Category Archives: Gündem

Üniversite özel güvenliğinden “Akademisyenlere ihraç” protestocularına kameralı takip

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Taşkışla Kampüsü önünde toplanan bir grup, Kanun Hükmünde Kararnameyle (KHK) akademisyenlerin ihraç edilmesini protesto etti.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 17. 02. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

stanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Taşkışla Kampüsü önünde toplanan bir grup, Kanun Hükmünde Kararnameyle (KHK) akademisyenlerin ihraç edilmesini protesto etti. Polis yoğun güvenlik önlemi aldığı sırada, üniversitenin özel güvenlik görevlilerinin de kamera ve fotoğraf makinalarıyla eylemcileri görüntülemesi dikkat çekti.

ÖĞRENCİ VE AKADEMİSYENLERDEN OLUŞAN GRUP

İTÜ’nün yanı sıra farklı üniversitelerden öğrencilerle akademisyenlerin aralarında bulunduğu yaklaşık 50 kişilik bir grup saat 12.00 sıralarında Taşkışla Kampüsü önünde bir araya geldi. Grup, burada “Sıranın İTÜ’ye gelmesine hayır” ve “Hocama Dokunma” yazılı pankartlar açtı.

AKADEMİSYEN İHRAÇLARINA TEPKİ

Eylemde sık sık “Kahrolsun istibdat, yaşasın hürriyet”, “Ferman devletin üniversiteler bizimdir”, “Teslim olmadık teslim olmayacağız” sloganları atıldı.

“BİZLER ÜNİVERSİTEMİZİ TERK ETMEYECEĞİZ”

İTÜ Mimarlık Fakültesi Araştırma Görevlisi Ceyda Sungur yaptığı konuşmada, “Bugün OHAL ve KHK’larla üniversitelerde ve kamu kurumlarında ciddi saldırılar olmaktadır. Bizler ne üniversitemizi ne yaşam alanlarımızı, ne meydanlarımızı ne de sokaklarımızı terk etmeyeceğiz. Bizler gitmiyoruz, biz kazanacağız” diye konuştu.

AÇIKLAMA YAPIP DAĞILDILAR

Eylem nedeniyle polisin kampüs çevresinde yoğun güvenlik önlemi aldığı görüldü. Grup basın açıklamasının ardından olaysız bir şekilde dağıldı. DHA

Atatürk Anadolu Ajansı’nın yıllığından çıkarıldı

Anadolu Ajansı’nın yıllığının 10 Kasım’la ilgili bölümünde Mustafa Kemal Atatürk’ün ölüm yıldönümünden söz edilmezken, Abdülhamid’in 174. doğum yıldönümünün anıldığı iddiası Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’a soruldu.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 17. 02. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

nadolu Ajansı’nın yıllığının 10 Kasım’la ilgili bölümünde Mustafa Kemal Atatürk’ün ölüm yıldönümünden söz edilmezken, Abdülhamid’in 174. doğum yıldönümünün anıldığı iddiası Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’a soruldu.

Sözcü’nün haberine göre, Anadolu Ajansı’nın (AA) yıllığının 10 Kasım’la ilgili bölümünde Mustafa Kemal Atatürk’ün ölüm yıldönümünden söz edilmezken, Osmanlı padişahı Abdülhamid’in 174. doğum yıldönümü anıldı.

CHP Gaziantep Milletvekili Akif Ekici, Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’a bu konuda soru önergesi yöneltti.

Ekici, “Ajansın 2016 yıllığından kaç adet bastırılmıştır, maliyeti nedir? Atatürk’ün ebediyete intikalinin 7′. yıldönümüne yer verilmemesinin, 10 Kasım’da Anıtkabir’e akın eden yüz binlerin önemli haberler arasında görülmemesinin sorumlusu kimdir?” sorularına yanıt istedi.

TSK’dan El Bab açıklaması

Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından Suriye sınırının terör unsurlarından temizlenmesi için başlatılan Fırat Kalkanı Harekatı kapsamında El Bab’da terör örgütü DEAŞ’ın direncinin kırıldığı ve kentin tamamen ele geçirilmesinde sona yaklaşıldığı bildirildi.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 17. 02. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

enelkurmay Başkanlığı’ndan yapılan haftalık bilgilendirmede, Fırat Kalkanı Harekatı’nın sürdüğü El Bab’a ilişkin gelişmeler paylaşıldı. DEAŞ tehdit ve saldırılarının önlenmesi, göç eden Suriyelilerin yurtlarına dönüşünün sağlanması amacıyla başlatılan harekatta TSK tarafından desteklenen Özgür Suriye Ordusu güçlerinin Azez-Cerablus hattındaki 229 meskun mahal ve 1910 kilometre karelik alanda kontrolü sağladığı belirtildi.

