Category Archives: Çevre

Gürsel Tekin’den Silivri’de “tarım arazisi” tepkisi

CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin, geçtiğimiz Nisan ayında İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden KİPTAŞ tarafından satın alınan 173 bin metrekarelik tarım arazisine konut yapılması için imar planının artırıldığını belirterek tepki gösterdi.

––––––––––––––––––––––––––– 15. 12 . 2017 –––––––––––––––––––––––––––––

HP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin, geçtiğimiz Nisan ayında İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden KİPTAŞ tarafından satın alınan 173 bin metrekarelik tarım arazisine konut yapılması için imar planının artırıldığını belirterek tepki gösterdi. “İstanbul’un tek tarım alanı olan bu alanlar imara açılıyor. KİPTAŞ’ın vatandaşın yerini alarak, sonra rant elde etmesi gibi böyle kötü örnekler olursa, gözü dönmüş müteahhitlerin beton lobilerinin neler yapacağını bir düşünün”

 

 

Gürsel Tekin, Silivri Belediye Başkanı Özcan Işıklar ve CHP Silivri İlçe Başkanı Suna Göçengil ile birlikte Piri Mehmet Paşa mahallesindeki söz konusu arazide basın açıklaması yaptı.

Tekin, arazinin KİPTAŞ’a geçtikten sonra 2 kat olan imar planının ilk önce 12’ye çıkarıldığını ancak gelen tepkiler ve yapılan itirazlar üzerine 8 kat olarak açıklandığını ve bunu da kabul etmeyeceklerini söyledi.

Tekin, “Biz Silivri’de tarım alanlarının imara açılmasına karşıyız. İmar planı 12’de 8’de 6 kat da olsa da karşıyız” dedi.

“HİÇ OLMAZSA BURALARA ‘İHANET’ ETMEYELİM”

Gürsel Tekin, “15 yıl öncesi İstanbul’un merkezlerinde bile tarım alanları vardı, şehirlerin ortasındaki tarım alanlarını bitirdiler ve her yer betonlaştı. Şimdi ise şehrin çeperlerinde olan Silivri, Şile gibi yerleri ne yazık ki betona açmak istiyorlar. Bu konuda hükümetin bütün yetkililerine çağrıda bulunuyorum. Bugüne kadar yeterince ihanet edildi hiç olmazsa buralara ‘ihanet’ etmeyelim” şeklinde konuştu.

“BIRAKIN BURASI TARIM ALANLARI OLARAK KALSIN”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul ile ilgili “ihanet ettik” sözlerini hatırlatan Gürsel Tekin, şunları söyledi:

“Dikey yapılaşmaya karşı çıkılırken şimdi bir baktık Silivri’de tarım alanının içinde 12 katlı yapılaşmanın planlarının yapıldığını gördük. Kamuoyunun desteğiyle ve arkadaşlarımızın itirazlarıyla bu kez de lütufmuş gibi 8’e indirdiler. Bunu kabul etmek mümkün değil. CHP olarak tek talebimiz bırakın burası tarım alanları olarak kalsın. Hiç olmazsa insanlarımızın gıda ihtiyacını karşılaması için olarak buralar tarım olarak kalsın. Buranın imar planını derhal iptal etmeleri gerekiyor. Bu imar planını devletin kurumu yapıyor. Yani Devletin bir kurumu böyle sorumsuzca davranırsa o zaman beton lobisinin önüne geçmesi mümkün değil.”

SİLİVRİ BELEDİYE BAŞKANI IŞIKLAR’IN TEPKİSİ

Özcan Işıklar da yaptığı açıklamada, arazinin yaklaşık 50 bin metrekarelik alanında düşük yoğunluklu konut alanı olduğunu geri kalanının ise tarım alanı olduğunu vurguladı. Arazinin durumuyla ilgili olarak önceki sahibinin kendilerine gelerek buranın imar durumuyla ilgili bilgi istediğini belirten Işıklar, 2 kat olan imar planının değiştirilmesinin mümkün olamayacağını kendisine söylediklerini aktardı.

“9 YILDIR BELEDİYE BAŞKANIYIM 9 KATLI BİNA YAPTIRMADIM”

Silivri’de ‘kent çevresi tarımı’ yaptıklarını kaydeden Başkan Işıklar, Türkiye’de ilk kez belediye olarak tarım koleji açtıklarını, Silivri’deki tarım alanlarını korumak içinde de projeler ürettiklerini söyledi. Işıklar, “Ancak burada çok kötü bir imar kararı var. Bu kötü örnek, domino etkisi yapacak ve buranın tamamını kaybedeceğiz. Biz, Silivri’nin bir tarım şehri olması için kanun teklifi verdik, Silivri’nin organize tarım bölgesi olması için çalışıyoruz. Dokuz yıldır Silivri Belediye Başkanıyım, 9 katlı bina yaptırmadım. Biz buraya bunları yaptırtmıyoruz ama böyle bir projenin açıklanması da hiç yakışmıyor” dedi.

“VAZGEÇİLMEZSE HUKUKİ HAKKIMIZI KULLANARAK DAVA AÇACAĞIZ”

İmar artışı kararına gerekli itirazların yapıldığını kaydeden Başkan Işıklar, “Bugün yaklaşık 7 bin imza toplayıp meclise (İBB) götürdük. İtiraz dilekçemizi verdik, askı süresinde itirazımızı yaptık. Ama öğrendiğimiz kadarıyla bu kez 8’inci kata düşürüleceği bilgisini aldık. İçeriğini bugün meclise geldiğinde öğrenmiş olacağız. Biz buna da itiraz edeceğiz. Bizim 8 kat, 6 kat, 4 kat gibi bir düşüncemiz yok. Böyle bir pazarlığa gerek de yok. Burada biz konut yapılmasına, betonla demirle burada bu arazinin kaybedilmesine karşıyız. Mecliste eğer düşündüğümüz gibi buradan vazgeçilmezse Silivri Belediyesi olarak hukuki hakkımızı kullanarak dava açacağız” şeklinde konuştu. 

