Category Archives: Çevre

2017 Hava Kirliliği Raporu açıklandı: Türkiye’de sadece 6 ilin havası temiz!

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası, 2017 Hava Kirliliği Raporu’nu açıkladı. Raporda Türkiye’de 81 ilden sadece 6’sının havasının temiz olduğu belirtildi.

––––––––––––––––––––––––––– 05. 01 . 2018 –––––––––––––––––––––––––––––

017 Hava Kirliliği Raporu’nu açıklayan Çevre Mühendisleri Odası Genel Başkanı Baran Bozoğlu, Türkiye’de 81 ilden sadece 6’sının havasının temiz olduğunu ifade etti. Bozoğlu, “Partikül madde ve kükürtdioksit açısından sadece Artvin, Bitlis, Eskişehir, Yozgat, Kırşehir ve Kırıkkale’nin havası standartlara uygun. En kirli illerimizin başında ise İstanbul, Ankara, Adana, Amasya ve Manisa geliyor. Türkiye’de hava kirliliği problemi krize dönüşmüş durumda. Valilik ve belediyeler acil önlem almalı” dedi.

 

 

Baran Bozoğlu, Türkiye’de havanın gittikçe kirlendiğini belirterek, “Hızla artan kirlilik insan yaşamını tehdit ediyor. Kirletici kaynakları kükürtdioksit (SO2), partikül madde (PM 10 ve PM 2,5), azotoksit, karbonmonoksit ve ozon olarak sıralayabiliriz. Özellikle partikül madde, solunum enfeksiyonu ve kansere neden oluyor. PM10 ve PM 2,5 kirleticilerin kent merkezlerinde geniş kitleleri etkileyerek erken bebek ölümleri, sakat doğumlar ve kitlesel ölümlere sebep olduğunu biliyoruz” şeklinde konuştu.

Ankara’da en kirli hava Sıhhiye’de

Bozoğlu, Ankara’da havanın en kirli olduğu bölgenin hastane bölgesi olan Sıhhiye olduğunu söyleyerek, “Yurttaşlar, sağlık hizmeti almaya, şifa bulmaya gittikleri yerde aslında zehirleniyor. Ankara’daki hava kirliliğinin trafik ve ısınma kaynaklı olduğunu görüyoruz. Bunda kalitesiz kömür kullanımının etkisi büyük. Kayaş’ta da yüksek tonajlı araçlardan kaynaklı kirlilik yaşanıyor. Keçiören’de ise kirlilik her geçen gün artarak devam ediyor” ifadesini kullandı.

İstanbul’da Esenyurt

Sözlerine İstanbul’daki hava kirliliğinden bahsederek devam eden Bozoğlu, “İstanbul’da sınır değerlerin tüm istasyonlarda yoğun biçimde aşıldığını görüyoruz. İstanbul’un en yüksek nüfusa sahip olan ilçesi Esenyurt, en yüksek hava kirliliğinin de olduğu yer. Yılın 248 günü burada vatandaş kirli hava soluyor. Yine Şirinevler, Aksaray, Başakşehir ve Göztepe de havası en kirli yerlerin başında geliyor. İstanbul’un havası en temiz ilçesi ise Şile” diye konuştu.

“Kanser tehlikesi ortaya çıkıyor”

İstanbul’un temel kirlilik kaynağının kentsel dönüşümden olduğunu söyleyen Bozoğlu, “İnşaattan kaynaklı toz miktarı artıyor. Kentsel dönüşüm, çevre sorunlarının çözümü için çok iyi planlanması gereken bir süreç. Kentlerin planlanması, hava koridorlarının açılması, az enerji tüketen, kirliliği az olan yeşil binaların yapılması için önemli bir süreç, ancak biz bu fırsatı kaçırmak üzereyiz. Belediyelerin tozumayı önlemek için gerekli yerlerde ıslatma çalışması yapması, bariyerler kullanması gerekiyor. Aksi durumda kentsel dönüşüm bölgelerinde kanser tehlikesi ortaya çıkıyor” dedi.

Kirliliği azaltma önerileri

Hava kirliliğinin insan yaşamı için ciddi bir tehdit unsuru olduğuna dikkati çeken Bozoğlu, önerilerini şöyle sıraladı:

  • Kentlerde toplu taşıma ve raylı sistemler geliştirilmelidir.
  • Hava kirliliğinin en yopğun olduğu sabah ve akşam saatlerinde sokağa çıkılmasın. Ayrıca hava kirliliğin yoğun olduğu günlerde Valilik ve Belediyeler yurttaşları bilgilendirmelidir.
  • Kentsel dönüşüm devletin sıkı denetimi altına alınmalıdır.
  • Yoksul yurttaşlara kalitesiz kömür yardımı yerine, doğalgaz yardımı yapılmalıdır.”

 

 

Kaynak: DHA-CNN Türk

‘Sakin Şehir’deki Tortum Çayı’na HES iptal edildi

İtalya’da 12 Mart 2016 günü yapılan Uluslararası Cittaslow İcra Kurulu toplantısında Türkiye’nin 11’inci ‘sakin kent’i seçilen Erzurum’un Uzundere ilçesindeki Tortum Çayı’na yapılması planlanan ‘HES’ projesi, tepkiler üzerine iptal edildi.Tortum Çayı’na yapılması planlanan HES projesinin iptal edilmesi ilçeyi sevince boğdu. 

