Category Archives: Kültür-Sanat

Küçükler anlattı, büyükler çizdi: Çocuklardan Çocuklara Masallar

Kadıköy’ün kentsel sorunlarının çözülmesi için mahalleliler ile tasarımcıları bir araya getiren ve yaratıcı buluşma ortamları sağlayan Tasarım Atölyesi Kadıköy, (TAK) Çocuklardan Çocuklara Masallar projesini hayata geçirdi.

––––––––––––––––––––––––––––––– 08. 05. 2018 –––––––––––––––––––––––––––––

adıköy’ün kentsel sorunlarının çözülmesi için mahalleliler ile tasarımcıları bir araya getiren ve yaratıcı buluşma ortamları sağlayan Tasarım Atölyesi Kadıköy, (TAK) Çocuklardan Çocuklara Masallar projesini hayata geçirdi. “Çocukların da kendi masallarını yaratma hakkı var” sözleriyle başlayan çalışma bir dizi atölye çalısması sonunda ortaya çıktı. Kitap, 11 Mayıs Cuma günü 18.00’de Tasarım Atölyesi Kadıköy’de tanıtılacak.

Çocukların kendilerini özgürce ifade edebildikleri, yaşıtlarıyla yaratıcı bir süreci paylaşabilecekleri bir faaliyet içinde çocukları etkin kılmak için, nitelikli çocuk işlerinden tanıdığımız uzman bir ekiple iletişime geçildi. 3 haftalık atölye çalışması sonunda, anlatılan masallar atölye yürütücülüğünü yapan yaratıcı drama eğitmeni Sevinç Koçak tarafından kaleme alındı.

Çocuk kitapları çiziminde deneyimli 5 illüstratör; Ceyhun Şen, Elif Yemenici, Gökçe İrten, İpek Okyar ve Sedat Girgin; 5 çocuğun, 5 masalını çizime dönüştürdü.

Çocuklar Arjen Aktan (7), Arya Uzuntaş (7), Ceren Altındağ (7), Gülendam Su Demirbağ (8) ve Uras Yaman (7), önce TAK Kadıköy’de yapılan yaratıcı drama atölyelerine katıldılar 3 hafta boyunca. , yaratıcı drama öğrendi ve kendi hayal güçleri doğrultusuna masallar kaleme aldılar. Arjen ‘Uzaylılar ve Güneş; Arya ‘Gökkuşağı ve Periler’, Ceren ‘Prensesler ve Prensler’, Gülendam ‘Uçan Kediler Ülkesi’ ve Uras da ‘Dinozor Tisra’ adlı masalları yazdılar.

Çocuklar yazıyor, yetişkinler çiziyor

Atölye yürütücülüğünü yapan yaratıcı drama eğitmeni Sevinç Koçak, aynı zamanda çocuk edebiyatı editörü ve metin yazarı da olduğu için metinleri kaleme aldı ve kitabın editörlüğünü de üstlendi. Koçak, çocuklarla kurallarını kendileri oluşturarak, kendi dillerince yöntem geliştirdikleri bir atölye süreci yaşadıklarını belirterek, her çalışmada bir çocuğun masalının, diğer çocukların da katılımıyla şekillendiğini anlattı. Bunun bir eğitim değil, paylaşım deneyimi olduğuna vurgu yapan Koçak, ‘’Çocuk zihni kurmacaya yetişkinlerden daha yatkındır. Çünkü oyun, kurmacadır ve çocukluğun yapı taşını oluşturur. Çocukların hayal dünyası, kavramları, olaylara gösterdikleri tepki, tavırları yetişkinlerden çok farklıdır. Her çocuğun da birbirinden farklıdır. Bu farklılıklar masallara da yansıdı. Çocuklarla birlikte bir masal kutusunun içine girdik. Ve orada herkes bir masal buldu. Başlangıçta, buldukları masalların sadece başlığı vardı. Her masal, bütün çocukların katılımıyla tamamlandı. Yani kitabın bütün masallarında katılımcı 5 çocuğun da hayal gücü var. Ama masal sahibinin beğenmediği hiçbir fikri masala dâhil etmedik’’ dedi.

Kitap, 11 Mayıs Cuma günü 18.00’de Tasarım Atölyesi Kadıköy’de tanıtılacak.

Fazıl Say, Akra Caz sahnesinde

Caz ve klasik müziğin ünlü isimlerini Antalya’da buluşturan Antalya Akra Caz Festivali, sahnesinde dünyaca ünlü piyanist ve besteci Fazıl Say’ı ağırlayacak.

––––––––––––––––––––––––––––––– 08. 05. 2018 –––––––––––––––––––––––––––––

ecede Fazıl Say’ın Türk edebiyatının unutulmaz şairlerinin şiirlerini besteleyerek yaptığı şarkı albümlerinden ‘İlk Şarkılar’ ve ‘Güz Şarkıları’, 9 Mayıs Çarşamba gecesi saat 20.00’de Akra Hotels sahnesinde izleyici ile buluşacak.

