Category Archives: Kültür-Sanat

Kadıköy sokaklarında çağdaş sanat izleri

Bu yıl üçüncüsü düzenlenen İstanbul Comics and Art Festival (İCAF), yarın başlıyor. Etkinlik kapsamında çeşitli sanatçılar Kadıköy sokaklarında eserlerini sergileyecek.

––––––––––––––––––––––––––––––– 06. 9. 2018 –––––––––––––––––––––––––––––––

arın başlayacak ve iki gün sürecek etkinlik, St. Joseph Tesisleri Club Quartier ve Moda All Saints Kilisesi’nde düzenlenecek. İCAF‘ın Urban Hacking projesi kapsamında 15 Eylül’e kadar çağdaş sanat üretimleriyle tanınan sanatçı ve tasarımcılar, kamusal alanlara üç boyutlu müdahalelerde bulunacak. Sanatçı ve tasarımcılar Ayça Ceylan, Duygu Kanadıkırık, Elif Atmaca, Cem Demirci&Gizem Akgönül, Inez Piso, Merve Şendil, Onaranlar Kulübü, Rafet Arslan, Ragıp Basmazölmez ve Sebahat Karcı, Kadıköy‘ün semtlerinde seçtikleri kamusal alanlara üç boyutlu estetik müdahalelerde bulundu.

icaf4

icaf2

icaf

icaf5

Efes Antik kenti kedilere yuva oldu

Geçmişi milattan önce 3. yüzyıla dayanan Efes Antik Kenti, çok sayıda turisti ağırlamasının yanı sıra yuva olduğu kedileriyle de ilgi çekiyor.

––––––––––––––––––––––––––––––– 12. 8. 2018 –––––––––––––––––––––––––––––––

eçmişi milattan önce 3. yüzyıla dayanan Efes Antik Kenti, çok sayıda turisti ağırlamasının yanı sıra yuva olduğu kedileriyle de ilgi çekiyor. İzmir’in Selçuk ilçesindeki Efes, antik dönemin şehir yapısının en iyi korunduğu yerler arasında bulunuyor. Ziyaretçilerine o dönemin kent dokusunu tam olarak gösterebilen kent, uzun zamandır sahipsiz kedilere ev sahipliği yapıyor.

Efes’in kedileri, antik kenti gezmek için yurt içi ve dışından gelen turistlerin dikkatini henüz giriş kapısında çekmeye başlıyor. Antik kente girenler gezi güzergahları boyunca kedilerle karşılaşabiliyor. Sahipsiz kediler, zaman zaman turistlere eşlik ediyor.

Yaklaşık 3 bin yıllık eserler arasında özgürce gezen kediler, yazın tarihi kalıntıların gölgesinde dinleniyor, kışın ise kendilerine yaptıkları yuvalarda soğuktan korunuyor.

Turistlerin yakından ilgilendiği kedilerin yiyecek ve su ihtiyacı ise antik kentteki görevliler ve hayvanseverler tarafından karşılanıyor. Bazı görevliler hayvanlara gönüllü yemek bırakıyor.

Bazı derneklerin gönüllüleri de belli periyotlarda bölgeye mama getiriyor. Turistler fark ettikleri zaman kedilere yiyecek veriyor. Antik kenti gezerken tarihi eserler arasında sık sık kedi maması görmek mümkün.

Efes’in kedileri turistlerin objektiflerinde de yerini alıyor. Geziyi ölümsüzleştirmek isteyen ziyaretçiler, kedilerle bol bol fotoğraf çektiriyor.

“Kazılar tarihi boyunca kediler var”

Efes Müzesi Müdürü Cengiz Topal, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kazı çalışmaları 1863’te başlayan ve turizm açısından son derece önemli olan Efes’i yılda 2 milyon kişinin ziyaret ettiğini söyledi.

Son dönemde kedilerin Efes’in bir gerçeği haline geldiğini anlatan Topal, “Kedilerin ne zamandır burada olduklarını tam olarak bilmiyoruz. Aslında kediler hep var. Belki de bu sevimli hayvanlar kazı tarihi boyunca buradaydı.” ifadelerini kullandı.

Topal, Efes’te sayıları günden güne artan kedilere iyi bakıldığını vurguladı.

