Category Archives: Gündem

CHP’den ‘Biji Mansur’ yazısına suç duyurusu

CHP Ankara Milletvekili Ali Haydar Hakverdi, Malazgirt Bulvarı’nda duvara yazılan ‘Biji Mansur’ yazısı ile ilgili savcılığa suç duyurusunda bulundu. Hakverdi, yazıyı yazarken güvenlik kamerasınca görüntülenen ve iş insanı olduğunu söylediği kişinin, yüzü kapalı fotoğrafını basın mensuplarıyla paylaşarak, “Biz bir anlayışı teşhir etmek istiyoruz” dedi.

––––––––––––––––––––––––––––– 06. 03. 2019 –––––––––––––––––––––––––––––

illetvekili Ali Haydar Hakverdi, beraberindeki partililer ile birlikte Ankara Adliyesi’ne gelerek, savcılığa suç duyurusu dilekçesi verdi. Adliye çıkışı basın mensuplarına açıklama yaptı. Hakverdi, 2 gün önce sabah 05.00 sıralarında partisinin Ankara İl Başkanlığı’na konuyla ilgili ihbar geldiğini anlatarak, “İhbar üzerine gençlik kolları üyeleri ile olay yerine gittik. Görüntüleri alıp yazıyı yazan şahsın evini tespit ettik. Sonra 10 Nisan Polis Karakolu’na giderek, polislerle birlikte şahsın bulunduğu binanın güvenlik kamerası görüntülerini aldık. Yaptığımız araştırma sonucunda, şahsın kimliğine, ne iş yaptığına, siyasi düşüncesine ve bütün ayrıntılara ulaştık. Şahıs kimliğini gizlemek için kafasını kapatıyor, evinden dışarı çıkıyor. Sonra köprü altına geliyor ve yazılamaya başlıyor. Yazılamaya bir süre devam edip, bitirdikten sonra kendi binasına dönüyor” dedi.

‘BİZ BİR ANLAYIŞI TEŞHİR ETMEK İSTİYORUZ’

Söz konusu kişinin yazıyı yazarken kameraya yansıyan görüntüsünü, yüzü kapalı olarak basın mensuplarıyla paylaşan Hakverdi, “Biz şahsın yüzünü kapattık. Çünkü burada şahsı teşhir etme gibi bir niyetimiz yok. Biz bir anlayışı teşhir etmek istiyoruz” diye konuştu. Söz konusu kişinin bir iş insanı olduğunu kaydeden Hakverdi, “Yanında onlarca kişi çalıştırıyor ve çok lüks bir apartmanın en üst katında oturuyor, lüks bir arabaya da sahip. Bu şahıs 2014 yerel seçimlerinde o dönemin adayı Melih Gökçek ile beraber çalışmış ve beraber destek açıklamaları yapmış bir şahıs. Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya kendi sosyal medya hesabından destek açıklamaları yapan bir şahıs. Bu iş adamı, sabahın beşinde kalkıp, evinden yüzünü kapatıp neden Mansur Yavaş’a dair yazılama yapar? Bunu kimler yaptırır?” diye konuştu.

‘BİZ DÜŞMANA KARŞI SAVAŞMIYORUZ’

Duvara yazı yazan kişinin, AKP adayına destekte bulunduğunu öne süren Hakverdi, “Bunun sebebi sadece şu; Bu ayın başında AK Parti adayı Mehmet Özhaseki, ‘CHP, Ankara Büyükşehir Belediyesi’ni kazanırsa, Millet İttifakı ve Mansur Yavaş kazanırsa, sizin faturalarınızı terör örgütü mensupları getirir’ dedi. Bu açıklamadan üç gün sonra kendi yandaşları tarafından Ankara’ya bu yazılar yapılmıştır. Seçimin bir ahlakı, bir onuru vardır. Biz düşmana karşı savaşmıyoruz. Bu bir hizmet yarışı, Ankara’ya hizmet etme yarışı ve biz bu yarışı hakkıyla, hukukuyla ve ahlakıyla yürütmeye çalışıyoruz” dedi. (DHA)

Danıştay kararıyla MEB ile Ensar Vakfı protokolü tamamen iptal oldu

Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB)in, Ensar Vakfı ile 2017’de imzaladığı işbirliği protokolünün yürütmeyi durdurma kararına karşı itirazı, Danıştay’da reddedildi. Böylece vakfın okullarda etkinlikler düzenlemesine ilişkin protokol üst düzeyde engellenmiş oldu.

