Category Archives: Çevre

Zonguldak’ta köylüler ‘Taş ocağı istemiyoruz’ dedi, ÇED toplantısı iptal edildi

Zonguldak’ın Çaycuma İlçesi’nde yapılması planlanan kalker ocağı ve kırma eleme tesisi projesi için düzenlenen Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) toplantısı, köylülerin protestosu nedeniyle yapılamadı.

––––––––––––––––––––––––––– 07 . 09 . 2017 –––––––––––––––––––––––––––––

zel bir şirket tarafından ilçeye bağlı Çayır ve Güdüllü köyleri arasındaki bölgede yapılacak tesis için Güdüllü Köyü Merkez Camii önünde halkı bilgilendirme toplantısı düzenlendi.

 

Zonguldak Çevre ve Şehircilik İl Müdür Vekili Şenol Yücel, proje hakkında köylülere bilgi verdi. Ancak toplantıya katılan Çayır ve Güdüllü köyü sakinleri projeyi istemediklerini belirterek, yetkililere tepki gösterdi. ‘Taş ocağı istenmiyoruz’ sloganı atan köylüler alkışlarla protestoda bulundu. Bunun üzerine Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü yetkilileri, yoğun tepkisi ve protesto nedeniyle toplantının sağlıklı bir şekilde devam ettirilmesinin mümkün olmadığına ilişkin tutanak tutularak toplantı sonlandırıldı.

Öte yandan köylüler projeninin uygulanmaması için Zonguldak Valiliği’ne verilmek üzere bin imza topladı.

Silivri Danamandıra Köyü’nde ‘hafriyat kamyonu’ isyanı

Silivri Danamandıra Köyü’nün ortasından geçen cadde, taş ocaklarına giden hafriyat kamyonlarının en fazla kullandığı yollardan biri. Köy sakinleri, hafriyat kamyonlarının saçtığı tehlike nedeniyle oldukça tepkili. Köy sakinleri bugün kamyonların kullandığı caddeyi trafiğe kapattı. Kadınlar ve ellerinde pankartlar bulunan çocuklar caddede oturma eylemi yaptı.

––––––––––––––––––––––––––– 16 . 08 . 2017 –––––––––––––––––––––––––––––

nlarca hafriyat kamyonu, Silivri Danamandıra Köyü’nün içindeki Mandıra Caddesi’ni kullanarak çevredeki taş ocaklarına gidiyor. Köyde yaklaşık 1400 kişi yaşıyor. Çevrede 7 taş ocağı bulunuyor; 5’i de faal durumda. Köyün sakinleri, caddeden neredeyse dakikada bir geçen hafriyat kamyonlarından oldukça şikayetçi. Köyde yaşayan kadınlar ve çocuklar kamyonların saçtığı bu tehlikeye dikkat çekmek için bugün köy meydanında toplandı. Yüzlerine maske takan köy halkı burada, “Taş maden değildir. Maden ruhsatı verip taş ocağı açılmasına göz yumanlar, bunun hesabını veremeyeceksiniz” yazılı pankart açıp “Hafriyat kamyonu istemiyoruz”, “Toz değil oksijen solumak istiyoruz” şeklinde slogan attı.

“CENNET KÖYÜMÜZ CEHENNEME DÖNDÜ”

4 yıldır Danamandıra Köyü’nde yaşadığını söyleyen Hatice Başpınar, “Köye geldim bir ev yaptım rahat yaşayayım diye; ama yaşayamıyorum. Tozdan, topraktan, ocaklardan rahatsızım. Cennet köyümüz cehenneme döndü. Bizim köyümüzün yolunu kullanmalarını istemiyoruz. Biz tarlalarımıza gidemiyoruz, ekip dikemiyoruz, köyümüzde rahatça gezemiyoruz. Bu taş ocaklarını, hafriyat kamyonlarını biz istemiyoruz” dedi.

“TORUNLARIMIZ SOKAKLARA ÇIKAMIYOR”

Hafriyat kamyonlarının taş ocaklarına gitmesi için alternatif bir yol yapılmasını isteyen Merdiye Dalgın, “Ormanlarımızı yok ettiler. Evlerimizi kırıp döküyorlar. Çocuklarımız, torunlarımız sokaklara çıkamıyor. Hafriyat kamyonlarını istemiyoruz. Hayvancılık bitti. Bizim köyümüzde hiçbir şey olmuyor artık. Tozdan, topraktan gözümüzü açamıyoruz. Torunlarımı okula ben getirip götürüyorum. Binlerce kamyon geçiyor buradan” diye konuştu.

“PARKA GİDEMİYORUZ”

Köyde yaşayan 12 yaşındaki Ahmet ile 9 yaşındaki Ecrin de kamyonlara tepkili. Ecrin, “Biz bu kamyonları istemiyoruz. Parka gidemiyoruz, dışarı çıkamıyoruz. Ailelerimiz kamyonlar nedeniyle dışarı çıkmamıza izin vermiyor. Evde oturuyoruz” diye konuştu.

1 SAAT OTURMA EYLEMİ YAPTILAR

Köy meydanında 1 saat kalan yaklaşık 100 kişi, Jandarma ekipleri işliğinde Mandıra Caddesi’nin sonuna yürüyüp oturma eylemine başladı. Caddeyi 1 saatliğine trafiğe kapatan kalabalık, eylem sonunda olaysız dağıldı.

 

Cerattepe’de dereler gri akıyor, 2 bin 500 ağaç kesildi

Cerattepelilerin yaptırmamak için 245 gün boyunca nöbet tuttuğu maden projesine onay çıkmasının ardından başlayan çalışmaların yol açtığı tahribat görüntülendi. Bölgede şimdiden 2 bin 500 ağacın kesildiği bilgidi aktarıldı. Köylüler de derelerin gri aktığını; tarım ve hayvancılığın kirli sulardan olumsuz etkilendiğini söylüyor.

––––––––––––––––––––––––––– 15 . 08 . 2017 –––––––––––––––––––––––––––––

alkın direnişine rağmen madencilik faaliyetinin başladığı Cerattepe’de şimdiden büyük bir tahribat başlamış. Maden için açılan galeri yaşlı ormanların kalbini delik deşik etmiş. Dereler kirlenmeye başlamış. Cerattepe’de halkın çeyrek asırdır mücadele ettiği, yaptırmamak için 245 gün boyunca nöbet tuttuğu maden projesine onay çıkmasının ardından başlayan çalışmalar şimdiden ciddi çevre tahribatlarına yol açtı.

