Category Archives: Sağlık

Canan Karatay’dan iftar uyarısı

Prof. Dr. Canan Karatay, Ramazan ayını daha sağlıklı ve rahat geçirmenin ipuçlarını verdi.   Karatay, “İftarda bir avuç içi kadar sıcak pideyle doğal köy tereyağı, peynirle birlikte sağlıklı bir şekilde yenebilir” dedi.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 26. 05. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

.
amazanda pek çok kişinin sahura kalkmadan oruç tuttuğunu ancak sahur yemeğinin bir kahvaltı görevi yaptığını dile getiren Karatay, “Kahvaltı 24 saat içinde en önemli öğündür. Son derece kuvvetli, sağlıklı doyurucu olmalıdır. Mutlaka sağlıklı ve güçlü protein, sağlıklı yağ ve karbonhidratlar doyuncaya kadar yenmelidir.” dedi.

Karatay, sağlıklı protein olarak yumurta, peynir ve yoğurt tüketilebileceğini, sağlıklı karbonhidrat olarak fındık, fıstık, ceviz, badem ve kuru meyvelerin tercih edilebileceğini aktararak, şöyle devam etti:

“Sağlıklı yağlar ise ev yapımı ya da köy tereyağı ve zeytin yağlarıdır. Örneğin tereyağında pişirilmiş iki yumurta, bir avuç içi kadar beyaz peynir, yanında bir çay bardağı kadar ceviz içi, 10-15 zeytin ya da bir avuç içi kadar ramazan pidesinin içine tereyağı, peynir, domates, salatalık eklenerek 10-15 zeytinle birlikte yenilebilir. Yanında bol süt, şekersiz çay, ayran içilebilir. Bir kahve fincanı taze sıkılmış meyve suyu karbonhidrat (früktoz) ve günlük C vitamini kaynağı olarak yeterli olacaktır. Fazlasına gerek yoktur. Ayrıca tatlı ve reçel gibi yüksek glisemik indeksli karbonhidratlar yenmemelidir.”

Prof. Dr. Karatay, aç kalınarak, sahura kalkmadan oruç tutmanın son derece sakıncalı olduğunu belirterek, “Kişiler bu dönemde kilo verseler bile -ki genellikle ramazanda bazı kişiler kilo vermek amacıyla oruç tutmaktadır- bu doğru değildir ve son derece sakıncalıdır. Aç kalarak kilo verilmiş olsa bile daha sonra fazlasıyla geri alınmaktadır. Bilimsel olarak, bu olay karaciğer ve pankreası yorup, yağlandırdığı için sağlığa zararlı olmaktadır.” görüşünü dile getirdi.

Prof. Dr. Canan Karatay, tüm bunların göz önünde bulundurularak iftar ve sahur yapılması gerektiğini belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Sabahları kalktığımız zaman ılık bir bardak su içmemiz gerektiği gibi, orucumuzu da ılık suyla açmalıyız. Çorba da sulu olduğu için rahatlıkla içilebilir. Ancak hazır çorbalar kesinlikle tüketilmemelidir. Evde pişirilmiş tarhana, mercimek, ezogelin, yoğurt çorbası, her türlü sebze çorbası veya yuvalama gibi çorbalar olabilir. Zeytinyağlı, naneli bir kase cacık içimizi ferahlatır. Uzun süre boş kalmış olan midemizi korumak amacıyla, suyun da çorbanın da ne çok sıcak ne de çok soğuk olmamasına dikkat etmeliyiz.

Orucumuzu ılık suyla açtıktan sonra, zeytin yağına pide batırıp, lezzetli ve sağlıklı bir yiyeceği tüketerek, gün boyu boş kalmış midemizi yormamış oluruz. Ancak zeytinyağının soğuk baskı ve sızma olmasına dikkat etmemiz gerekir. İftar sofrasında salata tabağı mutlaka olmalıdır. Bol miktarda doğal fermantasyon sirke, limon, az miktarda kristal kaya tuzu, sızma zeytinyağı, sumak ve peynirli mevsim salatası hazırlanabilir. Cacık ve ayran da çok sağlıklıdır, istenildiği kadar tüketilebilir. Ayrıca yemek olarak köfte, sulu sebzeli et yemeği, zeytinyağlı yemekler, yeşil mercimek yemeği, dolma, sarma, karnıyarık, imambayıldı gibi her türlü ev yemeği yenebilir. Kırmızı et yemeği ve et kebabı, 2-3 kaşık bulgur pilavıyla birlikte tüketilebilir.”

Akşam geç saatlerde tatlı yemenin doğru olmadığını, karaciğer ve pankreas yağlanmasını başlatıp, arttırdığını ve hazımsızlığın nedenlerden biri olduğunu dile getiren Karatay, tatlı yerine kuru yemişlerle mevsim meyvelerinden düşük glisemik karbonhidrat içerenlerin tüketilmesi halinde daha dinç kalınacağını söyledi.

