Category Archives: Çevre

Antalya’da hava kirliliği ülke sınırının üstünde!

Antalya Kent Konseyi’nin kentin hava kalitesine ilişkin hazırladığı raporda, Antalya’da hava kirliliğinin hem ülke hem de Avrupa Birliği (AB) sınır değerlerinin üzerinde çıktığı belirlendi.

 

––––––––––––––––––––––––––––––––– 12. 03. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

 

ntalya Kent Konseyi, 2008- 2015 yılları arasında yapılan ölçümlere göre, ‘Antalya Hava Kalitesinin Durumu ve Öneriler’ adlı bir rapor hazırladı. Rapora göre, Antalya’da hava kirliliği hem ülke hem de Avrupa Birliği (AB) sınır değerlerinin üzerinde çıktı. Antalya’nın yıllık partiküler madde konsantrasyon değerleri Türkiye’nin sınır değerlerinin altında ancak AB sınır değerlerinin üzerinde. 2016 yılında ise 53 mikrogram (mcg)/metreküp (m3) olarak belirlenen yıllık konstrasyon değeri hem AB (40 mcg/m3) hem de ülke sınır değerlerinin (52 mcg/m3) üzerinde tespit edildi.

2019’A KADAR AB SINIR DEĞERLERİNE ULAŞILMALI

2008 yılından itibaren AB’ye uyum kapsamında tüm illerde bazı atmosferik kirleticilerin ölçümünün yapılmakta olduğuna dikkat çekilen raporda, “Hava kalitesinin iyileştirilmesine yönelik kademeli bir şekilde kirletici konsantrasyonlar için yönetmeliklerde belirlenen sınır değerlerin 2019 yılına kadar AB sınır değerlerine düşürülme zorunluluğu var” denildi.

SONUÇLAR VAHİM

Antalya Kent Konseyi’nden yapılan açıklamada, Bakanlık ve Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin ölçüm verilerinin yer aldığı raporda, günlük sınır değerlerin aşım sayısı incelendiğinde daha vahim bir sonuçla karşılaşıldığı belirtildi. 39 kez ulusal günlük sınır değer olan 80 mcg/m3 aşılırken, 175 kez AB günlük sınır değer olan 50 mcg/m3 değerin aşıldığı kaydedildi.

TRAFİK KAYNAKLI YOL TOZU

Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Çevre Mühendisliği Bölümü tarafından yapılan çalışmalara da yer verilen raporda, ince partikül boyutu olan 2,5 mikrometreden küçük partiküler maddelerde yanma kaynaklı emisyonların en önemli kaynak olduğu, kaba partikül boyutu olarak bilinen ve boyutları 2,5 mcg ile 10 mcg arasında olan partiküler maddeler için insan kaynaklı en önemli kaynağın trafik kaynaklı yol tozu olduğuna dikkat çekildi. Aynı çalışmada, liman bölgesinde yaz aylarında yanma kaynaklı emisyonlardan dolayı Antalya’nın hava kalitesini önemli ölçüde etkilediği vurgulandı.

İÇ ORTAMLAR YETERİNCE HAVALANDIRILMIYOR

Raporda, Antalya’nın önemli bir sorunu olarak da ev, iş ve okul ortamı hava kalitelerinin bilinmemesi gösterildi. İç ortamların, yaz aylarında nem ve sıcaklıktan, kış aylarında ise soğuktan dolayı dış ortamdan izole bir vaziyette olduğu belirtilerek, “Yaz ve kış aylarında iç ortamlar yeterince havalandırılmıyor. Bu durum hava kalitesinin düşmesine sebep oluyor. İç ortamların havalandırılması konusunda halkımız bilinçlendirilmeli” denildi.

PARTİKÜLER DEĞERİ DÜŞÜRMEK İÇİN NELER YAPILMALI?

Raporda, partiküler madde değerlerini düşürmeye yönelik çözüm önerileri ise şöyle sıralandı:

1- Antalya’da daha detaylı çalışma yapılarak partiküler madde konsantrasyonuna etki eden kaynakların katkı oranları tüm şehirde belirlenmeli.

2- Mahalli Çevre Kurulu tarafından izin verilen yerli (5500 kcal, yüzde 25 kül) ve ithal (7400 kcal, yüzde 15 kül) kömür kullanımına yönelik yapılan çalışma sonucu, yüksek kalorimetrik değere sahip ithal kömür kullanımının Antalya hava kalitesini iyileştirmeye yetmeyeceği belirlendi. Gelir seviyesi düşük kesim başta olmak üzere doğalgaz kullanımı yaygınlaştırılmalı.

3- Şehirde satılan kömürlerin standardı Büyükşehir Belediyesi ekiplerince daha iyi takip edilmeli ve kalitesi düşük kömürün alıcıya ulaşması engellenmeli. Kömür satışı yapan şirketler bir merkezde toplanarak şehre giren ve satılan tüm kömürler kontrol altında tutulmalı.

4- İthal ve torbalanarak şehre getirilen kömürler için gerekli yasal düzenleme yapılarak içeriğinin Antalya Büyükşehir Belediyesi ekiplerince tespit edilmesi gerekiyor.

5- Kömür kullanım saatleri MÇK tarafından tavsiye edilen akşam ilk yakım saati 16.00-18.00 yerine, rüzgarın karadan denize doğru kararlı bir şekilde esmeye başladığı 20.00-2100’e alınmalı.

6- Trafik kaynaklı emisyonların azaltılmasına yönelik olarak adımlar atılmalı, temiz toplu taşıma (metro, tramvay, elektrikli otobüs) yaygınlaştırılmalı.

7- Bisiklet kullanımı yaygınlaştırılmalı ve yeni bisiklet yolları açılmalı.

