Category Archives: Gündem

Kurtulmuş açıkladı! ‘Ciddi istihbarat var’

BaşbakanYardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, “ABD’deki FETÖ elebaşının Kanada’ya kaçması ihtimali üzerinde ciddi istihbarat bilgilerimiz mevcuttur. Kanada’da FETÖ örgütüne mensup kişilerce satın alınmış olunmuş bazı çiftliklerin olduğu ve muhtemelen buraya geçebileceği yönündeki ciddi istihbaratlar Amerikan Adalet Bakanlığı ile de paylaşılmıştır. Ümit ederiz ki gereğini yaparlar” dedi.

 

––––––––––––––––––––––––––––––––– 27. 02. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

ükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, Çankaya Köşkü’ndeki Bakanlar Kurulu toplantısının ardından açıklamalarda bulunarak, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Kurtulmuş, ‘ABD’deki FETÖ elebaşının Kanada’ya kaçması ihtimali üzerinde ciddi istihbarat bilgilerimiz mevcut’ dedi.

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ile ilgili medyada yer alan haberle ilgili kendisine yöneltilen bir soruyu yanıtlayan Kurtulmuş, şöyle konuştu:

“Öyle anlaşılıyor ki birileri Türkiye’de sivil siyasi iradeyle hükümetle TSK’nın uyumlu şekilde çalışmasından rahatsızlık duyuyor. Birileri 15 Temmuz’daki o hain kalkışmadan sonra Türk Silahlı Kuvvetleri’mizin yeniden itibar kazanarak, yeniden halkla bütünleşme sürecine girerek, operasyonlar yapmasından, bu operasyonlarda da başarılı olmasından öyle anlaşılıyor ki birileri rahatsızlık duyuyor. Mesele son derece yanlıştır. TSK’nın siyasetin içine çekilmesinin hiçbir faydası olmadığını Türkiye görmüştür. 15 Temmuz’daki hain kalkışma sadece bir darbe teşebbüsü olarak kalmamış, maalesef Türk Silahlı Kuvvetleri’mizin tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri’mize en fazla zarar veren, Türk Silahlı Kuvvetleri’mizin itibarını en fazla zedeleyen bir kalkışma olmuştur. Dolayısıyla Türk Silahlı Kuvvetleri’miz, 15 Temmuz’dan da çıkardığı dersle asla siyasetle ilgili değildir. Siyasetin içerisine çekilemez. Türk Silahlı Kuvvetleri’miz kendi işine odaklanmış vaziyettedir. Vatan savunmasıyla ilgilidir. Kaldı ki Türkiye de eski Türkiye değildir. Herkesin sözlerine, söylediklerine dikkat etmesi lazım. Artık öyle herhangi bir şekilde manşet atarak, ne Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ayar vermek ne hükümete ayar vermek mümkün değildir. Herkes bunu aklına koysun. Köprünün altından çok sular aktı. Türkiye’de bundan sonra hükümet, milletin verdiği yetkiye dayanarak işinin başındadır. Türk Silahlı Kuvvetleri de hükümetin, sivil iradenin, milletin yetkilendirmiş olduğu iradenin emrinde görevlerini yapan Türkiye’nin önemli kuruluşlarından biridir. Siyasetin içerisine asla girmeyecektir. Türk Silahlı Kuvvetleri’ni siyasetin içine sokmaya kimsenin gücü yetmez. Türk Silahlı Kuvvetleri, FETÖ’nün ve geçmiş dönemlerde Türk Silahlı Kuvvetleri’ni siyasete bulaştırmak isteyenlerin ne kadar büyük zarar verdiğini biliyor. Bütün bu itibarsızlaştırma çabalarının gerçekten en büyük zararı Türk Silahlı Kuvvetleri’ne verdiğini farkındadır”

“TÜRKİYE TEMASLARINDA BU KONULAR GÜNDEME GELMEDİ”

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Mesud Barzani’nin Türkiye ziyaretinden önce yaptığı ‘Cumhurbaşkanı, cesur bir siyasetçi; barış süreci için Demirtaş ve diğer milletvekilleri serbest kalmalı’ açıklaması üzerinden Barzani’nin Türkiye’deki temaslarında bu konunun gündeme gelip gelmediği sorulan Kurtulmuş, “Türkiye temaslarında bu konular gündeme gelmedi. Türkiye temaslarının özü Sayın Barzani’yle ve Bölgesel Kürt Yönetimi ile Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin yapmış olduğu iş birliğinin gözden geçirilmesi, bölgede barışın sağlanması ve özellikle terör örgütlerine karşı ortak mücadelede hangi konular ele alınabilecek; bunlar gündeme gelmiştir. Bu konular görüşmelerde gündeme gelmedi” dedi.

‘BAYRAK’ AÇIKLAMASI: İLK KEZ ÇEKİLMİYOR

IKBY Başkanı Barzani’nin, İstanbul Atatürk Havalimanı Devlet Konukevi’ne gelişi sırasında kapının önündeki direğe çekilen bayrağın diplomatik anlamı sorulan Kurtulmuş, “İlk kez çekilmiyor. Sayın Barzani, Türkiye’ye her geldiğinde bu diplomatik uygulama yapılmıştır. Hem Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi’nin bayrağı hem Irak bayrağı hem de Türk bayrağı 3 bayrak asılmıştır. Dolayısıyla önceki uygulamalarda da böyle olmuştur. Bu uygulama diplomatik teamüllere uygundur. Irak anayasasına da uygundur. Bunda yadırganacak bir şey yok” diye yanıt verdi.

“OPERASYONLARIN HİÇBİRİNİ TOPRAK KAZANALIM, DİYE YAPMIYORUZ”

Türkiye’nin 4 bin askerle ABD’ye destek olarak Rakka operasyonuna katılacağı yönündeki iddialar sorulan Kurtulmuş, şöyle konuştu: “Rakka operasyonu konusunda görüşmelerimiz devam ediyor. Henüz gelinmiş ortak bir nokta, sonuç yoktur. Biz bu operasyonların hiçbirini toprak kazanalım, diye yapmıyoruz. Yapacak da değiliz. Bu operasyonlar Türkiye’nin ulusal güvenliğini ilgilendiren operasyonlardır. Buradaki temel meselemiz; kiminle, nerede, hangi sorunu çözebilirsek çözmeye gayret ederiz. Bizim derdimiz Suriye’de, Irak’ta bir an evvel barışın sağlanmasıdır. Görüşmelerimiz devam ediyor”

“ASTANA’YA KADAR UZANAN GÖRÜŞMELER SÜRECİNE ZARAR VERMEZ”