[Haber görseli]

Bianet’ten Nilay Vardar’ın haberine göre, Cerattepe’de halkın çeyrek asırdır mücadele ettiği, yaptırmamak için 245 gün boyunca nöbet tuttuğu maden projesine onay çıkmasının ardından başlayan çalışmalar şimdiden ciddi çevre tahribatlarına yol açtı. Kendine has doğasıyla korunması gereken Artvin Cerattepe’de sekiz aydır maden faaliyetleri sürdürülüyor.

Maden için açılan galerinin yaşlı ormanların kalbini delik deşik ettiği gözlemlendi. Şimdiden 2 bin beş yüz ağaç kesildi. Dereler kirlenmeye başladı. Köylüler tarım ve hayvancılığın kirli sulardan olumsuz etkilendiğini söylüyor. Maden bölgesine yakın yaşayanlar gece gündüz süren patlama seslerinden şikayetçi. Ama Artvinliler tüm OHAL baskısına rağmen mücadelede kararlı.

Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden Doç. Dr. Oğuz Kurdoğlu, “Cerattepe’de yapılacak maden çalışmaları doğrudan 25 bin Artvinlinin üstüne çökecek. Bütün tozlar buraya yağacak. Atık sular buraya akacak. Ve burası çok ciddi bir heyelan bölgesi MTA’nın kendi raporlarında da var. Burada maden yapılırsa heyelan olmaması imkansız” diyor.

Kurdoğlu, maden ve teleferik dahil yaklaşık 60 bin ağaç kesileceğini söylüyor. Ancak, ağaç sayısı üzerinden yürütülen tartışmaya karşı tarafın “ama 5 katının dikeceğiz” diyerek karşılık verdiğini hatırlatarak “İsterseniz bin beş yüz katı ağaç dikin, 300 yılda yetişen orman ekosistemiyle sizin diktiğiniz fidan aynı olamaz” diyor ve ekliyor.

“Hatila Milli Parkı’na 1992’de maden açmak için bir pens attılar. Aslında maden alanı şu anda milli park sınırında olmalıydı. Bu park dahilinde 900 çeşit bitki var. Bunlardan 90’ı endemik. Bazıları tehlike altındaki nadir endemik. Ama ÇED raporlarında anlı şanlı hocalarımız `endemik türleri başka yere taşıyacağız` diyor. Yahu başka yere taşınsa o zaten endemik olmaz.”

Tahribat vahim

Yeşil Artvin Derneği ve İstanbul Artvinliler Derneği tarafından düzenlenen, aralarında gazeteci belgesel yapımcılarının da bulunduğu 30 kişilik grup bölgede incelemelerde bulundu. Basın mensupları vatandaşlarla da görüşerek bölgedeki son durum hakkında bilgi aldı.

Taşlıca köyünde yaşayan 79 yaşındaki Mevlüt Altuntaş kanallardaki kirlenme nedeniyle ektikleri sebzelerin veriminin düştüğünü anlattı.

94 yaşındaki Erzade Yalçıntaş, her türlü eyleme gidiyor ve şöyle diyor: “Benim büyük amcam burada sağlık ocağı yokken, tüm Artvin’i dağlardan topladığı binbir çiçekle iyileştirirdi. Ben doğayı böyle gördüm. Ellerini vicdanlarına koysunlar, suyumuza, ormanlarımıza, çiçeğimize nasıl kıyıyorlar. Biz çölde mi yaşayacağız? Ben buranın havası sayesinde bu yaşımda bile sadece kan sulandırıcı kullanıyorum.”

Taşlıca Köyü Kooperatif Başkanı Hasan Yaşar, bölgede arıcılık faaliyetinin de yapıldığını belirterek şunları söyledi: “Tarım Bakanlığı’ndan destekli 2 bin 200 kovanda bal üretimi yapıyoruz. Bölgede 25 bin koloni arının yaşayacağı kadar nektar var. Hatila Vadisi’nde hayat sürdüğü sürece arıcılık projesi yılda 4 milyon lira ülke ekonomisine katma değer sağlar. Ama burada madencilik projesi yapılırsa arıcılık yoğun bir şekilde etkilenecek.”

Hatila Vadisi’ndeki Gavut Deresi mevkisine giden basın heyeti, Yeşil Artvin Derneği Başkanı Nur Neşe Karahan’la görüşerek bilgi aldı. Karahan, daha önce derenin berrak aktığını, ancak madencilik faaliyeti sonrası suyun kirlendiğini belirterek “Konuyu yetkili tüm kurumlara bildirdik. Suç duyurusunda bulunduk. Bize ‘Hiçbir sorun yok, her şey yolunda’ cevabı geldi” diye konuştu.

Coşkun Aral: Bir doğa katliamının başındayız

Grup maden sahasının güney galerisine alınmadı. Kuzey galeriye ise sınırlı biçimde inceleyebildi. Su kaynaklarının kirlendiği ve tünelden çıkan hafriyatların çevreye yayıldığı gözlendi. Galeri için ağaç kesilerek açılan orman alanları ve çıkarılacak madenin taşınacağı teleferiğin orman içine kurulan ayakları fotoğraflandı. Cerattepe gezisindeki heyette yer alan belgesel yapımcısı Coşkun Aral, doğaya saygı gösterilmesinin önemine değinerek şöyle konuştu:

“Bakır madenine ilişkin tünel kazımasında bile, buranın muhteşem coğrafyasında var olan nehirlere derelere akıtılan kimyasal atıklar bölgenin tüm yaşamını etkileyecek. Bir doğa katliamının başındayız.”

İstanbul Artvinliler Vakfı Başkanı Mustafa Melek, grubun henüz hazırlık aşamasında olan madenin doğaya verdiği zararları gözleriyle görme imkanı bulduğunu ifade etti. Melek, “Hummalı bir çalışma var. Ancak çalışmanın bu aşamada dahi bariz bir şekilde olumsuz etkileri görülmeye başladı” dedi.

cerattepe direniş ile ilgili görsel sonucu

Ne olmuştu?