––––––––––––––––––––––––––– 05. 01 . 2018 –––––––––––––––––––––––––––––

rzurum- Artvin karayolu üzerinde yer alan, 1987’de ilçe olan ve “Erzurum’un sebze ve meyve ambarı” olarak nitelendirilen Uzundere’ye Hidroelektrik Santrali (HES) yapılacağı haberleri ilçede tepkiyle karşılandı. Tortum Şelalesi, Tortum Gölü, Öşvank Manastırı ve Yedi Göller’i bünyesinde bulunduran Uzundere, bölgenin en sakin ilçelerinden birisi. Uluslararası Cittaslow İcra Kurulu tarafından 2016’nın mart ayında “Sakin Şehir” seçilen ilçenin içinden geçen Tortum Çayı üzerine HES yapılması kararlaştırıldı. 21 Aralık 2017 günü HES bilgilendirme toplantısına Uzundere Belediye Başkanı AKP’li Halis Özsoy, Uzundere İl Genel Meclis Üyeleri, belediye meclis üyeleri, muhtarlar, işletmeciler, çeşitli örgütlerin temsilcileri ile bölge sakinleri katıldı. Tortum ve Uzundere ilçelerinden geçmekte olan Tortum Çayı mevkiine Van Elektrik Üretim Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından yapılması planlanan, ‘Çayaşan regülatörü ve HES kırma, eleme, yıkama tesisi ve hazır beton santrali ile malzeme ocakları projesi’ ile ilgili olarak çevresel etki değerlendirmesi yönetmeliği gereği halkı bilgilendirmek, görüş ve önerilerini almak üzere hazırlanan toplantıya katılanlar HES görevlilerine tepki gösterdi.

‘UZUNDERE’NİN SAKİNLİĞİ KALMAZ DİYE UYARMIŞTI’

Toplantıda bir konuşma yapan Belediye Başkanı Özsoy, Uzundere’nin bir cennet ve huzurun adı olduğunu belirterek şunları söyledi:

“HES, 12 kilometre boyunca ilçenin içinden geçen Tortum Çayı’nın hem yatağını değiştirecek hem de suyun önemli bir kısmını alacak. Tüm zeminlerde mücadelemizi sürdürdük. Hatta bu proje ile ilgili ‘ÇED, gerekli değildir’ kararı verildi. Türk yargısı böyle bir kararın olmayacağını ispat etti ve Danıştay da bunu onayladı. Fakat şimdi çevresel etki değerlendirme süreci (ÇED) yeniden başladı. İlçemize HES yapılması, Bakanlar Kurulu kararı ile ilçenin turizm merkezi ilan edilmesini hiçe sayıyor. Gelirini turizminden sağlayan insanlar, ciddi zarara uğrayacak. Tortum Çayı ulusal parkur alanıdır. Burada yelken, kano, rafting gibi su sporları yapılıyor. Göçmen kuşların da rotasıdır. HES, ekolojik faciaya neden olur. Halk olarak bu nehir üzerinde HES yapılmasına şiddetle karşıyız. HES yapılırsa Dünya Sakin Kentler Birliği tarafından sakin kent ilan edilen Uzundere’nin sakinliği kalmaz. Yörenin ekosistemi bozulduğu için organik tarımsal üretimden elde edeceğimiz gelir yok olacak. Daha doğrusu hem bizim hem de ilçenin geleceği kararır. Dünyanın en hızlı akan sularından biri olan ve adını Türk boylarından alan Tortum Çayı’nda kimi zaman 672 metre küp su akıyor. Dünyada hiçbir yerde bir ilçenin içerisinden geçen nehir o ilçenin bağrından sökülüp atılmıyor.”

İlgili resim

‘TÜRKİYE’NİN EN ÖNEMLİ HAVZASI’

Erzurum’un İspir, Pazaryolu, Oltu, Olur, Şenkaya, Tortum, Narman, Uzundere ile Bayburt ve Artvin’in yer aldığı Çoruh Vadisi’nin Türkiye’nin en önemli havzalarından birisi olduğunu sözlerine ekleyen Özsoy konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Çoğu noktasında mikroklima özelliğine sahip havzada Türkiye’nin en iyi fasulyesi, kırmızı benekli alabalığı ve organik ürünler yetişiyor. Dut pekmezi yapılıyor. Önemli bir konuma sahip olan Çoruh Vadisi de tarih, doğa ve spor meraklıları için bulunmaz bir mekan. Türkiye’nin kuzeydoğusunda yer alan Çoruh Vadisi, boyutları ve tasarımları ile şaşırtıcı, 9’uncu yüzyıl ile 11’inci yüzyıl ilk çeyreği arasında inşa edilmiş Ortaçağ Gürcü kiliseleri ile dikkat çekiyor. Dünyanın en hızlı akan nehirlerinden biri olan Çoruh Nehri, rafting ve nehir kanosu için ideal bir parkur oluşturuyor. Çoruh Nehri’ne paralel uzanan Kaçkar Dağları da trekking yapanlar için eşine az rastlanır yürüyüş olanakları sunuyor. Çoruh Vadisi ise endemik bitki türleri, kuş ve kelebekleri ile doğaseverlerin gözdesi. Böyle bir şey olamaz. Ne olursa olsun biz HES’in yapımına karşıyız.” Bilgilendirme toplantısına gelen firma yetkilileri yaşanan tartışma nedeniyle ilçeden ayrılmak zorunda kalmıştı.