8- Yurtdışında yaygın olan araba imecesi (car pool) yapılabilmesi için ortam hazırlanması, araç kullanımını azaltır.

9- Şehir merkezine Euro5 ve Euro6 emisyon standartlarını sağlayan araçların alınması, şehir merkezinde hava kalitesini olumlu yönde etkiler.

10- Şehirde kullanılan araçların bakımlarının yapılmalı ve bu takip edilebilmeli.

11- Seralarda ve evlerde güneş enerjisi kullanımı teşvik edilmeli.

12- Evlerde ısı izolasyonuna yönelik çalışmalar yapılmalı.

14- Elektrikli araç kullanımına yönelik teşvikler yapılmalı.

Çevre kirliliği yılda 1.7 milyon çocuğun ölümüne yol açıyor

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), çevre kirliliğinin her yıl 5 yaş altında 1.7 milyon çocuğun ölümüne yol açtığını açıkladı. Bu ölümlerin önlenebilir olduğu belirtilen raporda, ölüme yol açan nedenler ishal, sıtma, zatürreenin başı çektiği belirtildi.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 06. 03. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

HO’nun raporunda, kirli su, kötü çöp temizliği, yetersiz sağlık bilgisi ve uygulamaları, açık ve kapalı alanların kirliliği ve yaralanmalar yüzünden, her yıl 1 aylık ile 5 yaş arasında 1.7 milyon çocuğun yaşamlarını yitirdikleri belirtildi. Bu ölümlerin önlenebilir olduğu belirtilen raporda, ölüme yol açan nedenler ishal, sıtma, zatürreenin başı çektiği belirtildi.

WHO Genel Direktörü Margaret Chan, çevre kirliliğinin özellikle küçük çocuklar için ölümcül sonuçlara yol açabileceğini belirterek, “Kirli havaya, kirli suya karşı organları savunmasız ve bağışıklık sistemleri yeterince gelişmemiş, özellikle küçük çocuklar için çevre kirliliği ölümcül olabilir. Buna evdeki sigara dumanı bile dahil.” dedi.

Araştırmaya 91 ülkeden bin 100 kenti dâhil eden Dünya Sağlık Örgütü, hava kirliliğinin sadece gelişmekte ve kalkınmakta olan ülkelerde değil, gelişmiş zengin ülkelerde de can aldığını kaydetti. Uzmanlar, Dünya Sağlık Örgütü’nün kriterlerine uyulması halinde 1 milyondan fazla ölümün önlenebileceğine dikkat çektiler.

Şehirler kriterlere uymuyor

Kirli havanın akciğerlerden grip, kan dolaşımına karışarak kalp rahatsızlıkları, akciğer kanseri, astım vakaları ve solunum enfeksiyonlarına neden olduğunu belirten Dünya Sağlık Örgütü, 91 ülkeden 80’inin hava kirliliği konusunda uluslararası örgütün gösterdiği değerlere uymadığını kaydetti.

Hava kirliliğinin kontrolsüz şekilde hızla büyüyen şehirlerde daha yüksek olduğunu belirten uzmanlar, nüfus artışının düşük ve rüzgar koşullarının elverişli olduğu Kanada ve ABD’deki şehirlerin daha temiz olduğunu vurguladı.

Değerler tehlikeli seviyelerde

Sonuçları açıklayan uzmanlar, dünyada birçok kentte atmosferdeki kirliliğin sağlık için tehlikeli seviyelere çıktığının altını çizdi.

İran’ın güneybatısındaki Ahvaz kentinin, havası en kirli kentler listesinde ilk sırada yer aldığını açıklayan Dünya Sağlık Örgütü, havası en kirli kentlerin İran, Hindistan, Pakistan ve Moğolistan’da bulunduğunu saptamış.

Mahkemeden turizm cenneti Kaş için karar… İmar planına iptal

 

Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin Kaş için hazırladığı yaklaşık 40 bin nüfusu öngören 1/25 binlik plana ilişkin açılan davada mahkeme, imar planının iptaline karar verdi.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 03. 03. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

 

ntalya Büyükşehir Belediyesi’nin Kaş için hazırladığı yaklaşık 40 bin nüfusu öngören 1/25 binlik plana ilişkin açılan davada mahkeme, imar planının iptaline karar verdi. 31 kişinin açtığı, Doğal Hayatı Koruma Vakfı’nın da müdahil olduğu dava, Antalya 4’üncü İdare Mahkemesi görüldü. Dokuz Eylül Üniversitesi öğretim üyeleri Prof. Dr. Çınar Atay, Prof. Dr. Sibel Ecemiş Kılıç ve Prof. Dr. Emine İpek Özbek’in mahkemenin isteğiyle hazırladığı bilirkişi raporunda, Büyükşehir Belediyesi’nin Kaş ilçesi için hazırladığı 1/25 binlik imar planının mekansal plan kararlarıyla uyum sağlamadığı, pek çok SİT ve orman alanı ile özel çevre kararları ile uyumsuz olduğu ifade edildi.

PLAN 38 BİN NÜFUSU ÖNGÖRÜYORDU

38 bin 200 bin nüfusu öngörerek düzenlenen planın, doğal çevreyi ve arkeolojik koruma alanlarını tahribata uğratacağı belirtilen raporda, 1/100 bin ölçekli çevre düzeni planında kaplumbağa yuvalama alanında turizm tesis alanı olarak kullanılmasının bölgedeki doğal yaşama zarar vereceği kaydedildi. Bilirkişi raporunda planın şehircilik ilkelerine, kamu yararına, imar mevzuatına ve planlama tekniklerine uygun olmadığı belirtildi.