Kaynak:CNN

Sağlık Bakanlığı’ndan ‘Kışlada enfeksiyon’ açıklaması

Sağlık Bakanlığı, Manisa 1. Piyade Er Eğitim Tugayı Komutanlığı’nda toplam 828 askerin enfeksiyondan etkilendiğini, 1 askerin hayatını kaybettiğini, 59 askerin tedavi gördüğünü açıkladı.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 25. 05. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

ağlık Bakanlığı, Manisa 1. Piyade Er Eğitim Tugayı Komutanlığı’nda toplam 828 askerin enfeksiyondan etkilendiğini, 1 askerin hayatını kaybettiğini, 59 askerin tedavi gördüğünü açıkladı.

Sağlık Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada şöyle denildi:

23, 24 ve 25 Mayıs 2017 tarihlerinde Manisa 1. Piyade Er Eğitim Tugayı Komutanlığı’nda (Batı Kışla) askerler bulantı, kusma ve ishal şikayetleri ile acil servislerimize başvuruda bulunmuşlardır. Bakanlığımız olaydan haberdar olur olmaz Türkiye Halk Sağlığı Kurumundan 10 kişilik bir uzman ekibi (Biri profesör olmak üzere 2 mikrobiyoloji uzmanı, 1 Mikrobiyoloji Doçenti uzman, 5 Epidemyoloji uzmanı ve 2 Enfeksion Hastalıkları Uzmanı) bugün özel uçakla Manisa’ya intikal ettirmiştir.

Manisa Kamu Hastanelerinden görevlendirilen 2 enfeksiyon hastalıkları, acil tıp uzmanı, pratisyen olmak üzere toplam 5 hekim ve 5 hemşirenin katılımıyla da toplam 20 kişilik uzman ekip çalışmalarına derhal başlamıştır.

Açıklamada, sağlık ekiplerinin en makul sürede çalışmalarını tamamlayarak olayın gerçekleşme nedenini kamuoyuyla paylaşacağı bildirildi.

“1 askerimiz bugün Merkez Efendi Devlet Hastanesinde vefat etmiştir”

Bugün itibarıyla olaydan, toplam 828 askerin etkilendiğinin dile getirildiği açıklamada şu ifadelere yer verildi:

59 askerimiz yatarak tedavi görmektedir. 1 askerimiz yoğun bakımda ancak hayati tehlikesi bulunmamaktadır. 1 askerimiz bugün Merkez Efendi Devlet Hastanesinde vefat etmiştir. Vefat eden askerimize, İzmir Adli Tıp Kurumunda otopsi yapılacak ve kesin ölüm nedeni tespit edilecektir. Olay yerinde halen 2 acil yardım ambulansı hazır bekletilmektedir. Şikayeti olan askerler, oluşturulan 150 kişilik revirde sağlık ekiplerimizce değerlendirilerek müşahedeye alınmakta, gerekli görülenler hastaneye sevk edilmektedir. İHA

Robot Pal diyabetli çocukların hayatını kolaylaştıracak

Diyabet, gençlerin hayatına etki eden bir hastalık. Gün içinde beslenmelerinde hangi kararları verecekleri ise çocukların sağlığını derinden etkiliyor. Peki bu konuda bilgisayar oyunlarının ve robotların ne gibi bir yardımı olabilir?

–––––––––––––––––––––––––––––––– 15. 05. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

iyabet, gençlerin hayatına etki eden bir hastalık. Gün içinde beslenmelerinde hangi kararları verecekleri ise çocukların sağlığını derinden etkiliyor. Peki bu konuda bilgisayar oyunlarının ve robotların ne gibi bir yardımı olabilir?

Hollanda ve İtalya’da başlatılan bir Avrupa Birliği araştırma projesince çocuklara robotlar ve çeşitli aplikasyonlarla şeker hastalığıyla yaşamak öğretilecek.

Ilona, eşi ve çocukları Tatum ve Arjan ile Amsterdam’a çok uzak olmayan bir kasabada yaşıyor. 11 yaşındaki Tatum ve 13 yaşındaki ağabeyi Arjan diyabet hastası.

Ilona Geurts, çocuklarının günlük rutinini anlatırken: “Okulları bisikletle yarım saatlik bir mesafede olduğundan çocuklar her gün ne yiyeceklerini kararlaştırmak zorunda, gün içindeki ensülin ihtiyaçlarını da. Eve güvenle dönebilmeleri için her şeyi planlamaları gerekiyor. Yoksa yolda şekerleri düşebilir” sözleriyle yaşadıkları zorluklardan bahsediyor.

Çocuklara şeker hastalığıyla yaşamayı eğlenceli bir yolla yapıyor

Tatum ve Arjan elektronik oyunlarla çocuklara şeker hastalığıyla yaşamayı öğreten bir Avrupa Birliği araştırma projesine gönüllü olarak katıldı. Tabletlerine yüklenen özel aplikasyonlar çocuklara şeker hastalığıyla yaşamayı öğretiyor ve bunu kitaplardan çok daha eğlenceli bir yolla yapıyor.

İtalya ve Hollanda’da üç hastane ve bir kaç kliniği kapsayan proje, çocukları eğitirken eğlendiren bir de robot kapsıyor. Robot tıpkı insan gibi hatalar yapıyor ve çocuklar tarafından düzeltiliyor.