“Belediye ekipleri kedileri sağlık açısından kontrol ediyor”

Turistlerin kedilere ilgi gösterdiğini aktaran Topal, şöyle konuştu:

“Kedilerin antik kentin içerisinde yaşaması turistleri cezbediyor hatta beslemeye kalkan, elindeki bisküviden parça koyan, çukura su bırakan ziyaretçilerimiz oluyor. Bugüne kadar olumsuz bir eleştiri almadık. Kediler için özel bir alan yok ama yoğunlaştıkları yerler var. Özellikle yukarı ve aşağı kapılarda yoğun olarak gözleniyor. Belediye ekipleri de zaman zaman buraya geliyor ve kedileri sağlık açısından kontrol ediyor.”

Her turda mama getiriyor

Tur rehberi Cihangir Kolukısa da haftada iki kez Efes’e turist grubu getirdiğini dile getirerek, “Her geldiğimde kediler için 5-6 kilo mama alıyorum.” diye konuştu.

Turistlerin kedileri çok sevdiğini, bu hayvanlar sayesinde daha güzel zaman geçirdiğini kaydeden Kolukısa, “Görevliler de kedileri besliyor. Aslında sıkıntı kış aylarında. Personel elinden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyor ama o aylarda hayvana bakmak kolay değil. Burada tahminim 100’e yakın kedi var.” ifadelerini kullandı.

Efes’i gezmek için Lübnan’dan gelen Manuella Dagher ise balayı için geldiği Türkiye’de Efes’i ziyaret ettiklerini söyledi.

Efes’ten çok etkilendiğini dile getiren Dagher, “Efes’i gezerken kedileri gördüm. Kedileri çok seviyorum. Bu şirin hayvanların burada olması sorun değil. Onların burada beslenmesinden memnun oldum. Daha önce gezdiğim antik kentlerde bu kadar kedi görmemiştim.” diye konuştu. 

TV dizilerinin perde arkası: Sansür ve otosansür

Türkiye’de milyonları ekrana bağlayan dizilerin yapım sürecinde sansür ve otosansür uygulamaları giderek daha belirginleşiyor. Buzlanan görüntülerin dizilerdeki oranının artmasında RTÜK cezaları kadar otosansürün de payı var.

––––––––––––––––––––––––––––––– 05. 8. 2018 –––––––––––––––––––––––––––––––

illiyet yazarı Sina Koloğlu’nun “Erkenci Kuş” adlı dizide şarap kelimesinin sansürlendiğini yazması üzerine Türkiye’deki dizilerde uygulanan sansür bir kez daha gündeme geldi. Buzlanan görüntülerin dizilerdeki oranının artmasında RTÜK cezaları kadar otosansürün de payı var. Senaristler ve sektör çalışanları dizilerin mutfağında olup bitenleri DW Türkçe’ye anlattı.

Yapım şirketlerine içerik danışmanlığı yapan B., dizi senaristlerinin otosansürü içselleştirdiğini düşünüyor. “Televizyon sahiplerinin ‘Sansürü yok sayıyorum’ deme şansı yok, senaristler de bu bilinçle yazıyor. Mesela, tutkulu sevişme sahnesi yazamıyorsun çünkü ‘yasak’ olduğunu biliyorsun” diyor. Danışman B., Show TV’nin popüler dizisi “Çukur”da yer alan öpüşme sahneleri için gençlerin “ahlakını bozduğu” gerekçesiyle Şubat ayında kanala 260 bin lira para cezası kesildiğini örnek gösteriyor. Kendisi de uzun süre dizi senaristliği yapan B., sansürün benzer cezalar nedeniyle doğal bir reflekse dönüştüğünü anlatıyor:

“Kadın karakter kısa etek mi giydi? Öpüştüler mi? Göğüs dekoltesi mi var? Senaristler ve dizi sektöründe çalışanlar hep gardını alarak çalışıyor.”

“Neyin sansürleneceğini kestirebilmek mümkün değil”

Şarap kelimesinin sansürlenmesinin “yüksek hassasiyet” sonucu olduğunu düşünen B., “Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) ceza keser, başımıza dert olur” düşüncesiyle senaristin ya da yönetmenin kanaldan uyarı gelmesini beklemeden otosansür uyguladığını ifade ediyor. Ancak RTÜK’ün hangi sahneye ceza kesebileceği konusunda bir standart olmadığını da ekliyor:

“Biz, mesela, Kanal D için yaptığımız ‘Poyraz Karayel’ dizisinde meyhane sohbetleri yazıyorduk. Rakı sofrası kurulurdu. Sansüre uğramadık. Bazı şeyleri öngörerek kendini kısıtlıyorsun ama neyin sansürleneceğini kestirebilmek mümkün değil. Adnan Şenses’in televizyonda rakı içip şarkı söylediği günlerden buraya geldik.”