TELAFİSİ GÜÇ ZARARLAR DOĞABİLİR

Mahkeme, bilirkişi raporunu göz önüne alarak, planın şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uygun olmadığı sonucuna vardığını, hukuka aykırılığı açık olan dava konusu işlemin uygulanması halinde telafisi güç zararlar doğabileceğinden daha önce yürütmeyi durdurma kararı verdiği davada imar planını iptal etti.

‘KAŞ’IN DOĞAL GÖRÜNÜMÜNÜ TAHRİP EDECEKTİ’

Planda Kaş’ın 2025 yılında 38 bin nüfuslu olacağının öngörüldüğü, ancak bilimsel verilerin nüfusun 2025 yılında 14 bin olacağını gösterdiğini belirten davacıların avukatı Tuncay Koç, “Kaş’ın doğal görünümünü tahrip edecek ve Limanağzı, Çukurbağ yarımadası gibi SİT alanlarını imara açacak planın Kaş nüfus projeksiyonunun da yanlış olduğu böylece belgelenmiş oldu. Benzer bir dava da Danıştay 6’ncı Dairesi’nde sürüyor. Onun da iptal edileceğini bu karar göstermektedir” dedi.

KAPUTAŞ DAVASI REDDEDİLDİ

Kaş İlçesi’ndeki Kaputaş Plajı’nda, Dünya Kültürel Mirası Koruma Sözleşmesi’ne aykırı düzenlemeler yapıldığına ilişkin iddialarının ise aynı mahkemece kabul görmediğini belirten Tuncay Koç, “Fakat dosyaya sunulan bilirkişi raporunda verilen iznin dışına çıkılarak alanda müdahaleler yapıldığı, Kaputaş Plajı’nın acilen peyzaj onarım projesi ile doğal görünüme döndürülmesi gerektiği belirtilmiştir. Hem Kaputaş Plajı hem de İnceboğaz Mesire Alanı ile ilgili davalarda uygulamanın yanlış yapıldığı ortaya çıkmıştır. Sorumlu Kaş Belediye Başkanlığı hakkında gereken girişimlerin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yapılması gerekmektedir” diye konuştu.

TMMOB’dan Ankara’da ‘asbest’ iddiası: Acil karantina, okullar tatil edilsin

Ankara’daki Havagazı Fabrikası alanında yaptırılan asbest yüzey ölçümlerini kamuoyuna açıklayan Mimarlar Odası Ankara Şubesi ve Kimya Mühendisleri Odası, yüzde 15 ila yüzde 40 arasında asbest türünün en tehlikesi olan amphibole tespit edildiğini açıkladı.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 01. 03. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

nkara’daki Havagazı Fabrikası alanında yaptırılan asbest yüzey ölçümlerini kamuoyuna açıklayan Mimarlar Odası Ankara Şubesi ve Kimya Mühendisleri Odası, yüzde 15 ila yüzde 40 arasında asbest türünün en tehlikesi olan amphibole tespit edildiğini iddia ederek Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek görevden alınmasını istedi.

Raporu ve ilgili görselleri mahkemeye sunacaklarını da kaydeden Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, bölgenin acilen karantinaya alınarak, asbest arındırma ve temizlenme işlemlerinin yapılması gerektiği uyarısında bulundu. Mimarlar Odası Ankara Şube Sekreteri Namık Kemal Kaya da halkın kendisinin önlem alması çağrısında bulunarak, Mili Eğitim Bakanlığı’nın o bölgedeki okulları yıkım işlemi bitine kadar tatil etmesini talep etti.

Asbest nedir?

Asbest ya da diğer bir adıyla amyant, aslında Anadolu’da oldukça kullanılan ve değişik isimlerle anılan kanserojen tarzda bir mineral türüdür.

T24’te yer alan habere göre, Mimarlar Odası Ankara Şubesi ve Kimya Mühendisleri Odası, Ankara’daki Havagazı Fabrikası alanında özel bir firmaya yaptırdığı asbest yüzey ölçümlerini kamuoyuna açıkladı.

Konuya ilişkin düzenlenen toplantıya Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, Mimarlar Odası Ankara Şube Sekreteri Namık Kemal Kaya, Mimarlar Odası Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Ayşen Gül Şimşek, Kimya Mühendisleri Odası Ankara Şube Başkanı Erkin Etike ve Tüketici Hakları Derneği Genel Başkanı Turhan Çakar katıldı.

Tok Sokak Dış Duvar üstünden, Enerji SA mescit arkasından ve sahada çalışma yapılan 2 kepçeden alınan numunelerde yüzde 15 ila yüzde 40 arasında asbest türünün en tehlikesi olan amphibole tespit edildiğini bildiren Mimarlar Odası Ankara Şubesi Başkanı Tezcan Karakuş Candan göz göre halkın sağlığını tehlikeye atan Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin görevden alınmasını istedi.

“Yıkım yargıya taşınacak”

Candan, Ankara Tabip Odası ve meslek odaları ile birlikte yıkım işleminin sonlandırılması için öncelikle yürütmeyi durdurma istemiyle yargıya başvuracaklarını, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in TCK’nın 181-182 maddelerinden insanların hayatına kast etmekten yargılanması için suç duyurusunda bulunacaklarını bildirdi.

Raporu ve ilgili görselleri mahkemeye sunacaklarını da kaydeden Candan, bölgenin acilen karantinaya alınarak, asbest arındırma ve temizlenme işlemlerinin yapılması gerektiği uyarısında bulundu.

Hafriyat kamyonları bütün Ankara’ya yayıldı

Candan, asbestin hiçbir koruma önlemi alınmadan söküm işlemi gerçekleştiren iş makineleri ve hafriyat kamyonlarıyla tüm Ankara’ya yayıldığını duyurdu.

Yıkımlarda herhangi bir önlem alınmadığı için bütün asbest liflerinin kapalı mekanlara da girmiş olabileceğini ve kapalı mekanlarda da ölçüm yapılması gerektiğini uzmanların söylediğini ifade eden Candan, Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in yaptığı basın açıklamalarının gerçekleri yansıtmadığını belirtti.

