Category Archives: Sağlık

Tüm çocukluk aşıları tek bir iğnede yapılabilir

ABD’deki araştırmacılar , çocukluk boyunca yapılması gereken tüm aşıların tek bir iğnede yapılmasına yönelik çalışmalarında önemli bir yol kat etti.

––––––––––––––––––––––––––– 17. 09 . 2017 –––––––––––––––––––––––––––––

BD’deki araştırmacılar , çocukluk boyunca yapılması gereken tüm aşıların tek bir iğnede yapılmasına yönelik çalışmalarında önemli bir yol kat etti. Araştırmacılar, tek bir iğnenin enjekte ettiği aşıların vücutta zaman ayarlı birer kapsül içinde tutulmasını ve zamanı geldiğinde vücuda karışmasını sağlayacak yöntemi farelerde denedi.

Science dergisinde yayınlanan bulgulara göre bu yöntem farelerde istenen sonucu verdi.

Araştırmacılar, bunun insanlara uygulanması halinde dünyanın dört bir yanında çocukların, doktorların ve ebeveynlerin işini önemli ölçüde kolaylaştıracağını söylüyor.

Çocukların hepatit, çiçek, kızamık gibi çok sayıda aşı olması gerekiyor.

mikro parçacıklarAşıların içinde tutulduğu mikro parçacıklar

Massachusetts Institute of Technology’deki (MIT) araştırmacıların geliştirdiği yöntemde aşılar, minyatür birer kahve bardağı gibi yapıların içinde vücuda enjekte ediliyor.

Fareler üzerindeki deneylerde bilim insanları bu yapıların istedikleri zaman vücutta çözünebilmesini ve içindeki aşıların dolaşım sistemine karışmasını sağlıyor.

Deneylerde 3 ayrı aşı 9, 20 ve 41 gün sonra farelerin dolaşım sistemlerine karıştı.

Bilim insanları yüzlerce gün sonra çözünebilen yapılar da geliştirdiklerini açıkladı.

MIT’den Prof. Robert Langer, bu araştırmanın kendilerini çok heyecanlandırdığını, özellikle düzenli aşı programlarını yürütmekte zorlanan gelişmekte olan ülkelerde tek bir iğne ile tüm aşıların yapılabilmesinin çok önemli olduğunu söyledi.

Araştırmacılardan Dr. Kevin McHugh da gelişmekte olan ülkelerde aşı olamamak ile bir kerede tüm aşıları olmak arasında büyük bir fark olduğunu vurguladı.

BBC Türkçe

Haftada bir çamaşır suyu kullanmak KOAH riskini yüzde 32 artırıyor!

ABD’de 30 yıl boyunca yürütülen bir araştırma , her hafta düzenli olarak çamaşır suyu ve başka dezenfektanlar kullanmanın ölümcül Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı KOAH’a yakalanma riskini yüzde 32’ye kadar artırdığına işaret ediyor.

––––––––––––––––––––––––––– 11. 09 . 2017 –––––––––––––––––––––––––––––

 

BD’de 30 yıl boyunca yürütülen bir araştırma, her hafta düzenli olarak çamaşır suyu ve başka dezenfektanlar kullanmanın ölümcül Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı’na(KOAH) yakalanma riskini yüzde 32’ye kadar artırdığına işaret ediyor.

BBC Türkçe’nin İngiltere’de yayımlanan Guardian gazetesinin haberinden aktardığına göre, araştırma Harvard Üniversitesi ve Fransa Ulusal Sağlık ve Tıbbi Araştırmalar Enstitüsü tarafından 55 binden fazla hemşireyle yapıldı.

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre dünya genelinde her yıl yaklaşık 3 milyon kişinin ölümüne yol açan hastalık hava yollarının daralması nedeniyle akciğerlerde hava giriş ve çıkışını zorlaştırıyor.

Daha önce dezenfektan kullanımının astım gibi solumun yolları hastalıklarına yakalanma riskini artırdığı biliniyordu.

Ancak yeni araştırmayla ilk kez KOAH ile dörtlü amonyum bileşikleri adı verilen temizlik kimyasalları arasında bağlantı tespit edildi.

YÜKSEK RİSK

Fransa Ulusal Sağlık ve Tıbbi Araştırmalar Enstitüsü’nden Orianne Dumas, “Daha önce Avrupa’da temizlik görevlisi olarak çalışanların yüksek risk altında olduğuna işaret eden iki araştırma yapılmasına karşın, dezenfektanların potansiyel zararlı etkilerine maruz kalmanın KOAH ile ilişkisi bilinmiyordu” dedi.

Her gün çamaşır suyu kullanımının sağlığa etkileri konusunda bilgi yok ancak uzmanlar bunun da araştırılmasını umuyor.

663 HEMŞİRE KOAH’A YAKALANDI

Harvard Üniversitesi kadın hemşirelerle araştırmayı 1989’da başlattı. 2009’da hâlâ hemşire olarak çalışan ve KOAH geçmişi olmayan sağlık görevlilerine odaklanıldı. Bu yılın Mayıs ayına kadar hemşirelerin sağlık verileri incelendi. Bu süre içinde 663 hemşirede KOAH tespit edildi. Araştırmada, yaş, kilo ve etnik köken gibi faktörler de dikkate alındı.

Bunun sonucunda düzenli olarak haftada en az bir kez dezenfektan kullanan hemşirelerin KOAH’a yakalanma riskinin yüzde 22-32 arttığı görüldü.

Bilim insanları, yaşlanmayı yavaşlatmanın yöntemini buldu

ABD’deki California Üniversitesi’nden bilim insanlarının yaşlılığı yavaşlatmaya yönelik etkili bir yöntem bulduğu ileri sürüldü.

––––––––––––––––––––––––––– 08 . 09 . 2017 –––––––––––––––––––––––––––––

BD’deki California Üniversitesi’nden bilim insanlarının yaşlılığı yavaşlatmaya yönelik etkili bir yöntem bulduğu ileri sürüldü. EurekAlert! sitesinin aktardığına göre, California Üniversitesi’nden bilim insanları, yaşlanmaya karşı etkili bir yöntem keşfetti.

 

Meyve sinekleri üzerinde yapılan incelemelerde, mitokondrilerinin şekillerinin ve boyutlarının zaman içinde değiştiği gözlendi.

Araştırmaya göre, meyve sineklerinin mitokondrilerinde yaşamlarının orta dönemlerinde işlevlerini yerine getirmelerini engelleyen uzama ve genişlemeler meydana geliyor ve bu yaşlanmalarına etki ediyor.

Bu boyut değişikliği ise Drp1 proteinin seviyesinin zamanla azalmasından kaynaklanıyor. Bu protein seviyesinin arttırılması ile yaşlanma seviyesi yavaşlatılabileceği görüşündeki bilim insanları, gelecekte vücuttaki Drp1 proteinini arttıracak ilaçlar geliştirmeyi planlıyor.

Kanserli hücreleri tamamen yok eden bir tedavi yöntemi bulundu

İskoç bilim insanları, kanser hücrelerini öldüren, mevcut tedavilerden çok daha etkili olabilecek yeni bir kanser tedavisi yöntemi bulduklarını açıkladı.

––––––––––––––––––––––––––– 30 . 08 . 2017 –––––––––––––––––––––––––––––

skoç bilim insanları, kanser hücrelerini öldüren, mevcut tedavilerden çok daha etkili olabilecek yeni bir kanser tedavisi yöntemi bulduklarını açıkladı.

BBC Türkçe’nin haberine göre, Glasgow Üniversitesi’nde geliştirilen ve CICD (Kaspaz Bağımsız Hücre Ölümü) adı verilen yeni yöntemin tümörleri tamamen ortadan kaldırabileceği ve hastalığın tekrarlamasını önleyebileceği belirtiliyor.

Araştırmanın sonuçları bilim dergisi Nature Cell Biology’de yayımlandı.

Kemoterapi, radyoterapi ve immunoterapi gibi mevcut tedaviler, apoptosis olarak bilinen bir yönteme dayanıyor.

Bu yöntemde, kaspaz adı verilen proteinler aktive edilerek kanser hücreleri öldürülüyor.

‘Kalan tümör hücreleri de ölüyor’

Ancak bu tedaviler yan etki riski içerdiği gibi, genellikle kanser hücrelerinin tamamını öldüremiyor ve bunun sonucu olarak hastalık tekrarlayabiliyor.

Araştırmaya başkanlık eden Dr. Stephen Tait, “Tümörü tamamen gerileten bu yöntem, kanser tedavisinde çok daha etkili olabilir. Gerçekte, tedavide tüm tümör hücrelerini öldürmek gerekmiyor. Çünkü, kalan tümörü tamamen temizleyen ve dolayısıyla kanseri ortadan kaldıran bir bağışıklık tepkisi ortaya çıkardık” dedi.

Uzmanlara göre apoptosisin aksine CICD yöntemiyle kanser hücreleri ölürken, bağışıklık sistemi imflamatuvar proteinlerle uyarılıyor. Bunun sonucunda, kalan tümör hücreleri de ölüyor.

Araştırmada, laboratuvarda geliştirilen kalın bağırsak hücreleri kullanıldı. Ancak yöntemin diğer kanser türlerinde de kullanılabileceği belirtiliyor.

 

Güneşlenmeden bronzlaşmayı sağlayan ilaç kanseri engelleyebilir

Bilim insanları güneş ışığının etkisini taklit ederek derinin bronzlaşmasını sağlayan bir ilaç geliştirdi. Deri örnekleri ve farelerdeki testlerde başarıya ulaşan ilaç derinin melanin pigmenti üretmesini sağlıyor.

––––––––––––––––––––––––––––––– 15. 06. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

ilim insanları güneş ışığının etkisini taklit ederek derinin bronzlaşmasını sağlayan bir ilaç geliştirdi. Deri örnekleri ve farelerdeki testlerde başarıya ulaşan ilaç derinin melanin pigmenti üretmesini sağlıyor. Testlerdeki bulgular, normalde bronzalaşamadan güneş yanığı olan kızıl saçlı insanların bile bu ilaçla bronzlaşabileceğini gösteriyor.

Massachusetts General Hospital’da araştırmayı yürüten ekip, bu ilacın hem cilt kanserine karşı hem de ciltteki yaşlılık belirtilerine karşı kullanılabilmesini umuyor.

Deneyde kullanılan deri örneğinde sağda ilaç sürülen kısmın bronzlaştığı görülüyor

Deriye sürerek uygulanan ilaç, sürüldüğü bölgenin bronzlaşmasını sağlıyor.

Güneş ışığına maruz kalarak gerçekleşen bronzlaşma, derinin zarar gördüğü bir süreci de içeriyor ve ultraviyole ışığa maruz kalmaktan kaynaklanan cilt kanserine yol açabiliyor.

Cell Reports dergisinde detaylıca anlatılan testleri yürüten ekipten David Fisher, ilacın gelecekte güneş kremlerine de katılabileceğini söylüyor.

İlacın piyasaya çıkması için geçmesi gereken bazı güvenlik testleri daha bulunuyor. 

BBC Türkçe

Canan Karatay’dan iftar uyarısı

Prof. Dr. Canan Karatay, Ramazan ayını daha sağlıklı ve rahat geçirmenin ipuçlarını verdi.   Karatay, “İftarda bir avuç içi kadar sıcak pideyle doğal köy tereyağı, peynirle birlikte sağlıklı bir şekilde yenebilir” dedi.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 26. 05. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

.
amazanda pek çok kişinin sahura kalkmadan oruç tuttuğunu ancak sahur yemeğinin bir kahvaltı görevi yaptığını dile getiren Karatay, “Kahvaltı 24 saat içinde en önemli öğündür. Son derece kuvvetli, sağlıklı doyurucu olmalıdır. Mutlaka sağlıklı ve güçlü protein, sağlıklı yağ ve karbonhidratlar doyuncaya kadar yenmelidir.” dedi.

Karatay, sağlıklı protein olarak yumurta, peynir ve yoğurt tüketilebileceğini, sağlıklı karbonhidrat olarak fındık, fıstık, ceviz, badem ve kuru meyvelerin tercih edilebileceğini aktararak, şöyle devam etti:

“Sağlıklı yağlar ise ev yapımı ya da köy tereyağı ve zeytin yağlarıdır. Örneğin tereyağında pişirilmiş iki yumurta, bir avuç içi kadar beyaz peynir, yanında bir çay bardağı kadar ceviz içi, 10-15 zeytin ya da bir avuç içi kadar ramazan pidesinin içine tereyağı, peynir, domates, salatalık eklenerek 10-15 zeytinle birlikte yenilebilir. Yanında bol süt, şekersiz çay, ayran içilebilir. Bir kahve fincanı taze sıkılmış meyve suyu karbonhidrat (früktoz) ve günlük C vitamini kaynağı olarak yeterli olacaktır. Fazlasına gerek yoktur. Ayrıca tatlı ve reçel gibi yüksek glisemik indeksli karbonhidratlar yenmemelidir.”

Prof. Dr. Karatay, aç kalınarak, sahura kalkmadan oruç tutmanın son derece sakıncalı olduğunu belirterek, “Kişiler bu dönemde kilo verseler bile -ki genellikle ramazanda bazı kişiler kilo vermek amacıyla oruç tutmaktadır- bu doğru değildir ve son derece sakıncalıdır. Aç kalarak kilo verilmiş olsa bile daha sonra fazlasıyla geri alınmaktadır. Bilimsel olarak, bu olay karaciğer ve pankreası yorup, yağlandırdığı için sağlığa zararlı olmaktadır.” görüşünü dile getirdi.

Prof. Dr. Canan Karatay, tüm bunların göz önünde bulundurularak iftar ve sahur yapılması gerektiğini belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Sabahları kalktığımız zaman ılık bir bardak su içmemiz gerektiği gibi, orucumuzu da ılık suyla açmalıyız. Çorba da sulu olduğu için rahatlıkla içilebilir. Ancak hazır çorbalar kesinlikle tüketilmemelidir. Evde pişirilmiş tarhana, mercimek, ezogelin, yoğurt çorbası, her türlü sebze çorbası veya yuvalama gibi çorbalar olabilir. Zeytinyağlı, naneli bir kase cacık içimizi ferahlatır. Uzun süre boş kalmış olan midemizi korumak amacıyla, suyun da çorbanın da ne çok sıcak ne de çok soğuk olmamasına dikkat etmeliyiz.

Orucumuzu ılık suyla açtıktan sonra, zeytin yağına pide batırıp, lezzetli ve sağlıklı bir yiyeceği tüketerek, gün boyu boş kalmış midemizi yormamış oluruz. Ancak zeytinyağının soğuk baskı ve sızma olmasına dikkat etmemiz gerekir. İftar sofrasında salata tabağı mutlaka olmalıdır. Bol miktarda doğal fermantasyon sirke, limon, az miktarda kristal kaya tuzu, sızma zeytinyağı, sumak ve peynirli mevsim salatası hazırlanabilir. Cacık ve ayran da çok sağlıklıdır, istenildiği kadar tüketilebilir. Ayrıca yemek olarak köfte, sulu sebzeli et yemeği, zeytinyağlı yemekler, yeşil mercimek yemeği, dolma, sarma, karnıyarık, imambayıldı gibi her türlü ev yemeği yenebilir. Kırmızı et yemeği ve et kebabı, 2-3 kaşık bulgur pilavıyla birlikte tüketilebilir.”

Akşam geç saatlerde tatlı yemenin doğru olmadığını, karaciğer ve pankreas yağlanmasını başlatıp, arttırdığını ve hazımsızlığın nedenlerden biri olduğunu dile getiren Karatay, tatlı yerine kuru yemişlerle mevsim meyvelerinden düşük glisemik karbonhidrat içerenlerin tüketilmesi halinde daha dinç kalınacağını söyledi.

Kaynak:CNN

Sağlık Bakanlığı’ndan ‘Kışlada enfeksiyon’ açıklaması

Sağlık Bakanlığı, Manisa 1. Piyade Er Eğitim Tugayı Komutanlığı’nda toplam 828 askerin enfeksiyondan etkilendiğini, 1 askerin hayatını kaybettiğini, 59 askerin tedavi gördüğünü açıkladı.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 25. 05. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

ağlık Bakanlığı, Manisa 1. Piyade Er Eğitim Tugayı Komutanlığı’nda toplam 828 askerin enfeksiyondan etkilendiğini, 1 askerin hayatını kaybettiğini, 59 askerin tedavi gördüğünü açıkladı.

Sağlık Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada şöyle denildi:

23, 24 ve 25 Mayıs 2017 tarihlerinde Manisa 1. Piyade Er Eğitim Tugayı Komutanlığı’nda (Batı Kışla) askerler bulantı, kusma ve ishal şikayetleri ile acil servislerimize başvuruda bulunmuşlardır. Bakanlığımız olaydan haberdar olur olmaz Türkiye Halk Sağlığı Kurumundan 10 kişilik bir uzman ekibi (Biri profesör olmak üzere 2 mikrobiyoloji uzmanı, 1 Mikrobiyoloji Doçenti uzman, 5 Epidemyoloji uzmanı ve 2 Enfeksion Hastalıkları Uzmanı) bugün özel uçakla Manisa’ya intikal ettirmiştir.

Manisa Kamu Hastanelerinden görevlendirilen 2 enfeksiyon hastalıkları, acil tıp uzmanı, pratisyen olmak üzere toplam 5 hekim ve 5 hemşirenin katılımıyla da toplam 20 kişilik uzman ekip çalışmalarına derhal başlamıştır.

Açıklamada, sağlık ekiplerinin en makul sürede çalışmalarını tamamlayarak olayın gerçekleşme nedenini kamuoyuyla paylaşacağı bildirildi.

“1 askerimiz bugün Merkez Efendi Devlet Hastanesinde vefat etmiştir”

Bugün itibarıyla olaydan, toplam 828 askerin etkilendiğinin dile getirildiği açıklamada şu ifadelere yer verildi:

59 askerimiz yatarak tedavi görmektedir. 1 askerimiz yoğun bakımda ancak hayati tehlikesi bulunmamaktadır. 1 askerimiz bugün Merkez Efendi Devlet Hastanesinde vefat etmiştir. Vefat eden askerimize, İzmir Adli Tıp Kurumunda otopsi yapılacak ve kesin ölüm nedeni tespit edilecektir. Olay yerinde halen 2 acil yardım ambulansı hazır bekletilmektedir. Şikayeti olan askerler, oluşturulan 150 kişilik revirde sağlık ekiplerimizce değerlendirilerek müşahedeye alınmakta, gerekli görülenler hastaneye sevk edilmektedir. İHA

Robot Pal diyabetli çocukların hayatını kolaylaştıracak

Diyabet, gençlerin hayatına etki eden bir hastalık. Gün içinde beslenmelerinde hangi kararları verecekleri ise çocukların sağlığını derinden etkiliyor. Peki bu konuda bilgisayar oyunlarının ve robotların ne gibi bir yardımı olabilir?

–––––––––––––––––––––––––––––––– 15. 05. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

iyabet, gençlerin hayatına etki eden bir hastalık. Gün içinde beslenmelerinde hangi kararları verecekleri ise çocukların sağlığını derinden etkiliyor. Peki bu konuda bilgisayar oyunlarının ve robotların ne gibi bir yardımı olabilir?

Hollanda ve İtalya’da başlatılan bir Avrupa Birliği araştırma projesince çocuklara robotlar ve çeşitli aplikasyonlarla şeker hastalığıyla yaşamak öğretilecek.

Ilona, eşi ve çocukları Tatum ve Arjan ile Amsterdam’a çok uzak olmayan bir kasabada yaşıyor. 11 yaşındaki Tatum ve 13 yaşındaki ağabeyi Arjan diyabet hastası.

Ilona Geurts, çocuklarının günlük rutinini anlatırken: “Okulları bisikletle yarım saatlik bir mesafede olduğundan çocuklar her gün ne yiyeceklerini kararlaştırmak zorunda, gün içindeki ensülin ihtiyaçlarını da. Eve güvenle dönebilmeleri için her şeyi planlamaları gerekiyor. Yoksa yolda şekerleri düşebilir” sözleriyle yaşadıkları zorluklardan bahsediyor.