––––––––––––––––––––––––––––– 06. 03. 2019 –––––––––––––––––––––––––––––

illi Eğitim Bakanlığı’nın (MEB),  Ensar Vakfı ile 2017’de imzaladığı işbirliği protokolünün yürütmeyi durdurma kararına karşı itirazı, Danıştay’da reddedildi. Böylece vakfın okullarda etkinlikler düzenlemesine ilişkin protokol üst düzeyde engellenmiş oldu.

Manisa’da bir öğrenci velisi, MEB Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ile Ensar Vakfı arasında imzalanan “Çeşitli eğitim, seminer ve sosyal etkinlikler düzenlenmesine dair işbirliği protokolü”nün Milli Eğitim Temel Yasası’na aykırı olduğu gerekçesiyle Danıştay’da iptal davası açmıştı. Danıştay 8. Dairesi, geçen yıl ortasında, protokolün bir kamu hizmeti olan eğitim-öğretim hizmetinin devlet hizmet alanı içerisinde ancak genel idare esaslarına göre memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle yürütülmesine ilişkin anayasanın buyurucu hükmüne, Türk milli eğitiminin temel ilke ve kurallarına aykırı olduğu kararına varmıştı.

Danıştay’ın yürütmeyi durdurma kararında “anayasa ve yasalar gereği ulusu çağdaş uygarlık düzeyine ulaştıracak teknik, ekonomik, kültürel ve sosyal gelişme alanlarında iyi bireyler yetiştirilmesi ve bunun için ülke çapında etkin önlemler alınmasının devletin devredemeyeceği görevler arasında olduğu” vurgulanmıştı.

Cumhuriyet’ten Işık Kansu’nun haberine göre, MEB, Danıştay 8. Dairesi’nin bu kararına itiraz etti. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, bakanlığın itirazını yerinde bulmadı ve Danıştay 8. Dairesi’nce verilen yürütmeyi durdurma kararını örgün eğitim kurumları açısından kabul etti. Böylece, Ensar Vakfı ile yapılan protokolün, okulöncesi, ilköğretim, ortaöğretim kurumlarında uygulanmasının durdurulması gerektiği bir kez daha yargı tarafından karara bağlanmış oldu.

Ekrem İmamoğlu ve Alper Taş Kasımpaşa’da vatandaşlarla buluştu

İsminin açıklandığı günden bu yana toplumun en geniş kesimlerinin desteği ve ilgisi ile karşılaşan CHP Beyoğlu Belediye Başkanı Adayı Alper Taş seçim çalışmalarına devam ediyor.

––––––––––––––––––––––––––––– 06. 03. 2019 –––––––––––––––––––––––––––––

CHP’nin İstanbul Büyükşehir belediye Başkan adayı Ekrem İmamoğlu ile Beyoğlu adayı Alper Taş, Beyoğlu Ziyareti kapsamında Kasımpaşa’da vatandaşlarla buluştu.

Alper Taş’ın 31 Mart yerel seçimler kapsamında gerçekleştirdiği Beyoğlu ziyaretleri devam ediyor. Bugün Ekrem İmamoğlu ile bir araya gelen Taş, Kasımpaşa’da vatandaşlarla buluştu. İki siyasetçi bölgede yoğun ilgiyle karşılandı.

Taş ve İmamoğlu, saat 17.30’a kadar vatandaşları ziyaret etmeye devam edecek. Ziyaretlerin ardından saat 17.30’da CHP İstanbul İl Başkanlığı’na geçilecek.

CHP’li Ağbaba’dan kadın işçi raporu: 2018 yılında en az 120 kadın işçi hayatını kaybetti

CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba’nın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde kadın işçilerin durumuyla ilgili hazırladığı raporda, kadın işçilerin yüzde 93’ünün sendikasız olduğu, işsizliğin kadınlarda yüzde 33’lere kadar yükseldiği belirtildi.

