Category Archives: Sağlık

Uzmanlardan grip ve aşı uyarısı

%d9%81%d9%82%d8%b106.12.2016

Türk İç Hastalıkları Uzmanlığı Derneği, Türk Toraks Derneği, Akademik Geriatri Derneği, Türk Kardiyoloji Derneği, Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu, Türk Tıbbı Onkoloji Derneği’nin de aralarında bulunduğu 14 tıp derneği, düzenledikleri bir basın toplantısı ile grip hastalığının ve grip aşısının önemine dikkat çekildi.

Her yıl mevsimsel gribin neden olduğu ölüm genç erişkinlerde yüz binde bir ile üç yüz binde bir arasında. Ama bunun üzerine koah hastalığı eklendiğinde, hasta 65 yaş üzerinde olduğunda, kalp yetmeliği olduğunda, onkoloji hastası olduğunda ya da gebe olduğunda, diyabet olduğunda ölüm oranı katlanarak gidiyor”

getting a shot at the doctor ile ilgili görsel sonucu

Toplantıda, 65 yaş üstü, kalp, diyabet gibi kronik hastalıkları bulunanlar, kanser hastaları ve kanser tedavisi görenlerin risk gruplarında oldukları anlatılarak, grip aşısı olmaları gerektiği vurgulandı. Ayrıca gribin ölüme neden olabileceği belirtilerek en başta bulaşıcılığını azaltmak için elleri yıkamanın önemine dikkat çekildi.

İlgili resim

“ÖZELLİKLE RİSK GRUPLARINDA ÖLÜME SEBEP OLABİLİR”

Türk Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Genel Sekreteri Doç. Dr. Süda Tekin, enfeksiyon hastalıklarında başta elleri yıkayarak, hijyen ile korunmak gerektiğini ikinci aşamada ise aşı ile korunma sağlanması gerektiğini ifade ederek “Genellikle toplumda nezle, soğuk algınlığı ile grip birbirine karıştırılıyor. Hapşırma, öksürük, burun akıntısı gibi bulguları girip ile karıştırıyorlar. İki hastalık birbirinden farklı. Gripte özellikle yüksek ateş, boğaz ağrısı, öksürük ve genel bir kas, eklem ağrısı, vücutta kırgınlıkla ortaya çıkar. Bu hastalık nezleden farklı olarak daha sonra alt solunum yollarına inerek solunum yetmezliğine yol açarak, özellikle risk gruplarında ölüme sebep olabilir. Bizim korkumuz ve kaygımız bu. Bunları önlemek için başta risk grupları yani 65 yaş üzerindeki kişilere, sağlık çalışanlarına, kronik hastalıkları olanlara, kanser hastalıklarına, HIV pozitif hastalarına ve herkese bu aşıyı Dünya Sağlık Örgütü önermekte. Aşının koruyuculuğu her yıl değiştiği için her yıl değişebiliyor ama geçen yıl yüzde 60 ile 72 arasında aşı koruma sağladı. Sağlık otoriteleri 10 kişiden 7’sinin doktora başvurmadan bu hastalığı aşı sayesinde yenebildiğini söyledi. O yüzden aşının koruyuculuğu iyidir, şimdiye kadar ciddi bir yan etkisi bildirilmemiştir. Bizim ülkemizde uygulanan ölü bir aşıdır. Bağışıklık yetmezliği olan kişilere, altı aydan büyük herkese özellikle erişkinlere çok rahat uygulanabilir” diye konuştu.

Tekin aşının uygulanmadığı bir durumun bulunmadığını ancak grip dönemin geçene kadar ertelenebilineceğini söyleyerek, “Aşı güvenlidir” dedi.

escalofrios y fiebre ile ilgili görsel sonucu

“AŞI UYGULANMADIĞI NOKTADA HASTANEYE GİDİP KİLOLARCA İLAÇ TÜKETİLEBİLİYOR”

Süda Tekin, “O kadar çok ilaç tüketimi var ki, aşının içerisindeki mikro gram civa tartışılıyor. Ama aşı uygulanmadığı noktada hastaneye gidip kilolarca ilaç tüketilebiliyor. Bunların yan etkisi gündeme getirilmiyor. O kadar çok antibiyotik gereksiz tüketimi var ki, bu ilaçların da verdiği hasarlar var. Gereksiz antibiyotik tüketimi maliyetini bir kenara bırakıp insanlara verdiği sıkıntılar var. Bunları da gündeme getirmek gerekiyor. O yüzden bir doz aşıyı sağlık otoritelerinin önerileri doğrultusunda uygulamak gerekiyor” şeklinde konuştu.

Influenza vaccine and pregnancies ile ilgili görsel sonucu

“DÜNYA ARTIK GRİP AŞISININ YAPILIP YAPILMAYACAĞINI TARTIŞMIYOR”

Türk İç Hastalıkları Uzmanlık Derneği Yönetim Kurulu üyesi Prof. Dr. Serhat Ünal ise, “Her yıl mevsimsel gribin neden olduğu ölüm genç erişkinlerde yüz binde bir ile üç yüz binde bir arasında. Ama bunun üzerine koah hastalığı eklendiğinde, hasta 65 yaş üzerinde olduğunda, kalp yetmeliği olduğunda, onkoloji hastası olduğunda ya da gebe olduğunda, diyabet olduğunda ölüm oranı katlanarak gidiyor. Dünya artık grip aşısının yapılıp yapılmayacağını tartışmıyor” dedi.

İlgili resim

TOPLANTIDA GRİP AŞISI YAPILDI

Toplantının ardından basın mensuplarına ve toplantıya katılanlara dernekler tarafından getirilen grip aşısı yapıldı.

esra-oz30.11.2016

Her gün çeşitli medya organlarından sağlık haberleri okuyorsunuz. Peki dikkatinizi celbeden bu haberlerin içerikleri ne kadar doğru? Bu soruyu hiç sordunuz mu? 'Sağlık Haberlerine Farklı' bakış isimli kitabın yazarı Esra Öz, sizi okuduklarınızı sorgulamaya itiyor.

Bilgi çağında bilgi kirliliğinin en çok arttığı dönemdeyiz. Sağlık konusu da 7’den 70’e tüm insanların buluşma noktası olarak yanlış bilgilere, uzman olmayan kimliklerin sömürüsüne çok açık bir alan. Sosyal medyadan, radyodan, televizyondan, gazetelerden edinilen bu bilgilerin ‘sağlıklı’ olup olmadığını sorgulayan bir toplum haline gelmek için sağlık okuryazarlığı hakkında farkındalık oluşturulması gerekiyor. Kokuyla Keşfet ve Sağlık Haberlerine Farklı Bakış kitaplarının yazarı Esra Öz, konunun önemine değinerek, okuyuculara ışık tuttu.

''Gözler, sadece zihnin kavramaya hazır olduğu şeyleri görür.”

Öz, sağlık haberciliğinin sağlıklı bir toplum ve gelecek açısından önemli bir unsur olduğunu belirterek, “Gazeteciler haberlerini kurgularken akıllarındaki ilk mesaj, işledikleri konunun haber değeri taşımasıdır. Bunda da insanların tepkilerini harekete geçirmeyi hedeflerler. Acı, korku ya da umut dolu bir haber olmalıdır ki, öncelikle haber müdürünün onayını alıp, yayınlanabilmesini sağlayabilsin. Ardından da okunma ya da izlenme rekorları kırıp, sosyal medyada gündemi değiştirebilsin. Bunlar medyanın arka bahçesi olduğu için herkes bilmeyebilir, ancak olayları ele alırken algılarımızla oynanmasına engel olmak adına bu işin arkasındaki mantığı iyi anlamakta fayda var. “Gözümle gördüm, daha ne olsun” diyenlere, bilimin vereceği cevaplar bizleri çok şaşırtabilir. Henri-Louis Bergson'un dediği gibi; gözler, sadece zihnin kavramaya hazır olduğu şeyleri görür.” dedi.

GÖRMEK VE BAKMAK-OKUMAK VE SORGULAMAK

Görsel algı ve haberler konusunda Öz şunları söyledi: “Daniel Simons ve Daniel Levin ise, dünyayı ne kadar doğru olarak algıladığımızla ilgili çok farklı çalışmalar yapıyor. Çalışmalarından bir tanesi şöyle: İçinde tek bir oyuncunun yer aldığı bir kısa film izlediğinizi düşünün. Adam omlet yapıyor. O pişirmeyi sürdürürken kamera aniden başka bir açıdan çekmeye başlıyor. Yeni sahnede oyuncu farklı biri olsaydı, fark eder miydiniz? Gözlemcilerin üçte ikisi fark etmiyor. İşte buna “Değişim Körlüğü” deniyor. Dikkatli bakmamız olayları nasıl yorumladığımızla alakalı. David Eagleman'ın dediği gibi “Görmek, bakmaktan fazlasını gerektirir.” Bakabiliriz, ancak olayları net şekilde görmeyebiliriz. İşte bu nedenle haberleri daha farklı bir düşünce ile incelemek gerekiyor. Size sunulan kadarını öğrendiğiniz olayların arkasında aslında olanlar, anlatıldığı gibi mi?”

Bilimsel çalışmaların Türkiye’de yaygınlaştırılması gerektiğinin altını çizen Öz, medyanın da bilim dünyası hakkında daha fazla haber yayınlaması gerektiğine dikkat çekti.

HABERCİNİN GÖREVİ NEDİR?

Medyanın artık insanların hayatını yönlendiren bir sistem haline geldiğini vurgulayan Öz, şunları söyledi: “Çünkü medya aslında sizin hayatınızı yönlendiriyor, düşüncelerinizi, yaşama şeklinizi, alışverişinizi, insanlarla iletişiminizi kısaca siz farkında olmadan sizi yönetiyor. Bu nedenle medya ile iletişiminizde mutlaka bir süzgeç kullanmak, kendi kararlarınızı almanızda size yardımcı olacaktır. Gazetecilerin bakış açısı ile hayata bakmak aslında farklılıkların farkına varmayı sağlıyor. Bu anlamda da haberler aslında hayatımıza ışık tutuyor. Bunu çok kolay bir şekilde elektrik devre sistemi ile anlatabilirim. Bilim insanı ve sağlık çalışanı bilgi kaynağı olarak elektrik devresinin “pil” görevini görür. Çünkü, yakıta ihtiyaç vardır ve yakıt için bilgi gerekir. Gelen bilgi “anahtar görevi” gören gazetecinin sayesinde habere dönüşür ve “lamba” yanar. Lambanın ışığı ile etraf aydınlanır. Aslında medya tam olarak bunu yapar, bilgi ile dünyayı aydınlatır. Mustafa Kemal Atatürk ‘ün bu konudaki sözü de kulaklarda çınlar: “Gazeteciler, gördüklerini, düşündüklerini, bildiklerini samimiyetle yazmalıdır.” Sağlık Haberlerine Farklı Bakış kitabının yazarı Öz, sağlık okuryazarlığı alanında halka ve sağlık profesyonellerine eğitimler veriyor.

Sözcü

Yeşilay uyarıyor: Hamilelik döneminde sigara kullanımı geri dönülemeyen zararlara neden oluyor!

xx28.10.2016

Ülkemizde son yıllarda özellikle kadınlarda artan sigara kullanımı, ciddi sağlık problemlerine yol açarken, sigaradan en çok etkilenen ise anne karnındaki bebek oluyor…

Özellikle kadınlar arasında her geçen yıl artan sigara tüketimi, hamilelik döneminde geri dönülemeyen zararlara neden oluyor. Özellikle anne adayı olan kadınlarda oluşan sigara bağımlılığı, sadece içen kişiyi değil, aynı zamanda anne karnındaki bebeği de olumsuz yönde etkiliyor.

pregnant women smoking baby smoke ile ilgili görsel sonucu

Anne karnındaki bebeğin göbek kordonu ve plasenta (eş) aracılığıyla annenin yediği içtiği besinlerden, soluduğu havadan, psikolojik yapısından beslenip, etkilendiğini söyleyen Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Gülhan Cengiz “Hem anne hem de bebek için son derece tehlikeli olan sigara, stres ve sıkıntı giderici değil, stres ve sıkıntı kaynağı oluyor. Sigara göründüğü gibi basit değil, 4000 civarında zehirli ve kanserojen kimyasal madde içeriyor. Sigara, annenin başta solunum sistemi olmak üzere kalp, damarlar ve vücudun diğer tüm organlarına zarar veriyor” diyor. Annenin faydalı besinler alması halinde bebeğinin sağlıklı gelişip büyüyeceğinin altını çizen Cengiz, annenin sigara içmesi durumunda ise sigarada bulunan kimyasal maddelerin aynı yolla bebeğe ulaşacağını belirtiyor ve ekliyor “Anne sigara içiyorsa bebek de sigara içiyordur. Bu da henüz gelişmekte olan minicik bebeğin yeni oluşmakta olan organlarına zarar verir. Bebeğin organları annesine göre kat kat fazla zarar görür.”

pregnant and smoke ile ilgili görsel sonucu

Gebelikte pasif sigara içiciliğine dikkat

Hamile annenin her zaman temiz havalı yerleri tercih etmesi gerekiyor. Pasif sigara içiciliği, sigara içmeyen kişiye çok fazla zarar verebiliyor. Ayrıca, çevreye yayılan yan akım dumanı daha fazla kimyasal madde içerdiği için daha zararlı hale geliyor.
Anne adayı, gebeliği sırasında sigara içsin ya da içmesin başkalarının içtiği dumandan da etkileneceğini göz önünde bulundurmalıdır. Annenin bulunduğu ortamdan içine çektiği duman plasenta aracılığıyla bebeğe muhakkak geçer ve bebeğin büyüme ve gelişmesini yavaşlatır. Gebelik döneminde sigara içmeyen bireyin de sigaralı ortamlardan uzak durması gerekir.

pregnant and smoke ile ilgili görsel sonucu

Bebek sahibi olmak isteyenler de sigaradan uzak durmalı

Yapılan bilimsel araştırmalara göre birçok konuda olumsuz etkileri bilinen sigaranın, hem erkek hem de kadının üreme kapasitesi açısından da olumsuz etkileri bulunuyor. Günümüzde en sık görülen alışkanlıklardan biri olan sigara, üreme hücrelerine zarar vererek erkeklerde sperm, kadınlarda ise yumurta kalitesini ve sayısını olumsuz yönde etkileyerek doğurganlık kapasitesini nerdeyse 2-3 kat azaltabiliyor. Nikotin, kadınların yumurtalıklarında oluşan üreme hücrelerinde kötü etkiler bırakarak, yumurtanın yapısında anomaliler oluşmasına neden oluyor. Yumurtalıklara zarar veren sigara erken menopoz sorunlarına da yol açıyor. Sigara kullanan kadınlarda normal yollarla gebelik şansı azaldığı gibi, tüp bebek tedavisinde de başarı şansı olumsuz yönde etkileniyor. Sigarayı bırakan kadınların kısırlık tedavisi ile başarı şansında yükselmeler oluyor.

Metastatik meme kanserli kadınlar için umut oldular

271020161458113089658_227.10.2016

Kanserle Dans Derneği ve Europa Donna Türkiye’nin liderliğindeki Yeni Hikayeler projesi bu sene metastatik meme kanseri hastaları için“Umutlar Çiçek Açsın” dedi.

Proje kapsamında Hatice Gökçe’nin umudun simgesi olan kiraz çiçeklerinden ilham alarak tasarladığı tişörtler satışa sunulacak ve elde edilen gelirin tamamı Kanserle Dans Derneği ve Europa Donna Türkiye’ye meme kanserli kadınlar yararına bağışlanacak.

Metastatik meme kanserinde umudun var olduğunu vurgulamak için yapılan proje, bu yıl Yargıcı, Hatice Gökçe ve Pfizer Onkoloji’nin desteğiyle hayata geçti.

“Erken tanı hayat kurtarır”

Her 8 kadından 1’inde yaşamları boyunca meme kanseri gelişiyor diyen Prof. Dr. Nil Molinas Mandel,”Erken evre meme kanseri tanısı konan ve tedavi gören kadınların yaklaşık üçte birinde metastatik meme kanseri gelişir. Metastatik meme kanseri kanserin uzak organlara yayıldığına işaret eder. Metastatik meme kanserinde, kanser memeden kemikler, akciğerler, karaciğer ve beyin de dahil, vücudun diğer kesimlerine yayılabilir. Günümüzde erken evre meme kanseri hakkında birçok bilinçlendirme kampanyası yapılıyor fakat metastatik meme kanseri hastalığı pek konuşulmuyor.Erken tanı hayat kurtarır diyoruz ancak bunun yanı sıra metastatik evrede doğru tedavi yaşamları değiştirebilir. Yeni tedaviler ile metastatik meme kanseri hastalarına daha iyi yaşam kalitesi sağlanabilir ve hastalık ilerlemesi ertelenebilir. Bu yüzden bu proje, bizlerin doğru mesajları verebilmemiz için çok önemli. Bu anlamlı günde olduğu gibi, biz kadınlar için her gün değerlidir” dedi.

“Umutlar Çiçek Açsın”

Proje kapsamında hazırladığı tişört tasarımlarıyla ilgili konuşan Modacı Hatice Gökçe, “Umudun simgesi olan kiraz çiçeklerini kanaviçe deseni görünümüyle tişörtlere bastık. Kanaviçenin yapım aşamasında gerektirdiği sabır ve dikkati hepimiz biliriz. Bu nedenle ben de tasarımımda, eski zamanlarda çok popülerken şimdi yavaş yavaş unutulmaya başlayan bu tekniğin görünümünü kullanmak istedim.’Umutlar Çiçek Açsın’ projesindeki tasarım ve üretim sürecimizin, metastatik meme kanseri tedavisinin gerektirdiği sabır ve metanetle de benzerlik taşıdığını düşünüyorum’ dedi.

“Çıkan sonuçlar bizleri mutlu etti”

Projeyle ilgili duygularını dile getiren Yargıcı Pazarlama ve İş Geliştirme Direktörü Ebru Günal, “Ortaya çıkan sonucun bizleri mutlu ettiği kadar tüm metastatik meme kanserli hastalara da umut vereceğine inanıyoruz. Yargıcı olarak her zaman kadınlara destek olmak ve bir şekilde kadınların hayatlarına dokunarak, onlar için fayda sağlamak birincil amaçlarımız arasında yer alıyor. Bu anlamlı projenin ev sahibi olmaktan duyduğumuz mutluluğu bir kez daha belirtmek isterim” dedi.

Projenin destekçilerinden Pfizer Türkiye Onkoloji İş Birimi Lideri Mehmet Yetiş, “Hayata doktorlara, hastalara ve topluma değer katabilecek ürünleri piyasaya sunabilmek ve insanların ihtiyaç duydukları tedavilere erişmesine yardımcı olmak için buradayız. Bu gibi projeler ise bizlerle onlar arasındaki köprüler niteliğinde. Bu yüzden bu projenin tüm metastatik meme kanseri hastaları için önemine sonsuz inanıyor ve ‘umutlar çiçek açsın’ diyorum” dedi.

Kanserle Dans Derneği ve Europa Donna Türkiye temsilcileri yaptıkları ortak açıklamada şunları söyledi:

“Yıllardır hastaların doğru bilgilendirilmesi ve tedaviye ulaşabilmesi için tüm gücümüzle çalışıyoruz. Bizlere destek olan, hastalar için umut ışığı yayan tüm projelerin içinde olmaktan dolayı kıvanç duyuyoruz. Özellikle Yargıcı, Hatice Gökçe ve Pfizer Onkoloji gibi çok güçlü ortaklarla bu projeye imza atmış olmak bizleri çok mutlu ediyor. Elde edilen tüm gelirin meme kanserli kadınların umut filizlerini biraz daha çiçeklendireceğine gönülden inanıyoruz ve biz de ‘umutlar çiçek açsın’ diyoruz” dedi.

 

_92020994_thinkstockphotos-51263984224.10.2016

İngiltere'de, Tıp Okulları Akademisi üyesi doktorlar 40'a yakın gereksiz tedavi yöntemini sıraladı.

Basit bir kemik kırılmasından kanser gibi ölümcül hastalıkların tedavisine kadar, işe yaramayan veya çok az etki yaratan yöntemlerin listesi yapıldı.

Listeye göre 45 yaş üstü kadınlara menopoz teşhisi koyulması için kan testi yapılması gerekmiyor. Bel ağrısı olan hastalara röntgen çekilmesi de işe yaramıyor.

Doktorların her yıl yenilerini ekleyecekleri liste, izlenen bazı rutin tedavi yöntemlerinin gereksiz olduğunun altını çiziyor.

Sağlık alanında pazar araştırması yapan İngiliz Medix şirketinin yaptığı araştırmada 11 farklı tıp dalından 500 uzman doktora gereksiz gördükleri 5 tedavi yöntemi soruldu.

Listede maddelenen yöntemlerden bazıları şunlar:

  • Kesikleri temizlemek için yara bandına gerek yok, temiz su yeterli.
  • Çocuklardaki ufak tefek kemik çatlakları için alçı gerekli değil.
  • Bronşiti olan çocuklar kendi kendilerine iyileşebilirler.
  • Anne normalden yüksek komplikasyon riski bulundurmadığı sürece bebeğin kalp atışlarının gözlemlenmesi gerekmiyor.
  • Kemoterapi kanserin semptomlarıyla savaşabilse de, hastalığı tamamen iyileştirmek konusunda çözüm değil ve aslında hastalığın son zamanlarında daha fazla soruna neden oluyor.
  • Prostat sorunlarının rutin kontrolünde kullanılan testler ömrü uzatmıyor ve daha fazla endişeye sebep olabiliyor.

Tıp Okulları Akademisi sözcüsü Susan Bailey, "Bu tür yöntemler boşuna zaman alabiliyor, daha kolay ve güvenli seçenekler olduğuna göre neden onları seçmiyoruz? Durup düşünmeli ve en iyi tedavi yöntemini bulmaya çalışmalıyız" diyor.

Röntgen yapılan bir el

Hastalar ve doktorlar arasındaki iletişim

İngiltere'de yürütülen "Choosing Wisely" (Akıllıca seçmek) kampanyası da yapılan araştırmalara dayanarak hastalarla doktorları arasındaki iletişimi arttırmayı hedefliyor.

Hastalara doktorlarının önerdiği tedavilerle ilgili sorular sormaları öneriliyor.

Bunlardan bazıları da şöyle sıralandı:

  • Bu teste, tedavi yöntemine veya prosedüre gerçekten ihtiyacım var mı?
  • Bunun riskleri ve dezavantajları neler?
  • Oluşabilecek yan etkiler neler?
  • Daha basit ve güvenli bir yöntem var mı?
  • Hiçbir şey yapmazsam ne olur?

 

BBC Türkçe

Sonbaharda hastalıklara karşı gardınızı alın

girl-leaves-fall15.10.2016

Son günlerde herkes, bir güneşli bir yağmurlu seyreden sonbhar havalarına alışma gayreti içinde. Vücutlar ise ılık, iç ısıtan havaların geride kaldığını kabullenmek için çabalıyor.

Tabii kişiler, hava değişikliklerinin yanı sıra bir de sonbaharın gerektirdiği beslenme düzenine geçiş yapmak durumunda. Fakat yeni mevsim düzenine alışamayan vücutlar, gribal hastalıklar başta olmak üzere çeşitli sağlık problemleriyle karşılaşabiliyor. Bu hastalıkların önüne geçebilmek de güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olmaktan geçiyor. Sağlam vücut direnci ise mevsimine uygun ve sağlıklı beslenmeyi gerektiriyor. Central Hospital’dan Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Buket Yavuz Koçoğlu, sonbaharda uygun beslenme ile hastalıklardan korunmanın yollarını anlatıyor.

autumn rain ile ilgili görsel sonucu

Bir gün güneşin açtığı, ertesi gün ise yağmurun yağdığı sonbahar mevsimi, artık iyice hakimiyetini ilan etti. Üstelik sonbahar, bundan sonra da uzunca bir süre güneşli havalara hasret kalacağımızın sinyalini verdi. Bir de mevsim geçişleriyle birlikte gelen sağlık sorunları var tabii. Cıvıl cıvıl havalarla dahi vedalaşmak yeterince zorken bir de üzerine grip, soğuk algınlığı ve bronşit gibi hastalıklar eklendiğinde mevsim geçişleri daha da zor hale geliyor. Fakat özenli ve sonbahara uygun beslenerek mevsim geçişlerini daha az hastalanarak ve daha sağlıklı şekilde atlatabilirsiniz. Çünkü doğru beslenme, bağışıklık sistemini desteklerken, mevcut hastalıkların da iyileşme hızını arttırıyor.

emotional eating ile ilgili görsel sonucu

Mutsuzluktan kurtulmak için şekerli gıdalara yönelmeyin

Sonbahar aylarının beraberinde getirdiği kasvetli ve yağmurlu havalar bazı kişiler için tam anlamıyla mutsuzluk demektir. Bu kişiler, çoğu zaman içinde bulundukları bu mutsuzluk nedeniyle şeker oranı yüksek gıdaların tüketimine ağırlık verir. Fakat bilinmelidir ki böyle gıdaların tüketimiyle doğru beslenmeden uzaklaşmak, vücut direncinin düşmesine neden olabiliyor. Sonbahar mutsuzluğunu önleyebilmek için şekerli gıdalar yerine, başta B vitamini bakımından zengin tam tahıllar, kuru baklagiller, yeşil yapraklı sebzeler ve et ve süt ürünleri tercih edilmelidir.

DRİNK WATER ile ilgili görsel sonucu

İçecek alternatifleri su ihtiyacını unutturmasın

Sonbaharda beslenmeyle ilgili en sık yapılan hataların başında yetersiz su tüketimi gelir. Çünkü soğuyan havalar ve etkisini gösteren yağışlar kişilerin sıcak içecekler tercih etmesine neden olur. Sıcak içecek alternatifleri de su tüketiminin geri plana atılmasına yol açar. Serin havalarda fark edilemeyen susuzluk hissi de kişilere su ihtiyacını unutturabiliyor. Fakat bilinmesi gerekir ki kahve ve çay gibi sıcak içecekler, kesinlikle suyun yerini tutmaz, aksine vücudun daha fazla su kaybetmesine neden olur. Böylece vücutta daha çok su ihtiyacı oluşur. Güç içerisinde en az 1,5 litre su içilmelidir. Fakat çay, kahve gibi içeceklerden vazgeçilemiyorsa daha fazla su tüketmeye özen gösterilmelidir.

DRİNK FRESH JUİCE EVERY MORNİNG ile ilgili görsel sonucu

Her sabah bir bardak taze sıkılmış meyve suyu şart

Yaz mevsiminden sonbahara geçişte kişilerin vücudunda ciddi bir direnç kaybı yaşanır. Vücutta halsizlik ve yorgunluk hali baş gösterir. İlerleyen süreçte ise soğuk algınlığı, nezle, grip ve bronşit gibi gribal hastalıklara karşı yatkınlık artar. Tüm bu sağlık problemlerinin önüne geçebilmek için bağışıklık sisteminin yaşanabilecek gribal hastalıklara karşı kuvvetlendirilmesi gerekir. Bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi de vitamin ve mineral bakımından zengin et, süt, sebze, meyve ve tahıllardan oluşan besin grupları ile beslenilmelidir. Ayrıca vücuttaki zararlı maddelerin atılmasına yardımcı olduğu için bolca C vitamini taşıyan meyve ve sebzeler yenmelidir. C vitamini kaybını önlemek için de her sabah bir bardak taze sıkılmış meyve suyu içilmelidir.

HEALTHY AND autumn ile ilgili görsel sonucu

Antioksidan kaynağı besinler sofradan eksik edilmemeli

Vücut sağlığı için vitamin ve mineraller kadar antioksidan özellik taşıyan yiyecekler de büyük önem taşır. Çünkü antioksidan yiyecekler, birtakım ciddi rahatsızlıkları önlerken, vücuda girmeye çalışan serbest radikalleri de engeller. Bu yiyecekler, vücutta zaten var olan radikallerin vereceği zararların da önüne geçerek onların vücuttan atılmasını sağlar. Sonbahar ayında tüketilebilecek önemli antioksidan kaynakları ise şu şekildedir.

HEALTHY AND autumn ile ilgili görsel sonucu

A vitamini: yeşil yapraklı sebzeler, havuç, bal kabağı, yumurta ve balık,

C vitamini: kuşburnu, maydanoz, yeşilbiber, karalahana, karnabahar, limon, mandalina ve greyfurt,

E vitamini: badem, ceviz, fındık gibi yağlı tohumlar ve bitkisel yağlar,

Magnezyum: badem, ceviz, fındık, fıstık, muz, kuru baklagiller, tahıllar, yeşil yapraklı sebzeler,

Selenyum: deniz ürünleri, et ürünleri ve sarımsak,

Çinko: badem, ceviz, kuru baklagiller, bulgur, süt, yumurta, balık ve et.

Bu antioksidan kaynağı gıdalar sonbahar aylarında mutlaka beslenme alışkanlıkları arasına eklenmelidir. Örnek olarak; kahvaltılarda masaya yumurta ile birlikte tam tahıllı ekmek, maydanoz ve yeşilbiber konulmalıdır. Gün içerisinde ara öğünlerde bir çeşit meyvenin yanında küçük bir avuç kadar da ceviz ya da badem yenmelidir. Fakat tercih edilen meyvenin muhakkak mevsimine ait olmasına dikkat edilmelidir. Çünkü tüm meyve ve sebzeler, insanları içinde bulundukları mevsimin hastalıklarına karşı koruyucu özellik taşır.

spices to be consumed cold ile ilgili görsel sonucu

Üşümemek için baharat tüketilmeli

Yazın sıcaklıklarından sonbaharın sert havalarına geçişte aşırı üşüme sorunu ortaya çıkar. Bu problemi önleyebilmek için karabiber, kekik, zencefil ve zerdeçal gibi baharatlar tüketilmelidir. Bu baharatlar, yemek sırasında kullanılamıyorsa çaylara katılabilir. Sonbaharda ayrıca ara öğünlerde küçük bir avuç badem, fındık, mandalina gibi meyveler de tercih edilmelidir. Haftada 2 kere balık, 1 kere de kuru baklagil tüketerek vücut performansı arttırılabilir.

probiyotik ile ilgili görsel sonucu

Bağışıklık sistemini kuvvetlendirmek için probiyotik şart

Bağışıklık sisteminin kuvvetlendirilmesinde önemli rol sahibi olan gıdalardan biri de probiyotiklerdir. Probiyotikler, mevsim geçişinin ve beslenmenin sebep olabildiği bağırsak problemlerini azaltmaya katkı sağlar. Bu nedenle probiyotik gıdaların özellikle sonbahar aylarında beslenme alışkanlığına eklenmesi gerekir. Yoğurt, kefir ve turşu ise önemli probiyotik kaynakları arasında yer alır. Kefir, sindirim sisteminde bulunan bakteri ve mikropların temizlenmesine yardımcı olur. Kefir ayrıca, antibiyotik özelliği taşırken, yüksek kalsiyum ve magnezyum içeriği ile kemik sağlığının korunmasına da destek olur.

Sonbahar depresyonuna hazır mısınız?

sad_woman_fall

11.10.2016

Bugünlerde keyfiniz pek yerinde değil gibi… Sonbaharın gelmesi birçok kişide depresif duyguların ortaya çıkmasına sebep olur. Peki sonbahar depresyonunu nasıl yeneriz?

Gecelerin uzamasıyla birlikte, hepimizde bir yaz sonrası durgunluğu oluşmasının normal olduğunu belirten Uzman Klinik Psikolog ve Hipnoz Uzmanı Mehmet Başkak, sararan yapraklarla birlikte artan keyifsizliğinize çare olacak önerilerde bulunuyor.

Siz de Psikolog Başkak’ın söylediklerini yaparak sonbahar mevsimini yüzünüzde mutlu bir tebessümle geçirebilirsiniz.

proper breathing technique ile ilgili görsel sonucu

NEFES ALIN

Vücudunuz, içindeki toksinlerin yüzde 70’ini nefes alıp verme yoluyla açığa çıkarır. Derin bir nefes aldığınızda, kan dolaşımınızdan ve akciğerlerinizden geçip gelmiş karbondioksiti açığa çıkarmış olursunuz.

Derin nefes almanın birçok tekniği vardır. Burundan havayı içinize çekerken beşe kadar sayın. Daha sonra yine soluduğunuz havayı burnunuzdan dışarı bırakırken de beşe kadar sayın. Bir dakikada beş nefes alacak şekilde nefes alıp verirken beşe kadar saymak, kalp hızı değişkenliğini (HRV) en yüksek seviyeye çıkarır. HRV, (endişe haliyle savaşan) parasempatetik sinir sisteminizin ne kadar iyi çalıştığını gösteren bir ölçüttür.

morning walking  autumn ile ilgili görsel sonucu

SABAH 06:00 – 10:00 ARASI DIŞARI ÇIKIN

Günlerin kısalmasıyla güneş ışığından yararlanılan sürenin azalması ve gecelerin uzaması, mevsimsel duygulanım bozukluğu denen bir psikolojik rahatsızlığa sebep olabilir. Bu da sizin kendinizi depresif ve yorgun hissetmenize sebep olur.

Bu durumdan kurtulmanın çözümü günışığının en yoğun olduğu sabah 06:00 ve 10:00 saatleri arasında 30 dakikalığına dışarı çıkmak.

Havanın bulutlu olduğu bir günde bile, dışarıdaki ışık ofisiniz ya da evinizdeki ışıktan 500 ya da bin kat daha parlak ve açıktır.

Bilimsel araştırmalara göre, sabahın ilk ışıklarından faydalanmak biyolojik saatinizin yeniden ayarlanmasına yardımcı olur ve mevsimsel duygulanım bozukluğuna karşı sizi korur.

Ayrıca vücudumuzdaki D vitaminin ana kaynağı güneş ışığı. Kış aylarında vücuttaki D vitamini seviyelerinin düşmesi, bazı uzmanlara göre kişide mevsimsel duygulanım bozukluğu gelişme riskini arttırıyor.

D vitamini takviyesi almak mevsimsel duygulanım bozukluğu belirtilerinin azalmasına ciddi ölçüde yardımcı oluyor.

Regular sleep ile ilgili görsel sonucu

UYKUNUZU DÜZENE KOYUN

Sabahları yorgun ve uykuya doymamış şekilde kalkmak sonbaharda sıkça yaşanan bir durumdur. Uzun saatler boyunca karanlığa maruz kalmak vücuttaki melatonin olarak bilinen uyku hormonunun artmasına sebep olur. Bu da sizin gündüzleri uykulu, geceleri de huzursuz olmanıza sebep olur.

Dahası gündüzleri uyanık kalmak için kahve içerek, geceleri de sakinleşmek için alkollü içecekler alarak, bu sorunu daha da berbat hale getiririz çünkü doğal uyuma ve uyanma sistemlerimiz bundan zarar görür.

Bunun yerine, geceleri aynı saatte yatağa gidip, sabahları da aynı saatte uyanmaya çalışın. Sabahları sizi uykulu hissettirmeyecek doğal ve bitkisel takviyelerden faydalanın.

Araştırmalar, yazları cinselliği daha çok arzuladığımızı gösteriyor.
Güneş ışığı kendimizi iyi hissetmemize yardımcı olan serotonin ve dopamin hormonlarıyla, cinsel isteği arttıran testosteron hormonun seviyelerini arttırır.

safeco field ile ilgili görsel sonucu

Günlük rutininizi değiştirerek libidonuzun sonbaharda yerlerde sürünmesine engel olun.

Eşinizle beraber olmak için gece saat 11’i beklemeyin, çünkü o saatte muhtemelen gözlerinizi zar zor açık tutuyor olacaksınız. Mesela kendinizi çocuklar saat 9’da yattıktan sonraya ya da hafta sonları öğlen vaktine ayarlayın.

Kişinin cinsel yaşantısında bir değişiklik başlatması libidosu berbat seviyelerde seyreden birini bile canlandırabilir.

arpa ve buğday ile ilgili görsel sonucu

MAKARNA, PATETES, PİRİNÇ YEMEYİN

Kısa günler ve günışığının azlığı nedeniyle mutluluk hormonu olarak bilinen serotonin hormonu vücudunuzda daha düşük seviyelerde salgılanır.

Bu da bizi vücutta serotonin hormonu salgılanmasını sağlayan makarna, patates, pirinç gibi bol kalorili karbonhidratları tüketmeye sevk eder.

Bu yiyeceklere karşı olan isteğinizi bastırmaya çalışın ve içlerinde bol miktarda hastalıklarla mücadele eden antioksidanların bulunduğu yağ oranı düşük şalgam, tatlı patates ve bal kabağı yiyin. Bu sebzeler mükemmel bir C vitamini, lif, ve antioksidan deposudurlar.

Elmada kalp için faydalı ve en etkili antioksidan olarak bilinen flavonidler bulunur, armutsa sindirime yardımcı olan ve kolesterolü düşüren suda çözünen lifler açısından zengindir.
İçinde bol miktarda lif bulunduran incir, aynı zamanda iyi bir kalsiyum kaynağıdır.

Birçok vitamin ve minareli barındıran, mesela portakaldan altı kat daha fazla C vitamini, yaban mersininden altı kat daha fazla antioksidan, süttekinden iki kat daha fazla kalsiyum ve kırmızı ettekinden daha fazla demir bulunduran, Afrika kökenli Baobab meyvesi hiç şüphesiz bu süper yiyeceklerden biri.

Geleneksel olarak Doğu Afrika’da yetiştirilen bu meyve bölgedeki köylüler tarafından binlerce yıldır el üstünde tutuluyor.

Bu meyvenin toz hali de mevcut . Sabahları yoğurt ya da tahıl karışımının üzerine Baobab meyvesi tozu dökerek, güne enerjik bir başlangıç yapabilirsiniz.

como hacer leches vegetales ile ilgili görsel sonucu

SİZİ MUTLU EDECEK YİYECEKLERİ TERCİH EDİN

Vücudumuz triptofan adı verilen bir kimyasal maddeyi kullanarak serotonin hormonu üretir. Triptofan, doğal olarak süt ürünleri, balık, muz , kuru hurma, soya, badem ve yer fıstığında bulunur.

Triptofan yönünden zengin besinlerle esmer pirinç, kepekli ekmek ya da yulaf gibi tam tahıllı karbonhidratları birlikte tüketmek, vücudun insülün salınımına yardımcı olur. İnsülün salınımı da beyin tarafından kullanılmaya hazır triptofan miktarını artırır.

yumurtalı kahvaltı ile ilgili görsel sonucu

VÜCUDUNUZDAKİ DEMİR DEPOLARINI DOLDURUN

Kendinizi yorgun ve soluk benizli mi hissediyorsunuz? Bir iş yaparken işe konsantre olmada zorlanıyor musunuz? O zaman dünyada en sık görülen besin öğesi eksikliği olan demir eksikliğinden muzdarip olabilirsiniz.

Her 10 kişiden sadece birinde demir seviyesi olması gereken miktarda bulunuyor ve bir kişide anemi olmasa bile, o kişinin demir seviyesi yine de düşük seviyelerde olabilir.

İdeal olarak kadınların günde iki porsiyon demir yönünden zengin gıda tüketmeleri gerekiyor. En iyi demir kaynaklarıysa kırmızı et, balık, yumurta, ekmek, zenginleştirilmiş kahvaltılık tahıllar, baklagiller, yeşil yapraklı sebzeler ve kuru meyveler.

 ALCOHOL drink at autumn ile ilgili görsel sonucu

ALKOLE MOLA VERİN

Yazın muhtemelen daha çok içtiğiniz bol miktarda alkollü içecekten sonra, sonbaharda karaciğerinize biraz mola verdirin, kendinizi daha mutlu hissettiğinizi göreceksiniz.

Alkollü içki tüketimi, kendinizi iyi hissetmenize yardımcı olacak serotonin hormonunun salınımı için gerekli olan triptofan seviyelerinizi bozar.

O nedenle, 10 gün boyunca meyve suyu gibi alkolsüz içecekler tüketin, farkı hissedeceksiniz.

exercise ile ilgili görsel sonucu

FİZİKSEL EGZERSİZ YAPIN

Soğuk hava ve uzun geceler yüzünden belki dışarıya bile çıkmak istemiyorsunuz.

Yazın bitmesiyle birlikte birçok kişi fitness salonlarına da veda ediyor ama asıl yaz bittiğinde fiziksel egzersiz yapmak ve biraz motivasyon kazanmak sizin için çok daha önemli çünkü birçok bilimsel araştırma egzersiz yapmanın ruh halinizi düzelttiğini gösteriyor.

Sabah ilk iş olarak egzersiz yapın. Her sabah 30 dakika erken kalmak, yoğun günlük programınız içinde egzersize zaman ayırmanızı kolaylaştırır.

Sabah erkenden yapılan egzersiz ayrıca günün geri kalan kısmı için gerekli enerji seviyelerinizi yükseltir ve endorfin seviyeniz egzersiz sonrası yedi saat kadar yüksek seyreder.

Meditation ile ilgili görsel sonucu

MEDİTASYON VE AKAPUNKTUR YAPIN

ABD’de yeni yapılan bir araştırmaya göre, meditasyon yapmak, depresyon ataklarını önlemede antidepresan ilaç kullanımı kadar etkili.

En basit şekilde bir mum yakıp, titreyen mum ışığına 10 dakika süreyle bakmayı deneyin ve bu arada zihninizi meşgul eden bütün düşüncelerden uzaklaşın.

Akupunktur ise ruh halinizdeki mevsimsel değişikliklere karşı savaş veren endorfin hormonu salınımına yardımcı olur.

Akupunkturda kullanılan iğneler, vücuttaki devrelerin sanki düğmesiymiş gibi çalışır, durağan enerjiyi açığa çıkartıp, onu aktif hale getirir.

autumn running nature ile ilgili görsel sonucu

İŞİ BİRAZ DA DOĞAYA BIRAKIN

Essex Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmaya göre açık havada vakit geçirmek ruh halinizi düzeltiyor ve özgüveninizi arttırıyor.

Araştırmacılar, doğa içinde yapılan bir yürüyüşün kişinin ruh halini düzelttiği, buna karşılık şehir içinde yapılan bir yürüyüşün de kişideki depresyonu arttırdığı sonucuna varmışlar.

O nedenle dışarı çıkın ve evinize yakın bir parka ya da ağaçlık alana giderek doğadaki o muhteşem sonbahar renklerini seyretmenin tadına varın.

Kısa sürede en çok kalori yaktıran egzersizler

running10.10.2016

1 saatte en çok kalori yaktıran en iyi egzersizler Spora ayrılabilen süreyi daha verimli ve keyifli hale nasıl getirebiliriz? Farklı egzersiz çeşitleri deneyip kendinize en uygun olanlardan bir egzersiz programı hazırlayabilirsiniz.
 
Listenin ilk iki sırasında gayet temel sporlar yer alıyor. İp atlamak ve hızlı koşmak.

1. Hızlı koşmak (Saatte 12 – 13 km ile) = 1 saatte 1074 kalori

2. İp atlama = 1 saatte 1074 kalori

Tekvando ile ilgili görsel sonucu

3. Tekvando = 1 saatte 937 kalori

Tekvando listedeki en zorlu sporlardan biri ve 90 kiloluk birine 1 saatte 937 kalori yaktırabilir.

4. Yüksek tempolu yüzme = 1 saatte 892 kalori

running on stairs ile ilgili görsel sonucu

5. Koşarak merdiven çıkmak = 1 saatte 819 kalori

6. Koşu (saatte 8 km hızla) = 1 saatte 755 kalori

7. Tenis (tekli) = 1 saatte 728 kalori

football tackle ile ilgili görsel sonucu

8. Flamalı Amerikan Futbolu = 1 saatte 728 kalori

Amerikan futbolunun ve çeşidinde savunma yapan takım karşı takımın oyuncularını yere devirmek yerine rakip oyuncunun belinden sarkan flamayı almaya çalışır.

9. Basket maçı = 1 saatte 728 kalori

gracie gold ice skating ile ilgili görsel sonucu

10. Paten = 1 saatte 683 kalori

1 saatlik tempolu bir paten seansı ile 683 kalori yakabilirsiniz.

11. Yüksek etkili aerobik = 1 saatte 664 kalori

12. Duvar tenisi (Racquetball) = 1 saatte 637 kalori

13. Buz pateni = 1 saatte 637 kalori
Tabii artistik patinaj yapmanıza gerek yok.

14. Sırt çantası ile doğa yürüyüşü = 1 saatte 637 kalori

Doğa yürüyüşlerinizi ağır bir sırt çantası ile yapın.

Kros kayağı ile ilgili görsel sonucu

15. Kros kayağı = 1 saatte 619 kalori

Kayakla inişe göre daha zorlu olan kros kayak ile 1 saatte 619 kalori yakabilirsiniz.

16. Su kayağı = 1 saatte 546 kalori

17. Kürek çekme egzersiz aleti = 1 saatte 546 kalori

18. Doğa yürüyüşü = 1 saatte 546 kalori

SWİMMİNG ile ilgili görsel sonucu

19. Hafif ya da orta tempoda yüzme = 1 saatte 528 kalori

90 kiloluk biri hafif veya orta tempoda 1 saat havuzda tur atarak 528 kalori yakabilir.

20. Suda yapılan aerobik hareketleri = 1 saatte 501 kalori

baseball pitcher and batter ile ilgili görsel sonucu

21. Beyzbol / Softball = 1 saatte 455 kalori

22. Direnç egzersizi / ağırlık kaldırma = 1 saatte 455 kalori

23. Eliptik bisiklet = 1 saatte 455 kalori eliptik-bisikletTempolu yürüyüş ile ilgili görsel sonucu
24. Tempolu yürüyüş = 1 saatte 391 kalori yuruyus

Saatte 5 buçuk km hızla yapacağınız bir yürüyüş ile 1 saatte 391 kalori yakabilirsiniz.

25. Hafif bir yürüyüş = 1 saatte 255 Kalori

Saatte 3.2 km hızla yürüyen 90 kiloluk biri 255 kalori yakabilir.

Bowling ile ilgili görsel sonucu

 

26. Bowling = 1 saatte 273 Kalori

Gebelikte meyve yiyen annelerin çocukları daha zeki oluyor

140300141_wide10.10.2016

Düzenli meyve tüketiminin bebek bekleyen annelerde daha önceleri bilmediğimiz faydaları ortaya çıktı. Gebelikte meyve tüketimi bebeklerin zihinsel gelişimini artırıyor.

Kanada’daki Alberta Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde yapılan çalışmada gebelikleri boyunca meyve tüketen annelerin çocuklarının ilk bir yılda gösterdiği gelişimsel performansın yüksek olduğu ortaya kondu.

their children are smarter than the fruit-eating mothers during pregnancy ile ilgili görsel sonucu

GÜNDE 6-7 TANE

Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Betül Görgen, 3 bin 500’den fazla bebek ve ailesinin dahil edildiği bilimsel araştırmanın detayları hakkında şu bilgileri verdi:

“Çalışmanın amacı bebekteki zihinsel yaratıcı gelişimi hangi faktörlerin daha çok etkilediğini bulmaktı. Sonuçta gebelik boyunca meyve tüketiminin, bebeklerdeki zihinsel gelişim üzerinde en etkili faktör olduğu anlaşıldı.

Çalışma kapsamında 688 çocuk muayene edildi ve çocukların zihinsel gelişimini etkileyebilecek diğer faktörlerin (anne ve babanın eğitimi, doğumdaki gebelik haftası gibi) de kontrolü yapıldı. Gebelikleri boyunca günde 6-7 tane küçük meyve (tanelilerde bir avuç) tüketen annelerin bebeklerinin ilk bir yıl içinde diğer bebeklere göre 6-7 puan daha fazla zihinsel gelişim gösterdiği belirlendi.

their children are smarter than the fruit-eating mothers during pregnancy ile ilgili görsel sonucu

MEYVE SİNEKLERİ DE ZEKİ ÇIKTI

Çalışmanın ileri aşamasında meyve sinekleri de araştırıldı. Sinekler insanlardan çok farklı olmakla beraber, sürpriz bir şekilde insan beyin fonksiyonuna dahil olan genlerin %85’ine sahip. Bu da onları hafıza genetiği konusunda mükemmel bir model yapıyor. Meyve suyu tüketimini takiben doğan sineklerin daha iyi hafızaya sahip olduğu anlaşıldı. Bu sonuçlar bir yaşındaki bebeklerden elde edilenlerle benzer. Fazla meyve tüketimi, yeni doğan sineklerde beyin fonksiyonlarını etkilemekte ve bu olumlu etkiler korunarak sonraki nesillere de geçirilmekte.”

their children are smarter than the fruit-eating mothers during pregnancy ile ilgili görsel sonucu

FAZLASI ZARARLI

Fazla meyve tüketiminin neden olabileceği gebelik diabeti ve yüksek fetal ağırlık gibi olumsuzlukları da gözardı etmemek gerektiğine dikkati çeken Op. Dr. Betül Görgen, bu nedenle anne adaylarının meyve tüketirken kilo takibi konusunda dikkatli olup, doktorlarıyla iletişimde kalmaları gerektiğini söyledi.

Kanada’daki çalışma, ilerleyen zamanlarda da devam edecek olup, gebelikte meyve tüketiminin çocukluk dönemindeki etkileri de araştırılacak.

10 pratik yolla bağışıklık sisteminizi kışa hazırlayın

Happy woman in a winter forest

07.10.2016

Değişen havayla birlikte yaşanan yoğun stres, uykusuzluk ve dengesiz beslenme bağışıklık sistemini direkt olarak zayıflatıyor. Peki bağışıklık sisteminiz kışa hazır mı?

Kışı hasta olmadan, sağlıklı geçirmek için bağışıklık sistemini desteklemek şart! İç hastalıkları Uzmanı Dr. Alev Özsarı bağışıklık sistemini kuvvetlendirecek 10 öneriyi anlattı…

winter healthy life ile ilgili görsel sonucu

1) Doğru beslenin

Tam tahıllı ürünler, karbonhidrat, protein ve yağı dengeli tüketin. Sigara, alkol, şekerden uzak durun. Antioksidan alın. Antioksidanlar hücreye zarar veren maddeleri, serbest radikalleri yakalar ve yok eder. Soğan, sarımsak, ıspanak, dereotu, maydanoz, turunçgiller, domates, brokoli antioksidan açısından zengindir. Taze ve mevsiminde sebze meyve yiyin.

healthy sleep ile ilgili görsel sonucu

2) Yeterli ve kaliteli uyuyun

Kaliteli uyku sağlığımız için en az su içmek kadar önemlidir. İyi bir uykunun başlıca ölçüsünün kişinin sabah dinç uyanması ve kendisini gün içinde zinde hissetmesidir. Kalitesiz bir uyku verimi düşürür, konsantrasyonu bozar, bağışıklık sisteminin zayıflamasına neden olur.

walking at the nature for health ile ilgili görsel sonucu

3) Haftada en az 3 gün açık havada yürüyün

Yoğun trafik ve egzoz dumanından kurtulun ve yeşil alanlara yürüyüş yapın. Özellikle açık ve temiz havada zaman geçirilmesi sağlam bir vücut ve güçlü bir bağışıklık sistemi için oldukça yardımcıdır.

The inactivity: spend a lot of time at the computer and still the ile ilgili görsel sonucu

4) Hareketsiz kalmayın

Bilgisayar başında ve hareketsiz çok zaman geçirmeyin

Antibiyotik ile ilgili görsel sonucu

5) Gereksiz ilaç kullanımından, özellikle gereksiz antibiyotik kullanımından kaçının.

Exercise regularly ile ilgili görsel sonucu

6) Düzenli egzersiz yapın

Hastalıktan korunmada ve engellemede egzersizin çok büyük bir önemi var. Düzenli egzersiz bağışıklık sistemini kuvvetlendiriyor, virüslerle ve bakterilerle savaşmayı sağlıyor.

The extremely tiring yourself: Give yourself time to relax. ile ilgili görsel sonucu

7) Kendinizi aşırı derecede yormayın,  Dinlenmek için kendinize zaman tanıyın.

Stay away from stress, or trying to manage stress ile ilgili görsel sonucu

8) Stresten uzak durun ya da stresi yönetmeye çalışın

Stresliyken vücut stresi yok edebilmek için maddeler üretir ve dengesini şaşırır ve immün sistemde çöküş meydana gelir. Bu nedenle stres dönemlerinde hepimiz daha sık hasta oluruz. Mesela uçuk çıkar.

social ile ilgili görsel sonucu

9) Sevdiklerimizle bol vakit geçirin, güçlü sosyal bağlar kurun

Prepare your immune system for winter ile ilgili görsel sonucu

10) Pozitif düşünün, olumlu olmak insanı bedenen ve duygusal olarak rahatlatır.