9 Aralık 2016 tarihinde başlatılan El Bab harekatında kentin batı, doğu ve kuzeyden kuşatıldığı, güney kesimi kontrol eden Halep-Münbiç arasındaki anayolun ise dost unsurların kontrolüne geçtiği, Bab-Tadif kavşağında da kontrolün sağlandığı kaydedildi. Kentin mahallelerine ulaşıldığına değinilen bilgilendirmede, El Bab’ın büyük bölümünde kontrolün sağlandığını, arama tarama faaliyetleri ile şehrin tamamen kontrolüne yönelik planlı harekatın icrasına devam edildiği vurgulandı.

9-15 Şubat tarihleri arasında 166’sı DEAŞ, 19’u PKK’lı 185 teröristin etkisiz hale getirildiği, 3 cephanelik, 3’ü boma yüklü, 2’si silahlı, 2’si silahsız 7 araç ile 3 komuta merkezi, 213 bina ve 10 savunma mevzisinin imha edildiği belirtilirken, sayıları belirgin ölçüde azalmış olsa da tespit edilen hedeflerin etkisiz hale getirilmesine devam edildiği kaydedildi.

DEAŞ’ın bölgeden temizlenmesine yönelik harekat sürdürülürken; PKK/PYD terörist unsurlarının Afrin’den doğuya, Münbiç’ten batıya doğru olabilecek saldırılarını durdurmaya yönelik alınan tedbirlerin de hassasiyetle uygulanmasına devam edildiği belirtilen bilgilendirmede, “Bu hafta içinde Türk Silahlı Kuvvetleri’nin etkin ve kararlı mücadelesiyle El Bab bölgesinde kontrolün tamamen ele geçirilmesine yönelik yürütülen harekatta sona yaklaşılmış olup, DEAŞ terör örgütünün direnci büyük ölçüde kırılmıştır” denildi.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin öncelikli hedeflerinden birisinin bölgedeki huzur ve barışın tesis edilmesi, bölge sakinlerinin tekrar evlerine dönerek normal yaşamlarına geri kavuşabilmeleri hususu önündeki DEAŞ terörü engelinin her geçen gün ortadan kalktığına değinilen bilgilrermede, gelinen aşamada TSK’nın Fırat Kalkanı ve Musul Harekatı kapsamında koalisyonun gerektirdiği işbirliği ve koordinasyon esaslarını gözeterek destek faaliyetlerine devam ettiği, teröristle mücadelenin gerektirdiği kolluk kuvvetlerine destek kapsamında da operasyonel faaliyetlerini yerine getirme azim ve kararlılığını sürdürdüğüne işaret edildi.

Bilgilendirmede ayrıca TSK’nın ülke güvenliği, hak ve menfaatlerini korumayı amaç edindiği, bu uğurda karşısına çıkacak her türlü engeli bertaraf edecek güce sahip olduğu, PKK/PYD, FETÖ/PDY ve DEAŞ olmak üzere tüm terör örgütleriyle mücadelesini kararlılıkla ve kesintisiz olarak sürdüreceğinin altı çizildi.

CHP’den ‘pozitif hayır’ kampanyası

CHP, Şili’de yapılan halkoylamasını anlatan ‘No’ filminde olduğu gibi pozitif mesajlarla ‘hayır’ demeye hazırlanıyor. ‘Hayır çıkması halinde Türkiye’nin rahat bir nefes alacağı’ mesajı işlenecek. Kılıçdaroğlu, partililere ‘pozitif dil’ talimatı verdi.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 17. 02. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

nayasa değişikliği için referandum tarihinin netleşmesiyle birlikte CHP, sandığa yönelik çalışmalara hız verdi. CHP’nin, referandum sürecinde birlikte çalışacağı reklamcıların belirlenmesi için yaptığı toplantılar sürüyor. CHP’nin 16 Nisan’a kadar olan süreçte birden fazla reklamcı ile kampanya yapacağı, ancak ‘hükümetten bu şirketlere baskı kurulabileceği’ kaygısıyla son ana kadar kimlerle çalışacağını açıklamayacağı öğrenildi.