“Durum artık sansür değil, otosansür var”
Senaryo ve Diyalog Yazarı Sinema Eseri Sahipleri Meslek Birliği (SenaristBir) Yönetim Kurulu Başkanı İlker Barış da RTÜK cezalarına işaret ediyor. Barış, kanal yöneticilerinin RTÜK tarafından kesilen cezalardan yıldığını belirterek “‘genel ahlak kurallarına’ aykırı bir durum olabilecekse yazar da konuya girmekten kaçınıyor. Durum artık sansür değil, otosansüre dönmüş durumda” diyor.

Son yıllarda otosansür uygulamalarında artış olduğunu düşünen İlker Barış, danışmanlık yapan B.’nin de dediği gibi, sansür konusunu kanala ya da konuya göre kategorize etmenin mümkün olmadığını söylüyor. Öte yandan, RTÜK’ün ceza verebileceği konularda sektörde bir konsensus oluştuğunu dile getiren SenaristBir Başkanı, “Sansür konusunda standart ya da yazılı bir durum yok aslında. Bir kanalda rakı gösterilirken diğerinde sansürlenebiliyor” diye konuşuyor.

RTÜK’e en çok şikâyet edilen ikinci yayın diziler

RTÜK, gelen şikâyetler üzerine ceza kesebildiği gibi kendi inisiyatifiyle de sansür uygulayabiliyor. RTÜK tarafından hazırlanan ve geçen ay yayınlanan “Vatandaş Bildirimleri Yıllık Raporu”na göre, 2017 yılında RTÜK’ün çağrı merkezine gelen 142 bin 969 bildirimin 28 bin 441’i diziler hakkında oldu. Bu rakam ile en çok şikayet edilen yayınlar arasında yüzde 19 oranıyla dizi filmler ikinci sırada yer aldı. En çok şikâyeti alan Show TV’de yayınlanan “Kalp Atışı” adlı dizi için raporda, “Toplumun en önemli meslek gruplarından polislik ve doktorluğu karşı karşıya getirdiği ve Türk toplumunun hassas bir dönemine denk geldiği için sisteme çok sayıda bildirim ulaşmıştır” deniliyor.

“Bir büyük göz herkesin tepesinde geziyor gibi”

İsmini vermek istemeyen bir dizi senaristi, RTÜK raporunda yer verildiği üzere, toplumsal figürlerin antikahraman olamadığını dile getirerek, “Siyasal iktidarın ideolojisinin taşıyıcısı gördüğü imam, polis ya da hâkim kötü rolde olmuyorlar. Bir büyük göz herkesin tepesinde geziyor gibi, insanlar rahat hikâye anlatamıyor” diyor.

Senarist, Ramazan ayında çekilen sahnelere de değiniyor: “Ramazan’da, mesela, karakterlere gündüz sahnelerinde yemek yedirmiyoruz. Mümkünse arada sahur ya da iftar sahneleri oluyor. Olumlu kahramanların oruç tutmasına gayret edilir” diyor ve bu durumun da kanaldan gelen tavsiye üzerine oluştuğunu anlatıyor. Öte yandan, reyting başarısının belli bir özgürlük alanı yarattığına da dikkati çekerek, reytingi yüksek dizilerde senaristlerin daha az otosansür uygulayabildiğini söylüyor.

Senarist, alkol ya da cinsellik konularına geliştirilen duyarlılığın istismar ve şiddet konularında gösterilmediğini belirterek, “Temel insani erdemler konusunda alabildiğine geniş davranılabiliyor. Bunlara kimsenin itirazı yok” diyor. Senariste göre, dizilerdeki sansür endişesinde televizyon kanallarının iktidara yakınlığı belirleyici rol oynuyor: “Eğer kanal iktidara yakınsa liberal bile olsa uygulamalar muhafazakar olabiliyor. Cumhurbaşkanı ve ailesi izleyecekmiş gibi onların canını sıkmayacak şekilde yazılıyor. ‘Buna ne derler’ sorusundaki gizli öznenin kim olduğunu herkes biliyor.”

“Aldatan kadın karakter ‘kötü’ olmak durumunda”

On beş yıldır dizi senaristliği yapan bir kadın senarist de süreç içinde sansürün içselleştirildiğini dile getirenlerden… “Kendi içimizde otosansür uyguluyoruz. ‘Bunu yazsak kanaldan geçer mi’ diye düşünüyoruz. Kederli bir sahnede rakı yerine karakter su içiyor mesela, bardaktaki su tebeşir renginde bile olmuyor” diyor. Benzer şekilde neye sansür uygulanabileceğini tahmin edemediklerini vurguluyor. Sigara sahnelerinin yasak olduğunu, alkol konusunda benzer bir yasak olmamasına rağmen zaman içinde fiili bir yasak olma durumu oluştuğunu ifade ederek, “Tutucu, muhafazakar bir tutum içindeyiz. Dizi bölümleri kanala gitmeden ya da yapımcı veya yönetmen bir şey demeden otosansür uygulamaya alıştırdık kendimizi” diyor.