Konu hakkında TNO Pal Projesi koordinatörü Rosemarijn Looije: “Robotların insanlaşması konusunda bir çok kişi hassas davranıyor ama burada insanlaşan robotlar çocuklarla rahat iletişime geçiyor ve aralarındaki bağı güçlendiriyor” sözlerini sarf etti.

Doktor Roos Nuboer her bir çocuk için farklı programlanabilen robotlar sayesinde genel kontroller için hastaneye gelmek gençlerin gözünde artık daha eğlenceli olduğunu belirtiyor:

Çocuklar bu robotu sevdi!

”Çocuklar kliniğe gelmekten pek hoşlanmaz arkadaşlarıyla olmayı yeğlerler. Ama bu robot onları buraya çekiyor. Öz çekim yapıyorlar, arkadaşlarına diyabetin sadece ağır bir yük olmadığını kanıtlıyorlar.”

Tablet aplikasyonunda ise çocuklara doğum günü partilerinde ne yiyebilecekleri soruluyor. Oyuncu soruları cevapladıktan sonra roller değişiyor ve robotun yaptığı hataları çocuklar düzeltiyor.

Produxi Robot Mühendisi Bert Bierman: “Bu proje kapsamında robot çocukların duygu durumlarını taklit ediyor. Onlar gibi cevaplar veriyor. Bunu biz tasarladık. Bu programı tabletlere koymanın çok önemli olduğuna inandık” dedi.

Robot tıbbi yardımda bulunmuyor sadece hastalığın daha iyi anlaşılmasını sağlıyor.

Yüksek risklere gebe şeker hastalıkları aileler tarafından sıkı biçimde kontrol edilmeli ancak araştırmacılar projeye katılımı artırarak çocuklara hayatlarını nasıl idare edeceklerini eğlenceli bir yolla öğretebilmeyi amaçlıyor.

euronews

Yemen’de kolera salgınından 115 kişi öldü!

Yemen’de bir anda ortaya çıkan kolera salgınında son iki haftada 115 kişi hayatını kaybetti. Hastalık belirtileri gösteren Yemenliler iki yıldır devam eden iç savaştan dolayı sağlık hizmetlerinde ciddi aksamaların yaşandığı hastanelere akın ediyor.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 14. 05. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

 

luslararası yardım kuruluşları ülkede yaşanan insani felakete dikkat çekerken, vatandaşların hijyen koşullarına ellerinden geldiğince dikkat etmesi çağrısında bulundu.

Başkent Sana’da gazetecilere konuşan Uluslararası Kızıl Haç Komitesi Operasyonlar Direktörü Dominik Stillhart salgının “ciddi boyutlarda” olduğunu kaydetti.

Yemen Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre 27 Nisan’dan geçen Cumartesi gününe kadar 115 kişi hayatını kaybetti ve ülkedeki 14 vilayette 8 bin 500’den fazla vakaya rastlandı.

Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) örgütü ülkedeki sağlık çalışanlarının, su ve yiyecek kaynaklarına karışan bir bakteriden kaynaklanan bu hastalıkla tek başlarına mücadele etmelerinin mümkün olmadığını kaydetti.

MSF 9 Mayıs’ta “Hastalığı sınırlamak ve muhtemel diğer hastalıklara karşı önlem almak amacıyla uluslararası kuruluşlara, (ülkeye) yaptıkları yardımları acil olarak arttırmaları çağrısı yapıyoruz” şeklinde bir açıklama yayınladı.

Sana’da temizlik görevlileri geçtiğimiz haftasonuna kadar on günlük bir greve gitmişti. Yetkililer, toplanamayan çöplerin hastalığın bu denli hızlı yayılmasında rol oynadığı görüşünde.

Sana’da temizlik görevlileri on gün boyunca grev yapmıştı.

İÇ SAVAŞIN YIKIMI

Doğru önlemler alındığında kolaylıkla engellenebilen kolera salgını, Arap dünyasının en yoksul ülkesi Yemen’de son bir yılda ikinci kez yaşanıyor.

Suudi Arabistan tarafından desteklenen merkezi hükümet ile İran tarafından desteklenen Husi aşireti mensupları arasında yaşanan çatışmalardan dolayı sağlık kuruluşlarının sadece yarısı hizmet verebiliyor.

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre Yemen’deki insani felaketin ulaştığı boyut Suriye, Güney Sudan, Nijerya ve Irak’la birlikte en kötülerden bir tanesi.

Kızıldeniz’deki birçok limanın abluka altında olmasından dolayı hayati önemdeki gıda ithalatı çok azalmış durumda. Birleşmiş Milletler verilerine göre ülkenin üçte ikisi olan 17 milyon kişi açlık tehlikesiyle karşı karşıya.

Yemen hükümetine destek vermek için Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon güçlerinin ülkedeki savaşa müdahil olmasından bu yana 8 binden fazla kişi hayatını kaybetti.