İBB AÇIKLAMA YAPMIŞTI

Öte yandan önceki sahipleri tarafından buğday ve ayçiçeği gibi tarım ürünleri yetiştirilen alan üzerinde bugün hiçbir yapı bulunmazken, arazinin KİPTAŞ’a ait olduğunu gösteren bir tabela bulunuyor. Söz konusu arazinin imar durumuyla ilgili İBB tarafından geçen hafta bir açıklama yapılmış ve projenin 6-8 kat olması planlanmakta olup nihai durumun proje sürecinde değerlendirileceği açıklanmıştı. (DHA)

Gökçeada’da maden araması iptal edildi

Türkiye’nin en büyük adası olan ve organik tarımın yanı sıra turizmde ismini duyuran Gökçeada’da, altın ve gümüş madeni çalışmaları için ÇED talebinde bulunan bir madencilik şirketinin Çanakkale Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından talebin geri çekildiği duyuruldu.

––––––––––––––––––––––––––– 14. 12 . 2017 –––––––––––––––––––––––––––––

ökçeada’da altını ve gümüş madeni aramak için başlatılan ÇED süreci sonlandırıldı. Çanakkale Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nden yapalan açıklamada, “Merih madencilik şirketi 14.12.2017 tarihinde e-ÇED sistemi üzerinden proje iptal talebinde bulunmuş olup müdürlüğümüzce bu talep uygun bulunmuş ve ÇED süreci iptal edilmiştir.”

Türkiye’nin en büyük adası olmasının yanı sıra, tatlı su kaynakları dünya üzerinde kendisine yetebilen 4 adadan biri olma özelliğini taşıyan Gökçeada, 2011 yılında almış olduğu Cittaslow (sakin şehir) unvanı ile dünyanın ilk ve tek sakin adası seçildi

Hürriyet’in haberine göre, altın arama izni ile ilgili Gökçeada’da yaşayan çevreciler büyük tepki göstermişlerdi. Gökçeada Belediye Başkanı Ünal Çetin: ‘‘Kendilerine asla olumlu görüş vermeyeceğimizi bildirdim. Kamuoyu gücüne inanıyoruz ve bu yanlış karardan vazgeçileceğini düşünüyoruz” demişti.

Merih Madencilik Şirketi tarafından adada altın ve gümüş madeni arama başvurusu yapılmıştı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çanakkale İl Müdürlüğü tarafından yapılan duyuruda Yuvalı mevkisinde maden aramak için yapılan başvurunun olumlu olduğu ve ÇED sürecinin başlatıldığı duyurulmuştu.

2011 yılı Haziran ayında almış olduğu Cittaslow (Sakin şehir) unvanı ile dünyanın ilk ve tek sakin adası seçilen Gökçeada bu karar büyük yankı uyandırdı. Adadaki tüm STK’lar haftabaşında biraraya gelerek altın madenine karşı olduklarını ortak bir deklerasyonla duyurdular.

Bu gelişmeler üzerine Çanakkale Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü bir açıklama yaparak ÇED sürecinin iptal edildiğini belirtti. Açıklamada Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nce herhangi bir olumlu görüş verilmediği, 13 kuruma görüş sorulduğu, ÇED sürecinin de askıya alındığı ifade edildi. Proje başvurusunda bulunan Merih Madencilik şirketinşn de elektronik sistem üzerinden projeyi iptal talebinde bulunduğu ve bunun uygun görüldüğü açıklandı.

Gökçeada Belediye Başkanı Ünal Çetin kararı sevinçle karşıladıklarını kamuoyu gücüne güvenmekle ne kadar haklı olduklarının bir kez daha ortaya çıkmasına sevindiklerini söyledi. Gökçeada Gönüllüleri Derneği de kendilerine destek veren tüm sivil toplum örgütlerine teşekkür ettiklerini, Gökçeada’nın bir felaketin eşiğinden döndüğünü açıkladı.

YAKININDA MİLLİ PARK

2002 yılından bu yana ada içerisinde gerçekleştirilen organik tarım faaliyetleri ile özellikle 2008 yılından bu yana gerçekleştirilen tarım turizmi uygulamaları sayesinde misafirlerine eşsiz bir doğal ortam sunan Gökçeada, 2011 yılı Haziran ayında almış olduğu Cittaslow (Sakin şehir) unvanı ile dünyanın ilk ve tek sakin , adası seçilmişti. Turizm, tarihorganik tarım ve doğa sporları ile son yılların gözde mekanları arasında yer alan ada altın madeni ruhsat izni ile sarsılmıştı.

Uzmanlar 1 kilo altın için 1000 ton kayanın eritilmesi gerektiğini ve bunun siyanürle gerçekleştiğini söylüyor. Gökçeada’nın topografik yapısını değiştirecek kararın uygulanması halinde yeraltı suları ve adada bulunan 5 göl ciddi tehdit altında kalacaktı. Maden aranacak bölgeye 14 kilometre mesafede Sualtı Milli Parkı bulunuyor. Yine 11 kilometre yakınında ise Tuz Gölü yer alıyor. Maden şirketinin proje dosyasında milli parkın ve gölün aramadan etkilenmeyeceği ifade ediliyor.

Proje alanına en yakın mesafede bulunan güney yönünde Damlar deresi, kuzey yönünde Çamiçi deresi, güneybatı yönünde 2505 metre mesafede Şahinkaya göleti, kuzeybatı yönünde 1549 metre mesafede İncesu deresi yer alıyor. Söz konusu derelere katı veya sıvı atık atılmayacağı taahhüt edilmişti ancak toprağın yüzlerce metre altına yapılacak sondajların yeraltı sularına vereceği zarardan başvuru dosyasında söz edilmemişti.

Gölcük Tabiat Parkı’na tartışmalı ihale!

Bolu’nun doğal güzellikleriyle ünlü Gölcük Tabiat Parkı’na dağ köşkü, 25 bungalov ve göl gazinosu yapılması için 19 Aralık’ta ihale açılacak. Doğa harikası park, 22 yıllığına özel işletmeye verilecek.

––––––––––––––––––––––––––– 13. 12 . 2017 –––––––––––––––––––––––––––––

olu’nun doğal güzellikleriyle ünlü Gölcük Tabiat Parkı’na dağ köşkü, 25 bungalov ve göl gazinosu yapılması için 19 Aralık’ta ihale açılacak. Doğa harikası park, 22 yıllığına özel işletmeye verilecek. Bolu Belediye Başkanı Alaaddin Yılmaz, Bolu halkının doğasına sahip çıkan özelliğe sahip olduğunu belirterek, “Ben, yanlış bir şey yapsam önümde Bolu halkı durur. Orman Bakanlığı, fazladan ağaç keserse onun önüne de Bolu insanı çıkar. Bolu’yu kimse katledemez” dedi. CHP Bolu Milletvekili Tanju Özcan ise Gölcük’ün yapılanmaya açılmasının doğa katliamına neden olacağını savunarak, projeye karşı olduğunu söyledi.