Hükümet Sözcüsü Kurtulmuş, şöyle devam etti: “Rakka’da ABD ve uluslararası koalisyonla ortak bir operasyon ihtimali eğer görüşmelerden sonra ortaya çıkarsa bunu yapmak, sonu Astana’ya kadar uzanan o görüşmeler sürecine zarar vermez ya da Astana sürecinde Ruslarla bir işbirliği içerisinde olmamız ABD ile Rakka meselesini konuşuyor olmamıza mani olmaz. Bunlar birbirinden ayrı konulardır”

“CİDDİ İSTİHBARATLAR AMERİKAN ADALET BAKANLIĞI İLE PAYLAŞILDI”

Fethullah Gülen’in Kanada’ya gideceği ve oradaki çiftliğinin adresinin ABD’ye iletildiği yönünde bilgiler olduğu hatırlatılan Kurtulmuş, hükümete bu konuda bir istihbaratın gelip gelmediğinin sorulmasına üzerine şunları söyledi:

“ABD’deki FETÖ elebaşının Kanada’ya kaçması ihtimali üzerinde ciddi istihbarat bilgilerimiz mevcuttur. Kanada’da FETÖ örgütüne mensup kişilerce satın alınmış olunmuş bazı çiftliklerin olduğu ve muhtemelen buraya geçebileceği yönündeki ciddi istihbaratlar Amerikan Adalet Bakanlığı ile de paylaşılmıştır. Ümit ederiz ki gereğini yaparlar”

“ABD’NİN, YPG’YE PYD’YE SİLAH YARDIMI YAPMASI SORUNU ÇÖZECEK MESELE DEĞİL”

ABD’nin YPG’ye yeni silah sevkiyatı yaptığına dair haberler sorulan Hükümet Sözcüsü Kurtulmuş, “Biz başından itibaren uyarılarımızı yapıyoruz. ABD’nin, YPG’ye PYD’ye silah yardımı yapması, bu da sorunu çözecek mesele değildir. ‘Buradaki örgütleri silahlandırarak, bunları silahlandırırsanız bu silahların bir kısmı şu örgütün eline öteki kısmı da öteki örgütün eline geçer’ dedik. Nitekim öyle oldu. DEAŞ bu silahlardan aldı, istifade etti. Aynı şekilde PYD ve YPG de istifade etti. Rakka’nın tamamına yakını Arap nüfusludur. Burada doğru olan yol; makul, meşru unsurlarla birlikte DEAŞ’a karşı mücadelenin hızının artırılmasını sağlanmak olmalıdır” dedi.

“AVUSTURYA’NIN SAYIN DIŞİŞLERİ BAKANI’NIN AÇIKLAMALARINI HOŞ KARŞILAMAYIZ”

Avusturya Dışişleri Bakanı Sebastian Kurz’un Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın referandum için Avusturya’da seçim çalışması yapmasını istemediği yönündeki açıklaması sorulan Kurtulmuş, şöyle yanıt verdi. “Biz de Avusturya’nın Sayın Dışişleri Bakanı’nın bu açıklamalarını hoş karşılamayız ve makul, meşru zeminlerde görüşlerini ifade etmeyi isteriz. Orada yapılacak olan siyasi faaliyetler, Avusturya’nın seçimleriyle ilgili bir faaliyet değildir. Türkiye’nin cumhurbaşkanı, başbakanı, bakanları orada gidecekler ve ‘Ey Avusturya halkı; şu partiye değil, bu partiye oy verin’ diye çağrıda bulunacak değillerdir. Biz nasıl Türkiye’deki seçim çevrelerinde referandumla ilgili kampanya faaliyetleri yürüteceksek Avrupa ülkelerinde de oradaki seçim bölgelerinde de faaliyetlerimizi yürüteceğiz. Bunun Avusturyalıları hiçbir şekilde rahatsız etmemesi lazım. Onları ilgilendiren bir durum değildir. ‘Evet’ diyenler de ‘Hayır’ diyenler de kampanya yapacak. Buna mani olmak ya da buna mani olmaya ilişkin söz söylemek demokrasiyi yanlış anlamaktır. Biz bu sözü hiç duymamış olalım”

“BU RESMİ BİR TÖREN DEĞİL”

Ankara’da, 21 Mart günü Hz. Ali’nin doğum gününün kutlanacağı yönündeki açıklaması hatırlatılarak, yeniden bir ‘Alevi açılımı’ olup olmayacağı sorulan Kurtulmuş, “Bu sene Alevi Bektaşi sivil toplum kuruluşlarının öncülüğünde, Kültür Bakanlığı’mızın verdiği destekle, Ankara’da ve Hacı Bektaş’ta bu törenler, bu anmalar yapılacak. Böylece uzun yıllar sonra Türkiye’de devletle Alevi yurttaşlarımız, dostlarımız, kardeşlerimiz bir araya gelerek, böyle bir anma gününde bir arada olma fırsatı bulacaklar. Bu resmi bir tören değildir. Kültür Bakanlığı’mızın desteklediği bir törendir; ama bu toplantının sahibi Alevi Bektaşi geleneğini temsil eden STK’larımızdır” diye konuştu.

“KARDAK KAYALIKLARININ TÜRKİYE İÇİN SEMBOLİK BİR ANLAMI VAR”

Yunanistan Savunma Bakanı’nın ‘Kardak’a gelsinler. Nasıl gideceklerini görelim’ açıklamasının ve Kardak’ta yaşanan gelişmelerin Bakanlar Kurulu’nda gündeme gelip gelmediği sorulan Hükümet Sözcüsü Kurtulmuş, şunları söyledi: “Ege’de gerilimi artıracak sözler söyleyen çok sayıda siyasetçiler oldu. Ben Yunan Savunma Bakanı’nın da sadece kendi görüşünü ifade ettiğini düşünmek isterim. Yunanistan’da koalisyon hükümeti söz konusu, hükümetin resmi görüşü olmadığını ümit ederim. Türk Yunan ilişkilerine, Ege’de barışın sağlanmasına hizmet edecek bir şey değildir. Türkiye, Ege’deki haklarını bilmektedir. Ege’de hiçbir oldu bittiye müsaade etmeyecektir. Kardak kayalıklarının Türkiye için sembolik bir anlamı vardır. Bu anlama bağlı olarak Türkiye; her türlü hakkını, hukukunu Ege Denizi’nde koruyabilecek güce de imkana da stratejiye de sahiptir. DHA