––––––––––––––––––––––––––––– 06. 03. 2019 –––––––––––––––––––––––––––––

HP’li Ağbaba 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla hazırladığı raporda Türkiye’deki kadın işçilerin durumunu gözler önüne serdi. Ağbaba, Türkiye’deki kadınların bu yıl 8 Mart’ı işsizliğin, iş yerlerinde sömürünün ve iş cinayetlerinin kıskacında karşıladığını ifade etti. Ağbaba’nın raporunda özetle şunlar yer aldı:

Kadınlar iş cinayetlerinde ölüyor:

2018 yılında en az 2 bin işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirirken, iş cinayetlerinde en az 120 kadın işçi hayatını kaybetti. 2019 yılının Ocak ve Şubat aylarında ise iş cinayetlerinde yaşamını yitiren kadın işçi sayısı 20 olarak kayıtlara geçti. 2017 yılında en az 116 kadın işçi yaşamını yitirirken, 2016 yılında ise en az 98 kadın işçi çalışırken yaşamını yitirdi. Son üç yılda iş cinayetlerinde toplam 334 kadın emekçi yaşamını yitirdi.

Kadınların 93’ü sendikasız:

Türkiye’de resmi sendikalaşma oranı her ne kadar yüzde 14’lerde görülse de esas sendikalaşma oranı yüzde 11’ler civarındadır. Yani Türkiye çalışan her 100 işçiden 11’inin bir sendikaya üyeliği bulunmaktadır. Kadın işçilerin ise neredeyse yüzde 93’ü sendikasız olarak çalışmaktadır. Yani ülkemiz de çalışma yaşamında yer alan her 100 kadın işçide yalnızca 7’sinin sendika üyeliği bulunmaktadır.

Kadınlar güvencesiz çalıştırıyor:

Kadın emekçilerinin yüzde 26’sı çalışma yaşamında güvencesiz olarak çalışmaktadır. Kadın işçilerin çalışma yaşamındaki en büyük sorunları; uzun çalışma süreleri, düşük ücretler ve iş yerlerinde uğradıkları ayrımcılıklardır. Kadın işçilerin yüzde 72’si çalışma yaşamlarından yaşadıkları bu sorunlar nedeni ile şikayetçi olduğunu belirtmektedir. Kadın işçilerin büyük bir bölümü ise iş yerlerinde mobinge ve psikolojik baskıya maruz kalmaktadır.

Kadınların en büyük sorunu işsizlik:

Son TÜİK verilerine göre kadın işsizliği Kasım 2017’ye göre 1,3 puan artarak 13,4’ten 2018 Kasım ayında 14,7 olarak gerçekleşti. Tarım dışı kadın işsizliği yüzde 18,4’e yükselmiş durumdadır. Çalışma çağında bulunmasına karşın ne istihdam ne de eğitimde olan kadınların oranı ise yüzde 33’lere yaklaşmış durumdadır. TÜİK verilerine göre 15 yaşın üzerindeki Türkiye’de her 100 kadından sadece 29,3’ü çalışmaktadır. TÜİK verilerine göre Türkiye’de üniversite mezunu kadınların yüzde 17,4 işsiz durumdadır. Sonuç olarak kadınlar AKP iktidarı döneminde istihdamdan dışlanmış, işsizliğe mahkum edilmiştir.

Kriz nedeniyle kadınlar işten çıkarılıyor:

Cumhuriyet’ten Mahmut Lıcalı‘nın derlediği habere göre, Ekonomik krizin toplumsal alanda yarattığı tahribat kadın işçileri de yakından etkilemiştir. Binlerce kadın işçi kriz bahanesi ile işten çıkarılmış, sendika hakkı için onlarca kadın işçi iş yerlerinde direnmiş ve halende direnmeye devam etmektedir. Flormar’da 100’den fazla kadın işçi sendika hakkı için bu yıl 8 Martı direnişle karşılamaya hazırlanmaktadır. Aydın’da yer alan Sibaş fabrikasında sendika üyesi oldukları gerekçesi ile işten atılan ve direnen kadın işçiler yine bu yıl 8 Martı emekleri ve gelecekleri için direnişle karşılamaya hazırlanmaktadır.