Bolu Belediyesi tarafından Orman ve Su İşleri Bakanlığı’ndan 2012 yılında 29 yıllığına kiralanan Gölcük Tabiat Parkı, 22 yıllığına özel işletmeye verilecek. İhalenin 19 Aralık günü yapılacağı belirtilirken, ihaleyi kazanan şirketin park sınırları içinde belirlenen alana, dağ köşkü ve 25 bungalov yapacağı kaydedildi. Ayrıca park içinde bulunan Gölcük Göl Gazinosu da ihale kapsamında yer alacak ve 1 yıl içinde yeni işletmeciye geçecek. Göl kenarında bulunan restoran da yıkılıp, yerine 19 odalı butik otel yapılacak. Dağ köşkü ve bungalovlar için 16 aylık inşaat süresi öngörülürken, gölün çevresi tamamen rekreasyon alanı olarak düzenlenecek.

Proje kapsamında Gölcük çevresiyle ormanın içine 5’er kilometrelik patikalar yapılacak ve göl çevresinde mangal yakılmasına izin verilmeyecek. Mangal yakmak için Gölcük’e 200 metre uzaklıkta yapımı süren yeni piknik alanı kullanılacak. Ayrıca Gölcük ile bağlı olduğu Karacasu beldesi arasında 1,5 kilometre uzunluğunda dağ kızağı ve 3 kilometrelik teleferik hattı kurulacak.

BAŞKAN YILMAZ: BOLU’YU KİMSE KATLEDEMEZ

Proje ile Gölcük’ün doğal yapısına hiçbir zarar verilmeyeceğini vurgulayan Bolu Belediye Başkanı Yılmaz, şunları söyledi:

“Bizde ağaç kesme, arazi elde etme olmaz. Başka yerleri talan etmişler, fındık ve çay tarlası haline getirmişler, hatta yaylaları turizm alanı açısında talan etmişler. Bolu insanı, tabiatına sahip çıkan özelliğe sahiptir. Bize Allah, bol miktarda ağaç verdiği halde ağaca zarar vermeyen toplum yapısına sahip bir yerdeyiz. Zaten tabiatımızın güzelliğini ancak geleceğe taşıyacağız. Öyle olunca da Orman Bakanlığı, Milli Parklar Genel Müdürlüğü ile birlikte yıllardır süren çalışmalardan sonra olabilmesi gereken planlı bir alana dönüştürmeye çalıştırıyoruz. Şu an Türkiye’nin talan edilmiş bölümlerinin tamamı, plansız yapıldığı için talandır; ama maalesef algı öyle bir yapılıyor ki hemen ‘Ağaçlar kesilecek’ diyorlar. Bolu’da ağaç kesilmez. Bolu’da ağaca sahip çıkılır. Görmek isteyenler, Bolu’ya gelsin. Buradaki bu kadar ağaçları kim dikti? Zaten tabiatımız, ağaç fışkırtıyor. Buna sahip çıkan Bolu insanıdır. Ben, yanlış bir şey yapsam önümde Bolu halkı durur. Orman Bakanlığı fazladan ağaç keserse onun önüne de Bolu insanı çıkar. Biraz medyatik gibi görünen, ‘Katlolacak, mahvolacak’ gibi yorumları yapanlar, katli görmek istiyorlarsa görmek istedikleri yerde görsünler. Bolu’yu kimse katledemez. Bolu’nun sahibi Bolululardır.”

CHPLİ ÖZCAN: DOĞA KATLİAMININ ÖNÜ AÇILACAK

CHP Bolu Milletvekili Özcan ise projeye karşı çıktığını belirterek, “Şartnameyi inceledim. 20 küsür bungalov yapılacakmış. Öyle anlaşılıyor ki şu anda restoranın olduğu yere de çok katlı otel yapma peşindeler. Artık bunun birkaç tane sorunu olacak. Bunlardan birincisi Gölcük halka kapanacak ve özel bir yer haline gelecek. İkincisi ise Gölcük yapılanmaya açıldığı için ileri dönük olarak orada bir doğa katliamının önü açılacak. Buna şiddetle karşıyım. Devamında neler olabileceğini çok yakından takip ediyorum. Önümüzdeki günlerde bu konuyla ilgili yargıya müracaat edip, etmeyeceğimizi değerlendireceğiz. Gölcük, Bolu’nundur. Ayder Yaylası ve Uzungöl’de de başta ağaç kesilmeyecek denmiş; ama öyle olmamış” diye konuştu.

Gölcük Tabiat Parkı’na İstanbul’dan ziyaret için gelen Nurhayat Gül ise Gölcük’te yapılması planlanan ihaleyle ilgili “Bu yerler, çok kıymetli cennet köşeler. Ben, çok geziyorum. Ayder’e ve Uzungöl’e dokunulmuş. Her şey para ve ticaret değildir. Kıyıda birkaç tesis yapılmış. İnsanlar dolaşıyor. Pikniğini yapıp, çayını kahvesini içiyor. Uzungöl ve Ayder’e her gittiğimde ağlıyorum. Oralar çok kötü halde. Ağaç kesmeden nasıl olacak? Nereye yapılacak? Ağaca çok kolay kıyılıyor. Ticaret ve para daha önemli. Yeter ki rant olsun” dedi.

Macron’dan ‘Tek Gezegen Zirvesi’nde Trump’a eleştiri

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Paris’te düzenlenen ‘Tek Gezegen Zirvesi’ nedeniyle yaptığı açıklamalarda ABD Başkanı Trump’ı eleştirdi: “ABD, Paris İklim Değişikliği Anlaşması’nı imzalamıştı. Bir ülkenin kendi başına böyle bir anlaşmadan ayrılma kararı alması ve diğerlerini yeniden müzakereye zorlaması çok saldırgan bir davranış.”