“İki bekar yetişkinin sevişeceği bir sahne vardı, onun yerine o sahnede sohbet ettiler”
Senaryoda yer verdikleri ama yönetmenden onay çıkmayınca çekilmeyen bir sevişme sahnesi hakkında, “İki bekar yetişkinin sevişeceği bir sahne vardı. Onun yerine o sahnede sohbet ettiler” diye anlatıyor. Kadın bedenine uygulanan sansüre de değinerek, “Ama mesela yazın çekilen romantik komedi dizilerinde erkek bedeni sere serpe karşımızda” diyor ve dizide bir kadın karakterin kocasını aldatması durumunda “kötü” karakter olması gerektiğini belirterek, şöyle devam ediyor:

“Aldatma konulu bir sahne yazılıyorsa kadın aldatmıyordur ya da aldatsa da ‘kötü’ kadındır. Erkekler için bu söz konusu değil.”

“Şiddet olur, vahşet olur, seks olamaz”

Bir başka ismini vermek istemeyen senarist de cinsel içerikli sahnelerle ilgili olarak, “Şiddet olur, vahşet olur. Ama özellikle iki yetişkin evli değillerse isteyerek seks yapamaz mesela. Yasak değil ama az çok neyi yazıp neyi yazmayacağınızı bilirsiniz” diyor.

Dizilerde alkollü sahneler konusunda ise bir yasak olmadığını fakat muallakta bir durum olduğunu belirterek, şunları söylüyor:

“Şarap sansürlenebilir veya sansürlenmez. En sıkıntılısı zaten muğlak olan şeyler.”

Dizi senaristlerinin otosansür uygulamak durumunda kaldığını söyleyen kişi, yasaklar konusunda fiili bir durum olduğunu dile getirerek, “Sansürün nereden geleceği de belli olmuyor. Sette olabilir, montaja takılabilir. Kanal karar verebilir. Yayınlanana kadar birçok süzgeçten geçiyor” diye konuşuyor.

Burcu Karakaş / İstanbul
Deutsche Welle Türkçe

Ordu’da Ana Tanrıça Kibele’nin ardından Dionysos’un da heykeli bulundu

Türkiye’de tahtında oturan ilk ‘Ana Tanrıça Kibele’ heykelinin bulunduğu, Ordu’nun 2 bin 300 yıllık Kurul Kalesi yerleşkesinde yapılan arkeolojik kazılarda bu defa da Dionysos, Pan heyveli ve hayvan biçimli dini kap olan Riton bulundu.

––––––––––––––––––––––––––––––– 31. 7. 2018 –––––––––––––––––––––––––––––––

rdu Büyükşehir Belediyesi tarafından Doğu Karadeniz Bölgesi’nin ilk bilimsel arkeolojik kazısı kapsamında, Altınordu’ya bağlı Bayadı Mahallesi’nde bulunan Kurul Kalesi’nde 8 yıldır süren kazılar bu yıl da devam ediyor.

 

Gazi Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Süleyman Yücel Şenyurt başkanlığında, aynı üniversiteden 15’i arkeolog, 40 kişilik ekip, 16 Temmuz’da kazı çalışmalarına başladı.

Daha önceki kazılarda bulunan 2 bin 100 yıllık olduğu tahmin edilen, 110 santim yüksekliğinde, mermerden yapılmış tahtında oturan ‘Ana Tanrıça Kibele’ heykelinin ardından, bu yılki kazılarda da yeni heykeller bulundu. 6’ncı Mithridates’ın kalesi olduğu tahmin edilen bölgede yapılan yeni kazıda Dionysos, Pan heykeli ve hayvan biçimli dini kap olan Riton bulundu.

Restorasyon çalışmalarının ardından kalenin, 2019 yılında ziyarete açılacağı belirtildi.

(DHA)

Kadıköy Tiyatro Festivali başlıyor

Kadıköy Belediyesi Tiyatro Festivali, 2 Ağustos’ta başlıyor. İki hafta sürecek festivalde 14 oyun ücretsiz sahnelenecek ve yoğun ilgi nedeniyle davetiyeli olarak izlenecek.

