Category Archives: Kültür-Sanat

Verdi’nin son başyapıtı “Falstaff” operası İstanbul’da sahnelenecek

İstanbul Devlet Opera ve Balesi, Giuseppe Verdi’nin son başyapıtı “Falstaff” operasını sahneye taşıyacak.

––––––––––––––––––––––––––– 05. 04 . 2018 –––––––––––––––––––––––––––––

stanbul Devlet Opera ve Balesi, Giuseppe Verdi’nin son başyapıtı “Falstaff” operasını sahneye taşıyacak. William Shakespeare’in “Windsor’un Şen Kadınları” ve “IV. Henry” oyunlarından uyarlanarak hazırlanan ve Giuseppe Verdi’nin son başyapıtı olma özelliğini taşıyan “Falstaff” operası, 7 Nisan Cumartesi günü Kadıköy Süreyya Opera Sahnesi’nde prömiyerini yapacak.

Dünyada ilk kez 1893 yılında Milano’da sahnelenen “Falstaff” eserinin librettosu ise Arrigo Boito imzası taşıyor.

Sahnelenme ve müzikal çalışmaları bakımından dünyanın en zor operalarından biri olarak bilinen eser, 14. yüzyıl İngiltere’sinde geçen eserde Shakespeare’in yarattığı en eğlenceli karakterlerden biri olan şişman çapkın Falstaff’ın , evli ve iki iyi dost olan Alice Ford ve Meg Page’i aynı anda baştan çıkarmaya çalışmasını konu alıyor.

İtalyanca olarak seslendirilecek eserin rejisörlüğünü Renato Bonajuto üstlenirken, orkestra şefliğinde Roberto Gianola ve Can Okan dönüşümlü olarak görev alacaklar. Eserin koro şefi ise Paolo Villa olacak.

Kadıköy Süreyya Opera Sahnesi’nde 7 Nisan Cumartesi günü prömiyerini yapacak Falstaff operası, 10, 11, 13, 14, 21, 24 ve 25 Nisan tarihlerinde de sahnelenecek.

‘Roman Kahramanları Festivali’nin bu yılki konusu “Homeros, Troia, Destanlar ve Kahramanları”

Bu yıl üçüncü kez gerçekleştirilecek Roman Kahramanları İstanbul Edebiyat Festivali, 11.12 ve 13 Nisan tarihlerinde İstanbul ve Çanakkale’de düzenlenecek. Festivalin bu yılki konusu 2018 yılının Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından “Troia Yılı” ilan edilmesi üzerine “Homeros, Troia, Destanlar ve Kahramanları” olacak.

––––––––––––––––––––––––––– 05. 04 . 2018 –––––––––––––––––––––––––––––

oman Kahramanları Dergisi ve Maltepe Üniversitesi öncülüğünde gerçekleşen etkinliğin düzenleyicileri arasında bu yıl Çanakkale On Sekiz Mart Üniversitesi ve Çanakkale-Tübingen Troia Vakfı da yer alıyor. Roman Kahramanları İstanbul Edebiyat Festivali kapsamında 11 ve 12 Nisan tarihlerinde İstanbul’da gerçekleşecek etkinliklere Maltepe Üniversitesi (Marma Otel), 13 Nisan Çanakkale programına ise Çanakkale On Sekiz Mart Üniversitesi ve Çanakkale-Tübingen Troia Vakfı ev sahipliği yapacak.

2018 yılı festival başkanı, yazar, şair ve çevirmen Prof. Dr. Cevat Çapan ile Maltepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şahin Karasar’ın açılış konuşmalarıyla başlayacak etkinliğin ilk oturumu “Homeros ve Troia” başlığıyla gerçekleşecek. Maltepe Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Betül Çotuksöken’in başkanlığındaki oturumda, Cevat Çapan, Türkiye Felsefe Kurumu Başkanı Prof. Dr. İoanna Kuçuradi, Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Hakkı Suçin ve gazeteci, yazar Prof. Dr. Haluk Şahin konuşmacı olarak yer alacak.

İkinci oturum yazar ve şair Ercan Yılmaz’ın başkanlığında “Homeros ve Destanlar” başlıklı konuşmalar ile devam edecek. Oturumun konuşmacıları; yazar ve şair Dr. Aydın Afacan, Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Sarı, Atatürk Üniversitesi Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Utku ve edebiyat eleştirmeni, yazar Erika Athanasiadou olacak.

“POLYKSENA” BELGESELİ İLK KEZ GÖSTERİLECEK

Oturumun ardından Roman Kahramanları Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Ömer Asan’ın yapımcılığını üstlendiği, Maltepe Üniversitesi ve Heyamola Yayınları ortak yapımı belgesel “Polyksena” ilk kez gösterilecek.

FESTİVALİN ONUR KONUKLARI: KAZANCAKİS’İN KAHRAMANLARI

İkinci gün Ömer Asan’ın başkanlığında “Polyksena ve Destanlar” konulu oturumla başlayacak. Oturumda yazar İbrahim Dizman, yazar ve çevirmen, arkeolog Fecri Polat ile yazar ve yayıncı İsmail Şen söz alacak.

Kazancakis ve romanlarının tartışılacağı sonraki oturumda ise Roman Kahramanları Dergisi editörü Olga Okay’ın başkanlığında İstanbul Üniversitesi Çağdaş Yunan Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Damla Demirözü, Yunan Edebiyatı Öğretmeni Yannis Gigourtsis ve yazar Hülya Soyşekerci konuşmalarını gerçekleştirecek.

Festivalin İstanbul ayağı, yayıncı Şebnem Arslan, şair, yazar ve çevirmen Eli Kovi ve Çocuk Araştırmaları Merkezi Kurucu Başkanı, İ.Ü. Öğretim Üyesi Prof. Dr. Necdet Neydim’in “Mitoloji, Masallar, Destanlar” konulu sunumlarıyla sona erecek. Bu oturuma İbrahim Dizman başkanlık edecek.

Festival kapsamında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü lisansüstü öğrencilerinin ve akademisyenlerin hazırladığı “Homeros, Troia ve Destanları” konulu tablolardan oluşan Troia Resim Sergisi de Marma Otel’de ziyaret edilebilecek.

ROMAN KAHRAMANLARI TROİA’DA

13 Nisan’da başlayacak Çanakkale programı İbrahim Dizman’ın “Kazancakis” sunumuyla başlayacak. Etkinlik, Şebnem Arslan’ın “Türkçe’den Yunanca’ya roman çevirileri” ve Çanakkale On Sekiz Mart Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç Dr. Reyhan Körpe’nin “Mitolojinin Yerel Kültürler Üzerine Etkisi” konulu sunumuyla devam edecek.

Etkinliğin üçüncü gününde ayrıca Fecri Polat “Anadolu Sözlü Destan Geleneği”, Erika Athanasiadou “Homeros ve Çocuk Edebiyatı”, Eli Kovi ise “Kapadokia, Destanlar, Masallar” başlıklı konuşmalarıyla yer alacak.

Çanakkale programı, sabah oturumlarının ardından Troia Gezisi ile devam edecek. Gezinin hemen ardından Manfred Osman Korfmann Kütüphanesinde Polyksena Belgeseli gösterimi yapılacak. Sonrasında İbrahim Dizman ile İsmail Şen’in belgesel ve mitoloji üzerine konuşmalarıyla son oturum gerçekleşecek.

Roman Kahramanları İstanbul Edebiyat Festivali; Balkan Savaşı’nın yüzüncü yılı olan 2012 yılında “Balkan Barışı” temasıyla ilk kez yapılmış, 2017 yılında ise “Kafka” teması ile ikincisi gerçekleşmişti.

(DHA)

100 Kadın tiyatrocudan “100 kadın 100 replik” eylemi

İstanbul’da Oyuncular Sendikası’nın çağrısıyla Kenter Tiyatrosu’nda bir araya gelen kadınlar yüzlerce yazardan 100 replik okuyarak her zaman sahnede olacaklarını vurguladı.