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan aldığı ‘ÇED Olumlu’ kararı Rize İdare Mahkemesi tarafından iptal edilen maden şirketi, 2 Haziran 2015’te bakanlıktan yeniden ‘ÇED Olumlu’ kararı almıştı. Bunun üzerine harekete geçen Yeşil Artvin Derneği öncülüğündeki 751 kişi ve 61 avukat, 8 Temmuz 2015’te Rize İdare Mahkemesi’nde, ikinci raporun yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle davası açmıştı.

Yeşil Artvin Derneği avukatları ve uzmanlarının görüşlerinin ardından maden şirketinin avukatı söz alarak davanın reddini talep etmiş; bunun üzerine Yeşil Artvin Derneği avukatı Bedrettin Kalın, reddi hakim talebinde bulunmuştu.

Rize İdari Mahkemesi’nin verdiği açıklamalı kararda projenin devlet ormanı alanda yapılmasında mevzuata aykırı bir durum olmadığı belirtilirken, “Devlet ormanlarında gerekli iznin alınmasıyla madencilik faaliyetlerinin gerçekleştirilmesinin mümkündür. Dava konusu madencilik projesi için gerekli izinler alınmıştır” denmişti.

Danıştay, Artvin’in Kafkasör Yaylası Cerattepe Mevkii’nde madencilik faaliyeti yürütebileceğine dair idare mahkemesinin kararını geçen ay onamıştı.

 

İklimi korumak için neler yapılabilir?

Küresel sera gazı salınımının dörtte üçüne kömür, petrol ve doğalgaz tüketimi yol açarken, dörtte birine ise tarım ve ormansızlaşma yol açıyor. Paris İklim Anlaşması, sera gazı emisyonunu 2030’a kadar 56 milyar ton düşürmeyi hedefliyor. Bu hedefle küresel sıcaklık artışının yüzyılın sonuna kadar 2 derecenin altında tutulması isteniyor.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 11. 06. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

zmanlar, küresel sıcaklığın 2 derece artmasının geri dönüşü olmayan etkileri olacağı konusunda uyarıyor. Uyarıların başında buzullardaki erimenin hızlanması geliyor. Bu durumun, deniz seviyesindeki yerleşimleri su altında bırakacağı ve iklim mültecilerin ortaya çıkaracağına dikkat çekiyor. Diğer tehditlerse kavurucu sıcaklar, kuraklık, kıtlık ve şiddetli fırtına riski olarak sıralanıyor.

Küresel ısınma, atmosferde biriken gazların bir tabaka oluşturarak sıcaklığı arttırması sonucu ortaya çıkıyor. Sera etkisi olarak adlandırılan bu durumun oluşmasında petrol, kömür ve doğal gaz gibi fosil yakıtların kullanılması önemli bir rol oynuyor. Tarım için kullanılan gübreler, hayvancılık faaliyetleri de büyük oranda sera gazı emisyonuna neden oluyor. Sera gazları arasında karbondioksit, metan ve ozon yer alıyor.

Peki sera gazı salınımı nasıl azaltılabilir? İşte 10 ipucu:

air pollution ile ilgili görsel sonucu

1. Daha az kömür, petrol ve doğalgaz kullanımı
Sera gazlarının çoğunluğu enerji santralleri, sanayi ve taşıtlar nedeniyle oluşuyor. Binaları ısıtmak sera gazı emisyonlarının yüzde 6’sına neden oluyor. Kömür, petrol ve doğalgaz kullanımı azaltılıp enerji verimli kullanılırsa iklim de korunmuş olur.

Mobisol Photovoltaik Technologie in Ruanda

2. Kendi ürettiğin temiz elektrik
Ayrıca artık elektrik; kömür, petrol ve enerji santrallerinden gelmek zorunda değil. Alternatifler mevcut, hem de daha ucuza. Elektriği kendimiz kolayca üretebiliriz, hatta üstelik ihtiyacımızdan da fazla. Çatılarda güneş panelleri için bir sürü yer var. Bu teknoloji artık yerleşmiş durumda.

Energiekommunen

3. İyi fikirlere destek
Gittikçe daha fazla belediye, şirket ve kuruluş yenilenebilir enerjiye yatırım yapıyor ve temiz enerji satıyor. Bu güneş parkı Almanya’nın Saerbeck ilçesinde. 7 bin 200 nüfuslu bu örnek ilçe ihtiyacından fazla elektrik üretiyor. Fotoğrafta ABD’den gelen bir inceleme heyeti görülüyor.

Projekt Fossil Free Münster

4. İklime zarar veren şirketlere para yok
Gittikçe daha fazla vatandaş, emeklilik fonları, sigorta şirketleri, üniversiteler ve şehirler fosil yakıt şirketlerinden paralarını çekiyor. Münster, Almanya’da bu tasfiye hareketine katılan ilk kent oldu. Buna şimdiye kadar dünya çapında 57 kent dahil oldu. Küresel hareket oldukça ses getirici. Zira herkes katılabilir.

Niederlande Fahrradfahrer in Amsterdam

5. Bisiklete, otobüse ve trene bin
Bisiklet, otobüs ve trene binmek daha az karbondioksit salınımı anlamına geliyor. Otomobil ile karşılaştırıldığında bir otobüs beş kat, hatta elektrikle çalışan bir tren 15 kat daha fazla çevre dostu. Amsterdam’da çoğu kişi bisiklete biniyor. Kent genelinde bisikletle ulaşımı kolaylaştırmak için geniş bisiklet yolları var.

Symbolbild Ryanair Flugzeug hebt ab

6. En iyisi uçmamak
Uçmak iklime son derece zararlı. İklim hedeflerine ulaşabilmek için her dünya vatandaşının yılda ortalama en fazla 5,9 ton karbondioksite neden olması gerekiyor. Ancak bir kez Berlin-New York arasında gidiş dönüş uçan bir kişi 6,5 ton karbondioksit salınımına neden oluyor.

USA Burger mit einer extra Scheibe Fleisch

7. Daha az et yiyin
İklim için tarım da sorun teşkil ediyor. Pirinç tarımı ve sığır, koyun ve keçilerin sindirimi sırasında atmosfere zararlı metan gazı üretiliyor. Hayvancılık ve büyüyen küresel et tüketimi ve buna bağlı olarak hayvan yemi olarak kullanılan soyaya olan talebin artması eleştiriliyor. Zira soya ekimi yapmak için yağmur ormanları kesiliyor.