––––––––––––––––––––––––––––––– 29. 7. 2018 –––––––––––––––––––––––––––––––

adıköy Belediyesi Tiyatro Festivali, 2 Ağustos’ta başlıyor. İki hafta sürecek festivalde 14 oyun ücretsiz sahnelenecek ve yoğun ilgi nedeniyle davetiyeli olarak izlenecek. Oyun davetiyeleri, her bir oyunun etkinlik günü 13:00 – 18:00 saatleri arasında, Kadıköy Belediyesi’nin Caddebostan Kültür Merkezi, Kozyatağı Kültür Merkezi, Süreyya Operası ve Halis Kurtça Çocuk Kültür Merkezi gişelerinden alınabilecek.

Festival 2 Ağustos Perşembe akşamı başlayıp 15 Ağustos’ta sona erecek

Bu yıl 16’ncısı düzenlenen festival Selamiçeşme Özgürlük Parkı Amfi Tiyatro’da 2 Ağustos Perşembe akşamı başlayıp 15 Ağustos’ta sona erecek. Festivalde 14 gün boyunca yoğun ilgi gören oyunlar saat 21:00’de seyirciyle buluşacak. Tiyatro Festivali’nin açılışı, Genco Erkal’ın 50’inci Sanat Yılı kapsamında yönetip oynadığı “Bir Delinin Hatıra Defteri” oyunu ile yapılacak. 15 Ağustos’ta Taşra Kabare’nin “Düşperest” oyunuyla sona erecek festivalde klasiklerden yeni oyunlara büyük beğeni alan 14 oyun tiyatro seyircisi ile buluşacak.

Festival Programı şöyle:

  • 02 Ağustos 2018 Perşembe “Bir Delinin Hatıra Defteri” Dostlar Tiyatrosu (10+)
  • 03 Ağustos 2018 Cuma “İstila”B Planı (13+)
  • 04 Ağustos 2018 Cumartesi “Masal Irmaklarında” İstanbul İmpro (10+)
  • 05 Ağustos 2018 Pazar “İtaatsizler” Kaptan Yapım (7+)
  • 06Ağustos 2018 Pazartesi “Enver Aysever” Sgm Yapım (8+)
  • 07 Ağustos 2018 Salı “Hüzzam” Prinkipo Sanat (7+)
  • 08 Ağustos 2018 Çarşamba “Aşk Dersleri” Kollektif Sahne (14+)
  • 09 Ağustos 2018 Perşembe “Mutluyduk Belki Bugüne Kadar” Two Two Yapım (18+)
  • 10 Ağustos 2018 Cuma “Bunu Ben de Yaparım” Dot Sahne (14+)
  • 11 Ağustos 2018 Cumartesi “Hamlet” Moda Sahnesi (12+)
  • 12 Ağustos 2018 Pazar “Hayvan Çiftliği” Kumbaracı 50 (13+)
  • 13 Ağustos 2018 Pazartesi “Ev’vel Zaman”Yapım: Gülce Uğurlu. 2016 Tiyatro Festivali Ortak Yapımı (11+)
  • 14 Ağustos 2018 Salı “Sevgili Arsız Ölüm – Dirmit” Tiyatro Hemhal (12+)

Kadıköy Halk Eğitim Flüt Topluluğu, Bulgaristan’daki Uluslararası Yarışmada İkinci Oldu

Müzik eğitimi almamış kişilerin bir araya gelerek oluşturduğu Kadıköy Halk Eğitim Flüt Topluluğu, Bulgaristan’da düzenlenen uluslararası Internetional Youth Festival of Arts “The Muses” yarışmasında ikincilik ödülü aldı.

––––––––––––––––––––––––––––––– 23. 7. 2018 –––––––––––––––––––––––––––––––

adıköy Halk Eğitim Flüt Topluluğu, Bulgaristan da düzenlenen ‘Uluslararası Gençlik Festivali’ Internetional Youth Festival of Arts The Muses, yarışmasında ikincilik ödülü alarak ülkemizi temsil etti… 2 yıl önce kurulan ve müzik eğitimi almamış kişilerin bir araya gelerek oluşturduğu Kadıköy Halk Eğitim Flüt Topluluğu Bulgaristan’da düzenlenen uluslararası Internetional Youth Festival of Arts “The Muses” yarışmasında ikincilik ödülü aldı.