––––––––––––––––––––––––––– 02. 04 . 2018 –––––––––––––––––––––––––––––

enter Tiyatrosu’nda bir araya gelen çoğunluğunu oyuncuların oluşturduğu farklı meslek gruplarından kadınlar yaşananları tiyatro oyunlarının replikleriyle protesto etti. 8 Mart Çanakkale anması kapsamında TBMM’deki Çanakkale Savaşı’nın anlatıldığı tiyatro oyununda kadın oyuncuların sahneye çıkarılmadığı iddiaları sürerken, 100 kadın tiyatrocu “100 kadın 100 replik” etkinliğinde bir araya geldi. Kadın tiyatro sanatçıları çeşitli eserlerden seçilmiş 100 repliği okudu.

Yüz kadın, William Shakespeare, Albert Camus, Samuel Beckett ve Haldun Taner gibi yazarların tiyatro oyunlarından yüz replikle Meclis’te kadınların sahneye çıkarılmamasına karşı Kenter Tiyatrosu sahnesindeydi. Oyuncular Sendikası bu uygulamayı protesto etmek için kadın oyunculara çağrıda bulundu. Kenter Tiyatrosu’nda “Kadınlar Sahneye” çağrısıyla bir araya gelen kadınlara erkek oyuncular da destek verdi.

TİLBE SARAN: MECLİS’E YAŞANAN KADIN OYUNCU YASAĞINI KABUL ETMİYORUZ

Kenter Tiyatrosu’ndaki protestoda konuşan Tilbe Saran, ” Bugün bir arada olmamız hepimiz için çok kıymetli, geçtiğimiz hafta mecliste yaşanan kadın oyuncu yasağını hiçbirimiz kabul etmiyoruz. Türkiye halkının iradesini temsil etmesi gereken meclisimizde bu uygulanan kadına sahne yasağını cinsiyet ayrımının en cüretkar örneği olarak görüyoruz” dedi.

Tilbe Saran, “Kadınlar olarak hayatın her alanında varız, var olacağız. Hiçbir erkek aklı siyasi görüşü ne olursa olsun bu varlığı yok edemeyecek. Sahnelerdeki cesaretimizi Afife Jale’den, meclisteki varlığımız yüz yıllık kadın mücadelesinden geliyor. Ve bunu tekrar hatırlatmak için şu an sahnedeyiz. Tüm hafızalara kazınıncaya dek mücadelemize devam edeceğiz, her zaman sözümüzü söyleyeceğiz, her zaman sahnede olacağız. Bugün yüzlerce yazarın dilinden yüz replik okuyacağız” şeklinde konuştu.

Daha sonra söz alan Gülriz Sururi ise “Benim işim başkalarına hikayeler anlatmak, bu hikayeleri ille de anlatmalıyım, anlatmadan yapamam. Ama artık benim için önemli olan anlaşılmak değil, beni dinleyin yeter” dedi.

Sururi;

“Benim mesleğim başkalarına hikayeler anlatmak. Bu hikayeleri ille de anlatmalıyım. Anlatmadan yapamam. Birilerinin hikayelerini diğerlerine anlatırım. Bazen de kendi hikayelerimi, kendi kendime ya da başkalarına anlatırım. Bu hikayeleri insanların da bulunduğu ahşap bir sahne üzerinde bir takım eşyaların ve ışıkların onasında anlatırım. Ahşap bir sahne olmasaydı, yerde, herhangi bir meydanda, bir sokak köşesinde, ya da bir balkondan, bir pencerenin arkasından anlatırdım. Yanımda insanlar olmasaydı, tahta parçalarıyla, kumaş parçalarıyla, kesilmiş kağıtla, tenekeyle, ya da dünyanın bana sunduğu herhangi bir şeyle anlatırdım. Şayet hiçbir şey olmasaydı, yüksek sesle konuşarak anlatırdım. Sesim olmasaydı, ellerimle, parmaklarımla konuşurdum. Ellerim, parmaklarım olmasaydı, vücudumun geri kalan bölümleriyle anlatırdım. Sessiz anlatırdım, kıpırdamadan anlatırdım, bir ramp ışığının önündeki ekrana bağlı ipleri çekerek anlatırdım. Ne yapar ne eder anlatırdım, çünkü benim için önemli olan bir şeyleri birilerine anlatmak, beni dinleyenlere. Bundan ötesinin hiçbir anlam ifade etmediğini anlamıyor musunuz? Anlamıyor musunuz ki içinizdeki şeyleri başkalarına anlatmak için seçilen yol sadece bir araç, sadece bir nesne, bir bahane. Bir de gelip bana tiyatrodan, sinemadan, daha birçok şeyden söz ediyorsunuz! Bir meydanın ortasında yerden yirmi metre yüksekte bir ipin üzerinde sandalyeye oturmuş bir adam bile orada, yukarıda, iskemlesiyle tek başına neler yapabileceğini anlatabilir. Var olduğunu, dengesini koruduğunu, düşebileceğini ama düşmediğini, korktuğunu ama korkusunu göstermediğini ve daha neler, neler anlatabilir. Bütün bunları anlamıyor musunuz? O zaman siz zaten hiçbir zaman, hiçbir şey anlamadınız. Ama, artık benim için önemli olan anlaşılmak değil. Beni dinleyin yeter.”

RUTKAY AZİZ: ÇOK ANLAMLI BULUŞMA

Başta Rutkay Aziz olmak üzere çok sayıda erkek tiyatro sanatçısının da destek için salona geldiği görüldü. Rutkay Aziz yaptığı açıklamada, “Çok anlamlı buluşma bence, çok etkilendim, kadınlarımıza karşı yaşanan her alandaki ayrımcılık şiddet, baskı en sonunda bunun mecliste yaşanılanına tanık olduk ama kadınlarımız cumhuriyetle birlikte sahnede olma hakkını kazanmışlardır. Bu hakkı da kolay kolay bırakmayacaklar. Biz de mücadelelerinin yanında olacağız” diye konuştu.

 

Trabzon’un Tonya ilçesinde bulunan ‘Mor yayla’ya ziyaretçi akını!

Trabzon’un Tonya ilçesinde, her yıl nisan ayında açan, ‘Uluslararası Bern Sözleşmesi’ gereği korunan, ince, uzun yapraklı ‘mavi yıldız’ çiçeğinin yetiştirildiği ve yörede ‘Mor Yayla’ olarak bilinen Kadıralak Yaylası, eşsiz manzarası ve mor rengiyle ziyaret edenleri hayran bıraktı.

––––––––––––––––––––––––––– 02. 04 . 2018 –––––––––––––––––––––––––––––

rtaya çıkan görsel şöleni izlemek için yaylaya akın edenler, yolda uzun araç kuyrukları oluşturdu.  İlçeye 9 kilometre uzaklıkta bulunan, yaklaşık 1300 metre yükseklikteki Kadıralak Yaylası’nın ilkbaharla ‘mavi yıldız’ çiçeklerinin açmasıyla mor örtü ile kaplanması, güzel görüntüler oluşturdu.

 

İlkbaharın gelişini simgeleyen çiçeklerin açmasıyla yeşilin birçok tonunu barındıran yayla, ‘mavi yıldız’ çiçekleriyle renk cümbüşüne dönüştü.

Her yıl nisan ayında açan, ‘Uluslararası Bern Sözleşmesi’ gereği korunan, ince, uzun yapraklı ‘mavi yıldız’ çiçeğinin yetiştirildiği yaylanın mor renge bürünüp, toprağını denize çeviren görüntüsü, yaylayı ziyaret eden binlerce kişiyi hayran bıraktı.

AĞASAR KIYAFETLİ KADINLAR, FOTOĞRAFÇILARIN İLGİ ODAĞI

Yöreyle özdeşleşen ‘mavi yıldız’ çiçekleriyle mora bürünen yaylanın eşsiz manzarasını fırsat bilen doğaseverler ve fotoğrafçılar da bölgeye turlar düzenledi.

Çiçeklerin ortalama 2 hafta süreyle görülebilecek olması nedeniyle yaylaya akın edenler, yolda uzun araç kuyrukları oluşturdu. Havanın güneşli olmasıyla manzaranın tadını çıkaranların yanı sıra yabancı turistler de yaylaya geldi.

Yaylaya gezintiye çıkan ve piknik yapanlar, fotoğraf çektirdi. Özellikle yöresel motif işlemeli, rengarenk giysilerle kültürlerini yüzyıllardır yaşatan Ağasar kıyafetli kadın ziyaretçiler, yaylada fotoğraf sanatçılarının ilgi odağı oldu.