Okula başlama yaşında değişiklik

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, okula başlama yaşını 72 aydan 69 aya çektiklerini duyurdu. Bakan Selçuk okula başlama yaşını 3 ay öne çektiklerini belirterek, “Çağ nüfuslarını net ayırabilelim diye 69 ayı önümüzdeki yıl gerçekleştirmiş olacağız” dedi.

––––––––––––––––––––––––––––– 05. 03. 2019 –––––––––––––––––––––––––––––

illi Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, eğitim gündemine ilişkin soruları yanıtladı. 31 Mart yerel seçimleri öncesi gazetecilerin sorularını yanıtlayan Selçuk, “Eğitimde güçlü bir beklenti varsa o zaman yerel seçimlerde bize destek olunması gerektiği çok açık” dedi. Bakan Selçuk okula başlama yaşını 3 ay öne çektiklerini belirterek, “Çağ nüfuslarını net ayırabilelim diye 69 ayı önümüzdeki yıl gerçekleştirmiş olacağız” dedi.

Bakan Selçuk, Öğretmenlik Meslek Yasası ile ilgili hazırlıkların tamamlandığını belirtirken ‘yapay zeka strateji’leriyle ilgili bilgi verdi. Selçuk, “Bakanlığımızın yapay zeka stratejisi bir ay içinde çıkacak. Bu strateji ile ilgili dijital altyapı kuruyoruz” dedi.

Kapatılan dershanelerle ilgili konuşan Bakan Selçuk, “Merdivenaltı dersaneler idare ya da ceza hukukunun konusu olarak bir takibat sistematiğine tabi tutulacak. Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatı sonrasında bizim için önemli olan şey, mevcut durumdaki ihtiyaçları tümüyle tatmin etmek” ifadelerini kullandı.

Kaynak: AA

İSİG: Şubat ayında en az 125 işçi yaşamını yitirdi

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi, Şubat ayında en az 125 işçinin yaşamını yitirdiğini açıkladı. Ocak ayı da dahil edildiğinde, 2019 yılının ilk iki ayında hayatını kaybeden işçi sayısı 284 oldu.

––––––––––––––––––––––––––––– 04. 03. 2019 –––––––––––––––––––––––––––––

şçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi, Türkiye’de 2019 yılının ilk iki ayında en az 284 işçinin iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiğini açıkladı. Şubat ayında en az 125 işçinin yaşamını yitirdiği belirtilen rapora göre, ölenlerin dokuzu kadın, 116’sı erkek işçi. 15 yaşında bir inşaat işçisi çocuk işçi de bu ay yaşamını yitirdi. Hayatını kaybedenlerden üçü ise mülteci/göçmen işçiydi.

Rapora göre, ölen işçilerden ikisi sendikalı, 123’ü ise sendikasız olarak çalışıyordu.

Kadın işçi cinayetleri tarım, gıda ve tekstil gibi iş kollarında gerçekleşti. Ölümler en çok inşaat, taşımacılık, tarım, ticaret/büro, güvenlik, madencilik, gıda, enerji ve belediye/genel işler iş kollarında oldu. Tarımda ölenlerin en az yüzde 64’ü ücretli çalışıyordu.

En fazla ölüm nedeni ezilme/göçük, trafik/servis kazası, yüksekten düşme ve kalp krizinden gerçekleşti.