Hürriyet’ten Rıfat Başaran’ın haberine göre, CHP, 1988 yılında Şili’de Pinochet’nin kaybettiği referandum sürecini anlatan ve yönetmenliğini Pablo Larraín’in yaptığı ‘No’ adlı filmi de örnek aldı. Anayasa değişikliği tartışmalarıyla birlikte Türkiye’de yeniden gündeme gelen filmde, ‘hayır’ diyen muhalefetin, pozitif mesajlarla kazanmasını sağlayan reklamcı René Saavedra’nin yöntemi benimsendi. Değerlendirme toplantılarında referandum sürecinde yürütülecek referandum kampanyasında ‘negatif bir kurgu değil, pozitif bir vurgu’ görüşü ön plana çıktı. Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, katıldığı toplantılarda parti örgütüne “Pozitif dil kullanacağız” talimatı verdi. CHP, referandum çalışmalarında ‘hayır’ kelimesinin olumsuz havasını kıran söylemler geliştirecek. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, AK Parti ve MHP liderleri ile ‘evet’ görüşünü destekleyenlerle ilgili olumsuz mesajlar verilmeyecek. Partinin reklam filmleri, afiş ve pankartlarında kullanacağı mesajların ana teması ‘huzur’ ve ‘güven’ olacak. CHP, “referandumda anayasa değişikliğine ‘hayır’ denmesi halinde Türkiye’nin rahat bir soluk alacağı, huzurlu bir gelecek için adım atılacağı” mesajını iletecek.

PROVOKASYON UYARISI

Bu arada Kılıçdaroğlu’nun, CHP İstanbul İl Başkanlığı’nın düzenlediği Genişletilmiş 2. Bölge Toplantısı’nda partilileri provokasyonlara karşı uyardığı öğrenildi. Basına kapalı toplantıda Kılıçdaroğlu, “AKP’li, MHP’li, Saadet Partili, BBP’li kim olursa olsun, herkesi bir göreceğiz. Kimse gerilim ve kutuplaşma tezgâhına düşmeyecek” dedi. Kılıçdaroğlu, iktidarın ‘evet’e gerekçe bulamadığı için CHP’yi suçladığını savunarak, ‘bu nedenle partiye yönelik olası provokasyonlara karşı dikkatli olunmasını’ istedi. Kılıçdaroğlu, “Sandıktan ‘hayır’ çıkacak” diye konuştu.

 

Kandilli’de deprem toplantısı ‘Çanakkale öncü mü?’

Kandilli’ Rasathanesi Müdürü Prof. Dr. Haluk Özener, “(Çanakkale’deki deprem öncü mü?) Bunu maalesef bilemiyoruz, öncü olup olmadığını. Ancak büyük bir deprem gerçekleştikten sonra bu öncüydü diyebiliyoruz” dedi. Prof. Dr. Özener, “Deprem etkinliği büyüklükleri azalarak sürmekte. Bunlar daha uzun sürebilir, 1 hafta, 15 gün daha sürebilir” diye konuştu.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 16. 02. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

oğaziçi Üniversitesi Kandil Rasathanesi’nde deprem toplantısı yapıldı. Toplantıya Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmed Özkan, İstanbul Vali Yardımcısı Halil Serdar Cevheroğlu, Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Haluk Özener, AFAD İstanbul İl Müdürü İbrahim Tarı, AFAD Deprem Dairesi Başkanı Ulubey Çeken, Boğaziçi Üniversitesi Genel Sekreteri Prof. Dr. Yavuz Akpınar, Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, Prof. Dr. Okan Tüysüz, Prof. Dr. Cenk Yaltırak, Prof. Dr. Alper İlki, BDTİM Müdürü Prof. Dr. Ali Pınar ve Prof. Dr. Doğan Kalafat katıldı.

“ÇANAKKALE’DE DEPREMLER SÜREBİLİR”

Toplantı öncesinde Çanakkale’de yaşanan depremleri değerlendiren Prof. Dr. Haluk Özener, Valilik ve AFAD’ın uyarılarının dikkatte alınmasını belirtti. Özener, “Ayın altısında başlayan deprem etkinliği sürmekte. İlk açıklamalarımızda da bu deprem etkinliğinin 1 hafta 15 gün hatta daha uzun sürebileceğini söylemiştik. Deprem etkinliği büyüklükleri azalarak sürmekte. Bunlar daha uzun sürebilir, 1 hafta, 15 gün daha sürebilir” dedi.

“MAALESEF BİLEMİYORUZ, ÖNCÜ OLUP OLMADIĞINI”

Özener bir gazetecinin “Çanakkale’deki deprem öncü mü?” sorusuna, “Bunu maalesef bilemiyoruz, öncü olup olmadığını. Ancak büyük bir deprem gerçekleştikten sonra bu öncüydü diyebiliyoruz” dedi Özener, Çanakkale’deki depremlerin olası büyük bir depremin enerjisini azaltıp, azaltmadığını sorması üzerine, “İkisi birbirinden bağımsız şekilde zaten. Çanakkale’de olan depremlerle, Marmara’da beklediğimiz depremin birbiri ile alakasının olmadığını söylemiştik. Depremlerin büyüklüklerinde yani enerjisinden bahsederek 32 tane 5 şiddetinde depremin bir tane 6 şiddetinde depreme karşılık geldiği yani 32 çarpı 32 tane 6 şiddetinde depremin bir tane 7 şiddetinde depremin enerjisini karşıladığını söylemiştik. Bu konuda, o sıklıkta 5 şiddetinde deprem olmayacağı için olan küçük depremlerin büyük depremi engellemesi mantıklı gelmiyor bilimsel olarak” şeklinde konuştu.