CHP’li İnce’den ‘din sömürüsü’ tepkisi

CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce, “Balıkesir’in meydanında ‘Göklerden gelen bir karar vardır’ diye kocaman bir afiş asılıyor AKP teşkilatı bunu seyrediyor. Gerçekten şaşkınım. Bu nasıl bir yalandır, nasıl bir din sömürüsüdür?” dedi.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 27. 02. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

alıkesir’e gelen CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce, il başkanlığında basın toplantısı düzenleyerek anayasa değişikliği ve referandumla ilgili değerlendirme yaptı. Balıkesir’de Alihikmetpaşa Meydanı’nda gördüğü  ‘Ne yapsalar boş. Göklerden gelen bir karar vardır’ yazılı pankarta tepki gösteren İnce, “Bunlar kafayı kırmışlar yahu, gerçekten kırmışlar. Böyle bir din yok arkadaşlar. Elhamdülillah hepimiz Müslümanız. Göster bakayım kararı, nasıl bir karar bu? Yani Allah’tan karar varmış, öyle söylüyor. Yalana bak. Göklerden gelen bir karar varmış; mail mi geldi, Facebook’tan mı, Twitter’den mi, nereden geldi ? Siz kendinizi peygamber mi sanıyorsunuz? Geçenlerde Trabzon’da gördüm. Cumhurbaşkanı’nın resminin altına yazmışlar; ‘Üzülme Allah seninle’ Böyle bir şey olabilir mi? Niye onunla; benimle olamaz mı Allah, sizinle olamaz mı? Peygamber mi bu, kim bu? Bu tür anlayışlar bizim kutsal dinimize çok büyük zarar verir. Buna önce AKP teşkilatının karşı çıkması lazım. Yani Balıkesir’in meydanında ‘Göklerden gelen bir karar vardır’ diye kocaman bir afiş asılıyor AKP teşkilatı bunu seyrediyor. Gerçekten şaşkınım. Bu nasıl bir yalandır, nasıl bir din sömürüsüdür?” dedi.

‘İDAM CEZASINI KİM KALDIRDI?’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın idam konusunda referanduma gidebilecekleri şeklindeki açıklamasına da tepki gösteren İnce, “İdam cezasını kim kaldırdı Recep Tayyip Erdoğan? Sen kaldırdın. Kendi kaldırdığın idam cezası ile şimdi meydanlarda niye insanları kandırıyorsun? Bir daha referandum yapacakmış. Bunun içine koysaydın o zaman. Bu 18 maddeden hangi madde geçerse terör bitecek? Yani terörü bitirecek madde hangisi? Bir Allah’ın kulu çıksın bunu anlatsın” diye konuştu.

‘ANAYASA ACİLSE NİYE 2019’U BEKLİYORSUNUZ’

CHP’li Muharrem İnce, yeni anayasanın eğer halkoyundan geçerse 2019 yılında yürürlüğe gireceğini söyleyerek “HDP, PKK, FETÖ ‘hayır’ diyormuş. Ben duymadım, FETÖ’nün ‘hayır’ dediğini bunlar nereden biliyor? ‘Güçlü Türkiye, güçlü ekonomi, terörü bitireceğiz’ diyorlar. Genç işsizlik oranı yüzde 23’lere gelmiş. 2016 yılında 11 milyon turist azalmış, tarım çökmüş, emekliler geçinemiyor. 15 yıldır terörü niye bitirmediniz? Engel olan ne? Peki, madem bu anayasa acil, madem bu yürürlüğe girdiğinde terör bitecek, ekonomi düzelecek, Türkiye düzlüğe çıkacak, neden 2019’u bekliyorsunuz o zaman? Terörü hemen bitirin. Madem güçlü Türkiye olacak, madem terörü bitirecek bir panzehir bu neden 2019’u bekliyorsunuz hemen yapın. Demek ki yalan söylüyorsunuz” dedi.

‘BU KADAR ZENGİN MİYİZ?’

Yeni anayasa değişikliği ile 550 milletvekili sayısının 600’e çıkacağını hatırlatan İnce, şöyle konuştu:
“Şimdi 550 milletvekili sayısı 600 olacak. ABD’nin nüfusu 300 milyon, milletvekili sayısı 435. Rusya’nın nüfusu 150 milyon, milletvekili sayısı 450. Bizim nüfusumuz 80 milyon, 550 milletvekili yetmiyor 600 yapacağız. Yani ABD nüfus olarak bizim 3,5 katımız adamın 435 milletvekili var, biz 600 yapacağız. Bu 600’de değil, 650. Neden 650 onu da anlatayım. Bu referandumdan ‘evet’ çıkarsa bakanlar dışarıdan atanacak. Şu anda başbakan dahil 27 bakan var. 600 milletvekili olacak, 27 de bakan olacak, yaptı mı 627. Bir de cumhurbaşkanı yardımcıları olacak. Biz bu kadar zengin miyiz? Ey aziz milletim, ey AKP’ye oy verenler, ey ‘evet’ demeyi düşünenler; enayi miyiz biz? 300 milyonluk ABD, dünyanın en zengin ülkesi 435 milletvekili, 80 milyonluk Türkiye 650 milletvekili. Reva mıdır bu, yazık değil midir bu millete, günah değil mi? Sonra bu milletvekilleri ne yapacak, yetkileri de ellerinden alınmış. Gensoru veremez, sözlü soru soramaz. İstediği zaman meclisi fesih edebilen bir cumhurbaşkanı. Akıl sır erebilecek bir iş değil bu.”

YILDIRIM’I DA ELEŞTİRDİ

Başbakan Binali Yıldırım’ı da eleştiren İnce, “Başbakan diyor ki ‘İki başlı değnek toprağa girer mi’ diyor. Kendini değnekten sayıyor da Tayyip Erdoğan onu öyle saymıyor. Yani sen iki başlı mısın, seni baş yerine koyan var mı da böyle konuşuyorsun. ‘Bir gemide iki kaptan olmazmış’ yalandan kim ölmüş. Bir gemide ikinci kaptan mutlaka gereklidir. Bir uçakta ikinci pilot gereklidir. Yedek şoför uzun yolda otobüste gereklidir. Tam tersidir yani. İkinci kaptan olmadan gemi yola çıkamaz. İkinci pilot olmadan uçak havalanamaz. Bizim tarihimizde kağanlık, padişahlık, beylik var. Bizim tarihimizde Bilge Kağan, Alparslan Kanuni Sultan Süleyman, Fatih Sultan Mehmet, Mustafa Kemal Atatürk var. Bizim tarihimizde birinci adamlar olduğu gibi ikinci adamlar da var. Mesela Alparslan varsa yanında Nizam-ül Mülk var. Bilge Kağan varsa yanında Tonyukuk var. Çandarlılar, Sokollular var, Mithat Paşa var. Atatürk varsa yanında İsmet Paşa var. Hep ikinci adamlar var” diye konuştu. DHA

İzmir Büyükşehir Belediye başkanı Aziz Kocaoğlu’nun da yargılandığı davada tüm sanıklar beraat etti

İzmir’de CHP’li Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun 397 yıl hapis cezası istemiyle yargılandığı 129 sanıklı davada, Mahkeme heyeti savcının talebi doğrultusunda tüm sanıkların beraaatine karar verdi. Mahkeme 5 yıl süren davada savcı, ortada örgüt ve suç örgütünün bulunmadığını söyleyerek sanıkların beraatını talep etmişti.