 

‘İlk Şarkılar’da Fazıl Say’ın piyanodaki cesur ve özgün yorumuna, solist Serenad Bağcan’ın güçlü sesi eşlik ediyor. Doğu-Batı sentezi, Türk musikisi, caz, kabare müziği, nostaljik melodileri ve herkes için akılda kalıcı sözleri ile her biri farklı stilde ve farklı konularda olan ‘Güz Şarkıları’nda Ece Dağıstan piyanoya hayat verirken, Güvenç Dağüstün etkileyici sesiyle solist olarak yer alıyor. Güz Şarkıları orkestrasında ise Ediz Hafızoğlu (davul), Volkan Hürsever (kontrbas), Gürtuğ Gök (saksafon), Derya Türkan (kemençe) ve Hakan Güngör (kanun) gibi usta isimler var.

 

Bu yıl Antalya’da ilki gerçekleşen, modern ve klasik cazın yanı sıra, caz müziği funk, rock, latin, soul ve elektronik tarzla harmanlanan renkli bir müzikal yelpazeyle izleyici karşısına çıkan Antalya Akra Caz Festivali, 12 Mayıs tarihine kadar devam edecek.

(DHA)

21 ilden 104 koro Maltepe’de buluşuyor

Maltepe Belediyesi 6’ncı Sanatçılar ve Sanatseverler Kültür ve Dayanışma Derneği (SANSEV) İstanbul Uluslararası Çoksesli Korolar Festivali’ne ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. 21 ilden 104 koronun katılacağı festivalde, zihinsel engelli çocukların oluşturduğu “Erik Ağacında Narız Biz Korosu”, dünyaca ünlü besteci Beethoven’in, “9. Senfoni”sini piyano eşliğinde seslendirecek.

––––––––––––––––––––––––––––––– 02.05.2018 –––––––––––––––––––––––––––––

altepe Belediyesi 6’ncı Sanatçılar ve Sanatseverler Kültür ve Dayanışma Derneği (SANSEV) İstanbul Uluslararası Çoksesli Korolar Festivali’ne ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. 21 ilden 104 koronun katılacağı festivalde, zihinsel engelli çocukların oluşturduğu “Erik Ağacında Narız Biz Korosu”, dünyaca ünlü besteci Beethoven’in, “9. Senfoni”sini piyano eşliğinde seslendirecek.

6’ıncı SANSEV İstanbul Uluslararası Çoksesli Korolar Festivali, 3-6 Mayıs tarihlerinde, 21 ilden 104 koronun katılımıyla Maltepe Belediyesi Prof. Dr. Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek. 1976-1980 yılları arasında yaptığı çalışmalarla “TRT Çocuk Koroları”nın kurulmasına ve gelişmesine öncülük eden Saip Egüz’ün onur konuğu olarak kabul edildiği ve SANSEV tarafından düzenlenen festival, Maltepe Belediyesi Çocuk Korosu’nun sahne almasıyla başlayacak. Festivalde, İzmir’den Bolu’ya, Zonguldak’tan Niğde’ye, Ankara’dan Mersin’e, Trabzon’dan Tekirdağ’a, Hatay’dan Şırnak’a, Manisa’dan Van’a kadar 21 ilden 104 koro ve 3 bin 800 koro üyesi, 4 gün boyunca minik, çocuk, gençlik, yetişkin ve karma kategorilerinde sahne alarak, şarkılar seslendirecek.

ENGELLİ ÇOCUKLAR 9. SENFONİYİ ÇALACAK

Çatalca Engelliler Eğitim ve Toplum Destek Merkezi Öğretmeni Yasemin Gül yönetiminde, 15 ila 20 yaş arasında çeşitli engelleri bulunan, 3’ü erkek 1’i kız 4 çocuğun oluşturduğu “Erik Ağacında Narız Biz Korosu”ndan otizm engelli bir korist, Beethoven’in “9. Senfoni”sini piyanoda çalacak. Ritim gösterisinde de bulunacak koristlerin şefi Yasemin Gül ise, söz ve müziği festivalin onur konuğu Saip Egüz’e ait olan “Sağlık Öğütleri” adlı parçayı öğrencileriyle seslendirecek. Ayrıca festivalde Türkçe, Kürtçe, Arapça ve Farsçadan eserler seslendiren Batman Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Korosu ile Şırnak Güzel Sanatlar Lisesi Korosu da, gençlik dallarında sanatseverlerle buluşacak.

4 GÜN MÜZİK ZİYAFETİ

Ruhi Su Dostlar Korosu ile dünya şampiyonu Boğaziçi Caz Korosu ve Gençlik Korosu’nun da sahne alacağı festivalin bu yılki jürisinde, Ahmet Öncül, Doç Dr. Ahter Destan, Gökçen Koray, Hasan Uçarsu, Kevork Tavityan, Mustafa Apaydın, Elnara Kerimova, Can Aksel Akın ve Gülsin Onay gibi ustalar yer alacak.