İŞÇİ SAĞLIĞI VE İŞ GÜVENLİĞİ ALANININ “GÖRÜNMEYENLERİ”: KADIN İŞÇİLER

kadın işçi ölümlerine dikkat çekildi. İSİG, son yıllardaki kadın iş cinayetlerinde, kadın işçilerin işyerinde ya da iş yolunda bir erkeğin şiddeti sonucu ölümlerindeki artışa dikkat çekti. Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

“2018 yılında yaşanan kadın iş cinayetlerinden 7’sinin nedeni kadınların işyerindeki ya da işyerine dışarıdan gelen bir erkek tarafından katledilmesi ya da cinsel ve fiziki şiddet görmesi. Bu durum işyerlerinin özellikle kadınlar bakımından güvensizliğini göstermeye yetiyor…

Ölen kadın işçilerin çoğu sendikasız, en az yüzde 75’i ise kayıt dışı çalıştırılıyor. Kayıt dışı ölümlere ulaşmanın güçlüğü göz önüne alındığında hem kadın işçi ölümlerinin sayısının hem de ölümlerdeki kayıt dışı oranının çok daha yüksek olacağı görülüyor.”

En çok iş cinayeti İstanbul, Kocaeli, Antalya, Manisa, İzmir, Mersin, Ankara, Elazığ, Kütahya, Muğla ve Şanlıurfa’da yaşandı.

 

Herkes o hayırseveri merak ediyor… Evlerin kapısına para dolu zarf bırakıyor

İstanbul Beyoğlu’na bağlı Hasköy’de gecekonduların çoğunlukta olduğu bir mahallede 1 ay içerisinde, birçok kişi sabah uyandığında ya da işe giderken kapılarından içeri atılmış içinde bin TL bulunan bir zarfla karşılaştı. Şimdi herkes “Hızır” adını koydukları bu hayırseveri merak ediyor.

––––––––––––––––––––––––––––– 04. 03. 2019 –––––––––––––––––––––––––––––

asköy’de çoğunluğu gecekondudan oluşan mahallede hemen herkes 1 aydır gece kapılarının arasından bırakılan para dolu zarfları ve bunu kimin yaptığını konuşuyor. Bazı kişiler sabaha karşı mahalleye giriyor ve önceden belirledikleri maddi durumu kötü ailelerin kapıları arasından içeriye zarf bırakıyor.

Bazı eve tek, bazılarına ise 2 ya da 3 zarf. Zarfların her birinden bin TL çıkıyor.  Sabah kalktıklarında  zarfları görenler, içine açtıklarında da büyük şaşkınlık yaşıyor. Her zarfta bin TL bulunuyor.  Aynı zarfların başka evlere de bırakıldığını öğrenenler, daha sonra bunun bir yardım zarfı olduğunu anlayarak rahatlıyor.

Herkes o hayırseveri merak ediyor… Evlerin kapısına para dolu zarf bırakıyor

Şimdi herkesi ‘Hızır” adını verdikleri bu hayırseveri merak ediyor.  Mahalle sakinlerinden  Paşa Ali Bilgin, “Sabah namaz vakti kalktım evde tespih çekiyorum. Abdest aldım. Bir ses oldu dışarı çıktım. Baktım bacımla konuşuyorlar. Ne oluyor, dedim. ‘Amca bir zarf bıraktım pazar parası yaparsınız’ dedi. Dedim ki ‘Burada bir hane yok. Bacım da var’ dedim. Yukarılarda ona da vermişler. Dağıtarak gelmişler. Sonra gittiler. Zarfta ya 100  ya da 200 lira var sandım. Baktım bin TL var. 3 zarf aldık. ‘Nereden geldi bu para?’ dedim. ‘Amca karıştırma bu söylenmez. Patronumuz sağ olsun’ dediler.” diye konuştu.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Mahalle sakinleri kim olduğunu bilmedikleri hayırsevere ‘Hızır’ adını koydu. 

‘BÖYLE İNSANLARA İHTİYAÇ VAR’

Bir başka mahalle sakini Mustafa Bilgin de, “Buradan geçerken ışığı görüyorlar. Burada duruyorlar. Abimi görüyorlar. Zarf veriyorlar 2-3 tane. Bin lira varmış zarfta. Sonra da gidiyorlar.” dedi. Metin Canbolat ise, “Gerçekten durumu iyi olmayan evleri görerek kapı altlarından zarfı attıklarını söylüyorlar. Alanlar da ‘aldık’ diyorlar. Ama kim olduğunu, ne için yapıldığını bilmiyorum. 10- 15 kişiden duyduk para alan. Ama mahallede çok fazla alan var. Daha önce bir sefer daha söylenmişti. Şimdi yakınımızdaki insanlar alınca biliyoruz. Allah razı olsun bu insandan. Bize gelen olmadı ama bu kadar evi neşelendirdi, şenlendirdi. Böyle insanlara ihtiyaç var.” diye konuştu.