 

––––––––––––––––––––––––––––––––– 27. 02. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

 

zmir ‘de, Büyükşehir Belediye Başkanı CHP’li Aziz Kocaoğlu’nun 397 yıl hapis cezası istemiyle yargılandığı 129 sanıklı davada, savcı Zafer Sercan Yetişer, mütaalasında hukuka aykırı deliller toplandığını ve bu durumun hukuk dilinde ‘Zehirli ağacın meyvesi de zehirli olur’ diye değerlendirildiğini belirtip, sanıkların tüm suçlardan beraatine karar verilmesini istedi. Mahkeme heyeti de savcının talebi doğrultusunda tüm sanıkların beraaatine karar verdi.

İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik 2 Mayıs ve 22 Kasım 2011 tarihlerinde iki dalga halinde yapılan polis operasyonuyla başlatılan ‘ihalelerde yolsuzluk, organize suç örgütü kurma’ soruşturmasının 129 tutuksuz sanık hakkında açılan davaya, İzmir 7’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde, 30’uncu celse ile devam edildi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu İzmir Adliyesi’ne gelişinde, Çambidi Bandosu tarafından çalınan ‘İzmir Marşı’ ile karşılandı. Kocaoğlu, ellerinde, üzerinde ‘Herkese adalet lazım’ yazılı fotoğrafı ve yüzlerinde fotoğrafından oluşan maske bulunan, Tire ile Bayındır’ın köylerinden ve Bademler’den gelen köylülerin, “İzmir Azizdir aziz kalacak” sloganı arasında adliye binasına girdi.

Duruşmaya hakkında toplam 397 yıl hapis cezası istenen Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ve tutuksuz yargılanan diğer bürokrat sanıklar ile avukatları katıldı. Duruşmayı CHP İzmir milletvekilleri Özcan Purçu, Atila Sertel, Ali Yiğit, Zeynep Altıok, Zekeriya Temizel, Musa Çam, Murat Bakan, Mustafa Balbay, CHP Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu, CHP İl Başkanı Asuman Ali Güven, CHP’li ilçe belediye başkanları, İzmir Barosu Başkanı Aydın Özcan ile vatandaşlar da izledi. Duruşma salonu tamamen doldu.

Yaklaşık yarım saat süren kimlik tespitinin ardından duruşmaya başlandı.

ANAYASA MAHKEMESE REDDETTİ

Mahkeme Başkanı Tamer Bulam, İstanbul 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nin, özel yetkili mahkemelerin kaldırılmasından sonra görülmeye devam eden davaların ‘kaldıkları aşamadan devam etmesi’ne ilişkin hükmün, Anayasa’ya aykırı olduğuyla ilgili Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı başvuruyla ilgili kararın geldiğini, davanın reddine karar verildiğini belirtti.

Sanıklardan Tülay Azeri’nin avukatı Emin Azeri, FETÖ’den tutuklu bulunan eski Cumhuriyet Başsavcısı Durdu Kavak’ın tanık olarak dinlenmesini talep etti. Bulam, ayrıca Akdeniz temizlik şirketinin sahibi Fatih Yazoğlu’nun davaya katılma talebinin bulunduğunu belirtti. Mahkeme heyeti, Yazoğlu’nun katılma talebini kabul ederken, Kavak’ın dinlenmesi istemini ise reddetti.

SAVCI MÜTALAASINDA “SUÇ ÖRGÜTÜ YOK” DEDİ

Savcı Zafer Sercan Yetişer, duruşmada, 29 sayfalık mütalaasını verdi. Savcı Yetişer, 29 sayfadan oluşan 24 ayrı suçun oluştuğu mütaalasını tek tek ayrıntılı olarak değerlendirip okudu. Savcı Zafer Sercan Yetişer, mütalaasında, ortada bir örgütün bulunmadığı sonucuna varıldığını söyledi. Dosyadaki 24 ayrı eylemden 15’inin ihaleye fesat karıştırma suçu olduğunu belirten Savcı Yetişer, dinlenen gizli tanıklar ve belgelere göre ihaleye fesat karıştırma ve diğer eylemlerin oluşmadığını vurguladı. Mütaalada, bazı ihaleye fesat karıştırma eylemlerinde, hukuka aykırı deliller toplandığını da ifade eden Savcı Yetişer, bu durumun hukuk dilinde “Zehirli ağacın meyvesi de zehirli olur” diye değerlendirildiğini ifade etti.

ALKIŞA MAHKEME BAŞKANINDAN UYARI

Savcının mütaalasını okumasının ve tüm sanıklar hakkında tüm suçlardan beraat kararı verilmesini istemesi, salonda bulunan hekes tarafından alkışlandı. Mahkeme Başkanı Tamer Bulam, bunun üzerine “Burası şov yeri değil. Tiyatro alanı değil. Mahkemenin düzenini bozmayalım” diyerek salonda bulunan izleyicileri uyardı. Mahkeme heyeti, sanık avukatlarının ve sanıkların son sözleri ile savcının mütaalasına karşı duruşmaya ara verdi.

