Category Archives: Kültür-Sanat

Jean Paul Sarte’ın İmgelem kitabı Türkçe yayımlandı

Jean Paul Sartre felsefesinin ana unsurlarından birini oluşturan ‘İmgelem’, Alp Tümertekin çevirisiyle Türkçe yayımlandı.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 20. 03. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

 

lk olarak 1936’da yayımlanan ve bugün itibariyle Sartre felsefesinin tamamlayıcı parçalarından biri olan İmgelem filozofun özellikle Descartes ve Bergson’a yönelik önemli eleştirilerini ve Husserl fenomenolojisi üzerine değerlendirmelerini içeriyor.

18. yüzyıldan itibaren açık seçik biçimde dile getirilen imge sorunu, Sartre’ın da imgenin peşine düşmesine yol açıyor. Klasik felsefenin üç büyük akımının önerdiği üç çözümü sorgularken, İmgenin hep aynı yapıda olduğunu söylüyor: “Bir şeydir hep.”

“Ancak, bir imgeyi imge olarak dolayımsızca kavramak ile genelde imgelerin doğası üstüne düşünceler kurmak başka başka şeylerdir. İmge olarak varoluşa ilişkin hakiki bir kuram oluşturmanın tek yolu, bu konuda düşünümlü bir deneyden doğrudan kaynaklanmayan herhangi bir şey ileri sürmekten kesinlikle kaçınmaktır. Gerçekten de, imge olarak varoluş güçlükle ele geçirilebilecek bir varlık kipidir. Zihnimizi yormamızı gerektirir; ama en önemlisi, tüm varoluş kiplerini fizik varoluşu örnek alarak kurma yolundaki neredeyse alt edilmez alışkanlığımızdan kurtulmamız gerekir. Varlık kiplerinin birbirine böyle karıştırılması, başka her yerde olduğundan daha akılçeler burada, çünkü imge olarak kâğıt yaprağı ile gerçeklik olarak kâğıt yaprağı, birbirinden farklı iki varoluş düzleminde tek ve aynı yapraktır zaten.”

Banksy’nin Batı Şeria’daki oteli kullanıma açıldı

İngiliz sokak sanatçısı Banksy, Beytüllahim’deki Batı Şeria duvarına bakan boş binayı sanat eserleri ile dekore edilmiş bir otele çevirdi. The Walled Off dünyanın en kötü manzarasına sahip oteli olarak kabul ediliyor.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 17. 03. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

ngiliz sokak sanatçısı Banksy, Beytüllahim’deki Batı Şeria duvarına bakan boş binayı sanat eserleri ile dekore edilmiş bir otele çevirdi. The Walled Off dünyanın en kötü manzarasına sahip oteli olarak kabul ediliyor.

Ortadoğu’da Banksy sanatı

İsrail’in Batı Şeria’da ördüğü tartışmalı duvarın tam karşısında yer alan ‘The Walled Off Hotel’ açıldı. Sahibi efsanevi İngiliz grafiti sanatçısı Banksy. Sanatçı uzun zamandır boş duran ve günde 25 dakika güneş alan binayı protesto eserleriyle dekore ederek bir sanat oteline çevirdi. Burada kalmak isteyenler öncelikle İsrail askerlerinin kontrol noktasından geçmek zorunda.

İsrail’in ördüğü tartışmalı duvar

Batı Şeria’nın etrafında örülü duvar İsrailliler için bir “güvenlik duvarı”. Filistinliler için ise hareket özgürlüğünü kısıtlayan bir “ayrım duvarı”. İsa Peygamber’in doğduğu kabul edilen kenti çevreleyen 8 metre yüksekliğindeki duvarda gözetleme kuleleri var. Banksy daha önce de eserlerini bu tartışmalı duvarda sonsuzlaştırmıştı. Sanatçının eserleri bugün milyon dolarlar değerinde.

Geçmişi hatırlatan otel dekoru

Banksy yaptığı yazılı basın açıklamasında “bundan 100 yıl önce Filistin topraklarının İngiltere’nin kontrolünde olduğunu” belirtti ve bölgenin, 1948 yılına kadar manda yönetiminde olduğu için otelin dekorunda da İngiliz mandasına ait stilin kullanıldığını ifade etti.

Tatil atmosferinden uzak bir otel

İngiliz mandası atmosferi günümüz koşullarına da uyarlanmış. Örneğin bir Antik Yunan heykeli biber gazı ile çevrilmiş. Geri dönüşümlü maddelerden oluşan yağlı bir tuvalde ise mültecilerin geride bıraktığı can yelekleri ile dolu bir deniz resmi göze çarpıyor. Eski bir seramik atölyesi olan binada Banksy ekibi yaklaşık bir yıl çalıştı.

Her otel odası bir sergi alanı

Otelin odalarında Banksy’nin eserleri de sergileniyor. Örneğin bu odanın duvarında bir İsrail askeri ile bir Filistinli yastık savaşı yaparken görülüyor. Banksy’nin en ünlü eserlerinden biri olan bu resimde etrafa mermiler yerine tüyler saçılıyor. Bazı odalarda Filistinli sanatçıların eserleri de sergileniyor.

Beytüllahim’de turist beklentisi

İsa Peygamber’in doğduğu yer olduğuna inanılan Nativity (Doğum) Kilisesi’nin bulunduğu Beytüllahim kenti birçok Hristiyanı buraya çekiyor. Kent sakinleri, Banksy’nin otelinin daha fazla turisti buraya çekmesini umuyor. Genç mimar İlyas “Belki klasik Hristiyan hacıları yerine daha genç bir turist kitlesini buraya çekebilir” diye konuşuyor.

Kriz bölgesinde “duvar turizmi”

Beytüllahim sakinlerinin bir kısmı “duvar turistlerine” karşılar. Kentin merkezinde bir pansiyon işleten Fadi Kattan “Bir barış sağlanmış değil, sorunlar devam ediyor. O nedenle duvarın bir turizm objesine dönüşmesine karşıyım” diye konuşuyor. Filistinlilerin kontrol noktalarından geçmeleri için İsrail makamlarından izin alması gerekiyor.