(DHA)

Metin Üstündağ’ın yeni mizah dergisi ‘PaSPaS’ raflardaki yerini aldı

Metin Üstündağ’ın, ‘Haftalık Kültür Fizik Dergisi’ mottosu ile hazırladığı ‘PaSPaS’ isimli mizah dergisi yayın hayatına başladı.

––––––––––––––––––––––––––––––– 29. 04 . 2018 –––––––––––––––––––––––––––––

stündağ’ın, ‘Haftalık Kültür Fizik Dergisi’ mottosu ile hazırladığı ‘PaSPaS’ yayın hayatına 26 Nisan’da başladı. PaSPaS Kültür Fizik Dergisi, alışılmış mizah dergisi kalıplarından farklı olarak edebiyat , kültür, sanat, siyaset, spor, kaliteli magazin ve mizahı harmanlıyor.

 

Geniş yelpazeli yazar çizer kadrosu ile 89.5 milyonu kucaklayacak yeni bir mizah anlayışı, sağlıklı çalışan bir medya ile 9 metre 15 cm’lik barajı kaldırma iddiasında.

26 Nisan’da ilk sayısı yayımlanan dergi, her cuma raflardaki yerini alacak.

‘Çorbada Tuzun Olsun Kariyer Onursal Ödülleri’ 39 dalda sahiplerini buldu

İstanbul Kültür Üniversitesi (İKÜ) Kariyer Kulübü tarafından Çorbada Tuzun Olsun Derneği yararına bu yıl 2’ncisi düzenlenen ‘İKÜ Kariyer Onursal Ödülleri’, dün akşam düzenlenen törende sahiplerini buldu

––––––––––––––––––––––––––––––– 27. 04 . 2018 –––––––––––––––––––––––––––––

stanbul Kültür Üniversitesi (İKÜ) Kariyer Kulübü tarafından Çorbada Tuzun Olsun Derneği yararına bu yıl 2’ncisi düzenlenen ‘İKÜ Kariyer Onursal Ödülleri’, dün akşam düzenlenen törende sahiplerini buldu.

 

İKÜ Ataköy Yerleşkesi’nde düzenlenen ödül töreninin açılış konuşmasını Çorbada Tuzun Olsun Derneği Başkanı Ahmet Türker yaptı.

İKÜ Kariyer Kulübü’nün kendilerine verdiği destekten duyduğu memnuniyeti dile getiren Ahmet Türker, “Yüzlerce gönüllüyle her akşam çorba ve yemek dağıtıyoruz. Bu sandığınız gibi sadece bir yemek götürmekten öte. Çünkü biz, evsiz insanlarla her gün diyalog kuruyoruz. İnsanlar onlara her gün yemek götürdüğümüzü değil, ev sıcaklığı yaşattığımızı görüyorlar. Gönüllülerimizin çoğu ise üniversite öğrencilerinden oluşuyor. Kariyer Kulübü de bu gönüllü topluluklarından biri ve bize çok destek veren bir kulüp. Bugün Birleşmiş Milletler, dünyadaki en gelişmiş ülkelerin kalkınmalarında en önemli rolü oynayacak şeyin gönüllülük olduğunu söylüyor. Aynı şekilde buradada sosyal girişimci arkadaşlarımızın olduğunu görüyoruz” dedi.

YILIN EN BEĞENİLEN SİNEMA FİLMİ AYLA

Türker’in konuşmasının ardından İKÜ öğrencilerinin oylarıyla belirlenen farklı kategorilerde 39 ödül sahiplerine takdim edildi. Ödüller kapsamında ‘Yılın En Beğenilen Eğitimcisi’ ödülü İKÜ Kurucu Onursal Başkanı Fahamettin Akıngüç’e, ‘Yılın En Beğenilen Erkek Sinema Oyuncusu’ ödülü Kıvanç Tatlıtuğ’a, ‘Yılın En Beğenilen Kadın Sinema Oyuncusu’ ödülü Yeliz Kuvancı’ya, ‘Yılın En Beğenilen Erkek Dizi Oyuncusu’ ödülü Engin Altan Düzyatan’a, ‘Yılın En Beğenilen Kadın Dizi Oyuncusu’ ödülü ise Söz dizisinde rol alan genç oyuncu Aybüke Pusat’a verildi.’Yılın En Beğenilen Kadın Tiyatro Sanatçısı’ ödülünü Şebnem Bozoklu alırken, ‘Yılın En Beğenilen Erkek Tiyatro Sanatçısı’ ödülünü Barış Atay, ‘Yılın En Beğenilen Çocuk Oyuncusu’ ödülünü Alihan Türkdemir, ‘Yılın En Tarz Sanatçısı’ ödülünü Büşra Develi, ‘Yılın En Beğenilen Youtube Kanalı’ ödülünü Babala TV, ‘Yılın En Beğenilen Sinema Filmi’ ödülünü Ayla, ‘Yılın En Beğenilen Dizisi’ ödülünü Söz, ‘Yılın En Beğenilen Spor Programı’ ödülünü ise Spor Manşet aldı.’Yılın En Beğenilen Müzik Grubu’na Gripin, ‘Yılın En Beğenilen Elektro Müzik Sanatçısı’na Deeperise, ‘Yılın En İyi Çıkış Yapan Erkek Şarkıcısı’na Emre Sertkaya, ‘Yılın En Beğenilen Rap Sanatçısı’na Yener Çevir, ‘Yılın En Beğenilen Dizi Şarkısı’na şarkıcı Eypio’nun ‘Gömün Beni Çukura’, ‘Yılın En Beğenilen Şarkısı’na ‘Burak King-Yanıyoruz’ ve ‘Yılın En Beğenilen Radyo Programı’na ‘Matrax’ layık görüldü.