––––––––––––––––––––––––––– 12. 12 . 2017 –––––––––––––––––––––––––––––

aris İklim Değişikliği Anlaşması’nın ikinci yıldönümünde kapsamında Fransa’nın başkenti Paris’te düzenlenen Tek Gezegen Zirvesi’nde konuşan Macron, Haziran ayında Paris İklim Değişikliği Anlaşması’ndan çekilme kararı alan Trump’ın, tekrar anlaşmaya katılmaya karar vermesi durumunda ABD’yi kabul edeceğini söyledi.

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Paris İklim Anlaşması’nın yıldönümünde Tek Gezegen Zirvesi’ne ev sahipliği yapıyor. Zirvenin Paris Anlaşması hedeflerinin hayata geçirilmesine yardımcı olması umut ediliyor.

Paris İklim Anlaşması’nın yıldönümünde ‘Tek Gezegen Zirvesi’ (One Planet Summit) düzenleniyor. Bugün başlayan, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un ev sahipliğini yaptığı zirveyle, Paris Anlaşması hedeflerinin hayata geçirilmesine yardımcı olmak hedefleniyor.

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, zirve öncesi Paris İklim Anlaşması’nın ikinci yıl dönümünde, zengin ülkelere ve dünya çapında çalışan firmalara küresel ısınmayla mücadeleye daha fazla katkıda bulunma çağrısı yaptı. Macron yoksul ülkelere küresel ısınma nedeniyle yaşadıkları sorunları aşabilmeleri için daha fazla destek olunması gerektiğini de vurguladı.

CBS haber kanalına konuşan Macron, ABD’nin Paris Anlaşması’ndan çekilmesinin alarm çanlarının çalmasına neden olduğunu belirtti. Macron “Eğer harekete geçmez; üretim, yatırım ve davranış şeklimizi değiştirmezsek, milyarlarca kurbanın sorumlusu olacağız” şeklinde konuştu.

”Trump Paris Anlaşması’na geri dönerse biz buradayız”

Haziran ayında Paris İklim Değişikliği Anlaşması’ndan çekilme kararı alan ABD Başkanı Donald Trump’ın bu kararını tekrar gözden geçireceğini umduğunu belirten Macron, şöyle dedi:

“ABD, Paris İklim Değişikliği Anlaşması’nı imzalamıştı. Bir ülkenin kendi başına böyle bir anlaşmadan ayrılma kararı alması ve diğerlerini yeniden müzakereye zorlaması çok saldırgan bir davranış. Bunu söylediğim için çok üzgünüm ama maalesef gerçekler bunlar.”

ABD Başkanı Trump’ın yeniden müzakerelere açık olmasının bir şey değiştirmeyeceğini de söyleyen Macron, “Anlaşmayı imzalayan 190 ülkeyle tekrar müzakereye girmek benim için yapılabilecek bir şey değil. Üzgünüm ama yapamam. Müzakerelere açık değiliz fakat Trump Paris Anlaşması’na geri dönmeye karar verirse biz buradayız” dedi.

50 Ülke lideri katılıyor

Paris’teki zirveye 50 ülkeden liderlerin yanı sıra sivil toplum kuruluşları, girişimciler, özel şirketler ve bilim adamları katılıyor. Zirveye yaklaşık 4 bin kişi davet edildi. ABD ise zirvede büyükelçi düzeyinde temsil ediliyor.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ABD’nin Paris Anlaşması’ndan çekileceğini duyurmasının ardından yaz aylarında zirve için çağrıda bulunmuştu.

Zirveden iki yıl önceki gibi uluslararası bağlayıcılığı olan bir anlaşma çıkması ise beklenmiyor. 190’dan fazla ülke tarafından 2015’te onaylanan Paris İklim Anlaşması, sera gazı emisyonunu 2030’a kadar 56 milyar ton düşürmeyi hedefliyor. Bu hedefle küresel sıcaklık artışının yüzyılın sonuna kadar 2 derecenin altında tutulması planlanıyor. (DW Türkçe/DHA)

Gökçeada’ya altın madeni tehdidi: ÇED süreci başlatıldı; bölge halkı karara tepkili

Altın madeni için sürecin başladığı Gökçeada’da karara tepki yağdı. Belediye Başkanı Ünal Çetin, ‘‘Maden çıkarılmasını bırakın sondaj yapılmasına da karşıyız. Önceki yıllarda yapılan sondajların ardından yeraltı sularımızın yeri değişti’’ dedi.

––––––––––––––––––––––––––– 08. 12 . 2017 –––––––––––––––––––––––––––––

ürkiye’nin doğal kaynaklara sahip organik adası Gökçeada, altın madeni tehdidi altında. Proje onaylanırsa Lazkoyu ve çevresindeki su kaynakları büyük zarar görecek. Özel bir Madencilik Şirketi tarafından Gökçeada’da altın ve gümüş madeni arama başvurusu yapıldı.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çanakkale İl Müdürlüğü tarafından yapılan duyuruda Yuvalı mevkisinde maden aramak için yapılan başvurunun olumlu olduğu ve ÇED sürecinin başlatıldığı belirtildi. Bölge halkı karara tepki gösterirken, Belediye Başkanı Ünal Çetin, ‘‘Maden çıkarılmasını bırakın sondaj yapılmasına da karşıyız. Önceki yıllarda yapılan sondajların ardından yeraltı sularımızın yeri değişti’’ dedi.

Hürriyet’ten Ömer Erbil’in haberi şöyle:

Yakınında milli park

2002 yılından bu yana ada içerisinde gerçekleştirilen organik tarım faaliyetleri ile özellikle 2008 yılından bu yana gerçekleştirilen tarım turizmi uygulamaları sayesinde misafirlerine eşsiz bir doğal ortam sunan Gökçeada, 2011 yılı Haziran ayında almış olduğu Cittaslow (Sakin şehir) unvanı ile dünyanın ilk ve tek sakin adası seçilmişti. Turizm, tarih, organik tarım ve doğa sporları ile son yılların gözde mekanları arasında yer alan ada altın madeni ruhsat izni ile sarsıldı. Adadaki tüm sivil toplum örgütleri birleşerek maden arama ruhsatının iptali için eylem yapmaya hazırlanıyor.

