse kuruma tehdidi olur” diye konuştu.

YENİ KEŞİF ROTASI TURNASUYU VADİSİ 

Karadeniz’in en yeni keşif rotalarından biri olan Turnasuyu Vadisi, Ordu İli Merkez Turnasuyu mevkiinde Türkiye’nin en ideal yürüyüş parkuru özelliğini taşıyor. Henüz yeni yeni ortaya çıkan yürüyüş parkurlarının yaklaşık 6 km uzunluğa sahip olduğu Turnasuyu Vadisi, pek çok bakir köşesi ile doğa meraklılarının dikkatini çekiyor. Vadinin içerisinde bulunan Turnasuyu Deresi ise, sahip olduğu kayalık yatağı ve onu saran yeşil örtüsü nedeniyle dört mevsim boyunca berraklığını koruyor. Canik Dağları’ndan kıvrılarak Karadeniz’e doğru yol alan Turnasuyu Deresi boyunca, pek çok bitki çeşidi ve rengarenk çiçekler yer alır. Turnasuyu Vadisi’nin en dikkat çeken özelliklerinden biri de Karadeniz’e özgü olan ve ‘Karadeniz alası’ veya ‘som balığı’ olarak isimlendirilen alabalıkların yumurtlama alanı olması. Turnasuyu Deresi, başta su kefali olmak üzere çok sayıda tatlı su balığına ve tatlı su canlısına ev sahipliği yapıyor.

(DHA)

Muğla Yatağan’da ‘Asit göleti’ tehlike saçıyor!

Muğla’nın Yatağan ilçesindeki termik santralde kullanılan kömürden oluşan kül dağları nedeniyle Kapubağ Mahallesi’ndeki gölet tehlike saçmaya devam ediyor. Yapılan uyarılara karşın yetkililerin ciddi bir önlem almadığı gölete sadece “Uyarı, girmek yasaktır” tabelası asılması dikkat çekti.

––––––––––––––––––––––––––––––– 04. 11. 2018 –––––––––––––––––––––––––––––––

uğla’nın Yatağan ilçesindeki termik santralde kullanılan kömürden oluşan kül dağları nedeniyle Kapubağ Mahallesi’ndeki gölet tehlike saçmaya devam ediyor. Yapılan uyarılara karşın yetkililerin ciddi bir önlem almadığı gölete sadece “Uyarı, girmek yasaktır” tabelası asılması dikkat çekti. Muğla Çevre Platformu (MUÇEP) “Bunlar asit göleti” diyerek yetkilileri göreve çağırdı.

SÖZCÜ’den Mustafa Sarıipek’in haberine göre, Yatağan’da 36 yıldır faaliyet gösteren termik santralde elektrik üretmek için kullanılan kömürlerin kül halindeki atıkları, santrale yaklaşık bir kilometre uzaktaki Kapubağ Mahallesi’nin kırsalına dökülüyor. Yöre halkının kül dağı olarak nitelediği atıkların döküldüğü sahadaki büyük gölet ise çevrede için büyük bir risk oluşturuyor.;

asit-goleti-3
“UYARI, GİRMEK YASAKTIR”
Gölün mavi ve turkuaz rengi nedeniyle fotoğrafçılar akın ettiği göl ve çevresi, sağlık açısından da büyük tehlike oluşturuyor. Göletin girişine dikilen ve “Uyarı, girmek yasaktır” tabelasından başka önleyici hiçbir tedbirin alınmadığı bölgede, özellikle çocuklar ve hayvanlar için bir tehlike oluşturuyor.