MÜZİK EĞİTİMİ ALMAYAN EKİP YARIŞMAYA KATILDI

Kadıköy Halk Eğitim Flüt Topluluğu 2016 yılında Gökhan Yaşar tarafından kuruldu. Müzik eğitimi almamış kişilerin bir araya gelerek oluşturduğu orkestra 2018 yılında 10-15 temmuz tarihleri arasında yarışmaya katıldı. Kadıköy Halk Eğitim Flüt Topluluğu, Bulgaristan’daki Uluslararası Yarışmada İkincilik Ödülü Aldı

İKİNCİLİK ÖDÜLÜYLE TÜRKİYE’YE DÖNDÜLER

Kadıköy Halk Eğitim Flüt Topluluğu, zoru başararak Bulgaristan’da düzenlenen uluslararası Internetional Youth Festival of Arts “The Muses” yarışmasında ikincilik ödülü alarak ülkemizi temsil etti.

Antik kent üzerine AVM için ‘imar barışı’ başvurusuna tepki

Bursa’nın Mudanya ilçesinde 2700 yıllık tarihi kalıntılara sahip ‘Myrleia Antik Kenti’ üzerine inşa edilen ve yargı süreci devam eden alışveriş merkezi (AVM) için ‘imar barışı’ başvurusu yapılarak yapı kayıt belgesi alınması, basın açıklaması ile protesto edildi.

––––––––––––––––––––––––––––––– 23. 7. 2018 –––––––––––––––––––––––––––––––

ursa Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Bölge Kurulu’nun 3’üncü derece arkeolojik sit alanı ilan ederek imara açtığı Mudanya liman mevkiinde 2012 yılında AVM inşaatına başlandı. AVM’nin temel kazıları sırasında M.Ö. 7’nci yüzyıla ait antik kentin duvarlarına ve taş heykellere rastlandı. Kurul, inşaatın devam etmesine izin verirken, antik kente ait tarihi kalıntıların da cam çerçeve içinde koruma altına alınarak AVM’nin alt katında sergilenmesini kararlaştırdı. Sivil toplum örgütlerinin oluşturduğu Myrleia Antik Kent Platformu, Bursa 1’inci İdare Mahkemesi’nde, kurul kararının iptali istemiyle dava açtı. Danıştay’ın 2 kez bozarak yerel mahkemeye geri gönderdiği dosyada yargı süreci devam ediyor.

İMAR BARIŞI’NA KARŞI KAMULAŞTIRMA KARARI

Yargı sürecinde el değiştiren AVM’nin yeni sahibi şirket, otoparkla birlikte 9 bin 312 metrerakelik alana inşa edilen tesisi işletmeye açabilmek için ‘imar barışı’ başvurusu yaparak yapı kayıt belgesi aldı. Mudanya Belediyesi ise şirketin AVM’yi işletmeye açma girişimine, söz konusu alanla ilgili acele kamulaştırma kararı alarak cevap verdi.

EYLEM YAPTILAR

İlçedeki sivil toplum kuruluşlarının temscileri, şirketin AVM’yi işletmeye açma girişimini protesto etti. AVM önünde toplanan kalabalık, ellerindeki dövizler ve sloganlarla tepkilerini gösterdi. Doğayı, Çevreyi Koruma Derneği Başkanı Caner Gökbayrak, şirket sahibine tepki göstererek, “Bursalıların teveccühüyle büyüyen söz konusu şirket, AVM’yi açma ısrarıyla kendini var eden topraklara ihanet etmektedir. Kazandığımız ilk davada olduğu gibi adalet yerini bulacak, tarih katledilerek yapılan AVM’nin haksızlığı hukuk tarafından da onaylanacaktır. Myrleia Antik Kenti’nin yok edilmesine bundan sonra da izin vermeyeceğiz” diye konuştu.

BELEDİYE BAŞKANI: BURAYA SAHİP ÇIKACAĞIZ

Mudanya Belediye Başkanı Hayri Türkyılmaz ise, Myrleia’nın M.Ö. 7’nci yüzyılda Mudanya’nın ilk kurulduğu şehir olduğunu belirterek, “Buraya sahip çıkarak, burayı geleceğe taşımak, insanlığa kazandırmak için mücadele verdik. Bundan sonra bu mücadelemiz devam edecek. Mudanya doğal sit alanlarıyla, arkeolojik sit alanlarıyla dünyanın en şanslı kentlerinden. Bizler de bu kentin bütün değerlerini ortaya çıkararak insanlığa kazandırabilmek için mücadeledimizi veriyoruz” dedi.