Candan, şöyle devam etti:

“Ankara Büyükşehir Belediyesi, hiçbir önlem almadan 350 ton asbest bulunan yapıda yıkım işlemi başlattı. Konuyu kamuoyunun gündemine taşımamızla birlikte göstermelik önlemler almaya çalışıyorlar. Dün itibariyle o bölgedeki EGO çalışanları maskeyle dolaştı. Mimarlar Odası Ankara Şubesi olarak bizim çektiğimiz ve Ankara Tabip Odasının çektiği fotoğraflarda da ve belediyenin kendi servis ettiği fotoğraflarda görüldüğü gibi, file tül gibi trajikomik koruma önlemlerinin alındığı görülüyor. Gökçek , ‘Provokatörlerin sözlerine inanmayın biz bütün önlemleri alıyoruz’ derken, biz bilimle hareket ediyoruz. Bu kapsamda yabancı firmaya ölçüm yaptırdık. Tok Sokak Dış Duvar üstünden, Enerji SA mescit arkasından ve sahada çalışma yapılan 2 kepçeden alınan numunelerde yüzde 15 ila yüzde 40 arasında asbest türünün en tehlikesi olan amphibole tespit edildi. Rüzgar nedeniyle sabit olmayan asbestin, hava ölçümleri ile sağlıklı bir şekilde tespit edilemiyor. Uzmanlar sahada ve kapalı mekanlarda hava ölçümlerinin yapılmasını öneriyorlar.”

“Bilimsel verilerle konuşuyoruz”

Çalışma alanındaki hava asbest ölçümlerinin kamuoyuna açıklanmasını isteyen Candan, “20 bar anti basınç nasıl sağlandı bunu açıklasın. Çalışma alanında duş araçları yok, iptidai konteynerlar koyulmuş.. Çalışan işçiler tehdit altında su sıkılarak asbest yok edilemez kuruyunca tekrar zehir saçılacak. Bina içinde alınmış hava akreditasyon ölçüm sonucu açıklasın” dedi.

Candan, Gökçek’in sadece fotoğrafları göstererek “önlem aldık” demesinin trajikomik olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

“Bilimsel verilere dayandırmak zorundasınız. Biz de bu nedenle bu konuda uzman kişilere ölçümler yaptırdık. Fabrika çevresindeki yüzeylerden toplanan numuneleri bir kamu kurumuna da ilettik.. Eğer bir tehlike olmadığını iddia ediyorlarsa bunu bilimsel gerçeklere dayandırmak zorundalar. Ancak onlar bilim insanlarını üniversitelerden atıyorlar. Yıkım sırasında bölge karantinaya alınmadı. Tül ve plastikle alınan önlemler, su sıkılması çare değil. Asbeste karşı dünya ölçeğindeki önlemler alınmalıydı. Yıkımdan çıkan parçalar özel olarak paketlenmeden açıkta kamyonlarla taşındı. Kepçeler kanser yapıcı asbesti savura savura dolaştı. Bölgedeki okul, üniversite ve işyerleri başta olmak üzere yıkımın çevresindeki bütün vatandaşlar tehdit altında.13 bin lira muhammen bedele bu yıkım alındı. Bu bedele gecekondu bile yıkılmaz. Kültür Bakanlığı yıkma dedi. Göz göre göre yıkımı başlatarak herkesin sağlığı tehdit edildi.”

Candan çevreye yayılan Asbestin başta bin 600 öğrencisi olan Ankara Atatürk Lisesi, Gazi Üniversitesi bölümleri, işyerleri olmak üzere bölgedeki büyük bir alanda insan sağlığını tehdit eden bir tehlike yarattığına dikkat çekerek, “Hepimiz tehdit altındayız, televizyonlara boy göstererek değil bilimsel raporlarla ikna edebilirler bizi bilimsel raporlarla konuşuyoruz. O bölgede yaşayan herkes tehdit altında” diye konuştu.

Asbest uzmanı kimdir ?

Kimya Mühendisleri Odası Ankara Şube Başkanı Erkin Etike, bu toplantı ile ulaştıkları bulguları paylaştıklarını belirterek, “Yıkım sahası çevresinde asbest bulaşığına rastlanmıştır. Ölçümlerde yüksek miktarda amfibol maddesi tespit edilmiştir” dedi.

Etike, şöyle devam etti:

“Böylece asbest olmadığına ilişkin tez çürütülmüştür. Asbestli alandaki asbest yıkım uzmanı kimdir? Bunun yanıtını ısrarla istiyoruz. Çünkü asbest yıkım uzmanları bu konuda tüm önlemleri almakla yükümlüdürler. Asbestli bina ve yapılar, buldozerle, balyozla yıkılmaz. Buraya önce bazı kimyasal maddeler püskürtülür. Böylece asbest binaya iyice yapışır. Ardından bu alanlar kesilir paketlenerek götürülür. Bunun dışındaki tüm yöntemler yönetmelikler aykırıdır. Ayrıca çalışma sahasındaki asbest ölçüm değerlerinin açıklanmasını istiyoruz.”

“Bölgedeki okullar tatil edilsin”

Mimarlar Odası Ankara Şube Sekreteri Namık Kemal Kaya ise halkın kendisinin önlem alması çağrısında bulunarak, “Mili Eğitim Bakanlığı’nın o bölgedeki okulları yıkım işlemi bitine kadar tatil etmesini talep etti. O bölgede yaşayan halk önlem alınıncaya kadar başka yerde ikamet etmeli. Aynı şekilde işyeri olanlar yine önlem alınıncaya kadar işe gitmemeli. Kısaca büyük şehir belediyesi ne olursa olsun önlem almaya yanaşmıyor. Halk kendi önlemini kendisi almalı” dedi.