Yöresel kıyafetli kadınların kız çocuklarına da aynı kıyafeti giydirerek, ‘mavi yıldız’ çiçeklerinin içinde yürüyüş yapması renkli görüntüler oluşturdu.

Çevresi ağırlıkla ladin ve çam ağaçlarıyla çevrili yaylada fotoğraf tutukları da kartpostallık manzarayı fotoğraflamaya çalıştı. Birçok dağcılık kulübünün üyeleri de yürüyerek, ulaştıkları yaylada gezinti yaptı.

Yörede yıllardır kalan emekli öğretmen- yazar Hasan Kalyoncu, ‘mavi yıldız’ çiçeğinin korunmasına yönelik bilinçli olunması gerektiğini vurguladı. Kalyoncu, “Burada katlı beton evlerin yapıldığını görüyorsunuz.

Bu evleri yıkmak kolay değil onları doğaya uygun hale getirmek için proje geliştirmek lazım. Mavi yıldız çiçeği Avrupa Birliği tarafından koruma altına alınmış bu çiçeği korumamız lazım çünkü soğanlı bir bitki bunu tahrip edersek bir daha yetişmez. Bu konuda da halkı bilinçlendirmek lazım” dedi.

‘DOĞAYI TEMİZ TUTMALIYIZ’

Manzaraya hayran kaldığını belirten Özgür Maşeroğlu ise ziyaretçileri çevreyi temiz bırakmaları konusunda uyardı.

Bir çiçeğin binlerce kişiyi yaylada buluşturduğuna dikkat çeken Özlem Akçay da “Biz her çiçek açtığında buraya geliyoruz muhteşem bir doğa var.

Bu kadar güzelliği insanların kaçırmasını istemiyorum. Mutlaka 15 gün içinde herkes gelsin ama doğayı koruyarak ve severek” ifadesinde bulundu.

 

KADIRALAK YAYLASI

Trabzon’un Tonya ilçesine, 9 kilometre uzaklıkta, 1300 metre yüksekliğindeki Kadıralak Yaylası, her yıl nisan ayında açan ‘mavi yıldız’ çiçekleri ile mora bürünüyor.

 

Yok olma tehlikesi bulunan, ince, uzun yapraklı çiçek, ‘Uluslararası Bern Sözleşmesi’ gereği Türkiye’nin korumakla yükümlü olduğu nadir bitkiler arasında yer alıyor.

Nisan ayında doğa fotoğrafçılarının akınına uğrayan Kadıralak Yaylası, Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından ‘tabiat parkı’ ilan edildi.

Uzungöl benzeri oluşturulacak yapay gölle yaylanın turizm merkezi haline getirilmesi de planlanıyor.

(DHA)

Tıklayın: Trabzon’un Kadıralak Yaylası ‘mavi yıldız’larla süslendi

Ayşen Gruda, 56’ncı sanat yılında Bodrum’da sevenleriyle buluştu

Türk tiyatro ve sinemasının duayen isimlerinden Ayşen Gruda, 56’ncı sanat yılında Bodrum’da sanatseverlerle buluştu. Sanat yaşamında biriktirdiği anıları ‘Deli Kadın’ oyunuyla seyircilerle paylaşan Gruda, izleyenlere keyifli bir gece yaşattı.

––––––––––––––––––––––––––– 01. 04 . 2018 –––––––––––––––––––––––––––––

ürk tiyatro ve sinemasının duayen isimlerinden Ayşen Gruda, 56’ncı sanat yılında Bodrum’da sanatseverlerle buluştu. Sanat yaşamında biriktirdiği anıları ‘Deli Kadın’ oyunuyla seyircilerle paylaşan Gruda, izleyenlere keyifli bir gece yaşattı.

 

Usta tiyatro ve sinema oyuncusu Ayşen Gruda ‘Deli Kadın’ oyunuyla, Herodot Kültür Merkezi’nde Bodrumlu sanatseverlerle buluştu. Oyunu, CHP Bodrum İlçe Başkanı Recai Seymen ve Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon’un eşi Hülya Kocadon’un yanı sıra 300’ü aşkın kişi izledi.

 

Sanat yönetmenliğini Elvan Gruda’nın yaptığı oyunda Ayşen Gruda’nın yanı sıra Kemal Karaağaç, İnci Aslan, Cansu Pekcanattı, Erhan Sefacı, Ayça Yıldız, Tuğçe Güder, sahne aldı. 56 yıllık sanat yaşamında, aynı sahneyi, aynı seti paylaştığı oyuncularla ilgili anılarını paylaşan Gruda, Türkiye gündemi ile ilgili eleştirilerde de bulundu.

Gruda, oyunuyla izleyenlere kahkaha dolu bir gece yaşattı. Oyunun sonunda izleyenler Gruda’yı ayakta alkışladı.

Yapı Kredi Kültür Sanat’ta Nisan ayı etkinlikleri

Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık (YKKSY)’ın sinemadan tiyatroya, plastik sanatlardan grafik sanatlara, fotoğraftan arkeolojiye kadar her alandaki söyleşi / konuşmalar dizisinde nisan ayında birçok etkinlik yapılacak.

––––––––––––––––––––––––––– 30. 03 . 2018 –––––––––––––––––––––––––––––

KKSY’ın sinemadan tiyatroya, plastik sanatlardan grafik sanatlara, fotoğraftan arkeolojiye kadar her alandaki söyleşi/konuşmalar dizisinin Nisan ayı programında herkes için birşey var. 3 Nisan Salı günü yapılacak olan “Sazlı Cazlı Sohbet: 60’lı Yıllarda Türkiye” etkinliğinde Derya Bengi, Naim Dilmener ve Murat Meriç, Bengi’nin YKY’den çıkan 60’lı Yıllarda Türkiye: Sazlı Cazlı Sözlük – “Dünya Durmadan Dönüyor kitabından hareketle, dönemin siyasal ve kültürel ruhunu şarkılar eşliğinde tartışacaklar. İki Yabancı, Burçak Tarlası, Abidik Gubidik Twist… Almanya’ya işçi göçü, İnönü koalisyonları, Demirel-Ecevit – Erbakan’lı yılların başlangıcı, TİP’in yükselişi…

Başta hat sanatı olmak üzere, geleneksel sanatların araştırılmasına ve yaşatılmasına yaptığı büyük katkılarla tanınan Prof. Uğur Derman, “Tarih Sarmalı’nda Kent” dizisine konuk oluyor. Derman, “İstanbul ve Hat Sanatı” başlıklı konuşmasında İstanbul’a ilişkin yüzlerce yıllık görsel belleğin en önemli unsurlarından biri olan hat sanatının yakın tarihimizdeki izlerini sürecek. 24 Nisan Salı günü Loca’da gerçekleştirilecek olan “Tarih Sarmalı’nda Kent” dizisinin moderatörlüğünü Doç. Dr. Teyfur Erdoğdu üstleniyor.

YKY 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Etkinlikleri

Çocuklar için imza günleri ve söyleşiler

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, YKY Beyoğlu Kibaevi’nde bir dizi etkinlikle kutlanıyor. Bu etkinliklerde Yapı Kredi Yayınları’nın çocuk kitabı yazarları / çizerleri çocuklarla buluşup, söyleşiler ve okumalar gerçekleştirerek kitaplarını imzalayacaklar.

14 Nisan Cumartesi:

Yalvaç Ural – söyleşi ve imza

21 Nisan Cumartesi:

Sara Şahinkanat – okuma ve imza

28 Nisan Cumartesi:

Feridun Oral – imza

28 Nisan Cumartesi:

Elif Yemenici – imza

YKKSY etkinlikler

Sergi

Şehirlere Alışamadı

Sabahattin Ali’nin Şehirleri

14 Şubat – 27 Nisan

Yapı Kredi Kültür Sanat

Sabahattin Ali

Küratörlüğünü Sevengül Sönmez’in yaptığı “Şehirlere Alışamadı – Sabahattin Ali’nin Şehirleri” sergisi, Sabahattin Ali’nin yaşamı boyunca bulunduğu Anadolu şehirlerine ve Berlin’e onun gözünden bakmayı amaçlıyor. Sabahattin Ali Arşivi’nden çıkan yeni belge ve fotoğrafların yanı sıra Tarih Vakfı Arşivi ve Ömer Koç Koleksiyonu’ndaki belgelerle zenginleşen sergi; Cumhuriyet’in ilk yıllarında Anadolu şehirlerindeki yaşamı ve II. Dünya Savaşı öncesinin Berlin’ini Sabahattin Ali’nin çektiği fotoğraflar ve yazdıkları aracılığıyla anlatıyor. Tüm yapıtları YKY’den çıkan şair, öykü, roman ve oyun yazarı, eleştirmen ve edebiyat düşünürü Sabahattin Ali’nin yaşamına bir gezgin gözüyle tanık olacaksınız.