Bildergalerie Artenvielfalt Deutschland

8. Organik gıda satın alın
Özellikle azot oksit iklim için zararlı. Küresel sera etkisindeki payı yüzde altı. Bu gazın salınımına elektrik santralleri ve motorların yanı sıra endüstriyel tarımda suni gübre kullanılması sebep oluyor. Suni gübre kullanımı organik tarımda yasak. Bu nedenle daha az azot oksit açığa çıkıyor. Bu da iklimin korunmasına yardımcı oluyor.

Kolumbianisch-deutsche Schule fürs Leben

9. Sürdürülebilir yapı ve tüketim
Çelik ve çimento üretimi sırasında çok fazla karbondioksit açığa çıkarken buna karşılık ahşap ve bambu büyürken karbondioksiti tutuyor. Bilinçli inşaat malzemesi seçimi iklimin korunmasına yardımcı olur. Aynı şey günlük tüketim için de geçerli. Örneğin her masaj ve saç yapımı için fosil enerjiye ihtiyaç yok. Aynı şekilde kullanıldıktan sonra atılan plastik bardaklar da şart değil.

Energiekommunen

10. Sorumluluk üstlenmek
Dünyadaki bütün çocuklar ve onların çocukları iklim felaketi olmadan yaşamaları için sera gazları nasıl önlenebilir? Bu öğrenciler temiz enerjiden etkilenmiş ve gelecekleri için bir şans olarak görüyorlar. Bunu gerçekleştirmek için herkes yardımcı olabilir.

Deutsche Welle Türkçe

Leonardo DiCaprio’dan Türkiye paylaşımı

Amerikalıünlü aktör Leonardo DiCaprio kendi Instagram sayfasında, İzmir Orman Bölge Müdürlüğü Basın Büro Sorumlusu Esat Sungur’un çektiği ve bir yarışmada ödül de alan orman fotoğrafı paylaştı. DiCaprio paylaşımında “Ormanlar, çevre, ekonomi ve topluma, hepsine aynı anda fayda sağlar” ifadelerini kullandı.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 08. 06. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

 

Amerikalı ünlü aktör Leonardo DiCaprio kendi Instagram sayfasında, İzmir Orman Bölge Müdürlüğü Basın Büro Sorumlusu Esat Sungur’un çektiği ve bir yarışmada ödül de alan orman fotoğrafı paylaştı.

Birleşmiş Milletler Çevre ve Barış Elçisi olan ünlü aktör Leonardo DiCaprio, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ve Orman Genel Müdürlüğü (OGM) ile Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu’nun (TFSF) 2015 yılında ortaklaşa düzenlediği ‘4 Mevsim Türkiye Ormanları’ konulu yarışmada mansiyon ödülü alan, İzmir Orman Bölge Müdürlüğü Basın Büro Sorumlusu Esat Sungur’un, Manisa’nın Demirci ormanlarında çektiği bir fotoğrafı resmi Instagram sayfasında paylaştı.

Çevreci kimliği ile bilinen, ABD’nin kısa süre önce Paris İklim Anlaşması’ndan çekilmesi nedeniyle Başkan Donald Trump’a tepki gösterenler arasında yer alan DiCaprio, fotoğrafın altına şunları yazdı:

“Ormanlar, çevre, ekonomi ve topluma, hepsine aynı anda fayda sağlar. Orman idaresi sadece iklim değişikliği ile değil ayrıca su kalitesinin iyileştirilmesi, biyolojik çeşitlilik, haşere mücadele, istihdam ve turizm gibi konularda da çalışmalar yapmaktadır. Bu nedenle, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı, devlete ait orman çalışanlarının eğitilmesi de dahil olmak üzere kapsamlı karbon ölçümlerinin yeni bir sistemle alınması yoluyla Türkiye ‘nin orman yönetimini geliştirmek için çalışmaktadır.”

İzmir Orman Bölge Müdürlüğü’nde 14 yıldır görev yapan ve İzmir ile Manisa ormanlarını fotoğraflayan Esat Sungur, aktörlüğünün yanı sıra çevre kirliliği, küresel ısınma konularında Birleşmiş Milletler elçiliği görevini de üstelenen, sanatçı sorumluluğu taşıyan dünyaca ünlü bir aktörün kendi sosyal medya hesabında fotoğrafını görmekten dolayı büyük bir gurur ve mutluluk yaşadığını söyledi.

Küresel ısınmanın tek panzehiri olan ormanların korunması için önce eğitim ve bilinçlenmenin şart olduğunu, bunun da en iyi yolunun görsel materyallerle farkındalık yaratmaktan geçtiğini dile getirdi.

‘Zeytin ağacı kendisine yapılan ihaneti asla unutmaz’

Çanakkale Belediye Başkanı CHP’li Ülgür Gökhan, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın üretim ve yatırımın önündeki engelleri kaldırmayı hedefleyen Üretim Reform Paketi Kanun Tasarısı Taslağı’nda zeytincilik yasasını değiştirmek istemesine, “Ya bunlar doğa tecavüzünden başka bir şey bilmiyorlar. Tecavüzcü Coşkun gibi oldu bunlar. Doğa tecavüzcüsü” diyerek tepki gösterdi.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 06. 06. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

anakkale Belediye Başkanı CHP’li Ülgür Gökhan, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın üretim ve yatırımın önündeki engelleri kaldırmayı hedefleyen Üretim Reform Paketi Kanun Tasarısı Taslağı’nda zeytincilik yasasını değiştirmek istemesine, “Ya bunlar doğa tecavüzünden başka bir şey bilmiyorlar. Tecavüzcü Coşkun gibi oldu bunlar. Doğa tecavüzcüsü” diyerek tepki gösterdi.

Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın, üretim ve yatırımın önündeki engelleri kaldırmayı hedefleyen Üretim Reform Paketi Kanun Tasarısı Taslağı’nda zeytincilik yasasını değiştirmek istemesine Çanakkale’den tepki geldi. Çanakkale Kent Konseyi Çevre Meclisi öncülüğünde bugün saat 17.30’da Cumhuriyet Meydanı’nda toplanan sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile çok sayıda çevreci, değiştirilecek olan yasa ile zeytin ağaçlarının katledileceğini ileri sürerek tepki gösterdi. Etkinliğe Çanakkale Belediye Başkanı CHP’li Ülgür Gökhan da katıldı.