Kaya, şunları söyledi:

“Gökçek’in Ankara halkına yaptığı eziyet sürüyor. Her çalışmasının bilimden ne kadar uzak olduğunu görüyoruz. Bilimin yerine ulemalara danışarak bir kenti yönetirseniz ve bu halkın ödediği vergiyi bilimsel çalışmalar yerine hayır kurumlarına hayır yapmak için verirseniz olacağı budur. Asbestli olmayan kısmı yıktığını iddia ediyor. Oysa aldığımız ölçümlerde en tehlikeli asbest türü tespit edildi. Ankara halkı risk altında Cumhuriyet savcıları, valilik, hükumet, cumhurbaşkanı herkes susuyor. Bunu anlamakta zorluk çekiyoruz”

Silivri’de 300 yıllık çınar ağacını tahrip ettiler!

Silivri’de yaklaşık 300 yıllık çınar ağacı kimliği belirlenemeyen kişi veya kişilerce tahrip edildi. Belediye bu kişilerin bulunabilmesi için suç duyurusunda bulunurken, ağaçtaki tahribatı önlemeye yönelik çalışma başlatıldı.

 

––––––––––––––––––––––––––––––––– 22. 02. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

 

ilivri’ye bağlı Ortaköy’de kimliği belirsiz kişi ya da kişilerce yaklaşık 300 yıllık bir çınar ağacının gövdesi testereyle oyuldu. Silivri Belediye Başkanı Özcan Işıklar, Park ve Bahçeler Müdürlüğü ekiplerini harekete geçirerek, tahrip edilen çınarda ağaç restorasyonu başlattı.

Silivri Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü ekipleri öncelikle mantar ilacıyla ağacın içini yıkayarak, steril hale getirdi. Aşı macunuyla sıvanarak havayla teması kesilen ağaç kovuğunun içi dolgu malzemesiyle dolduruldu. Üzeri ince gözenekli krom tel ile çevrelenen ağaç için yapay doku oluşturuldu. Zarar gören ağaç dokularının tedavisi sağlanarak, ağaç restorasyonu tamamlandı.

Artvin Gençlik Platformu: Biz kararımızı verdik… Madene hayır!

Artvin Gençlik Platformu üyeleri, Cerattepe Atmaca mevkiinde geçen yıl 16 Şubat’ta maden firmasının yolunu kesmek isteyenlere polis ve jandarmanın coplu, biber gazlı ve plastik mermili müdahalesinin birinci yılında olayları anmak için bölgeye giderek, tepkilerini bir kez daha dile getirdi. Gruptakiler basın açıklamasının ardından horon tepti.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 19. 02. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

rtvin Gençlik Platformu üyeleri, Cerattepe Atmaca mevkiinde geçen yıl 16 Şubat’ta maden firmasının yolunu kesmek isteyenlere polis ve jandarmanın coplu, biber gazlı ve plastik mermili müdahalesinin birinci yılında olayları anmak için bölgeye giderek, tepkilerini bir kez daha dile getirdi. Gruptakiler basın açıklamasının ardından horon tepti.

Kafkasör Yaylası Cerattepe bölgesinde maden çıkarılması için Cengiz İnşaat firması personeli ve iş makinelerinin, asker ve polis eşliğinde zırhlı araçlarla bölgeye gelmesi Artvin halkını sokağa dökmüş, 16 Şubat’ta Atmaca mevkisinde yolu trafiğe kapatan vatandaşlara cop, biber gazı ve plastik mermiyle müdahale edilmişti.

Artvin Gençlik Platformu üyesi yaklaşık 500 kişi, olayların birinci yılında Atmaca mevkisine çıktı, basın açıklaması ile tepkilerini dile getirdi, horon tepti. Artvin’de eylem yasağı olması nedeniyle çok sayıda çevik kuvvet ekibi de bölgede hazır bekledi. Atmaca mevkisinde toplanan grup, basın açıklaması öncesi kartopu oynayarak zaman geçirdi, kar üzerine ‘hayır’ yazan gruba polis müdahale ederek yazıyı sildi.

KARARIMIZI VERDİK: MADENE HAYIR

Daha sonra, ‘Yürüyelim ki ayaklarını denk alsınlar, anlasınlar ki burada Artvinliler var’ pankart açan grup basın açıklaması yaptı. Platform sözcüsü Aydan Yerlikaya, “Artvin’in 25 yıllık mücadelesinin dönüm noktası olan 16 Şubat 2016 günü ve sonrasında yaşadıklarımızın üzerinden bir yıl geçti ve şirket saldırılarına devam ediyor. Bir kent 7 den 70’e, her görüşten insanıyla direnirken, ‘ezin geçin’ emriyle Artvinlilere zulüm edilmiş ve 12 Eylül sonrası en adaletsiz dönem yaşatılmıştır. Gaz yedik, cop yedik. Canımız pahasına sahip çıktık Cerattepe’ye. Etten kemikten ibaret, sahipsiz ve korumasız bir güç ne kadar direnebildiyse, bizler de ancak o kadar direndik. Direndik ve kazandık. Biz kararımızı verdik. Madene hayır! Yeşilin hakim olduğu, yamaçlarında horona durduğumuz, sevdiklerimize türkü yaktığımız, canımız sıkıldığında, dertlendiğimizde, biraz nefes almak istediğimizde gölgesine sığındığımız ağaçlarımız, sığınağımız yaylalarımız. Üzerinde barındırdığı güzellikler olmazsa Artvin’in yaşanılır bir tarafı kalmayacağını biliyoruz. Cerattepe giderse hayatımızın hatta pek çok canlının hayatının da biteceğinin farkındayız. Bu yağmacı zihniyetin hiçbir yerde insanları rahat bırakmayacağını görüyoruz, bu nedenle göç seçeneğinin de faydası olmayacağını da biliyoruz. Başka bir yerde mutlu olamayız biz. Cerattepe biterse buralarda hayat biter. Yaşamla ölüm arasında bir tercihtir maden. Yaşam için direnmeyi seçiyoruz. Yaşam için duyarlılığımız, bu dik yamaçlarda doğduğumuz andan beri verdiğimiz mücadeleden geliyor. Ne iş bahaneniz ne ülke ekonomisine katkısı ne de yer altı zenginliklerinin yer üstüne çıkarılması gibi süslü söylemlerin hiçbirine kanmıyoruz” dedi.