YAŞAM BOYU ONUR ÖDÜLÜ FERHAN ŞENSOY’A

‘Yılın En Beğenilen İkilisi’ Ahmet Murat ve Murat Cemcir, ‘Yılın En Beğenilen Tiyatro Topluluğu’ Müjdat Gezen Tiyatrosu, ‘Yılın En Beğenilen TV Programı’ Tolgshow (Tolga Çevik) oldu.

‘Yaşam Boyu Onur Ödülü’ Ferhan Şensoy’a verilirken, ‘Çorbada Tuzun Olsun Özel Ödülleri’ Yapımcı Bulut Reyhan’a, 2013’ten bu yana Türkiye’nin kırsal bölgelerine giderek sosyal açıdan imkanları kısıtlı olan çocukları sinema başta olmak üzere sanatla buluşturan ‘Sinemasal’a ve sivil toplum kuruluşlarının farkındalık yaratan projelerini ele alan Aktivist’ adlı programa verildi.

‘PALA: İYİ OLMAK İÇİN SEVGİ VE DOSTLUK GEREKİR

Yılın En Beğenilen Kitabı’ İskender Pala’nın ‘Abum Rabum’ adlı kitabı oldu. Pala, “Kariyer Kulübümüzün bütün iyi üyelerine öncelikle iyilik yapmaları dolayısıyla teşekkür ediyorum. Sadece iyilik yapmak gerekmez, iyi de olmak gerekir. İyi olmak için sevgi ve dostluk gerekir. O nedenle evsizleri bu bakımdan da düşünmek gerekir. Beni oylarıyla destekleyen arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyorum” diye konuştu.Yılın En iyi Çıkış Yapan Kadın Oyuncusu Miray Daner ise ‘Vatanım Sensin’ dizisinin kendisine çok şey kattığını belirterek, “Bu güzel ödül de onlardan biri.

Oyuncu arkadaşlarıma ve ekip arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum” diye konuştu. Yılın En iyi Çıkış Yapan Erkek Oyuncusu Boran Kuzu ise gençlere hayallerini gerçekleştirmeleri dileğinde bulundu.Yılın En İyi Kadın Sanatçısı Deniz Seki, üniversiteden ödül almanın çok değerli olduğunu ifade ederek, “Bu bir sanatçı için çok değerli ve kıymetli, sizleri seviyorum İstanbul Kültür Üniversitesi. Beni beğenmeye devam edin” dedi.

“ATATÜRKÇÜ ÇİZGİDEN HİÇ ÖDÜN VERMEDİNİZ”

‘Yılın En Beğenilen Tiyatro Topluluğu’ Müjdat Gezen Tiyatrosu olurken ödülü Müjdat Gezen ve oyuncular aldı. Gezen, “Siz, İstanbul Kültür Üniversitesi öğrencileri olarak şanslısınız. Ben bu okula sık sık geliyorum; siz mutlu öğrencilersiniz. Çünkü bu okul Atatürkçü çizgisinden hiç ödün vermedi ve sonuna kadar da vermeyecek buna çok eminim” diye konuştu.’Yılın En İyi Çıkış Yapan Müzik Grubu’ ödülüne layık görülen ‘Evet Ne Söylüyorduk’ grubu ise ödül töreni sonrası bir konser verdi.

(DHA)

Bergama Uluslararası Tiyatro Festivali sanatseverlerle buluşacak

Bergama ve Berlin arasındaki ilişkiyi ön plana çıkaran, uluslararası katılımcılarla, Türkiye’de son yıllarda üretilmiş önemli işlerden oluşan seçkiyi bir araya getirecek Bergama Uluslararası Tiyatro Festivali, 10 – 13 Mayıs tarihleri arasında Bergama’da yapılacak.

––––––––––––––––––––––––––– 24. 04 . 2018 –––––––––––––––––––––––––––––

ergama ve Berlin arasındaki ilişkiyi ön plana çıkaran, uluslararası katılımcılarla, Türkiye’de son yıllarda üretilmiş önemli işlerden oluşan seçkiyi bir araya getirecek Bergama Uluslararası Tiyatro Festivali, 10 – 13 Mayıs tarihleri arasında Bergama’da yapılacak.