asit-goleti-4
“GÖRÜNTÜYE ALDANMAYIN”
Muğla Çevre Platformu (MUÇEP) Ağır metallerle oluşan göletle ilgili sık sık uyarılarda bulunuyor. Görüntüye aldanmayın diyen MUÇEP yetkilileri şu açıklamayı yaptı: “Bu manzara Maldivler’den ya da Gökova Körfezi’nden değil. Suya dalma isteği uyandırıyor, değil mi? Sakın ha! Yatağan Termik Santrali’nin zehirli atıklarından oluşmuş asit göletleri bunlar. Kül barajının kapladığı alan şimdilik 700 hektar; yani kabaca bin futbol sahası kadar… Etrafta hiçbir uyarı levhası falan da yok. Buradan su içme gafletinde bulunmuş börtü böcek anında ölmüş. Kim bilir daha nice canlıyı öldürmüştür bu ölüm göleti”
asit-goleti-5

“ÖNLEM EN KISA ZAMANDA ALINMALI”
Platform yöneticilerinden A. Serdar Denktaş, çevre mühendislerinin konuyla ilgili raporlar hazırladığını belirterek “Kömürün, organik içerikli bir madde olmasına rağmen oluşum aşamalarında içeriğine metal ve ağır metalleri de dahil edebildiğini bize mühendis arkadaşlarımız anlattı. Ağır metal ihtiva eden küller, su ile temas ettiğinde su bünyesine geçiyormuş. Doğal olarak da kül barajının tehlikesi de bu noktada başlıyor. Zaten Yatağan linyit kömürü içeriğinde radyoaktif veya ağır metal içeriği olduğu bazı bilimsel kaynaklarda geçiyor. Bu nedenle kül göletini oluşturan su içeriğinde canlıları olumsuz etkileyecek maddeler bulunduğunu bilim adamları açıkladı. Raporlar ortadayken gereken önlem en kısa zamanda alınmalı” diye konuştu.

Aydın’da çevrecilerden jeotermal eylemi

Aydın’ın Efeler ilçesinde yapılması planlanan jeotermal enerji santralini istemeyenler, yürüyüş ve basın açıklamasıyla seslerini duyurmaya çalıştı.

––––––––––––––––––––––––––––––– 03. 11. 2018 –––––––––––––––––––––––––––––––

aklaşık 80 gündür, Kızılcaköy Mahallesi’nde kurulan çadırda, yapılmak istenen jeotermal enerji santraline karşı eylemlerini sürdüren bölge halkı, bugün yürüyüş düzenledi. Yürüyüşe, CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül ve Aydın Baro Başkanı Gökhan Bozkurt da katıldı.

Jeotermal enerji santraline karşı çıkan yüzlerce kişi, Büyükşehir Belediyesi önünden Atatürk Kent Meydanı’na kadar yürüdü. Eyleme katılanlar, ellerinde santral karşıtı dövizler taşıdı, “Jeotermal istemiyoruz” sloganı attı. Meydanda ise polis, geniş güvenlik önlemleri aldı.

Burada açıklama yapan avukat Akın Yakan, Jeotermal tesisin 56 megavat güçte kurulmasının planlandığını belirterek, Kızılcaköy Mahallesi halkının jeotermal tesis istemediğini, bunun için protesto eylemi yaptıklarını söyledi.

‘YASALARA AYKIRI’

Meydanda sloganlar atarak jeotermal enerji santraline karşı tepkilerini dile getiren topluluk adına açıklama yapan avukat Akın Yakan, ” Aydın ‘da yapılmaya çalışılan, çiftlik alanı olarak tanımlanan alandaki jeotermal tesisi halk istemiyor. Bu eylem, bu yürüyüş ve mitingin anlamı ve amacı budur. Yapılması planlanan bu tesis, Mimar Sinan Mahallesi’ne kuş uçumu 1000 metre civarındadır. Yerleşim yerlerine bu kadar yakın noktalara, yakın yerlere, jeotermal tesisi kurulması açıkça yasalara, uluslararası normlara aykırıdır. Jeotermal tesis kurulmak istenen alan birinci sınıf tarım alanıdır. Zeytin ve incir ağaçları içerisinde hiçbir şekilde jeotermal enerji santrali yapılmaz. Biz buna karşıyız” dedi.