Deutsche Welle

Diyarbakır’da Tarihi On Gözlü Köprü’nün 2 gözünün kapatılarak kafeterya yapılması tepkilere neden oldu

Diyarbakır’da Dicle Nehri üzerindeki tarihi On Gözlü Köprüsü’nün iki gözü toprak ile duldurulup bir kafenin doldurulan gözlere masa ve sandalye atması tepkilere neden oldu.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 15. 03. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

iyarbakır’da Dicle Nehri üzerindeki tarihi On Gözlü Köprüsü’nün iki gözü toprak ile duldurulup bir kafenin doldurulan gözlere masa ve sandalye atması tepkilere neden oldu. Kafe işletmecisi köprü gözlerine yapılan toprak doldurma ve kapatma işleminin kendisi tarafından yapılmadığını belirtirken, tarihi On Gözlü Köprü’nün iki gözünün kapatılması üzerine Sur Kaymakamı ve Belediye Başkan Vekili Bilal Özkan, yapılan incelemenin ardından DSİ Bölge Müdürlüğü’ne kaçak yapıların yıkılması için talimat verdiklerini söyledi.

Merkez Sur İlçesi’nde Dicle nehri üzerinde bulunan ve geçen yıllarda onarılarak trafiğe kapatılan tarihi On Gözlü Köprü’nün iki gözü kısa süre önce su düzeyinin düşmesi ve iki gözden su akmaması üzerine toprak ile duldurulması ve buraya masa sandalye atılarak kafe bahçesi olarak işletilmesi tepkilere yol açtı. Duvarla örülen ve kafe eklentisi olarak kullanılan tarihi köprünün iki gözü ile ilgili işletme sahibi bu işlemin kendisi tarafından yapılmadığını söylerken, bölgede bulunanlar duruma tepki gösterdi. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından aynı bölgede yürütülen ‘Diyarbakır İli Dicle Vadisi, Kırklar Tepesi Rekreasyon Alanı Kentsel Tasarım ve Peyzaj Uygulama Yapım İşi’ projesi de bölgede devam ederken, daha önce aynı bölgede yapılan eklentiler bir kaç kez Belediye tarafından izinsiz olduğu gerekçesiyle yıkılmıştı.

Tarihi On Gözlü Köprü’nün 2 gözünün kapatılması ile ilgili konuşan Sur Kaymakamı ve Belediye Başkan Vekili Bilal Özkan, kaçak yapıyla ilgili inceleme yapıldığını ve DSİ Bölge Müdürlüğüne yıkılması için yazı gönderildiğini söyledi. Başkan Vekili Özkan, şöyle dedi:

“Belediye olarak gereken tespitlerin yapılması amacıyla inceleme yaptık. Daha önceki yıllarda da benzer kaçak yapıların olduğunu fotoğraflarla da tespit ettik. Tarihi On gözlü köprü gözleri altına döşenerek gözleri kapatılan kaçak yapının yıkılması ve boşaltılması için gerekli talimatları verdik. Devlet Su İşlerine resmi yazı yazarak doldurulan toprak ve duvarların yıkılması konusunda talimatı verdi.”

On Gözlü Köprü

On Gözlü Köprü, Dicle Köprüsü, Silvan Köprüsü ve Mervani Köprüsü olarak dört ayrı isimle bilinen ihtişamlı köprü, Mardin Kapısının 3. km batısında yer almakta. Tarihi kayıtlardan anlaşıldığı kadarıyla On Gözlü Köprü’nün yapımının 6. yüzyılda I. Anastasias dönemine tarihlendiği düşünülmekte. Köprü zaman içeresinde bölgede yaşanan savaşlar sırasında işgal güçleri tarafından yıktırılmış ancak daha sonrasında onarılmıştır. Pek çok onarım evresi bulunan tarihi köprünün 974 yılında Bizans imparatoru Juannes Tzimisces tarafından yıktırılması ardından 1065-1067 yıllarında Mervaniler tarafından tekrar onarıldığı, köprünün ilk üç gözünde yer alan kitabelerden bilinmekte. Köprünün pek çok onarım evresi geçirmesi nedeniyle, antik dönem temel kalıntılarını da barındırıyor olması muhtemel.

DHA

Erdal Beşikçioğlu’nun yeni oyunu ‘Tüy Kalemler’ İzmir’de

İstanbul Tatbikat Sahnesi’nin en iddialı oyunlarından biri olan “Tüy Kalemler -Quills” 21-22 Mart tarihlerinde İzmir Tepekule Kongre ve Kültür Merkezinde.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 09. 03. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

ir insan yazdıklarından sorumlu tutulabilir mi? Kelimeler bu kadar mı keskin ve delici ki,güç karşısında suçlu olsun? Masum kim? Hikaye mi? Yoksa ondan etkilenip Gücünü kullanan sistem mi? Marques de sade’in kelimelerinin doğasına sığamayıp duvarlarına sızdığı akıl hastanesinden, bir dönüşüm hikayesi.

Edebiyatın en aykırı isimlerinden kabul edilen doğanın, ahlak kurallarının ve Sadeizm’in kurucusu Marquis de Sade’ın hayatının Charenton Akıl Hastanesi’nde geçirdiği son dönemini sahneye taşıyan “Tüy Kalemler -Quills” 21-22 Mart tarihlerinde İzmir Tepekule Kongre ve Kültür Merkezinde.

Doug Wright’ın yazıp Erdal Beşikçioğlu’nun rejisi ile sahneye konulan, Binnaz Dorkip’in kareografisini yaptığı oyunun müzik direktörlüğü Cem Deliormanlı’ya ait.

İstanbul Tatbikat Sahnesi’nin en iddialı oyunlarından biri olan “Tüy Kalemler”in oyuncu kadrosunda Erdal Beşikçioğlu, Gökhan Soylu, Saygın Soysal, Melisa Şenolsun, Işık Erdoğan, Diren Yurtseven, Onur Eroluş, Buğra Orhan, Beril Öztarakçı, Sena Kelahmet, Metehan Aktaş, Ceren Aydın Alp Yazıcı Ozan Gökçe yer alıyor.