KARAHAN: MÜCADELEMİZ ARTARAK DEVAM EDECEK

Yeşil Artvin Dernek Başkanı Nur Neşe Karahan da “Geçtiğimiz yıl halkın güvenliğini sağlaması gereken polis ve jandarma şirket için yoğun gazi, plastik mermi ve yoğun eziyetle yasal olmayan bir şekilde şirketi yukarıya çıkarttı. Bir yıldır Artvin’de tedirginlik var. Hukuksal süreç bitmeden şirket yukarıda ön hazırlık çalışmaları yapıyor. Bugünde gençlerimiz burada. Onlara destek için buradayız. Bundan sonra da mücadelemiz artarak devam edecek” diye konuştu.

Basın açıklamasını tamamlayan grup tulum, akordeon ve davul eşliğinde horon oynamaya devam etti.
DHA

Protestolara neden olan Maçka Parkı projesi değiştirildi

İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’nde, Dolmabahçe-Levazım-Baltalimanı-Ayazağa Tünelleri Projesi’ne ilişkin imar planı değişikliği teklifi onaylandı. Alınan kararla, “Beşiktaş Maçka Demokrasi Parkı”ndan geçecek tünelin güzergâhı değiştirilerek, parkın korunması sağlanacak.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 17. 02. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

açka Demokrasi Parkı’nın bir kısmının kapatılması ile birinci etabına başlanan Dolmabahçe-Levazım-Baltalimanı-Ayazağa Tünelleri Projesi’nin imar planında değişiklik yapıldı. 13 Mayıs 2016 tarihinde İBB tarafından onaylanan proje, yeniden meclis gündemine geldi. Mecliste yeniden tartışma yaratan rapora göre, güzergah kuzeye kaydırıldı, tünel hattı Maçka Parkı’nın altından geçirildi. Öte yandan plan notlarına, park sınırlarının korunacağına yönelik ibare eklendi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi şubat ayı toplantısının 5. birleşimi Saraçhane’deki belediye binasında yapıldı. Meclis’te Dolmabahçe-Levazım-Baltalimanı-Ayazağa Tünelleri Projesi’ne ilişkin 1/5000-1/1000 ölçekli imar plan değişikliği teklifi gündeme geldi.

Konuya ilişkin söz alan CHP’li meclis üyesi Yunus Can, bu dosyanın enine boyuna tartışıldığını belirtti. Tünelin yeşil örtüyü muhafaza edeceği şekilde plan notu işlendiğini ifade ederek, “Ancak biz bu teklife karşı oy kullandık. Çünkü İstanbul’un trafik karmaşasının, plansız bir kentte plansız yatırımlarla çözülmeyeceği inancını taşıyoruz. Lastik tekerlekli araçların da geçişini ve yoğunluğunu arttıracak her türlü tünel yapılaşmalarına karşıyız.” diye konuştu.

Meclis’in AKP’li Ulaşım ve Trafik Komisyonu Başkanı Mahmut Yeter de, yapılacak tünelin İstanbul’un kuzey güney aksındaki 3 tünelden birisi olduğunu, İstanbul’un doğu batı aksında 7 ayrı tünelin daha bulunduğunu söyledi.

Yeter, “Söz konusu tünel Dolmabahçe ile Levazım arasındadır. Ne Maçka Parkı’nda ne ortadaki refüjde ne de ortadaki yeşil alanda en ufak bir küçülme söz konusu değil. Bu sebeple yaklaşık 199 ağacı deplase (yer değiştirme) edeceğiz. Bunları tümü de aynı şekilde yerlerine konulacak. Bu da bizim plan notumuzda mevcuttur.” dedi.

Konuşmaların ardından teklifi içeren komisyon raporu, oy çokluğuyla kabul edildi.

Alınan karara göre, Maçka Parkı’ndan geçecek tünelin güzergahı değiştirilecek. Tünelin, Maçka Parkından geçen kısmı, kuzeye kaydırılarak parkın altından geçmesi sağlanacak. Proje imalatı bittikten sonra da “Beşiktaş Maçka Demokrasi Parkı”nın yürürlükteki imar planı fonksiyonu ve park sınırları korunacak.

Dolmabahçe-Levazım arası tünel inşaatı

Tünel ulaşım sistemi çalışmasının bir etabı Dolmabahçe- Levazım arasında yapılıyor. Toplam genişliği 102 bin metrekare olan Maçka Parkında çalışma yapılacak kısım ise 3 bin 500 metrekare. Tünel çalışması tamamlandıktan sonra nakledilen ağaç sayısı kadar ağaç dikimi yapılacak. Bu çalışmalar İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesinde alınan 29/12/2016 tarih 221560 sayılı rapor doğrultusunda koordineli bir şekilde sürdürülüyor.

Tünel bittiğinde bir buçuk saatlik yol 10 dakikada geçilebilecek.

Tünel, Dolmabahçe’de bulunan mevcut tünel çıkışından başlayarak Levazım’da bulunan Ortaköy Deresinden çıkacak. İki tüp olarak inşa edilecek tünelin her tüp boyu 3 bin 900 metre olup, iki tüpün toplam boyu 7 bin 800 metre olacak.