Kaynak: Deutsche Welle Türkçe

Çalışma koşulları hemşireleri tüketiyor

Genel Sağlık-İş Sendikası Genel Başkanı Zekiye Bacaksız, 12 Mayıs Dünya Hemşireler Günü dolayısıyla açıklama yaptı. Bacaksız, yaptığı açıklamada, hemşirelerin çok fazla sorunla baş etmeye çalıştıklarına dikkat çekerek, “Mesleğin bugünü ve yarını için tüm meslektaşlarımızı birlikte mücadeleye davet ediyoruz” dedi.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 12. 05. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

emşirelik mesleğinin kurucusu kabul edilen Florance Nightingale’in doğum günü olan 12 Mayıs, mesleğinde modern anlamda doğuşu olarak kabul edilmekte ve 1964 yılından bu yana ülkemizde de kutlanmaktadır. Amerikan Hemşireler Birliği, 2017 yılını “Sağlıklı Hemşire Yılı” ilan etmiştir.

Bu da göstermektedir ki, “Hemşirenin sağlığını geliştirelim ve bunun sonucunda ülkenin sağlığını iyileştirelim!” düşüncesi Türkiye’de olduğu gibi tüm dünyada zorunluluk haline gelmiştir.

Ancak ülkemiz hemşireleri, dünyadaki meslektaşlarından çok daha fazla sorunla baş etmeye çalışmaktadır. Sağlıkta dönüşüm sistemi ile birlikte hemşirelik mesleğinin sorunları katlanarak artmıştır.

Bacaksız, şunları kaydetti:

“Sağlıkta dönüşüm sistemi ile birlikte hemşirelik mesleğinin sorunları katlanarak artmıştır. İş yükü, fazla ve uzun çalışma süresi, maaş azlığı, mesleğin statü sorunları, işin çok yönlülüğü, fiziksel ve zihinsel güçlüğü, zaman baskısı gibi nedenler hemşirelerin fiziksel ve ruhsal sağlık sorunları yaşamalarına neden olmaktadır. Tüm bunların yanı sıra artan şiddet ve mobbing (psikolojik baskı) olayları tüm sağlık personelini olduğu gibi hemşireleri de tüketen sorunların başında gelmektedir. Genel Sağlık-İş olarak; tüm meslektaşlarımızı birlikte mücadeleye davet ediyoruz. Bilinmelidir ki, hemşireler hesaba katılması gereken bir güçtür. Sorun yumağı haline gelmiş bu sistemi birlikte değiştirebiliriz. Tüm meslektaşlarımızın 12 Mayıs Dünya Hemşireler Gününü Kutlarız.”

Sağlık Bakanı’ndan İbrahim Erkal açıklaması

Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Türkiye HİMSS 17 Türkiye Emram Eğitim Konferansı ve Sağlık Bilişim Fuarı’nın açılışında gazetecilerin sorularını yanıtladı, İbrahim Erkal’ın sağlık durumuyla ilgili açıklama yaptı.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 11. 05. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

 

ürkiye HİMSS 17 Türkiye Emram Eğitim Konferansı ve Sağlık Bilişim Fuarı’nın açılışında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Şarkıcı İbrahim Erkal’ın sağlık durumuyla ilgili şunları söyledi.


“BUNUN GERİYE DÖNÜŞÜ YOK”

İstanbul’da gerçekleştirilen Türkiye HİMSS 17 Türkiye Emram Eğitim Konferansı ve Sağlık Bilişim Fuarının açılışını gerçekleştirdikten sonra kurulan stantları gezdi. Bakan Akdağ gazetecilerin sorularını yanıtladı.

İbrahim Erkal’ın sağlık durumuyla ilgili konuşan Akdağ, “Değerli hemşehrimiz, değerli kardeşimizin beyin ölümünün gerçekleştiğini doktorları kamuoyuna duyurdular. Takdiri ilahi yapacak fazla bir şey yok. Cenab-ı hak ailesine de sabırlar versin” dedi.

Akdağ, beyin ölümü ile gerçek ölüm arasındaki farka da değinerek, “Beyin ölümüyle gerçek ölüm arasındaki farkı vatandaşlarımız bilmeyebilirler. Beyin ölümü, vücudun organları henüz canlılığını korurken, kişinin beyninin tamamen fonksiyonunu yitirmesi oluyor. Bunun geriye dönüşü yok. Bunu tespit etmiş durumdalar. Cenab-ı Allah kolaylık versin kendisine ve ailesine” dedi.

YERLİ KANSER İLACI

Bir gazeteci Uludağ Üniversitesi’nde yerli bir kanser ilacının geliştirildiği yönündeki iddiların sorulması üzerine Sağlık Bakanı Recep Akdağ, bu konularda basın haberleriyle yorum yapmadığını söyledi.

Akdağ, “Bir ilacın insanlarda kullanılabilmesi için çok uzun bir süre geçiyor. Formülün laboratuvar ortamlarında ya da hayvan deneylerinde belli bir aşamaya gelmiş olması onun ilaç olduğu anlamına gelmez. Bu çalışmaları yapan arkadaşlarım, bakanlığımıza gelebilirler. Bana gelebilirler. Meselelerini anlatırlar, hangi seviyede olduğunu anlarız, ondan sonra yorum yapabiliriz” şeklinde konuştu.

Glütensiz beslenme zararlı mı?