Uzmanlar 1 kilo altın için 1000 ton kayanın eritilmesi gerektiğini ve bunun siyanürle gerçekleştiğini söylüyor. Gökçeada’nın topografik yapısını değiştirecek kararın uygulanması halinde yeraltı suları ve adada bulunan 5 göl ciddi tehdit altında kalacak. Maden aranacak bölgeye 14 kilometre mesafede Sualtı Milli Parkı bulunuyor. Yine 11 kilometre yakınında ise Tuz Gölü yer alıyor. Maden şirketinin proje dosyasında milli parkın ve gölün aramadan etkilenmeyeceği ifade ediliyor. Proje alanına en yakın mesafede bulunan güney yönünde Damlar deresi, kuzey yönünde Çamiçi deresi, güneybatı yönünde 2505 metre mesafede Şahinkaya göleti, kuzeybatı yönünde 1549 metre mesafede İncesu deresi yer alıyor. Söz konusu derelere katı veya sıvı atık atılmayacağı taahhüt ediliyor. Ancak toprağın yüzlerce metre altına yapılacak sondajların yeraltı sularına vereceği zarardan başvuru dosyasında söz edilmiyor.

Altın ve gümüş maden arama projesinin gerçekleştirileceği alana en yakın yerleşim yeri 2875 metre mesafe de bulunan Şahinkaya Mahallesi ve 3274 metre mesafede bulunan Dereköy olduğu proje dosyasında ifade ediliyor. Bu köylerin gerek sondaj gerekse daha sonra açılması halinde maden faaliyetlerinden ciddi etkileneceği belirtiliyor. Burada yaşayan adalılar tedirgin.

Başkan madene karşı

Gökçeada Belediye Başkanı Ünal Çetin önceki gün Çanakkale Valiliği’ne giderek projenin durdurulmasını istedi. Çetin şöyle konuştu: ‘‘Kendilerine asla olumlu görüş vermeyeceğimizi bildirdim. Gökçeada’nın organik ada olması için mücadele ediyoruz. Tarım Bakanlığı Türkiye’de 6 havzadan biri olarak adamızı ilan etti. Turizm ve tarımın beraber gitmesini hayal ederken geldiğimiz nokta çok üzücü. Önceki yıllar MTA’nın sondaj çalışmaları sırasında sualtı kaynaklarımızın yönü değişti. Maden açılmasını bırakın biz sondaj yapılmasına da karşıyız. Onlarca metre toprağın altına iniliyor ve yeraltı su kaynakları bundan etkileniyor. Dünyada yeraltı su kaynakları açısından dördüncü adayız. Kamuoyu gücüne inanıyoruz ve bu yanlış karardan vazgeçileceğini düşünüyoruz.”

Gökçeada gönüllüleri eylem hazırlığında

Gökçeada Gönüllüleri Derneği’nden yapılan açıklamada, maden arama ruhsatının iptali için eylem yapmaya hazırlandıklarını belirterek şunları söyledi: ‘‘Gökçeada’nın organik ada ilan edilmesinin kesinleşmesini beklerken altın arama haberi bizleri çok üzdü ve korkuttu. Yeraltı suları bakımından zengin ve şanslı olan adamızda daha önce yapılan arama çalışmalarında yapılan tahribat nedeniyle sularımızda bulanıklaşma, yol değiştirme ve kayıplar oluştuğunu öğrendik. Arama alanı adanın en güzel kumsalını da kapsayan, tarım sulama göletine komşu büyük bir alan. Daha önce sintine merkezi yapılması önlenen, imarla ilgili problemleri büyüyen adamızın bir de böyle bir tehlikeyle karşı karşıya kalması üzücüdür” denildi.

Rizelilerden dere yataklarına örülen koruma duvarlarına tepki

Türkiye’nin en çok yağış alan ve her şiddetli yağmurda sel ve heyelanların meydana geldiği Rize’de, dere yataklarına yapılan taşkın koruma duvarlarının yüksekliği eleştirilere neden oldu. Rize İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Murat Yazıcı, vatandaşların derelerle irtibatının kesildiğini öne sürdü, “Dereye düşen bir kişi ya da otomobil nasıl çıkarılacak?” diye sordu.

––––––––––––––––––––––––––– 07. 12 . 2017 –––––––––––––––––––––––––––––

ize’de, Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından Taşkın Koruma Projesi kapsamında yapılan çalışmaları değerlendiren Rize İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Murat Yazıcı, derelerin kontrol altına alınması için yapılan tahkimat duvarlarının vatandaşların derelerle irtibatını kestiğini öne sürdü.

Dere yataklarından fazlalık kum ve taşın alınamadığını ifade eden Yazıcı, “Bakıldığında büyük dereleri ve rüsubatı koruma altına aldık. Yağan yağmurlarla arkası doluyor ve bunun boşaltılması gerekiyor. Yapılan HES’lerle ekonomik kaygılardan dolayı dere yataklarında maalesef su kalmadı. Derelerin aşırı yağmurlarda getirdiği rüsubat dere yataklarında birikiyor ve temizlenmiyor. Sonuçta yapılan bu yanlış uygulamalarla hem arazi, hem can, hem de mal kaybına yol açmaktadır” dedi.

‘YABANİ HAYVANLAR NASIL SU İÇECEK’

Duvarların yüksekliğinin yaban hayvanları içinde sorun oluşturduğunu ifade eden Yazıcı şunları dedi:

“Bu yüksek beton duvarları yabani hayvanlar nasıl aşıp dere yataklarına inecek ve su içecek. Dere kenarında yapılan yüksek duvarlar yarın yaşanabilecek olası bir kazaya nasıl müdahale imkanı verecek? Dereye düşen kişileri kaza anında nasıl bu dere yatağından çıkaracağız? Küçük derelerin getirdiği bu rüsubatı derenin içinden kim alacak? Bunlar temizlenmediği sürece yeni yağacak yağmurlarla daha fazla dolacak ve sonrasında taşkınlara sebebiyet verecektir.” DHA

Ayvalık’ta denizden ‘demir madeni çıkarma’ tepkisi

Balıkesir’in Ayvalık ilçesi Altınova Mahallesi açıklarında, özel bir şirket tarafından denizden demir madeni çıkarılmak istenmesine tepki gösterildi.