6 – 13 – 18 – 27 Nisan 2018

Yapı Kredi Kültür Sanat binasında süren “Şehirlere Alışamadı – Sabahattin Ali’nin Şehirleri” sergisi dolayısıyla düzenlenen küratörlü sergi gezilerinde ziyaretçiler, serginin küratörü Sevengül Sönmez’in anlatımıyla Sabahattin Ali’nin yaşamına, eserlerine ve serginin konseptine ve tasarımına yeni bir gözle bakma fırsatını bulacaklar.

Sergi

Bir Meteliğin Peşinde İşaretler, İzler ve Hikâyeler

14.02.2018 – 27.04.2018

Yapı Kredi Kültür Sanat

Yapı Kredi Kültür Sanat, 14 Şubat – 27 Nisan tarihleri arasında, Yapı Kredi Sikke Koleksiyonu’ndan ilhamla üretilen üç güncel sanat projesine ev sahipliği yapıyor. “Bir Meteliğin Peşinde: İşaretler, İzler ve Hikâyeler” sergisi, Hera Büyüktaşçıyan, Ali Taptık ve Marco Di Giovanni’nin yapıtlarından oluşuyor. 2013 yılında Başak Şenova’nın önerisyle bu üç sanatçı, Yapı Kredi Sikke Koleksiyonu ve sikke koleksiyonculuğu konusunda araştırmalar yaparak eserlerini ürettiler. Hera Büyüktaşçıyan’ın mekanik heykeli ve çizimleri, Osmanlı tarihindeki önemli tağşiş olaylarından birini yeniden hatırlatırken; Ali Taptık’ın fotografik yerleştirmesi definecilikle akıl sağlığı arasındaki ilişkiyi irdeliyor. Marco Di Giovanni ise hayali haritası üzerindeki ajandalara yapıştırdığı küçük altın folyo parçaları ile kentleri altın yıldızlardan oluşan bir gökyüzüne dönüştürüyor.

2 Nisan Pazartesi

Sanat Tarihi Konuşmaları

Resim Sanatında Ayna

İnsanın aynadaki yansıması en başından beri sanatçıların aklını başından almış, çok çeşitli uygulamalara konu olmuştur. Leonardo da Vinci aynayı “ayna ressamın ustasıdır” olarak tanımlar, İtalyanca çevirmenleri bunu zaman zaman “ayna ressamın hocasıdır” olarak yorumlamışlardır. Ayna bir yandan ressamın zihninin metaforik bir uzantısı, diğer yandan resme mekânsal olarak katkıda bulunan önemli bir öğedir. Resimdeki ayna, bilmediğimiz ve o ayna olmasa göremeyeceğimiz bir durumu, bir açıyı görebilmemizi sağlamakta, resimsel gerçeklik üzerinde ikinci bir yanılsama alanı daha yaratmaktadır. Örneğin René Magritte, Çoğaltılması Yasaktır tablosunda yansımanın kendisini yanılsamaya uğratır.

2 Nisan Pazartesi

Çağdaş Sanat Konuşmaları

Ankara ODTÜ 1999

Konuşmacılar: Ali Mahmut Demirel, Hakan Topal

Ali Mahmut Demirel’in 16 Mart–15 Temmuz 2018 tarihleri arasında Arter’de yer alan “Ada” başlıklı sergisi kapsamında, sanatçının pratiğinin şekillenmesinde rol oynayan akademik ve kültürel ortama odaklanan iki buluşma gerçekleşecek. Yapı Kredi Kültür Sanat’ın ev sahipliğinde gerçekleşecek olan bu buluşmalar, 1990’larda Ankara’da ortaya çıkan ve sonraki kuşakları da etkileyen bilgi üretimini, farklı perspektiflerden tartışmaya açmayı amaçlıyor. Buluşmaların ilkinde Demirel, erken dönem işleri ve bunların, içinde oluştukları bağlam üzerine konuşacak. Hakan Topal ise, 1993’te Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nde (ODTÜ) kurulan Görsel İşitsel Sistemler Araştırma ve Uygulama Merkezi’nde (GİSAM) ders veren film kurgu ustası Thomas Balkenhol’un emekliye ayrılması onuruna bir sunum yapacak. GİSAM’ın Türkiye’de medya sanatları için önemi, 1990’ların sonlarında ODTÜ’de biçimlenen medya dayanışma pratikleri ve sanatsal üretim, “kurum ve sevgi” kavramsal ilişkisi çerçevesinde değerlendirilecek.

Kültür Tarihi Konuşmaları

Sazlı Cazlı Sohbet: 60’lı Yıllarda Türkiye

Konuşmacılar: Derya Bengi, Naim Dilmener, Murat Meriç

YKKSYde geçen Aralık ayında düzenlenen Sazlı Cazlı Sohbet’te 50’li yılların Türkiye’si konuşulmuştu. Bu akşamki sohbet de sazlı cazlı ama bu kez konu 60’lar: İki Yabancı, Anadolu Pop, Burçak Tarlası, Abidik Gubidik Twist, Ye-Ye, kırkbeşlikler, Deniz ve Mehtap, arabeskin ayak sesleri, hippiler, toplumcu halk ozanları, İspanyol Meyhanesi… Arka planda milli bakiye, çarpık sanayileşme ve gecekondulaşma, Almanya’ya işçi göçü, İnönü koalisyonları, Demirel-Ecevit-Erbakan’lı yılların başlangıcı, TİP’in yükselişi… Dünyanın batısından doğusuna kaynayan bir isyan kazanı haline geldiği 60’lar, Türkiye için iki askeri müdahale arasına sıkışmış bir rönesans denemesiydi. Derya Bengi, Naim Dilmener ve Murat Meriç, Bengi’nin YKY’den çıkan 60’lı Yıllarda Türkiye: Sazlı Cazlı Sözlük – “Dünya Durmadan Dönüyor” kitabından hareketle, dönemin siyasal ve kültürel ruhunu şarkılar eşliğinde tartışacaklar.

11 Nisan Çarşamba

Fotoğraf Kulübü

Fotoğraflardaki İstanbul

Fotoğrafın bulunuşundan hemen sonra Batılı fotoğrafçılar, fotoğraf makinelerini sırtlandıkları gibi Doğu’daki ülkelerin yolunu tuttular. Bunlar arasındaki en cazip duraklardan biri elbette İstanbul’du. Doğal güzellikleri, kültürel ve tarihsel birikimi İstanbul’u dünyanın her yerinden gelen fotoğrafçılar açısından cazip bir durak yaptı. Günümüzde de İstanbul, yerli ve yabancı birçok fotoğrafçı tarafından ̶̶ özellikle dijital teknoloji ve postmodernizm sonrasında ̶̶ yeni bakış açıları ile farklı biçimlerde yorumlandı. Bu programda, geçmişten günümüze, fotoğrafçıların İstanbul’u nasıl gördükleri ve nasıl gösterdikleri fotoğraf okumaları eşliğinde ele alınacak.

13 Nisan Cuma

Çağdaş Sanat Konuşmaları

Manifestolar, Taktikler, Kavramlar: 1990’lar Ankara Video Çevresinin Düşünsel Kaynakları

Konuşmacılar: Ali Mahmut Demirel, Ege Berensel

Ali Mahmut Demirel’in 16 Mart–15 Temmuz 2018 tarihleri arasında Arter’de yer alan “Ada” başlıklı sergisi kapsamında, Yapı Kredi Kültür Sanat’ın ev sahipliğinde düzenlenen buluşmaların ikincisinde 1990’larda Ankara’da etkinlik gösteren video sanatçılarını besleyen kaynaklara odaklanılacak. Ege Berensel, “Ankara Video Çevresi” diye adlandırdığı, 1990’larda ODTÜ’de bir araya gelen bir grup medya sanatçısı ve medya aktivistinin pratiklerinden söz edecek. 1993 yılında ODTÜ’de kurulan Görsel İşitsel Sistemler Araştırma ve Uygulama Merkezi’nin (GİSAM) bir araştırma laboratuvarına dönüşerek oluşturduğu teorik arka plana değinecek. 1990’ların ortasında Bergama Köylü Hareketi’yle ortaya çıkan, Türkiye’de neredeyse ilk kez deneyimlenen video aktivizmi ve video arşiv kolektiflerinin üretimlerini, henüz yazılmamış bir “Türkiye Video Tarihi”nin içinde konumlandıracak. Demirel’in Arter’de sergilenmekte olan “Post-Apokaliptik Ütopyalar” serisi, sanatçı ve Berensel tarafından, bahsedilen tarihsel bağlamla ilişkilendirilerek yorumlanacak.