Harvard Üniversitesi’nden uzmanlar tahıllardan uzak durup glütensiz beslenenleri uyardı: Kalp sağlığına zararlı.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 10. 05. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

apılan bir araştırma göre glütensiz beslenme sanıldığı kadar sağlıklı değil, hatta kalp sağlığını etkileyebiliyor. Harvard Üniversitesi’nden uzmanlar tarafından yürütülen araştırma, buğday, arpa ve çavdardan uzak durulan glütensiz beslenme tarzının kalp hastalığı riskini artırdığını ortaya koydu.

26 yıl süren ve kalp hastalığı sonucu yaşamını yitiren 110 binden fazla Amerikalının izlendiği çalışmanın sonuçları, tıp dergisi British Medical Journal’da yayınlandı.

Araştırmada tam tahıllı gıdalarla beslenenlerin kalp hastalıkları sonucu ölme riskinin daha düşük olduğu görüldü.
Glüten araştırmasını yürüten ekip, dikkat çekici bir uyarıda da bulundu. Glütene hassasiyeti olan Çölyak hastaları dışında, glütensiz beslenmek isteyenlerin teşvik edilmemesi gerektiği belirtiliyor.

Glütensiz beslenme nedir?

Çölyak hastalığının tedavisi için kullanılan glütensiz beslenme, arpa, buğday, çavdar gibi glüten proteinini içeren tahıllardan uzak durulmasını içeriyor.

Bu hastalığa sahip olanların, Batılı ülkelerde nüfusunun yüzde 1’ini oluşturduğu tahmin ediliyor.
Ancak oyuncu Gwyneth Paltrow ve Victoria Beckham gibi ünlüler sayesinde glütensiz beslenme giderek yaygın hale geldi.

Yüzde 12’lik bir kesim, faydalı olduğunu düşündüğü için glütensiz beslenmeye özen gösteriyor.
Bu perhize özel üretilen gıdalarla glütensiz akımının, 2020 yılına kadar 11 milyar dolarlık bir pazara dönüşmesi bekleniyor.

Deutsche Welle 

Prof. Dr. Mustafa Özdoğan: Elektronik sigaranın içinde uyuşturucu var!

Antalya’da ‘Sağlıklı Yaşam ve Kanser Okulu’ projesinin 11’inci dersini veren Memorial Antalya Hastanesi Onkoloji Merkezi Başkanı Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, Antalya’da gelecek eğitim öğretim yılının ilk haftasında bütün okullarda ilk dersin ‘kanser nedir ve nasıl korunulur’ olacağını söyledi. Özdoğan, son yıllarda elektronik sigaranın şeker gibi satıldığını belirterek “Önümüzdeki süreçte çocukların çoğu elektronik sigarayla tanışacak. Elektronik sigaranın içinde uyuşturucu var” dedi.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 09. 05. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

ntalya’da ‘Sağlıklı Yaşam ve Kanser Okulu’ projesinin 11’inci dersini veren Memorial Antalya Hastanesi Onkoloji Merkezi Başkanı Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, Antalya’da gelecek eğitim öğretim yılının ilk haftasında bütün okullarda ilk dersin ‘kanser nedir ve nasıl korunulur’ olacağını söyledi.

Memorial Hastanesi, Antalya Büyükşehir Belediyesi ve Antalyaspor’un ortaklaşa düzenlediği Sağlıklı Yaşam ve Kanser Okulu’nda 11’inci ders tamamlandı. 2012 yılından beri devam eden organizasyonun 11’inci dersi Meltem Mahallesi’ndeki 10 bin kişilik spor salonunda gerçekleştirildi. Vatandaşların ilgi gösterdiği derse Antalyaspor Teknik Direktörü Rıza Çalımbay, futbolcular ve yönetim kurulu üyeleri katıldı. Dersin açılış konuşmasını yapan Memorial Antalya Hastanesi Onkoloji Merkezi Başkanı Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, Türkiye’ye ışık olmak amacıyla yola çıktıklarını söyledi. Yakın zamanda düzenlenen Bilim Festivali’ne katıldıklarını belirten Prof. Dr. Özdoğan, festivali 34 bin kişinin ziyaret ettiğini kaydetti. 2500 öğrenciye festivalde kanserle ilgili test yaptıklarını dile getiren Prof. Dr. Özdoğan, testi kazanan 240 öğrenciye hediye vereceklerini söyledi.

NİSAN’DA İLK DERS KANSER OLACAK

Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, 2018 yılında Nisan’ın ilk haftasında Antalya’da tüm okullarda ilk ders olarak ‘kanser nedir, nasıl korunabilir’ eğitimi verileceğine dikkati çekti. Prof. Dr. Özdoğan, “Öğretmenler 1 saat kanseri anlatacak. Antalya bu konuda pilot olacak” dedi.

AS ÖRNEK KULÜP OLACAK

Kanser Okulu’nun düzenleyicilerinden Antalyaspor Kulübü Başkanı Ali Şafak Öztürk ise örnek bir kulüp olmak için yola çıktıklarını söyledi. Sadece spor alanında değil gençleri kucaklayan, bilim, sanat ve kültür alanında üreten bir kulüp olacaklarını dile getiren Öztürk, “Kanserin önlenebilir olduğunu biliyoruz ve kanserden korkmuyoruz. Sigaradan uzaklaşan bir toplum istiyoruz. Gelin birlikte sağlık, spor ve bilim adına el ele verelim” diye konuştu.

SİGARA KANSERİ YÜZDE 33 ETKİLİYOR

Derste kanserle hakkında bilgiler veren Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, son yıllarda kanserde korkulacak bir düzeyde artış olmadığını söyledi. Tıptaki gelişmelerle iyileşen hastaların sayısının giderek arttığına vurgu yapan Prof. Dr. Özdoğan, şöyle devam etti:

“Çevresel faktörlerin kansere etkisi yüzde 50, kalıtsal geçiş yüzde 15 oranında. Çevresel faktörlerden sigara kansere yüzde 33 oranında, fazla kilo yüzde 20, hareketsiz yaşam yüzde 5, diyet ve alkol ise yüzde 5 oranında etki ediyor.”

“ELEKTRONİK SİGARADA UYUŞTURUCU VAR”

Günde bir dal sigara içenlerin hiç içmeyenlere göre erken yaşam kaybı riskinin yüzde 64 daha fazla olduğuna değinen Prof. Dr. Özdoğan, son yıllarda elektronik sigaranın şeker gibi satıldığını söyledi. Öğrencilerin elektronik sigara kullanımında çok fazla artış olduğunu kaydeden Prof. Dr. Özdoğan, “Önümüzdeki süreçte çocukların çoğu elektronik sigarayla tanışacak. Elektronik sigaranın içinde uyuşturucu var” dedi.

OBEZİTE SİGARAYI SOLLAMAK ÜZERE

Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, fast food nedeniyle tabak sayısının arttığına dikkati çekerek, kanser nedenleri arasında obezitenin sigarının önüne geçmek üzere olduğunu kaydetti. Akdeniz diyetiyle kilonun sağlıklı hale getirilebileceğini savunan Prof. Dr. Özdoğan, 2017 yılının en iyi diyetleri listesinde ‘tuzu azaltılmış Akdeniz Diyeti’nin ilk sırada yer aldığını söyledi.

AKTİVİTE KANSERİ ÖNLÜYOR

Fiziksel olarak aktif olmak gerektiğini dile getiren Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, “Aktivite belli kanserlerin riskini azaltıyor. Spor, aktif yaşam kanser riskine katkıda bulunan hormonların kan düzeyini, bağırsakları düzenler, obeziteyi engeller” dedi.

Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, sağlıklı yaşam önerilerinin, alışkanlıkların, sağlık beslenmenin, kanser erken taramanın, vitaminlerin, aşılamanın, koruyucu ilaçların, düzenli egzersizlerin yaşam süresini uzattığını kaydetti.

Prof. Dr. Mustafa Özdoğan’ın ardından iş adamı 68 yaşındaki Ali Bıdı da ilerlemiş yaşına rağmen nasıl sağlıklı kaldığına yönelik konuşma yaptı. Ders, Bilim Festivali’nde testi geçen öğrenciler arasında hediyeler için yapılan kura çekimiyle sona erdi.

‘Sarin gazını anlamak imkansız dakikalar içinde öldürebiliyor’

İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi (İKBU) Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim görevlisi Yrd. Doç. Dr. Ahmet Selvi, sarin gazının etkileriyle ilgili olarak, kişilerin o an gaza maruz kaldığını anlamasının neredeyse imkansız olduğunu, rengi ve kokusunun olmadığını, dakikalar içinde ölüme götürebildiğini söyledi.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 06. 04. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

stanbul Kemerburgaz Üniversitesi (İKBU) Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim görevlisi Yrd. Doç. Dr. Ahmet Selvi, sarin gazının etkileriyle ilgili olarak, kişilerin o an gaza maruz kaldığını anlamasının neredeyse imkansız olduğunu, rengi ve kokusunun olmadığını, dakikalar içinde ölüme götürebildiğini söyledi.

SİNİRLERİ FELÇ EDİYOR, GÖZ YAŞARMASI, İDRAR KAÇIRMA GÖRÜLÜYOR

Sarin gazının daha çok sinir sistemini etkilediğini belirten Yrd. Doç. Dr. Selvi şunları söyledi:

“Havadan biraz ağır olduğu için yere çöken bir gaz. Ciltten de emiliyor ama asıl hedefi sinir sistemi ve salgı bezleri. Sinir sistemini felce uğratıyor. Bunu solursak akciğerlerinden kana karışır, diğer organlara da gidiyor. Özellikle kasları kontrol eden sinirleri felç ediyor. Kişi sarin gazına maruz kaldığında öncelikle salgı bezleri aşırı salgı üretmeye başlar. Göz yaşarması, ağızda aşırı tükürük salgılanması ve burun akıntısı görülür. Ardından dışkılama, idrar kaçırma ve kusma görülebilir. Daha sonra sinir sistemi etkilendiğinden kasılmalar başlar. Bu kasılmalar kontrol edilemez ve vücudun tüm kaslarını etkileyebilir. Özellikle solunum kasları etkilendiğinde boğulma gerçekleşir.”