’40 SENEDİR BURADAYIM, BÖYLE BİR ŞEY GÖRMEDİM’

Bir diğer mahalle sakini Yaşar Bilgin de “Geçen hafta ve ondan önceki hafta oldu. 2 defa oldu bu ay içerisinde. Birinde sabah 06.30 da diğerini de gece 23.30’dan sonra dağıtmışlar. Bizde babam almış. Sabah dağıtıldığında. Zarflardan bin lira çıktı. 40 senedir bu mahalledeyim böyle bir şey görmedim. Allah razı olsun. Diğer iş adamlarına da örnek olsun. Herkes bir mutlu oldu. Babam da ihtiyacı olan akrabalarına da dağıttı. duyduğumuz 15, 20 ev var. Ama daha fazlası var. Kimse söylemiyor.” diye konuştu.

‘ZENGİN OLUP BURAYI UNUTMAYAN BİRİ OLABİLİR’

Bir başka mahalle sakini Oğuzhan Erzurumlu da, “Bize gelmedi ama mahallede ihtiyacı olan evlere vermişler. Bir sonraki gelmelerinde verdiklerine vermemişler. Araştırmışlar ihtiyacı olanlara vermişler. Allah razı olsun abi. Atladıkları da olmuş ama birçok aileye vermişler. Bizi atlamışlar. Allah razı olsun.  Benim tahminim burada eskiden oturan daha sonra zengin olup burayı unutmayan biri olabilir parayı dağıtan kişi. Çünkü bu kadar ihtiyacı olan evleri bilmesi imkansız.” dedi.

DHA

‘Komünist Başkan’ Maçoğlu’ndan Athena Gökhan’a cevap: O açıklamalar bize enerji verdi

Athena’dan Gökhan Özoğuz’un “Gönlüm Fatih Mehmet Maçoğlu gibi hisseden, davranan, hizmet eden bir belediye başkanından yana” açıklamasına Tunceli Belediye Başkan Adayı Maçoğlu’ndan cevap geldi. Maçoğlu, ”Biz çok mutlu olduk. Bu ülkenin vicdanı, hala bir arada yaşamayı destekliyor. Biz de bu umudun bir parçası olmak istiyoruz.  Çaba harcıyoruz. O açıklamalar bize enerji verdi” dedi.

––––––––––––––––––––––––––––– 04. 03. 2019 –––––––––––––––––––––––––––––

osyalist Meclisler Federasyonu’ndan (SMF) Tunceli Belediye Başkan adayı olan mevcut Ovacık Belediye Fatih Mehmet Maçoğlu, “Gönlüm Fatih Mehmet Maçoğlu gibi hisseden, davranan, hizmet eden bir belediye başkanından yana” diyen Athena grubunun solisti Gökhan Özoğuz’a yanıt verdi. Maçoğlu, “O açıklamalar bize enerji verdi” dedi.

Athena Gökhan, geçtiğimiz günlerde bir tweet atarak, Ovacık Belediye Başkanı ve Tunceli Belediye Başkan adayı Fatih Mehmet Maçoğlu’nu övmüş, “Her ne partiden olursa olsun benim gönlüm Fatih Mehmet Maçoğlu gibi hisseden, davranan, hizmet eden bir belediye başkanından yana. Onun gibi birçoklarının çıkması umuduyla” açıklamasında bulunmuştu.

“Bize enerji verdi”

demarkaj.org’a konuşan Maçoğlu, Özoğuz’un bu açıklamasının kendilerini çok mutlu ettiğini ifade ederek, “Gökhan’ın dışında birçok sanatçı, yazar, akademisyen bize dair güzel söylemleri oldu. Biz çok mutlu olduk. Bu ülkenin vicdanı, hala bir arada yaşamayı destekliyor. Bu ülkenin vicdanı o umudu besliyor. Biz de bu umudun bir parçası olmak istiyoruz. Çaba harcıyoruz. O açıklamalar bize enerji verdi” dedi.