BAĞIMSIZ FAYLAR

Haluk Özener, “Çanakkale’deki depremler İstanbul’da yaşanacak bir depremi tetikler mi?” sorusuna “Birbirileri ile bağımsız faylardan bahsediyoruz” şeklinde yanıt verdi.

İSTANBUL’DA 7’NİN ÜZERİNDE BİR DEPREM

Özener, İstanbul’da ne gibi deprem önlemlerinin alındığının sorulması üzerine ise “Marmara Denizi’nde olacak ve İstanbul’u etkileyecek bir deprem beklentisi şüphe götürmez bir gerçek. Ama bu depremin zamanını verme şansımız yok. Bunun için bir süre vermek çok anlamlı değil. Marmara’dan geçen bir fay hattı var. Bu fay hattı tarih boyunca sürekli depremler üretmiş. Bu enerji birikiyor sürekli. Tekrarlayacak bu. Ama bunu ne zaman tekrarlayacağını maalesef bilemiyoruz. Ama bütün beklenti, bilim insanlarının söylediğinin büyük çoğunluğu İstanbul’da 7’nin üzerinde bir deprem olacağı yönünde. Bilimsel olarak söylenen gerçekler bunlar ama zaman kesinlikle ve kesinlikle maalesef veremiyoruz” dedi.

İSTANBUL’DA DEPREM HAZIRLIKLARI

Haluk Özener, toplantıda valilik yetkililerine ne gibi öneri ve uyarılar yapacağının sorulması üzerine ise “Öneri ve uyarılardan çok depremin olacağı ile ilgili bir beklenti var. Aslında herkesin bundan sonraki süreçte karar vericilerin bu konuda atmış oldukları adımları, deprem zararlarını azaltma yönünde daha da hızlandırarak idare etmeleri. Konutlarla ilgili, kentsel dönüşümle ilgili, güçlendirmelerle ilgili…Beklenen depremin süresinin biraz daha uzaması daha geç gelmesi bu hazırlıkları olabildiğince tamamlamamıza imkan verecektir” dedi.

DEPREM TOPLANTISI

Deprem toplantısı öncesinde ise toplantıya katılan yetkiler içerik hakkında kısa bilgiler verdi. Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmed Özkan, “İstanbul ilimizin deprem hazırlıklarıyla ilgili şu ana kadar yapılanlar ve bundan sonra yapılacaklarla ilgili İstanbul Valiliğimiz, AFAD İstanbul İl Müdürlüğümüz ve ilimizde bulunan üniversitelerimizin öğretim üyeleriyle birlikte görüş alışverişinde bulunmak üzere bir araya geldik” dedi.

İstanbul Vali Yardımcısı Halil Serdar Cevheroğlu da kısa bir açıklama yaparak, “Bilim adamlarıyla beraber bir görüş alışverişi yapmak üzere toplandık. Özellikle bilim adamlarımızın bununla ilgili önerileri, görüşleri değerlendirmeleri nedir? Gündemde önceden belirlenmiş bir toplantı, bunu özellikle vurgulamak istiyorum. Bilimsel veriler ışığında bilimsel değerlendirmeler, bilim adamlarının rehberliğinde konuları değerlendireceğiz” dedi. Cevheroğlu, toplantının önceden belirlendiğini ve Çanakkale ile alakalı olmadığını belirterek, toplantıda bilgi paylaşılacağını ve gündemin tamamen İstanbul olduğunu ifade etti.

Ardından söz alan Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Haluk Özener ise bilgi paylaşımının yapılacağı bir toplantı olduğunu belirtti.

TÜİK’in 2016 verilerine göre Türkiye’de göçmen ve mülteci sayısı 17 ilin nüfusuna eşit!

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, katıldığı Göç Kurulu toplantısında Türkiye’de göçmen ve mülteci olarak bulunan insan sayısının 3 milyon 551 bin 78 kişi olduğunu söyledi. TÜİK’in 2016 verilerine göre bu sayının, 17 ilin nüfusuna eşit olduğu görülüyor.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 15. 02. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

 

çişleri Bakanı Süleyman Soylu, Türkiye’de göçmen ve mülteci olarak bulunan insan sayısının 3 milyon 551 bin 78 kişi olduğunu söyledi. “Ülkemizde geçici koruma kapsamında kalan bütün Suriyelilerin detaylı verilerinin güncellenmesini amaçlayan doğrulama çalışmamız devam etmektedir” diyen Bakan Soylu, “Ülkemizdeki bütün yabancılara ait verilerin toplandığı parmak izi destekli veri tabanı kurma çalışmalarımız da hızla sürmektedir. Suriyelilerin biyometrik kayıtlarının tamamlanması amacıyla 11 adet tır ve 22 adet minivan olmak üzere toplam 33 mobil kayıt aracı alınmış ve 150 kayıt masası oluşturulmuştur” ifadelerini kaydetti. Soylu’nun verdiği sayılar; Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2016 yılı nüfus verileriyle karşılaştırıldığında, Türkiye’deki mülteci sayısının 17 ilin nüfusu kadar olduğu ortaya çıktı.