DELİLLER MAKSATLI OLUŞTURULMUŞTU

Aranın ardından söz alan Aziz Kocaoğlu’nun avukatı Ercan Demir, davanın ilk duruşmasında, usüle ilişkin o dönemki heyete verdikleri 55 sayfalık dilekçede belirttikleri gibi delillerin toplanması sürecinin hukuka aykırı gerçekleştirildiğini tekrarladıklarını belirterek şunları söyledi:

“Bu davanın soruşturması 2010 yılında başladı. O dönemki özel yetkili savcı, olayı soruşturan kolluğa iki ayda bir ‘cebir ve şiddet buldunuz mu’ diye emniyete yazı yazmış. Emniyet 1 yıl sonra kendine göre cebir şiddet bulmuş. Dolayısıyla ‘Bu soruşturma hem bu anlamda, hem sonraki delillerin hukuka uygun toplanmaması nedeniyle, bu davanın o dönemde adını yasal olarak koyamasak bile bir koordinasyon ve maksatla oluşturulmuş delillerdir’ demiştik. Geldiğimiz bu aşamada 15 Temmuz sonrası bu yapının bambaşka bir örgütlenme içinde olduğu ortaya çıktı, ki bu yapının kamu görevlilerinin esasen görev tanımlarında yer alan kanun, hukuk kaynaklı davranmadıkları, imamları ve abileri kimse ona göre davrandıkları olgu olarak ortaya çıkmıştır. Olgu diyoruz, çünkü yargı süreci sonrası net olarak ortaya çıkacaktır.”

Bu soruşturmayı yürüten savcılar ve ardından davaya bakan hakimlerin yine bu Fethullahçı Terör Örgütü’nün üyesi oldukları gerekçesiyle tutuklanıp, meslekten ihraç edildiklerini hatırlatan Demir, “Bunların bir yapının talimatları doğrultusunda hareket ettikleri ortaya çıktığına göre, bu dosyanın hukuk dışında bir karanlık merkezin talimatıyla oluşturulduğu ortaya çıkmıştır. Bu şekilde oluşturulan bir dosya hukuken batıldır, delillerin değerlendirilmesi dahi hukuken doğru değildir. Dosyanın mahkeme tarafından reddedilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Ve tüm sanıklar hakkında derhal beraat kararı verilmesini talep ediyoruz” dedi.

Gülay Azeri ve Hüseyin Çalışkanın avukatı Enis Dinçeroğlu da yaptığı savunmada çete suçlamasıyla yargılananlar değil, yargılayanların çete olduğunun ortaya çıktığını söyledi.

Diğer sanık avukatları da tüm sanıklar hakkında beraat kararı verilmesini talep etti.

TÜM SANIKLARA BERAAT

Tamer Bulam başkanlığındaki mahkeme heyeti, yargılamanın bittiğini belirtip, sanıkların tüm suçlardan beraatine karar verip, davayı bitirdi. Ayrıca o dönemde bu soruşturmayı yürütenler hakkında da suç duyurusunda bulunulması kararlaştırıldı.

Yargılama sürerken ölen sanıklardan Alaettin Eraslan hakkındaki dava da düştü. Kararın açıklanmasının ardından salonda bulunan herkes birbirine sarıldı. Böylece kumpas olduğu belirtilen bir dava daha beraatle sonuçlanmış oldu.

Clash Of Clans Cheat And Hack Tool

 

CHP’li İlgezdi: Bireysel silahlanma kaygı verici boyutlara ulaştı

Türkiye’de bireysel silahlanma tartışmaları devam ediyor. CHP’li Gamze Akkuş İlgezdi’nin sorusu üzerine Emniyet Genel Müdürlüğü, 2016 yılı itibariyle polis sorumluluk bölgesindeki ruhsatlı silah sayısının 688 bin 843 olduğunu açıkladı. İlgezdi, bireysel silahlanmanın kaygı verici boyutlara ulaştığını söyledi.

 

––––––––––––––––––––––––––––––––– 27. 02. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

 

mniyet Genel Müdürlüğü Özel Güvenlik Dairesi Başkan Yardımcısı Asım Bulat, bilgi edinme kapsamında CHP İstanbul Milletvekili ve Parti Meclisi (PM) Üyesi Gamze Akkuş İlgezdi’ye verdiği yanıtta, 2016 yılı itibariyle polis sorumluluk bölgesindeki ruhsatlı silah sayısının 688.843 olduğunu açıkladı. Bireysel silahlanmanın kaygı verici boyutlara ulaştığını söyleyen İlgezdi, 20 milyon ateşli silahtan, Emniyet verilerine göre, yalnızca 688 bininin ruhsatlı olduğunun anlaşıldığını söyledi.

Konuyla ilgili açıklama yapan CHP İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi, bireysel silahlanmanın kaygı verici boyutlara ulaştığını söyledi. Yapılan araştırmalara göre, Türkiye’de her 4 kişiden birinin ateşli silah sahibi olduğunu belirten İlgezdi, ülkede bulunan 20 milyon ateşli silahtan, Emniyet verilerine göre, yalnızca 688 bininin ruhsatlı olduğunu ifade etti. Adli Tıp Kurumu kayıtlarına geçen ateşli silah sonucu ölüm ve yaralanmaların korkunç tabloyu gözler önüne serdiğini belirten İlgezdi, şu bilgileri verdi:

“Günde 18 kişi silahlı saldırıya uğruyor”

“2016 yılı verileri henüz açıklanmadığı için; 2006-2015 arasını kapsayan 10 yıllık dönem bile bireysel silahlanmaya karşı acilen önlem alınması gerektiğini ortaya koyuyor. Bakın 2006-2015 arasında Adli Tıp Kurumu tarafından ‘ateşli silah yaralanması’ nedeniyle gerçekleştirilen Adli Muayene sayısı 67.960. Yani yılda 6796 kişi ateşli silah nedeniyle yaralanıyor. Bir başka deyişle günde 18 kişi ateşli silahla saldırıya uğruyor.

“6 saate 1 kişi ölüyor”

“Öte taraftan, Adli Tıp Kurumu kayıtlarına göre Türkiye’de son 10 yılda ateşli silah nedeniyle 15.625 kişi hayatını kaybetti. Yani, yılda 1563, günde 4, 6 saatte 1 kişinin ateşli silah nedeniyle yaşamını yitirdiği Türkiye’de, her 5 olaydan 1’i ölümle sonuçlanıyor.

“Emniyet kaynakları, 2016 yılı bireysel silahlanma raporunda, ‘Yıllara ve nüfus artışına bakıldığında ülkemizde ruhsatlı silah sayılarında azalma meydana geldiği görülmektedir. Örneğin 2015 yılında polis sorumluluk bölgesinde 99.421 adet silah ruhsatı verilmiş iken 2016 yılında bu rakam 70.407’ye düşmüştür’ diyor ancak, ruhsatlı silah sayısındaki düşüşün nedenini açıklamıyor! Oysa yukarıdaki rakamlar, bireylerin, ruhsatlı silahlar yerine ruhsatsız silahlara yöneldiğini ve durumun kaygı verici boyutlara ulaştığını gösteriyor.”