Tünelin Maçka Parkı’nı etkileyecek olması nedeniyle inşaat protestolara neden olmuştu. Vatandaşlar Pazar günleri parkta koşu yaparak tüneli protesto etmişlerdi.

CHP, araç trafiğini arttıracağı için red verdi

CHP adına söz alan Yunus Can,revize edilen plana da olumsuz yönde oy kullanmalarını şu sözlerle açıkladı: “İstanbul’un trafik karmaşası plansız yatırımlarla çözülemez. Lastik tekerlekli araçların geçişini ve yoğunluğunu arttıracak her türlü özel taşımacılığa karşıyız. Bu tür yüksek maliyetli yatırımlar İstanbul’u halihazırda sıkıntıya düşürecek. Çözüm olmayacak beyhude bir yatırımdır. Lastik tekerlikli araçların yoğunluğunu arttıracak her türlü tünel yapılaşmasına karşı olduğumuz, trafiğe hiçbir şekilde çare olamayacağı düşüncesiyle karşıyız” diye konuştu.

Konuşmaların ardından oylamaya sunulan rapor oy çokluğu ile kabul edildi.

Bakan Eroğlu: Barajlarda doluluk sorunu yok

Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Türkiye’deki barajlarda doluluk sorunu olmadığını, nisan ve mayıs aylarında karlar eriyince su seviyesinin daha da artacağını söyledi.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 17. 02. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

akanlığa ait 624 milyon liralık yatırımların temel atma töreni için Adana’ya gelen Bakan Veysel Eroğlu, ilk olarak Adana Valiliği’nde Vali Mahmut Demirtaş’ı ziyaret etti. Ak Parti Adana Milletvekilleri Necdet Ünüvar ve Tamer Dağlı ile bakanlığın üst düzey bürokratlarının eşlik ettiği Bakan Eroğlu, Valilik Şeref Defteri’ni imzaladıktan sonra kentle ilgili Vali Demirtaş’tan bilgi aldı. Valilik Toplantı Salonu’nda gazetecilerle buluşan Bakan Eroğlu, İmamoğlu ve Ceyhan ilçelerinde sulamayla drenaj kanalları yapımını öngören 4 adet 624 milyon liralık yatırımın temelini atmak için kente geldiğini söyledi. Adana’ya çok sık geldiğini aktaran Bakan Eroğlu, bakanlık olarak son 14 yılda Adana’ya 27 milyar liralık yatırım yaptıklarını anlattı.

‘GAP KADAR ÖNEMLİ’

Bakanlık yatırımlarıyla ilgili ayrıntılı bilgiler sunan Bakan Eroğlu, şöyle devam etti:

“Akdeniz Geliş Projesi ile bölgeyle ilgi adeta Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) kadar önemli bir proje hayata geçiriyoruz. Tabiat Turizmi Master Planı ve Uygulama Eylem Planı yaptık. İnanıyoruz ki Adana, Antalya’yı yakalayabilir. Akdeniz Gelişim Projesi ile sadece bakanlığımız 31 milyar 341 milyon lira yatırım yapacak. Projeyi 31 Aralık 2019’da saat 16.59’a kadar bitireceğimizi açıklamıştım. Projeyle 21 baraj, çok sayıda gölet, 49 sulama tesisi, 62 dere ıslahı, 300 bin dekarı aşkın alanda ağaçlandırma, yine o kadar alanda erozyon kontrolü, mera ıslahı, 219 milyon fidan dikimi, 159 milyon fidan üretimi yapılıp 14 tane de bal ormanı oluşturulacak. Bal ormanlarından üretilecek ballarla ilgili marka oluşturulmalı. Bu konuda yanımda bulunan Adana Milletvekili Prof. Dr. Necdet Ünüvar’a talimat vermiş olayım. Bu işin üstesinden geliriz.”

TAŞKIN RİSKİNİ ANLATTI

Barajlardaki doluluk oranları ve küresel ısınma konusuyla ilgili gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Bakan Eroğlu, şöyle konuştu:

“Şimdi Türkiye’de ortalama 7 yılda bir kuraklık yaşanıyor görünüyor. Bakanlığın yaptığı 50 yıllık analizler var. Yetkili kurumların 100 yıllık tahminleri var. Meteorolojiyle ilgili tahminler çeşitli kriterlerle yapılıyor ve karmaşık. Bugünün tahminleri yüzde 100, bir haftanın tahmini yüzde 90, bir aylık tahminlerin gerçekleşme oranı daha düşük oluyor. Çünkü meteorolojik olaylar çok değişkenli. Küresel ısınmaya karşı her türlü hazırlığı yaptık. Suyla ilgili çok sayıda çok biriktirme alanı yaptık. 420 baraj kuruldu, bu rekordur. Bin günde, bin gölet tamamladık. 2019 yılı sonuna kadar bin 71 tane baraj ve gölet kuracağız. Bu, bize depolama imkanı sağlayacak. Bir yıllık değil, en az 3 yıllık kuraklık olması halinde suyu biriktireceğiz. Eskiden yapılan iptidai sulamayı artık terk ettik. Çok büyük tedbirler aldık. Şu anda herhangi bir problem yok. 2071 yılına kadar her şeyin planını yaptık. Barajlarda doluluk oranı İstanbul’da yüzde 85, daha kurak olan İzmir’de yüzde 61.2, Bursa’da yüzde 33, biraz az ama problem yok. Yani barajlarda doluluklarda problem yok. Türkiye’deki barajlarda ortalama yüzde 45 civarında su var. Kimisinde yüzde 80-100 ama ortalama 40-50 arasında. Karların erimesiyle barajlardaki su seviyesi nisan mayıs ayında daha da artacak. En büyük sıkıntımız, karların erimesiyle birlikte sıcaklıklar aniden yükselirse, belediyeler ve diğer kurumları ikaz ettik, ani erimeler ve taşkın riskine karşı kritik noktalar tespit ediliyor.”