16 Nisan Pazartesi

İlhan Berk 100 Yaşında

Konuşmacılar: Ekrem Işın, Sevengül Sönmez, Veysel Öztürk, Yalçın Armağan, Orhan Kahyaoğlu

Edebiyatımızın “en genç şairi” denirdi ona. Türk şiirinin en üretken isimlerinden biriydi. 1953 yılına kadar çıkardığı kitaplarla gerçekçi bir şair görüntüsü veriyordu. Giderek İkinci Yeni şiirinin öncüsü ve en güçlü savunucusu olarak anılmaya başladı. Şiirlerinde cinsellik ve tarih ana temalar olarak belirdi. Çeşitli nesneleri, kent, sokak gibi olguları ayrıntılı bir “kimlik kartı” somutluğu taşıyanbir biçimde şiirleştirdi. Düzyazı şiirlerden aforizmalara harfleri, nesneleri ve semtleri sevmeye dek genişleyen çok kollu bir şiir ırmağıdır İlhan Berk. Ahmet Hamdi Tanpınar Edebiyat Araştırmaları ve Uygulama Merkezi’nin Yapı Kredi Kültür Sanat’ın ev sahipliğinde düzenlediği bu toplantıda Berk’in her şeye hayret ve sevgi ile bakan dünyasında bir yolculuğa çıkacağız ve genç şairimizin 100. yaşını kutlayacağız.

18 Nisan Çarşamba

Sabahattin Ali’nin Ankara’sı

1930’ların Ankara’sı, Cumhuriyet’in modern yaşam ve modern insan tasarılarının gerçeğe dönüştüğü genç bir başkentti. Kentsel peyzajdan mimariye, eğitim kurumlarından sanat kurumlarına, eğlence hayatından fikri hayata her şey değişiyor, dönüşüyor, gelişiyordu. Devlet Konservatuarı’nın ve Tercüme Bürosu’nun kuruluşu; Jansen Planı’na göre yapılan 19 Mayıs Stadyumu, Hipodrom, Gençlik Parkı, Fakülteler ve III. TBMM; dans orkestralarının çaldığı Bomonti Bahçesi, gezintiye çıkılan Kızılay Parkı, mükellef sofralarda yemek yenilen Gazi Çiftliği, bu dönüştürücü rüzgârın dışavurumlarıydı. Sabahattin Ali, eşi Aliye Hanım ve Kızı Filiz’le birlikte Kızılay’daki Karanfil Sokağı’nda, Adalar Apartmanı’nda yaşıyordu. Art arda eserler verdiği, Ankara Devlet Konservatuarı’nın kuruluşuna katkıda bulunduğu en üretken yıllarıydı. O’nun Ankara’daki yaşamının izini sürmek, Cumhuriyet Türkiye’sinin kültür, sanat politikalarının izini sürmek anlamına gelir. “Şehirlere Alışamadı – Sabahattin Ali’nin Şehirleri” sergisi kapsamında düzenlenen bu söyleşide, Filiz Ali’nin tanıklığıyla, Necati Tonga ve Sevengül Sönmez’in değerlendirmeleriyle bu izi sürmeye çalışacağız.

20 Nisan Cuma

Oda’nın Konukları

Gürsel Korat

“Kapadokya benim için ana dilidir, ruhumun ışığıdır, yaratma tutkumun beşiğidir. Bir yazarın coğrafyası varsa yazar onunla daha dolaysız görünür. Ben Kapadokya’yı yalnızca bir coğrafyaya yaslanmak amacı için değil, merkezin dışında duran bir edebi dünya kurmak için de seçtim,” diyor Gürsel Korat. Yazarın, Kapadokya’nın büyüleyici doğal manzaralarında, çokdilli ve çokkültürlü tarihinde geçen hikâyeler anlattığı Zaman Yeli, Güvercine Ağıt ve Kalenderiye romanlarında bu dünya güçlü biçimde seriliyor önümüze. Korat, şu anda yazmakta olduğu romanla birlikte Kapadokya Dörtlüsü’nü tamamlamış olacak. Ve bu ay Beyoğlu YKY Kitabevi’ndeki Oda’ya konuk gelerek okurlarıyla Kapadokya Dörtlüsü ve Kapadokya’nın kendi edebiyatıyla ilişkisi üzerine sohbet edecek, kitaplarını imzalayacak.

20 Nisan Cuma, 21 Nisan Cumartesi

Cogito Dergisi ve Felsefeciler Derneği işbirliğiyle

Etik, İnançlar ve Eğitim Sempozyumu

Loca, bu ay çok önemli bir sempozyuma ev sahipliği yapıyor. YKY tarafından yirmi iki yıldır yayımlanan üç aylık düşünce dergisi Cogito ve Felsefeciler Derneği’nin işbirliğiyle düzenlenen “Etik, İnançlar ve Eğitim Sempozyumu” 20 ve 21 Nisan günlerinde gerçekleşecek. Sempozyum, bugün ülkemizde bir sorunsal olarak ortada duran ancak akademik düzeyde ve farklı perspektiflerden yeteri kadar tartışılmayan “seküler eğitim” kavramını ve olgusunu odağına alacak. İki güne yayılan ve toplam sekiz oturumda gerçekleşecek sempozyuma felsefe, psikoloji, psikanaliz, ilahiyat ve eğitim disiplinlerinden gelen otuza yakın isim bildiri sunacak. Sempozyumda tartışmaya açılacak belli başlı sorular şunlar: Ahlâki duyarlılık yalnızca din ve inanç bağlamında mı geliştirilebilir? Ahlâk eğitiminin din eğitimine indirgenmesinin siyasal, toplumsal, psikolojik ve psikanalitik sakıncaları nelerdir? Din eğitimi nedir? Seküler eğitim sisteminde din eğitimi nasıl olanaklı ya da olanaksızdır? Seküler toplumda farklı inançların birlikteliği söz konusu ise bunu gerçekleştirmenin ve sürdürmenin yolları nelerdir?

Sempozyum herkese açık ve ücretsizdir. Sempozyum programına http://sanat.ykykultur.com.tr/etkinlikler adresinden ulaşabilirsiniz.

24 Nisan Salı

Tarih Sarmalında Kent

İstanbul ve Hat Sanatı

Başta hat sanatı olmak üzere, geleneksel sanatların araştırılmasına ve yaşatılmasına yaptığı büyük katkılarla tanınan Prof. Uğur Derman, “Tarih Sarmalı’nda Kent” dizisine konuk oluyor. Derman, “İstanbul ve Hat Sanatı” başlıklı konuşmasında İstanbul’a ilişkin yüzlerce yıllık görsel belleğin en önemli unsurlarından biri olan hat sanatının yakın tarihimizdeki izlerini sürecek. Camilerin, mektep ve medreselerin, hanların, hamamların, çeşme ve sebillerin, mezar taşlarının, kısacası kamusal mimarinin bütünleyici ve ayrılmaz bir öğesi olmuş olan hat sanatının işlevlerini, geçmişten bugüne kültür politikaları doğrultusunda nasıl değerlendirildiğini tartışacak. ”Kültür politikaları bağlamındaki uygulamalar toplumsal hafızayı, estetik ve tarih algısını ve toplumsal yaşamı nasıl etkiledi? Bugün bu miras nasıl ele alnıyor ya da alınmalıdır?” sorularına yanıtlar arayacak. “Tarih Sarmalı’nda Kent” dizisinin moderatörlüğünü Doç. Dr. Teyfur Erdoğdu üstleniyor.