erzurum uzundere ile ilgili görsel sonucu

ÇED GENEL MÜDÜRÜ MÜJDEYİ VERDİ

Belediye Başkanı Özsoy, yaşanan bu olaylar nedeniyle Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müsteşarı Mustafa Öztürk ile ÇED Genel Müdürü Mustafa Satılmış’ın kendisini arayarak, Bakan Mehmet Özhaseki’nin talimatı ile Uzundere halkının talebi üzerine Çayaşan HES projesi ÇED sürecinin iptal edildiği müjdesini verdiğini belirttti. (Erzurum/DHA)

Senoz Vadisi’nde muhtarlardan HES tepkisi

Rize’nin Çayeli ilçesi Senoz Vadisi’nde daha önce Hidroelektrik Santrallerine (HES) karşı açtıkları 14 ayrı davayı kazanan yöre halkının çevre mücadelesi sürüyor. Yörede yeni HES projelerinin planlandığını haber alan çevre sakinleri ile civardaki köy muhtarları bir araya gelerek yeni projeye tepki gösterdi.

––––––––––––––––––––––––––– 29. 12 . 2017 –––––––––––––––––––––––––––––

ize’nin Çayeli ilçesi Senoz Vadisi’nde daha önce Hidroelektrik Santrallerine (HES) karşı açtıkları 14 ayrı davayı kazanan yöre halkının çevre mücadelesi sürüyor. Yörede yeni HES projelerinin planlandığını haber alan çevre sakinleri ile civardaki köy muhtarları bir araya gelerek yeni projeye tepki gösterdi.

Çayeli ilçesi Senoz Vadisi’nde yeni projelendirilen Kayalar Hidroelektrik Santrali (HES) projesine tepki gösteren yöre halkı civar köylerin de muhtarları ile projenin yapılacağı alanda toplanarak basın açıklaması yaptı. Kaptanpaşa köyünde bulunan kemer köprü üzerinde bir araya gelen muhtarlar tarihi köprüye “Şol Senoz’un dereleri akar Allah deyu deyu. Çıkmış suda rant görenler öter para deyu deyu” yazılı pankart asarak tepkilerini dile getirdi.

‘MAHKEME KARALARI NİYE UYGULANMAZ?’

Muhtar grubu adına açıklamada bulunan Seslidere Köyü Muhtarı Mehmet Ali Şark, mahkeme kararlarının vadide uygulanmasını istedi. Mahkemenin defalarca yürütmeyi durdurma ve iptal kararı verdiğini hatırlatan Şark şunları söyledi:

“Mahkeme defalarca yürütmeyi durdurma, iptal kararı verdi. Bütün havza planlaması yapılmadan tek tek projeler için etki değerlendirmesi yapılmaz diye Danıştayca onaylanmış mahkeme kararları var. Senoz Vadisi’nde mahkeme karaları niye uygulanmaz? Senoz köylülerinin hakkını hangi merci teslim edecek. Duyuyoruz ki, suda rant görenler yeniden gelecekmiş. Buyursun gelsinler. Senoz’un doğasında, suyu rant gören 3-5 aç gözün maalesef utanmaları, arlanmaları yok. Yüzleri var ama kızarmıyor. Sadece doların yeşiline meftun vicdanları var ki sızlamıyor. Unutulmasın ki, bir doğa cenneti Senoz Vadisi bu ülkenin toprağıdır. Bu gidişe aklı başında olan vicdanlı, inançlı her insan ‘dur’ demek zorundadır. Bilinsin ki, gelecek nesiller bu gidişe dahil olanların ruhları için rahmet değil lanet okuyacak. Biz Senozlular bu vebali taşıyamayız. Suda rant görüp ‘para’ diye ötenlere lisanı dille son sözlerimizdir. Bizler yüzlerce yıldır bu vadideyiz. Bu gün de Senoz’dayız buyurun gelin.”

VADİ HALKI TEDİRGİNLİK YAŞIYOR

Rize Tema Vakfı İl Temsilcisi Ahmet Ali Kork ise yapılanlarla vadi halkının tedirgin edildiğine işaret ederek şöyle dedi:

“Bölgede 98’den bu yana yapılan yanlış uygulamalar var. Taş ocakları ile başladı. 10 yıldır da HES projeleri var. Vadi halkını bu yapılanlar tedirgin etti. Gelecek nesillere bu vadileri doğal güzellikleri koruyarak bırakma diye bir sorumluluğumuz var. Yapılanlar keyfe keder yapılıyor. Vadi halkı 15 tane dava açtı ve bu davaların çoğunu da kazanmıştır. Yetkililere sesleniyorum lütfen şu vadiye bir bakın. İnanıyorum ki bunu görenlerin vicdanları rahat etmeyecektir.” (DHA)

Alakır “Kesin Korunacak Hassas Alan” ilan edildi, HES defteri kapandı!

Antalya’nın Kumluca İlçesi’ndeki Alakır Vadisi’nde 72.4 hektarlık alan, Bakanlar Kurulu onayıyla “Kesin Korunacak Hassas Alan” ilan edildi. Alakır Vadisi için uzun süredir hukuki mücadele veren avukat Tuncay Koç, “Artık Alakır için HES defteri kapandı” dedi.