Mudanya’nın sanayi değil, turizm kenti olması gerektiğini ifade eden Başkan Türkyılmaz, “Mudanya doğasını koruyarak üreticisini de kalkındırmalı. Böylesine bir değerin yok olmasına asla izin veremezdik. Söz konusu yer sahibi ile konuştuk. Kendisine ‘takas yapalım’ dedik. ‘Size başka bir yer verelim, siz AVM’nizi ya da otelinizi oraya yapın; ama Mudanya’yı başka bir yere taşıyamayız, başka bir Mudanya yok’ dedik. Bu inancımızla da yolumuza devam ediyoruz. En son görüştüğümüzde imar barışından faydalanarak yapı kayıt belgesini almış. Hemen aldığımız karar doğrultusunda hukukçularımız ve teknik ekibimizle birlikte kamulaştırma kararı aldık. Mryleia insanlığa kazandırılacaktır. Mryleia, Mudanya’nın değeri olarak tüm ülkemize tüm dünyaya duyurulacaktır” dedi. (DHA)

Game of Thrones’un final sezonu ile ilgili yeni ayrıntılar ortaya çıktı

Dünyada izlenme rekorları kıran ve Türkiye’de ‘Taht Oyunları’ adıyla gösterilen ‘Game of Thrones’ dizisinin 8. sezonunda izleyicilerin tanıdığı karakterleri göremeyeceği belirtildi.

––––––––––––––––––––––––––––––– 23. 7. 2018 –––––––––––––––––––––––––––––––

etro gazetesinin haberine göre dizinin son sezonuna konu olan sahneler, önceki bölümlerde anlatılan olayların bin yıl öncesine ait olacak, senaryo ise ‘Game of Thrones’ romanlarının yazarı George R.R Martin’in hayat verdiği ‘Buzun ve Ateşin Şarkısı’ serisinin daha önce yayınlanmayan 2 bölümüne dayalı.

 

The Hollywood Reporter dergisiyse final bölümlerin tanıtımında Akgezenlerin nereden geldikleri, Westeros’un gizemi ve Stark ailesinin kökeni gibi konulara yer verileceğini ileri sürdü.

HBO’nun dünya çapında popülerliğe kavuşan ve 38 Emmy Ödülü sahibi dizisi Game of Thrones, 2019’da yayınlanacak 8. sezonu ile birlikte ekranlara veda edecek.

Japonya’dan sanal ‘YouTuber’ adımı: Kullanıcılar animelere benzer karakterler aracılığıyla video yayınlıyor

Japonya’da kullanıcıların gerçek kimliklerini belli etmeden YouTube’da yayın yapmasını sağlayan anime benzeri YouTuberlar geliştirildi. VTuber olarak anılan bu karakterler, internet dünyasında çok geçmeden popülerlik kazandı. Sanal YouTuberların, utangaç insanların yeteneklerini ortaya çıkarma fırsatı verdiği belirtildi.

––––––––––––––––––––––––––––––– 23. 7. 2018 –––––––––––––––––––––––––––––––

aponya’da kullanıcıların gerçek kimliklerini belli etmeden YouTube’da yayın yapmasını sağlayan anime benzeri YouTuberlar geliştirildi. VTuber olarak anılan bu karakterler, internet dünyasında çok geçmeden popülerlik kazandı. Sanal YouTuberların, utangaç insanların yeteneklerini ortaya çıkarma fırsatı verdiği belirtildi.

Sputnik’te yer alan habere göre, Japonlar, YouTube üzerinden video yayıncılığına yeni bir soluk getirdi. Ülkede VTuber olarak anılan istediklerini animelere benzer karakterlerle anlatabilen sanal YouTube kullanıcıları popülerlik kazandı. Gerçek YouTuberlardan farkı neredeyse olmayan VTuberlar, diğerleri gibi istedikleri performansı sergiliyor.

Öte yandan VTuberlar ile animeler arasında önemli bir fark bulunuyor. Anime karakterlerine benzer dijital avatarların temsil ettiği VTuberlar, davranışları bir senaryo ile belirlenmiş animelerden daha fazla kişilik özelliklerine sahipler.

Nitekim VTuberlar, gerçek kimliklerini saklamak isteyen kullanıcılar tarafından, özel hareket ve ses algılama cihazlarıyla yönetilebiliyor.

Kimileri 3D olan ve her türlü ifadeyi kolaylıkla yerine getirebilen Vtuberların çoğu, kadın karakterlerden oluşuyor.

Tokyo merkezli veri araştırma şirketi User Local Inc’ye göre, kısa süredir kullanımda olan VTuberların sayısı 4 bine ulaştı. Bu sayı 2 buçuk ay önce 2 bindi. Sayının giderek artması da bekleniyor.

Kizuna Ai ise 2 milyondan fazla takipçisiyle en popüler Vtuber. Kayuga Luna 750 bin takipçisiyle 2., Mirai Akari de 625 bin takipçisiyle 3. sırada yer alıyor.