––––––––––––––––––––––––––– 04. 12 . 2017 –––––––––––––––––––––––––––––

zmir Aliağa merkezli özel bir İnşaat ve Taahhüt Şirketi, bir süre önce Altınova açıklarında, denizden demir madeni çıkarmak için girişimlere başladı. Konudan haberdar olan Ayvalık Belediye Başkanı CHP’li Rahmi Gençer, devletten, ne gibi çalışma yapılacağı konusunda açıklama yapılmasını istedi. Denizden demir madeni çıkarılacak olması ise Ayvalıklılar ile çevrecileri tedirgin etti. Ayvalık Tabiat Platformu ise Altınova sahilinde yapılmak istenen demir madeni arama-tarama faaliyetinin devlet tarafından durdurulmasını istedi.

‘GEREKİRSE DENİZE AÇILIR ORADA KONUŞURUZ’

Konuya tepki gösteren Ayvalık Belediye Başkan Yardımcısı İbrahim Mühürdaroğlu, SSK Mensupları Dinlenme Sitesi Yönetim Kurulu olan sahildeki sitelerin sözcülüğünü de yapan Ömer Hıfzı Onuk, Ayvalık Tabiat Platformu Yönetim Kurulu Üyesi Ayşe Yolageldi ve Nebahat Dinler, SSK Sahil Sitesi’nin kumsalında basın açıklaması yaptı.

‘Temiz deniz, temiz Ayvalık’ yazılı pankart taşıyan topluluk adına Nebahat Dinler konuştu.

‘SONUNA KADAR MÜCADELE EDECEĞİZ’

Bölgeden maden çıkarılmasını eleştiren Dinler, dağların bitirildiğini sıranın denizlere geldiğini söyledi. Platform olarak bu çalışmaya izin vermeyeceklerini belirten Dinler, sonuna kadar mücadele edeceklerini belirtti. Basın açıklamasının ardından topluluk dağıldı. DHA

Kuzey Ormanları Savunması’ndan Maslak’ta ÇED potestosu

Kuzey Ormanları Savunması üyesi bir grup, Maslak’ta bulunan Fatih Ormanı’nın yapılaşmaya açılacağı iddiasıyla Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) toplantısını protesto etti.

––––––––––––––––––––––––––– 28. 11 . 2017 –––––––––––––––––––––––––––––

uzey Ormanları Savunması üyesi bir grup, Maslak’ta bulunan Fatih Ormanı’nın yapılaşmaya açılacağı iddiasıyla Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) toplantısını protesto etti.

 

Fatih Ormanlarının yapılaşmaya açılacağını öne süren gruptan Fatih Ormanı girişinde toplanan grup, projeyle ilgili ÇED toplantısının yapıldığı Maslak TİM Center’a yürüdü. Grup burada “Ormanıma dokuma”, “Ormana bina yapılamaz” şeklinde slogan attı.

”Orman rejimine tabi alanlar kesinlikle yapılaşmaya açılamaz”

Daha sonra grup adına Şehir Bölge Planlamacıları İstanbul Şubesi’nden Ayşe Yakıcı basın açıklamasını okudu. Yakıcı, “Tabiat parklarının orman rejimine tabi alanlardır. Bu alanlarda devlet mülkiyetine esastır. Orman rejimine tabi alanlar kesinlikle yapılaşmaya açılamaz. Bu alanlar imar planı yaptırılarak yasa dışı yapılaşmaya açılamaz. ÇED süreci başlatılan söz konusu proje kapsamında orman alanı yapılaşmaya açılmaktadır” dedi.

Grup protestonun ardından olaysız şekilde dağıldı.

Türkiye’nin hava kirliliği haritası açıklandı: Havası temiz tek il Rize

Türk Toraks Derneği Türkiye’de hava kirliliği oranlarını açıkladı. Dünya Sağlık Örgütü’nün sağlıklı kabul ettiği değerlere göre Türkiye’de yalnızca Rize sağlıklı bir havaya sahip. Türk Toraks Derneği Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Osman Elbek, “Türkiye ulusal mevzuat sınır değerlerine göre 81 ilin 53’ü hava kirliliğinde sınıfta kaldı” dedi.

––––––––––––––––––––––––––– 18. 11 . 2017 –––––––––––––––––––––––––––––

ürk Toraks Derneği Türkiye’de hava kirliliği oranlarını açıkladı. Dünya Sağlık Örgütü’nün sağlıklı kabul ettiği değerlere göre Türkiye’de yalnızca Rize sağlıklı bir havaya sahip. Türk Toraks Derneği Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Osman Elbek, “Türkiye ulusal mevzuat sınır değerlerine göre 81 ilin 53’ü hava kirliliğinde sınıfta kaldı” dedi.

Türk Toraks Derneği açıklamasına göre, Dünya Sağlık Örgütü’nün belirlediği oranlar bazında havası tek temiz kent Rize oldu. En kirli noktalar İstanbul’da Göztepe, Esenyurt ve Aksaray; Ankara’da Sıhhiye ve Kayaş; İzmir’de ise Bornova ve Bayraklı oldu.

2017 yılında Dünya Sağlık Örgütü’nün belirlediği oranlara göre havası tek temiz kent Rize oldu. İstanbul, Ankara ve İzmir illerinin ilçe düzeyinde kirlilik haritasının da açıklandığı toplantıda en kirli noktalar İstanbul’da Göztepe, Esenyurt ve Aksaray; Ankara’da Sıhhiye ve Kayaş; İzmir’de ise Bornova ve Bayraklı oldu. Doç. Dr. Elbek, toplantıdaki konuşmasında “İstanbul’da Esenyurt, Göztepe ve Aksaray’dan kaçın” dedi.

 

”CERATTEPELERİ KAYBETTİKÇE HAVAMIZI KAYBEDİYORUZ” 

Türk Toraks Derneği Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Osman Elbek, “Türkiye ulusal mevzuat sınır değerlerine göre 81 ilin 53’ü hava kirliliğinde sınıfta kaldı. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre ise yalnızca bir ilimiz temiz havaya sahip. Önceden ‘Yeşil Bursa’ denilirdi, şimdi ise ismi ‘kirli Bursa’ oldu. Çünkü her tarafı santrallerle dolu. Kocaeli, Düzce, Dilovası, Çanakkale gibi yeşile dönmüş bir yerde santraller açılıyor. Cerattepeleri kaybettikçe havamızı kaybediyoruz. Bu kirlilikler havadan düşmüyor. Birileri daha fazla para kazansın diye santrallerle havamızı kirletiyorlar. O yüzden bireysel olarak yapmamız gereken Karadeniz’in, Akdeniz’in yani ülkenin doğasını korumak. Hava kirliliğinin metreküp başına 20 miligramdan 120 miligrama çıkması demek akciğer hastalıklarının 6 kat artması demektir.” dedi.