28 Nisan Cumartesi

Harf’ten ve Nota’dan

Halit Ziya Uşaklıgil’in Şarkıları

Hasta yatağındaki annenin, oğlundan “sanki bir rüyanın arasından, örtülü, sisli bir sesle” istediği bu son arzuya, Şevki Bey’in “Hal-i nez’imde acırsın sevgilim dinle beni” şarkısıyla cevap veren, Halit Ziya Uşaklıgil idi. Aşk-ı Memnu’nun, Mai ve Siyah’ın büyük yazarı tiyatro, opera- operet ve dansın yanı sıra klasik Türk müziğiyle de yakından ilgiliydi. Küçük yaşta eser meşk etmeye başlayan Uşaklıgil, İzmir ve İstanbul’da musıki meclislerinde bulundu. Yazarlığının yanı sıra bestekârlığıyla da bilinen Ahmet Rasim ve piyano çalmasıyla da ünlü yazar Recaizade Mahmud Ekrem yakın dostlarındandı. “Harf’ten ve Nota’dan” dizisinde bu kez Uşaklıgil’in şarkılarına kulak vereceğiz. Yazarın Kırk Yıl adlı hatıratının yanı sıra Aşk- Memnu başta olmak üzere roman ve hikâyelerindeki harflerde ve notalarda gezineceğiz.

30 Nisan Pazartesi

Sanat Tarihi Konuşmaları

Sürrealizm, 1920’lerde André Breton tarafından Freud’un görüşlerine (psikanaliz yöntemi) dayanılarak geliştirilen bir sanat akımıdır. Freud’a göre, insanoğlunun dış dünyasından edindiği alışkanlıklar, istekler bilinçaltında toplanır; düş (rüya, yarı rüya) durumunda çözülerek ortaya çıkar. Sürrealistler, Freud’un bu görüşünü edebiyata ve resme uygulamışlar, bilinçaltının bilinç alanına egemenliğini savunmuşlardır. Breton, “Sürrealizm, bugüne kadar ihmal edilmiş olan bazı çağrışım biçimlerinin yüksek gerçekliği, rüyanın büyük kudreti, düşüncenin karşılıksız oyunu hakkındaki inanışa dayanıyor. Sürrealizm, diğer bütün ruhsal mekanizmaları tamamen ortadan kaldırmayı ve hayatın başlıca sorunlarının çözümünde onların yerini almayı amaç edinir,” denir. 20. yüzyılın en önemli düşünce hareketlerinden biri sayılır. Kendinden sonra gelen hemen bütün sanatsal ifadelerde bu akımın etkisi görülür.

23 Nisan Ulusal Egmenlik ve Çocuk Bayramı Etkinlikleri

Çocuklar için imza günleri ve söyleşiler

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı YKY Beyoğlu Kibaevi’nde bir dizi etkinlikle kutluyoruz. Yapı Kredi Yayınları’n çocuk kitabı yazarları ve ressamları çocuklarla buluşacak, söyleşiler ve okumalar gerçekleştirecek ve kitaplarını imzalayacaklar.

14 Nisan Cumartesi:

Yalvaç Ural – söyleşi ve imza

Oda

21 Nisan Cumartesi:

Sara Şahinkanat – okuma ve imza

Oda

28 Nisan Cumartesi:

Feridun Oral – imza

Kitabevi

28 Nisan Cumartesi:

Elif Yemenici – imza

Atölyeler

7 Nisan 2018 Cumartesi

Yaratıcı Okuma Atölyesi

Ayyy… Ay

Ayyy! Ay kitabını Ayla Çınaroğlu yazdı, Mustafa Delioğlu resimledi.

Alfabe

“Ayağına Diken Batan Süper Karga ve Mumuk” serisiyle, usta çizgilerini çocuklarla buluşturan Selçuk Demirel, Alfabe ile yine çocuklara sesleniyor: Okumayı bilmeyenler kadar yeni öğrenenler için de eğlenceli bir yolculuk vadeden Alfabe’de, alfabemizdeki 29 harf, alfabemizde yer almayan yabancı harfler ve noktalama işaretleri de yer almakta.

Sabahattin Ali – 3 Öykü

Bize insanın binbir yüzünü anlatan, edebiyatımızın en önemli yazarlarından ve “hep genç kalan” Sabahattin Ali’yle tanışmak için üç etkileyici öykü: “Arabalar Beş Kuruşa”, “Ayran” ve “Sırça Köşk”. Sabahattin Ali’nin bu gerçekçi ve hüzünlü öyküleri Sedat Girgin’in resimleriyle buluşuyor.

Uğurböceği Sevecen ile Salyangoz Tomurcuk: Kiraz Dostluğu

Bahar gelince çocukların en sevdiği şey nedir? Elbette uçurtma uçurmak. İşte bizim yaramazlar da güzel mi güzel bir uçurtma yaparlar. Ama uçurtmayla ilgili kurdukları hayaller hiç de umdukları gibi olmaz… Macar yazar Erika Bartos’un hem yazıp hem resimlediği, “Uğurböceği Sevecen ile Salyangoz Tomurcuk” serisinin dördüncü kitabı: Uçurtma.

Katie ve Yıldızlı Gece

Katie müzede gezerken, ünlü ressamların tablolarının içine girip çıkmaya, resimlerin içindeki hayatlara dahil olmaya başlar. Vincent van Gogh’un resimleri arasında başlayan heyecanlı koşturmaya ve maceraya, resimlerin kahramanları da katılır. James Mayhew’in hem yazıp hem resimlediği bu seri New York’taki Metropolitan Müzesi, Floransa’daki Uffizi Müzesi, Paris’teki Louvre Müzesi gibi birçok müze ve sanat galerisinde bulunuyor.

Keyt’in Mücadelesi

Keyt’in Mücadelesi, farklı duygu ve durumlara odaklanan “Gerçek Hayattan Hikâyeler” dizisinden yayımlandı. Keyt, fiziksel bir etkinlikte bulunduğunda nefes darlığı yaşayabiliyor ve durup dinlenmesi gerekiyor. Üstelik çok öksürüyor, özellikle de geceleri. Bu hikâye küçük okuyucuların, astım belirtilerini ve tedavisini daha iyi anlamalarını sağlayacak.

Üç Ejder Masalı

“Hiç unutmayın!” dedi Killıh. “Zaman çok hızlı akar ve geri alınamaz. Zamanını boşa geçirenler üstlerinde ejderha ateşi gibi yakıcı bir pişmanlık duyar.”

Nilay Özer’in yazdığı, dinozorların soyu tükendikten, ejderhalar yeraltına çekildikten milyonlarca yıl sonra başlayan Üç Ejder Masalı’nı Seçil Çokan resimledi.

Hop Güm!

Sigmund ilk uçuş denemesinde kafa üstü küt diye düşer. Ailesi gece gündüz onun başından ayrılmaz, ellerinden geleni yapar, ona uçmayı öğretirler. Ancak Sigmund ne zaman konuşmak istese sadece “HOP GÜM!” diye gaklar hüzünle. Yaşlı beyaz bir tavşan, Sigmund’un bu halinin farkına varır ve eski neşesini bulması için ona yardımcı olmayı teklif eder.

Alis’in Hikayeleri

Gianni Rodari zengin halk masalları geleneğinden yararlanarak, kahramanı Düşüveren Alis aracılığıyla meraklar ülkesinin kapısını aralıyor. Ufak tefek Alis, her şeye ta içinden bakmak istediği için istiridyeden baloncuğa pek çok tuhaf şeyin içine düşer.

Alis’in Hikâyeleri kitabını Filiz Özdem çevirdi.

Eğitimciler ve Kütüphaneciler için Yaratıcı Okuma Atölyesi

Yaşar Kemal – Hüyükteki Nar Ağacı

Yaşar Kemal’in “doğa-insan ilişkilerini en iyi anlamda verdiğim yapıtlarımdan biri” dediği Hüyükteki Nar Ağacı, traktörün tarıma girmesiyle birlikte işsiz kalan yarıcılar ve mevsimlik işçilerin dramını konu alıyor. Kapitalizmin Çukurova’ya düşen büyük gölgesi, her satırla görünür kılınıyor.

Mert Fırat ile “Erkeklik Halleri”

!f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali’nin dijital yayın ağı “Yeni !f²” gösterimleri kapsamında gerçekleşecek “Erkeklik Halleri” konulu sohbette oyuncu Mert Fırat konuşmacı olacak.