“Tüy Kalemler – Quills” tiyatro severleri tüy kalemlerin yazdığı, giyotinlerin susturamadığı hayatlara şahit olmaya çağırıyor ve gerçek sanatçının asıl zor zamanlarda var olabildiği bir kez daha kanıtlanıyor!

Yazan Doug Wright

Yönetmen: Erdal Beşikçioğlu

Koreograf: Binnaz Dorkip

Müzik: Cem Deliormanlı

Oyuncular: Erdal Beşikçioğlu, Gökhan Soylu, Saygın Soysal, Melisa Şenolsun, Işık Erdoğan, Diren Yurtseven, Onur Eroluş, Buğra Orhan, Beril Öztarakçı, Sena Kelahmet, Metehan Aktaş, Ceren Aydın

Milli Eğitim Fazıl Say’ın adını müfredat taslağından çıkardı

Milli Eğitim Bakanlığı askıya çıkarttığı ortaöğretim müzik dersi taslağından dünyaca ünlü piyanist Fazıl Say’ın adını çıkardı. CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Zeynep Altıok, dünyaca ünlü piyanist Fazıl Say’ın isminin müfredattan çıkartılmasını Meclis gündemine taşıdı.

 

––––––––––––––––––––––––––––––––– 08. 03. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

illi Eğitim Bakanlığı askıya çıkarttığı ortaöğretim müzik dersi taslağından dünyaca ünlü piyanist Fazıl Say’ın adını çıkardı. CHP’li Zeynep Altıok, Say’ın adının, “Ülkemizdeki klasik batı müziği yorumcularına örnekler verilmesi” gereken Müzik Kültürü ünitesinden çıkarılmasını Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’a sordu, “Fazıl Say’ın adının müzik dersi taslağından çıkarılmasının gerekçeleri arasında, zaman zaman AKP Hükümetini eleştirmesi var mıdır?” dedi.

CNN’de yer alan habere göre Milli Eğitim Bakanlığı askıya çıkarttığı ortaöğretim müzik dersi taslağından dünyaca ünlü piyanist Fazıl Say’ın adını çıkardı. CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Zeynep Altıok, dünyaca ünlü piyanist Fazıl Say’ın isminin müfredattan çıkartılmasını Meclis gündemine taşıdı.

Altıok, Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’ın yanıtlaması istemiyle hazırladığı yazılı soru önergesinde “Kariyeri ulusal ve uluslararası başarılarla dolu dünyaca ünlü piyanistimiz Fazıl Say’ın adı, Milli Eğitim Bakanlığı’nın askıya çıkardığı ortaöğretim müzik dersi taslağında 12’nci sınıfta işlenecek konular arasında yer alan ‘Müzik Kültürü’ ünitesindeki ‘ülkemizdeki klasik batı müziği yorumcularına örnekler verir’ maddesinden çıkarılmıştır” ifadelerini kullandı.

Zeynep Altıok’un İsmet Yılmaz’a yönelttiği sorular şöyle:

1. Dünyaca tanınmış ve kariyeri başarılarla dolu piyanistimiz Fazıl Say dışında, MEB’in askıya çıkarttığı ortaöğretim müzik dersi taslağından çıkartılan başka örnek ve usta sanatçı var mıdır? Varsa bu sanatçılar kimlerdir? Sanatçıların, müzik dersi taslağından çıkarılmasının gerekçeleri nelerdir?

2. Fazıl Say’ın adının müzik dersi taslağından çıkarılmasının gerekçeleri arasında, zaman zaman AKP Hükümetini eleştirmesi var mıdır? Varsa hangi eleştiri ya da eleştirileri hükümetinizi rahatsız etmiştir? Hükümetinizi eleştiren her sanatçı için böyle kararlar mı alacaksınız?

3. Müzik dersi kitaplarına konulan örnek sanatçılar hangi kriterlere göre belirlenmektedir? Bu kriterler içinde AKP iktidarını eleştirmemek ya da övmek var mıdır?

4. MEB’in askıya çıkarttığı bu müzik dersi taslağı kimler tarafından hazırlanmıştır? Taslağı hazırlayanlar daha önce MEB’e böyle çalışmalar yaptılar mı? Yaptılar ise bu çalışmalar hangileridir ve kaçıncı sınıflar içindir?

5. Söz konusu taslaktan Fazıl Say’ın adının çıkartılması için sizin veya bir başka hükümet yetkilisinin verdiği yazılı ya da sözlü bir talimat var mıdır?

6. Dünyanın sayılı sanatçılarından biri olan piyanist Fazıl Say’ın adının müzik dersi taslağından çıkartılmasını bir hata olarak değerlendiriyorsanız, bu büyük hatadan bir an önce dönmeyi düşünüyor musunuz? Düşünüyorsanız hatanın düzeltilmesi için nasıl bir çalışma yapacaksınız?

Antik Palmira kentinde Suriye bayrağı dalgalanıyor

Suriye’deki iki bin yıllık antik Palmira kentinde tekrar Suriye bayrağı dalgalanıyor. ‘Çölün Gelini’ olarak da bilinen tarihi kent ilk kez Mayıs 2015’te IŞİD’in eline geçmişti. Rusya’nın desteğiyle operasyon düzenleyen Suriyeli güçler geçen yıl Mart ayında Palmira’yı örgütten temizlemişti.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 03. 03. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

uriye’deki iki bin yıllık antik Palmira kentinde tekrar Suriye bayrağı dalgalanıyor. 11 Aralık’ta kenti ikinci kez ele geçiren IŞİD örgütü, Rusya’nın hava saldırılarıyla destek verdiği operasyonla püskürtüldü, Suriye ordusu kentin kontrolünü 2 Mart’ta tamamen geri aldı. Rus yetkililer operasyonda öldürülen ve yaralanan teröristlerin sayısının binin üzerinde olduğunu duyurdu.

IŞİD, üç ay süren bu son işgalinde Roma döneminden kalma Tetrapylon’un 16 sütunundan 14’ünü imha etmişti. II. yüzyıldan kalma amfitiyatronun da yıkımda ağır hasar aldığı belirtilmişti.