“15 Temmuz sonrası silahlanma sorusuna yanıt yok”

“Darbelere karşı ruhsatlı silah alınmasının önü açılacak” açıklamasının ardından, 15 Temmuz’dan sonra silah ruhsatı başvurusunda bulunan kişi sayısını da soran CHP’li İlgezdi’ye, “Bilgi edinme başvurusu, başvurulan kurum ve kuruluşların ellerinde bulunan veya görevleri gereği bulunması gereken bilgi veya belgelere ilişkin olmalıdır” denerek cevap verilmedi.

Diyarbakır’da raylara döşenen bomba patladı, 10 vagon raydan çıktı!

Batman Diyarbakır seferini yapan yük treni Bağıvar Köyü yakınlarından geçerken raylara döşenen el yapımı patlayıcı infilak ettirildi. Olayda can kaybı ve yaralanma yaşanmazken yaklaşık 10 vagon raydan çıktı.

 

––––––––––––––––––––––––––––––––– 27. 02. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

iyarbakır”ın Sur İlçesi’nin Bağıvar Mahallesi yakınlarında teröristler, demiryoluna yerleştirdikleri patlayacıyı, ham petrol taşımacılığında kullanılan yük treninin geçişi sırasında inflak ettirdi. Patlamada 10 boş vagon raydan çıkarken, saldırıda yaralanan olmadı

Bugün saat 13.00 sıralarında Batman’dan Diyarbakır’a gelen ham petrol taşımacalığında kullanılan boş yük treninin geçişi sırasında, teröristlerce raylara döşenen el yapımı patlayıcı infilak ettirildi.

Patlamanın öğrenilmesiyle birlikte bölgeye çok sayıda ambulans sevk edildi. Ancak saldırıda can kaybı ve yaralanan olmazken, patlamanın şiddetiyle boş 10 vagon raydan çıktı. Olay yerine giden polis ekiplerinin incelemesi devam ederken, bölgeye sevk edilen ambulanslar da ihtiyaç duyulmadığı için istasyonlarına geri çağrıldı.

2017 hac ücretleri açıklandı

Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından 2017 yılı hac ücretleri açıklandı. Hac kuralarının çekilmesinin ardından çekiliş sonuçlarına göre 80 binin üzerinde adayın hac başvurusu kabul oldu. Diyanet bugün hac ücretlerini açıkladı. İşte 2017 hac ücretleri

––––––––––––––––––––––––––––––––– 27. 02. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

acı adaylarına konaklama için ‘oda tercihli’ ve ‘otel’ seçenekleri sunuldu. Oda tercihli konaklama türleri için fiyatlar 2 kişilik odada kişi başı ücreti 15 bin 500 lira, 3 kişilik odada kişi başı ücreti 14 bin lira, 4 kişilik odada kişi başı 12 bin 250 lira oldu. Otel seçeneklerinde ise 22 bin 750 lira ile 39 bin 750 lira arasında fiyatlar verildi.

Konaklama konusunda hacı adayları için bu yıl “oda tercihli” ve “otel” seçenekleri sunuldu.

Oda tercihli konaklamada, 2 kişilik odada kişi başı ücreti 15 bin 500 TL, 3 kişilik odada kişi başı ücreti 14 bin TL, 4 kişilik odada kişi başı ücreti 12 bin 250 TL olarak belirlendi.

Otel tercihli konaklamalarda ücretler, 22 bin 750-24 bin 500 TL ile 27 bin 500-39 bin 750 TL oldu.
Bu yıl hac görevini yapacak 80 bin kişi geçtiğimiz cuma günü çekilen kura ile belirlenirken, geçtiğimiz yıl hac kontenjanı 59 bin 200’dü. Ayrıca 4 bin 600 şehit yakını ve gazi bu yıl kurasız olarak hacca götürülecek.

İstanbul’da 5 bin polisle asayiş denetimi

İstanbul’un 39 ilçesinde 5 bin polisin katılımıyla ‘Yeditepe Huzur Uygulaması’ yapıldı. Deniz polisinin de katıldığı uygulamada gemi ve vapurlar durdurularak incelendi.

 

––––––––––––––––––––––––––––––––– 25. 02. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

stanbul’da, ‘Yeditepe Huzur’ adı altında genel asayiş denetimi yapıldı. 39 ilçede çeşitli noktalarda gerçekleştirilen denetimlerde, kişiler ve araçlar üzerinde arama yapıldı. Yaklaşık 5 bin polisin katıldığı denetimin gerçekleştirildiği noktalardan biri olan Büyükdere Caddesi Şişli Camii önünde, durdurulan araçlar içinde arama yapıldı.

İstanbul genelinde yapılan asayiş uygulamasında İl emniyet müdür yardımcıları ile ilçe müdürleri de ilçelerindeki uygulama noktalarında hazır bulunarak gerekli güvenlik önlemlerini yerinde denetledi.

Sürücüler ve şüpheli görülen bazı yayalar da durdurularak Genel Bilgi Toplama (GBT) sorgusu yapıldı. “Yeditepe Huzur” denetiminin gece saatlerine kadar sürdürüleceği belirtildi.

Deniz polisi de destek verdi

Trafik kontrollerinin de yapıldığı uygulamaya, sahil şeridi olan ilçelerde deniz polisi ekipleri de katıldı. Deniz polisi tarafından yolcu gemileri ve vapurlarına yönelik gerçekleştirilen uygulamalarda vatandaşlar kimlik kontrolünden geçirildi. Deniz polisi tarafından yapılan uygulamalarda bazı gemi ve vapurlar durduruldu. Evrak kontrolü yapan deniz polisi ekipleri gemi ve vapurlarda incelemelerde bulundu. İstanbul’un tüm ilçelerini kapsayan asayiş uygulamasının gece geç saatlere kadar devam edeceği öğrenildi.

Kadıköy’de kadınların sesi: Tek başına olmaz hayır, Kadınlar birlikte güçlü

 

Kadıköy’de 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü öncesi bir araya gelen kadınlar “Bir kişi daha eksilmeyeceğiz” diyerek başlattıkları eylemlere devam etti. İstanbul’un birçok ilçesinde ve Ankara, İzmir, Bursa, Çanakkale, Mersin, Eskişehir ve Manisa başta olmak üzere birçok ilde gerçekleşen eylemlerde kadınlar “Tek başına olmaz, hayır. Kadınlar birlikte güçlü” dedi.

 

––––––––––––––––––––––––––––––––– 25. 02. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

 

adıköy Bahariye Caddesi Süreyya Operası önünde toplanan yaklaşık 200 kişilik grup eylem yaptı.”Tek başına Olmaz. Birlikte Güçlü” yazılı pankart açan grup “Erkek şiddetine Hayır”,”Göçmen Kadınlar Yalnız Değildir”,”Kadınlar Birlikte Güçlü” yazılı dövizler taşıdı.