Atatürk Anıtı önünde ellerinde ağaç fidanları ve üzerinde ‘Zeytin ağacı kendisine yapılan ihaneti asla unutmaz’, ‘Zeytin idam yasasına hayır’, ‘Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki; yaşamı yetmişinde bile zeytin dikeceksin’ yazılı pankartlar ile hükümeti protesto etti. Kent Konseyi Çevre Meclisi Başkanı Anıl Can tarafından okunan yazılı basın açıklamasında başlayan etkinlikte zeytin yasasındaki değişiklik ile ortaya çıkacak sorunlar anlatıldı.

Açıklamanın ardından Başkan Gökhan, yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“Zeytin Marmara’dan başlayıp, Karadeniz’e kadar devam eden bu bölgenin çok önemli bir tarım ürünüdür. Uzun yıllardan beri, yüzyıllardır, belki bin yıldır bu yörede var olan bir bitki. Bu yörenin tarımsal ekonomisi içinde çok önemli bir bitki. Dolayısıyla burada bir maden ocağı işletmesi için ya da sanayi kuruluşu için zeytinliklerin katledilecek olmasını anlamak mümkün değil. Diğer alanlar bitti de, zeytin alanları mı kaldı ortada, sanayi ya da madencilik yapılması için. Zeytin ağacına, zeytinliklere taciz bu hükümetin başlangıcından beri devam ediyor. İlk defa eylem yapmıyoruz. Her seferinde bu eylemler yapıldı. Ama bu sefer ki biliyorsunuz, olağanüstü halde yaşıyoruz. Bir kanun hükmünde kararname ile bunu çıkartmaya çalışıyorlar. Bunu geçirmeye çalışıyorlar. Biz bu mevcut alanları tahrip etmek suretiyle, buraları başka sanayi ve madencilik alanlarına açılmasına şiddetle karşıyız. Şimdi bir kandırmaca da yapmaya çalıştılar. Efendim konut ve turizm tesisi yapılmayacakmış. Ne yaparsan yap, ne yapmazsan yapma, sen zeytin ağacını kestikten sonra bunun hükmü yok. Kestikten sonra istediğini yap. Çanakkale’ye yönelik ve bu yöreye zeytinlik bölgelerine tacizden vazgeçmeleri lazım. Sadece zeytinle ilgili değil. Biliyorsunuz, burada altın işletmesiyle ilgili de bu sefer ormanlara da tecavüz var. Ya bunlar doğa tecavüzünden başka bir şey bilmiyorlar. ‘Tecavüzcü Coşkun’ gibi oldu bunlar. Doğa tecavüzcüsü. Bunun kesinlikle sona ermesi lazım. Kesinlikle vazgeçilmesi lazım. Ben bu duyarlılığı göstermelerini bekliyorum.”

Konuşmaların ardından topluluk, sessizce dağıldı.
Çanakkale – DHA

Zeytinlikleri sanayileşmeye açan tasarı TBMM’de kabul edildi

Zeytinlik alanlara TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu, Sanayinin Geliştirilmesi ve Üretimin Desteklenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve KHK’larda Değişiklik Yapan Kanun Tasarısı’nı, üç günlük yoğun mesaisinin ardından kabul etti. Zeytin üreticileri, “Bu düzenleme zeytinliklerin ölüm fermanıdır. Bu düzeltme bizi kurtarmaz” diyerek tasarıya tepki göstermişti.

––––––––––––––––––––––––––––––– 01. 06. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

 

eytinlik alanlara TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu, Sanayinin Geliştirilmesi ve Üretimin Desteklenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve KHK’larda Değişiklik Yapan Kanun Tasarısı’nı, üç günlük yoğun mesaisinin ardından kabul etti. Zeytin üreticileri, “Bu düzenleme zeytinliklerin ölüm fermanıdır. Bu düzeltme bizi kurtarmaz” diyerek tasarıya tepki göstermişti. Zeytincilik Yasası’nın doğrudan veya dolaylı değiştirilerek zeytinlik alanların imara açılmasını öngören düzenlemeler 2002’den bu yana 6 kez reddedilmişti.

Tasarıyla, sanayi işletmelerinin, her yıl hafta tatillerinde çalışabilmek için belediyelerden hafta sonu çalışma ruhsatı alma zorunluluğu kalkacak.

Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az 3 kilometre mesafede, zeytinliklerin bitkisel gelişimini, çoğalmalarını engelleyecek kimyasal atık oluşturacak, toz ve duman çıkaran tesis yapılamayacak ve işletilemeyecek. Ancak Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, alternatif alan bulunmaması ve kurulun uygun görmesi şartıyla bakanlıklarca kamu yararı kararı alınmış yatırımlar için zeytinlik sahalarında yatırım yapılmasına izin verebilecek, bu yetkisini gerektiğinde valiliklere devredebilecek.

Bu sahalarda yapılacak zeytinyağı fabrikaları ile tarımsal işletmelerin yapımı, işletilmesi Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının iznine bağlı olacak.

Düzenleme kapsamında yatırımları yapanlar, bu faaliyetlerini izin amacına uygun, çevre ve zeytinlik sahalarına zarar vermeyecek şekilde yürütecek, oluşabilecek zararı telafi edecek, kendilerine tahsis edilen yerleri tahsis süresi bitiminde eski vasfına getirecek.

Kurul oluşturuluyor

Zeytinlik sahası bulunan her ilde valinin başkanlığında Bilim, Sanayi ve Teknoloji, Çevre ve Şehircilik, Gıda, Tarım ve Hayvancılık, Maliye, Orman ve Su İşleri bakanlıklarının ildeki üst düzey temsilcileri, sanayi, ticaret odaları, sivil toplum örgütlerinin de yer alacağı 11 üyeli kurul oluşturulacak.

Zeytinlik Sahaları Koruma Kurulu, yatırım taleplerine ilişkin görüş bildirecek, zeytinlik sahaların geliştirilmesi, korunması, verimli kullanılmasına yönelik inceleme yapacak.