IŞİD örgütü son olarak Palmira’da yenilgiye uğrasa da ülkenin orta kesimlerindeki büyük bir bölümü halen elinde tutuyor. Haritada koyu gri renkteki bölgeler IŞİD’in hakimiyetindeki alanları gösteriyor.

UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası listesindeki antik kentte örgütün yerleştirdiği mayınları temizleme çalışmaları sürüyor.

‘Çölün Gelini’ olarak da bilinen tarihi kent ilk kez Mayıs 2015’te IŞİD’in eline geçmişti. Örgüt, Zafer Takı ve Baal (Bel) tapınağı gibi kentteki bir çok tarihi yapıyı havaya uçurmuştu. Rusya’nın desteğiyle operasyon düzenleyen Suriyeli güçler geçen yıl Mart ayında Palmira’yı örgütten temizlemişti.

IŞİD’in, aralık ayından 2 Mart’a kadar süren son işgalinde kente ne kadar zarar verdiği şu an için bilinmiyor.

euronews

Galataport kapsamında tarihi Paket Postahanesi de yıkıldı

Galataport projesi inşaatı nedeniyle iş makineleriyle yıkılan Tarihi Karaköy Yolcu Salonu’nun ardından, yolcu salonunun komşusu olan ve birinci derece tarihi bina olan Paket Postanesi de aynı proje kapsamında yıkıldı.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 02. 03. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

alataport projesi kapsamında Tarihi Karaköy Yolcu Salonu’nun ardından, birinci derece tarihi bina olan Paket Postanesi de yıkıldı. Tescilli binaların yıkımı ve inşaatın çevreye zarar verdiği iddialarına yönelik basın toplantısı düzenleyen Mimarlar Odası Büyükkent Şubesi, kendi binasının da yer aldığı Kemankeş Caddesi’nde çatlaklar ve çevre binalarda hasarlar oluştuğunu söyledi. Oda temsilcileri bu konuda gerekli önlem ve tedbir almayan sorumlu yetkililer hakkında suç duyurusunda bulunduklarını açıkladı.


GALATAPORT TARİHİ PAKET POSTAHANESİNİ DE YUTTU

Doğuş Grubu ve Bilgili Holding ortaklığıyla yürütülen Galataport projesi kapsamında Türkiye’nin ilk modern deniz yolcusu uğurlama ve karşılama salonu Karaköy Yolcu Salonu yıkılarak, küçük bir kısmı ayakta kalmıştı. Karaköy ve Tophane arasında uzanacak Galataport projesi kapsamında ‘Paket Postahanesi de yıkıldı. Sahil boyunca uzanan ince uzun binanın denize bakan ön cephe duvarı ile kısa yan duvarları ayakta bırakıldı. Şantiye sebebiyle panolarla kapatılan inşaat çalışmaları yükseğe çıkıldığında görülüyor. İş makinalarının çalıştığı alanda, zemine beton enjekte ediliyor.


Paket Postahanesi’nin koruma grubu 5 Mart 2015 tarihinde birinci derece olarak belirlenmişti. İstanbul 2 No’lu Koruma Kurulu 9 Haziran 2016 tarihinde “Paket Postanesinde gerekli güçlendirmeler ve yapısal müdahaleleri gerçekleştirdikten sonra”, İstanbul Modern Müzesi’nin buraya taşınmasının uygun olduğunu belirtmişti.


MİMARLAR ODASI: ÇEVRE BİNALARDA HASAR VE ÇATLAKLAR VAR

Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi, Karaköy Salıpazarı Limanı’nda devam eden Galataport projesi nedeniyle tescilli binaların yıkımı ve inşaatın çevreye zarar verdiği iddialarına yönelik basın toplantısı düzenledi. Kemankeş Caddesi’nde çatlaklar ve çevre binalarda hasarlar oluştuğunu, yol seviyesinin yükselerek kaldırım hizasına ulaştığını belirten oda temsilcileri bu konuda gerekli önlem ve tedbir almayan sorumlu yetkililer hakkında suç duyurusunda bulunduklarını açıkladı.

Mimarlar Odası Büyükkent Şube Başkanı Sami Yılmaztürk ve Şube ÇED Danışma Kurulu Sekreteri Mücella Yapıcı tarafından düzenlenen toplantıda konuşan Yapıcı, Karaköy Limanı’nın planlarda kruvaziyer liman alanı olarak görülmesine rağmen, alanda 5 yıldızlı otellerin yapıldığını söyledi. Projenin planlarını basına gösteren Yapıcı, “Zemin üstü tamamen alışveriş merkezi ve ofis bloklarına ayrılmış, gümrük ve ulaşım dahil tüm liman faaliyetleri bodrum katlara atılmıştır” dedi.


“ÇEVRE BİNALARDA ÇATLAK, KAYMA VE DEFORMASYONLAR OLUŞUYOR”

Proje alanı içinde çakılan kazıkların ve enjekte edilen betonun, komşu binaların zemin katlarından ve yollardan fışkırdığı iddiasında bulunan Yapıcı, “Alt yapı sistemlerinin, çevre binaların fiziksel bütünlüğünü tehdit edecek biçimde zemin morfolojisi bozulmakta başta Kemankeş Caddesi olmak üzere inşaattan etkilenen bölgede ciddi çatlak, kayma ve deformasyonlar oluşturmaktadır” dedi.

Geçtiğimiz günlerde yıkılan Karaköy Yolcu Salonu’na da değinen Yapıcı, “1940’larda inşa edilmiş erken Cumhuriyet döneminin özgün yapılarından Karaköy Yolcu Salonu’nun yıkılmasına neden olan Galataport projesinin içerdiği fonksiyonlar itibariyle yarattığı ve yaratacağı tahribat son derece ciddi boyutlara varmış durumdadır” diye konuştu. Paket Postanesi’nin de yıkım kararı olmadan güçlendirilerek korunmasına dair raporlar bulunmasına rağmen dış duvarları hariç yıkıldığını ifade eden Yapıcı, aynı şekilde tescili bulunan Merkez Rıhtım Han binasının da benzer bir uygulamaya maruz kaldığını ifade etti.