Tunceli’yi turizm kenti yapmak istediklerini belirten Maçoğlu, hayvancılık ve tarım üzerine projeleri olduğunu, tarımsal üretimi geliştireceklerini, köylere hayvancılıkla ilgili destek vereceklerini söyledi.

Tıklayın: Athena Gökhan ‘gönlündeki’ başkan adayını açıkladı

CHP’li Özel: DSP Genel Başkanı, Ecevit ve Atatürk’ün kemiklerini sızlatıyor

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, DSP Genel Başkanı Önder Aksakal’ı eleştirdi. Özel, “DSP’nin Genel Başkanı sarayın kapısında yatan, 4 kere randevu isteyip alamayan, referandumdan, seçimden önce ‘İttifak yaparsa biz varız’ diye Tayyip Erdoğan’a göz kırpan o kişi, hem Bülent Ecevit’in hem Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kemiklerini sızlatıyor” dedi.

––––––––––––––––––––––––––––– 04. 03. 2019 –––––––––––––––––––––––––––––

HP Grup Başkanvekili Özgür Özel, DSP Genel Başkanı Önder Aksakal’ı eleştirdi. Özel, “DSP’nin Genel Başkanı sarayın kapısında yatan, 4 kere randevu isteyip alamayan, referandumdan, seçimden önce ‘İttifak yaparsa biz varız’ diye Tayyip Erdoğan’a göz kırpan o kişi, hem Bülent Ecevit’in hem Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kemiklerini sızlatıyor” dedi.

Antalya’nın Konyaaltı ilçesindeki Altınkum Pazarı’nda CHP’lilerle bir araya gelen Özgür Özel, iktidar partisinin 31 Mart’ı beka seçimi olarak gördüğüne dikkati çekti.

Özel, “Ne demek beka? Memleketin varlık, yokluk mücadelesi. Buna Türkiye siyasetinde bugüne kadar kimse tenezzül etmedi. Kendi partilerinde artık umut ortaya koyamayan, birbirlerine ve korkuya sarılmış iki lider, Türkiye’nin beka sorunundan bahsediyor. Türkiye’nin beka sorunu 19 Mayıs 1919’da, 23 Nisan 1920’de, 29 Ekim 1923’te Cumhuriyeti ilan ettiği gün bitmiştir” diye konuştu.

‘ERDOĞAN BİZE TERÖRİST DİYOR, BİZİM DE KUSURUMUZ VAR’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kendilerine terörist dediğini aktaran Özel, “Bize hırsız, yolsuz, arsız diyemiyor, terörist diyor. Burada bizim de kusurumuz var. Meydanı boş buldu konuşuyor. CHP’den terörist çıkmaz” ifadesini kullandı.

Konuşmasında DSP’ye geçenler ve DSP Genel Başkanı Önder Aksakal’ı da eleştiren Özel, şöyle konuştu:

“Şimdi birileri çıkmış, saray rejimi oradayken, Tayyip Erdoğan hepimizin anasını ağlatırken, ‘Beni listeye koymadılar. Beni başka bir yerden teşvik ettiler’, adı sol olan ama son dönemde sarayın tedarikçisi, sarayın imdat butonu haline dönüşmüş olan bir siyasi partiden aday oluyorlar. Açık söyleyeyim. Bugünkü DSP’nin Genel Başkanı sarayın kapısında yatan, 4 kere randevu isteyip alamayan, referandumdan, seçimden önce ‘İttifak yaparsa biz varız’ diye Tayyip Erdoğan’a göz kırpan o kişi, hem Bülent Ecevit’in, hem Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kemiklerini sızlatmaktadır.”

(DHA)

“Hürriyet’te Faruk Bildirici ile yollar ayrılıyor” iddiası

Hürriyet Gazetesi’nde bir ayrılık daha gündemde. Gazetenin Ombudsmanı (okur temsilcisi) Faruk Bildirici’nin gazete ile yollarının ayrılacağı öne sürüldü.