Kutuplardaki Eriyen Buzulların Tekrar Dondurulmasını Sağlayacak Sıra Dışı Proje!

Arizona State University’deki bilim insanlarından eriyen buzullara karşı sıra dışı bir proje önerisi geldi. Kuzey Kutbu’ndaki buzulların erimesinin önüne geçmenin yolu bölgeyi tekrar dondurmak. Ancak söz konusu projenin hayata geçmesi için 500 milyar dolarlık bir ödenek gerekiyor.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 16. 02. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

 

üresel ısınmanın en somut sonuçları arasında bulunan buzulların erimesi sorunu, Arizona State University’deki bilim insanları tarafından sıra dışı bir projeyle ortadan kaldırılabilir. Ancak projenin en dikkat çeken tarafı gerek duyulan ödenek. Söz konusu projenin hayata geçmesi için 500 milyar dolarlık bir ödenek gerekiyor.


Artık basit bilimsel makalelerde bile ‘küresel ısınma – kutupların erimesi’ kelime öbeklerinin bir arada kullanıldığını görüyoruz. Kutuplardaki buzulların sürekli erimesi, maalesef dünyanın iklim dengesini olumsuz yönde etkiliyor ve bu, uzun vadede büyük bir tehlike oluşturuyor.

Arizona State University’deki bilim insanları, kutupların eskisi gibi tekrar buzullaşmasını sağlayacak yeni bir proje sundular.

Rüzgar gücü ile çalışan pompalarla soğutulmasını amaçlanıyor

Peki bu sıra dışı plan nasıl eriyen buzulların yerine yenilerini oluşturacak. Bilim insanlarına göre eriyen buzulları tekrar döndürmenin yolu oldukça basit: Bölgeye yerleştirilecek makineler ile suyu dondurarak yeniden buza çevirmek.

Fizikçi Steven Desch önderliğindeki ekip, rüzgar gücü ile çalışan pompalarla Kuzey Kutup Denizi’nin soğutulmasını amaçlıyor. Fakat bunun için 500 milyar dolar gibi yüksek seviyede bir ödenek gerek.


Aslında böyle bir ödeneğin, kutuplardaki buzulların erimesi sorunundan daha fazla dert ediliyor olması da ayrı bir ironik durum. Sonuçta buzulların eski haline dönmesi yalnızca belirli bir kitlenin değil, tüm insanlığın yararına olacak.

“Nükleer felaket burada başlıyor” pankartlı Greenpeace eylemine beraat

İstanbul Nükleer Santraller Zirvesi’nin düzenlediği otelde 30 Mayıs 2014’te, “Nükleer felaket burada başlıyor” yazılı pankart açarak eylem yapan 8 Greenpeace üyesinin yargılandığı davada mahkeme, “Kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşleri düzenleme, yönetme ve bunların hareketlerine katılma” suçundan 3’er yıla kadar hapis cezası istenen sanıkların beraatine karar verdi.

 

––––––––––––––––––––––––––––––––– 16. 02. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

stanbul Nükleer Santraller Zirvesi’nin düzenlediği otelde 30 Mayıs 2014’te, “Nükleer felaket burada başlıyor” yazılı pankart açarak eylem yapan 8 Greenpeace üyesinin yargılandığı dava karara bağlandı. Mahkeme, “Kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşleri düzenleme, yönetme ve bunların hareketlerine katılma” suçundan 3’er yıla kadar hapis cezası istenen sanıkların beraatine karar verdi.

SANIKLAR DURUŞMAYA KATILMADI

İstanbul 69. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, sanıklardan gelen olmadı. Sanıkların avukatı Deniz Bayram, “Ülkemizde ve dünyada benzer nitelikli birçok protesto gösterileri yapılmaktadır. Bu protestoların herhangi bir soruşturmaya ve kovuşturmaya konu olmadığı görülmektedir. Yerleşik Yargıtay kararları ve Anayasa Mahkemesi kararları bu tarz barışçıl protestoların kamu düzenini bozmadığı, herhangi bir şekilde zarara neden olmadığı, asayişi bozmadığı ve milli güvenlik riski oluşturmadığı gerekçesiyle hukuka uygun kabul etmektedir. Müvekkillerim protesto hakkını kullanmıştır. Herhangi bir zarar vermemiştir, beraatlerini talep ederim” dedi.

AYRI AYRI BERAATLERİNE…

Mahkeme, haklarında 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet suçundan cezalandırılmaları istemiyle dava açılan sanıklara ” isnat edilen eylemin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması ve suçun maddi unsurlarının oluşmaması” nedeniyle ayrı ayrı beraatlerine hükmetti.

3’ER YILA KADAR HAPİSLERİ İSTENİYORDU

İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’nca hazırlanan iddianamede, Şişli’de bulunan bir otelde İstanbul Nükleer Santraller Zirvesi’nin düzenlediği, Greanpeace üyesi 8 sanığın zirve öncesi otele yerleştikleri, nükleer santralleri protesto mahiyetli pankart açtıkları belirtiliyordu. Sanıkların kanunsuz gösteri eylemi yaptıklarının görülmesi üzerine kolluk birimleri ve özel güvenlik görevlilerince müdahale edildiği, eylemde kullandıkların pankart ve benzeri eşyalarla yakalandıkları ifade ediliyordu. Sanıklar “Kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşleri düzenleme, yönetme ve bunların hareketlerine katılma” suçundan 1’er yıldan 3’er yıla kadar hapisleri isteniyordu.