PAKET POSTAHANESİNİN TARİHİ

‘Eski Paket Postahanesi’ 1892’de başlayan Galata Rıhtım inşaatı sürecinde, 1907-1911 yılları arasında Gümrük binası olarak inşa edildi. Boğaz ile Kemankeş Caddesi arasında ince, uzun bir yapı şeklinde uzanan bina, daha sonra günümüzün kargo şirketlerine benzer bir şekilde sadece paket kabul eden ve gümrük işlemi yapan bir işlev kazandı. Erken dönem betonarme bina örneklerinden olan binanın arduvaz kaplamalı kubbesi bulunuyordu. Binanın üzerindeki kubbeli mekan yapıldığı dönemin oldukça ileri yapım teknikleri kullanılarak inşa edilmişti. Kubbenin üst örtüsünde ahşap kaplama üzerine arduvaz kullanılmıştı.

Yaşar Kemal unutulmadı…

Eserleriyle ölümsüzleşen Yaşar Kemal, ikinci ölüm yıl dönümünde unutulmadı. Edebiyatın koca çınarı Yaşar Kemal için Leyla Gencer Opera ve Sanat Merkezi’nde anma töreni düzenlendi.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 28. 02. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

aşar Kemal Vakfı ve Folklor Kurumu’nun katkılarıyla gerçekleşen anma töreni Yaşar Kemal’in hayattayken kendisinin seslendirdiği ‘O Yar Gelir’ türküsüyle başladı. Sanat koordinatörlüğünü İlhan Gülek’in yaptığı etkinlikte Kardeş Türküler grubu sahne aldı. Yaşar Kemal anısına Türkiye’ye ait her dil ve bölgeden şarkıların seslendirildiği konserde Sabahat Akkiraz da konuk sanatçı olarak yer aldı.

 

 

EŞİ GÖZYAŞLARINI TUTAMADI

Anma töreninde Yaşar Kemal’in eşi Ayşe Semiha Baban da vardı. Baban, teşekkür konuşması sırasında gözyaşlarını tutamadı. Baban “Kardeş Türküler Barış Ödülü aldığı gece onlardan bir söz istemişti. Bana bir daha şarkı söyleyeceksiniz demişti. Ve siz bu gece söylediniz” dedi.

SOSYAL MEDYADA DA EN ÇOK YAŞAR KEMAL KONUŞULDU
Usta edebiyatçı Yaşar Kemal’in fotoğrafları ve sözleri de sosyal medyanın gündemi oldu. Sevenleri Yaşar Kemal’i, hafızalardan silinmeyen sözleriyle yad etti.

Gazeteci-yazar İrfan Değirmenci, Yaşar Kemal’i, “Zulme sessiz kalan bir gün zulme uğrar. Haksızlığa karşı durmak, insanın onurudur” sözlerini paylaşarak andı.

Usta yazar Sunay Akın’da Yaşar Kemal anısına şu notu paylaştı:

“Anadolu’da Ağrı Dağı ne ise, edebiyatımızda da Yaşar Kemal odur… Sevgili hocama ölüm yıl dönümünde sonsuz saygı, sevgi ve hiç dinmeyen özlemle… (Yaşar Kemal’in elinde tuttuğu tahtadan yapılan oyuncak bir gemidir… Elbette Nuh’un Gemisi…)”

 

 

Yaşar Kemal’in edebiyatımıza kazandırdığı eserler…

Öykü

Sarı Sıcak, 1952

Bütün Hikâyeler, 1975.

Roman

İnce Memed, 1. cilt, 1955; 2. cilt,1969; 3. cilt, 1984; 4. cilt, 1987

Teneke, 1955

Orta Direk, 1960

Yer Demir Gök Bakır, 1963

Ölmez Otu, 1968

Akçasazın Ağaları / Demirciler Çarşısı Cinayeti, 1974

Akçasazın Ağaları / Yusufcuk Yusuf, 1975

Yılanı Öldürseler, 1976

Al Gözüm Seyreyle Salih, 1976

Allahın Askerleri, 1978

Kuşlar da Gitti, (uzun öykü) 1978

Deniz Küstü, 1978

Hüyükteki Nar Ağacı, 1982

Yağmurcuk Kuşu / Kimsecik I, 1980

Kale Kapısı / Kimsecik II, 1985

Kanın Sesi / Kimsecik III, 1991

Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana, 1997

Karıncanın Su İçtiği, 2002

Tanyeri Horozları, 2002.

Çıplak Deniz Çıplak Ada, 2012

Tek Kanatlı Bir Kuş, 2013

Şiir kitapları

Bugünlerde Bahar İndi, 2010

Destansı Roman

Üç Anadolu Efsanesi, 1967

Ağrıdağı Efsanesi, 1970

Binboğalar Efsanesi, 1971

Çakırcalı Efe, 1972.

Röportaj

Yanan Ormanlarda 50 Gün, 1955

Çukurova Yana Yana, 1955

Peribacaları, 1957

Bu Diyar Baştan Başa, 1971

Bir Bulut Kaynıyor, 1974

Röportaj Yazarlığında 60 Yıl, 2011

Çocuklar İnsandır, 2013

Neredesin Arkadaşım, İst.: YKY, 2014

Yağmurla Gelen, İst.: YKY, 2014

Deneme-Derleme

Ağıtlar, Adana: Halkevi, 1943

Taş Çatlasa, İst.: Ataç, 1961

Baldaki Tuz, (1959-74 gazete yazıları) İst.: Cem, 1974

Gökyüzü Mavi Kaldı, (halk edebiyatından seçmeler, S. Eyüboğlu ile)

Ağacın Çürüğü: Yazılar-Konuşmalar, (der. Alpay Kabacalı) İst.: Milliyet, 1980

Yayımlanmamış 10 Ağıt, İst.: Anadolu Sanat, 1985

Sarı Defterdekiler: Folklor Derlemeleri, (haz. Alpay Kabacalı) İst.: Yapı Kredi, 1997

Ustadır Arı, İst.: Can, 1995

Zulmün Artsın, İst.: Can, 1995.

Binbir Çiçekli Bahçe, İst.: YKY, 2009.

Bu Bir Çağrıdır, İst.: YKY, 2012.