“İSTANBUL BİR ŞANTİYE ALANINA DÖNDÜ”

Fosil yakıtların kullanımının arttığını, termik santrallerin yapılmaya devam ettiğini ve bu nedenle kirliliğin artacağını belirten Yrd. Doç. Dr. Nilüfer Aykaç, yeşil kentlerin önemine dikkat çekti ve “İstanbul bir şantiye alanına çevrildi. Her tarafta inşaat var, nefes alacak alan yok. Yukarıdan baktığınızda İstanbul gri, siyah bulutlar arasına gizlenmiş vaziyette” dedi.

SEMPOZYUMA DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ VE AVRUPA GÖĞÜS DERNEĞİ’NDEN DE KATILIM OLDU

Türk Toraks Derneği’nin ‘Hava Kirliliği ve Akciğer Sağlığı’ başlıklı Güz Sempozyumu’nda konuşan uzmanlar dikkat çekici veriler paylaştı. Türk Toraks Derneği (TTD) Genel Başkanı Prof. Dr. Fuat Kalyoncu, Sempozyum Eş Başkanı Doç. Dr. Haluk Çalışır, Sempozyum Eş Başkanı Yrd. Doç. Dr. Nilüfer Aykaç, Sempozyum Dış İlişkiler Sorumlusu Prof. Dr. Elif Dağlı, Sempozyum Bilimsel Komite Başkanı Prof. Dr. Hasan Bayram, Türk Toraks Derneği Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Osman Elbek ile Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Temsilcisi Dr. Annette Prüss-Üstün ve Avrupa Göğüs Derneği Temsilcisi Bert Bruneekref’in de katıldığı toplantıda hava kirliliğinin önemine dikkat çekildi.

“İSKENDERUN KÖRFEZİ’NDEKİ SANTRAL, KİRLİLİĞİ 5 KAT ARTTIRACAK”

Iğdır ve Muş’un havası en kirli bölgeler olduğunu belirten Doç. Dr. Osman Elbek, metreküp başına 84 miligram partikül madde düşen Bursa’nın havasının da çok kirli olduğunu, ardından 83 miligram ile Düzce’nin geldiğini söyledi ve “Bursa ve Düzce’nin ortak özellikleri santraller ve sanayi bölgesi olması. Kontrolsüz bir şekilde sanayileşme, fosil yakıt yakılmasının karşılığı hava kirliliğidir. Akdeniz Havzası da şu anda orta kirlilikte görünüyor ancak İskenderun Körfezi’ne yapılacak santral buradaki kirliliği çok kuvvetle 5’e katlayacak hale getirecektir” dedi.

“İSTANBUL’DA SADECE 3 İLÇE TEMİZ, ANKARA’DA İSE TEMİZ İLÇE KALMADI”

Üç büyük şehrimiz olan İstanbul, Ankara ve İzmir’deki hava kirliliği oranlarını da ilçe bazında anlatan Doç. Dr. Elbek, “İstanbul’da Silivri, Şile ve Sarıyer’in havası temiz kabul ediliyor. Yani İstanbul’un bir ucundaki ilçeler. Bu da İstanbul’dan kaçmak gerektiğini bize gösteriyor. İstanbul’un en merkezi yerleri olan Göztepe, Esenyurt, Aksaray’daki kirlilik oranı ise 120 mikrograma çıkmış durumda. DSÖ sınırının 6 katı. Bu bölgelerde hatırlarsanız kentsel dönüşümler var. Burada binalar yıkılıyor, oradan çıkan tozlar havada kalmıyor, akciğerlerimize gidiyorlar. Bu yüzden Göztepe, Esenyurt, Aksaray son derece kirli bölgeler. Ankara’da ise DSÖ sınırlarına göre havası temiz hiçbir yer yok. En temiz kabul edilen Sincan ve Bahçelievler bile sınırın 3 katı kirli. Hastanelerin olduğu Sıhhiye ise çok kirli. Sağlık kurumlarının olduğu yerler sağlıksız ve ölüm saçıyorlar. Bunun anlaşılabilir bir tarafı yok. İzmir ise nispeten DSÖ değerlerine yaklaşmış bir bölge. İzmir’de toplu taşımanın ve elektrik ile güneş enerjisinin daha fazla kullanılıyor olması nedeniyle havası daha temiz.”

“HER YIL 7 MİLYON İNSAN HAVA KİRLİLİĞİ NEDENİYLE ÖLÜYOR”

Toplantıda konuşan Türk Toraks Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Fuat Kalyoncu ise hava kirliliğinin DSÖ tarafından ‘Görünmez katil’ olarak tanımlandığını belirtti ve şunları söyledi: “Her yıl yaklaşık 7 milyon insan hava kirliliği nedeniyle hayatını kaybediyor. Akciğer kanserine bağlı ölümlerin yüzde 25’i, zatürriyeye bağlı ölümlerin yüzde 17’si, inmeye bağlı ölümlerin yüzde 16’sı, iskemik kalp hastalıklarına bağlı ölümlerin yüzde 15’i ve KOAH’a bağlı ölümlerin yüzde 8’inden hava kirliliği sorumlu.”

“İSTANBUL GÖZTEPE’DE YAŞAYAN BİR KİŞİ, YILDA 233 GRAM ZEHİRLİ TOZ SOLUDU”

Türk Toraks Derneği olarak Android telefonlarda yeni bir cep telefonu uygulaması geliştirdiklerini belirten Doç. Dr. Haluk Çalışır ise şunları söyledi: “Bu uygulamanın adı ‘Nefesiniz Cebinizde’ Bunu indirdiğiniz zaman bulunduğunuz bölgedeki hava kirliliği ölçüm istasyonlarından bölgedeki hava kirliliği verilerini öğrenebiliyorsunuz. Burada verilen değerlerin üzerine tıkladığınızda da size o değerlerin ne anlama geldiğini gösteriyor. Bir de soluduğumuz partikül madde miktarını anlatmak için bir çalışma yaptık. İstanbul Göztepe’de yaşayan, hiç evden çıkmayan, spor yapmayan bir kişi geçtiğimiz bir yılda 233 gram zehirli toz solumuştur. Bu orana göre Ankara Kayaş’ta ise 319 gram, İzmir Gaziemir’de ise 205 gram zehirli toz solumuştur.”