Zeytin ağacını izinsiz kesene 4 bin lira ceza

İzin verilen yatırımlara ait sahalar hariç, zeytinlik sahalar daraltılamayacak. Zeytin ağaçlarının sökülmesi Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının fenni gerekçeye dayalı iznine tabi olacak. Bu iznin verilmesinde Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına bağlı konunun uzmanı araştırma enstitülerinin ve mahallinde varsa ziraat odasının uygun görüşü alınacak. Bu halde dahi kesin zaruret görülmeyen zeytin ağacı kesilemeyecek, sökülemeyecek. İzinsiz kesinler veya sökenlere, ağaç başına 4 bin lira idari para cezası verilecek.

Bilişim teknolojisi ve yazılım üretenler de dahil edildi

Tasarıyla, Sanayi Sicili Kanunu’ndaki sanayici tanımı yeniden yapılarak, bilişim teknolojisi ve yazılım üreten işletmeler de bu kanun kapsamına alınıyor.

Yeni kurulan sanayi işletmelerinin takibi ve üretim faaliyetine başlamadan önce yükümlülükleri konusunda bilgilendirilmesi amacıyla ön kayıt sistemi getiriliyor.

Sanayi işletmeleri, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığında tutulacak sanayi siciline kaydedilecek, üretim faaliyetine başlamadan önce sanayi siciline ön kayıt yaptıracak. Kayıt işlemleri, elektronik ortamda olacak, beyannamelerin elden veya posta ile gönderme zorunluluğu kaldırılacak.

Sanayi sicilinde kaydı olmadığı tespit edilen sanayi işletmelerine, süresinde sanayi siciline tescil ettirmeyenler için verilen idari para cezası kesilecek.

Sanayi işletmelerinden, faaliyette olup olmadığına bakılmaksızın sanayi siciline kaydolmayıp, düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 1 yıl içinde sanayi siciline kaydolup sanayi sicil belgesi alanlar hariç, bu tarihe kadar kaydolmayanlar hakkında idari para cezası uygulanacak.

İşletmesinde meydana gelen değişiklikleri, verilmesi gereken beyannameleri ve senelik işletme cetvellerini, düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten önce süresi içinde vermeyenlere idari para cezası uygulanmayacak.

Vergilerden muafiyet

İşletmelerin organize sanayi bölgeleri, serbest bölgeler, endüstri bölgeleri, teknoloji geliştirme bölgeleri ve sanayi sitelerinde yapacakları yatırımlarda yatırım maliyetinin azaltılması amacıyla bu bölgelerde bulunan arsaların tahsisine ilişkin sözleşme ve taahhütnamelerden damga vergisi alınmayacak.

Yine bu bölgelerde bulunan arsaların tahsisi nedeniyle şerhi gerektiren işlemleri, bu arsa ve üzerine inşa edilen binaların tahsis sözleşmeleri uyarınca tahsis edilenlere devir ve tescil işlemleri, bu arsa üzerine inşa edilen binaların cins değişikliği işlemleri, harçlardan muaf olacak.

İşletmelerin bu alanlardaki binaları, emlak vergisinden istisna tutulacak.

Organize sanayi bölgeleri, serbest bölgeler, endüstri bölgeleri ve sanayi sitelerinde yer alan binalara daimi olarak emlak vergisi muafiyeti getirildiği için kanunda yer alan benzer mahiyetteki geçici muafiyetler kaldırılacak.

Yükseköğretim kurumlarında görev alma yaşı

Yükseköğretim Kurulu (YÖK), üniversitelerin ihtisaslaşmasına yönelik çalışmalar yapacak ve bu konuda karar verecek.

YÖK tarafından ihtiyaçlar doğrultusunda belirlenen yükseköğretim kurumlarında görevlerinde kalmalarında yarar görülenler birer yıllık sürelerle 75 yaşına kadar çalışabilecek.

Organize sanayi bölgelerinde kurulan meslek yüksekokullarında öğrenim gören her bir öğrenci için YÖK bütçesine bu amaçla tahsis edilen ödenekten eğitim desteği verilecek.

Bilimsel araştırma projelerine ilişkin ödeneklerin kullandırılmasında, proje kapsamında görevlendirilecek tezli yüksek lisans ve doktora programlarındaki öğrencilere, Yüksek Öğrenim Öğrencilerine Burs, Kredi Verilmesine İlişkin Kanun hükümlerine tabi olmaksızın belirlenecek miktarlarda burs verilecek.

Teknoloji transfer ofisleri kuruluyor

Yükseköğretim kurumları, Ar-Ge ve yenilikçilikle ilgili olarak kamu, özel sektör ile iş birliği yapmak, üretilen bilgi, yapılan buluşları fikri mülkiyet kapsamında koruma altına almak, uygulamaya aktarmak üzere, sermaye şirketi statüsünde teknoloji transfer ofisi kurabilecek.

Ofisin kuruluş sermayesi, bilimsel araştırma projesi kaynaklarından veya döner sermaye gelirlerinden karşılanabilecek. Ofiste, işçi ve yabancı uyruklu personel çalıştırılabilecek.

Ofisler ile bunların yürüttükleri faaliyetler için Devlet İhale Kanunu hükümleri uygulanmayacak.

Devlet üniversitelerinde fiilen 6 yıl çalışan öğretim üyelerine, yurt içinde ve yurt dışında alanıyla ilgili Ar-Ge niteliğinde çalışmak üzere, 1 yıl süreyle ücretli izin verilebilecek. Bu kişiler ikinci defa ücretli izin alabilecek ancak bunun için iznin sona erdiği tarihten itibaren asgari 6 yıl süreyle bir devlet yükseköğretim kurumunda görev yapacak.

Devlet üniversitelerinin uygulama ve araştırma merkezlerinde, araştırma enstitülerinde sadece Ar-Ge faaliyetlerinde bulunmak veya öğretim üyelerinin yürüttükleri Ar-Ge kapsamındaki projelere yardımcı olmak üzere, doktora ile tıpta, diş hekimliğinde, eczacılıkta ve veteriner hekimlikte uzmanlık veya sanatta yeterlik eğitimi sonrasındaki 7 yıl içinde kalmak kaydıyla en fazla 3 yıl süreyle sözleşmeli olarak doktora sonrası araştırmacı istihdam edilecek.

