Category Archives: Çevre

Maçka Parkı’nın bir bölümü daha bariyerlerle kapatılıyor; ağaçlar işaretleniyor

İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen Dolmabahçe-Levazım tüneli projesi kapsamında daha önce bir bölümü alüminyum plakalarla kapatılan Maçka Demokrasi Parkı’nın Beşiktaş’ın stadı Vodafone Park’a bakan kısmı da sabah saatlerinde gelen işçiler tarafından kapatılmaya başlandı. Kapatılan alandaki ağaçlar ise tek tek sayılarak kırmızı boyalarla işaretlendi.

––––––––––––––––––––––––––– 07 . 02 . 2018 –––––––––––––––––––––––––––––

stanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen Dolmabahçe-Levazım tüneli projesi kapsamında daha önce bir bölümü alüminyum plakalarla kapatılan Maçka Demokrasi Parkı’nın Beşiktaş’ın stadı Vodafone Park’a bakan kısmı da sabah saatlerinde gelen işçiler tarafından kapatılmaya başlandı. Kapatılan alandaki ağaçlar ise tek tek sayılarak kırmızı boyalarla işaretlendi.

Dolmabahçe-Levazım- Baltalimanı-Ayazağa tünel projesi kapsamında Maçka parkının bir bölümü daha önce alüminyum plakalarla kapatılmıştı.

PARK İÇERİSİNDEKİ AĞAÇLAR BAŞKA YERLERE NAKLEDİLECEK

Proje kapsamında çalışma alanı içerisinde toplam 199 ağaçtan 85 adedi Sarıyer’deki Mehmet Akif Ersoy Parkı’na, park dışında kalan 114 ağaç da farklı bölgelere nakledilecek. Çalışmalar tamamlandıktan sonra bölgede tekrar ağaçlandırma yapılacak.

ÇALIŞMALAR KAPSAMINDA SÜRÜCÜLER FARKLI GÜZERGAHLARA YÖNLENDİRİLECEK

Çalışmalar sırasında Bayıldım Caddesi, Kadırgalar Caddesi girişinden Swissotel’e kadar olan bölüm trafiğe kapatılacak. Kadırgalar Caddesi istikametinden Maçka ve Nişantaşı bölgesine gidecek araçlar Harbiye istikametine devam edip bölgeye Mim Kemal Öke Caddesi üzerinden ulaşılacak

Süleyman Seba Caddesi üzerinden Taksim Kabataş ve Karaköy istikametine gidecek araçlar, Bayıldım Caddesi’ne açık olan kısmı kullanarak Prof. Dr. Allaeddin Yavaşça ve Vişneli Tekke Sokaklarını kullanarak Dolmabahçe ve Kadırgalar Caddeleri üzerinden istediklere bölgeye ulaşacak.

“ULAŞIMDA ÇOK CİDDİ KATKILAR SAĞLAYACAK”

Çevre sakinlerinden Ayhan Yüksel ”İstanbul’da yapılan tünellerin ulaşımda çok ciddi katkılar sağladığını görüyoruz. Ancak bunları yaparken mümkün olduğu kadar doğanın dokusuna daha az zarar vererek özen göstererek yapılırsa mutlaka iyidir. Ulaşım için ne gerekiyorsa o yapılmalıdır. Özellikle toplu ulaşım çok çok önemlidir” dedi.

Sultan Mahmut Çapal “Buradaki trafiğe katkısı olacakta tabiî ki olabilir. Ama oradaki ağaçların başka bir yerde değerlendirmesi daha iyi olacaktır” dedi.

Can Şahinoğlu ise “Tüneli yaptıktan sonra kapatacaklarsa yine bu şekilde sorun yok. Ama yine tekrar üstü beton kalacaksa o zaman hepimizi için kötü. Ağaçlar kesilmeyecek diyorlardı. Eğer ağaçları keseceklerse durum vahim” dedi.

(DHA)

Yeşil Yol’a karşı çıkan 11 kişi beraat etti

Rize’nin Çamlıhemşin ilçesinde, Yeşil Yol Projesi kapsamında, Yukarı Kavron ve Samistal yaylaları arasındaki 8 kilometrelik bağlantı yoluna karşı çıkan 24 kişiye ‘iş ve çalışma hürriyetini engel’ suçlamasıyla açılan iki ayrı davada, 11 kişi hakkında beraat kararı verildi. Bu arada, Yeşil Yol’un tartışmalı güzergâhı da büyük oranda tamamlandı.

––––––––––––––––––––––––––– 06 . 02 . 2018 –––––––––––––––––––––––––––––

aradeniz Bölgesi’nde 8 ilin yaylalarını birbirine bağlayacak 2 bin 600 kilometre uzunluğundaki Yeşil Yol Projesi kapsamında, Rize’nin Çamlıhemşin ilçesinin Yukarı Kavron ve Samistal yaylaları arasında yapımı süren 8 kilometrelik bağlantı yoluna yayla sakinleri karşı çıkmıştı. Yayla sakinleri, 9 Eylül 2015 tarihinde Yukarı Kavron Yaylası’nda tepkilerini dile getirerek iş makinelerini durdurmaya çalışmış, jandarmanın müdahale ettiği 13 kişi hakkında soruşturma başlatılmıştı. Yaylada 10 Ekim 2016 tarihinde yeniden başlayan Yeşil Yol çalışmalarına karşı çıkan 11 kişilik grup da jandarma tarafından gözaltına alınmıştı. Yeşil Yol tepkisi nedeniyle gözaltına alınan 24 kişi hakkında, ‘İş ve çalışma hürriyetini ihlal’ suçlamasıyla Pazar Asliye Ceza Mahkemesi’nde iki ayrı dava açıldı.

‘ÇEVREYİ KORUMAK HERKESİN GÖREVİ’

Davaların 4’üncü duruşmasında 11 sanığın yargılanmasına devam edildi. Tanık olarak dinlenen bölgede görevli Jandarma Astsubay Çavuş A.B., Yeşil Yol’da çalışan iş makinesi operatörlerine çalışma izin belgesi soran vatandaşların herhangi bir suç işleme kasıtları olmadığını belirtti.

Sanık avukatı İbrahim Demirci de çevreyi korumanın herkesin görevi olduğunu belirterek, müvekkillerinin mera alanlarını korumaya çalıştığını ve herhangi bir suç işlemediklerini, üzerlerine atılı suçtan beraatlarını istedi. Mahkeme heyeti, 11 kişinin üzerlerine atılı suçu işlemedikleri kanaatine vardı, beraat kararı verdi.

13 kişinin yargılandığı ikinci Yeşil Yol davası ise 8 Mayıs tarihine ertelendi.

AVUKAT: DAĞLARA KARŞI KATLİAM YAPILIYOR

Duruşma sonrası adliye önünde açıklama yapan avukat İbrahim Demirci vatandaşların Anayasa’dan kaynaklanan, kendi yayla ve meralarını koruma hakkını savunduğunu belirtti. Yeşil Yol’da tartışmalı güzergâhın sona geldiğini ifade eden Demirci, “Yaylada 9 metre genişliğinde yol yapılıyor. Yol neredeyse bağlanmak üzere. Dağlara karşı büyük bir katliam yapılıyor. Doğayı, merayı seven yurttaşlar olarak yol çalışmasına hukuksal ve meşru eylemlerle karşı çıkmayı sürdürüyoruz” dedi.

YOL BAĞLANTISINDA SONA YAKLAŞILDI

Yeşil Yol Projesi’nde yaylacıların doğal yapının bozulacağı endişesiyle karşı çıktığı Rize’nin Çamlıhemşin ilçesi Yukarı Kavron ve Samistal yaylaları arasındaki 8 kilometrelik bağlantı yolunda sona yaklaşıldı. İş makinelerinin kış şartları nedeniyle çalışmaya ara verdiği bölgede mayıs ayından itibaren yeniden çalışma başlayacağı ve tartışmalı güzergâhın birbirine bağlanacağı öğrenildi.

YEŞİL YOL PROJESİ

Yeşil Yol, Samsun’dan başlayarak Ordu, Giresun, Gümüşhane, Bayburt, Trabzon, Rize ve Artvin’in yaylaları ve turizm merkezlerini üst koddan birbirine bağlayan yaklaşık 2 bin 600 kilometre uzunluğunda turizm yolu olarak planlandı. 7 metre genişliğinde gidiş- geliş tek şerit olarak planlanan yolun zemini taş parke döşemeli olacak. Bu yolla birlikte 40 noktada oteller, restoranlar ve kayak tesislerinden oluşan turizm merkezleri oluşturulacak. Yeşil Yol çalışmasının bu yılın sonunda tamamlanması planlanıyor.

Rize’nin Çamlıhemşin ilçesinde Yeşil Yol Projesi kapsamında yapılan Yukarı Kavron ve Samistal yaylaları arasındaki bağlantı yoluna karşı çıkan çevreciler uzun süre tepkilerini getirmiş, eylemlerde bulunmuştu. Yeşil Yol projesine karşı mücadelenin simgesi haline gelen Havva Ana lakaplı Rabia Özcan da projeye karşı sürdürülen tepkilerde ön saflarda yer almıştı. (DHA)

 

Oltu Çayı’nda çevre felaketi!