Berlin ve İstanbul merkezli sanat kolektifi Kabak & Lin ve Bergama Belediyesi tarafından gerçekleştirilecek Bergama Uluslararası Tiyatro Festivali, binlerce yıl önce olduğu gibi antik tiyatrosunda, sokaklarında ve meydanlarında her kesimden insanı tiyatro ile bir araya getirecek. Bergama’yı kültür sanat takipçileri için bir buluşma noktası ve alternatif bir tiyatro şehri yapmak hedefiyle yola çıkan festival, “Berlin-Bergama”, “Asklepion”, “Müdahale” ve “Birlikte Yapalım” adlı 4 ana bölümden oluşacak.

“BERGAMA’NIN TÜMÜNÜ KENDİNE SAHNE ETMİŞ BİR KENT FESTİVALİ GERÇEKLEŞECEK”

Festival projesinin yaratıcılarından Eren Arıkan, 4 gün boyunca Bergama’nın tümünü kendine sahne etmiş bir festivalin gerçekleşeceğini ifade ederek, şunları söyledi:

“Bergama’da bir tiyatro festivali fikrini doğuran ana sebep, Bergama – Berlin arasındaki tarihi ve kısmen sorunlu ilişki. Bu ilişki de bizim ilk ve ana bölümümüzü oluşturdu. Nasıl ki 60’larda Türkiye’den binlerce insan ‘misafir işçi’ olarak Almanya’ya gitti, bence Pergamon Museum’daki eserler de birer misafir işçi. Her sabah müze açılıyor ve o Anadolulu çocuklar evlerinden binlerce kilometre ötede ziyaretçilerini karşılıyor. Berlin’de özellikle tiyatro ve sinema alanında göç ve göç sonrası (migrant & post – migrant) diye adlandırılan kuşakların üretimleri de şu anda oldukça önemli ve tüm üretimi etkiliyor. Biz de ilk senesinde Bergama ve Berlin arasındaki ilişkiyi ön plana çıkarırken, bu üretimler ve hikâyelerden belli başlı örnekleri seçmeye çalıştık. Programda, artık ‘yeni dalga’ olarak da adlandırılan, benim de içinde olduğum son göç dalgasının parçası olanların üretimlerinden de örnekler var.”

“ESKİ METİNLERİN ÇAĞDAŞ UYARLAMALARINI ANTİK BİR SAHNEDE DENEYİMLEME İMKÂNI YARATMAYA ÇALIŞTIK”

Arıkan, festivalin “Asklepion”, “Müdahale” ve “Birlikte Yapalım” bölümlerini ise şöyle anlattı:

“Festivalin Asklepion bölümünde, mümkün olduğunca eski metinlerin çağdaş uyarlamalarını antik bir sahnede deneyimleme imkânı yaratmaya çalıştık. Aynı zamanda yine antik kalıntılarda bu alana özgü üretimlerle bu tür bir mekâna yeni anlamlar, yeni anılar da katmaya çalışıyoruz. Bir taraftan Copenhagen Comedy School çocuklar için antik sahneye özel bir performans çalışıyor ve özellikle Bergamalı çocukların bu alanda farklı anılarının olmasını umuyoruz. Diğer yandan Theodoros Terzopoulos yönetimindeki Attis Tiyatrosu, Ajax, The Madness oyunu ile Türkiye prömiyerini burada gerçekleştirirken, antik bir sahnede antik bir hikâyeyi izlemiş oluyoruz. Keza Bergama Belediyesi Şehir Tiyatrosu’nun Zincire Vurulmuş Antigone’si de yine antik bir sahne ile seyircilerini karşılıyor olacak. Festivalin ayaklarını koyduğu son iki bölümü ‘Müdahale’ ve ‘Birlikte Yapalım’ olarak adlandırdık. Müdahale bölümü, mümkün olduğunca kamusal alanda, gündelik mekânlarda gerçekleşecek performanslardan oluşuyor. Bu bölüm için ilham noktamız zamanında Hüseyin Katırcıoğlu tarafından gerçekleştirilen Asos Festivali. Bu sene için henüz bu deneyimin bir hayli uzağında olsak da önümüzdeki yıllarda bu birikimi Bergama’da yaşatmanın önemli olduğunu düşünüyorum. Son bölümümüz ise ‘Birlikte Yapalım’. Bu bölümde özellikle Bergama’nın el sanatları ve zanaatına dair üretimlerin atölye çalışmaları ile tiyatro ve sektöre dair atölye çalışmalarını harmanlamaya çalıştık. Toplamda 7 adet atölye çalışması gerçekleşecek. Bunların 4’ü sektöre dair, ‘Beliz Güçbilmez Yaratıcı Yazarlık’, ‘Mihran Tomasyan Çağdaş Dans’, ‘Theodoros Terzopoulos Oyunculuk’ ve ‘Simge Gücük Proje Yönetimi’. Bunların dışında parşömen, halı – kilim, sepet örme ve zeytin – sabun atölyeleri de Bergamalılar tarafından verilecek. Bergama’ya dair atölyeler olacak. Bir de her sabah tarihin ilk fizyoterapi merkezlerinden biri Asklepion’da yoga seansları olacak.”