Yükseköğretim Kalite Kurulu

Yükseköğretim Kalite Güvencesi Sistemi, yükseköğretim kurumlarının eğitim öğretim ve araştırma faaliyetleri ile idari hizmetlerinin iç, dış kalite güvencesi, akreditasyon süreçleri, bağımsız dış değerlendirme kurumlarının yetkilendirilmesi süreçlerine ilişkin esasları içerecek.

İdari ve mali özerkliğe sahip, kamu tüzel kişiliğini haiz ve özel bütçeli Yükseköğretim Kalite Kurulu kurulacak. Kurul, yükseköğretim kurumlarının eğitim öğretim ve araştırma faaliyetleri ile idari hizmetlerinin kalite düzeylerine ilişkin ulusal ve uluslararası kalite standartlarına göre değerlendirmeler yapacak, iç, dış kalite güvencesi, akreditasyon süreçleri ve bağımsız dış değerlendirme kurumlarının yetkilendirilmesi süreçlerini yürütecek.

Yükseköğretim Kalite Kurulu, 13 üyeden oluşacak. Kurulda, YÖK Genel Kurulunca ve Üniversitelerarası Kurulca seçilen üçer, Milli Eğitim Bakanlığı, Mesleki Yeterlilik Kurumu, Türk Akreditasyon Kurumu, TÜBİTAK, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı, TOBB ve öğrencileri temsilen birer kişi yer alacak.

Yükseköğretim Programları Danışma Kurulu, yükseköğretim alanındaki istihdam odaklı politikaları oluşturulacak, geliştirecek, buna bağlı yeni açılacak eğitim programları ve kontenjanların planlanmasına yönelik süreçlerde öneride bulunacak.

Meslek Yüksekokulları Koordinasyon Kurulu, meslek yüksekokulları ve programların açılmasına yönelik standartların belirlenmesi, mevcut programların geliştirilmesi, izlenmesi, mezunların istihdamı ile lisans tamamlama süreçlerine ilişkin görüş ve önerilerde bulunacak.

T24

 

İktidar ile muhalefet anlaştı: Zeytinlik alanlara konut ve turistik tesis yapılmayacak

İktidar ile muhlafet anlaştı. Alınan karara göre, zeytinlik alanlara konut ve turistik tesis yapılmayacak. Sanayi Bilim ve Ticaret Bakanı Faruk Özlü zeytinlik sahalarında yatırım yapılmasına izin verilmesine olanak sağlayan düzenlemeyi, Sanayinin Geliştirilmesi ve Üretimin Desteklenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısından çıkaracaklarını bildirdi.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 31. 05. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

ilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, iktidar ile muhalefetin anlaştığını, zeytinlik alanlara konut ve turistik tesis yapılmayacağını açıkladı. Özlü, bakanlıklarca kamu yararı kararı alınmış yatırımlar için zeytinlik sahalarında yatırım yapılmasına izin verilmesine olanak sağlayan düzenlemeyi, Sanayinin Geliştirilmesi ve Üretimin Desteklenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısından çıkaracaklarını bildirdi.

Hükümetin, AKP içinden, CHP ve MHP’den gelen eleştiriler üzerine zeytinlik alanlarla mera ve kıyıları imara açan ve sanayi yatırımlarına imkan sağlayan üretim reformu yasa tasarısında geri adım attı.

Tasarıda neler var?

Tasarı zeytinlik alanda hayvan otlatılmasına ilişkin hapis cezasını kaldırıp yerine 5 bin lira para cezası öngörüyordu. Üreticiler de bu maddeye itiraz ediyordu. Para cezasında yapılan düzenlemede zeytinlik alanda hayvan otlatanlara yönelik 3 ay olan hapis cezası 6 aya çıkarılıyor. Kesilen her bir zeytin ağacı için verilecek para cezası 2 bin lira yerine 4 bin liraya çıkarılacak.

Zeytinlik alanlarda konut, konaklama tesisi ve turistik tesis yapılamayacak.

Zeytin Koruma Kurulları’na ise ilin ticaret odası ve ihracatçı birliği temsilcisi de gelecek.

Üreticiler ise sadece konut, turistik tesis yasağının zeytinlikleri korumayacağını, bu tasarıyla zeytinliklere maden, sanayi tesisi kurulmasının da yasaklanmasını istiyor. Zeytinlik yasasının mevcut haliyle kalmasını istiyorlar.

İşte Türkiye’nin zeytinlik miktarı

Türkiye’de 826 bin hektar zeytinlik alan üzerinde yaklaşık 167 milyon civarında zeytin ağacı bulunurken, yapılmak istenen değişiklikle tehdit altına girecek olan zeytinlik miktarı da 578 bin hektar alanda 117 milyon zeytin ağacına denk düşüyordu. Dünya zeytin üretiminin yüzde 10’unu, zeytinyağı üretiminin ise yüzde 6’sını karşılayan Türkiye, “Üretim Reform Paketi Kanun Tasarısı Taslağı”nda yer alan düzenleme ile ağaç ve doğa katliamının yanı sıra zeytin piyasasındaki gücünü de kaybedecek duruma gelecekti.

Danıştay’dan Istranca Ormanları’nda yapılacak kalker ocağına ret

Kırklareli’de, Istranca Ormanları içinde bir köyde yaşayanlar, bölgeye yapılması planlanan kalker yani kireç taşı ocağını yargıya taşımıştı. 2 yıla yakın süredir devam eden hukuk mücadelesinde sona gelindi. Istranca ormanlarına kurulması planlanan kalker ocağıyla ilgili Danıştay, yürütmeyi durdurma kararı verdi.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 31. 05. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

ırklareli’nin Vize İlçesi’ne bağlı, Istranca Ormanları’nın içindeki Soğucak Köyü yakınlarına yapılması planlanan ve kalker ocağı için Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü’nün ‘Çevresel Etki Değerlendirilmesi (ÇED) gerekli değildir’ yönünde aldığı karara karşı köylülerin açtığı davada Edirne İdare Mahkemesi yürütmeyi durdurup, ‘ÇED gereklidir’ kararı verdi. Kırklareli Valiliği’nin temyiz başvurusu üzerinde Danıştay 14’üncü Hukuk Dairesi, Edirne İdare Mahkemesi’nin kararını oy birliği ile onayıp, söz konusu davada üstün kamu yararının dikkate alınması gerektiğini belirtti.