Sinemaya uyarlanan eserleri

Yaşar Kemal’in edebiyatımıza kazandırdığı pek çok eserin yanı sıra bazı yapıtları sinemaya da uyarlanmıştı.

Beyaz Mendil, 1955, Yön: Lütfü Akad

Namus Düşmanı, 1957, Yön: Ziya Metin

Alageyik, 1959, Yön: Atıf Yılmaz

Karacaoğlan’ın Sevdası, 1959, Yön: Atıf Yılmaz

Ölüm Tarlası, 1966, Yön: Atıf Yılmaz

Ağrı Dağı Efsanesi, 1974, Yön: Memduh Ün

Yılanı Öldürseler, 1981, Yön: Türkân Şoray

İnce Memed, 1984, Yön: Peter Ustinov

Yer Demir Gök Bakır, 1987, Yön: Zülfü Livaneli

SAYISIZ ÖDÜLE İMZA ATTI

Yaşar Kemal, 1923’te Osmaniye’nin Kadirli ilçesine bağlı Hemite köyünde, Van Gölü yakınlarındaki eski adı Ernis olan Ünseli köyünden Birinci Dünya Savaşı’ndaki Rus işgali yüzünden göç etmek zorunda kalan Halime-Sadık çiftinin çocuğu olarak dünyaya geldi. Nüfus cüzdanına ancak ilkokulda sahip olabilen Yaşar Kemal’in doğum tarihi kayıtlara 1926 olarak geçti. Küçük yaşlarda ozanların anlattığı efsaneler, okudukları şiirler Yaşar Kemal’i derinden etkiledi. Küçük yaşına rağmen ozanlara öykünerek türküler, şiirler söylemeye başladı. Kendisiyle atışan görme engelli Aşık Ali’nin “Sen bu yaşta bu kadarsan sonunda Karacaoğlan gibi olacaksın” sözleri onu çok mutlu etti.

İlk olarak 1951-63 arasında Cumhuriyet gazetesinde fıkra ve röportaj yazarı olarak çalışan Kemal, burada “Yaşar Kemal” ismini kullandı.1952’de ilk öykü kitabı “Sarı Sıcak”ı, 1955’te ise bugüne dek 40’tan fazla dile çevrilen romanı “İnce Memed”i yayımladı. 1962’de girdiği Türkiye İşçi Partisi’nde genel yönetim kurulu üyeliği ve merkez yürütme kurulu üyeliği görevlerinde bulundu. Yazıları ve siyasi etkinlikleri dolayısıyla birçok kez kovuşturmaya uğradı. 1967’de haftalık siyasi dergi Ant’ın kurucuları arasında yer aldı. 1973’te Türkiye Yazarlar Sendikası’nın kuruluşuna katıldı ve 1974-75 arasında ilk genel başkanlığını üstlendi. 1988’de kurulan PEN Yazarlar Derneği’nin de ilk başkanı oldu. Roman ve öykülerinde çoğunlukla Çukurova’da yaşanan insan dramlarını işledi. Büyük ün kazanan ‘İnce Memed’ romanı 40 dile çevrilirken, büyük dünya yazarları arasında yer aldı. ‘İnce Memed’in de aralarında bulunduğu 9 eseri filme çekildi.

Kemal hayatı boyunca Fransa Kültür Bakanlığı tarafından verilen Commandeur des Arts et des Lettres Nişanı’nın da aralarında bulunduğu birçok ödül aldı.

1955 Gazeteciler Cemiyeti Başarı Armağanı (“Dünyanın En Büyük Çiftliğinde Yedi Gün” adlı röportaj dizisi ile)

1956 Varlık Roman Armağanı (İnce Memed ile)

1966 İlhan İskender Armağanı (Teneke’den aynı adla uyarlanan oyunu ile)

1966 Uluslararası Nancy Tiyatro Festivali Birincilik Ödülü (‘Yer Demir Gök Bakır’ romanından Nihat Asyalı’nın sahneye uyarladığı, Yılmaz Onay’ın sahneye koyduğu ‘Uzun Dere’ oyunu ile. Türkiye ödülü, Brezilya ile paylaştı)

1974 Madaralı Roman Armağanı (Demirciler Çarşısı Cinayeti ile)

1977 Fransa Eleştirmenler Sendikası En İyi Yabancı Roman Ödülü (Yer Demir Gök Bakır ile)

1978 Fransa’da En İyi Yabancı Kitap Ödülü (Ölmez Otu ile)

1979 Fransa ‘Büyük Jüri’ En İyi Kitap Ödülü (Binboğalar Efsanesi ile)

1982 Uluslararası Cino Del Duca Ödülü

1984 Fransız Legion d’Honneur Ödülü Commandeur payesi

1984 TÜYAP Kitap Fuarı Halk Ödülü

1985 Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü

1986 Orhan Kemal Roman Ödülü (Kale Kapısı ile)

1988 TÜYAP Kitap Fuarı Halk Ödülü

1988 Fransa Kültür Bakanlığı Commandeur des Arts et des Lettres Nişanı

1991 Fransa Strasbourg Üniversitesi Onur Doktorası

1992 11. TÜYAP Kitap Fuarı Onur Yazarı

1992 Antalya Akdeniz Üniversitesi Onur Doktorası

1993 Kültür Bakanlığı Büyük Ödülü

1994 Mülkiyeliler Birliği Rüştü Koray Armağanı

1995 Morgenavissen Jylaand-Pösten Ödülü (Danimarka)

1996 Türkiye Yayıncılar Birliği Düşünce ve İfade Özgürlüğü Ödülü

1996 Kanın Sesi ile Akdeniz Yabancı Kitap Ödülü (Perpignan, Fransa)

1996 VIII Katalunya Uluslararası Ödülü (Barcelona, İspanya)

1996 Lillian Hellman/Dashiell Hammett Baskıya Karşı Cesaret Ödülü, İnsan Hakları İhlallerini İzleme Örgütü, (New York)
1997 Toplu eserleri için Premio Internazionale Nonino Ödülü, İtalya