Erzurum’un Oltu ilçesinden geçen Oltu Çayı’na, çok sayıda kuş ve balığın ölümüne neden tonlarca zift ve atık yağ dökülmesiyle ilgili Cumhuriyet Savcılığı soruşturma başlattı. İlçe sakinlerinin büyük tepki gösterdiği çevre felaketine neden olan kişi ya da kişilerin bulunması için güvenlik güçlerinin çalışması sürüyor.

––––––––––––––––––––––––––– 05 . 02 . 2018 –––––––––––––––––––––––––––––

ltu merkezine yaklaşık 4 kilometre uzaklıktan geçen ve yaklaşık 50 mahallenin tarım arazisini suladığı Oltu Çayı’na, Kurupınar mevkiinde, 27 Ocak Cumartesi günü, kimliği belirsiz kişi ya da kişiler tarafından tonlarca zift ve yanmış atık yağ boşaltıldı. Suyu siyaha boyayan zift ve atık yağ, çevre felaketine neden oldu. Çaya yayılan zift ve yanmış atık yağın öldürdüğü onlarca kuş ve balık kıyıya vurdu. Çevre felaketine ilçe sakinleri büyük tepki gösterdi. Kıyıya vuran balık ölülerini toplayan vatandaşlar, sorumluların cezalandırılmasını istedi. Oltu’nun en önemli su kaynaklarından biri olan çayın tarımsal arazilerin sulanmasında kullanıldığını belirten ilçe sakinleri, kirliliğin insan sağlığını da etkilemeden çayın bir an önce temizlenmesi gerektiğini söyledi.

‘KORKUNÇ BİR GÖRÜNTÜYDÜ’

Doğa yürüyüşünde Oltu Çayı’nda hiç istemedikleri görüntülerle karşılaştıklarını belirten Mustafa Arlı, “Dökülen atıklar nedeniyle çayın etrafında ölmüş kuş ve balıklarla karşılaştık. Korkunç bir görüntüydü. Bunu yapanların bulunması ve cezalandırılmasını istiyoruz. Bir daha böyle bir şeyin yaşanmamasını istiyoruz” diye konuştu.

SORUŞTURMA BAŞLATILDI

Cumhuriyet Savcılığı olayla ilgili soruşturma başlatırken, güvenlik güçlerinin, şüphelilerin yakalanması için çalışmalarını sürdürdüğü, zabıta ekiplerinin de bölgede inceleme yaptığı belirtildi.

ÇAYDAN NUMUNE ALINACAK

Oltu Belediyesi’nde görevli çevre mühendisi de bölgede inceleme yaptı. Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ekiplerinin de ilçeye gelerek Oltu Çayı’ndan numune alıp inceleme yapacakları kaydedildi.

Termik santral ÇED bilgilendirme toplantısında arbede

Tekirdağ’ın Çerkezköy ve Kapaklı ilçeleri arasında kurulması planlanan kömürlü termik santralin bilgilendirme toplantısı santrale karşı çıkanlar tarafından protesto edildi. CHP ve MHP’lilerin de tartıştığı ÇED bilgilendirme toplantısında arbede yaşandı ve toplantı iptal edildi.

––––––––––––––––––––––––––– 01 . 02 . 2018 –––––––––––––––––––––––––––––

ekirdağ’ın Çerkezköy ve Kapaklı ilçeleri arasında kurulması planlanan kömürlü termik santralin bilgilendirme toplantısında santrale karşı çıkanlar, protestoda bulununca, zaman zaman arbede yaşandı. CHP ve MHP’lilerin de tartıştığı ÇED bilgilendirme toplantısı, olaylar nedeniyle iptal edildi.

Çerkezköy ile Kapaklı ilçeleri sınırları içerisindeki Pınarça mevkiinde yapılması planlanan kömürlü termik santral için bugün Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan gelen, aralarında şube müdürlerinin de bulunduğu yetkililer, Çerkezköy Ticaret ve Sanayi Odası’nda ‘ÇED halkın katılımı’ adı altında bilgilendirme toplantısı düzenledi. Halkın yoğun ilgi gösterdiği toplantıda salon doldu, dışarıda kalanlar oldu. Salonda çoğunluğunu kadınlardan oluşan grup, termik santrale karşı çıkarak protesto etti, sık sık “Termik santral istemiyoruz” sloganları attı. Salonda gerginlik ve zaman zaman da arbede yaşandı.

Bu sırada dışarıda kalanlar da termik santrali protesto etmek için salona girmek istedi. Grup ile geniş güvenlik önlemi alan polis arasında tartışma çıktı, arbede yaşandı. Dışarıda, aralarında Greenpeace üyelerinin de bulunduğu grup, üzerlerine siyah elbiseler giyip, gaz maskeleri takarak yere yatıp, protestoda bulundu.