BİSİKLETLİLER TEMİZ HAVAYA DİKKAT ÇEKTİ

Bisikletliler Derneği de sempozyum öncesinde Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nden yola çıkarak bisikletleriyle sempozyumun yapıldığı otele kadar yolculuk ettiler. Temiz hava hakkına dikkat çekmesi planlanan bisiklet turunun ardından TORAKS Derneği üyeleri de “Temiz Hava Solumak İstiyoruz” yazılı afişler açtı.

Doç. Dr. Elbek, “Göztepe, Esenyurt ve Aksaray’dan kaçın” dedi. Doç. Dr. Elbek “Dünya Sağlık Örgütü’nün izin verdiiği sınırlar içerisinde olmasa da İstanbul’da yaşayanların öncelikle Silivri, Sarıyer ve Şile’de; Ankara’da Sincan ve Bahçelievler’de; İzmir halkının ise Güzelyalı’da yaşamayı tercih etmelerini öneririz” diyerek sözlerini tamamladı.

Sağlık için bisiklet etkinliğinin de yapıldığı “Nefesimiz Tükenmeden: Hava Kirliliği ve Akciğer Sağlığı” başlıklı sempozyumda, Türkiye’nin tüm illerinin hava kirliliğinin takip edildiği “Havanız Cebinizde” aplikasyon tanıtımı da yapıldı. (DHA)

Kömür karşıtı ülkeler ittifakı kuruldu

İngiltere ve Kanada’nın başını çektiği 25 ülke, eyalet ve şehir; iklim değişikliğiyle mücadele için kömür tüketimine karşı bir ittifak oluşturdu.

––––––––––––––––––––––––––– 17. 11 . 2017 –––––––––––––––––––––––––––––

ünyanın en büyük ekonomileri arasında yer alan ülke, eyalet, bölge ve şehirler Bonn’da devam eden BM İklim Değişikliği Konferansı’nda oluşturdukları Kömür Sonrası Enerji Küresel İttifakı ile enerji üretiminde kömürün terk edilmesi için harekete geçtiler.

Kömür Sonrası Enerji Küresel İttifakı yayımladığı bildiride; dünya genelinde elektirik üretiminin yüzde 40’ının kömürle çalışan santrallerden elde edildiğini ve küresel ısınmanın baş sorumlulardan birinin kömür olduğunu belirtti. Kömürün yanmasıyla oluşan hava kirliliğinin solunum yolları hastalıklarına ve ölümlere de sebep olduğu vurgulanan bildiride, kömür kullanımının hem sağlık hem de ekonomik açıdan yüksek bir faturaya yol açtığı yer aldı.

Bildiriye göre, her yıl 800 binden fazla kişi kömürün yol açtığı çevre kirliliği nedeniyle hayatını kaybediyor.

İttifakın bildirisinde ayrıca kömürü terk etmenin, iklim değişikliği ile mücadelede hükümetlerin Paris Anlaşması’nda öngörülen “2 derece sınırını” aşmamak için atabileceği en önemli adım olduğu da belirtildi. 190’ı aşkın ülke tarafından 2015’te onaylanan Paris Anlaşması, küresel sıcaklık artışının sanayi devri öncesine kıyasla en fazla 2 derecenin altında tutulmasını öngörüyor.

İttifakın öncülerinden Kanada’nın Çevre Bakanı Catherine McKenna, girişimin geleceğe dönük doğru bir adım olduğunu söyleyerek, “Bunu çocuklarımıza borçluyuz” ifadesini kullandı.

Bonn’daki BM İklim Değişikliği Konferansı’nda konuşan Kanadalı bakan, fosil yakıtların en kirlisinin kömür olduğunu ve düşen yenilenebilir enerji maliyetleri yüzünden kömürü terk etmenin ekonomik açıdan dezavantaj yaratmayacağını belirtti.

Üye sayısının artması bekleniyor

İngiltere ve Kanada’nın başını çektiği ittifakın şu an için 25 üyesi bulunuyor. Bunlar arasında Fransa, İtalya, Avusturya, Finlandiya, Portekiz, Kosta Rika ve Washington eyaleti yer alıyor. Gelecek yıl Polonya’nın Katowice kentinde yapılacak ve Paris Anlaşması’yla atılacak somut adımların kesinleştirileceği konferansa kadar Kömür Sonrası Enerji Küresel İttifakı’nın üye sayısının en az 50’ye ulaşması hedefleniyor.

Oluşturan ittifak, iklim değişikliğiyle mücadele konusunda öncü bir rol üstlenmekte iddialı olan Almanya üzerindeki baskıyı da artırdı.

Kömür Sonrası Enerji Küresel İttifakı’na henüz katılmayan ve kömürle çalışan 70’in üzerinde enerji santrali olan Almanya’nın Başbakanı Angela Merkel, Çarşamba günü Bonn’daki BM İklim Değişikliği Konferansı’nda yaptığı konuşmada, “Kömürün, özellikle de linyit kömürünün, iklim hedeflerinin gerçekleşmesine katkı sağlaması gerekiyor” demiş ancak Berlin’in bu konuda hangi somut adımları atacağına değinmemişti.

Balkon-Galerie Jamaika-SondierungsgeprächeAlmanya Başakanı Angela Merkel, Hür Demokrat Parti Başkanı Christian Lindner ve Katrin Yeşiller Meclis Grubu Başkanı Katrin Göring-Eckardt

Merkel şu günlerde, kömür madenlerinin kapatılmasını şart koşan Yeşiller ile zorlu koalisyon görüşmeleri gerçekleştiriyor. Çevreciler, bu görüşmeler neticesinde Almanya’nın kömürü bir an önce terk edip rüzgâr ve güneş enerjisi gibi sürdürülebilir kaynaklara geçmesi için adım atacak bir hükümet kurulmasını ümit ediyor.

Deutsche Welle Türkçe