Eyleme katılanlar “Kadınlar artık susmayacaklar”,”Yaşasın Kadın dayanışması”, “Dünya Yerinden Oynar ,Kadınlar Özgür Olsa” şeklinde slogan attı. Eylemde yapılan açıklamada “8 Mart’a doğru bizler erkek şiddetine, cinayetlere, tacize, tecavüze, cinsel istismara ve istismarı meşrulaştırmaya çalışanlara karşı birlikte daha güçlü olacağız. Her alanda irademizin ve seçimlerimizin yok sayıldığı, işimizin elimizden alındığı, hayatlarımızın çalındığı bu ülkede bizler de birbirimize söz veriyoruz: Bir kişi daha eksilmeyeceğiz! Tek başımıza olmadığımızı, kadın dayanışmasıyla güçlü olduğumuzu unutmayacağız” denildi.

Yapılan açıklamanın ardından grup yürüyüş düzenledi.Yürüyüş sırasında sloganlar atan grup daha sonra olaysız bir şeklide dağıldı. DHA

Baykal: Milleti pıstır, Meclisi pıstır, pısmayacağız

CHP eski Genel Başkanı ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal, Türkiye’de herkesin devletin tapusu olduğunu belirterek, “Tapuyu kaptırmayın. Burada verilir mi bu tapu, aman ha, her işin temeli bu. Bunun geri dönüşü yok. 5 yıllığına ver diyor, 1 dakikalığına vermem…” dedi.

 

––––––––––––––––––––––––––––––––– 25. 02. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

HP eski Genel Başkanı ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal, Türkiye’de herkesin devletin tapusu olduğunu belirterek, “Tapuyu kaptırmayın. Burada verilir mi bu tapu, aman ha, her işin temeli bu. Bunun geri dönüşü yok. 5 yıllığına ver diyor, 1 dakikalığına vermem…” dedi. “Seni halk seçti arkadaş” diye devam eden Baykal, “Milli iradenin yüzde 50’sisin. Meclis’te yüzde 100 var. Sen yüzde 50 ile yüzde 100 feshediyorsun ve kendi hükmünle herkesi bağlamaya kalkıyorsun. Bu milleti bölmek değil midir? Millet devletten kopacak. Meclis, milleti ayrım gözetmeden devlete aktaran organdır. Aktarma organını kaldırır, 5 yılda beni seç, gerisine karışma dersen, milletin devletle bağı kopar. Birinci Meclis gibi Meclis istiyoruz. Milleti pıstır, Meclisi pıstır, pısmayacağız. Sen de pısarsan bitti artık”” dedi.

CHP Antalya İl örgütünün Varlık Mahallesi’ndeki seçim bürosunun açılışına katılan Deniz Baykal, vatandaşlara seslendi. Baykal, Anayasa değişikliğiyle Türkiye’nin 100 yıllık tarihsel birikimiyle oynandığına dikkati çekerek, değişiklikleri konuşmak için yeterli süre tanınmadığını söyledi. Milletin referandumu anlamadığını savunan Baykal, “İktidarın sözcülerine kulak versem, benim de feleğim şaşacak. Söylediklerinin tasarıyla hiçbir ilişkisi yok. Korkutma çabası, yıldırma çabası var. Bunun hayrı ne olacak, hiç öyle bir şey yok. ‘Güçlü Türkiye için istiyorum’ diyor. Bunu biz de istiyoruz. Bunlar slogandır, hedeftir. Bunun güçlü Türkiye ile ne alakası var. Güçlü Türkiye anayasa değişikliği ile olacaksa o zaman iş çok kolay, oturur bir anayasa yapar, güçlü Türkiye’yi sağlarız” dedi.

‘KORKU REJİMİ HALİNE GELDİN’

Deniz Baykal, iktidarın ‘Vesayet rejimini kaldıracağız’ dediğini belirterek, “Senin döneminde olduğu kadar, Türkiye bir vesayet rejimi yaşamadı. Senin himaye ettiklerin, yoldaşların, ortakların yıllarca Genelkurmay Başkanı’nı içerde tuttu. 100 bin kişinin işine son verdin. Kurunun yanında yaş da yanabilirmiş, olmasın arkadaş. Bundan ala vesayet olmaz. Korku rejimi haline geldin sen” dedi.

400 MİLLETVEKİLİ ŞARTI

İktidarın 7 Haziran seçimlerinde gitmenin işaretlerini gördüğünü belirten Deniz Baykal, “Meclisten iktidarı, egemenliği, Meclisin elinden cumhurbaşkanlığına aktarmayı gayret ediyor. Bütçeyi cumhurbaşkanlığı hazırlayacak. Meclis sadece onaylayacak. Onaylamazsa eski bütçe yürürlüğe girecek. Değiştirme imkanı yok, milletin temsilcileri milletin parasının nereye harcanacağına karar veremeyecek. Sesini çıkarana söyleyeceği şey, ‘Ortada bir yanlış varsa, şu mahkemeye ver kardeşim’ diyecek. 400 milletvekili bir araya gelecek ve mahkemeye götürecek. Ama 350 milletvekilini zaten sen yazıyorsun. O geriye kalanın içinden sen 400 imza bul diyorsun” diye konuştu.

‘KOMPLOYU YÖNLENDİRDİ’

Cumhurbaşkanı’nın seçtiği adi işlerde de 400 milletvekilinin imzası olması gerektiğini dile getiren Baykal, şöyle devam etti:

“Mesela birine komplo düzenlendi. Komployu yönlendirdi. Herkes ifadelerini vermeye başladı ve gerçekler ortaya çıkmaya başladı. Bakıldı ki sorumlu bu. Telefon dinleme polis, şu sanık tamam. Birisi de derseki falan kişi talimat verdi, ben yaptım. Bu kanıtlanırsa ne olacak? Yine aynı kapsam, 400 milletvekilinin imzası gerekiyor. Cumhuriyetin özünde herkes eşit hukuka sahip, kimse kimseye tepeden bakma hakkına sahip değildir. Ben ayrı yargılanacağım, sen niye böyle yargılanacaksın. Atatürk böyle mi yargılanıyordu? Meclisi tek başına feshediyor. Esad gerekçe göstererek ancak feshediyor. Bizimkine gerekçe de gerekmiyor. Meclis Mustafa Kemal’e bile bu hakkı vermedi.”