 

Protestocular, ‘Termik santral ölüm demektir. Ölümün ÇED’i olmaz. Diren Trakya, Diren Kuzey Ormanları’, ‘Kömür için ormana kıyma’, ‘Kömür tozu tüm Trakya’ya yayılacak’, ‘Kanser hastaları çoğalacak’ ‘Olmazbeya’ yazılı pankart ve dövizler taşıdı.

TOPLANTI YAPILAMADI

Gerginlik üzerine bakanlık yetkilileri toplantıyı gerçekleştiremedi. Toplantının yapılamadığına dair tutanağa, “Halkın katılım toplantısı için saat 10.30’da Çerkezköy Ticaret ve Sanayi Odası toplantı salonuna gelinmiştir. Halkın katılım toplantısı açılışı yapılmıştır. Halk bilgi almak istemeyerek eylem yapmıştır. Toplantı kapatılmıştır” yazıldı.

CHP VE MHP’LİLER TARTIŞTI

Tutanağın tutulması sırasında bazı CHP ve TEMA üyeleri, tutanakta, ‘Toplantı kapatılmıştır’ yerine ‘Toplantı yapılamamıştır’ ifadesinin yer almasını istedi. Bu sırada orada bulunan MHP ve Ülkü Ocakları üyeleri de CHP’lilere, ‘Niye karışıyorsunuz’ diye tepki gösterince gerginlik yine yaşandı. Gerginlik polisin araya girmesiyle sonlandı. Tutanağın imzalanmasının ardından bakanlık yetkilileri salondan ayrıldı. Salonu boşaltan vatandaşlar da ayrı bir tutanak hazırlayarak imzaladı.

Toplantının iptal edilmesinin ardından konuşan Çerkezköy Belediye Başkanı CHP’li Vahap Akay, “ÇED bilgilendirme toplantısı yapılmak istendi. Katılım yoğun oldu. Kapılar kapatıldı ve içeride tepki oluştu. Bu tepkiyle beraber vatandaşlar ciddi noktada termik santralin yapılmaması konusunda bir tepki ortaya koyunca, toplantı gerçekleştirilemedi. Toplantı da iptal oldu. Vatandaşlar doğal olarak tepkilerini ortaya koydular. İçeride ve dışarıda da böyle oldu. Ciddi çoğunluğu burada yaşayanlar toplantıda yer aldı. Oradaki vatandaşımız, toprağına ve suyuna sahip çıkmak istediler” dedi.

Greenpeace avukatlarından Deniz Bayram ise, “Bu termik santral bölgede toprağa, suya, insana zarar verecek. Biz de bugün sivil toplum örgütü temsicileri ile birlikte buradaki toplantıya takip ettik. Toplantıda vatandaşlarımızı gereken ilgiyi göstererek, toplantının yapılmaması için tepkisini ortaya koydu. Bu konunun takipçisi olacağız” diye konuştu.

 

(DHA)

Bergama Tekkedere Mahallesi’nde yöre halkı ÇED toplantısına izin vermedi

İzmir’in Bergama ilçesinin Tekkedere Mahallesi’nde, Standart Kireç ve Mıcır San. ve Tic. A.Ş. tarafından yapılması planlanan ‘Kalker Ocakları ve Kırma Eleme Tesisi’ projesi ile ilgili çevresel etki değerlendirme toplantısı (ÇED), yöre halkının tepkisi nedeniyle yapılamadı.

––––––––––––––––––––––––––– 31. 01 . 2018 –––––––––––––––––––––––––––––

zmir’in Bergama ilçesinin Tekkedere Mahallesi’nde, Standart Kireç ve Mıcır San. ve Tic. A.Ş. tarafından yapılması planlanan ‘Kalker Ocakları ve Kırma Eleme Tesisi’ projesi ile ilgili çevresel etki değerlendirme toplantısı (ÇED), yöre halkının tepkisi nedeniyle yapılamadı.

Standart Kireç ve Mıcır San. ve Tic. A.Ş tarafından yapılması planlanan ‘Kalker Ocakları ve Kırma Eleme Tesisi’ projesiyle ilgili Bergama’nın Tekkedere Mahallesi’ndeki halkın katılımıyla ÇED toplantısı yapılmak istendi. Ancak yöre halkı, mahalle girişine ellerinde ‘Zeytin ağaçlarımız tahrip olmasın’, ‘Talana izin vermeyeceğiz’, ‘Taş taş üstünde kalsın’, ‘Toz altında yaşamak istemiyoruz’, ‘Vadimizde taş ocağı istemiyoruz’, ‘Zeytinimi elleme’ yazılı dövizlerle toplandı. Jandarmanın güvenlik önlemi almasına rağmen yöre halkının tepkisi nedeniyle toplantı yapılamadı.