BERGAMA VE BERLIN ARASINDAKI ILISKIYI ON PLANA CIKARAN, ULUSLARARASI KATILIMCILARLA, TURKIYE’DE SON YILLARDA URETILMIS ONEMLI ISLERDEN OLUSAN SECKIYI BIR ARAYA GETIRECEK BERGAMA ULUSLARARASI TIYATRO FESTIVALI, 10 – 13 MAYIS TARIHLERI ARASINDA BERGAMA’DA YAPILACAK (ISTANBUL DHA)

Festivalin programı şu şekilde:

10 Mayıs Perşembe

Copenhagen Comedy School “Catastrophe” & “Big Vic Experience” – 15:00 Asklepion Antik Sahne

Açılış Konseri “Anadolu’nun Kayıp Şarkıları” – 19:30 Cumhuriyet Meydanı

Bergama Şehir Tiyatrosu “Zincire Vurulmuş Antigone” – 21:30 Asklepion Antik Sahne

11 Mayıs Cuma

Neslihan Arol “Meddah Geldi Haaanım” – 12:30 Arasta

Tiyatro BeReZe “Çok Soğuk” – 14:00 BerKM

BAM “Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin” – 15:30 Arasta

BGST “Lorca’nın Açıklı Güldürüsü” – 15:30 Çamlı Park

Berksav Oyuncuları “Karmakarışık” – 17:00 BerKM

Felix Sodemann/Burak Safa Çalış “Seni Görünce Oynayasım Geliyor” – 19:00 Kızıl Avlu

gastkollektiv “Whispers” – 19:00 Asklepion

DasDas “Joseph K.” – 21:00 Asklepion Antik Sahne

12 Mayıs Cumartesi

Mekan Artı “Yaşamak Mı Zor Çince Mi” – 12:30 Arasta

Bühne für Menschenrechte “die NSU-Monologe” – 14:00 BerKM

BAM “Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin” – 15:30 Arasta

(2. gösterim)

BGST “Lorca’nın Acıklı Güldürüsü” – 15:30 Çamlı Park

(2. gösterim)

Çıplak Ayaklar Kumpanyası “Sar” – 17:30 Kızıl Avlu

gastkollektiv “Whispers” – 19:00 Asklepion

(2. gösterim)

Uluç Esen “Faust olan herşey buharlaşıyor” – 21:00 Çamlı Park

Tuğsal Moğul “Der kleine Spatz vom Bosporus” – 21:00 BerKM

13 Mayıs Pazar

Neslihan Arol “Meddah Geldi Haaanım” – 12:30 Arasta

(2. gösterim)

Copenhagen Comedy School “Catastrophe” 14:00 Çamlı Park

(2. gösterim)

Mekan Artı “Yaşamak Mı Zor Çince Mi?” 15:30 Arasta

(2. gösterim)

Çıplak Ayaklar Kumpanyası “Sen Balık Değilsin Ki” 17:30 Kızıl Avlu

Studio Я / Modjgan Hashemian “bodytext” 18:30 BerKM

Attis Theater “Ajax, the Madness” 20:30 Asklepion Antik Sahne

(DHA)

Yozgat’ta 2 bin yıllık Roma Hamamı gün yüzüne çıktı

Yozgat’ın Sarıkaya ilçesinde, 2 bin yıl öncesinden günümüze kadar mimari özelliğini kaybetmeden görselliğini koruyan Roma Hamamı (Basilica Therma) çevresinde, arkeolojik çalışmaların devam etmesi için kamulaştırılan binaların yıkımına başlandı.

––––––––––––––––––––––––––– 09. 04 . 2018 –––––––––––––––––––––––––––––

ozgat’ın Sarıkaya ilçesinde, 2 bin yıl öncesinden günümüze kadar mimari özelliğini kaybetmeden görselliğini koruyan Roma Hamamı (Basilica Therma) çevresinde, arkeolojik çalışmaların devam etmesi için kamulaştırılan binaların yıkımına başlandı.

Dünyada 2 bin yıldır sıcak suyu akan ve günümüze kadar mimari yapısını koruyan iki yapıdan bir tanesinin İngiltere’de diğerinin de Yozgat’ta bulunduğunu ifade eden Yozgat Valisi Kemal Yurtnaç, tarihi yapıyı korumak ve turizme kazandırmak amacıyla yapılan çalışmaları yerinde inceledi.

Roma Hamamı’nın turizme kazandırılması için başlatılan çalışmaların aralıksız devam ettiğini belirten Vali Yurtnaç, “2010 yılında Yozgat Valiliği, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ve Sarıkaya Belediyesi işbirliğinde Sarıkaya Roma Hamamı çevresinde başlatılan çalışmalar aralıksız olarak devam ediyor. Yapılan çalışmalar neticesinde tarihi yapının sütunları ve yarı olimpik havuzu gün yüzüne çıkarıldı. Bu tarihi yapının etrafını kazdıkça yer altından yeni bölümler çıkıyor. Daha önceki yıllarda buralara binalar, iş yerleri, apartmanlar yapılmış. Bu yapıları kamulaştırdık ve yıkımına başladık. Yıkımlar tamamlandıktan sonra kazı çalışmalarına devam edilecek. Biz inanıyoruz ki, bu tarihi yapı çok geniş bir alana yayılıyor” dedi.