Vize’ye bağlı Istranca Ormanları’nda bulunan Soğucak Köyü’nde su kaynakları, ormanlık alan, köylülerin tarım yaptığı ve hayvanlarını otlattığı bölgeye özel bir firma tarafından ‘kalker ocağı alan genişlemesi ve kapasite artırımı kırma-eleme tesisi projesi’ için çalışma başlatıldı. Kırklareli Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü, firmanın başvurusu üzerine 27 Kasım 2015 günü, ‘ÇED gerekli değildir’ yönünde karar verdi. Karar üzerine Soğucak Köyü Muhtarlığı, Edirne İdare Mahkemesi’ne ‘ÇED gerekli değildir’ kararının iptali için dava açtı. Edirne İdare Mahkemesi, başvuru üzerine bilirkişi heyeti oluşturup, bölgede keşif ve inceleme yaptırdı. Keşif raporunu inceleyen mahkeme, 9 Ağustos 2016 günü, Kırklareli Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün, ‘ÇED gerekli değildir’ kararının yürütmesini durdurup, ‘ÇED raporu gereklidir’ kararı aldı. İdare Mahkemesi’nin kararında şöyle denildi:

“Bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor ve dosyasın incelenmesinden; ormancılık yönünden değerlendirildiğinde mevcut proje tanıtım raporunun, CED raporunun gerekli olup olmadığını değerlendirme açısından, eksik ve yetersiz kaldığı, dava konusu alan için özellikle uluslararası değerlendirme açısından eksiz ve yetersiz kaldığı, dava konusu alan için özellikle uluslararası sözleşmeleri ve çevre-orman ilişkilerini dikkate alan bir ÇED raporunun mutlaka gerekli olduğu, bu konuda ortaya çıkması muhtemel, ‘olumlu’ görüş için ‘üstün kamu yararı’ yönünden mutlaka iyi bir irdeleme gerektiği görüş ve kanaatine varıldığı ve toplam ruhsat alanı 61,64 hektar olan ve yönetmelikte belirtilen 25 hektarlık sınırdan daha büyük bir alanı kapsadığı anlaşılan faaliyet konusunun ÇED sürecinine tabi olduğu ve çevresel etki eğerlendirilmesi gerekli değildir kararı verilemeyeceği açık olduğundan, ‘ÇED gerekli değildir’ kararında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verildi.”

Edirne İdare Mahkemesi’nin yürütmeyi durdurma kararı üzerine Kırklareli Valiliği de Danıştay’a temyiz başvurusunda bulundu.

Danıştay 14’üncü Hukuk Dairesi, Edirne İdare Mahkemesi’nin iptal kararını oy birliği ile onarken, söz konusu davada üstün kamu yararının dikkate alınması gerektiğini belirtti. Kararda, keşif ve bilirkişi incelemesinde mevcut ÇED raporunun eksik kaldığı, dava konusu alan için, özellikle uluslararası sözleşmeleri ve çevre-orman ilişkilerinin mutlaka dikkate alınması, üstün kamu yararı yönünden irdelenmesi gerektiği görüş ve kanaatine varıldığı belirtilerek, şöyle denildi:

“Söz konusu madencilik faaliyetinin 25 hektarın altında 23.27 hektar alana ilişkin olması nedeniyle proje tanıtım dosyası üzerinde inceleme yapılarak işlemin tesis edildiği ancak dosyada bulunan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen işletme ruhsat alanının 61.64 hektar olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda ruhsat alanı 61.64 hektar olan ve yönetmelikte belirtilen 25 hektarlık sınırdan daha büyük bir alanı kapsadığı anlaşılan faaliyet konusunda ÇED sürecine tabi olduğu ve çevresel etki değerlendirilmesi gerekli değildir kararı verileceği anlaşıldığından İdare Mahkemesi kararında hukuki isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle Edirne İdare Mahkemesi’nin kararının onanmasına, karar düzeltme yolunun kapalı olduğunun duyurulmasına oybirliği ile karar verildi.”

Davanın takipçisi olan Trakya Platformu Yürütme Kurulu üyesi Göksal Çidem, kalker ocağını yapılması planlanan alanın ormanlık, yeraltı su kaynakları üzerinde olduğunu ve köyün geçimini sağladığı topraklar olduğunu söyledi. Çiğdem, “Istrancalar’daki tahribatı durdurmak için verdiğimiz mücadele de iyi haberlerden bir yenisi daha geldi. Bugün ve gelecek nesiller adına verdiğimiz mücadelede hukuki kazanımlar elde ediyoruz. Trakya Platformu olarak yaşamı savunanlara her platformda destek vermeye, katkı sunmaya devam ediyoruz. Platformun bilim ve hukuk kurulundaki uzmanların hazırladıkları bilimsel ve hukuksal veriler ile yaşamı savunmaya Trakya’nın her köşesinde devam ediyoruz” dedi.

DHA – CNN

Tarkan: “Rant için zeytin ağaçlarına kıymayın”

Çevre duyarlılığıyla bilinen Tarkan, zeytinlikleri imara açılması planına isyan etti. Ünlü sanatçı, Twitter hesabından, “Zeytin ağaçları Anadolu’nun hazinesidir belleğidir. Rant için zeytin ağaçlarına kıymayın” yazdı.

––––––––––––––––––––––––––––––– 30. 05. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

BMM gündemine taşınan Zeytin Ağacı Koruma Kanunu değişikliği çevrecilerin büyük tepkisini çekti. 3 bin 573 sayılı Zeytin Ağacı Koruma Kanunu’nda yapılacak değişiklikler zeytinlik alanların tanımının değişmesine neden olacak ve zeytinlikler termik santrale, toplu konuta, sanayi tesislerine, maden ve taş ocaklarına dönüştürülebilecek.

Bugün Meclis’te görüşülecek yasa tasarısı öncesinde çevre konularına duyarlılığıyla bilinen Tarkan’dan mesaj geldi.

Sanatçı Twitter hesabından “Bir ülkenin en büyük nimeti, değeri onun doğasıdır. Zeytin ağaçları Anadolu’nun hazinesidir belleğidir. Rant için zeytin ağaçlarına kıymayın” yazarak bu yanlıştan dönülmesi çağrısı yaptı.

Tarkan, “Zeytin Ağacına Sadakat” başlığı altında bir paylaşımda buluan Tarkan, şu tweetleri attı: