Category Archives: Kültür-Sanat

Nemrut: Kralların ve tanrıların taşlaştığı yer

Türkiye’nin güneydoğusunda tanrıların ve kralların dev heykellerini barındıran ve UNESCO’nun dünya mirası listesinde yer alan Nemrut Dağı’nı ne kadar tanıyoruz?

––––––––––––––––––––––––––––––––– 01. 02. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

ürkiye’nin güneydoğusunda tanrıların ve kralların dev heykellerini barındıran ve UNESCO’nun dünya mirası listesinde yer alan Nemrut Dağı’nı ne kadar tanıyoruz?

Sessiz bekçiler

Burası tanrıların, kralların ve bazı yaratıkların dev heykellerinin insana tepeden baktığı bir mezar. Milattan Önce 1. Yüzyılda günümüz Adıyaman sınırları içinde Kral 1. Antiochus Kommagene Krallığı’nın lideriydi. MÖ 34 yılında öldüğünde Nemrut Dağı’nın Fırat Nehri’ne bakan rüzgarlı tepesinde taş yığınlarının içine gömüldü.

Tanrılar arasında uyumak

Ölmeden önce bıraktığı yazılara göre, Antiochus yüksek ve ıssız bir yere gömülmek istiyordu. Kendi tapınağını inşa edip tanrıların yanına gömülerek bunu başardı da. Bugün Nemrut Dağı’nın batı yüzünde taştan yapılma bu dev heykellerin sadece yıkıntıları ve başları görülüyor.

Cennet manzarası

Dağın zirvesine çıkan dolambaçlı yoldan tırmanırken Torosları da içeren muhteşem manzarayı izliyorsunuz. Nemrut kalıntılarına Adıyaman ve Malatya’dan ulaşılabilir.

Doğu ve batının karması

Nemrut Dağı’nın doğu yakasında tanrıların taştan gövdelerini yıkılmış kafaları önlerine sıralanmış halde görürsünüz. Buradaki heykeller, Kommagene krallığını çevreleyen farklı kültürlerin ve dinlerin bir sentezi gibidir. Pers ve Zerdüşti figürler Yunan tanrılarıyla karışmıştır.

İki imparatorluk arasında

Kral Antiochus heykelinin kafası da gövdesinin önünde dursa da hala heybetli görünüyor. Yanında bir kartal ve krallığının koruyucu tanrısı Kommagene heykeli bulunuyor. Kommagene Büyük İskender’in imparatorluğunun parçalanması üzerine ortaya çıkan birçok krallıktan biri. Güneydoğu Anadolu’daki bu krallık, batısında Roma ile doğusunda Part krallığı arasubda sıkışıp kalmış.

Çakıl taşlarından türbe

Dağın tepesinde Antiochus için yapılan ve tümülüs olarak da bilinen piramit mezar 50 metre yüksekliğinde. Bu yükselti çakıl taşları yığılarak oluşturulmuş. Antiochus, annesi tarafından Yunan, babası tarafından ise Pers krallığıyla bağlantılıydı.

Keşfedilmemiş mezar

Antiochus öldükten 106 yıl sonra 72 yılında Romalılar Kommagene krallığını ilhak etti. Dağın tepesindeki anıt mezarı 1881’de Alman arazi mühendisleri keşfedinceye kadar bilinmiyordu. Kralın mezarı henüz bulunmuş değil. Fakat araştırmacılar bugünkü gelişkin teknolojiye rağmen tümülüse zarar vermekten korkuyor.

Antiochus’a dua

Mezarın doğu yakasında bir aslan heykeli gözetmektedir bölgeyi. İnsanlar burada tanrıların huzurunda ateş yakıp ziyafetler hazırlayarak onları mutlu etmeye çalışırdı.
Antiochus kendi heykelini Zeus gibi tanrıların heykellerinin yanına yaptırarak onlara tapınan insanların duasını almayı da amaçlamıştır.

Fırat’ın kaynağı

Buradan Fırat Nehri de görülür uzaktan. Türkiye’de başlayan nehir Suriye ve Irak topraklarından geçer, burada Dicle Nehri ile birleşerek Basra Körfezi’ne dökülür. Nemrut ayrıca Doğu Anadolu’da aktif olan bir fay hattına yakındır. Kalıntıların bir depremde zarar görmesinden endişe duyan UNESCO bölgeyi gözetim altında tutuyor.

Dağlara üstten bakmak

Nemrut Dağı’nın yüksekliği 2134 metre. Araştırmalar heykellerin ay takvimine göre belli bir düzen içinde sıralandığını ortaya koydu. Nemrut’un zirvesi sadece olağanüstü heykelleri görmek için değil, muhteşem manzarayı ve gün batımını izlemek için de gidilmesi gereken bir yer.

BBC 

Başka bir okul mümkün diyorlar!

Çocuklara burslu eğitim sağlamak için şimdiye kadar bir çok projeye imza atan “Başka Bir Okul Mümkün Derneği” ünlü isimlerin desteğiyle yine çok özel bir projeye daha imza atmaya hazırlanıyor. Derneğe bağlı olarak veliler tarafından kurulan ve kar amacı gütmeyen “Koşan Kaplumbağa Anakolu” nda burslu çocuk okutmak için bir dayanışma konseri düzenleniyor.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 30. 01.2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

 

ocuklara burslu eğitim sağlamak için şimdiye kadar bir çok projeye imza atan “Başka Bir Okul Mümkün Derneği” ünlü isimlerin desteğiyle yine çok özel bir projeye daha imza atmaya hazırlanıyor. Derneğe bağlı olarak veliler tarafından kurulan ve kar amacı gütmeyen “Koşan Kaplumbağa Anakolu” nda burslu çocuk okutmak için bir dayanışma konseri düzenleniyor.

ŞARKILAR ÇOCUKLAR İÇİN SÖYLENECEK!

2 Şubat Perşembe günü Kadıköy Sahne’de gerçekleşecek olan konserde Cenk Taner, Yüzyüzeyken Konuşuruz, Niyazi Koyuncu, Nilipek ve Ezgi Aktan şarkılarını çocuklar için söyleyecek.

Eylül ayında, Başka Bir Okul Mümkün Derneği çatısı altında Kadıköy, Moda’da ebeveynler tarafından kurulan Koşan Kaplumbağa Anaokulu, sanatçıların gönüllü desteği ile çok özel bir projeye imza atacak.

Cenk Taner, Yüzyüzeyken Konuşuruz, Niyazi Koyuncu, Nilipek ve Ezgi Aktan’ın sahne alacağı dayanışma konseriyle okula burslu çocuklar kazandırılacak.

Kaplumbağa Anaokulu

Demokratik yönetim, ekolojik duruş, alternatif eğitim eksenlerini benimseyen ve kâr amacı gütmeyen 3-6 yaş arası bir okul. Dayanışma konseri, bir gelecek hayaline ortak olmak ve burslu çocuk okutma çabasına katkı sunmak amacıyla Kadıköy Sahne’nin ve sanatçıların gönüllü desteğiyle düzenleniyor.

Kadıköy Sahne

Adres: Osmanağa Mah. Kırtasiyeci Sok: 25E Kadıköy İstanbul.

Tel: 0216 550 04 92

Tarih: 2 Şubat Perşembe -22.00

 

Biletler satışta
http://www.biletix.com/etkinlik/ULD19/TURKIYE/tr

Karikatürist Ramize Erer’e Fransa’dan ‘Cesaret’ ödülü

Ünlü çizer Ramize Erer, Fransa’daki Angoulême Uluslararası Çizgi Roman Festivali’nde “2017 Yaratıcı Cesaret Ödülü”nü kazandı.

–––––––––––––––––––––––––––––––– 30. 01.2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

 

nlü çizer Ramize Erer, Fransa’daki Angoulême Uluslararası Çizgi Roman Festivali’nde “2017 Yaratıcı Cesaret Ödülü”nü kazandı.

“Tehlikeli İlişkiler” başlıklı karikatür serisi ve “Kötü Kız”, “Tüpçü” gibi karakterleri ile sevilen çizer Ramize Erer, 44 yıldır gerçekleştirilen ve dünyanın en büyük çizgi organizasyonu olan Angoulême Uluslararası Çizgi Roman Festivali’nde, karikatürlerindeki derin ve güçlü feminizm dolayısıyla “2017 Yaratıcı Cesaret Ödülü”ne layık görüldü.

”Yarattığım karakterlerde kadınların arzularından ve kadın sorunlarından bahsettim”

Erer, Fransa’nın en köklü mizah dergilerinden Fluide Glacial tarafından verilen ödülü alırken, “Virginia Woolf ya da Simone de Beauvoir’i bilmeden feminist olan annem için alıyorum bu ödülü. Hayat onu feminist yapmıştı. Bana verdiği sonsuz özgürlük duygusuyla çizdim bütün karikatürlerimi şimdiye kadar. Yarattığım karakterlerde kadınların arzularından ve kadın sorunlarından bahsettim” şeklinde konuştu.

Ramize Erer

Mimar Sinan Üniversitesi resim bölümü mezunu Ramize Erer, çizerliğe 1980 yılında Gırgır dergisinde başladı. Cumhuriyet gazetesinde ve sonrasında 13 yıl boyunca Radikal gazetesinde her gün, “Tehlikeli İlişkiler” başlıklı bant çizen Erer, aynı gazetede aynı zamanda “Kötü Kız” karakterini yarattı ve okurlarına sevdirdi. Bugüne kadar 10 binden fazla karikatürü ve öyküsü yayımlanan Ramize Erer’in “Bir Bıyıksız”, “Eşi Nadide”, “Kötü Kız”, “Tehlikeli İlişkiler”, “Evlilik”, “Kız Hikayeleri” albümleri bulunuyor. “Kötü Kız” albümü Almancaya, “Evlilik” albümü ise İtalyancaya çevrildi.

Erer’in ödüle layık görülmesine birçok isimden de tebrik mesajı geldi.

Erer’i ilk tebrik edenler arasında CHP İstanbul Milletvekili Melda Onur da vardı.

Büyük bir keyifle alkışlıyorum…Çoktan haketmiştiniz böylesi bir ödülü

Sanatçılardan teröre karşı birlik mesajı

İstanbul Şehir Tiyatrolarının eski Genel Sanat Yönetmeni Erhan Yazıcıoğlu’nun çağrısıyla bir araya gelen sanatçılar, teröre karşı birlik mesajı verdiler. Basın açıklamasında, ”Biz sanatçılar, ayırımcılığa kutuplaşmaya karşı durduk diyen Erhan Yazıcıoğlu, bu duruşumuza devam edeceğiz. Sanatın bir panzehir olduğunu kanıtlayacağız. Atatürk ilkelerinden asla ayrılmadan, ‘Yurtta barış dünyada barış’ ilkesine de dört elle sahip çıkıyoruz” dedi

––––––––––––––––––––––––––––––––– 16. 01.2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

stanbul Şehir Tiyatrolarının eski Genel Sanat Yönetmeni Erhan Yazıcıoğlu’nun çağrısıyla bir araya gelen sanatçılar, teröre karşı birlik mesajı verdiler. Harbiye’deki İstanbul Şehir Tiyatroları Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde bir araya gelen sanatçıların Şehitler Tepesine yapmayı planladıkları yürüyüş güvenlik gerekçesiyle iptal edildi. Ancak aralarında Ali Poyrazoğlu, Kenan İmirzalıoğlu ve Zihni Göktay’ın bulunduğu sanatçılar, İstanbul Şehir Tiyatroları Yöneticileriyle birlikte Harbiye’de basın açıklaması yaptı.

YURTTA BARIŞ DÜNYADA BARIŞ İLKESİNE SAHİP ÇIKIYORUZ

Biz sanatçılar, ayırımcılığa kutuplaşmaya karşı durduk diyen Erhan Yazıcıoğlu, Bu duruşumuza devam edeceğiz. Sanatın bir panzehir olduğunu kanıtlayacağız. Tek panzehirin birlik, beraberlik olduğunu, teröre karşı ancak birlik olursak, Türkiye Cumhuriyeti’ni koruyabileceğimizi kanıtlayacağız. Evet tarihte bizim için savaşçı ülke derler ama Atatürk ilkelerinden asla ayrılmadan, ‘Yurtta barış dünyada barış’ ilkesine de dört elle sahip çıkıyoruz şeklinde konuştu.

BÜTÜN ŞEHİTLERİMİZE SAHİP ÇIKIYORUZ

Sanatçılar olarak halka borçlarını ödemek üzere, teröre karşı durduklarını söyleyen Erhan Yazıcıoğlu, Bütün şehitlerimize sahip çıkıyoruz. Taki İzmir’e kadar uzandıysa terör, demekki denize dökülmeleri çok yakındır dedi.

YAZICIOĞLU ŞEKER DEĞİLİZ YA

Güvenlik nedeniyle toplu yürüyüş yapamayacaklarını aralarından temsilen birer kişinin şehitler tepesine karanfil bırakacağını açıklayan, Yazıcıoğlu, Askerimiz, polisimiz yurdun her yanında kar, dolu, yağmur dinlemeden ülkemizi koruyorsa, biz de bu kadarcık ıslanalım, şeker değiliz ya diye konuştu.

İMİRZALIOĞLU BİRBİRİMİZİN İÇİNDE DÜŞMAN ARAMAMIZA GEREK YOK

Bütün kalleşliklere rağmen hep beraber omuz omuza, bu çirkinliği yeneceklerini söyleyen oyuncu Kenan İmirzaoğlu da,Bunun üstesinden geleceğiz. Bu millet bu duygusunu bütün dünyaya göstermiştir. Birbirimizin içinde düşman aramamıza gerek yok. Bizim düşmanlarımız belli. Biz birbirimizi daha çok kucaklayalım. Daha öncekilere göre, daha çok anlayalım. Daha toleranslı olalım. Herkes birbirini sevmeye çalışsınki, bu çirkinlikleri ancak böyle yenelim. Yaşasın Türkiye şeklinde konuştu.


POYRAZOĞLU CEPHELERE BÖLÜNMEDEN DÜNYAYA MEYDAN OKUYALIM

Yapılan etkinliğe işlerinin yoğunluğuna rağmen katıldığını söyleyen Ünlü Tiyatro Sanaçısı Ali Poyrazoğlu birlik çağrısı yaptı. Poyrazoğlu şunları söyledi Biliyorum ki, çok kalabalık olmasa bile, bugün burada 2-3 kişi bile toplanmış olsaydı tavır ortaya konulmuş olacaktı. Akşama haberlerde göstereceksiniz. Milyonlarca insan duyacak. Hep birlikte diyeceğiz ki, insan ötekileştirme işine kendisiyle başlıyor. İçinde yatan öbür kimliklerini kabul etmiyor. Kendisiyle yüzleşmiyor. Kendisiyle yüzleşmeyen insan, başkalarını yüzleşip el sıkışmasını beceremiyor. Önce kendini ötekileştirmeyeceksin, sonra en yakınındakini, farklı düşüneni, farklı bakanı, herkes öteki diye düşündüğünün içinde yatan öteki aslında sensin. Ona el uzatarak, cephelere bölünmeden, dünya bize meydan okuyarsa biz de dünyaya meydan okumasını beceririz.


GÖKTAY BİRBİRİMİZLE İYİ GEÇİNMESİNİ BİLECEĞİZ

Asker polis sanatçı el ele yazılı pankart açılan ve iki çevik kuvvet polisinin de açıklama yapılan sahneye davet edildiği etkinlirte son olarak da Tiyatro Sanatçısı Zihni Göktay konuştu. Teröre karşı dik durduklarını evlere kapanmadıklarını söyleyen Göktay, Pes etmeyeceğiz. Düşmanımız çok. Önce Misak-ı Milli hudutları içinde birbirimizle kavga etmeden, iyi geçinmesini öğreneceğiz. Birbirimizi sevmek zorunda değiliz ama birbirimize katlanmak zorundayız. Çünkü dışarıda bizi parçalamayı amaçlayan çok düşmanımız var. Onların ağızına sakız vermeden, onları memnun etmeden omuz omuza, kol kola, diz dize, can cana mücadele edeceğiz dedi. Sanatçılar açıklamanın ardından otomobillerle şehitler tepesine gelerek karanfil bıraktı.

Nazım Hikmet 115’inci yaş gününde anıldı

Türk ve dünya şiirinin büyük ustası Nazım Hikmet 115’inci yaş gününde, Sarıyer Belediyesi ve Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı tarafından düzenlenen törenle anıldı. Usta şairin sevenleri, onun 66 yıl önce Türkiye’den tekne ile ayrıldığı Tarabya rıhtımda buluşup Boğaz’a açıldı, denize karanfiller attı.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 15. 01. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

ürk ve dünya şiirinin büyük ustası Nazım Hikmet 115’inci yaş gününde, Sarıyer Belediyesi ve Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı tarafından düzenlenen törenle anıldı. Usta şairin sevenleri, onun 66 yıl önce Türkiye’den tekne ile ayrıldığı Tarabya rıhtımda buluşup Boğaz’a açıldı, denize karanfiller attı.

Nazım Hikmet için ilk tören saat 13:00’da Türkiye’den ayrıldığı son kara parçası olan Tarabya’da denize karanfiller bırakılarak başladı. Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç, Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı Başkanı Rutkay Aziz, sanatseverler, ve Sarıyerli vatandaşlar yaşadığı baskılardan sonra 1951 yılının Haziran ayında memleketten ayrıldığı Tarabya rıhtımında Nazım Hikmet için bir araya geldi.

66 yıl sonra Nazım Hikmet’in yola çıktığı Tarabya Oteli’nin önünden İstanbul Boğazı’na Sevgi ve Barış teknesi açıldı. Hep bir ağızdan dile getirilen Nazım Hikmet şiirleri ve besteleriyle yolculuğa çıkanlara anılarla dolu bir gezinti sunuldu.

“DÜŞMANA İNAT YİNE BİRLİKTEYİZ”

Anma etkinliğinde konuşan Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı Başkanı Rutkay Aziz, “Oldukça acılı, sıkıntılı günlerden geçiyoruz. Ama buna rağmen bu anlamlı günde düşmana inat yine burada birlikteyiz. Bu birlikteliğimizi o güneşli günler için hep yaşatacağız. Doğum günlerinde hep Tarık Akan ile birlikte olurduk. Onu da Nazım’ın yanına ölümsüzlüğe yolcu ettik. Çiçeklerimizi denize bırakırken hem Tarık Akan’a hem de Nazım Hikmet’e bırakalım. Işıklar içinde yatsınlar” diye konuştu.

“SAFLARI SIKLAŞTIRALIM”

Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç ise yaptığı konuşmada, oyuncu Tarık Akan’ı da anarak, “Bugünleri atlatmak zorundayız. Bugünleri atlatmak için safları sıklaştıracağız. Safları sıklaştıralım çocuklar. Saflar sıklaşırsa hedefe ulaşmak mümkün olur” dedi.

DHA

Pelin Erdoğan’ın Kaleminden Şiddet Hikâyeleri; “Çok mu Çıplak?”

Pelin Erdoğan’ın hikaye kitabı “Çok mu Çıplak?” Ağaçkakan Yayınları’ndan yayımlandı. Erdoğan, uzun yıllar boyu biriktirdiği erkek şiddeti haberlerini hikâyeler haline getirdi. Kitap, bu hikâyelerden oluşuyor.

 ––––––––––––––––––––––––––––––––– 14. 01.2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

azar Pelin Erdoğan, uzun yıllar boyu biriktirdiği erkek şiddeti haberlerini hikayeler haline getirdi. “Çok mu Çıplak?” adlı kitabı da, o hikayelerden oluşuyor. Hikayeler hem kurmaca hem hepsinin altında yaşanmış gerçekler var. Çokça yaşanan, yokmuş gibi davranılan, gazetelere düştükten sonra “bizden uzaktaymış” muamelesi gören, oysa yanıbaşımızda duran o sert şiddeti, Erdoğan’ın satırlarından öyküleşmiş olarak okuyabilirsiniz.

Başımıza gelenler yalan olamaz

“Öykülerim, hadsiz gerçekler. Yaşanmış.” diyor kitabın arka kapağında.

“Okuduğunuz bir öykü, belki komşunuzun hayat öyküsü. Belki her gün yüzüne bakıp da, kravatlı oluşu hatırına, edepsizliği yakıştıramadığınız müdürünüzün… Babanın kızına, amcanın erkek yeğenine tecavüzü yalan değil. Babasından çocuk doğuranlar, köpekle, eşekle, tavukla yaşanan cinsel azgınlıklar yalan değil. Cinsiyet kimliklerinin parayla, güçle, kaba kuvvetle, etle, dolgun memelerle biçimlendiği sokaklar yalan değil.”

Pelin Erdoğan kimdir?

Ankara doğumlu. İstanbul Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği yüksek lisans sahibi. İngiltere ve Amerika’da enerji sistemleri alanında akademik çalışmalar yaptı. Kurucusu olduğu Idol Consultancy firmasında teknoloji yönetimi hizmeti veriyor.

Toplumsal cinsiyet konusu, flamenco dans, opera, müzikal ve fotoğraf ile yakından ilgileniyor. Ud çalıyor.

Radikal Gazetesi/Radikal İki, Imece.org, Wesvee ve Kuzey Yıldızı dergilerinde yayımlanmış yazıları, öyküleri ve fotoğrafları var.

2016 TEOG sonuçları açıklandı

TEOG sonuçları MEB’in sayfasında açıklandı. Milyıonlarca öğrencinin ve ailenin beklediği sınav sonuçları hem E-Okul hem de Milli Eğitim Bakanlığı’nın resmi sitesinde görünecektir.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 03.01.2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

EOG sonuçları açıklandı, öğrenciler MEB veya E-Okul sayfasına girerek sonuçları görebilirler. 23 ve 24 Kasım’da sınava giren öğrenciler, sınavın ilk ayağını bitirmiş oldu.

Milli Eğitim Bakanlığı, önceden sınav takviminde sonuçların 2017 Ocak’ın ilk haftasında açıklayacağını söylemişti.

Sonuçların ardından ikinci sınavlar ne zaman başlayacak ve sonuçlar ne zaman öğrenilecek? Sonuçlar öğrenildikten sonra uzmanlar aileleri uyarıyor: Bu sınav son sınav değil!

⇒  SONUÇLARI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ

ikinci sınav ne zaman başlıyor?

Öğrencilerin gireceği ikinci sınav 26 ve 27 Nisan 2017 tarihinde başlayacak. Mazeret sınavları ise 20 ve 21 Mayıs tarihlerinde olacak.

Uzmanlardan ailelere önemli uyarılar

Milyonlarca öğrenci sınava hazırlandı ve sonuçlar beklendi. Sınav ve sonuçların açıklanma stresi yaşayan aileler çocukları üzerindeki etkiyi, direkt veya dolaylı olarak hissettirmemesi gerekiyor. Bu durum çocuklar üzerinde “olumlu” sonuç değil, “olumsuz” sonuçlara sebep olacak. Sınavda ve sonuçlarda bilgi ve başarısızlıktan çok “motive” daha büyük başarılar elde ettirecek. Öğrenci ders konularında ne kadar başarılı olursa olsun, baskı ve stresten ötürü sınavlarda başarısız olma durumu çok yüksek.

SONUÇLARDAN SONRA ANNE VE BABAYA BÜYÜK GÖREV DÜŞÜYOR

Öncelikle şu bilinmesi gerekir:

Sınava giren aileler değil, çocuklardır. Çocuklar sınava hazırlanırken, aileler de strese hazırlanıyor. Stres, baskıyı doğuruyor. Baskı ise çocukların derslerde motive olmasını düşürüyor. Aile, çocuğa destek olması gerekir. Stresten ve baskıdan uzak, çocuklara “daha cana yakın”, bir anne veya bir baba gibi değil; bir arkadaş gibi yakınlaşması gerekir.

Programlı ve disiplinli ders çalışma konusunda aileler “programlı çalışmak”tan çok, “disiplinli çalışma” konusu üzerinde daha çok duruyor. Disiplin, çocukların eğitiminde önemli bir rol oynarken, aşırıya kaçan disiplin, çocuklar üzerinde olumsuz etki bırakmasına sebep olabiliyor. “Şu kadar saat ders çalışmazsan dışarı çıkamazsın, bilgisayarda oyun oynayamazsın, cep telefonu ve ipad yasak olur” gibi yasak uygulamalar çocuk üzerinde baskıya ve strese sebep olmaktadır. Çocuklar bu tarz durumlarda ders çalışır gibi gözükse de, aklı ailelerin disiplinli hallerinden ötürü kızgın ve canı sıkkın olur. Bu durumda çocuklar ders çalışır gibi yapar ama o dersten bir şey anlamayabilir. Disiplin dengeli olursa “ödül ve ceza” sisteminde eşitlik olduğu an, çocuğun motive oranı artacaktır.

Sınava girecek olan öğrenci, derslerde yapamadığı sorular olduğunda aile, öğrenciye pozitif yaklaşmalı ve öğrencinin “anlayacağı” şekilde yapamadığı sorulara yardımcı olmalıdır. Aile “kendi yaşına göre değil”, çocuğun yaşıtına göre davranmalıdır. “Bu soruyu sen nasıl yapamazsın, basit soru ama yapamadın, o kadar çalışıyorsun bu soruyu mu yapamadın, sen ders çalışmıyorsun” gibi cümlelerden uzak durmalı, sanki aile o soruyu “kendisi” yapamamış gibi davranmalıdır. Şu gerçek ki: Bu tarz davranışlar, çocukların “özgüveni”ni etkilemektedir. Özgüveninden yoksun olan öğrencinin saatlerce ders çalışması, o dersten başarılı olacağı anlamına gelmemektedir.

Funda İyce Tuncel’in Şairin Rüyaları isimli Sergisi Galeri Eksen’de!

Galeri Eksen, 2017 yılının ilk sergisini Funda İyce Tuncel’in Şairin Rüyaları isimli sergisiyle 5 Ocak’ta sanatseverlere kapılarını açıyor.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 03.01.2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

aleri Eksen, 2017 yılının ilk sergisini Funda İyce Tuncel’in ‘Şairin Rüyaları’ isimli sergisiyle 5 Ocak’ta sanatseverlere kapılarını açıyor. Sanatçının bu renkli sergisi, hafızalarınızdan silinmeyecek izler bırakacak.

Funda İyce Tuncel, kendini ve sanatsal anlayışını şöyle anlatıyor:

Şimdiye kadar hep kendimi, varlığımı anlamlandırmaya çalıştım resimlerimde …
Ana eksenimde hep sorgulamalar ,yaşanmışlıklar ve kimliklerim yer aldı.

İlk yolculuğuma doğa ile başladım . Sonra kendim ve hikayelerim girdim tuvallerime.. kuşlarımla birlikte… Tuvalimin temel dokusunda ve imgelerimin içinde kimi zaman açık kimi zaman saklı olarak kimlikler, sorgulamalar ve yaşanmışlıkların iz düşümü hep yer aldı. Hikayeler, yaşananlar, anlar hepsi , resmimde renk, leke ,eylem ve imge olarak yer aldılar. Arka planların üstüne eklenen kompozisyonlar kah masala dönüştü ,kah göç oldu, kah hüzün ,kah acı oldu….

Şiir yazar gibi resim yapmak…Umarsızca ,özgür, yalın ,lirik….bu beni çok heyecanlandıran bir durum…Kurallar hem var hem yok .Bana göre en önemlisi samimiyet; içtenlikle resim yapabilmek. Süreklilik benim baş ilkelerimden bu sebeple atölyemde çalışırken anlamlarım farklılaşıyor …. Kadın ve kuş benim resimlerimde hep başroldeler…Renk ve doku vazgeçilmezlerimden, beden soyutlamaları , leke ve doğa hep ama hep yanı başımdalar …

Belki de bu yüzden hep bir devinim halinde resimlerim.Araştırma ,deneyler hiç bitmiyor. Filmin sahneleri sürekli değişiyor….

Tek amacım iz bırakabilmek ….

Resimle yaşamak benim için olağan bir durum .Her an her yerde benim bir eklentim organım gibi resim yapmak…süreç böyle işliyor…Tüm hayat döngüme rağmen başat unsur hep resimdir. Hatta şöylede diyebilirim; diğerleri toplumun bana biçtiği roller sadece.. Mavilerim kırmızılarım varsa nefes alıyorum demektir.