Bergama Ziraat Odası Başkanı Nuri Taşkıranoğulları ve yönetim kurulu üyeleri, CHP Bergama İlçe Başkanı Mehmet Ecevit Canbaz ve yönetim kurulu üyeleri, Bergama Çevre Platformu Başkanı Erol Engel ve üyeleri, Bergama Belediyesi yetkilileri ile avukat Şehrazat Mercan da yöre halkına destek verdi. Tekkedere Mahallesi Muhtarı Emin Öz, “Bu kalker ocağının yapılacağı bölge zeytinlik arazilerimizin içinde kalıyor. Hani zeytincilik kanunu nerede? Komşu köy Çalıbahçe’yi bitirdiler sıra bize mi geldi? Yöre halkı olarak zeytinlerimize dokundurmayacağız. Asla buna izin vermeyeceğiz. Bugün bize destek olmak için gelenlerden de Allah razı olsun” dedi.

CHP Bergama İlçe Başkanı Mehmet Ecevit Canbaz da “Bölgeyi etkileyecek, zeytin alanlara zarar verecek bir proje. Burada taş ocağı yapılmasına karşıyız ve istemiyoruz” diye konuştu.

Projenin gerçekleşmesinin yıkım olacağını söyleyen Bergama Çevre Platformu Başkanı Erol Engel ise, “Bu proje, Bakırçay’ın en verimli toprakları olan Tekkedere, Zeytindağ, Bozyerler, Kurfallı ve Yeniköy ovasının ölüm ilanı olacaktır. Tarım alanlarımızı ‘zararlılara’ karşı korumaya kararlıyız” dedi.

(DHA)

Eskişehir’de anne ve çocuklar termik santrale karşı ‘sevgi zinciri’ oluşturacak

Ülkenin en büyük ve en verimli tarım arazilerinden biri olan Alpu Ovası’na yapılması planlanan termik santrale karşı çıkan Eskişehirli anneler, çocuklarıyla birlikte ‘sevgi zinciri’ oluşturacak.

––––––––––––––––––––––––––– 29. 01 . 2018 –––––––––––––––––––––––––––––

ent merkezindeki Adalar semtinde, Porsuk Çayı’nın kenarında gerçekleştirilecek eylemde, “Eskişehir’de havamızı bozma, Eskişehir kanser olmayacak, Eskişehir kıymetlidir” loganlarıyla ‘Anne-Çocuk Sevgi Zinciri’ oluşturulacak. CHP’li Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’in de kişisel Twitter hesabından duyurduğu etkinlik, 29 Ocak saat 19.00’da gerçekleştirilecek.

Eskişehir’deki Alpu Ovası’na yapılması planlanan kömürlü termik santral kent sakinlerinin büyük tepkisini çekmişti. CHP’li belediye yönetimleri ile CHP’li milletvekillerinin de tepki gösterdiği termik santral projesinin iptaline dair kent genelinde geniş katılımlı bir imza kampanyası da düzenlendi.

Tekirdağ’da deniz çekildi, tekneler karaya oturdu

Tekirdağ’ın Marmara Ereğlisi ilçesinde deniz, kıyıdan yaklaşık 10 metre çekilirken tekneler karaya oturdu. Uzmanlar çekilmenin mevsimsel olduğunu ifade etti.

––––––––––––––––––––––––––– 25. 01 . 2018 –––––––––––––––––––––––––––––

armara Ereğlisi’nde halk plajının olduğu deniz kıyıdan 10 metre çekilirken, sahildeki bazı tekneler karaya oturdu. Deniz kıyısında çekilmeyle birlikte büyük kum adacıkları oluştu. Denizin ikinci kez bu kadar çekilmesinin ilginç olduğunu belirten su altı balıkçısı Osman Poyraz, “Eylül ve Ekim aylarında denizin çekilmesini görüyorduk. Ancak bu ikinci kez çekildi. Ben uzun yıllardır su altı balıkçılığı yapıyorum. Ama bunu bir felaket habercisi olarak görmüyorum” dedi.

Marmara Ereğlisi Belediye Başkanı CHP’li İbrahim Uyan ise denizin çekilmesinin bu mevsimlerde yaşandığını ifade ederek ‘mevsimsel’ değerlendirmesinde bulundu.

