Category Archives: Çevre

Maçka Parkı için İBB’ye itiraz

Maçka Parkı’nın Beşiktaş Vodafone Arena Stadına bakan girişinin, Dolmabahçe-Levazım arasında yapılacak karayolu tüneli çalışmaları kapsamında kapatılmasını protesto eden bir grup, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) önünde basın açıklaması yaptı.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 06. 02. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

 

stanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) önünde bir araya gelen Maçka Parkı Hepimizin İnisiyatifi üyeleri parkı imara açacak olan plana itiraz etti. Toplanan yaklaşık 2 bin dilekçe, İBB önünde yapılan açıklamanın ardından imar ve şehircilik daire başkanlığı’na teslim edildi.

Maçka Parkı’nın Beşiktaş Vodafone Arena Stadına bakan girişinin, Dolmabahçe-Levazım arasında yapılacak karayolu tüneli çalışmaları kapsamında kapatılmasını protesto eden bir grup, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) önünde basın açıklaması yaptı.

2 BİN İTİRAZ DİLEKÇESİ VERİLDİ

“Tünel Projesi iptal edilsin, Ağacımız, parkımıza dokunma” yazılı pankart açan grup, yaklaşık 2 bin itiraz dilekçesini İBB’ye teslim etti. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, tepkiler üzerine “Maçka’da 1 metrekare yeşil alan kaybı olmayacaktır” açıklaması yapmıştı.

“İMAR PLANI KESİN DEĞİL AMA İHALE YAPILMIŞ”

Basın açıklamasında Dolmabahçe-Levazım-Baltalimanı-Ayazağa tünellerine ilişkin imar planlarının henüz askıda olduğu vurgulanırken, tünel projesinin etkilediği alanlarla ilgilenen Koruma Kurulları’ndan alınmış herhangi bir görüşün olmadığının altı çizildi. Açıklamayı yapan mahalle sakini Kürşat Oral, “Bu projeyle ilgili her şey gizli kapaklı, her şey keyfi. Baştan sona yasalara uygun olmayan bir süreç işletiliyor. Sözgelimi projeyle ilgili henüz kesinleşmiş bir imar planı yok ama ihaleyi almış bir şirket var” diye konuştu.

“SADECE MAÇKA PARKI DEĞİL; ORTAKÖY VADİSİ DE TEHDİT ALTINDA”

Maçka Parkı’ndan başlayan tünelin çıkış noktasının Levazım bölgesi olduğunu belirten Oral, “Sorun sadece Maçka Parkı ile sınırlı değil. Maçka Parkı ilk adım. Projede öngörülen tünelin çıkış noktası olan Levazım bölgesinde yaşanacak olan talan ciddi bir tehdit oluşturuyor” dedi.

CHP’Lİ BELEDİYE BAŞKANI HAZİNEDAR’A ELEŞTİRİ

Levazım bölgesinde bulunan Ortaköy Vadisi’ne yönelik imar planlarının 2015 yılında 8. İdare Mahkemesi ve Danıştay tarafından iptal edildiğini hatırlatan Oral, “Danıştay’ın kararına rağmen başlanan yeni proje eskisinden farklı ve daha da zararlı olarak hem Ortaköy Vadisi’ni hem de Maçka Parkı’nı şantiye haline getiriyor. Ne yazık ki projenin İBB ile eşdeğer düzeyde bir sorumlusu da CHP’li Beşiktaş Belediye Başkanı Murat Hazinedar” dedi. CHP’li Beşiktaş Belediye Başkanı Murat Hazinedar’ın temyiz aşamasında davadan feragat ettiğini ve projeyi savunduğunu söyleyen Oral, “Ortaköy Vadisini bir rant alanına çevirmeyi kafasına koyan Hazinedar, bu projede İBB ile ortak çalışıyor” dedi.

“MAÇKA PARKI KAVŞAK HALİNE GETİRİLİYOR”

Oral sözlerine şöyle devam etti: ““Bu proje ulaşım sorunlarını çözmekten ziyade İstanbul’un son kalan yeşil alanlarına hançer gibi saplanıyor ve Maçka Parkı kavşak haline getiriliyor. Projenin geliş ve gidiş tünelleri parkı kıskaca alıyor. Tünel yaklaşım yolları parkın içine inşa ediliyor”.

“PARKLAR ŞANTİYE ALANI DEĞİLDİR”

İstanbul Kent Savunması üyesi peyzaj mimarı Çağdaş Öztürk ise “Maçka’lılar ve Ortaköy’lüler olarak, yeşil alanlarına sahip çıkanlar olarak ‘Parklar şantiye alanı değildir’ diyoruz. Parklar ve yeşil alanlar bizleri bir araya getiren, sohbet edebildiğimiz, kardeşleşebileceğimiz alanlardır. Parklarımıza sahip çıkalım” dedi. İstanbul’da olması beklenen depreme değinen Öztürk “Depremler olduğunda yok ettiğiniz parklarımız olmadığında nereye kaçacağız, AVM’ye mi? Biz AVM’ye kaçmak istemiyoruz, parkta, yeşil alanda, mahallemizde kalmak istiyoruz” dedi.