‘1 YILDIR POPÜLER’

Konuyla ilgili Japantimes.com’a konuşan gazeteci Minoru Hirota, VTuberların geçen yıl popülerlik kazandığını ifade etti. Hirota “Herkes artık insan YouTuberlardan haberdar, ama artık bundan sıkıldı. Sanal YouTuberları birçok kişi ilginç buldu” dedi.

‘UTANGAÇ İNSANLAR, YETENEKLERİNİ AÇIĞA ÇIKARMA FIRSATI BULUYOR’

Nagoya merkezli, nisan ayında sanal YouTuber yönetim ajansı açan Duo Inc şirketinin Genel Müdürü Daici Tsukamoto, insanların kendilerini ifade etmek istediklerini, ancak kamuoyunda görünmekten utananların kendilerini sanal karaktere dönüştürerek istediklerini daha iyi aktardıklarını ifade etti. Tsukamoto, şirketin ajansı bu tür gizli yetenekleri açığa çıkarmak için açtığını ifade etti.

Fazıl Say ilk kez ‘Truva Sonatı’nı çalacak

Çanakkale Belediyesi tarafından bu yıl 55’incisi düzenlenecek olan Uluslararası Troia Festivali, 9 Ağustos’ta başlayacak. 4 gün sürecek festivalde, piyanist ve bestekâr Fazıl Say, ‘Truva Sonatı’ adlı eserini ilk kez seslendirecek.

––––––––––––––––––––––––––––––– 17. 7. 2018 –––––––––––––––––––––––––––––––

luslararası Troia Festivali, 9 Ağustos’ta başlayacak. Fazıl Say ilk kez Truva Sonatı’nı çalacak. Belediye Başkanı CHP’li Ülgür Gökhan, düzenlediği basın toplantısı ile festivalin programını açıkladı. Etkinlikler, Çimenlik Kalesi, Özgürlük Parkı, Amfi Tiyatro, Çağlar Kaynak Basket Sahası, Çanakkale Seramik Müzesi, Prof. Dr. Türkan Saylan Sosyal Tesisleri, Devlet Güzel Sanatlar Galerisi, Yazar ve Sanatçı Evi, Çanakkale Kent Müzesi ve Arşivi, Çanakkale Belediyesi Çocuk Kültür Evi ile Korfmann Kütüphanesi’nde yapılacak.

İLK KEZ SESLENDİRECEK

Dünyaca ünlü pek çok sanatçının performansını sergileyeceği festivalde, Muhteşem Süleyman ve Kösem Sultan operalarıyla sanatçılar Tevfik Akbaşlı ve Aytaç Manizade yönetiminde Troia Efsanesi Operası, Çimenlik Kalesi’nde gösteri sunacak. 9 Ağustos Perşembe günü, piyanist ve bestekâr Fazıl Say da Çimenlik Kalesi’nde ‘Truva Sonatı’ adlı eserini ilk kez seslendirecek.

Özgürlük Parkı’nda yapılacak etkinliklerde 9 Ağustos Perşembe günü Barcelona Gipsy Balkan Orchestra, 10 Ağustos Cuma günü Erol Evgin, 11 Ağustos Cumartesi günü Mehmet Erdem, 12 Ağustos Pazar günü Resul Dindar, 13 Ağustos Pazartesi günü Rubat vatandaşlarla buluşacak.

Çimenlik Kalesi’nde yapılacak etkinliklerde ise, 9 Ağustos Perşembe günü Fazıl Say, 10 Ağustos Cuma günü DİNA Ensemble, 11 Ağustos Cumartesi günü EleniKaraindrou-Film Music AndSongs konserler verecek. Festival boyunca Halk Bahçesi, Yazar Sanatçı Evi ve Seramik Müzesi’nde söyleşi ve sergiler düzenlenecek, tiyatro oyunları sahnelenecek.

Belediye Başkanı Gökhan, festival için ayrılan bütçenin 1 milyon 886 bin TL olduğunu, bu bütçenin nüfusa bölündüğü zaman ise kentte kişi başına 15 TL düştüğünü söyledi. Gökhan, “Bunu azımsayan olabilir, çok gören olabilir. Ama sonuç itibariyle, bu etkinliklerde insanların yaşayacağı mutluluk para ile ifade edilemez. Onun değeri yoktur. İnsanların her yıl festivalde geceleri o mutluluğu paylaştığını görüyorum. O coşukuyu inşallah yine paylaşırız. Bu parayı kentin kültürüne, sanatına, festivaline harcamış oluyoruz” dedi. (Çanakkale / DHA)