Çocuklara şeker hastalığıyla yaşamayı eğlenceli bir yolla yapıyor

Tatum ve Arjan elektronik oyunlarla çocuklara şeker hastalığıyla yaşamayı öğreten bir Avrupa Birliği araştırma projesine gönüllü olarak katıldı. Tabletlerine yüklenen özel aplikasyonlar çocuklara şeker hastalığıyla yaşamayı öğretiyor ve bunu kitaplardan çok daha eğlenceli bir yolla yapıyor.

İtalya ve Hollanda’da üç hastane ve bir kaç kliniği kapsayan proje, çocukları eğitirken eğlendiren bir de robot kapsıyor. Robot tıpkı insan gibi hatalar yapıyor ve çocuklar tarafından düzeltiliyor.

Konu hakkında TNO Pal Projesi koordinatörü Rosemarijn Looije: “Robotların insanlaşması konusunda bir çok kişi hassas davranıyor ama burada insanlaşan robotlar çocuklarla rahat iletişime geçiyor ve aralarındaki bağı güçlendiriyor” sözlerini sarf etti.

Doktor Roos Nuboer her bir çocuk için farklı programlanabilen robotlar sayesinde genel kontroller için hastaneye gelmek gençlerin gözünde artık daha eğlenceli olduğunu belirtiyor:

Çocuklar bu robotu sevdi!

”Çocuklar kliniğe gelmekten pek hoşlanmaz arkadaşlarıyla olmayı yeğlerler. Ama bu robot onları buraya çekiyor. Öz çekim yapıyorlar, arkadaşlarına diyabetin sadece ağır bir yük olmadığını kanıtlıyorlar.”

Tablet aplikasyonunda ise çocuklara doğum günü partilerinde ne yiyebilecekleri soruluyor. Oyuncu soruları cevapladıktan sonra roller değişiyor ve robotun yaptığı hataları çocuklar düzeltiyor.

Produxi Robot Mühendisi Bert Bierman: “Bu proje kapsamında robot çocukların duygu durumlarını taklit ediyor. Onlar gibi cevaplar veriyor. Bunu biz tasarladık. Bu programı tabletlere koymanın çok önemli olduğuna inandık” dedi.

Robot tıbbi yardımda bulunmuyor sadece hastalığın daha iyi anlaşılmasını sağlıyor.

Yüksek risklere gebe şeker hastalıkları aileler tarafından sıkı biçimde kontrol edilmeli ancak araştırmacılar projeye katılımı artırarak çocuklara hayatlarını nasıl idare edeceklerini eğlenceli bir yolla öğretebilmeyi amaçlıyor.

euronews

Yemen’de kolera salgınından 115 kişi öldü!

Yemen’de bir anda ortaya çıkan kolera salgınında son iki haftada 115 kişi hayatını kaybetti. Hastalık belirtileri gösteren Yemenliler iki yıldır devam eden iç savaştan dolayı sağlık hizmetlerinde ciddi aksamaların yaşandığı hastanelere akın ediyor.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 14. 05. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

 

luslararası yardım kuruluşları ülkede yaşanan insani felakete dikkat çekerken, vatandaşların hijyen koşullarına ellerinden geldiğince dikkat etmesi çağrısında bulundu.

Başkent Sana’da gazetecilere konuşan Uluslararası Kızıl Haç Komitesi Operasyonlar Direktörü Dominik Stillhart salgının “ciddi boyutlarda” olduğunu kaydetti.

Yemen Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre 27 Nisan’dan geçen Cumartesi gününe kadar 115 kişi hayatını kaybetti ve ülkedeki 14 vilayette 8 bin 500’den fazla vakaya rastlandı.

Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) örgütü ülkedeki sağlık çalışanlarının, su ve yiyecek kaynaklarına karışan bir bakteriden kaynaklanan bu hastalıkla tek başlarına mücadele etmelerinin mümkün olmadığını kaydetti.

MSF 9 Mayıs’ta “Hastalığı sınırlamak ve muhtemel diğer hastalıklara karşı önlem almak amacıyla uluslararası kuruluşlara, (ülkeye) yaptıkları yardımları acil olarak arttırmaları çağrısı yapıyoruz” şeklinde bir açıklama yayınladı.