SİNİR SÜREKLİ KASI UYARIYOR

Sarin gazının kalıcı sinir hasarına da neden olabildiğini belirten Yrd. Doç. Dr. Selvi, “Ölümcül dozda maruz kaldıysa kişi dakikalar içerisinde ölüme kadar götürebiliyor. İlk aşamada özellikle kaslarda kasılmalar oluyor. Sinir sürekli uyarır kası. Kasılmalar olur. Bu vücuttaki tüm kasları etkileyebilir. Özellikle solunum sistemindeki kasları etkilerse kişi boğulur. Uzun dönemde sinir sisteminde kalıcı hasarlar meydana gelirse eğer o sistemin fonksiyonunu kullanması mümkün olmuyor. Kişi eğer ölümcül doza maruz kalmamış ve hayatta kalabilmiş ise uzun vadede kalıcı hareket kusurları ortaya çıkabilir.”

“GAZ RENKSİZ VE KOKUSUZ”

Bu gaza maruz kalındığını anlamanın çok zor olduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Selvi “Bu gazın rengi de yok kokusu da yok. Ama böyle bir şeyle karşılaşıldığı zaman mümkünse o ortamdan uzaklaşmak. Uzaklaşamıyorsak kapalı bir mekana girip kapıları pencereleri ve havalandırma sistemlerini kapatmak giysilerimizi ve cildimizi bol su ve sabunla yıkamak ve haberleri takip etmek. Bazen kurtarıcı ilaçlar da var. Eğer kişi bunun farkına varırsa semptomları fark ettiğinde onları da kullanabilir. Karşılaşır karşılaşmaz hemen dakikalar içerisinde yapılması gerekiyor” dedi.

Profesörden kanser uyarısı: Ülkemiz alternatif tıp çöplüğüne doğru sürükleniyor

Onkoloji uzmanı Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, kanserle ilgili suistimallerin arttığını, halkın doğru bilgilendirilmesi gerektiğini ve ülkenin alternatif tıp çöplüğüne doğru sürüklendiğini söyledi.

 

––––––––––––––––––––––––––––––––– 04. 04. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

emorial Antalya Onkoloji Merkezi Başkanı Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, 1-7 Nisan Kanserle Savaş Haftası nedeniyle Antalya Gazeteciler Cemiyeti’nde toplantı düzenlendi. Bu konudaki suistimallere dikkat çeken Prof. Dr. Özdoğan, kanserle ilgili suistimallerin arttığını, halkın doğru bilgilendirilmesi gerektiğini söyledi. Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, “Yaşam ortalamasında bugün erkeklerde 70, kadınlarda 80 yaş yakalandıysa kimyasalları doğru yönettiğimiz için yaşımız uzamaya başladı. Kumluca’da yetişen domates, turunçgil gibi ürünleri denetlemeyelim mi, tabi ki denetleyelim ama artık kimyasal düşmanlığı değil, herkesi kimyasal dostluğa, denetlemeye ve doğru kullanmaya davet ediyoruz” dedi.

BİRTAKIM ÇAKMA DİYETLER

Yaşam süresi 100’ü geçerse, her iki kişiden birinin mutlaka kanseri yaşayacağını dile getiren Prof. Dr. Özdoğan, kanseri daha iyi öğrenmek ve yönetmek gerektiğini söyledi. Kanser haberlerinde inanılmaz suiistimal olduğundan yakınan Prof. Dr. Özdoğan, “En kıymetli diyet Akdeniz diyeti ama biz en kıymetli diyetimizi yok sayıyoruz. Kanseri önlüyor, yaşamı uzatıyor ama bunu konuşmuyor, birtakım çakma diyetleri konuşuyoruz” diye konuştu.

DÜNYADAKİ EN BÜYÜK PROBLEM GIDA BAĞIMLILIĞI

“Hayvanların yüzde 75’ine verdiğiniz yemlerin GDO’lu ürün olduğunu biliyor musunuz” diyen Prof. Dr. Özdoğan, tembelliği bırakıp ülkemize, iklimimize, genetik yapımıza uygun ürünler sunulması gerektiğini vurguladı. Gıda bağımlılığının sigara bağımlılığından daha kötü olduğunu belirten Prof. Dr. Özdoğan, “Dünyadaki en büyük problem gıda bağımlılığıdır, gelişmiş ülkelerin de en önemli problemi. Obezite çocuklarımızda yüzde 20-25’i bulmuş. Çocuklarımıza spor alışkanlığı kazandırmıyoruz, mahalle oyunları bitti, okullarda takıma giriyorsa sadece o şekilde sportif faaliyetlere girebiliyor” dedi.

ELEKTRONİK SİGARA TEHLİKESİ

Sigarada bilinçlenilmediğini ve daha kötüye gidildiğini anlatan Prof. Dr. Özdoğan, “Yasaklar ve fiyatlar artıyor ama niye böyle? Daha tehlikelisi elektronik sigara, sigarayı bıraktırma aracı olarak pompalanıyor ama hiçbir araştırma sigarayı bıraktırdığını göstermemiş. ABD’de milyonlar şu an elektronik sigara kullanmaya başladı. Çünkü legal, lise çağındakilerin yüzde 16’sı kullanıyor. Avrupa yeni bilinçlenmeye başladı ve çok büyük sigara firmaları elektronik sigaraya sarıldı. Elektronik sigara sigarayı bıraktırmıyor, yeni bağımlılar oluşturuyor. Akciğerde tahribat, ağız kanseri ve vücudumuzda birçok rahatsızlığa yol açıyor” dedi.