‘Dünyada 2 yerde bulunuyor’

Tarihi Roma Hamamı’nın dünyada sadece iki yerde olduğunu hatırlatan Vali Yurtnaç, “Dünya üzerinde ayakta kalabilen ve 2 bin yıldır sıcak suyu akan iki yapıdan bir tanesi İngiltere’de diğeri ise Yozgat’ta. Türkiye’de eşi benzeri olmayan ve 2 bin yıldır ayakta kalabilen bu nadide eseri gün yüzüne çıkarıp hem Yozgat hem ülke ekonomisine hem de turizme kazandırmak için çalışmalarımız sürüyor. Havaalanı ve hızlı trenle birlikte Yozgat’a ulaşım daha rahat olacağı gibi ilimizin tarihi ve turistik yerlerini görmeye gelecek olan turistler için de büyük kolaylık sağlayacaktır” diye konuştu.

Vali Yurtnaç, Roma Hamamı’nın sadece Sarıkaya ve Yozgat’ın tanıtımı açısından değil, ülkemizin yurt dışına tanıtımı açısından da büyük bir öneme sahip olduğunu sözlerine ekledi.

Yozgat’ta yer alan Basilica Therma adlı Roma hamamının UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne alınması için çalışmalar başlatıldı.

Sarıkaya ilçesinde, halk arasında “Kral Kızı” olarak da bilinen, “Basilica Therma” adlı Roma Hamamı’nın, UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne alınması için çalışma başlatıldı. Yozgat’taki Roma hamamının önce UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne daha sonra da asıl listeye girmesi için çalışmalar yapılacak.

Roma hamamının, UNESCO’nun Dünya Mirası Geçici Listesi’ne alınması için sürecin başlatıldığı, 2017 Mart ayında UNESCO toplantısında ise bu listeye alınması için tüm girişimlerde bulunulacağı açıklandı.

Yozgat’taki Roma hamamı Basilica Therma

Roma İmparatorluğu döneminde bir termal merkez olan bu yapı, sefere giden Roma askerleri tarafından dinleme amaçlı olarak kullanıldı. Roma dönemi eserlerinin pek görülmeyen “dilini çıkarmış yılan” figürü, Sarıkaya’daki Roma hamamında yer almakta. Bu figürün aynı zamanda tıp ve sağlığın sembolü olduğu düşünülmekte. Kazılar sonucu elde edilen verilere göre, binanın bazı bölümlerinde sıcak su kullanılarak mekanların zeminden ısıtılması sağlanmış. Bir kısmı hala toprak altında olan yapıda kurtarma kazıları sürüyor.

(DHA)

‘Masumiyet Öyküleri’ sergisi açılıyor

Unesco ve Unep dahil kırkın üzerinde ulusal ve uluslararası ödülün sahibi Timurtaş Onan’ın ‘Masumiyet Öyküleri’ sergisi Galeri Ark’ta 12 Nisan – 8 Mayıs tarihleri arasında sanatseverlerle buluşuyor.

––––––––––––––––––––––––––– 06. 04 . 2018 –––––––––––––––––––––––––––––

stanbul doğumlu sanatçı Timurtaş Onan, fotoğraf çalışmalarına 1980 yılında başladı. 25 yıldır profesyonel olarak çalışıyor. Bugüne kadar yurtiçi ve yurtdışında birçok etkinliğe katıldı, sergiler açtı. Ulusal ve uluslararası yarışmalarda jüri üyesi olarak yer aldı. Sanatçının eserleri Türkiye ve yurt dışında kurum ve özel koleksiyonlarda yer almaktadır. Sanatçı Unesco ve Unep dahil kırkın üzerinde ulusal ve uluslararası ödülün sahibi. Bu günlerde fotoğraf atölyeleri gerçekleştirmekte, çeşitli sergilerin kürasyonunu yapmakta ve yeni fotoğraf projeleri üzerinde çalışmaktadır.

FOTOĞRAF SANATÇISI ERHAN ŞERMET SERGİ İÇİN BİR ÖNSÖZ YAZDI

‘Masumiyet Öyküleri’ sergisi için önsöz yazan fotoğraf sanatçısı Erhan Şermet, şunları söyledi:

“İçinde yaşadığımız ve bizi tüm diğer canlılardan ayırdığını, üstün kıldığını söyleye geldiğimiz kültürün çıkış noktası kaçınılmaz olarak doğanın ta kendisidir. Ama biz, şehir insanları artık doğanın içinde yaşadığımızı iddia edemeyiz. Doğa bizim için çerçevelenerek ayrılmış yabancı bir alan, bir park peyzajı ya da televizyon ekranındaki ilginç bir görüntüdür.