Sana’da temizlik görevlileri geçtiğimiz haftasonuna kadar on günlük bir greve gitmişti. Yetkililer, toplanamayan çöplerin hastalığın bu denli hızlı yayılmasında rol oynadığı görüşünde.

Sana’da temizlik görevlileri on gün boyunca grev yapmıştı.

İÇ SAVAŞIN YIKIMI

Doğru önlemler alındığında kolaylıkla engellenebilen kolera salgını, Arap dünyasının en yoksul ülkesi Yemen’de son bir yılda ikinci kez yaşanıyor.

Suudi Arabistan tarafından desteklenen merkezi hükümet ile İran tarafından desteklenen Husi aşireti mensupları arasında yaşanan çatışmalardan dolayı sağlık kuruluşlarının sadece yarısı hizmet verebiliyor.

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre Yemen’deki insani felaketin ulaştığı boyut Suriye, Güney Sudan, Nijerya ve Irak’la birlikte en kötülerden bir tanesi.

Kızıldeniz’deki birçok limanın abluka altında olmasından dolayı hayati önemdeki gıda ithalatı çok azalmış durumda. Birleşmiş Milletler verilerine göre ülkenin üçte ikisi olan 17 milyon kişi açlık tehlikesiyle karşı karşıya.

Yemen hükümetine destek vermek için Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon güçlerinin ülkedeki savaşa müdahil olmasından bu yana 8 binden fazla kişi hayatını kaybetti.

Kaynak: Deutsche Welle Türkçe

Çalışma koşulları hemşireleri tüketiyor

Genel Sağlık-İş Sendikası Genel Başkanı Zekiye Bacaksız, 12 Mayıs Dünya Hemşireler Günü dolayısıyla açıklama yaptı. Bacaksız, yaptığı açıklamada, hemşirelerin çok fazla sorunla baş etmeye çalıştıklarına dikkat çekerek, “Mesleğin bugünü ve yarını için tüm meslektaşlarımızı birlikte mücadeleye davet ediyoruz” dedi.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 12. 05. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

emşirelik mesleğinin kurucusu kabul edilen Florance Nightingale’in doğum günü olan 12 Mayıs, mesleğinde modern anlamda doğuşu olarak kabul edilmekte ve 1964 yılından bu yana ülkemizde de kutlanmaktadır. Amerikan Hemşireler Birliği, 2017 yılını “Sağlıklı Hemşire Yılı” ilan etmiştir.

Bu da göstermektedir ki, “Hemşirenin sağlığını geliştirelim ve bunun sonucunda ülkenin sağlığını iyileştirelim!” düşüncesi Türkiye’de olduğu gibi tüm dünyada zorunluluk haline gelmiştir.

Ancak ülkemiz hemşireleri, dünyadaki meslektaşlarından çok daha fazla sorunla baş etmeye çalışmaktadır. Sağlıkta dönüşüm sistemi ile birlikte hemşirelik mesleğinin sorunları katlanarak artmıştır.

Bacaksız, şunları kaydetti:

“Sağlıkta dönüşüm sistemi ile birlikte hemşirelik mesleğinin sorunları katlanarak artmıştır. İş yükü, fazla ve uzun çalışma süresi, maaş azlığı, mesleğin statü sorunları, işin çok yönlülüğü, fiziksel ve zihinsel güçlüğü, zaman baskısı gibi nedenler hemşirelerin fiziksel ve ruhsal sağlık sorunları yaşamalarına neden olmaktadır. Tüm bunların yanı sıra artan şiddet ve mobbing (psikolojik baskı) olayları tüm sağlık personelini olduğu gibi hemşireleri de tüketen sorunların başında gelmektedir. Genel Sağlık-İş olarak; tüm meslektaşlarımızı birlikte mücadeleye davet ediyoruz. Bilinmelidir ki, hemşireler hesaba katılması gereken bir güçtür. Sorun yumağı haline gelmiş bu sistemi birlikte değiştirebiliriz. Tüm meslektaşlarımızın 12 Mayıs Dünya Hemşireler Gününü Kutlarız.”