“İBB ORTAKÖY VADİSİ’Nİ TALAN ETMİŞ DURUMDADIR”

İBB’ye askı süresi içerisinde itiraz dilekçelerini ilettiklerini söyleyen avukat Eren Can, “Bu proje tamamen hukuksuzdur. Henüz imar planı askıdayken, yani kesinleşmemişken, İBB yangından mal kaçırır gibi Ortaköy Vadisi’ni talan etmiş durumdadır. Maçka Parkı’nın bir kısmını kapatmış durumdadır. Ne Koruma Kurulu onayı vardır, ne ihale ilanı vardır. İBB hukuksuz bir iş yaptığını bilmektedir” diye konuştu. DHA

Avrupa’da hibrit araç sayısı 2016’da yüzde 10 arttı

Avrupa’da geçtiğimiz yıl satılan hibrit araç sayısı bir önceki yıla göre yüzde 10 artarak 206 bin 584 oldu.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 06. 02. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

vrupa’da geçtiğimiz yıl satılan hibrit araç sayısı bir önceki yıla göre yüzde 10 artarak 206 bin 584 oldu. Belçika merkezli Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği’nin, Avrupa Serbest Ticaret Alanı verilerinden derleyerek yayınladığı rakamlara göre bu toplam içinde 2016 yılında elektrikle şarj edilebilir hibrit araç sayısı ise yüzde 17.2 artışla 113 bine ulaştı.

Bataryayla çalışan hibrid araçların sayısı ise 2.9 oranında arttı, 90 bin 795’e yükseldi.

Verilere göre 2016 yılının son çeyreğinde 2015 yılının aynı dönemindeki güçlü artışa rağmen elektrikle şarj edilen hibrid araçlara talep yüzde 10.6 geriledi.

Hibrit otomobil nedir?

Hibrit otomobil, özellikle trafiğin yoğun olduğu anlarda aracın benzin motorunun yerine, elektrik motoruyla çalışmasını sağlayarak, yakıt tüketiminde önemli bir tasarruf sağlayan otomobillere verilen isimdir. Bu otomobillere iki farklı motor yapısı ile birlikte çalışmasından dolayı melez otomobil de denilmektedir.

Hybrid otomobillerin, çok daha avantaj sağladığı durumlara bakıldığında karşımıza öncelikle büyük şehirler çıkmaktadır. Ekonomik ve de çevreci olan Hybrid motorlu otomobiller, sürekli olarak dur kalk yapılan büyük şehirlerin yoğun trafiğinde kendini daha cazip kılmaktadır. Bunun nedeni ise, Hybrid otomobillerin durduklarında benzinli motoru devreden çıkarıp elektrikli motoru devreye sokmasıdır. Harekete geçildiğinde ise, devrede olan elektrikli motor benzinli motoru çalıştırıp araç hareket ediyor. Hybrid araçlar durduklarında etrafa egzozdan salınan gaz salınımı durduğu için çevre kirletilmiyor ve de yakıt tasarrufu sağlanıyor.

euronews

İngiltere’de göbek marul karneyle satılıyor

İspanya’daki kötü hava koşulları nedeniyle İngiltere’de sebze krizi yaşanıyor. Ülkedeki bazı süpermarketler başta göbek marul ve brokoli olmak üzere birçok sebzenin satışını sınırlandırdı.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 04.02.2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

 

spanya’daki kötü hava koşulları nedeniyle İngiltere’de sebze krizi yaşanıyor. Ülkedeki bazı süpermarketler başta göbek marul ve brokoli olmak üzere birçok sebzenin satışını sınırlandırdı.

Tesco adlı süpermarket zinciri müşterilerinin her alışverişinde en fazla üç göbek marul almasına izin veriyor. İngiltere’deki süpermarketlerde satışına sınırlama getirilen diğer sebzeler de patlıcan ve kabak.

Avrupa’nın taze sebze ihtiyacının büyük kısmını karşılayan İspanya’da geçen yıl meydana gelen sellerde ürünler zarar görmüş ve Ocak ayı boyunca etkili olan soğuk hava şartları çiftçilerin ekim yapmasını engellemişti.

euronews

 

Ankara Nallıhan Kuş Cenneti’ne termik santrali!

Ankara’daki Nallıhan Kuş Cenneti’ne 6 kilometre uzaklıkta termik santral kurulması planlanıyor. Santralın, doğal hayatı korumaya alınan bazı bölgelere zarar verebileceği ve iklim değişikliğini ‘geri dönülemez bir noktaya getireceği endişesi var.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 04. 02. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

evre ve şehircilik il müdürlüğü, Uluköy ile Karaköy köylerinin arasına Çayırhan-B adlı termik santralin kurulabilmesi için gerekli imar plan değişikliğini 6 Ocak’ta onayladı. Askıya çıkarılan karara 4 Şubat’a kadar itiraz edilebilecek.

Maliyeti yaklaşık 2 milyar 200 milyon lira olarak belirlenen 720 megavatlık santrala ek olarak, bölgede lavvar (ocaktan çıkan madenlerin ilk işleme tabî tutulduğu tesis) ve kırma eleme tesisleri ile düzenli atık depolama alanı yapılacak.

Santral için gerekli kömür, çevredeki ocaklardan karşılanacak. Termik santralde yılda 3 milyon 850 bin ton linyit kömürü kullanılacak.

Santrala en yakın yerleşim yeri, 110 metre uzaklıktaki Uluköy. Komşu köyler Karaköy 1, Davutoğlan ise 3 kilometre uzaklıkta.