Grupta bulunan Vacide Uyanık ise jeotermalin doğaya zarar verdiğine inandıklarını bu nedenle yürüyüşe katıldıklarını ifade etti

Yürüyüş ve miting yaklaşık 2 saat sürdü. Ardından topluluk, sessizce dağıldı. (DHA)

İklim değişikliği Efes’i tehdit ediyor

Akdeniz bölgesini kapsayan bir araştırma iklim değişikliği sonucu deniz seviyesindeki yükselme ve erozyonun kültür mirasını tehdit ettiğini ortaya koydu. Araştırmaya göre Efes antik kenti en riskli bölgeler arasında.

––––––––––––––––––––––––––––––– 20. 10. 2018 –––––––––––––––––––––––––––––––

kdeniz bölgesinde, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü’nün (UNESCO) Dünya Mirası listesinde yer alan çok sayıda antik kent deniz seviyesinin yükselmesi ve erozyon tehlikesi nedeniyle tehdit altında bulunuyor. Nature Communications dergisinde yer alan bir araştırmaya göre tehdit altındaki antik kentler arasında İzmir’in Selçuk ilçesi sınırlarında yer alan Efes antik kenti de bulunuyor.

Deutsche Welle’ de yer alan habere göre, araştırmada, aralarında Türkiye’den İstanbul’un tarihi kısımları ile Efes ve Fethiye yakınlarındaki Xanthos-Letoon antik kentlerinin de bulunduğu, Akdeniz bölgesinde kıyılara yakın 49 tarihi şehir incelendi. Araştırma, deniz seviyesinin yükselmesi nedeniyle gelecek yüz yıl içinde bu kentlerin 37’sinin sular altında kalması, 42’sinin ise kıyılarda meydana gelebilecek erozyon tehdidiyle karşı karşıya olduğunu ortaya koydu. Araştırmaya göre, 2100 yılına kadar Akdeniz bölgesinde deniz seviyesinin yükselmesi ile oluşacak sel riskinin yüzde 50, erozyon riskinin ise yüzde 13 artacağı tahmin ediliyor.

Araştırmaya göre, 2100 yılında deniz seviyesinin yükselmesi halinde İstanbul orta riskli, Efes ise yüksek riskli bölgeler arasında bulunuyor. Erozyon tehlikesinde ise Efes “çok yüksek riskli”, İstanbul ise “orta riskli” kategorisinde yer alıyor. Fethiye yakınlarındaki Xanthos-Letoon antik kentinde ise taşkın ve erozyon tehlikesi bulunmuyor.

Venedik tehdit altında

Araştırma göre, 2100 yılında Akdeniz bölgesinde deniz seviyesinin yükselmesi nedeniyle en çok tehdit altında olan yerlerin başında İtalya’nın Venedik Lagünü, Po Nehri deltasındaki Ferrara kenti ile Aquileia Bazilikası geliyor. Hırvatistan’da Adriyatik kıyısındaki tarihi Trogir kenti ve Sibenik Katedrali tehdit altında bulunuyor.

Erozyon tehlikesinin çok yüksek olduğu yerler arasında ise Lübnan’ın tarihi Sur kenti ile Yunanistan’ın Sisam Adası’ndaki Pythagorion ve Heraion antik kentleri gösteriliyor.

Araştırma kapsamında iklimlerin değişikliğine ilişkin dört farklı senaryoyu inceleyen bilim insanları, 2100 yılına kadar deniz seviyesinin ne kadar yükselebileceğine dair tahminlerde bulundu. Dünyanın ısınması sonucu buzulların eridiğini ve deniz seviyesinin yükseldiğini belirten bilim insanları, deniz seviyesi yükseldikçe riskin de arttığına dikkati çekti. Bu tarihi yerlerin korunması için önlem alınması gerektiğine işaret eden bilim insanları öncelikle insanların bu kentlerin kaybolmasının ne anlama geleceğini kavramaları gerektiğini vurguladı.