(DHA)

Ayvalık’taki endemik bitki türleri yapılaşma nedeniyle yok oluyor

Balıkesir ilinin Karasal Biyolojik Çeşitlilik ve İç Su Ekosistemleri Biyolojik Çeşitlilik Envanter ve İzleme Projesi’ne ait raporda, Ayvalık’taki endemik türlerin yapılaşma nedeniyle büyük ölçüde yok olduğu belirtildi

––––––––––––––––––––––––––– 25. 01 . 2018 –––––––––––––––––––––––––––––

alıkesir ilinin Karasal Biyolojik Çeşitlilik ve İç Su Ekosistemleri Biyolojik Çeşitlilik Envanter ve İzleme Projesi’ne ait raporda, Ayvalık ilçesindeki endemik bitki türlerinin büyük ölçüde yok olduğu belirtildi. 20 yıl sonra yapılan ikinci araştırma, bölgenin acilen korunması gerektiğinin sinyallerini veriyor.

Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’ne bağlı 7. Bölge Müdürlüğü Balıkesir Şube Müdürlüğü tarafından özel bir şirket aracılığıyla yürütülen sit alanları değerlendirme çalışması kapsamındaki, ‘Balıkesir İlinin Karasal Biyolojik Çeşitlilik ve İç Su Ekosistemleri Biyolojik Çeşitlilik Envanter ve İzleme’ raporu sonuçlandı. Sarımsaklı Plajı’nda yeni bir endemik türün keşfedildiği ve ‘Ayvalikensis’ adı verildiği belirtilen raporda, endemik türlerin yapılaşma nedeniyle yok olduğu, bölgenin floristik özelliğini gösteren resimli el kitapçığının basılması gerektiğine dikkat çekildi.

‘KEŞFEDİLEN YENİ TÜR TEHLİKEDE’

2015 yılında başlatılan projeye ait rapor incelendiğinde, Ayvalık Sarımsaklı Plajı’nda nisan ayında çiçeklenen, mayıs ayında tohuma geçen ve tek yıllık hayat formuna sahip olan bir çemen türünün keşfedildiği görülüyor. ‘Fabaceae’ familyasından olan ve ‘Toksona trigonella coerulescens subs.Ayvalikensis’ adı verilen çemen türü, Uluslararası Doğa ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği’nin tehlike altındaki türler kırmızı listesine (IUCN) göre, tehlike kategorisi ‘zarar görebilir’ olarak belirtiliyor.

‘YAPILAŞMA, KUM ZAMBAKLARINI VE ENDEMİK TÜRLERİ YOK ETMİŞ’

Ayvalık sahillerindeki kum zambaklarının yapılaşma nedeniyle yok edildiği de raporda belirtilen bir diğer konu. 730 günde tamamlanan raporda, özellikle Ayvalık sahilinde yayılış gösteren kum zambaklarının ve diğer birçok kumul türün yaşam alanlarının da ikincil konut ve plaj düzenlemeleri sonucu yok edildiği belirtiliyor. Raporda, ‘Ayvalık sahilinde ve bölgede en büyük tehdit yapılaşma olduğundan, hiçbir ön araştırma yapılmadan sulak alanların kenarına yerleşim alanlarının yapılması ve DSİ’nin dereleri betonlaştırması endemik bitkilerin yok olmasına sebep olmaktadır’ deniliyor.

‘KUMUL BİTKİ TOPLULUKLARI TEHDİT ALTINDA’

Raporda ayrıca, Ayvalık’ın Cunda Adası ile Altınoluk, Burhaniye, Gömeç ve Gönen’de deniz kenarında, kıyıya paralel uzanan kumullarda, kumul bitki topluluklarının plaj düzenlemeleri nedeniyle tehdit altında olduğu, kum zambağı ve nergis gibi türlerin yaşam alanların olduğu kumul bölgelerde koruma altına alınması gerektiği vurgulanıyor. Cunda ve Ayvalık sahillindeki endemik bitkilerinin resimli bir kitapçık halinde basılması gerektiği, kum zambakları ve nergislerin kontrol altına alınması gerektiği belirtiliyor.

‘NEDENLERİ VE İSPATI ORTAYA KONULMALI’

Türkiye Tabiatını Koruma Derneği Ayvalık Temsilcisi Bülent Özgen, rapor sonrası çok fazla soru işareti oluştuğuna dikkat çekti. “Raporun Ayvalık’ı ilgilendiren bölümlerinde öncelikle tereddütlü konular açıklığa kavuşturulmalıdır” diyen Özgen, şöyle konuştu:

“Örneğin; endemik bitki olarak Sarımsaklı Plaj bölgesinde yeni keşfedilen bir çemen türden bahsedilmektedir. Bu bitkinin bulunduğu alan özel koruma alanı ilan edilmelidir. Bölgede en kapsamlı araştırma yapan Prof. Dr. Kerim Alpınar’ın raporundaki bilgiler güncelliğini koruyor mu? Endemik türlerde azalma mı olmuştur? Olduysa hem nedenleri açıklanmalı hem de ispatı yapılmalıdır. Raporda neden Ayvalık’ın sulak alanlarından ve sulak alandaki flamingolardan hiç bahsedilmemiştir? Bizim için hepsi ayrı bir değerdir. Bakanlığın bu konularla ilgili yeni bir araştırma yapması için dilekçe verdim. Türkiye’nin en büyük tabiat parkı Ayvalık’ta olduğu halde, Doğa Koruma ve Milli Parklar Şefliği, Burhaniye’dedir. Üstelik tabiat parkının çoğu, denizdeki adalardan oluşmaktadır. Kontrol ne ile nasıl sağlanacaktır? Sözde değil özde doğayı ve biyoçeşitliliği koruma esas ise bu tedbir alınmalıdır.”