2016 yılı nüfus sayımına göre;
Amasya – 326 bin, Artvin – 168 bin, Bolu – 299 bin, Burdur – 261 bin, Çankırı – 183 bin, Gümüşhane – 172 bin, Hakkari – 267 bin, Kars – 289 bin, Rize – 331 bin, Sinop – 205 bin, Tunceli – 86 bin, Bayburt – 90 bin, Bartın – 192 bin, Ardahan – 98 bin, Kilis – 130 bin, Yalova – 241 bin ve Karabük – 242 bin… Bu illerin toplam nüfusu ise; 3 milyon 580 bin yapıyor.

TÜİK’in 2016 verilerine göre; 79 milyon 814 bin 871 olan olan Türkiye nüfusu, 3 milyon 551 bin 78 mülteci sayısıyla 83 milyon 369 bin 488’e yükselmiş oldu.

İçişleri Bakanı Soylu, Vilayetler Evinde düzenlenen Göç Kurulu Toplantısı’na katıldı. Toplantının açılış konuşmasını yapan Bakan Soylu, “Coğrafyamızda, özellikle Suriye kaynaklı göç hareketi, sadece hedef ve geçiş ülkesi olma sebebiyle değil, vicdani sorumluluk sebebiyle de bizimle ilgilidir. Biz bu sorumluluğu Batılı dostlarımız gibi sadece Aylan bebek kıyıya vurduğu zaman fark etmedik. Çok öncesinde bunun vicdani yükümlülüğünü hissettik. Türkiye’nin göç tecrübesi dünyanın diğer ülkelerine kıyasla fazladır. Çok uluslu bir anlayış içerisinde bulunan dünyanın içerisinde yıllarca hüküm sürmüş bir devlet olan Osmanlı’nın bugün sınırlarımız dışında kalmış topraklarından Kırım’dan, Kafkasya’dan, Balkan coğrafyasından değişik sebeplerle ve itiraf etmek gerekirse zaman zaman insanlık adına utanç verici olan asimilasyon politikaları sebebiyle meydana gelen göç dalgalarını bu coğrafyada sürekli yaşadık. Göçü yönetmek demek, gelen insanın sadece bir yere yerleşmesini değil, onun sosyal hayata intibak etmesini, yerleşik toplumun dışarıdan gelenleri doğru bir şekilde algılamasını ve kabul etmesini de temin etmek demektir. Bu alanda ciddi tecrübelere sahibiz. Bunu gerek kurumsal reflekslerine ve mevzuatına yansıtabilmiştir. Bütün bu tecrübelerin üstüne özellikle 2010 sonrası Suriye ve Irak’ta yaşanan gelişmeler neticesinde yaşanan göç dalgası, göç yönetimini temel alan yeni bir kurumsal yapılanma ihtiyacını doğurmuştur. Dünyada hiçbir ülke böyle büyük bir kriz yaşanırken mevzuat ve kurumsal olarak bu kadar kapsamlı adımlar atmaya cesaret edememiştir. Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, bu krizin tam ortasında kurulmuş ve alt yapısını bu süreçte tamamlamıştır” diye konuştu.

“BUGÜN TÜRKİYE’DE GÖÇMEN VE MÜLTECİ OLARAK BULUNAN İNSAN SAYISI 3 MİLYON 551 BİN 78 KİŞİDİR”