––––––––––––––––––––––––––– 28. 12 . 2017 –––––––––––––––––––––––––––––

ntalya’nın Kumluca İlçesi’ndeki Alakır Vadisi’nde 72.4 hektarlık alan, Bakanlar Kurulu onayıyla ‘Kesin Korunacak Hassas Alan’ ilan edildi. Alakır Vadisi için uzun süredir hukuki mücadele veren avukat Tuncay Koç, “Artık Alakır için HES defteri kapandı” dedi.

Antalya’nın Kumluca ilçesindeki Alakır Vadisi’nde 72.4 hektarlık alan, Bakanlar Kurulu onayıyla ‘Kesin Korunacak Hassas Alan’ ilan edildi. Alakır Vadisi için uzun süredir hukuki mücadele veren avukat Tuncay Koç, “Artık Alakır için HES defteri kapandı” dedi.

Kumluca’da Beydağları’ndan doğup, Akdeniz’e dökülen yaklaşık 70 kilometrelik Alakır Nehri, uzun yıllardır üzerinde 4’ü tamamlanan, 1’i inşaat, 3’ü de proje halindeki 8 HES projesiyle gündeme geliyor. Nehir üzerindeki HES’lerle mücadeleyle tanınan, 14 yıldır Alakır Vadisi’ndeki Kuzca Mahallesi’nde yaşayan Tuğba Günal- Birhan Erkutlu çifti ile yaşam alanı savunucularının sürdürdüğü hukuki mücadele sonucunda, vadinin bir bölümü, 2016 yılında Danıştay kararıyla 1’inci derecede doğal sit alanı ilan edildi.

Danıştay kararının ardından Antalya Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı kararlarıyla Alakır Vadisi’nde geçen aylarda 832.2 hektarlık alan, ‘Nitelikli Doğal Koruma Alanı’ (İkincil), 25.1 hektarlık alan ‘Sürdürülebilir ve Kontrollü Kullanım Alanı’ (Üçüncül) olarak onaylandı. 20 Aralık 2017 tarihli karar ile de Alakır Vadisi’nde 72.4 hektarlık bölge, ‘Kesin Korunacak Hassas Alan’ (Birincil) olarak Bakanlar Kurulu tarafından tescillenerek yürürlüğe girdi.

‘Kesin Korunacak Hassas Alan’ içinde kalan ve proje aşamasındaki Alakır 1 ve Alakır 2 HES projelerinin lisansları ise birkaç ay önce Enerji Piyasası Denetleme Kurumu’nca iptal edildi. Bakanlar Kurulu’nun bu kararıyla Alakır Vadisi’nde, inşa edilenler dışında yeni bir HES projesinin artık mümkün olamayacağı kaydedildi.

‘HES DEFTERİ KAPANDI’

Alakır Vadisi için uzun süredir hukuki mücadele veren avukat Tuncay Koç, bundan sonraki süreçte ‘Kesin Korunacak Hassas Alan’ ilan edilen bölgede kesinlikle HES projesinin gündeme getirilemeyeceğini söyledi. İkincil koruma alanında da çok zor olduğuna dikkat çeken avukat Koç, üçüncül derece ilan edilen alanda ise zaten tamamlanan HES projesi olduğunu, yeni bir HES için yer bulunmadığını dile getirdi. Koç, “Artık Alakır için HES defteri kapandı” dedi.

ALAKIR’DA SEVİNÇ

Bakanlar Kurulu’nun iki HES projesini kapsayan 72.4 hektarlık bölgeyi ‘Kesin Korunacak Hassas Alan’ ilan etmesi, bölgede uzun yıllardır HES’lere karşı mücadele eden Tuğba Günal- Birhan Erkutlu çifti tarafından da sevinçle karşılandı. Bu mücadelede emeği, sevgisi, düşüncesi, duası geçen herkese, yaşam mücadelesi veren canlılar adına sonsuz şükranlarını sunan çift, sosyal medya üzerinden yaptıkları açıklamada şöyle dedi:

“Birlik ve beraberlik içinde, sabırla, barışla, dayanışma içinde 7 yıldır verilen bu koruma mücadelesinin en önemli sonucu bu. Şimdi denetim dönemi başlıyor. Bu kazanımla birlikte daha sıkı bir denetim yapıp, daha iyi koruyabileceğiz canları. Bu alanda yapılmak istenen iki adet HES projesi, hukuki ve barışçıl mücadele sonucunda çivi bile çakılamadan durdurulmuş ve geçenlerde de lisansları EPDK tarafından iptal edilmişti. 0 m2 koruma statüsüne sahip Alakır Vadisi’nde böylelikle toplamda 929.7 hektarlık (9.297.000 m2) bir alan koruma altına alınmış oldu. Alakır’ın can dostu tüm kardeşlerine selam olsun.” (Antalya/DHA)

CHP’li Hamzaçebi: Tuzla’da kimyasal atıktaki maddeler Parkinson hastalığını tetikler

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanvekili ve CHP İstanbul Milletvekili Akif Hamzaçebi, Tuzla’da kimyasal atıkların deşarj edildiği atıksu kolektör hattının bulunduğu olay yerinde konuştu. Pazartesi gecesi yaşanan olayda beş mahallede yaşayan toplam 100 bin kişinin etkilendiğini söyleyen Hamzaçebi, “İSKİ’nin yaptığı laboratuar sonucuna göre bu maddelerin tetrakloretilen ve trikloretilen olduğu anlaşılmıştır. Bu madde ileride parkinson hastalığını tetikleyecek bir maddedir” dedi.