Balıkesir Üniversitesi Altınoluk Meslek Yüksek Okulu Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Bölümü Damarlı Bitkiler Uzmanı Doç. Dr. Selami Selvi liderliğinde, Balıkesir Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Gülendam Tümen ve Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü’nden Tohumsuz Bitki Uzmanı Yrd. Doç. Dr. İnci Tuney’in görev yaptığı rapora göre, Balıkesir’de 2 bin 133 bitki taksonu tespit edildi. Bu taksonlardan 189’u IUCN kategorilerine göre gösterge takson olarak belirlenmiş. Korunacak taksonların 4’ü ise izlemeye konu hedef tür olarak değerlendirilmiş. Elde edilen verilerin, ilgili çalışma konularına ait tüm verilerin yer aldığı bakanlık tarafından geliştirilen Nuh’un Gemisi Ulusal Biyolojik Çeşitlilik veri tabanına girileceği öğrenildi. Prof. Dr. Kerim Alpınar’ın 1994-1998 yılları arasında yaptığı araştırma kapsamında ise 95 familya ve 373 cinse ait en az 752 vasküler taksonun (716 tür, 121 alttür ve 79 varyete) Ayvalık Adaları’nda doğal yayılış gösterdiği tespit edilmişti.

(DHA)

2017 en sıcak ikinci yıl oldu

2017 yılının, 2016’dan sonra yeryüzünde kayıtlara geçen en sıcak yıl olduğu açıklandı. El Nino etkisi olmamasına rağmen görülen sıcaklık uzmanları endişelendirdi.

––––––––––––––––––––––––––– 06. 01 . 2018 –––––––––––––––––––––––––––––

vrupa merkezli Copernicus İklim Değişikliği Servisi’nin raporuna göre, küresel sıcaklık ortalaması geçen yılın kayıtlara geçen en sıcak ikinci yıl olduğunu ortaya koydu. 19. yüzyıla kadar uzanan verileri karşılaştırılarak hazırlanan rapora göre, 2017 en sıcak yıl olan 2016 yazından biraz daha serin geçti. Ancak 2015 yazından daha sıcak oldu.

Söz konusu raporda yer alan veriler, Dünya Meteoroloji Örgütü’nün (WMO) geçen Kasım ayında açıkladığı, 2017 yılının 2016’dan sonra ikinci ya da üçüncü en sıcak yıl olacağı yönündeki tahmini de destekler nitelikte.

2016’da yaşanan bunaltıcı sıcaklarda Pasifik Okyanusu’nda sıcaklığı birkaç derece artıran El Nino adı verilen doğa olayının da etkisi olduğu belirtiliyor. Ne var ki, 2017 yılında El Nino etkisi olmamasına rağmen rekor sıcaklıklara ulaşılması endişe verici bir tabloya işaret ediyor.

Öte yandan rapora göre, Güney Avrupa’da 2017’nin ilkbaharında başlayan ve sonbahar aylarına kadar devam eden yağışsızlık birçok bölgede su sıkıntısına yol açmasının yanı sıra, İber Yarımdası’ndaki orman yangınlarının da yayılmasını hızlandırdı.

WMO’nun 2017 sıcaklıklarına ilişkin, ABD, İngiltere ve Japonya verilerini de içeren raporunu önümüzdeki iki hafta içinde yayınlaması bekleniyor.

İlkim uzmanları küresel sıcaklık artışından iklim değişikliğini sorumlu tutuyor. İklim değişikliği ile mücadele için yaklaşık 200 ülke 2015 yılında Paris İklim Anlaşması’na imza atmıştı. Anlaşma, küresel sıcaklık artışının 1,5 ila 2 derece ile sınırlandırılmasını öngörüyor.

Dünya üzerinde en fazla sera gazı salınımı gerçekleştiren ülkeler arasında yer alan Amerika Birleşik Devletleri, Donald Trump’ın başkanlık koltuğuna oturmasının ardından anlaşmadan çekileceğini açıklamıştı.

