Category Archives: Sağlık

Avrupa’da kızamık hastalığı yayılıyor

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) kızamık hastalığının Avrupa’da yayıldığı uyarısında bulundu. Hastalığın en çok görüldüğü ülkeler İtalya ve Romanya.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 29. 03. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

u sene Ocak ayında İtalya’da 200 kızamık vakası görülürken Romanya’da 3 bin 400 vaka yaşandı ve 17’si ölümle sonuçlandı. WHO, kızamık hastalığının son derece bulaşıcı olduğunu ve seyahatler nedeniyle hiç kimsenin tamamen koruma altında olmadığını ifade ediyor.

Örgüt iyi bir koruma için nüfusun en azından yüzde 95’inin hastalığa karşı aşı olmasının gerektiğini belirdi. Kızamık vakaları aşı uygulamasının giderek azaldığı ülkelerde daha çok görülüyor. Bunlar arasında Fransa, Almanya, İtalya, Polonya, Romanya, İsviçre ve Ukrayna var.

‘Acil önlem’ çağrısı

WHO Avrupa bölgesel direktörü Dr. Zsuzsanna Jakab “Salgın olan tüm ülkeleri sınırları içinde kızamık hastalığının yayılmasını engellemek adına acil önlemler almaya ve bunu başarmış ülkelere de yüksek aşılama oranlarını sürdürme çağrısında bulunuyorum” dedi.

Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrolü Merkezi, 1 Şubat 2016 ile 31 Ocak 2017 tarihleri arasında İngiltere’de 575 kızamık vakası görüldüğünü açıkladı. Kızamık vakalarında ölümle sonuçlanabilen yüksek risk taşıyan gruplar arasında aşı olmamış bebek ve çocuklar gösteriliyor.

Kızamık doğrudan temas ya da hava yoluyla öksürük ve hapşırmayla bulaşıyor. Virüs temas ettiği yüzeylerde iki saat aktif kalabiliyor. Hastalık ilk işaretlerini yüksek ateş ve burun akması gibi soğuk algınlığı belirtileriyle gösteriyor.

Bir kaç gün sonra genelde yüzde ve ensede döküntüler beliriyor ve uzuvlara yayılıyor.

BBC

 

Tüberküloz günde 5 bin can alıyor

Dünya Sağlık Örgütü, Tüberkülozla Mücadele Günü’nde, hastalığa dünya genelinde her gün 5 bin hastanın kurban gittiğini açıkladı.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 24. 03. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

irleşmiş Milletler’ye bağlı Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), hükümetleri tüberkülozla mücadele gayretlerini artırmaya davet etti. DSÖ Genel Direktörü Margaret Chan, Cenevre’de yaptığı açıklamada günde 5 bin kişinin hayatına mal olan tüberkülozun en ölümcül bulaşıcı hastalık olduğunu söyledi.

Dünya Tüberkülozla Mücadele Günü nedeniyle açıklama yapan Margaret Chan, en çok fakir, zayıf ve sosyal bakımdan dışlanmış insanların bu hastalığa yakalandığını ve tüberkülozun aynı zamanda göçmen, mülteci, tutuklu, etnik azınlıklar, çocuk ve yaşlıları da tehdit ettiğini söyledi. Chan, tüberküloza yakalanma ihtimali yüksek yaş ve sosyal grupların özel korunmaya ihtiyaçları olduğunu dile getirdi.

DSÖ’nün tüberküloz tedavisiyle ilgili olarak açıkladığı yeni etik kurallarında hastanın tedavi imkânları tükenmeden tecrit edilmemesi gerektiği yer alıyor.

DSÖ, 2015 yılında 10 milyon 400 bin kişinin tüberküloza yakalandığını ve bunlardan 1 milyon 800 bininin de hayatını kaybettiğini açıkladı. Teşkilatın açıklamasında 2000 yılından bu yana uygulanmakta olan korunma, erken teşhis ve tedavi sayesinde 49 milyon kişinin tüberkülozdan ölmesinin önlendiğine ve en çok akciğerlere bulaşan tüberküloz mikrobunun damlacıkla insandan insana geçtiğine de yer verildi. DW

Why Him? (2016) HD

Director : John Hamburg.
Writer : John Hamburg, Ian Helfer, Nicholas Stoller.
Release : December 22, 2016
Country : United States of America.
Production Company : 21 Laps Entertainment, Red Hour Films.
Language : English.
Runtime : 111 min.
Genre : Comedy.

‘Why Him?’ is a movie genre Comedy, was released in December 22, 2016. John Hamburg was directed this movie and starring by James Franco. This movie tell story about Ned, an overprotective dad, visits his daughter at Stanford where he meets his biggest nightmare: her well-meaning but socially awkward Silicon Valley billionaire boyfriend, Laird. A rivalry develops and Ned’s panic level goes through the roof when he finds himself lost in this glamorous high-tech world and learns Laird is about to pop the question.

Streaming Movie Why Him? (2016)

Do not miss to Watch movie Why Him? (2016) Online for free with your family. only 2 step you can Watch or download this movie with high quality video. Come and join us! because very much movie can you watch free streaming.

Watch and Download Movie Why Him? (2016)
Incoming search term :

download Why Him? 2016 movie
watch full Why Him? movie online
film Why Him? 2016 download
watch Why Him? movie online now
Why Him? 2016 Full Episodes Online
Why Him? 2016 movie download
download movie Why Him? now
Why Him? 2016 Episodes Online
Why Him? 2016 For Free Online
streaming Why Him? 2016 movie
Why Him? 2016 Full Episode
Why Him? 2016 English Full Episodes Free Download
Why Him? 2016 Episodes Watch Online
Watch Why Him? 2016 Online Free
Why Him? 2016 English Full Episodes Download
trailer film Why Him?
watch full film Why Him? 2016 online
Why Him? 2016 movie
Watch Why Him? 2016 Online Viooz
film Why Him? trailer
Why Him? 2016 movie trailer
Why Him? 2016 Full Episodes Watch Online
Why Him? 2016 English Episodes
Watch Why Him? 2016 Online Putlocker
Why Him? 2016 HD English Full Episodes Download
movie Why Him?
live streaming film Why Him? online
download film Why Him? 2016 now
Why Him? 2016 HD Full Episodes Online
film Why Him? online streaming
Watch Why Him? 2016 Online Free putlocker
Why Him? 2016 For Free online
Why Him? 2016 Watch Online
Watch Why Him? 2016 Online Megashare
streaming movie Why Him?
Why Him? 2016 English Full Episodes Online Free Download
Why Him? 2016 English Episodes Free Watch Online
watch film Why Him? 2016 now
Watch Why Him? 2016 Online Free Viooz
Why Him? 2016 English Full Episodes Watch Online
Why Him? 2016 Online Free Megashare
download full film Why Him? 2016
Why Him? 2016 English Episode
watch movie Why Him? now
Watch Why Him? 2016 Online Free Putlocker
live streaming movie Why Him?
Watch Why Him? 2016 Online Free megashare

Türkiye İlaç Sektörü 2017 raporu açıklandı (En çok hangi ilacı kullandık?)

Türkiye İlaç Sektörü 2017 raporuna göre, 2016 yılında Türkiye’de 2 milyar kutu ilaç satışı gerçekleşti. İlk sırada ağrı kesiciler yer aldı, hemen arkasında da antibiyotikler.

 Watch Full Movie Online Streaming Online and Download

––––––––––––––––––––––––––––––––– 02. 03. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

 Watch Full Movie Online Streaming Online and Download

PhI İstanbul tarafından, QuintilesIMS Türkiye’nin desteğiyle hazırlanan “Türkiye İlaç Sektörü Raporu 2017” sonuçları, QuintilesIMS Türkiye Danışmanlık Hizmetleri Kıdemli Ülke Müdürü Dr. Cem Baydar ve CPhI İstanbul Marka Direktörü Mehmet Dükkancı ev sahipliğinde gerçekleştirilen toplantıyla duyuruldu.

Rapora göre, Türkiye ilaç pazarı geçtiğimiz yıl 2015 yılına kıyasla yüzde 17 büyüdü ve 2016 yılında Türkiye’de 2 milyar kutu ilaç satışı gerçekleşti. Türkiye ilaç pazarının son 5 yılda yıllık bazda yüzde 12 büyüdüğünü belirten Cem Baydar, 2020 yılında Türkiye’nin dünyanın 14’üncü en büyük ilaç pazarı olacağının altını çizerek önümüzdeki 5 senede çift haneli büyümenin devam edeceğini bildirdi.

İlaç sektörü neden büyüdü?

Diğer gelişmiş ülkelerde durumun bu şekilde olmadığını anlatan Baydar, Çin, Latin Amerika gibi ülkelerde sektörde bir yavaşlama söz konusu olduğunu dile getirerek, Türkiye’de beklenen çift haneli büyümelerde, nüfus yaşlanması, ilaca erişimin kolaylaşması, sağlık politikalarında yaşanan gelişmeler gibi etkilerin katkısı olduğunu anlattı.

Baydar, devletin sağlık sektöründe yaptığı iyileştirme ve geliştirmelerin pazara önemli katkı verdiğinin altını çizerek, şunları söyledi:

“Türkiye üretim olarak çok cazip bir pazar. Bölgede üretim üssü olabilmek için ideal bir ülkeyiz. Türkiye, bölgede üretim tesisi, kalitesi ve kapasitesi bakımından cazip bir ülke. Türkiye ilaç pazarı son 5 yılda yıllık bazda yüzde 12 büyüdü. 80 milyona yakın bir nüfusa ve Avrupa’nın 6’ıncı en büyük ilaç pazarına sahip olan Türkiye 22,1 milyar liralık satış hacmine ulaşarak dünyanın en büyük 17’inci ilaç pazarı haline geldi. Türkiye ilaç pazarının büyümesinin temellerini incelediğimizde, hastane kanalı bu alanda dikkat çekiyor. Hastane kanalının özel ve kamusal yatırımlarla yüzde 28 oranında hızlı ve büyük bir büyüme kaydettiğini gözlemliyoruz. 25 binden fazla münferit eczaneden oluşan perakende pazarı da 2015’e kıyasla yüzde 15 oranında bir ivme yakaladı.”

Birinci sıradaki ağrı kesicileri antibiyotikler izledi

Ağrı grubunun, Türkiye ilaç pazarında bir önceki yıla göre yüzde 21 büyüme ile en büyük tedavi alanı olduğunu belirten Baydar, “1 milyon 646 bin liralık pazar değeriyle birinci sırada yer alan ağrı kesicileri, 1 milyon 435 bin lira ile antibakteriyeller takip etti. Yerel olarak tüketim alanlarımıza baktığımızda Türkiye’de en çok ağrı tedavisinde kullanılan ilaçların yer aldığını görüyoruz. Bu tedavi alanındaki ilaçların payı ise bir önceki yıla oranla yüzde 21 arttı” dedi.

Baydar ikinci sırada antibakteriyel ilaçların geldiğini aktararak, ardından 1 milyon 419 liralık hacmiyle antidiyabetiklerin geldiğini, yerel ürünlerin satıştaki payının yüzde 42’lere yükseldiğini söyledi.

Pazarın yüzde 75’inin yerel ürünlerden oluştuğunu belirten Baydar, “Bunun yanı sıra onkoloji ilaç pazarı yüzde 10 büyüdü. Onkolojik ilaçlar değer ölçeğinde 1,4 milyar liraya ulaştı. Toplam satışlardaki payı yüzde 7 oranında düşmesine rağmen onkolojik ilaç pazarı bir önceki yıla oranla yüzde 10 büyüdü. Bu büyüme oranları önümüzdeki 5 yıl içerisinde onkolojinin en hızlı büyüyen tedavi grubu olacağını gösteriyor” ifadelerini kullandı.

Dünyada en büyük pazar payının ABD’de olduğunu bildiren Baydar, arkasından hızlı şekilde gelen Çin’e rağmen, pazar birinciliğinin ABD’de kalmasının beklendiğini aktardı.

CPhI İstanbul Marka Direktörü Mehmet Dükkancı, CPhI İstanbul olarak gelişen Türk İlaç Endüstrisi’nin bölgedeki ülkelerden gelen potansiyel ihracat müşterileri ile buluşmaları için platform sağladıklarını anlattı. Türkiye’de pazarın büyüme potansiyeline işaret eden Dükkancı, “Türkiye içinde muadil-eşdeğer ilaç üretiminden, bioteknolojik ilaçlara geçmemiz gerekiyor. Bunun için henüz treni kaçırmış değiliz. Bununla ilgili arayışta ve çalışmalarda olan Türk firmaları var. dedi.

Dükkancı, Türkiye’de sektörün gelişimi için bu yıl gerçekleştirilecek fuar ve konferanslara da değindi. 8-10 Mart’ta düzenlenecek “CPhI İstanbul 2017” fuarında Türkiye’nin yanı sıra Çin, Hindistan, Kore, İtalya gibi ülkelerden ilaç etken maddesi, ilaç paketleme, ilaç ambalajlama, özel hizmetler ve bitmiş ilaç üreticilerinin yer alacağını bildiren Dükkancı, burada Türkiye’ye gelen firmalar arasında bu yıl en az 250 gerçek alıcının bulunduğunu söyledi.

Kaynak: Dünya

Dünya Sağlık Örgütü: Acilen yeni antibiyotikler gerekiyor

Dünya Sağlık Örgütü direnç gösteren 12 bakteri için yeni antibiyotiklerin bulunması gerektiğine dikkat çekti. Uzmanlar ilaçların bakterilerle baş edemeyecek hale gelmesinin kanserden daha tehlikeli olduğunu söylüyor.

 

––––––––––––––––––––––––––––––––– 27. 02. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

ünya Sağlık Örgütü acilen yeni antibiyotiklere ihtiyaç olduğu uyarısında bulundu.Birleşmiş Milletlere bağlı kuruluş, antibiyotiklere dirençli 12 öncelikli bakterinin listesini yayımladı. Örgütün İnovasyon Yönetmeni Doktor Marie-Paule Kieny, hükümetleri yeni antibiyotik ve ilaçların bulunmasına katkı sağlamaya çağırdı.

Sağlık uzmanları bir süredir yanlış antibiyotik kullanımının, ilaçların vücuda etki etmemesine yol açarak, bakteri enfeksiyonlarının önlenememesi riskini arttırdığına dikkat çekiyor.

Uzmanlar ilaçların bakterilerle baş edemeyecek duruma gelmesinin kanserden daha tehlikeli olduğunu söylüyor.
İlaca direnç gösteren hastalıklar üzerine uzmanlaşan Wellcome Trust yetkilisi Tim Jinks, antibiyotikler bakterilere etki edemezse organ nakli, sezeryan, kemoterapi ve protez ameliyatları gibi işlemlerin enfeksiyon riski nedeniyle uygulanamayabileceğini söylüyor.

Bakteriler gruplara ayrıldı

Dünya Sağlık Örgütü’nün listelediği bakteriler öncelik sırasını belirten ‘kritik’, ‘yüksek’ ve ‘orta’ başlıkları altında üç gruba ayrılıyor.

Bu bakterilerin hangi enfeksiyonlara yol açtıkları, ne kadar kolay yayıldıkları, bakterilerle savaşabilen kaç ilaç kaldığı ve bu bakterilerle savaşabilecek yeni ilaçların üstünde çalışılıp çalışılmadığı göz önünde bulunduruluyor.

Doktor Kieny, “Bu liste araştırma ve geliştirme bölümlerinin kamu sağlığının acil ihtiyaçlarına yönelmesini sağlayacak” diyor.

Örgüt ayrıca 12 bakterinin genetik yapılarının başka bakterileri de ilaçlara dirençli hale getirebildiğini söylüyor.
Kritik bakteri grubunda birden fazla ilaca direnç gösterebilen bakteriler bulunuyor.

Bu bakteriler kanda oluşan veya zatürre gibi ciddi veya ölümcül enfeksiyolara yol açabiliyor.
Yüksek ve orta derecede kritik olan bakterilerse bel soğukluğu salmonelladan kaynaklanan gıda zehirlenmesi gibi daha sık rastlanan hastalıklara yol açabiliyor.

Listede tüberküloz yer almıyor çünkü halihazırda tüberküloz için yeni antibiyotikler geliştirmeye çalışan programlar bulunuyor.

BBC

Daha önce bulunamayan ilaçlar aniden depolara geldi!

Geçtiğimiz ay ilaçlara gelecek zam nedeniyle piyasada birçok ilaç bulunamamış ve vatandaşlar zor durumda kalmıştı. İlaçların 20 Şubat’tan yani zamdan sonra depolara gelmeye başlaması ile ilgili konuşan Tüm Eczacı İşverenler Sendikası (TEİS) Genel Başkanı Eczacı Nurten Saydan, durumu ‘Hayret verici bir olay’ şeklinde yorumladı.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 25. 02. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

 

ürkiye’de, daha önce depolarda olmadığı gerekçesiyle tüm eczanelerde bulunmayan ilaçların, zam beklentisinin oluştuğu 20 Şubat’tan sonra depolara gelmeye başladığı belirtildi. Tüm Eczacı İşverenler Sendikası (TEİS) Genel Başkanı Eczacı Nurten Saydan, geçtiğimiz aylarda piyasada bulunmayan ilaçların en büyük nedeninin, ilaç firmaları ve ecza depolarının fiyat artışının yürürlüğe gireceği tarihe endeksli olarak üretim ve sevkiyat planlaması yapmasından kaynaklandığının belirtildiğini hatırlattı.

TEİS Genel Başkanı Nurten Saydan yaptığı açıklamada, “Bugün 29989 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan, Beşeri Tıbbi Ürünlerin Fiyatlandırılmasına Dair Kararda, fiyat değerlendirme komisyonu her yılın ilk 45 günü içerisinde toplanarak beşeri tıbbi ürünlerin fiyatlandırmasında kullanılacak 1 Avro değerini ilan edeceğini ,fiyat artışının da 5 gün sonra yürürlüğe gireceğini, bundan dolayı da artık ilaçların eczaneye kesintisiz olarak gelmesini beklediklerini ifade etti” dedi. Bu durumun depo ve firmalarda ilaçların stoklarda bekletilmesinin önüne geçeceğini belirten Saydan, şunları kaydetti:

HAYRET VERİCİ BİR OLAY

“Özellikle 2016 yılının son ayından beri piyasada bulunmayan ilaçlar, Şubat’ın 20’sinden sonra aniden depolarda bulunmaya başlandı. Dolayısıyla da ilaçlar eczanelerimize gelmeye başladı. Bu, hayret verici bir olaydır. Daha önce vatandaşlar her gün eczanelerimize geldiklerinde yaşadıkları sorun yüzünden eczanelerimiz suçlandı. Ama sorunun kaynağının eczanelerimiz olmadığını defalarca söyledik. Şimdi aniden depolarda bulunmaya başlayan ilaçlar da bu durumu kanıtlar niteliktedir” dedi.

DEVLET, ECZACILARI ZARAR ETTİREREK TASARRUF ETMEYE ÇALIŞMAMALI

Nurten Saydan, eczanelerin her zaman kolaylıkla töhmet altında bırakıldığını belirtirken, “Bırakın stok yapmaya müsait sermayeye sahip olmasını, neredeyse yüzde 95’inin kredi ve borç sarmalında olduğu göz önünde bulundurulursa, böyle bir ithamın yersiz ve mesnetsiz olduğu açıktır. Fiyat Kararnamesinde, ilaç fiyat düşüşlerinden oluşan zararımızın telafisi için hala herhangi bir yaptırım düzenlenmemiş olmasına da bir anlam veremiyoruz. İlaç fiyatı düşen firmaya 45 gün boyunca eczacıya pahalı fiyattan ilaç satmasına imkan tanıyan düzenlemede ısrarın sebebi anlaşılabilir değildir. Devlet, eczacıları zarar ettirerek tasarruf etmeye çalışmamalı, tasarrufu kaynağından yani ilaç firmaları üzerinden etmelidir” dedi.

Saydan, Beşeri Tıbbi Ürünlerin Fiyatlandırılmasına Dair Kararla ilgili olarak, 7. maddenin 3. fıkrasında yer alan, ‘Avro değeri bir önceki yıla göre arttıysa, komisyon kararının ilanından itibaren 5 gün sonra, düştüyse komisyon kararının ilanından itibaren 45 gün sonra yürürlüğü girecek’ maddesini değerlendirerek, şunları kaydetti:

YENİ FİYAT UYGULANMASINDA 45 GÜN BEKLENMEYECEK

“Yani, artış gösteren Avro değerinden sonra, yeni fiyatın uygulanması için daha önceki yıllarda olduğu gibi 45 gün beklenmeyecek, hemen yürürlüğe girecek. Bu uygulamanın da ilaç eczaneye gelirken yapılan stokçuluğun önüne geçeceğini umuyoruz. Diğer taraftan fiyat düşüşlerinde eczanelerimizin stoklarında oluşan zararın telafisi için de firmalara eczane zararlarını karşılanması yönünde yaptırım uygulanmasını sağlayacak düzenleme yapılmasını da 13 yıldır beklediğimizi yetkililere bir kez daha hatırlatmak istiyoruz. Eczacılar zarar ettirilerek tasarruf adil değil, sürdürülebilir değil” dedi.
DHA

Emojilerle ilgili ilginç araştırma

Sosyal medyada, internet yazışmalarında sıkça kullanılan sarı renkli gülen yüz emojinin beyni olumlu yönde etkileyip mutlu olmayı sağladığı belirtildi. 1980’li yılların sonunda iki nokta üst üste ve bir parantezden oluşan, zamanla sarı renkli gülen yüze dönüşen bu ifadeyi beynin çok iyi tanıdığı ve gülen insan yüzüne verdiği tepkinin aynısını verdiğine dikkat çekildi.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 30. 01.2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

 

öroloji Uzmanı Dr. Nilgün Polat, sosyal medyada kullanılan gülen yüz ifadesinin 1980’lerin sonunda iki nokta üst üste ve parantez şeklinde hayatımıza girdiğini ve zaman içinde sarı gülen yüze dönüştüğünü belirterek, günümüzde tüm dünyada kültür farkı olmadan hızla yayıldığını söyledi. İnsan beyninin normal gülen insan yüzüne doğuştan tepki verdiğini anlatan Dr. Polat, “Normal gülen insan yüzüne verdiğimiz tepki doğuştan. Nasıl ki bir bebeğe gülerseniz o sizi tanımasa bile gülümser ya, öyle. Bunlar normal ve doğuştan bildiğimiz tepkiler. Ancak sosyal medyada hızla yayılan sarı renkli gülen yüz emojiye verdiğimiz tepki ise sonradan öğrenilen ve kullanıla kullanıla beynin öğrendiği bir tepki” dedi.

BEYNİN SONRADAN TANIDIĞI BİR SİMGE

Tüm dünyada bilim adamlarının bu konuyla ilgili pek çok araştırma yaptığına dikkat çeken Dr. Polat şunları söyledi:

“Gülen yüz emoji sosyal medyada, internet yazışmalarında hızla yayılınca bilim adamları niye bu kadar yayıldığını merak etti. Bu konuyla ilgili çalışmalar yapıldı. Özellikle Avusturya’da bir üniversite bu konuda ciddi bir çalışma yaptı. Çalışmada normal gülen insan yüzü ile bu emoji smile’ları insanlara gösterdiler. Beyin dalgaları aynen gülen insan yüzüne olduğu gibi tepki verdi bu emojilere. 1980’lerin sonunda 🙂 şeklinde gülen yüz çıktığında beynimiz ilk onu gördü ve tanıdı. Olumlu bir ifade olduğu için ve daha yaygın kullanıldığı için tepki vermeye başladı beynimiz. Böyle bir emoji karşısında ister istemez yüzümüzde bir tebessüm oluyor. Arkadaşımız sanki karşımızda gibi mutlu olup tebessüm ediyoruz.”

DİĞER İFADELER BU KADAR ETKİLİ DEĞİL

Emojiler arasında pek çok ifade bulunduğuna dikkati çeken Dr. Nilgün Polat, “Mesela bir arkadaşımız ‘üzgünüm’ yazıp yanına bir ağlayan yüz emoji koyduğunda tabii daha çok hissediyoruz o insanın duygusunu ama gülen yüzü beyin daha fazla tanıyor. Çok kullanıldığı için” dedi.

DEPRESYONDAKİ HASTALARA GÜLMEYİ ÖĞRETTİ

Sarı gülen yüzün çok güzel bir simge olduğu vurgulayan Dr. Polat, bu ifadenin beyne verdiği tepkiyi ölçmek için bir araştırma yapıldığını ve depresyondaki bazı insanlara tedavi başlanmadan her gün gülen yüz emoji gösterildiğini belirtti. Dr. Polat, “Çalışma bu insanların gittikçe gülmeyi daha çok öğrendikleri ve daha mutlu olduklarını ispatladı. Bu da gülen yüz ifadesinin insanlara ne kadar faydalı olduğunu gösteren çalışmalardan biri” diye konuştu.

GERÇEK İNSAN YÜZÜNE MONTE EDİLİNCE İTİCİ GELDİ

Dünyada bu konuda pek çok çalışma bulunduğunu yineleyen Dr. Polat, “Mesela bir firma reklamında bu emojiyi gerçek insanların yüzlerine monte etti. Reklam çok itici geldi, çok tepki çekti. Bunun üzerine firma reklamı kaldırmak zorunda kaldı. Çünkü beynimiz bu şekle alıştığı için bu şekilde görmek istiyor. Bunu değiştirip insanın suratına uyguladığınızda kesinlikle aynı tepkiyi vermiyor. Bu da beynimizin bunu ne kadar kabul ettiğini gösteriyor” dedi. Sarı gülen yüzün insanlar üzerindeki olumlu etkilerini vurgulayan Dr. Polat, “Hayatımızda sevimli smile’lara bol bol yer vermeliyiz” dedi.

GÜLEN YÜZ VE KALPLİ ÖPÜCÜK EN SIK KULLANILANLAR ARASINDA

Deniz Taşkın adlı vatandaş, cep telefonu yazışmalarında gülen yüz ifadesini sık kullandığını ve kendisine gelen mesajlarda bu ifadeyi gördüğünde mutlu olduğunu söyledi. Taşkın, mesaj sonunda gülen yüzle karşılaşmanın çok hoş olduğunu ve karşısındaki insanın o andaki duygusunu hissettiğini belirtti.

Dila Figen İsliler ise emojiler arasında en çok öpücük ifadesini kullandığını belirtirken “Gülen yüz de en çok kullandıklarım arasında” dedi. Gülen yüzlü bir mesaj aldığında ister istemez tebessüm ettiğini belirten İsliler, mutlu olduğunu söyledi. “Kızgınlık, gözyaşı gibi emojileri çok üzgün ya da çok kızgın olmasak da kullanabiliyoruz” diyen İsliler, “Ama gülen yüz surat her zaman daha gerçekçi bir emoji” dedi.

Zerrin Yavuz da en çok kalpli göz ve kalpli öpücük emoji kullandığını belirtirken, gülen yüz ifadesi ile karşı tarafa duygularını aktarabildiğine inandığını söyledi. Yavuz, aynı şekilde karşı taraftan gelen gülen yüzle o kişinin duygularını hissedebildiğini belirtti.

Kanser genlerinde sigaranın ‘parmak izleri’ bulundu

Bilim insanları, sigara tiryakilerinin kanser genindeki beş önemli değişikliğin çok sık ortaya çıktığını tespit etti. Araştırmada sigara tüketiminin genlerde bıraktığı ‘parmak izleri’ ortaya çıkarıldı.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 11.01.2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

BD’nin New Mexico eyaletindeki Los Alamos Ulusal Laboratuvarı ile İngiltere’nin Wellcome Trust Sanger Enstitüsü’nden bilim insanlarının yaptığı ortak çalışma sonucuna göre sigara tiryakisinin DNA’sındaki değişimlerin, içilen sigara adedi ve organlarla ilişkisi bulunuyor.

Los Alamos Ulusal Laboratuvarı’ndan Ludmil Alexandrov, “Şimdiye kadar sigara tüketimi ile kanser arasındaki bağlantı konusunda çok sayıda ipucuna sahiptik. Şimdi ise sigara tüketimi nedeniyle ortaya çıkan DNA üzerindeki moleküler değişimleri nihayet sayısal hale getirerek inceleme fırsatını yakalamış bulunuyoruz” ifadelerini kullandı.

Değişimlerin sadece akciğerde değil diğer başka organlarda da ortaya çıktığına işaret eden bilim insanları bir sigara paketi tüketildiğinde gırtlaktaki hücrelerde gün başına yılda ortalama ek 97, boğazda 39, ağızda da 23 değişim (mutasyon) tespit edildiğini belirtiyor. Ama tütün tüketimi ile doğrudan bağlantısı bulunmayan idrar kesesinde 18, karaciğerde 6 değişim saptandığına da dikkat çekiliyor.

Bu araştırmanın önemli yansımaları olacağını belirten Heidelberg’den kanser uzmanı Martina Pötschke-Langer, bilim insanlarının tütün tüketiminin organlara doğrudan ve dolaylı etkileri arasında fark gözetmelerinin de önemli olduğunu söylüyor. İdrar kesesi ve karaciğer gibi aslında doğrudan kanser ile ilişkisi kurulmayan organlarda da tütün ürünleri tüketimi nedeniyle değişimler tespit edilmiş olmasının önemine dikkat çeken Martina Pötschke-Langer, “Bu araştırma var olan bilimsel birikimleri zenginleştirmiş oluyor. Ama asıl bu bilgilerin politikaya ve parlamentoya yansıtılması önemli” diye konuşuyor. Alman bilimci, koruyucu tedbir olarak da tütün ürünlerine vergilerin yükseltilmesini, tütün ürünleri reklamlarının yasaklanmasını ve sigara içmeyenlerin daha iyi korunmasını talep ediyor.

Sigaranın akciğer üzerindeki etkisi

Tümör genlerinde “parmak izleri”

Bilim insanları 5 binden fazla kanser tümörünü inceleyerek sigara içenler ile hiç içmemiş olanları kıyasladı. Bunun sonucunda sigara tiryakilerinin tümör genlerinde bazı “parmak izleri”ne rastlandı. Bilim insanları sigara tüketimi ile yakalanma olasılığı yüksek olan 17 kanser türünde 20’den fazla değişim (mutasyon) şablonuna. Bunlardan beş tanesinin sigara tiryakilerinin kanser vakaları ile bağlantılı olduğu saptandı.

Araştırmalara göre tütün ürünleri 7000’den fazla kimyasal madde içeriyor ve 70’den fazla madde kansere yol açabiliyor.

Dünya Sağlık Örgütü mevcut eğilimin devam etmesi durumunda yeni yüzyılın sonuna kadar bir milyardan fazla insanın tütün ürünleri tüketimi nedeniyle hayatını kaybetmiş olacağını tahmin ediyor.
Sigara tiryakilerinde kanser riskinin ortaya çıkma sebepleri tam olarak bulunmuş değil. Özellikle doğrudan sigara tüketimi ile bağlantısı olmayan organların kanser ile bağlantısı açıklığa kavuşturulmuş değil. Wellcome Trust Sanger Enstitüsü’nden Mike Stratton, “Araştırmalarımız tütün tüketiminin kansere yol açmasının sanılandan daha karmaşık olduğunu gözler önüne seriyor” diye konuştu.

Farklı kanser çeşitlerine yakalanma riskinin tütün ürünleri tüketiminden tamamen vazgeçilmesinden birkaç yıl sonra hissedilir ölçüde azaldığı ise bilimsel olarak kanıtlanmış durumda. Ancak hiç sigara içmemiş bir kişinin düzeyine gelebilmek için 20 ilâ 30 yıl geçmesi gerektiğinin altı çiziliyor.

Deutsche Welle 

Deterjanlara alerji etiketi geliyor

Piyasada satılan deterjanların etiketlerine, alerjik etki yaratabilecek madde içerip içermediğine yönelik bilgiler de yazılacak.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 03.01.2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

 

iyasada satılan deterjanların etiketlerine, alerjik etki yaratabilecek madde içerip içermediğine yönelik bilgiler de yazılacak.

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, deterjan yönetmeliğini, tüketicilerin sağlık ve güvenliğiyle çevrenin korunmasını sağlayacak unsurlar ekleyerek yeniledi.

Görüşe açılan yeni yönetmelik taslağına göre, deterjan ürünlerinin ambalaj ve etiketlerinde tüketicinin korunmasına yönelik bilgilendirmeler yer alacak.

Ürün ve üretici bilgilerinin yer alacağı etikette, özellikle alerjik etki gösterebilecek koku maddeleri, koruyucu maddeler, enzimler ve dezenfektanlarla ilgili bilgiler bulunacak.

Üst solunum yolu enfeksiyonlarından nasıl korunuruz?

Havaların soğumasıyla birlikte özellikle nezle, grip, bademcik iltihabı ve sinüzit gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarının görülme sıklığı artıyor.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 01.01.2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

unun sebebi ise sonbahar ve kış aylarında kapalı mekanlarda daha sık bulunmamız nedeniyle havada asılı kalan virüs ile bakterilerin solunum yoluyla bulaşmaları. Sonuç; hapşırık, öksürük, burun akıntısı, baş ağrısı, boğaz yanması, yorgunluk, ateş…

Uzmanlar her fırsatta yaşam alışkanlıklarımızda alacağımız önlemlerle bizi yorgan döşek yatıran bu hastalıklardan büyük oranda korunabileceğimize dikkat çekiyorlar. Üst solunum yolu enfeksiyonundan korunmada en önemli kural ise: el hijyenine önem vermek. Hiç kuşkusuz dikkat etmemiz gereken daha pek çok nokta var. Peki, diğer önlemler neler? Acıbadem Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı ve Acıbadem Maslak Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ayşe Sesin Kocagöz, üst solunum yolu enfeksiyonlarına karşı savaş açmanın yollarını anlattı, önemli önerilerde bulundu.

1. Ellerinizi sık sık yıkayın

Eller her ortamla temas ettikleri için normalde ciltte bulunanların yan sıra el ile temas ettiğimiz alanlardaki hasta yapıcı mikroorganizmaları da barındırabiliyor. Bu durum da üst solunum yolu enfeksiyonlarına zemin hazırlıyor. Örneğin ellerimizi gözlerimize veya ağzımıza sürdüğümüzde enfeksiyon hastalık oluşturabiliyor. “Bu nedenle ellerinizi sık sık yıkamanız, almanız gereken en önemli önlemlerden biri.” uyarısında bulunan Prof. Dr. Ayşe Sesin Kocagöz, “Tuvaleti kullanmak, para alışverişinde (kredi kartı bile) bulunmak, burnu temizlemek ve hayvan ellemek gibi çeşitli faaliyetlerden sonra veya elinizin kirlendiğini hissettiğiniz her türlü ortamda ellerinizi yıkamaya özen gösterin. Özellikle her hapşırık ve öksürükten sonra ellerinizi sıvı sabunla yıkamayı asla ihmal etmeyin. Su ve sabun olmayan yerlerde, ıslak mendil veya alkol bazlı antibakteriyel temizleyicilerinden faydalanın.” diyor.

İlgili resim

2.Beslenmenize dikkat edin

Dengesiz beslenme alışkanlıkları özellikle tek taraflı beslenmek bağışıklık sistemini zayıflatarak enfeksiyon gelişme riskini artırıyor. Üst solunum yolu enfeksiyonlarından korunmak için tüm besin gruplarını orantılı bir şekilde, yaşınıza uygun olarak tüketmeniz önemli. Özellikle taze meyve ve sebze yemeyi ihmal etmeyin. İhtiyacınız olan besin öğelerini düzenli tükettiğinizde vitamin takviyesi almanıza gerek yok. Bilimsel açıdan vitaminlerin solunum yolları enfeksiyonlarına karşı koruyucu bir özelliği olduğu gösterilmemiş, dolayısıyla ancak vücutta vitamin eksikliği saptanırsa hekim tarafından önerilebiliyor.

İlgili resim

3. Kısa sürede aşırı kilo kaybından kaçının

“Aşırı ve hızlı kilo kayıpları enfeksiyona karşı vücut direncini bozan bir durum. Bu nedenle aşırı ve hızlı kilo kayıplarından kaçınmanız gerekiyor. “ diyen Prof. Dr. Ayşe Sesin Kocagöz zayıflığın yanı sıra obezite olarak adlandırılan aşırı kilonun da enfeksiyonlara yatkınlığı arttırdığını ifade ediyor.

Görsel sonucu

4.Vücudunuzu susuz bırakmayın

Özelikle soğuk havalarda ısıtıcıların da etkisiyle oda havası daha kuru oluyor. Bu durum da solunum yollarımızın kurumasına ve kolayca tahriş olmasına neden oluyor. Bunun sonucunda da üst solunum yolu enfeksiyonu riski artıyor. Dolayısıyla sıvı tüketimini arttırmayı ihmal etmeyin.

İlgili resim

5. Ortamı saat başı ortalama 5 dakika havalandırın

Bulunulan ortamın kalabalık ve havasız olması, solunum yoluyla ilgili hastalığı olan kişilerin ortam havasına konuşma, öksürük ve hapşırık yoluyla enfeksiyon bulaştırma ihtimalini arttırıyor. Dolayısıyla toplu ortamlarda, örneğin okul döneminde öğrenciler ve öğretmenler ile kalabalık toplu taşıma araçlarında bulunanlar birçok farklı mikroplarla karşılaştıkları için solunum enfeksiyonu hastalıklarından daha sık yakınıyorlar. Bu nedenle oda ve ortamların ortalama olarak saat başı 5 dakika gibi bir süre düzenli olarak havalandırılması önem taşıyor.

6. Aşınızı yaptırın

Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ayşe Sesin Kocagöz sonbahar aylarında yıllık grip veya yaşa uygun zatürre (pnömokok) aşılarının mutlaka yaptırılması gerektiğine dikkat çekerek sözlerine şöyle devam ediyor: “Özellikle risk grubundaki kişiler (5 yaşından küçük çocuklar, 65 yaşından büyükler, hamileler, diyabet, kalp ve böbrek hastalığı ile kronik hastalığı olanlar) için yıllık grip aşısı çok önemli. Eğer ailede çeşitli tedavileri nedeniyle bağışıklığı baskılanmış kişiler varsa onların da aşılanmaları gerekiyor.”

ไข้หวัดใหญ่ สาย พันธุ์ บี ile ilgili görsel sonucu

7. Hasta kişilerle yakın temastan kaçının

Solunum yolu enfeksiyonu olan bir kişinin yakın çevresine bulaştırıcılığı yüksek oluyor. Bu nedenle hasta kişilerle yakın temastan mümkün olduğunca uzak durun. Başta havlu olmak üzere ortak eşya kullanımından da kaçının.

9. Çalışma masanızı düzenli temizleyin

Özellikle öksürmenin ve hapşırmanın olduğu ortamda mikroorganizmalar yüzeylere de yayılabiliyor. Dolayısıyla her sabah işe başlamadan önce masa ve bilgisayar klavyesi gibi sık temas edilen yüzeyleri standart temizleyiciler ile temizlemeniz, enfeksiyonlardan korunmanız için önemli.