––––––––––––––––––––––––––– 27. 12 . 2017 –––––––––––––––––––––––––––––

ürkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanvekili ve CHP İstanbul Milletvekili Akif Hamzaçebi, milletvekilleri ve partilerin de arasında bulunduğu bir grup ile Tuzla’daki olay yerinde basın açıklaması yaptı.

 

Pazartesi gecesi yaşanan olayda beş mahallede yaşayan toplam 100 bin kişinin etkilendiğini söyleyen Hamzaçebi, “Yetkililerin yapmış olduğu açıklamalar olayın üzerini örtmeye yöneliktir. Kamu görevlileri yıllardır burada bu şekilde bir deşarj işlemi yapıldığını biliyorlar. Çünkü hemen yanımızda belediyenin tesisleri bulunmaktadır. Yıllardır Tuzla bu kokularla karşı karşıyadır. 100 bin kişinin sağlığı etkilendi. Yapılan işlemi kaçak olarak niteleyim. İBB ve Tuzla belediyelerinin ‘Biz suçsuzuz şeklinde algı yaratması doğru değildir. Olay ‘koku’ diye adlandırılıyor. Kokuya neden olan kimyasal atıklardan çıkan zehirli gazlardır. Bunun insan sağlığına etki edecek bir yanının olmadığı açıklandı. Hangi belirlemelere göre İBB açıklama yaptı. Tuzla’daki hastanelerde 97 kişi tedavi altına alındı. Bir hastamız bana ‘Aldığımız zehirli gaz, ileride hastalık olarak ortaya çıkıp çıkmayacağını nerden bileceğiz’ şeklinde konuştu.

“Bu madde ileride Parkinson hastalığını tetikleyecek bir maddedir”

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) olayın ardından sosyal medyadan paylaştığı açıklamalardan bahseden Hamzaçebi, “İBB dün saat 14.02’de bir tweet atıyor. ‘İSKİ’nin yaptığı laboratuar incelemesi sonucu metal ve tekstil sektöründe kullanılan ‘Tetraciorcesene’ diyor. Tetraklor demek istiyor ama ikincisi cesene diye bir kavram yok. Uzmanlarla konuştum. ‘Biz böyle bir madde olduğunu bilmiyorduk. Böyle bir kimyasal madde yok’. Trikloreten metal ve tekstil sektöründe kullanılan bir madde. Solvent çözücü olarak kullanılıyor. Yağların çıkarılması amacıyla kullanılan bir madde. İnsan sağlığına zararlı zehirli bir gaz. Kusma, bayılma, baş dönmesi, öksürme, halsizlik bütün bunlara yol açabilen zehirli bir gaz. İlk saydığım kimyasal madde literatürde yok. Sonra İBB web sayfasından basın açıklaması yayınlıyor. ‘İSKİ’nin yaptığı laboratuar sonucuna göre bu maddelerin Tetrakloretilene ve Trikloretilene olduğu anlaşılmıştır. Bu duyuruyu twitter ile yapmıştı. Ama bu açıklamayı twitter ile yapmıyor. Akla ne gelir o zaman. Siz kasıtlı olarak olmayan bir maddeyi yazdınız.Veya sizin laboratuarlarınız yetersiz. Bu işi beceremiyor. Düzeltilen bu kimyasıl maddenin etkisi bu zehirli gazın etkisi ilkinden çok daha fazla. Bu madde ileride Parkinson hastalığını tetikleyecek bir maddedir. İnsan bedeninde kalıcı hasarlar bırakacak bir maddedir. Kimyasal gazların insan sağlığına olumsuz etkisinin bulunup bulunmadığını açıklaması için Sağlık Bakanlığını göreve davet ediyorum. Tuzla halkına gerçekleri söylemeyen Tuzla belediye başkanı istifa etmelidir. Bizim için önemli olan insan, hayvan ve bitkilerin sağlığıdır. Olayın peşini bırakmayacağız” dedi.

“Halka unutturmak gibi bir anlayıştır bu”

Konuşmasına devam eden Hamzaçebi, “Şimdi baktım boruların üzerine örtmüşler. Bir tanesi şuydu (cep telefonundaki fotoğrafı göstererek) o gün bana İSKİ görevlisi diyor ki ‘Biz aslında 5-6 ay önce buranın üstünü betonlamıştık. Ama yine gelip kırıp deşarj işlemini yapmışlar. Ne demek betonlamak. Tuzla Belediye başkanı diyor ki, ‘kamera sistemi kuracağız takip edeceğiz’ kur tabi kurda eğer bunu önlemek istiyorsan şu hattı gel bugün sok buradan. O uydurma betonlamayla halkın gözünü boyamak için yapılan işlemin bir benzeridir bu yapılan açıklamalar. Halka unutturmak gibi bir anlayıştır bu. Halkımız en iyi değerlendirmeyi yapacaktır.” diye konuştu.