––––––––––––––––––––––––––– 30. 03 . 2018 –––––––––––––––––––––––––––––

!f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali’nin dijital yayın ağı “Yeni !f²” gösterimleri kapsamında gerçekleşecek “Erkeklik Halleri” konulu sohbette oyuncu Mert Fırat konuşmacı olacak.

!f İstanbul ve Yeni Film Fonu’nun ortaklığında, Movies that Matter ve Hollanda İstanbul Başkonsolosluğu’nun desteğiyle her ayın son Cumartesi günü 30’dan fazla farklı şehirde aynı anda ve ücretsiz gösterilen Yeni !f² programı bu ay “Erkeklik Halleri” temasıyla devam edecek.

!f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali’nin 9 yıl önce başlattığı ve dünyada ilk olma özelliği taşıyan Yeni !f²’de bu ay, yılın en iyi belgesellerinden “Terapi” ve !f 2018 kısalarından “Ayakkabı” gösterilecek.

Yarın saat 16:00’da başlayacak Yeni !f² gösterimi, İstanbul’da Cinemaximum Watergarden’da canlı olarak yapılırken, Diyarbakır’dan İzmir’e, Lefkoşa’dan Trabzon’a, 30’dan fazla şehirde de aynı anda gerçekleşecek.

Gösterimlerin ardından oyuncu Mert Fırat ile “Erkeklik Halleri” konulu özel bir sohbet gerçekleşecek. Sinemaseverler, sohbeti bulundukları şehirde canlı yayında izleyebilecek ve oyuncuya sorularını sorabilecek.

Cappadox 2018 ”Sessizlik” temasıyla gerçekleşecek

Kapadokya’da bu yıl ‘Sessizlik’ temasıyla 14-19 Haziran tarihleri arasında düzenlenecek Cappadox 2018’in programı belli oldu.

––––––––––––––––––––––––––– 29. 03 . 2018 –––––––––––––––––––––––––––––

apadokya’da bu yıl 14-19 Haziran tarihleri arasında düzenlenecek Cappadox 2018’in programı belli oldu. Kapadokya’da müzik, çağdaş sanat, gastronomi, açık hava etkinlikleri ve atölyeleri bir araya getiren Cappadox’un dördüncü edisyonu, 14-19 Haziran tarihleri arasında “Sessizlik” temasıyla gerçekleşecek.

Cappadox’un müzik programında bu yıl Mulatu Astatke, ALA.NI, Duman, Christian Löffler (Live), Nicola Cruz, Gaye Su Akyol, Kalben, BaBa ZuLa, Birsen Tezer ve Ceylan Ertem’in de aralarında olduğu birçok sanatçı sahne alacak. Konserler, Cappadox’a özel tasarlanan sahnelerde doğayla iç içe olacak.

Küratörlüğünü Fulya Erdemci ve yardımcı kürratörlüğü Ilgın Deniz Akseloğlu’nun üstlendiği Cappadox 2018’in çağdaş sanat programında “Sessizlik” teması etrafında üretilen işlerin yanında tematik yürüyüşler ve çağdaş sanat turları da yapılacak.

Başlangıcından beri her yıl Kapadokya’nın farklı ilçe ve vadilerine yoğunlaşan Cappadox çağdaş sanat programı, bu yıl Ortahisar’a odaklanıyor. Bölgenin en büyük peribacasına sahip olan Ortahisar, Balkan Deresi Vadisi’yle iç içe geçen eşsiz konumuyla çağdaş sanat sergi ve etkinliklerine ev sahipliği yapacak.

Bu sene Cappadox çağdaş sanat programında 15 uluslararası sanatçının tema ve mekana özel projeleri yer alıyor. Ayrıca, Ortahisar’ın eski fotoğraflarından oluşan bir sergi de Ortahisar meydanında gösterilecek.

Çağdaş sanatın önceki yıllarda başlattığı Kapadokya’nın florasının ve jeolojik oluşumunun deneyimlendiği Flora Yürüyüşleri ve Jeolojisi Gezileri de devam edecek. Sergi 9 Temmuz 2018’e kadar izlenebilecek.

Cappadox 2018’de, şef Mustafa Otar önderliğinde yapılacak gastronomi deneyimlerinin yanı sıra vadi yürüyüşleri, bisiklet turları, yoga ve meditasyon gibi açık hava etkinlikleri de yapılacak.


(DHA)

Aşkım Kapışmak: Sosyal medya ile kendimizi kandırıyoruz

Yazar ve Davranış Bilimleri Uzmanı Aşkım Kapışmak, yeni kitabı ‘Kimim Ben’in ilk imza gününde D&R Marmara Forum’da okurlarıyla buluştu. Kapışmak, “Sosyal medyaya baktığımızda herkes çok mutlu, aslında kendimizi kandırıyoruz” dedi.

––––––––––––––––––––––––––– 28. 03 . 2018 –––––––––––––––––––––––––––––

adınlar Sağdan Erkekler Soldan, Beni Benimle Aldatır mısın, Küçük Mutluluklar Kitabı, Hangi Anne Hangi Babasınız, Yaşam Kitabı gibi çok okunan kitapların yazarı ve davranış bilimleri uzmanı Aşkım Kapışmak, imza öncesi sevenleriyle küçük bir söyleşi yaptı. Kitap okuyan neslin tükendiğine dikkat çeken Aşkım Kapışmak, “Kitap satışları artıyor fakat okuma oranı düşüyor. Nedeni ise artık her şeyi sosyal medyada gösteriş için yapmamız. Kitap okuyanlar olarak nesliniz tükeniyor. O nedenle hepiniz çok değerlisiniz ve farklısınız. Düşünün, hayal kurun, anın keyfini çıkarın’’ diye konuştu.

“KENDİMİZE AYIRDIĞIMIZ ZAMAN AZALIYOR”

Sosyal medyanın hayatımızı olumsuz yönde değiştirdiğine değinen Kapışmak, “Kendimize ayırabildiğimiz zaman çok azaldı, mutsuzlaşıyoruz. Sosyal medyaya baktığımızda herkes çok mutlu, çok iyi. Aslında kendimizi kandırıyoruz’’ dedi.

“Kimim Ben?” Sorusuyla bireyi bir anlam arayışına, kişiliğin iç dünyasının bilinmez yönlerinin keşfine sürükleyen Aşkım Kapışmak, okuyucuyu görünen ve keşfedildiği sanılan suyun, görünmeyen derinliklerine taşımayı amaçlıyor.
(DHA)

Banksy’nin dünyası fotoğraflara yansıdı

Fotoğraf sanatçısı Barry Cawston’ın son projesi onu dünyanın en gizemli sokak sanatçısına bir adım daha yaklaştırdı. DW’den Rachel Stewart, Cawston ile gerçeklik ve Banksy’nin sanatı arasında kaybolan sınırları konuştu.

––––––––––––––––––––––––––– 26. 03 . 2018 –––––––––––––––––––––––––––––

otoğrafçı Barry Cawston, Banksy’nin sanatı için “Yaklaştıkça daha da gizemli hale geliyor” ifadesini kullanıyor. İngiliz sokak sanatçısı Banksy’nin kimliği, sanat dünyasında en iyi saklanan sırlardan. “Ve bu gizem çok önemli” diyen Cawston, “Çünkü yaptığı şeye devam etmek ve hareket edebilmek için alana ihtiyacı var. Bütün bunları bir arada gerçekleştirebildiğine inanamıyorum, gerçekten inanılmaz” sözlerini kullanıyor.

Banksy’nin imzası haline gelen baskı resimleri 1990’larda Bristol kentinde ortaya çıktığından beri birçok kişi bu yeraltı sanatçısının hayranı haline geldi.

Ancak eserleri Londra’dan Batı Şeria’ya kadar bir gecede kamusal alanlarda beliren bu hiç kimseye görünmeyen sanatçı kim?

Örneğin geçen hafta New Yorklular bu “görünmez” sanatçının, aralarında Türkiye’de yaptığı bir resimden dolayı hapis cezası alan Zehra Doğan’ın da bulunduğu üç yeni esere uyandı.