1997 Kenne Vakfı Düşünce ve Söz Özgürlüğü Ödülü (Uppsala, İsveç)

1997 Norveç Yazarlar Birliği ödülü, Wole Soyinka ile ortak

1997 Frankfurt Kitap Fuarı Alman Yayıncılar Birliği Ödülü

1998 Frei Üniversitesi Berlin Fahri Doktora

1998 Bordeaux Yayıncılar Birliği Yabancı Edebiyat Ödülü

2002 Bilkent Üniversitesi Fahri Doktora

2003 Z. Homerus Şiir Ödülü

2003 Savanos Ödülü (Selanik)

2003 Türkiye Yayıncılar Birliği Yayıncılık Emek Ödülü

2008 Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük ödülü

2009 Çukurova Üniversitesi, Fahri Doktora

2011 Légion d’honneur

2013 Krikor Naregatsi Nişanı

2014 Beyaz Martı Edebiyat Ödülü

14 Ocak 2015 günü İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırılan Kemal’in doktorları yaptıkları açıklamalarda; akciğer enfeksiyonu ve ritm bozukluğunun yanında çoklu organ yetmezliği yaşadığını söyledi. Kemal, hastaneye yattıktan 45 gün sonra 28 Şubat 2015’de hayatını kaybetti.

UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde BulunanTopkapı’daki Tarihi Surlara Portatif Çatılı Düğün Salonu

Fatih Belediyesi, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde bulunan Topkapı’daki tarihi surlara 3 metre yüksekliğinde açılıp kapanabilen portatif çatı yerleştirerek düğün salonu açtı.

 

––––––––––––––––––––––––––––––––– 27. 02. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

 

atih Belediyesi, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde bulunan Topkapı’daki tarihi surlara portatif çatı yerleştirerek düğün salonu açtı. Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu 12 Mayıs 2016’da yüzlerce yıllık tarihi surlara ‘nitelikli portatif örtü’ sistemi kurulabileceğine karar verdi. Bunun üzerine Fatih belediyesi, surlara 3 metre yüksekliğinde açılıp kapanabilen bir çatı monte etti.

Hürriyet’ten İdris Emen’in haberine göre, kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu yüzlerce yıllık tarihi surlara ‘nitelikli portatif örtü’ sistemi kurulabileceğine karar verdi.

Fatih Belediyesi de UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınan tarihi surlara çatı monte edip, düğün salonu açtı. Belediye’ye göre, Koruma Kurulu kararıyla monte edilen çatının surlara hiçbir zararı yok.

Sistemin surlara zarar vermediğini savunan Fatih belediyesi tarafından yapılan açıklamada “Yapılan uygulamanın, sur duvarları ile hiçbir şekilde teması yoktur ve kurul kararına uygun olarak yapılmıştır” dendi.

Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu ‘nitelikli portatif örtü’ izni vermesi üzerine surlara monte eden çatı için belediye “Yapılan uygulamanın, sur duvarları ile hiçbir şekilde teması yoktur ve kurul kararına uygun olarak yapılmıştır” açıklamasında bulundu.

Arkeologlar Derneği İstanbul Şubesi ise miras alanının kimliğiyle ilgisiz bir kullanım olduğunu vurguladı ve ekledi: “Bu tarihi doku düğün ve benzeri etkinlikler için bir ‘konsept’ malzemesi olarak pazarlanmaktadır.”

Monte edilen çatının görüntülenmesi ve basına yansıması sonrası sosyal medyadan da tepkiler yükseldi…

‘DUVARLARA TEMAS YOK’
Söz konusu açılır kapanır çatının surlara zarar vermediğini savunan Fatih Belediyesi’nden konuyla ilgili yapılan açıklamada, “Yapılan uygulamanın, sur duvarları ile hiçbir şekilde teması yoktur ve kurul kararına uygun olarak yapılmıştır” ifadeleri kullanıldı

‘ÇİRKİN BİR GÖRÜNTÜ’

Belediyenin CHP’li meclis üyesi Fazıl Uğur Soylu ise, “Surların bitişiğinde bulunan sosyal tesis için inşa edilen hareketli çatıyı inceledim. Duvarlara monte edilmemiş. Ancak çirkin bir görüntü ortaya çıkmış. Surların dışından da görünüyor. Bu konuyla ilgili şikâyette bulunacağız” diye konuştu.

‘MİRAS ALANININ KİMLİĞİYLE İLGİSİZ’

Arkeologlar Derneği İstanbul Şubesi de, portatif çatının tarihi dokuyu bozduğunu belirterek şunları söyledi: “Bu surlarda uygulanacak her proje surların kimliği göz önüne alınarak uygulanmalıdır. Surlara verilecek işlevler kültür varlığının korunmasına hizmet etmeli ve alanın bütüncül olarak algılanmasını engellememeli. Topkapı Sosyal Tesisi ise tüm bunların aksine kara surlarının bir bölümünde miras alanının kimliğiyle ilgisiz bir kullanım şekline neden olmakta, bu tarihi doku düğün ve benzeri etkinlikler için bir ‘konsept’ malzemesi olarak pazarlanmaktadır.”

89. Oscar Ödülleri sahiplerini buldu

89. Oscar Ödülleri’ni kazananlar belli oldu. 13 dalda 14 adaylığı bulunan La La Land 6 ödül alırken, “En İyi Film” ödülünün önce La La Land’e, bir süre sonra ise yanlışlık yapıldığı belirtilerek Moonlight’a verilmesi geceye damgasını vurdu.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 27. 02. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

BD’nin Los Angeles kentindeki Dolby Theatre’da düzenlenen, komedyen Jimmy Kimmel’ın sunduğu törende, sinema dünyasının en prestijli ödülü “Oscar” sahiplerini buldu. Moonlight “En İyi Film” ödülünü alırken, “En İyi Yönetmen” ödülüne La La Land filminin yönetmeni Damien Chazelle layık görüldü. “En İyi Kadın Oyuncu”ödülünü Emma Stone, “En İyi Erkek Oyuncu”ödülünü ise Cassey Affleck kazandı.

“En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu” seçilen Mahershala Ali, bu dalda Oscar kazanan ilk Müslüman oyuncu olurken, Damien Chazelle de Oscar tarihinde ödül kazanan en genç yönetmen unvanını elde etti.