Resimlerimi anlatmak benim için çok kolay değil.. spontane çalışmayı çok seviyorum heyecanla önce tuvalin yüzeyini soyut lekelerle kaplarım .Sonra kompozisyonuma göre figürlerimi yerleştiririm işte bundan sonrası tam bir serüven… gelenler , gidenler, renkler dengeler hepsi bir ağızdan seslenirlerken ruh halim başrolde onları maestro misali yönetip resmi oluşturmaya çalışır.

Fırçalar boyalar ellerim hepsi sadece birer araçtır… Çok renkçide olsam denge çok önemli renk valörleri, geçişleri ,ışık ,pentür tadı çok önemli .Tesadüfen çıkmış gibi gözükse de arada ki figürler bir gizem içinde saklanarak yine resmime tutunup resmimi tamamlamamı sağlarlar.

Hikayem ne olursa olsun çok önemli değil aslında. İzleyicinin hissettikleri onun kendi hikayesini oluşturması işte asıl olan bu … beni heyecanlandıran ivme kazandıranda bu…
Nefes aldığım sürece resimle yaşamaya, resimle var olmaya devam edeceğim …


FUNDA İYCE TUNCEL

1968 yılında Ankara`da doğdu. Gazi Üniversitesi, Gazi Eğitim Fakültesi, Resim İş Bölümü`nde öğrenim gördü.

1992-1995 yılları arasında Atatürk Kültür Merkezi`nde sanat danışmanlığı yaptı.

Uluslararası Plastik Sanatçılar Derneği (UPSD), Akdeniz Kadın Sanatçılar Birliği (Pan-Mediterranean Women Artists Network (FAM) ile Birleşmiş Ressamlar ve Heykeltraşlar Derneği (BRHD) üyesi olan sanatçı; 1998-2002 yılları arasında BRHD`nin Genel Sekreterlik görevini yürüttü.

Çağdaş Sanatlar Vakfının (ÇAĞSAV) kurucu üyesi oldu.

Uluslararası Kinidos Kültür Sanat Akademisi (UKKSA) kurucu üyesi oldu.UKKSA’nın sergi ve workshoplarına katıldı.

Bugüne kadar 46 kişisel sergi gerçekleştirdi.

Sanatını ve eserlerini konu alan ilk kitabı 2008 yılında sanat eleştirmeni Ümit Gezgin ve ressam/yazar Ekrem Kahraman tarafından kaleme alındı ve Bilim Sanat Galerisi tarafından yayınlandı.

İkinci kitabı “Göç İmgeleri” sanat eleştirmeni Ümit Gezgin tarafından yazıldı ve 2013 yılında basıldı.

Eserleri, kişisel ve kurumsal koleksiyonlarda bulunmakta, yurt içinde ve dışında çeşitli bienal ve fuarlarda sergilenmektedir.

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi
Funda İyce Tuncel: Şairin Rüyaları

Galeri Eksen

Tarih: 05.01-16.01.17

Adres: Maçka Caddesi No:29 Nişantaşı / İstanbul

www.galerieksen.com

Tel:  0212 219 08 50

Yerebatan Sarnıcı’nın 1500 yıllık tarihindeki en kapsamlı restorasyonu

İstanbul Sultanahmet’te bulunan ve  M.S. 542 yılında Bizans İmparatoru Jüstinyen tarafından yaptırılan tarihi Yerebatan Sarnıcı, yaklaşık 1500 yıllık tarihinde ilk kez kapsamlı bir restorasyona girdi.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 02.01.2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

stanbul Sultanahmet’teki tarihi Yerebatan Sarnıcı, yaklaşık 1500 yıllık tarihinde ilk kez kapsamlı bir restorasyona girdi.

İBB Kültür A.Ş’ye bağlı olarak işletilen ve yabancı turistlerin en çok ziyaret ettiği üçüncü mekan olan Sultanahmet’teki tarihi Yerebatan Sarnıcı, yaklaşık 1500 yıllık tarihinde ilk kez kapsamlı bir restorasyona girdi. Hera Restorasyon tarafından gerçekleştirilen restorasyon, 450 gün sürecek ve 11 Mart 2018 tarihinde sona erecek. Yerebatan Sarnıcı, restorasyon süresince de ziyarete açık kalacak.

GİRİŞ VE ÇIKIŞ ALANLARI DÜZENLENİYOR

İhale sözleşmesi kapsamında, sarnıç yapısının giriş ve çıkış yapıları yeniden düzenlenecek. Sarnıcın giriş kısmının küçük olması sebebiyle ziyaretçi kuyrukları sokak boyunca uzuyor, bu da turistlerin çevresel faktörlerden olumsuz etkilenmelerine sebep oluyordu. Restorasyon kapsamında giriş alanı cam saçak ile kapatılarak bir bekleme alanı oluşturulacak. Sarnıcın çıkış yapısında da gerekli plan tadilatı yapılarak müzeye daha uygun bir çıkış düzenlemesi yapılacak.