TAPUYU KAPTIRMAYIN

Türkiye’de herkesin bu devletin tapusu olduğunu belirten Baykal, “Tapuyu kaptırmayın. Burada verilir mi bu tapu, aman ha, her işin temeli bu. Bunun geri dönüşü yok. 5 yıllığına ver diyor, 1 dakikalığına vermem” dedi.

BAYKAL’A 1500 LİRA CEZA

Kanunları Meclisin yaptığına dikkati çeken, ve bu kanunlara saygı gösterilmesi gerektiğini söyleyen Baykal, “Meclisin yaptığı kanuna hiç yüksünmem, hiç onurum zedelenmez. 10 yıl önce Çorlu’da seçim konuşmasında saat 17.00’den sonra konuşmuşum. Birileri şikayet etmiş. Dokunulmazlık kalkınca tahkikat yapıldı. Geçenlerde ifademi aldılar. Kabul ettim, öyle oldu dedim. Cezam neyse çekerim dedim. Savcı, ‘Eğer mahkumiyet olursa cezanızın açıklanmasının ertelenmesini talep ediyor musunuz’ diye sordu. ‘Hayır etmiyorum’ dedim. Neyse cezam çekerim. Hüküm geldi 1500 liraya mahkum olmuşum. Ödeyeceğim, hiç yüksünmüyorum, o bizim koyduğumuz kural. Kanun benim kanunum. Ben öderim onu.”

‘MİLLET DEVLETTEN KOPACAK’

“Seni halk seçti arkadaş” diye devam eden Baykal, “Milli iradenin yüzde 50’sisin. Meclis’te yüzde 100 var. Sen yüzde 50 ile yüzde 100 feshediyorsun ve kendi hükmünle herkesi bağlamaya kalkıyorsun. Bu milleti bölmek değil midir? Millet devletten kopacak. Meclis, milleti ayrım gözetmeden devlete aktaran organdır. Aktarma organını kaldırır, 5 yılda beni seç, gerisine karışma dersen, milletin devletle bağı kopar. Birinci Meclis gibi Meclis istiyoruz. Milleti pıstır, Meclisi pıstır, pısmayacağız. Sen de pısarsan bitti artık” dedi.

‘DEVLET MEMURLARI HAZIR OLSUN’

Başkanlık sisteminin geçmesi durumunda devlet memurlarının sözleşmeli personel haline döndürüleceğini anlatan Deniz Baykal, “Deniz söylemişti diyeceksiniz. Gel buraya, iki yıllık sözleşme yaparım. Gözlerimin içine bak, tamam seni yaparım. Sen git kardeşim başkası gelsin. Böyle bir devlet düzeni olur mu? Birbirimize girmez miyiz, kırılmaz, kopmaz mıyız? Bu devleti her an sahipleneceğiz. Oynamayın bu düzenle. Bu milletin başı dik olsun, en önemlisi bu” diye konuştu

‘PATLAYACAK BOMBALARDAN BİRİ’

Bu değişikliklerin yasamayı Meclisten aldığını ve cumhurbaşkanı ile paylaştırdığını anlatan Baykal, “Kamu tüzel kişiliği kurma tekeli vardı. Şu an var, bu getirilen tasarının içinde her an patlayacak bombalardan biridir. Kamu tüzel kişiliğini sadece Meclis değil artık, aynı zamanda cumhurbaşkanı da ilan edecek. Türkiye’de 4 tane siyasi ve idari nitelikte kamu düzeni var. Bunlar Türkiye Cumhuriyeti, İl Özel İdareleri, belediyeler ve köy tüzel kişiliği” dedi.

‘PİŞMAN OLACAKLAR’

Deniz Baykal, iktidarın referandum konusunda istediği gibi bir tablo olmadığını kaydederek, “Hayırlar önde görünüyor. Cumhurbaşkanı devreye çıktı, yine olmadı. Her geçen an hayıra çalışıyor. Bu referandum Türkiye Cumhuriyeti’nin yeniden kuruluşu gibi bir olay haline dönüşecek. Bu yola çıkanlar pişman olacak” dedi.

Medyaya ambargo koydu!

ABD’de basın kuruluşlarına büyük şok! Beyaz Saray’da aralarında CNN, New York Times, Politico, BBC, Los Angeles Times, Buzzfeed ve The Times’ın  da bulunduğu bir dizi medya kuruluşuna ambargo uygulanmaya başlandı. Bu yayın organları artık Beyaz Saray’daki basın toplantılarına artık alınmayacağı öğrenildi.

.
––––––––––––––––––––––––––––––––– 25. 02. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

 The Lego Batman Movie (2017)

ralarında The New York Times ve CNN gibi medya devlerinin de bulunduğu bazı yayın organlarının, Beyaz Saray’daki basın toplantılarına artık alınmayacağı öğrenildi. Bugün yapılacağı duyurulan Beyaz Saray’daki olağan basın toplantısına giden bazı muhabirler, Beyaz Saray’da bir sürprizle karşılaştı. Bazı yayın organlarının muhabirleri, basın toplantısının yapılacağı salonun kapısından içeri alınmadı.

​Beyaz Saray’da sözcü Sean Spicer’ın yapacağı basın toplantısına alınmayan yayın organları arasında, CNN, New York Times, Politico, BBC, Los Angeles Times, Buzzfeed ve The Times da var.

​Beyaz Saray’ın bu kararına tepki olarak, içeriye girmesine izin verilen bazı yayın organlarının temsilcileri, uygulamayı protesto etmek için toplantıya katılmadı. The Associated Press ve Time, karara tepki olarak basın toplantısına girmeyen yayın organları.

Bugün düzenleneceği duyurulan Beyaz Saray sözcüsü Sean Spicer’ın olağan basın toplantısına giden bazı muhabirler, basın toplantısının yapılacağı salonun kapısından içeri alınmadı.

Basın toplantısına alınmayan yayın organları arasında, CNN, New York Times, Politico, BBC, Los Angeles Times, Buzzfeed ve The Times da var.

Beyaz Saray’ın bu kararına tepki olarak, içeriye girmesine izin verilen bazı yayın organlarının temsilcileri, uygulamayı protesto etmek için toplantıya katılmadı. The Associated Press ve Time, karara tepki olarak basın toplantısına girmeyen yayın organları.

Seçim döneminde engelli bir gazeteci ile dalga geçtiği için eleştiren Trump, başkan olarak seçilmesinin ardından düzenlediği basın toplantılarında CNN gibi bazı medya kuruluşlarının muhabirlerinin sorularını yanıtlamamıştı.