DW,Reuters

2017 Hava Kirliliği Raporu açıklandı: Türkiye’de sadece 6 ilin havası temiz!

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası, 2017 Hava Kirliliği Raporu’nu açıkladı. Raporda Türkiye’de 81 ilden sadece 6’sının havasının temiz olduğu belirtildi.

––––––––––––––––––––––––––– 05. 01 . 2018 –––––––––––––––––––––––––––––

017 Hava Kirliliği Raporu’nu açıklayan Çevre Mühendisleri Odası Genel Başkanı Baran Bozoğlu, Türkiye’de 81 ilden sadece 6’sının havasının temiz olduğunu ifade etti. Bozoğlu, “Partikül madde ve kükürtdioksit açısından sadece Artvin, Bitlis, Eskişehir, Yozgat, Kırşehir ve Kırıkkale’nin havası standartlara uygun. En kirli illerimizin başında ise İstanbul, Ankara, Adana, Amasya ve Manisa geliyor. Türkiye’de hava kirliliği problemi krize dönüşmüş durumda. Valilik ve belediyeler acil önlem almalı” dedi.

 

 

Baran Bozoğlu, Türkiye’de havanın gittikçe kirlendiğini belirterek, “Hızla artan kirlilik insan yaşamını tehdit ediyor. Kirletici kaynakları kükürtdioksit (SO2), partikül madde (PM 10 ve PM 2,5), azotoksit, karbonmonoksit ve ozon olarak sıralayabiliriz. Özellikle partikül madde, solunum enfeksiyonu ve kansere neden oluyor. PM10 ve PM 2,5 kirleticilerin kent merkezlerinde geniş kitleleri etkileyerek erken bebek ölümleri, sakat doğumlar ve kitlesel ölümlere sebep olduğunu biliyoruz” şeklinde konuştu.

Ankara’da en kirli hava Sıhhiye’de

Bozoğlu, Ankara’da havanın en kirli olduğu bölgenin hastane bölgesi olan Sıhhiye olduğunu söyleyerek, “Yurttaşlar, sağlık hizmeti almaya, şifa bulmaya gittikleri yerde aslında zehirleniyor. Ankara’daki hava kirliliğinin trafik ve ısınma kaynaklı olduğunu görüyoruz. Bunda kalitesiz kömür kullanımının etkisi büyük. Kayaş’ta da yüksek tonajlı araçlardan kaynaklı kirlilik yaşanıyor. Keçiören’de ise kirlilik her geçen gün artarak devam ediyor” ifadesini kullandı.

İstanbul’da Esenyurt

Sözlerine İstanbul’daki hava kirliliğinden bahsederek devam eden Bozoğlu, “İstanbul’da sınır değerlerin tüm istasyonlarda yoğun biçimde aşıldığını görüyoruz. İstanbul’un en yüksek nüfusa sahip olan ilçesi Esenyurt, en yüksek hava kirliliğinin de olduğu yer. Yılın 248 günü burada vatandaş kirli hava soluyor. Yine Şirinevler, Aksaray, Başakşehir ve Göztepe de havası en kirli yerlerin başında geliyor. İstanbul’un havası en temiz ilçesi ise Şile” diye konuştu.

“Kanser tehlikesi ortaya çıkıyor”

İstanbul’un temel kirlilik kaynağının kentsel dönüşümden olduğunu söyleyen Bozoğlu, “İnşaattan kaynaklı toz miktarı artıyor. Kentsel dönüşüm, çevre sorunlarının çözümü için çok iyi planlanması gereken bir süreç. Kentlerin planlanması, hava koridorlarının açılması, az enerji tüketen, kirliliği az olan yeşil binaların yapılması için önemli bir süreç, ancak biz bu fırsatı kaçırmak üzereyiz. Belediyelerin tozumayı önlemek için gerekli yerlerde ıslatma çalışması yapması, bariyerler kullanması gerekiyor. Aksi durumda kentsel dönüşüm bölgelerinde kanser tehlikesi ortaya çıkıyor” dedi.

Kirliliği azaltma önerileri

Hava kirliliğinin insan yaşamı için ciddi bir tehdit unsuru olduğuna dikkati çeken Bozoğlu, önerilerini şöyle sıraladı:

  • Kentlerde toplu taşıma ve raylı sistemler geliştirilmelidir.
  • Hava kirliliğinin en yopğun olduğu sabah ve akşam saatlerinde sokağa çıkılmasın. Ayrıca hava kirliliğin yoğun olduğu günlerde Valilik ve Belediyeler yurttaşları bilgilendirmelidir.
  • Kentsel dönüşüm devletin sıkı denetimi altına alınmalıdır.
  • Yoksul yurttaşlara kalitesiz kömür yardımı yerine, doğalgaz yardımı yapılmalıdır.”

 

 

Kaynak: DHA-CNN Türk