YÜRÜME PLATFORMU YENİLENİYOR

Restorasyon kapsamında ayrıca, özellikle yağışlı havalarda, sarnıcın tavan kısmından ziyaretçilerin yürüme alanlarına yüksek miktarda su sızıntısı olması nedeniyle, ziyaretçilerin güvenliğini tehlikeye atan bölgelere yalıtım uygulaması yapılacak.

Yapıda bulunan betonarme platform kaldırılacak ve yerine modern malzemeler kullanılarak inşa edilecek yeni bir platform yerleştirilecek.

BETON KOLONLAR SÖKÜLÜYOR

Yapı içerisindeki kolonlarda, duvarlarda ve tonozlarda gerekli güçlendirme çalışmaları restorasyon projesi ve raporu doğrultusunda tekniğine uygun olarak yapılacak, daha önceki yapılan tekniğe uygun olmayan müdahalelerle betonarme olarak güçlendirilen sütunlar restorasyon projesi doğrultusunda sökülerek özgün haline uygun olarak yenilenecek.

Yerebatan Sarnıcı ile ilgili görsel sonucu

MİLLİON TAŞI VE SU TERAZİSİ DE RESTORASYONA DAHİL

Sarnıcın yanındaki parkın içinde bulunan, tüm Antik Roma yollarının başlangıç noktası, dünyanın merkezi kabul edilen ve 4. yüzyıl ile tarihlendirilen Million Taşı ve hemen yanında yer alan 16. yüzyıla ait su terazisi de restorasyon kapsamında çalışma görecek.

Uzunluğu 140 metre, genişliği 70 metre olan, 52 basamaklı taş bir merdivenle inilen sarnıcın içerisinde her biri 9 metre yüksekliğinde, çoğunluğu daha eski yapılardan toplandığı anlaşılan 336 sütun bulunuyor. Bu sütunlardan 295 adedi şu an açık olan kısımda, 41 adedi ise kapalı kısımda yer alıyor. Yerebatan Sarnıcı 8 bin 678 metrekarelik bir alanı kaplamakta olup, bunun 7 bin 648 metrekarelik kısmı açık, 1030 metrekarelik kısmı ise ulaşılamayan kapalı alan. Sarnıç, 100 bin ton su depolama kapasitesine sahip

M.S. 542 yılında Bizans İmparatoru Jüstinyen tarafından yaptırılan dünyanın en eski su sarnıcı olan Yerebatan, 1987’de temizlenerek İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından ziyarete açılmıştı.

Yerebatan Sarnıcı’nı Yılda 2 Milyon Kişi Ziyaret Ediyor

1500 yıllık tarihi, romantik atmosferi ve birbirinden ilginç mitolojik efsaneleriyle büyüleyen Yerebatan Sarnıcı, 2015 yılında çoğunluğunu yabancı turistlerin oluşturduğu 2 milyon kişi tarafından ziyaret edildi.

2010-2015 yılları arasında 10 milyona yakın kişi tarafından ziyaret edilen Sarnıç’a ziyaretlerin 3 milyona yakını yerli, 7 milyona yakını ise yabancı turistlerden oluşuyor.

Yabancı ziyaretçilerin çoğunluğu Avrupa ve Uzakdoğu’dan. Yerebatan Sarnıcı, tarihi Yarımada’da Topkapı Sarayı ve Ayasofya’dan sonra en çok ziyaret edilen üçüncü mekân.

Sultanahmet’te bulunan Yerebatan Sarnıcı, dünyanın en büyük turizm sitelerinden biri olan TripAdvisor’un milyonlarca kullanıcısının oylarıyla belirlediği Gezginlerin Seçimi 2014 Ödülü’ne (Travellers’ Choice 2014) layık görüldü.

 

Cadde Grubu resim ve heykel sergisi sanatseverlerle buluşuyor

Cadde Grubu'nun 3. sergisi, 8 ressam ve bir heykel sanatçısının yaklaşık 40 eseri ile sanatseverlerle buluşuyor.

–––––––––––––––––––––––––––––––––   28.12.2016   –––––––––––––––––––––––––––––––––

aleri Art 212’de düzenlenecek sergide, Gülden Emminik, Didem Kavuzlu, Sinem Köse, Feryal Nemutlu, Sibel Niksarlı, Leman Okyay, Lale Sakarya, Nilgün Sarıoğlu ve Dilek Talu’nun natürmort, heykel ve portre çalışmaları sergileniyor.

Yaklaşık 15 yıldır tanınan Cadde Grubu akademik eğitimine, Türkiye’ye pek çok resim tutkunu ve genç sanatçı yetiştirmiş ressam Mahir Güven’in atölyesinde, birçok tanınmış ressamla çalışma imkanı bularak devam ediyor.