Yılda 1 milyon ton kül

Elektrik Üretim A.Ş. için Aktel Çevre Danışmanlık tarafından Eylül 2016’da hazırlanan ÇED raporuna göre santralde enerji üretimi amacıyla kömürün yakılması sonrasında yılda 1 milyon ton kül oluşacak.

‘Bölgeyi küle boğacak’

Ancak doğa savunucuları, termik santrala karşı çıkıyor.

Yurttaşların hazırladığı itiraz dilekçesinde, kömürün taşınmasından yakılmasına kadar geçen sürede oluşacak tozun, ÇED raporunda belirtildiği gibi 7,5 kilometrelik bir alandan fazlasını etkileyeceği ifade edildi.

Santralın bölgeyi ‘küle ve zararlı maddeye boğacağı’ndan bahsedilen dilekçede, “Plan değişikliği sadece 750 hektar alanı değil, 277 bin dekarlık bölgeyi değiştirecektir. Plan değişikliği sadece o alanın değil, bütün bölgeye ait tarım, sulak alan, mera gibi arazi niteliklerini geri dönüşü olmayan şekilde değiştirecektir” dendi.

Nallıhan Kuş Cenneti’ne zarar vereceği endişesi var

Santralın, doğal hayatı korumaya alınan bazı bölgelere zarar verebileceği endişesi de var.

Termik santrale en yakın ‘tabiat parkı’, yaklaşık 24 kilometre uzaklıktaki Tekkedağ. Bölgeye 2,3 kilometre uzaklıkta ise Nallıhan Kuş Cenneti’ni de barındıran Davutoğlan Yaban Hayatı Geliştirme Sahası bulunuyor.

Santrala tam olarak 6 kilometre uzaklıktaki Nallıhan Kuş Cenneti, İstanbul ve Çanakkale boğazları yönünden gelen kuşların göç yolu üzerinde. Bölge, ilkbahar ve sonbaharda göç eden kuşların beslenmesi, dinlenmesi, barınması ve bazı türlerin de üremesi için ‘uğrak bir yer.’

Nallıhan Kuş Cenneti, 1994 yılında ‘doğal koruma alanı’ ilan edildi, 2005 yılında ise ‘Yaban Hayatı Geliştirme Sahası’ olarak korumaya alındı.

Santral için hazırlanan ÇED raporunda, projenin ‘söz konusu alan üzerinde herhangi bir olumsuz etkinin oluşmaması için mevzuat kapsamındaki gerekli olabilecek tüm tedbirler alınacağı’ savunuluyor.

Ancak bu, yurttaşları ikna etmekten uzak.

İtiraz dilekçesinde, bölgenin koruma statüsü hatırlatılarak şunlar kaydedildi: “Alan hem ‘Önemli Kuş Alanı’ hem de ‘Önemli Doğa Alanı’dır. Ayrıca korunması gereken sulak alanlar arasında yer almakta ve yine korunması gereken birçok türe ev sahipliği yapmaktadır. Açık bir şekilde proje bu bölgeyi tamamen etkilemekte olup, alanın ve ev sahipliği yaptığı türlerin korunması devletin yükümlülüğü altındadır.”

Santral bölgesine en yakın sulak alan, 1,5 kilometre mesafedeki Sarıyar Baraj Gölü.

‘İklim değişikliği hızlanacak’

Plan değişikliğinin ‘Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği’ne uygun olmadığı savunulan dilekçede, santralın iklim değişikliğini ‘geri dönülemez bir noktaya getireceği’ne de vurgu yapıldı.

Dilekçede, itirazlar şöyle dile getirildi: “Yönetmeliğe rağmen plan değişikliğine dair herhangi bir gerekçe ya da plan raporu sunulmamıştır. Dolayısıyla plan değişikliğinin plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, sosyal ve teknik altyapı dengesini bozmayacak nitelikte, kamu yararı amaçlı olup olmadığı belli değildir. Açık bir şekilde iklim değişikliğini geri dönülmez noktaya getirecektir. 4990 sayılı Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesine Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun’da ‘seragazı birikimlerini durdurmayı başarmak ve gerekli önlemleri almak’ konusu açıkça ifade edilmiştir. Proje ile hem kömür çıkartılarak, hem de yakılarak iklim değişikliği hızlanacaktır.”

Son 60 Yılda Bir Buçuk Marmara Denizi Kadar Sulak Alan Yok Oldu!

Türkiye sulak alanların en fazla yok olduğu ülkeler arasında. Doğa Derneği, konuya ilişkin açıklamasında, “Son 60 yılda kaybedilen sulak alanların yüz ölçümü iki milyon hektara, yani yaklaşık bir buçuk Marmara Denizi büyüklüğüne ulaştı. Sorunun çözümüne yönelik adımlar ise olumlu yönde gelişmek yerine gerileme gösteriyor” ifadelerine yer verdi.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 04. 02. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

ürkiye sulak alanların en fazla yok olduğu ülkeler arasında. Doğa Derneği, konuya ilişkin açıklamasında, “Son 60 yılda kaybedilen sulak alanların yüz ölçümü iki milyon hektara, yani yaklaşık bir buçuk Marmara Denizi büyüklüğüne ulaştı. Sorunun çözümüne yönelik adımlar ise olumlu yönde gelişmek yerine gerileme gösteriyor” ifadelerine yer verdi.