ALTERNATİF TIP ÇÖPLÜĞÜNE SÜRÜKLENİYORUZ

Türkiye’deki check-up uygulamalarını da eleştiren ve bunların ciddi sorgulanması gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, profesyonel suistimallerine de ‘dur’ denilmesi gerektiğini kaydetti. Alternatif tıp alanında suistimallere çok üzüldüğünü kaydeden Prof. Dr. Özdoğan, “Ülkem alternatif tıp çöplüğüne doğru sürükleniyor. 1000’in üzerinde hekim kurslarla hızlıca yetişmeleri ve neredeyse tüm tedavilerde hepsini de ellerindeki birtakım geleneksel yöntemlerle tedavi etmeye çalışmaları nedeniyle önümüzdeki süreçte büyük sorun yaşayacak. Tedavilerini geciktirdikleri ve doğru tedavi etmedikleri için onları bekleyen önümüzdeki süreçte büyük tehlikeler var ve suçlanacaklar, yargılanacaklar” dedi.

KANSERLE BARIŞMALI VE KABULLENMELİYİZ

Artık kanserle barışıp kabullenilmesi gerektiğine işaret eden Prof. Dr. Özdoğan, “Doğru yöntem ve stratejilere ulaşmalıyız. Ölümü yok saydığınız ve tamamen reddettiğinizde ölüm sürecini de doğru yönetemiyorsunuz. Şu anda kliniklerde yaşadığım en büyük sorun bu. Hasta ve yakını ölümle barışık olmadığı için sürekli bir arayışa giriyor. İyi doğum, iyi yaşam kadar iyi ölüm de bizim hakkımız değil mi” dedi.

EGZERSİZ 5 KANSER TÜRÜNDEN KORUR

Kanserden korunmada en etkin yollardan biri olan hareketli yaşamın önemini vurgulayan Prof. Dr. Özdoğan, “Özellikle kanser ve egzersiz ilişkisi ile ilgili yapılan araştırmalar, düzenli spor alışkanlığının kanserden koruyucu etkisinin yanı sıra tedavi gören hastalarda yan etkileri azalttığı, kemoterapi, radyoterapi ve cerrahi sonrası iyileşme sürecine yardımcı olduğunu gösteriyor” açıklaması yaptı. Meme, kalın bağırsak, rahim, beyin ve pankreas kanserlerinde hareketli yaşamın artık çok önemli bir engelleyici faktör olduğunu dile getiren Prof. Dr. Özdoğan, hangi kanser türü için nasıl önlem alınması gerektiği hakkında da bilgiler verdi.

MEME KANSERİNE KARŞI HAFTADA 4 SAAT YÜRÜYÜŞ

Prof. Dr. Özdoğan, “Meme kanserinde artık egzersizin koruyucu etkisinin bulunduğu pek çok çalışma ile ispatlanmış durumda. Düzenli egzersiz ve spor alışkanlıkları, özellikle menopoz sonrasında kadınlarda meme kanseri riskini azaltmaktadır. 4 yıl boyunda her hafta 4 saat yürüyüş yapan kadınlarda, aynı süre içinde daha az egzersiz yapan kadınlara nazaran, hastalık riskinin yüzde 10 azaldığı görülmüştür” dedi.

NE YEDİĞİNİZE DİKKAT EDİN

Tüm dünyada hem erkek hem de kadınlarda kansere bağlı yaşam kaybına yol açan ikinci kanser türünün kolon ve rektum kanserlerinin oluşumunda yanlış beslenmenin önemli yer tuttuğunu kaydeden Prof. Dr. Özdoğan, “Aşırı kırmızı et tüketimi ve özellikle ızgarada pişirilen etler, işlenmiş şarküteri ürünleri, çiğ ve tütsülenmiş etler kalın bağırsak kanserlerini tetiklemektedir. Özellikle erkeklerde alkol tüketiminin de kalın bağırsak kanserini artırıcı etkisi vardır. Daha çok sebze, meyve ve tam tahıllı ürünlerle beslenme ise bu kanser türünün gelişme riskini azaltan en önemli faktörlerdir” diye konuştu.

RAHİM KANSERİ GELECEKTE BÜYÜK TEHLİKE

Rahim kanserinin en sık rastlanan jinekolojik kanser türü ve Türkiye’de gelecekteki büyük tehlike olduğunu belirten Prof. Dr. Özdoğan, kadın kanserleri arasında 4’üncü sırada yer aldığını söyledi. Obezite ve rahim kanseri arasında oldukça güçlü bir ilişki olduğunu belirten Prof. Dr. Özdoğan, “Aşırı kilolu veya obez kadınlarda bu hastalığın gelişme riski, 2, 3, 5 kat daha fazladır. Aşırı kilo ve obezitenin yanında oturarak geçirilen uzun saatler de rahim kanserinin en önemli nedenlerinden biridir. Düzenli egzersiz ile rahim kanserlerinin yüzde 60’ının önlenebildiği bilinmektedir” dedi.