“Buradan bu tesis sökülecektir”

Tehlikenin yaşandığı bölgede sebze meyve hali yapılmasının planlandığını öne süren Hamzaçebi, “Tehlikenin kaynağının yaşandığı bu kimyasal atıkların İSKİ’nin kolektör sistemine deşarj edildiği bu bölgede bir sebze meyve hali yapılması planlanıyor. Yetkililer çevreden yapılan işlemlerden o kadar habersiz ki Tuzla halkının zehirlenmesine yol açan böyle bir süreçte buraya sebze meyve hali yapmak gibi cinayet olarak isimlendirebileceğimiz bir projeyi düşünüyorlar. Bunu asla kabul etmiyoruz. Buradan bu tesis sökülecektir. Bunu asla kabul etmiyoruz. Tuzla halkını İstanbul’u zehirlemeye hiç kimsenin hakkı yoktur.” dedi.

“Tüm delillerin izlerinin kaybolmadan toplanmasını buradan talep ediyoruz”

Söz alan CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal ise, “Cumhuriyet Başsavcılığı’nın delilleri buradan toplamaması bu işi sadece dosya üzerinde soruşturma yapması görevini kötüye kullanmaktır. Bu da bir nevi belediye başkanlarını kollama ve koruma işlemidir. Onun için Cumhuriyet Başsavcılığı derhal olay yerindeki tüm delillerin izlerinin kaybolmadan toplanmasını buradan talep ediyoruz.” dedi.(DHA)

Bölgenin hayat kaynağı Dicle Nehri can çekişiyor

Diyarbarkır’dan geçen Dicle Nehri, kış aylarının kurak geçmesi, Ilısu Barajı’nın altında kalacak olan tarihi Hasankeyf ilçesinde yapılan ‘kültürel varlık’ çalışması nedeniyle Dicle Barajı’ndan su verilmemesi nedeniyle kuruma aşamasına geldi.

––––––––––––––––––––––––––– 26. 12 . 2017 –––––––––––––––––––––––––––––

ir dönem kelek ve botlarla gezilen Dicle Nehri’nde şimdilerde yaya olarak karşıdan karşıya geçmek mümkün. Yetkililer, nehirdeki su sevisenin azalmasında, kış mevsiminin kurak geçmesinin yanı sıra Ilısu barajı altında kalacak olan tarihi Hasenkeyf ilçesinde yapılan Kültürel varlık çalışmaları nedeniyle Dicle Barajı’ndan nehre su verilmemesinin de etkili olduğunu söyledi. Bölgenin hayat kaynağı olarak anılan Dicle Nehri’nin kuruması nedeniyle bir süre önce binlerce balık telef olmuştu. Dicle’nin suyu ile beslenen Hevsel bahçelerinin de yaşanan kuraklıktan önemli ölçüde etkilendiği bildirildi.

‘ESKİNDEN ON GÖZLÜ KÖPRÜNÜN TÜM GÖZLERİ SUYLA TAŞIRDI’

Çocukluk yıllarında Dicle Nehri’nde kelekle dolaştığını anlatan Ramazan Vuranel (65), nehrin şu anki halini görünce çok üzüldüğünü belirterek, “Eskiden Dicle Nehri’nde kellek kullanılırdı. Karşıdan karşı geçmek isteyen, hayvan taşıyanlar, yoğurt getirenler her zaman kelekleri kullanırdı. Yaz aylarında Diyarbakır karpuzu yetiştirenlen Dicle’nin kenarında aylarca kalırdı.

Marul, domates, şeftali, erik, karpuz gibi birçok meyveyi nehrin kenarına dikerlerdi. Şimdi bakıyorsunuz nehirde su bulamıyorsunuz. Ürünler ekiliyor, fakat eski tadı vermiyor. Kış aylarında nehir suyu taşıyordu. Bazı zamanlarda On Gözlü Köprü’yü neredeyse taşıyacak duruma geliyordu. Köprünün on gözü de doluyordu. Nehrin bu halde olduğunu görüncü üzülüyorum” dedi.

Ahmet Sökmen ise doğduğundan beri Dicle Nehri’nin kenarında yaşadığını ifade ederek, “Dicle Nehri’nde eskiden suyun fazla olduğundan dolayı etrafında yüzlerce hayvan yaşardı. Şimdi ise birkaç hayvan ancak bulabilirsiniz. Gördüdüğüm manzara karşısında çok üzülüyorum” diye konuştu. DHA

Maltepe’de deniz canlıları kıyıya vurdu

Maltepe’de onlarca vatoz, kalkan ve kalamar kıyıya vurdu. İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yelda Aktan ile beraberindeki bir grup bölgede inceleme yaptı. Aktan, “Muhtemelen tabakalar arasında ani değişim meydana geldi. Balıklar şoka girerek daha sakin ve daha ılık ve sıcak bölgeleri tercih etmeye başladılar. Şokun verdiği sonuç diye tahmin ediyorum” dedi.

––––––––––––––––––––––––––– 24. 12 . 2017 –––––––––––––––––––––––––––––

altepe’de onlarca vatoz, kalkan ve kalamar kıyıya vurdu. Balıkçılar sabah saatlerinde, Maltepe Küçükyalı sahilde çok sayıda vatoz, kalkan ve kalamarın kıyıya vurduğunu gördü. Deniz canlılarının bazılarının hareketsiz olduğunu, bazılarının oldukça yavaş hareket ettiğini gören balıkçılar durumu yetkililere bildirdi. 

İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yelda Aktan ile beraberindeki bir grup bölgede inceleme yaptı. Aktan, “Muhtemelen tabakalar arasında ani değişim meydana geldi. Balıklar şoka girerek daha sakin ve daha ılık ve sıcak bölgeleri tercih etmeye başladılar. Şokun verdiği sonuç diye tahmin ediyorum.” dedi.

İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi öğretim üyeleri bölgeye gelerek inceleme yaptı.

“ŞOKUN VERDİĞİ SONUÇ DİYE TAHMİN EDİYORUM”

Prof. Dr. Yelda Aktan,

“Öncesinde bir bilimsel çalışma yapmadık ama muhtemelen birkaç gündür devam eden soğuk hava şartları, yağmurlar, balıkçıların dediğine göre su da geriye çekilme varmış; muhtemelen tabakalar arasında ani değişim meydana geldi. Balıklar şoka girerek daha sakin, daha ılık ve sıcak bölgeleri tercih etmeye başladılar. Şokun verdiği sonuç diye tahmin ediyorum. Oksijen muhtemelen doygunluk seviyesindedir; ama tabi ölçüm yapıp bakmak lazım. Genelde ilk bakışta söyleyebileceklerim bunlar” dedi.

“ANALİZ YAPIP BAKMAK LAZIM”

“Bazı balıkçılar balıkları toplamışlar. Bu balıkların yenmesinde herhangi bir sıkıntı olur mu?” şeklinde soruya Aktan, “Önce bir bakmak lazım, neden acaba bu halde diye. Mesela toksik bir türden kaynaklı olabilir, onların etkisiyle de olabilir. Analiz yapıp bakmak lazım” diye cevap verdi. (DHA)

Tokat’ta HES eylemi

Tokat’ın Zile ilçesinde Çekerek Irmağı üzerinde yapılan HES projesini protesto eden platform üyeleri, il sınırında yapılan basın açıklamasının ardından bölgeden ayrıldı.

––––––––––––––––––––––––––– 24. 12 . 2017 –––––––––––––––––––––––––––––

okat’ın Zile ilçesindeki HES inşaatını protesto etmek için İstanbul’dan gelen Tokat- Yozgat Güçbirliği Platformu üyeleri Valiliğin yasağı kapsamında ilçeye alınmadı. Zile ilçesinden geçen Çekerek Irmağı üzerine özel bir firma tarafından yapım çalışmaları devam eden HES’e karşı eylem hazırlığı yapan gruba yönelik polis ve jandarma ekipleri geniş güvenlik önlemi aldı.

Zile ilçesinden geçen Çekerek Irmağı üzerine özel bir firma tarafından yapılan HES inşaatını protesto etmek isteyen gruba jandarma izin vermedi. İstanbul’dan otobüsler ile gelen 100 kişilik Tokat -Yozgat il sınırında jandarma ekipleri tarafından durduruldu. Tokat Valiliği tarafından Zile ilçesinde gösteri yürüyüş ve benzeri etkinliklerin 17 gün süreyle yasaklanması gerekçe gösterilerek grup ilçeye alınmadı. Jandarma ve çevik kuvvet polisleri tarafından Tokat-Yozgat Karayolu bir süre trafiğe kapatıldı.

Basın açıklaması yapmak isteyen grup ile görüşen Tokat İl Jandarma Komutan Yardımcısı Yarbay Birol Çavuşoğlu, alınan karar nedeniyle ilçede basın açıklaması yapamayacaklarını iletti. Bunun üzerine grip Tokat-Yozgat il sınırında bulunan boş alanda basın açıklaması yaptı.

‘HES’lere geçit vermeyeceğiz’ pankartı taşıyan grup, ‘Çekerek Irmağı özgür akacak’, ‘Bu daha başlangıç, mücadeleye devam’ sloganı attı. Tokat- Yozgat Güçbirliği Platformu adına basın açıklamasını Hüseyin Çelik yaptı. Çelik açıklamasında, şöyle dedi:

”Çekerek Irmağının ve tüm ırmakların özgür kılıncaya dek direneceğiz”

“Tokat -Yozgat Güçbirliği Platformu ve bölge köylüleri HES’lere ve kamulaştırma işlemlerine karşı onlarca dava açmıştır. Devam eden davalarda yürütmeyi durdurma kararları verilmesine rağmen HES şirketi siyasi iktidarın ve kolluk güçlerinin de tam desteğini alarak ırmağımıza, tarlalarımıza, yaşam alanlarımıza telafisi mümkün olamayacak derecede zarar vermiştir. Ancak bizleri hiçbiri sindiremeyecektir. Doğaya ve topluma ait olan Çekerek Irmağının ve tüm ırmakların özgür kılıncaya dek birlikte mücadele edeceğiz. Tokatlılar ve Yozgatlılar olarak dostlarımızla birlikte öncelikle Çekerek Irmağı HES projesi iptal edilene kadar direneceğiz” dedi.

Grupta bulunanlar basın açıklaması ardından halay çekti. Daha sonra geldikleri otobüslere binerek bölgeden ayrıldı. Jandarma, HES inşaatının bulunduğu alanı bariyerler ile kapattı. (DHA)

Mimarlar Odası, Bolu’daki Gölcük Tabiat Parkı ihalesini yargıya taşıdı

Mimarlar Odası Ankara Şubesi, Bolu’da Gölcük Tabiat Parkı‘nın dağ köşkü ve bungalovlar (tahtadan yapılmış tek katlı ev) yapılması ve göl gazinosunun işletmeye devredilmesine ilişkin ihalenin iptali için yargıya başvurdu.