Türkiye’de sulak alanları korumaya dönük birçok proje Devlet Su İşleri tarafından planlansa da bunların çoğu ya hayata geçirilemedi ya da etkili olmadı. Sulak Alanları Koruma Yönetmeliği ise defalarca değiştirilerek zayıflatıldı.

Diken'den Rıfat Doğan'ın haberine göre, Türkiye’de sulak alanları korumaya dönük birçok proje Devlet Su İşleri tarafından planlansa da bunların çoğu ya hayata geçirilemedi ya da etkili olmadı.

Sulak Alanları Koruma Yönetmeliği ise defalarca değiştirilerek zayıflatıldı. Yönetmeliğin uğradığı son revizyon ise ‘sulak alanları tehlike altına soktuğu’ gerekçesiyle Danıştay tarafından engellendi.
'60 yılda Anadolu’da yaklaşık 2 milyon hektar sulak alan, içinde yaşayan canlılarla birlikte yok oldu'

46 sene önce dünyanın pek çok ülkesi, sulak alanlarını koruyacaklarına ve geliştireceklerine söz verdi. Geç de olsa Türkiye Cumhuriyeti de bu devletler arasına katıldı. Bu sözün verilmesinin belki en önemli sebebi yaşamın ve insan medeniyetinin başından beri sulak alanlara bağlı olması ve binlerce canlı için sulak alanlar olmadan yaşamın devam edemeyeceği gerçeğiydi.

Ancak son 60 yılda Anadolu’da yaklaşık 2 milyon hektar sulak alan, içinde yaşayan canlılarla birlikte yok oldu. Bu alanların toplamı Marmara Denizi’nden daha büyük.

Uluslararası Doğa Koruma Birliği tarafından hazırlanan “Doğu Akdeniz’de Tatlısu Biyoçeşitliliğinin Durumu ve Dağılımı” raporuna göre Türkiye, en fazla tür yok oluşunun yaşandığı ülke.

‘Beş su kuşunun dördünün nesli hızla tükeniyor’

Uluslararası Doğa Koruma Birliği (IUCN) tarafından hazırlanan bilimsel araştırmanın verilerine göre Türkiye, tatlı su balıklarının en hızlı yok olduğu ülke. Ayrıca Türkiye’de üreyen ‘tehlike altındaki’ beş su kuşunun dördünün nesli hızla tükeniyor.

Dikkuyrukların yüzde 40’ı, yaz ördeğinin yüzde 90’ı yok oldu

Nesli tükenen ‘dikkuyruk’ adlı ördeğin Türkiye’deki üreme nüfusunun son 10 yılda yüzde 40-69, yaz ördeğinin ise yüzde 90’dan çok azaldığı görülüyor. Yale Üniversitesi, nesli tükenen canlılara yönelik hiçbir önlem alınmaması nedeniyle Türkiye’nin ‘doğa koruma’ açısından 180 ülke arasında 177’nci sırada olduğunu açıklamıştı.

Doğa Derneği Başkanı Dicle Tuba Kılıç: 'Pek çok türün nesli tümüyle tükenme noktasına geldi'

Doğa Derneği Başkanı Dicle Tuba Kılıç, “1990’ların ikinci yarısında Türkiye’de sulak alanların korunması konusunda önemli adımlar atıldı. Sulak Alanları Koruma Yönetmeliği yayınlanarak pek çok alanın koruma sınırları çizildi, bölge halkı ile ortak çalışmalar yapıldı, yeni koruma alanları ilan edildi” dedi.

Kılıç, şöyle devam etti: “Ne var ki son beş yıl içerisinde alınan önlemlerin sulak alanlara yönelik tehditlerin çok gerisinde kaldığını görüyoruz. Sulak alanların ne yönde geliştiğini bize şüphesiz ki en iyi orada yaşayan canlılar anlatıyor. Türkiye’de sulak alanlara bağımlı hangi canlı grubuna bakarsanız bakın sayısının büyük hızla azaldığını görüyoruz. Pek çok türün nesli tümüyle tükenme noktasına geldi. Bunlar arasında turnalar gibi kültürümüzde önemli yeri olan kuşlardan, sadece Anadolu’ya özgü balıklara ve dikkuyruk gibi nesli tehlikedeki ördek türlerine kadar pek çok canlı yer alıyor. Bu canlılar sadece kendilerinin değil, topyekûn Anadolu’daki yaşam kalitesinin bir göstergesi. Sulak alanlar günü, tam da bunu anlatmak için 2 Şubat’ta tüm dünyada kutlanıyor.” 

Anadolu’da her biri küresel ölçekte bir panda ya da bir leopar kadar önemli 82 ayrı balık türü fark edilmeden yok olma tehlikesiyle karşı karşıya.

Pek çok iç su balığı, gölleri veya akarsuları besleyen pınarlarda ve kapalı göl havzalarında yaşıyor. Pınarlara moloz dökülmesi, zehirlenme, hidroelektrik santralleri, su sistemine yapılan diğer müdahaleler ile yaşam alanlarını yitiriyorlar. Dünya ölçeğinde tehlike altındaki bu 82 türe önümüzdeki yıllarda yeni araştırılan 21 türün daha eklenmesi bekleniyor. Aslında bu bilgi onlarca türün henüz keşfedilmeden yok olduğunu da anlatıyor.