Türkiye’nin hiç kimseyi kapıdan çevirmediğini aktaran Soylu, “Kitleleri, arkadan gelen bombalara ve kurşunlara geri döndürmemiştir. Bu kolay bir iş değildir. Türkiye’de bugün göçmen ve mülteci olarak bulunan insan sayısı 3 milyon 551 bin 78 kişidir. AFAD verilerine göre Türkiye’nin, Suriye krizinde mülteciler için kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve halk tarafından yapılan toplam harcaması ise 25 milyar dolardır. Türkiye bunları yaparken terörle mücadele etmiştir. PKK, PYD, FETÖ, DEAŞ ile mücadele etmiştir. Seçimler atlatmıştır, darbe girişimleri atlatmıştır, ekonomik operasyonlara maruz kalmıştır ve siyasi istikrarını muhafaza edebilmiştir. 3.5 milyon kişi ve 25 milyar dolar harcama, dünyadaki bazı ülkeler kadar hem ekonomik hem de nüfus olarak bir büyüklükten bahsediyoruz. Göçmen krizine verdiğimiz tepki elbette ki hızlıdır ancak hesapsız ve gelişine verilmiş bir tepki değildir. Ülkemizde izlenen göç politikası insan hakları temelinde, uluslararası normlara uygun bir politikadır. Türkiye göçmen politikasına takip ettiği ilkeler mevcuttur. Öncelikli ilkemiz; gelen kişilerin zulme uğrama tehlikesi altında oldukları bölgelere göndermeme ilkesidir. Türkiye tarafından hassasiyetle uygulanmıştır. 2011 yılından bu yana, Suriyeli vatandaşlar için uygulanan açık kapı politikası ikinci ilkemizdir. Bu ilke, göçmen politikamıza ana rengini veren ilkelerden birisidir. Üçüncü ilkemiz ise, düzenli göçün özendirilmesi ve kolaylaştırılması, düzensiz göç ve ticareti ile en etkin şekilde mücadele edilmesidir. Türkiye’de bulunan Suriyelilerin yaklaşık sadece yüzde 10’u kamplarda barındırılmaktadır” ifadelerini kullandı.

“AB ÜLKELERİNİN TAMAMININ KABUL ETTİĞİ TOPLAM SURİYELİ SIĞINMA BAŞVURU SAYISI 866 BİN 831 KİŞİDİR”

Türkiye’de, geçici koruma kapsamında kalan bütün Suriyelilerin detaylı verilerinin güncellenmesini amaçlayan doğrulama ve yabancılara ait verilerin toplandığı parmak izi destekli veri tabanı kurma çalışmalarının devam ettiğini vurgulayan Soylu, konuşmasına şöyle devam etti:

“Suriyelilerin biyometrik kayıtlarının tamamlanması amacıyla 11 adet tır ve 22 adet minivan olmak üzere toplam 33 mobil kayıt aracı alınmış ve 150 kayıt masası oluşturulmuştur. Bütün ülkelerdeki yabancılara ilişkin kanunlar içinde insan haklarını en üst düzeyde koruyan, hak kayıplarını en aza indiren, 6458 sayılı Yabancılar Ve Uluslar Arası Koruma Kanunu’nun 11 Nisan 2013 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu konuda gerek kanun, gerek yönetmelik ve gerekse fiili anlamda ülkemiz üzerine düşen vazifeyi hem insani hem de kanuni anlamda yerine getirmiştir. Biz bütün bunları yaparken Batı ne yaptı? Türkiye’nin mülteci sorununa yaptığı harcamaya karşılık 3 milyar euro destek sözü vermiş ancak 725 milyon dolar gönderebilmiştir. Onu da birçok şarta bağlamıştır. AB ülkelerinin tamamının kabul ettiği toplam Suriyeli sığınma başvuru sayısı 866 bin 831 kişidir. Türkiye’nin misafir ettiği kişi sayısı ise bunun tam 3.3 katıdır. AB ülkelerinin toplam nüfusunu bu sayı ile orantıladığımız zaman 500 milyon kişidir. Bazı ülkelerin üst düzey yetkilileri, sığınmacı akınına karşı sınır duvarlarının yükseltileceğini ve jiletli tel örgülerle termal kameralar kullanarak tedbir alınacağını açıkça ifade etmiştir. Bir Avrupa Birliği ülkesinde sığınmacıların 89,2’sinin polis şiddetine maruz kaldığı, bir diğer AB ülkesinde sığınmacıların eksi 10 derece soğukta varil içerisinde duş almak zorunda kaldığı görülmüştür. Avrupa polis teşkilatı kayıtları, yapılan 10 binden fazla sığınmacı çocuğun izine ulaşılamadığını açıklamıştır. Akif ne güzel anlatmış: ‘Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar’ Ancak, merhum Akif’te bu kadarını düşünmemiştir. Bu büyük kitlesel göç, düzensiz göç olarak tabir ettiğimiz kaçak göçmen meselesini de gündeme getirmektedir. Türkiye bununla da etkin bir şekilde mücadele etmektedir. Düzensiz göç ile mücadele noktasında 2005-2014 arasında yakalanan ortalama düzensiz göçmen sayısı yıllık 50 bin civarındayken, 2015 yılında bu rakam 146 bin 485, 2016 yılında ise 174 bin 466 olmuştur. 7 Şubat itibarıyla yakalanan düzensiz göçmen sayısı 2017 yılında 10 bin 695 kişidir. 2010 yılından bu yana tutuklanan göçmen kaçakçı sayısı ise toplam 4 bin 856 kişidir. Ortadoğu’daki bu kitlesel hareketlilik içerisinde bir temel problemimiz de yabancı terörist savaşçılarının geçişidir. Bu da ülkemiz için ciddi bir sorundur. Bu bağlamda, 145 ülkeden 52 bin 75 kişiye giriş yasağı konulmuş, 99 ülkeden 4 bin 369 kişi sınır dışı edilmiştir.”