––––––––––––––––––––––––––– 20. 12 . 2017 –––––––––––––––––––––––––––––

imarlar Odası Ankara Şubesi, Bolu’da Gölcük Tabiat Parkı‘nın dağ köşkü ve bungalovlar (tahtadan yapılmış tek katlı ev) yapılması ve göl gazinosunun işletmeye devredilmesine ilişkin ihalenin iptali için yargıya başvurdu. Konuyla ilgili açıklama yapan Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, “Hepimizin belleklerinde yer eden doğa harikası Gölcük Milli Parkı’nın işletmesinin özelleştirmeye devredilmesi, konaklama kapasitesinin arttırılması için yapı yapılması doğru bir yaklaşım değil. İhalenin iptal edilmesi için dava açtık” dedi.

Candan, “Bolu Belediye Başkanı’nın kiracısı olduğu kamusal bir alanı kanuna aykırı şekilde ihaleye çıkartması, kamusal alanı özelleştirmeye çalışması, Bolu Beyliği gibi davranmasının cevabını yargı verecektir” ifadelerini kullandı.

Belediye hem kiracı, hem kiraya veriyor

“Belediyenin böyle bir ihale yapma yetkisi yok” diyen Candan, “Milli Parklar Kanunu’nun hem işletme hem de izinler bölümünde belediyelere bir yetki verilmemiştir. Bolu Belediyesi kendi mülkiyetinde olmayan Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın mülkiyetinde olan ve hepimize ait bir değer olan Mili Parkı mal sahibi gibi ihaleye çıkartmaz. Bu ihale yasa dışıdır. İhaleye giren de ihaleyi yapan da suç işlemektedir. Gölcük, Belediye Başkanının malı değil, halkındır. Kiracılığını bilecekse bilsin, yapamıyorsa bakanlığa devretsin.” ifadelerini de kullandı.

Gölcük’e telafisi mümkün olmayan zararlar verilmesine insan olanın vicdanı el vermez

Gölcük Tabiat Parkı’nda yapılacak inşai faaliyetlerle telafisi mümkün olmayan zararlar verileceğini ifade eden Candan, “Ekosistemin sürekliliği, ekolojik dengenin korunması zorunluluğumuzdur. Yapılacak inşai faaliyetler ekosistemin bütünlüğünü bozacak. Yaban hayatı tahrip edilecek, konaklama kapasitesinin arttırılması ile toprak, su ve hava kirlenmesi ve benzeri çevre sorunları yaratacaktır. Gölcük’e telafisi mümkün olmayan zararlar verilmesine insan olanın vicdanı el vermez” şeklinde konuştu.

Bolu, belediye midir, beylik midir?

“Bolu Belediye Başkanı’nın kiracısı olduğu kamusal bir alanı kanuna aykırı şekilde ihaleye çıkartması, kamusal alanı özelleştirmeye çalışması, Bolu Beyliği gibi davranmasının cevabını yargı verecektir” diyen Candan, “Bolu Türkiye Cumhuriyeti kanunları çerçevesinde bir Belediye midir, yoksa beylik midir” sorusunu sordu.

Kaynak: T24

İBB duyurdu: Kurbağalıdere Köprüsü yıkılıp yeniden yapılacak

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kadıköy’de bulunan trafik sıkışıklığına neden olan Kurbağalıdere Köprüsü’nün 23 Aralık Cuma günü trafiğe kapatılarak yıkılacağını, yerine yenisinin yapılacağını duyurdu.

––––––––––––––––––––––––––– 20. 12 . 2017 –––––––––––––––––––––––––––––

stanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kadıköy’de bulunan trafik sıkışıklığına neden olan Kurbağalıdere Köprüsü’nün 23 Aralık Cuma günü trafiğe kapatılarak yıkılacağını, yerine yenisinin yapılacağını duyurdu.

İBB, 90 gün içerisinde tamamlanması hedeflenen yeni köprünün, Mart ayında hizmete gireceğini açıkladı.

İBB tarafından yapılan açıklamada, şöyle denildi:

“Yıkım işlemleri nedeniyle köprü 23 Aralık Cuma Günü Saat 09.00’dan itibaren araç ve yaya trafiğine kapatılacak. “İstanbul Büyükşehir Belediyesi Altyapı Hizmetleri Müdürlüğü, kentsel dönüşümün devam ettiği Kadıköy Fikirtepe’de, yetersiz kalan ve trafik sıkışıklığına neden olan Kurbağalıdere Köprüsü’nü Ulaşım ve Trafik Düzenleme Komisyonu (UTK) kararıyla yenileyecek. Trafik akışı bir gidiş, bir geliş olarak hizmet veren Kurbağalıdere köprüsü, yıkılarak 2×2 (2 gidiş 2 geliş) olarak yeniden yapılacak. Fikirtepe’nin Salı Pazarı ve Kadıköy ile bağlantısını sağlayacak yeni köprünün 90 günde tamamlanarak Mart ayı sonunda hizmete alınması planlanıyor. Bu süre içinde araç trafiği Yıldırım Sokak üzerinden Hızırbey Caddesi ve Uzunçayır Yolu ile sağlanacak. Projeyle, Fikirtepe Kentsel Dönüşüm Alanında oturumun başlamasıyla oluşacak trafik sirkülasyonunun daha rahat sağlanması da hedefleniyor.”(DHA)