İç su balıklarını yanlış su politikaları yok ediyor

Balıklarla ilgili Türkiye’de çok az sayıda uzman var ve bu yüzden hiçbir projenin çevre etki değerlendirme (ÇED) çalışması balıklar açısından sağlıklı yapılamıyor. Hatta çoğu “küçük” proje bu süreçten dahi geçmiyor yani küçük balıkların varlığı göz ardı ediliyor. Örneğin dünyada sadece Salda Gölü’nde yaşayan dişli sazancığın (Aphanius saldae) yaşam alanını etkileyecek hatta yok edecek iki baraj projesi var. Türkiye’nin ikinci büyük gölü olan Beyşehir Gölü’nü besleyen akarsularda nesli küresel ölçekte tehlike altında olan 7 balık türü yaşıyor. Üstelik ulusal mevzuata ve taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelere göre bu türleri korumakla yükümlüyüz.

Kaynaklar: magma, doğa derneği

İzmir’de 60 otobüse özel ‘bisiklet aparatı’

İzmir Büyükşehir Belediyesi bisiklet kullanımını yaygınlaştırmak için ilk etapta 60 otobüse özel ‘bisiklet taşıma aparatı’ taktı. Aparatlar 2 bisiklet taşıyabiliyor.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 04. 02. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

zmir Büyükşehir Belediyesi, metro ve İZBAN banliyö hattı trenlerinde bisikletli yolculuğun önünü açan düzenlemelerin ardından, bisiklet kullanımını yaygınlaştırmak için ilk etapta 60 otobüse özel ‘bisiklet aparatı’ taktı. 2 bisiklet taşıma kapasiteli aparatlar, kolay kullanımıyla hizmet vermeye başladı.

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ulaşım kuruluşu ESHOT, otobüslerin önüne aparat ekleyerek bisiklet sürücülerine yolculuk imkanı sunmaya başladı. Aynı anda iki bisikletin taşınabildiği, kolay açılıp kapanabilen sistem, İzmir genelinde ilk etapta 60 solo otobüste hizmete alındı. Otobüsler Bornova, Buca, İnciraltı-Balçova-Üçkuyular, Karşıyaka-Bostanlı ve Konak-Alsancak’tan oluşan Merkez olmak üzere toplam 5 ayrı bölgede hizmet verecek.

İzmir Büyükşehir Belediyesi, metro ve İZBAN trenlerinde bisikletli yolculukların önünü açan düzenlemelerin ardından, bu alanda önemli bir adım daha attı. ESHOT Genel Müdürlüğü, hem bisiklet kullanımını yaygınlaştırarak çevreci ulaşımı desteklemek hem de bisiklet kullanıcılarından gelen talepleri karşılamak üzerine otobüslerin önüne taşıma aparatı taktı.

Aynı anda iki bisikletin taşınabildiği sistem, üzerinde bisiklet yokken otobüsün ön kısmında kapalı durumda kalabiliyor. Bisikletli bir yolcu bineceğinde ise yolcu tarafından pratik bir şekilde açılıyor. Kullanıcı, bisikleti taşıma bölgesine yerleştirdikten sonra yolculuğuna başlayabiliyor. Yolculuğun bitiminde ise bisikleti yerinden çıkardıktan sonra düzeneği kapalı konuma getirmek gerekiyor. Tüm bu işlemler çok kısa bir süre içinde, pratik bir şekilde yapılabiliyor. Aparat sisteminin nasıl işlediği, otobüslerin ön camına yapıştırılan bilgilendirme notlarında da görsel ve yazılı olarak yer alıyor.

ESHOT Genel Müdürlüğü yetkilileri, aparatlı otobüs sayısının, kullanım ve gelen taleplere göre önümüzdeki süreçte artırılabileceğini açıkladı.

Dev projeyi durdurdu

Türkiye’nin en büyük, dünyada ise 6’ıncı sırada yer alan Atatürk Barajı Gölü tünellerinde nesli tükenmek üzere olan 5 oklu kirpinin bulunması üzerine, tünel çalışmaları bir süre durduruldu.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 30. 01.2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

evlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ekipleri, baraj gönü tünellerdeki çalışmaları sırasında, nesli tükenme tehlikesi altında bulunan 5 oklu kirpiye rastladı. Bunun üzerine tünel çalışmalarına ara verildi ve durum Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’ne bildirildi. Çalışma sahasına gelen uzmanlar, üç günlük çalışma sonucu kirpileri bulundukları yerde yakaladı.

DOĞAYA BIRAKILDI

Nesli tükenmekta olan kirpilerin doğal ortama bırakıldığını belirten Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, “Bakanlığımıza bağlı iki genel müdürlüğümüz uyum içerisinde yaban hayatına sahip çıkmıştır. Kirpiler bulundukları yerden alınarak Gölpınar Yaban Hayvanı Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezi’nde veteriner hekim tarafından kontrolleri yapıldıktan sonra, sakınca görülmemesi üzerine ait oldukları doğaya bırakılarak, koruma altına alındılar” dedi.

 

Kuzey Ormanları Savunması’ndan Belgrad Ormanı Eylemi

Kuzey Ormanları Savunması’na bağlı bir grup, Belgrad Ormanı’ndan geçmesi planlanan Haliç-Kemerburgaz-Karadeniz Dekovil Hattı projesine karşı Belgrad Ormanı’nın Bahçeköy girişinde bir araya geldi. “Dekovil ‘Nostaljik Hat’ değil, talan projesidir. Belgrad Ormanı’ndan eliniz çekin” yazılı pankart açarak basın açıklaması yapan grup, açıklamanın ardından ormanda yürüyüş yaptı.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 29. 01.2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

 

uzey Ormanları Savunması’na bağlı bir grup, Belgrad Ormanı’ndan geçmesi planlanan Haliç-Kemerburgaz-Karadeniz Dekovil Hattı projesine karşı Belgrad Ormanı’nın Bahçeköy girişinde bir araya geldi.

“Dekovil ‘Nostaljik Hat’ değil, talan projesidir. Belgrad Ormanı’ndan eliniz çekin” yazılı pankart açarak basın açıklaması yapan grup, açıklamanın ardından ormanda yürüyüş yaptı.

BELGRAD ORMANI EN VURUCU DARBESİNİ ALIYOR”

Kuzey Ormanları Savunması adına açıklama yapan Elif Köklü “Megakent İstanbul’un Avrupa yakasındaki tek ormanı Belgrad Ormanı en vurucu darbesini alıyor” diyerek şu ifadeleri kullandı: “Haliç’ten başlayarak Cendere deresi boyunca ilerleyerek Kemerburgaz’a kadar uzanacak, buradan da ormana hançer gibi saplanacak bir dekovil tren hattının, Kemerburgaz’a kadar olan alanı rant cenneti haline getirilmesine ve Kuzey Ormanları’nın tertemiz nefesini şehre ulaştıran en büyük soluk borusunun ve yaşam kaynağı olan suyun depolandığı su havzalarının inşaat sermayesi tarafından yok edilmesine izin verilemez. Belgrad Ormanı’nın doğal bütünlüğünün korunması gereken son parçasını da ikiye bölecek ve binlerce ağacı katledecek “Dekovil Hattı” demiryolu projesi, her ne kadar nostaljik turistik amaçlı denilse de Belgrad Ormanı için son çılgın projelerden biridir”.

“BELGRAD ORMANI İÇİNDEKİ HAT ÜZERİNDE AĞAÇLAR NEDEN İŞARETLİ”

Proje hakkında bilgilendirme yapılmadığını belirten Köklü, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) daha önce İBB Meclisi ve TBMM’den iletilen şu soruları yöneltti: “1 Şubat’ta ihaleye çıkması beklenen Dekovil projesinin Belgrad Ormanı içindeki 6,5km’lik hattı üzerinden gizliden hazırlıklara mı başlandı. Hangi projeye göre ihale yapılıyor. Belgrad Ormanı içindeki hat üzerinde ağaçlar neden işaretli, ormandaki alandaki hattı sınırlar gibi çevreleyen tel örgüler neden var, neden proje hakkında bilgi alamıyoruz” şeklindeki sorularını yöneltti.

BASIN AÇIKLAMASININ ARDINDAN YÜRÜYÜŞ YAPTILAR

Basın açıklamasının ardından, grup ormanda yürüyüş yaptı. Basın açıklaması ve yürüyüş sırasında güvenlik güçleri önlem aldı. Ormanda bir adet TOMA da hazır bulundu. Yürüyüşe katılan Selma Kambur isimli vatandaş “Ormanı ranta, talana açacağını, Belgrad Ormanları’nın bütünlüğünü bozacağını düşündüğümüz projeye karşı buradayız. Yapılmasını istemiyoruz” dedi. Dağcılık yaptığını ve doğa ile iç içe olduğunu anlatan Cafer Sungur ise “Belgrad Ormanı gibi bir orman çoğu şehirde yok, bu ormanı korumak gerekiyor. Bundan 5-6 sene önce bu ormanda domuzlar vardı, bülbüller vardı. Adeta bizlerle konuşacak kadar yakındılar bizlerle, ama şimdi yoklar” dedi.

DHA

Bir köy baraj suyu altında kaldı

Isparta’nın Sütçüler İlçesi’ne bağlı 50 haneli Darıbükü Köyü, Isparta ve Antalya sınırlarında 17 kilometrekare alanı kapsayan Kasımlar Barajı ve 3 HES projesi nedeniyle su altında kaldı. Bir çok bina gibi, tapu devrini yapmayan ve dava açan 76 yaşındaki Ümmühan Uysal’ın evi de su altında bulunuyor.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 17. 01.2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

sparta’nın Sütçüler İlçesi’ne bağlı 50 haneli Darıbükü Köyü, Isparta ve Antalya sınırlarında 17 kilometrekare alanı kapsayan Kasımlar Barajı ve 3 HES projesi nedeniyle su altında kaldı. Bir çok bina gibi, tapu devrini yapmayan ve dava açan 76 yaşındaki Ümmühan Uysal’ın evi de su altında bulunuyor.

Sütçüler İlçesi ile Antalya’nın Manavgat İlçesi sınırlarında yapımı devam eden Kasımlar Barajı, Kasımlar I, Kasımlar II ve Değirmenözü HES projeleriyle Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisleri Beton Santrali projesi kapsamında, Sütçüler’e bağlı 50 haneli Darıbükü Köyü’ndeki evlerin kamulaştırılmasına karar verildi.

Kamulaştırma alanında bulunan ve evleri baraj suyu altında kalacak 25 köylüye, alan dışında 4’ü 70 metrekarelik, 21’i de 50’şer metrekarelik evler inşa edildi. Diğer 25 köylü için de çeşitli ücretler ödendi ve aileler şehre göç etti. Köylülerden Ümmühan Uysal, tapu devrini yapmayıp kamulaştırma kararına karşı dava açtı.

Geçen yılın mayıs ayından itibaren barajda su tutma işlemi başlatıldı. Barajda doluluk nedeniyle su bırakılınca, köydeki evler sular altında kalmaya başladı. Dava henüz bitmeden böyle bir durumla karşılaştıklarını söyleyen Ümmühan Uysal’ın oğlu Hasan Uysal, “Yaklaşık 50 hane vardı ve istimlak kararı alındı. Ancak 3 aile itiraz davası açtı. İki aile baskı ve korkutma nedeniyle vazgeçti. Annemin yaşadığı ev için vazgeçmedik, açtığımız dava Danıştay’da devam ediyor. Şu anda bizim ev de dahil çok sayıda ev, barajdan bırakılan suyun altında kaldı” dedi.

VAAT EDİLEN EVLER VERİLMEDİ

Köylüye firma tarafından vaat edilen evlerin yapılan evlerle alakası olmadığını belirten Hasan Uysal, “Yöre mimarisine uygun, yaşanılabilir evler yapılacaktı ama 50 metrekare hem çok küçük, hem de köylünün yaşam şekline uygun olmadığı için kabul etmedik. Ayrıca 3 tapulu mülkümüze karşı 50 metrekare ev veriliyor sadece. Tapu değeri 10 bin lira olana da 50 metrekare ev, 50 bin lira olana da 50 metrekare ev veriyorlar. Köylünün olmazsa olmazı ocak hiçbir evde yok. Ahır, samanlık yok. Köylü yaşamına hiç uygun olmayan ve çok küçük evler” diye konuştu.

Aralık ayının ortalarında annesini şehre hastaneye götürdüklerini anlatan Uysal, “Annem köyde yaşıyordu. Hastane için şehre gittiğimizde barajdan su bırakıldığı haberini aldık. Köye gidip baktığımda ev 1 metre su altında ve girilemeyecek durumdaydı. Ailemizin 80 yıllık geçmişi, içindeki tüm eşyalarıyla birlikte şimdi tamamen sular altında bırakıldı” dedi.

HES ŞİRKETİ ALEYHİNE SUÇ DUYURUSU

Evlerinin bahçesi suyla dolduğunda valiliğe ve İlçe Jandarma Komutanlığı’na can ve mal güvenliklerinin olmadığına dair HES şirketi aleyhine suç duyurusunda bulunduklarını dile getiren Uysal, henüz hiçbir işlem yapılmadığı ve süreç içerisinde evin tamamıyla sular altında kaldığını kaydetti.

Annesinin evinden tek bir çöp dahi alamadıklarını anlatan Uysal, jandarma ve savcılığa yapılan suç duyurusuyla ilgili de henüz işlem yapılmadığını söyledi. DHA

Kazdağları’nda termik santral endişesi

Çanakkale’de, Biga ve Çan’da faaliyet gösteren termik santrallerin ardından Yenice İlçesi’nde de yapılmak istenen Çırpılar Termik Santrali, çevrecileri Kazdağları için endişelendiriyor. Çanakkale İda Dayanışma Derneği Sözcüsü İlhan Pirinçciler, Projenin,Kazdağları’na vurulmuş bir hançer gibi olduğunu belirterek bölgedeki doğal yaşam alanları ile beraber içme suyu havzalarını ve tarımsal üretimi tehdit ettiğini ve Kazdağları’nın acil destek beklediğini söyledi.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 16. 01.2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

anakkale’de, Biga ve Çan’da faaliyet gösteren termik santrallerin ardından Yenice İlçesi’nde de yapılmak istenen Çırpılar Termik Santrali, çevrecileri Kazdağları için endişelendiriyor. Çanakkale İda Dayanışma Derneği, ‘Türkiye’nin oksijen deposu’ olarak nitelendirlen Kazdağları’na yapılmak istenen Yenice Çırpılar Termik Santrali Projesi ile ilgili kaygılarını dile getirdi. Projenin, bölgedeki doğal yaşam alanları ile beraber içme suyu havzalarını ve tarımsal üretimi tehdit ettiğini belirten Dernek Sözcüsü İlhan Pirinçciler, Kazdağları ve yöresinin acil destek beklediğini söyledi.

İnsanı etkileyen doğal güzellikleri ile birçok efsaneye konu olan Kazdağları ve yöresi, son yıllarda bölgede yapılmak istenen enerji ve maden projeleri ile gündeme geliyor. Yeraltı ve üstü su rezervleri ile doğal bitki örtüsü olan ormanları, endemik türleri ile toplumsal miras olan Kazdağları, aynı zamanda başta Çanakkale ve Balıkesir olmak üzere tüm bölgenin hayat kaynağı. Bölge insanının ya temiz bir nefes almak için uğradığı ya da orada yetiştirilen çileği, kirazı, biberini yediği Kazdağları ve çevresinde yapılmak istenilen projeler, çevrecilere göre bir yandan bu doğal güzellikleri tehdit ederken, diğer bir yandan yerel halkın geçim kaynaklarını da yok edecek.

Tepki çeken projelerden birisi ise, Taşzemin İnşaat Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından, Yenice İlçesine bağlı Çırpılar Köyü’nde, kurulması için 2014 yılında çalışmalara başlanan, toplam kurulu gücü 200MW/203MW/495MW olan termik santral.

65 KÖY MUHTARI PROJEYİ İSTEMİYOR

İda Dayanışma Derneği Sözcüsü İlhan Pirinçciler, Kazdağları ve yöresinde yeni bir termik santral yapımının daha gündemde olduğunu üzülerek söylemek zorunda kaldıklarını belirtti. Pirinçciler, şöyle konuştu:

“Çırpılar Köyü’nde planlanan yaklaşık 200 MW gücündeki termik santralde yılda 3.5 milyon ton kömür yakılacak ve yine yılda 465 bin ton kül çıkaracak. Bu küllerde 90 futbol sahası büyüklüğünde bir arazide depolanacak. Yani neredeyse külden dağlar oluşacak. Bu 30 yıllık bir proje. Yenice’de 72 köy muhtarının 65’i bu projeyi istemiyor. Biz Çanakkaleliler olarak da istemiyoruz. Çanakkale’de güneş var. En önemlisi de rüzgar var. Yenice’de çok değerli tarımsal ürünlerimiz var. Yenice tarımını bitirecek böyle kömürlü termik santral projesi Kazdağı ve çevresinde yaşamı bitirecektir.”

KAZDAĞLARI’NI KORUMAK İÇİN DAYANIŞMA

İda Dayanışma Derneği olarak, ulusal ve yerel birçok dernekle birlikte Kazdağları için büyük bir dayanışmaya imza attıklarını da belirten Pirinçciler, yölme konuştu:

“Sosyal medyada 3 gün süren kampanyaya 55 bin change.org ve 750 bin tweet ile destek aldık. Amacımız Türkiye’nin önemli oksijen depolarından biri olan, sadece Çanakkale’nin değeri değil, bütün Türkiye’nin değeri olan Kazdağımızı külden ve zararlı gazlardan korumak. Tabi ki yöredeki insanları da. Bu amaçla Türkiye’de Yuva Derneği, TEMA, Ankara’daki 350.org, Kazdağı Kültürel Hayatları Koruma Derneği ve İda Dayanışma Derneği olarak büyük bir dayanışmaya imza atıyoruz. Termik santraller yöredeki su kaynaklarını çok büyük zarara uğratacak. Kül depo sahaları hem insan, hem de bitki ve hayvan sağlığına ciddi zararlara sebep olacak. Bu anlamda bütün Türkiye’yi önümüzdeki günlerde açacağımız sosyal medya dayanışmasına da çağırıyoruz.”

“KAZDAĞLARI’NA VURULMUŞ BİR HANÇER GİBİ”

Çanakkale’de dünyaca ünlü oksijeni ve endemik bitki türleriyle çok önemli bir doğa mirası olan Kazdağları’nın nasıl bir tehdit altında olduğu ise zirveden kuş uçumu yaklaşık 30 kilometre mesafede bulunan Çan Termik Santrali ile gözler önüne serildi. Bayramiç İlçesine bağlı Çırpılar Köyü’nde yaşayan emekli ormancı Mehmet Özenç, Kazdağları’nın zirvesinden, 1450 metre yükseklikteki Sazak Orman Gözetleme Kulesi’nin bulunduğu alandan durum değerlendirmesi yaptı. Kazdağları’nın, dünyada en çok oksijenin bulunduğu yerlerden birisi olduğunu belirten Özenç şunları söyledi:

“Buraya Türkiye’nin değişik illerinden nefes darlığı, KOAH rahatsızlığı olan insanlar rahat bir nefes almak için geliyorlar. Kazdağları’nda en çok endemik bitki ve koru ormanı olan yer de bu bölge. Ancak buradaki manzaraya yakışmayan bir de Çan Termik Santrali var. Maalesef biz dünyada Kazdağları’nın oksijeniyle ne kadar övünsek de, Kazdağlarını tehdit eden bir santral de var burada. Kazdağları’na yakışmayan bir görüntü. Dileriz ki yetkililer bir çare bulur ve santrali buradan kaldırırlar. Muhakkak enerjide Türkiye için önemli. Ama bu santralin yerinin burası olmadığını düşünüyorum. Burası doğaseverlerin nefes darlığı olanların nefes alacakları yer. Muhteşem bir orman örtüsü ve orman zenginliği var. Endemik bitkileri var, Kazdağı göknarı var. Etraf Kazdağları’nın endemik bitkileriyle örtülü. Etraf koru ormanlarıyla bezenik ve yemyeşil her taraf. Ancak bunlara uygun olmayan birde Çan Termik Santrali var. Kazdağları’na kuş uçuşu yaklaşık 30 kilometre. Kazdağları’na vurulmuş bir hançer gibi. Bunun yerinin burası olmadığını düşünüyorum.”

ÇANAKKALE- DHA