Oysa yaşamımızın taze itici gücü doğayla olan karşılıklı ilişkimizdeki sihir ve şaşkınlıktır. Timurtaş Onan Batı Toroslar’da dağ köyleri ve yaylalarda çektiği fotoğrafları ile bizi tam da böylesi bir deneyimin şiirsel tanıklığına davet ediyor. Elbette insanın olduğu her yerde olduğu gibi burada da bizi insan kılıp ayakta tutan doğaya o kümülatif cevabımız, kültür var. Ama buradaki yaşamda doğa kendisi olarak var ve insanla karşılıklı konuşuyor, sürpriz ve kendiliğindenlik var, hala masumiyetten söz edilebilir.

'Masumiyet Öyküleri' sergisi açılıyor

Fotoğrafları incelerken kimi zaman insan yapısı olanla doğal arasındaki sınırın belirsizleştiğini hissediyoruz. Çobanların yaptığı barınaklar doğrudan çevredeki doğal taşların yeniden dizilişi; manzara içinde her şey birbirini tamamlıyor, ödünç alma ve yana yana var olma hali var. Bir genç kızın taze enerjisi yanında poz verdiği çiçek açmış badem ağacıyla bir, insanlar sırtlanıp taşıdıkları yeşil dallara yabancı değiller, biliriz ki toprak burada kimsenin ellerini kirletmez, günler saatlerle ölçülmez.

Onan’ın fotoğrafları bize alışageldiğimizden başka türlüsünün mümkün olduğunu hatırlatıyor; hala sihir ve şaşkınlık, fayda hesabının ötesinde insanla doğa arasındaki o kendiliğinden ilişki var, öyleyse hala umut da var.”

Ressam Yasemen Latife Ayvaz’ın “Rengin Gör Dediği…” adlı resim sergisi sanatseverlerle buluşuyor

Ressam Yasemen Latife Ayvaz’ın “Rengin Gör Dediği…” adlı resim sergisi 14 – 28 Nisan tarihleri arasında sanatseverlerle buluşacak.
––––––––––––––––––––––––––– 05. 04 . 2018 –––––––––––––––––––––––––––––

Ressam Yasemen Latife Ayvaz’ın “Rengin Gör Dediği…” adlı resim sergisi 14 – 28 Nisan tarihleri arasında sanatseverlerle buluşacak. 

Sanatsal üretimlerini İstanbul’a olan hayranlığı ile pekiştirerek lirik soyutlamalar olarak ortaya çıkaran Yasemen Latife Ayvaz, 14 – 28 Nisan tarihleri arasında Galeri FE’de renk ve kent kavramlarını sorguladığı eserlerini sergileyecek.

Eserlerini, içten gelen anlık tepkilerle özgür, rahat ve sınırsız olarak yaptığını ifade eden Ayvaz, “Onun için deneyselliği ön planda tutuyorum.

Böylelikle spontane gelişen dokular ve şekiller meydana geliyor. Eserlerimden tek bir anlam değil birçok anlam çıkmaktadır. Eserlerimde kullandığım katmanlarla derinlik hissi vererek duygu ve sezgileri anlatıyorum’’ diye konuştu.

Verdi’nin son başyapıtı “Falstaff” operası İstanbul’da sahnelenecek

İstanbul Devlet Opera ve Balesi, Giuseppe Verdi’nin son başyapıtı “Falstaff” operasını sahneye taşıyacak.

––––––––––––––––––––––––––– 05. 04 . 2018 –––––––––––––––––––––––––––––

stanbul Devlet Opera ve Balesi, Giuseppe Verdi’nin son başyapıtı “Falstaff” operasını sahneye taşıyacak. William Shakespeare’in “Windsor’un Şen Kadınları” ve “IV. Henry” oyunlarından uyarlanarak hazırlanan ve Giuseppe Verdi’nin son başyapıtı olma özelliğini taşıyan “Falstaff” operası, 7 Nisan Cumartesi günü Kadıköy Süreyya Opera Sahnesi’nde prömiyerini yapacak.

Dünyada ilk kez 1893 yılında Milano’da sahnelenen “Falstaff” eserinin librettosu ise Arrigo Boito imzası taşıyor.

Sahnelenme ve müzikal çalışmaları bakımından dünyanın en zor operalarından biri olarak bilinen eser, 14. yüzyıl İngiltere’sinde geçen eserde Shakespeare’in yarattığı en eğlenceli karakterlerden biri olan şişman çapkın Falstaff’ın , evli ve iki iyi dost olan Alice Ford ve Meg Page’i aynı anda baştan çıkarmaya çalışmasını konu alıyor.

İtalyanca olarak seslendirilecek eserin rejisörlüğünü Renato Bonajuto üstlenirken, orkestra şefliğinde Roberto Gianola ve Can Okan dönüşümlü olarak görev alacaklar. Eserin koro şefi ise Paolo Villa olacak.

Kadıköy Süreyya Opera Sahnesi’nde 7 Nisan Cumartesi günü prömiyerini yapacak Falstaff operası, 10, 11, 13, 14, 21, 24 ve 25 Nisan tarihlerinde de sahnelenecek.