“Dönem meselelere rutin bakma dönemi değildir” diyerek sözlerini sürdüren Soylu, “Çok farklı bir sürecin içerisinden geçiyoruz. Birçok şeyin araçsallaştırıldığı bir dönemin içerisinden geçiyoruz. Vekalet savaşlarının yürüdüğü bir dönemin içerisinden geçiyoruz. Göçün, başka bir ülkenin ekonomik düzenini bozmak için bir manivela olarak kullanıldığı dönemin içerisinden geçiyoruz. Bazı ülkelerin, özellikle düzensiz göç kapsamında bizim ülke sınırlarımıza kendi ülkelerine gelenleri nasıl gönderdiklerini biliyor ve bu konuda tedbir alma iradesini ortaya koymaktan sakınmıyoruz” dedi.

Bakan Soylu, Göç Kurulu Toplantısı’nın basına kapalı olarak gerçekleşecek bölümünde, bazı uyruklara verilecek ikamet izin sürelerinin değerlendirilmesinin ve yabancı öğrencilerin çalışma izinlerine ilişkin bir takım kanunlarda belirtilmiş esasların belirlenmesinin görüşüleceğini söyledi.

Referandum gününe denk gelen iki sınav iptal oldu

Türkiye 16 Nisan’da yapılacak anayasa referandumuna hazırlanırken, aynı tarihte yapılması planlanan TUS ve STS’nin ertelenip ertelenmeyeceği ile ilgili ÖSYM açıklama yaptı. Buna göre, her iki sınav da referendumdan bir hafta sonra yani 22 Nisan tarihinde yapılacak.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 15. 02. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

ürkiye 16 Nisan’da yapılacak anayasa referandumuna hazırlanırken, aynı tarihte yapılması planlanan TUS ve STS’nin ertelenip ertelenmeyeceği ile ilgili ÖSYM açıklama yaptı. Buna göre, her iki sınav da referendumdan bir hafta sonra yani 22 Nisan tarihinde yapılacak.

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından daha önce yapılan açıklamaya göre, Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı (TUS) ile Tıp Doktorluğu Alanında Yurtdışı Yükseköğretim Diploma Denkliği İçin Seviye Tespit Sınavı’nın (STS) 16 Nisan’da düzenlenmesi planlanıyordu. Ancak aynı tarihte anayasa referandumunun yapılacak olması nedeniyle sınav tarihinin değiştirilip değiştirilmeyeceği merak konusu oldu.

ÖSYM’den yapılan açıklamada ise her iki sınavın da 22 Nisan’da uygulanacağı duyuruldu:

“16 Nisan 2017 tarihinde yapılacağı duyurulan Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı’nın (2017-TUS İlkbahar Dönemi) ve Tıp Doktorluğu Alanında Yurtdışı Yükseköğretim Diploma Denkliği İçin Seviye Tespit Sınavı’nın (2017-STS Tıp İlkbahar Dönemi), referandum nedeniyle 22 Nisan 2017’de uygulanmasına ve 17 Mayıs 2017’de sınav sonuçlarının açıklanmasına karar verildi. Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün talebi doğrultusunda; Devlet Hizmet Yükümlülüğü ataması sonrası atama işlemleri yapılan hekimlerin TUS’u kazanarak görev yerlerinden ayrılmaları yapılan atamaların hükümsüz kalması ve atama yerlerinde sağlık hizmet sunumunda yaşanan aksamalar nedeni ile TUS ve STS Tıp Sonbahar Dönemi Sınavlarının, 27 Ağustos’ta uygulanmasına, sınav sonuçlarının 20 Eylül’de açıklanmasına; 2018 yılından itibaren TUS ve STS Tıp Birinci Dönem sınavının şubat, TUS ve STS Tıp İkinci Dönem sınavının ağustos ayında yapılmasına karar verildi. 2017 sınav takvimi güncellenmiş haliyle http://www.osym.gov.tr internet adresinden öğrenilebilir.”

Ağrı’da pazar yerinin çatısı çöktü; yaralılar var

Ağrı’da eski Van Caddesi üzerinde bulunan 6 bin metre kapalı alana sahip sebze pazarına ait çatının bir bölümü kardan dolayı çöktü. Ağrı Valisi, kazada 1 yaralının kurtarıldığını, 2 kişinin ise enkaz altında kaldığını söyledi.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 13. 02. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

ğrı’da eski Van Caddesi üzerinde bulunan 6 bin metre kapalı alana sahip sebze pazarına ait çatının bir bölümü kardan dolayı çöktü. Ağrı Valisi, kazada 1 yaralının kurtarıldığını, 2 kişinin ise enkaz altında kaldığını söyledi.

Olay bugün saat 16.10 sıralarında meydana geldi. Murat Mahallesi 29. Ekim Caddesi’nde, geniş bir alana kurulu sebze meyve satışı yapılan pazar yeri, çatısı üzerindeki kar birikintisi yüzünden çöktü. Çökme sonucu, ilk belirlemelere göre pazar yerindeki kişilerden yaralananlar olduğu belirtildi.

İtfaiye, polis, sağlık ve İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü ekipleri, olay yerine sevk edildi. Ekiplerin olay yerindeki çalışmaları sürüyor.

 

 

El Bab’da çatışma: 1 asker şehit oldu, 4 asker yaralandı

Türk Silahlı Kuvvetleri’nden yapılan açıklamada El Bab’daki çatışmada 1 askerin şehit olduğu 4 askerin de yaralandığı söylendi.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 13. 02. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

ürk Silahlı Kuvvetleri’nden yapılan açıklamada, ”Fırat Kalkanı Harekâtı kapsamında 13 Şubat 2017 tarihinde DEAŞ terör örgütü ile süren çatışmalar esnasında 1 kahraman silah arkadaşımız şehit olmuş, 4 kahraman silah arkadaşımız ise yaralanmış ve derhal hastaneye sevk edilerek tedavilerine başlanmıştır” denildi

Genelkurmay Başkanlığı’ndan yapılan açıklama şöyle:

“Fırat Kalkanı Harekâtı kapsamında 13 Şubat 2017 tarihinde DEAŞ terör örgütü ile süren çatışmalar esnasında bir kahraman silah arkadaşımız şehit olmuş, dört kahraman silah arkadaşımız ise yaralanmış ve derhal hastaneye sevk edilerek tedavilerine başlanmıştır

Bizleri derin bir acı ve üzüntüye boğan bu saldırıda hayatını kaybeden aziz şehidimize Allah’tan rahmet, şehidimizin değerli ailesine, yakınlarına, Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları ile Yüce Türk Milletine başsağlığı ve sabır; yaralanan kahraman silah arkadaşlarımıza acil şifalar diliyoruz.”

MHP’de 4 milletvekili için ihraç talebi

MHP’de referandumda ‘Hayır’ oyu vereceklerini açıklayan milletvekilleri Yusuf Halaçoğlu, İsmail Ok, Sinan Oğan ve Nuri Okutan ihraç talebiyle disipline sevk edildi.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 13. 02. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

 

HP Merkez Disiplin Kurulu, Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu, Iğdır Milletvekili Sinan Oğan, Balıkesir Milletvekili İsmail Ok ve Isparta Milletvekili Nuri Okutan hakkında “parti disiplinine aykırı hareket etmek”ten ihraç soruşturması başlattı.

Merkez Disiplin Kurulu Başkanı Halil Öztürk, 4 ismin ihraç istemiyle disipline sevk edildiklerini şöyle duyurdu:

MHP tarafından yapılan açıklamada 4 milletvekiliyle ilgili olarak “Kamuoyu önünde yaptığı bir kısım açıklamalarının, toplantılarının ve benzeri faaliyetlerinin incelenmesi neticesinde parti tüzüğümüzün 11. maddesinde belirtilen görev ve sorumluluklarla bağdaşmayan birçok eylem ve söylemi ile Anayasa Değişikliği’ne dair kanun teklifi öncesinde ve referandum sürecinde partimizin yetkili organlarının aldığı ve belirlediği karar ve politikalara aykırı biçimde görüş ve beyanda bulunmak, partimiz üyeliği ile bağdaşmayacak şekilde başka platformların kurulmasını desteklemek, bu kapsamda partimiz disiplin ve hiyerarşisine aykırı biçimde başkaca siyasi partilerin değişik kademedeki temsilcilerini ziyaretlerde bulunmak suretiyle partimiz tüzüğünün disiplin hükümlerini ihlâl ettikleri iddiasıyla;

Parti tüzüğümüzün 78/4e-h maddelerini ihlal mahiyetindeki eylem ve açıklamalar yanında benzeri faaliyetler içerisinde olmak sebebiyle 81. Maddesi kapsamı ve gereğince tedbirli ve parti üyeliğinden kesin çıkarma talepli olarak Merkez Disiplin Kurulu Başkanlığımıza sevk edilmişlerdir” denildi.