––––––––––––––––––––––––––––– 03. 03. 2019 –––––––––––––––––––––––––––––

emirören Grubu bünyesindeki Hürriyet gazetesi, Türk medyasının en saygın gazetecilerinden Faruk Bildirici ile yollarını ayırdı. Alınan bilgiye göre gazete yönetimi, Bildirici’ye artık kendisi ile birlikte çalışmak istemediğini iletti. Bildirici’nin kaleme aldığı veda yazısı yarın (4 Mart 2019) yayımlanacak.

Doğan Grubu’nun Demirören Grubu’na satılmasıyla birlikte ayrılıkların yaşandığı Hürriyet, 1992 yılından beri gazetede çeşitli görevlerde bulunan ve en son olarak okur temsilciliği görevini sürdüren Faruk Bildirici ile yollarını ayırdı.

2010 yılından beri gazetenin okur temsilciliği görevini üstlenen Bildirici, okurlardan gelen şikâyetleri, haberlere gelen erişim engellemelerini ve gazetesine yönelik eleştirileri köşesine taşıyordu.

Faruk Bildirici kimdir?

Faruk Bildiri 10 Kasım 1956 yılında Gaziantep, Nizip’te doğmdu.

Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi’ni bitirdi. Gazeteciliğe, Haziran 1980’de Cumhuriyet’te başladı. 12 Eylül askeri döneminde sıkıyönetim ve eğitim muhabirliği, 1983 seçimlerinden sonra da Başbakanlık, ANAP ve parlamento muhabirliği yaptı. Bir süre Haber Müdürlüğü görevinde bulunduğu Cumhuriyet’ten, Nisan 1992’de ayrıldı.

Sabah Gazetesi’nde beş ay süren parlamento muhabirliğinden sonra Ekim 1992’de Hürriyet’e geçti. Yaklaşık beş yıl Hürriyet Ankara Büro Şefi olarak görev yaptı. Bu dönemde yazı dizileri hazırladı; portre yazıları kaleme aldı. Araştırma kitapları yayınladı.

Bir süre yine Hürriyet’te araştırmacı-yazar olarak çalıştıktan sonra Mart 2002’de Ankara Temsilci Yardımcılığı’na getirildi. 2002-2003 yıllarında Tempo dergisinde “Kırlangıç Yuvası” köşesinde yazdı. 31 Ağustos 2004- 14 Mart 2005 tarihleri arasında “Anlatsam Roman Olur” başlığıyla Hürriyet gazetesinde gerçek yaşam öyküleri kaleme aldı. Bu dizide kaleme alınan öykülerden hareketle hazırlanan aynı adlı televizyon programı Kanal D’de yayınlandı.

TV8’de “Çuvaldız” (1999-2001), Cine-5’te “Üç artı Bir”, Tv 8’de “Nerede kalmıştı?” (2009) adlı programlar yaptı. Hürriyet Pazar’da “Puzzle portreler” başlığıyla yayınlanan portre söyleşileri hazırladı.

Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı’nda, üç dönem “Araştırmacı gazetecilik” dersleri verdi. Konuk öğretim görevlisi olarak Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde de iki dönem (2014-2015) “Parlamento muhabirliği” dersine girdi.

19 Nisan 2010 tarihinden itibaren de yaklaşık dokuz yıl Hürriyet’in Okur Temsilciliği (Ombudsman) görevini yürüttü.

Yayınlanan kitapları:

Gizli Kulaklar Ülkesi (Şubat 1998)

Maskeli Leydi: Tekmili birden Tansu Çiller (Temmuz 1998),

Üniforma Slogan Biber (Şubat 1999)

Kuzum Bülent: Ecevit’e aileden mektuplar (Şubat 2000)

Siluetini Sevdiğimin Türkiyesi (Temmuz 2000)

Anıtkabir Racon Zambak (Nisan 2001) ,

Hanedanın Son Prensi: Mesut Yılmaz ve ANAP’lı yıllar (Aralık 2002)

Yemin Gecesi : Leyla Zana’nın yaşamöyküsü (Şubat 2008)

Serkis bu toprakları sevmişti (Ekim 2008)

Günahlarımızda yıkandık (Haziran 2018)