20 kez ile Oscar’a en çok aday gösterilen kadın oyuncu olan Meryl Streep ise daha önce 3 kez kazandığı ödüle bu yıl ulaşamadı.

“ARTIK BİZDEN NEFRET EDEN 225 ÜLKEDE İZLENİYORUZ”

Kırmızı halı geçiş töreni sonrası Justin Timberlake’in “Can’t Stop the Feeling” performansı ile başlayan gecede sunucu Jimmy Kimmel esprileriyle törene renk katarken, ABD’nin yeni başkanı Donald Trump’ı eleştiren yorumlarıyla da dikkati çekti. Kimmel, “Şu anda bu yayını dünyada milyonlarca insan canlı izliyor. Artık bizden nefret eden 225 ülkede izleniyoruz. Bu harika bir şey. Ülke şu anda bölünmüş vaziyette. Çok fazla tavsiye aldım. ‘İnsanları birleştirmen, insanları bir araya getirecek bir şeyler söylemen lazım’ dediler. Ben bunu yapamam. Bu salonda tek bir ‘Cesur Yürek’ var, o da bizi birleştirmeyecek. Başkan Trump’a teşekkür etmek istiyorum. Geçen sene Oscarlar ırkçı gibi gözüküyordu. Artık onun sayesinde böyle bir şey yok. Filmler için ne kadar harika bir yıl. Siyahiler Nasa’yı, beyazlar da cazı kurtardı. İlerleme dediğiniz budur işte” ifadelerini kullandı.

KIMMEL, TÖREN SIRASINDA TRUMP’A TWEET ATTI

Jimmy Kimmel, ödül töreninin başlamasından yaklaşık iki saat sonra tekrar Donald Trump’tan bahsederek, “2 saati geçti hala Donald Trump bize bir kere tweet atmamış. Endişelenmeye başlıyorum, iyi mi acaba” dedi ve tören sırasında Trump’a, “Uyanık mısın” şeklinde tweet attı. Kimmel daha sonra Donald Trump’a, “Meryl selam söylüyor” diye tweet gönderdi ve salonda kahkaha sesleri yükseldi. Bu tweetler kısa süre içerisinde binlerce kez retweet edildi.

“GELMEME SEBEBİM, ÜLKEMİN İNSANLARINA DUYDUĞUM SAYGI VE SAYGISICA DAVRANILAN DİĞER 6 ÜLKENİN İNSANINA OLAN SAYGIM”

“Yabancı Dilde En İyi Film” ödülünü İran yapımı “The Salesman” kazanırken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Müslüman ülkerin vatandaşlarına uyguladığı vize yasağı nedeniyle Oscar törenine katılmama kararı alan İranlı yönetmen Ashgar Farhadi adına ödülü Anousheh Ansari aldı. Ödülü aldıktan sonra Farhadi’nin yazısını okuyacağını belirten Ansari, şunları söyledi:

“Bu değerli ödülü ikinci kez almak büyük bir onur. Bu gece sizlerle olmadığım için özür dilerim. Gelmeme sebebim, ülkemin insanlarına duyduğum saygı ve saygısıca davranılan diğer 6 ülkenin insanına olan saygım. Sinemacılar kameralarını ortak insani değerlere çevirebilir ve farklı ülkeler, uluslar ve dinlerle ilgili önyargıları yıkabilir. Empatiye her zaman olduğundan daha fazla ihtiyacımız var.”

“EN İYİ FİLM” ÖDÜLÜ EL DEĞİŞTİRDİ

İlk olarak “En İyi Film” ödülünü La La Land’in kazandığı açıklanırken, film ekibi sahneye çıktı ve teşekkür konuşması yapıldı. Ancak bir süre sonra yanlışlık yapıldığı belirtilerek Moonlight’ın “En İyi Film Ödülü” kazandığı açıklandı. Büyük şok yaşayan La La Land ekibi, Oscar ödülünü sahneye gelen Moonlight ekibine teslime etti.

89. Oscar Ödülleri’ni kazananlar şöyle:


-En İyi Film-

Moonlight


-En İyi Yönetmen-

Damien Chazelle – La La Land


-En İyi Erkek Oyuncu-

Cassey Affleck – Manchester By The Sea


-En İyi Kadın Oyuncu-

Emma Stone – La La Land


-En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu-

Mahershala Ali – Moonlight


-En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu-

Viola Davis – Fences


-En İyi Animasyon Filmi-

Zootopia

-En İyi Özgün Senaryo-

Manchester by the Sea – Kenneth Lonergan

-En İyi Uyarlama Senaryo-

Barry Jenkins & Tarell Alvin McCraney – Moonlight


-Yabancı Dilde En İyi Film-

The Salesman (İran)


-En İyi Belgesel Film-

O.J.: Made in America – Ezra Edelman ve Caroline Waterlow

-En İyi Kısa Belgesel Film-


The White Helmets


-En İyi Kısa Film-

Sing


-En İyi Kısa Animasyon Filmi-

Piper


-En İyi Film Müziği-

La La Land – Justin Hurwitz

-En İyi Özgün Şarkı-

“City of Stars” – La La Land (Justin Hurwitz, Benj Pasek, Justin Paul)

-En İyi Ses Kurgusu-

Arrival – Sylvain Bellemare


-En İyi Ses Miksajı-

Hacksaw Ridge – Kevin O’Connell, Andy Wright, Robert Mackenzie ve Peter Grace


-En İyi Prodüksiyon Tasarımı-

La La Land – Sandy Reynolds-Wasco ve David Wasco

-En İyi Sinematografi-

La La Land – Linus Sandgren


En İyi Makyaj ve Saç Tasarımı

Suicide Squad – Alessandro Bertolazzi, Giorgio Gregorini ve Christopher Nelson


-En İyi Kostüm Tasarımı-

Fantastic Beasts and Where to Find Them – Colleen Atwood


-En İyi Film Kurgusu-

Hacksaw Ridge


-En İyi Görsel Efekt-

The Jungle Book – Robert Legato, Adam Valdez, Andrew R. Jones ve Dan Lemmon