Zehra Doğan'ın resmedildiği New York'taki Banksy eseri

Zehra Doğan’ın resmedildiği New York’taki Banksy eseri

Grafitiden daha fazlası

Doğu Londra’da yaşarken Banksy’nin birçok eseri ile karşılaşan Cawston, graffiti sanatını bir “mesaj” ile takdir ediyor.

51 yaşındaki fotoğrafçı “Etiketlemekten, eğlenceli ve güzel olmaktan öteye geçti” diyor, eserler için. “Banksy birçok öğeyi bir araya getiren birisi ve buna büyük bir saygı duymaktan başka yapabileceğim bir şey yok” diye ekliyor.

Örneğin Banksy 2015 yılında Disneyland’i tiye alan Dismaland enstalasyonunu açtığında, Cawston, fotoğraf makinesini kapıp memleketi olan Somerset yakınlarındaki bu mekâna koşmuş.

Dismaland, bir eğlence parkında görebileceğiniz her şeyin tersini ifade edecek şekilde tasarlanmış. Parktaki eserlerden bir tanesinde Külkedisi’nin at arabası kaza yapmış ve basın mensupları onun arabanın penceresinden sarkmış bedenini fotoğraflarken görüntülenmiş. Denizkızı Ariel teknik bir arıza ile karşılaşmış. Ziyaretçiler İngiltere ve Fransa arasındaki Manş Denizi kıyısındaki Dover’ın beyaz tepeleri önündeki suları canlandıran bir havuzda uzaktan kumandalı mülteci tekneleri ile oynayabiliyor.

Teknik arıza veren Denizkızı Ariel

Teknik arıza veren Denizkızı Ariel

Kasvetli İngiltere

Beş hafta boyunca açık kalan ve binlerce kişinin ziyaret ettiği Dismaland projesi, modern toplumun açık bir şekilde etkileyicilikten uzak bir betimlemesini sundu.

Cawston durumu “Burada kara mizahtan bahsediyoruz” diye açıklıyor. “Banksy’nin yaptığı şey, İngiltere’yi alıp sanki bir kar küresi içindeymişçesine radikal ve distopyavari bir şekle sokacak şekilde resmetmesi” ifadelerini kullanıyor fotoğrafçı.

Ayrıca parkın yeri de tesadüf değil. Weston-super-Mare ya da halk arasında kısa ismiyle Weston, zamanında şaşalı günler yaşamış bir İngiliz sahil kasabası. Bir harabeyi andıran eğlence parkı Weston’ın sahil şeridindeki terk edilmişliği anımsatıyor. Cawston, fotoğraflarında sanat ile gerçeklik arasındaki bu bağlantıyı yakalamış.

Dismaland

 

O kadar da eğlenceli değil: Banksy’nin Dismaland “eğlence” parkı

Fotoğrafçı “Dismaland resimleri ile Weston-super-Mare resimlerini yan yana getirmeye çalıştım” diyor. Cawston bu benzerliği “Bir noktada kasabadaki bir Noel dükkânının önünde, yaklaşık altı metre yükseklikteki şişme bir Noel Baba sönmüş ve yüzü aşağı bakacak şekilde yolun ortasında duruyordu. Öylesine bir Weston görüntüsü ki” sözleriyle anlatıyor.

Yani bu fotoğraflar temelde yerel halk üzerinden üretilen bir eğlence projesi mi?

Cawston bu soruya “Bence Weston’daki birçok kişi buradaki komediyi ve Dismaland’in üzerine kurgulandığı dinamikleri anlamış durumda” diyerek yanıt veriyor. “Bence insanlar fotoğraflanmaktan ve tartışmaya dâhil olmaktan memnun.”

İngiltere Kraliçesi'nin Weston'daki bir dükkânda kolaj resmi

İngiltere Kraliçesi’nin Weston’daki bir dükkânda kolaj resmi

Ayrıca görünen o ki Banksy tarafından dikkat çekilmesi, Weston’ı olumlu bir şekilde etkilemiş.

“Son iki yılda kasaba hızlı bir dönüşümden geçti” diyor fotoğrafçı. Cawston, “Atıl durumdaki birçok dükkân yenilendi. Sahil şeridini düzenlemek için harcamalar yapıldı ve bir üniversite açıldı. Yani uzun süredir yalnız bırakılan bu kasabaya yeniden yatırım yapıldı” sözleriyle değişimi anlatıyor.

Beytüllahim’deki Banksy

Banksy’nin bir sonraki büyük projesinin ev sahibi Batı Şeria oldu. “Duvarla Çevrili” Oteli 2017’nin Mart ayında Beytüllahim’de kapılarını açtı. “Dünyanın en kötü manzarası” sloganını taşıyan otel, İsrail’in Filistin toprakları ile arasındaki sınırında inşa ettiği betonarme duvarın hemen yanında bulunuyor.

Oteldeki eserlerde oksijen maskeli çocuk melekler, biber gazı ile çevrelenmiş bir heykel ve Filistinli bir genç ile İsrail askerinin yastık kavgası betimleniyor.

“Bazıları otel (İsrail-Filistin meselesine) yüzeysel bir şekilde yaklaşıyor eleştirisinde bulunabilir” diyen Cawston, ekliyor: “Ancak bana göre Banksy’nin yaptığı, uzak kaldığımız tartışmaya insanları da dâhil etmek.”

“Bence Banksy’nin yapmaya çalıştığı şey insanları buraya davet edip mesajına katkıda bulunmalarını sağlamak.”

Cawston’ın yaptığı da tam olarak bu. Otelin fotoğrafları ile bulunduğu yerdeki insanların ve mekânlarınkini karşıtlık oluşturacak şekilde sunarak, sanat ve bulunduğu ortam arasında doğrudan bir paralellik kurmaya çalışıyor.

Banksy’nin onayını almak

Ancak bütün bunlarla ilgili olarak Banksy’nin görüşü ne acaba? Cawston, çektiği fotoğraflarla “haddini aşmamanın” öneminin farkında olduğunu belirtiyor ve sokak sanatçısının bir şekilde onayını alma ihtiyacı duyduğunu anlatıyor.

Bu onay geçen sene Noel zamanı, ansızın gelmiş. Banksy, önceden herhangi bir şekilde haber vermeden Cawston’ın “Are We There Yet?” isimli ve Dismaland ile onu tamamlayacak Weston-super-Mare’den karelerin olduğu 36 fotoğrafı resmi sitesine yüklemiş.

Fotoğrafçı o anı “Kitap satışlarında büyük artış olmasıyla birlikte fark ettim” diyerek hatırlıyor.

Bu durumda akıllarda beliren soru ise şu: Cawston Banksy ile hiç konuştu mu, hatta tanışmış olabilir mi?

Fotoğrafçı “Hayır tanışmadım” diyor ve tekrar ediyor: “Hayır.”

Banksy'nin Balon Kızı

Banksy’nin “Balon Kızı”

“Onunla tanışmamla ilgilenmiyorlar ve ben de onunla tanışmak isteyip istediğimden emin değilim” diyor.

“Onlar” kim?

Cawston, “Bilmiyorum. Gerçekten bilmiyorum” yanıtını veriyor. Çekinerek, kendisiyle kurulan iletişimin “bir takım ortak tanıdıklar” vasıtasıyla sağlandığını söylüyor. Sonra da ekliyor: “Üzgünüm ama daha fazla konuşamam.”

Cawston’ın “Are we There Yet?” serisi “Banksy’nin Dismaland’i ve Diğerleri” isimli bir sergi kapsamında 25 Mart 4 Kasım arasında Almanya’da sergileniyor. Fotoğrafçı, serginin açıldığı Fransa-Almanya sınırındaki UNESCO Dünya Mirası listesindeki Völklingen Demir İşletmesi’nin alışılagelmedik bir ortam sağladığı görüşünde.

“Beyaz duvarlı bir galeri şeklinde olmadığı için memnunum” diyen Cawston, “Hiçbir şekilde kalabalık değil ve bazı fikirlere yeni bir boyut kazandırıyor” açıklamasında bulunuyor.

“Banksy’nin radikalizmini seviyorum ve o radikalizmi bir şekilde kendi işime yansıtabiliyorsam bu harika” diyor fotoğrafçı. “Belki de (bu sergi) daha fazla insanın Banksy’nin işlerine bakmasını sağlayacak. Bence olabildiğince tanınırlık kazanmalı.”

Rachel Stewart \ Deutsche Welle Türkçe