Category Archives: Yaşam

Evsizler için 3 boyutlu basılabilir konut

ABD’de özel girişimciler dünyadaki yaklaşık 1 milyar evsiz insanın barınma sorununu çözmek üzere 3 boyutlu basılabilir konut modeli üretti.

––––––––––––––––––––––––––– 13. 03 . 2018 –––––––––––––––––––––––––––––

he Verge internet sitesinde yer alan habere göre, ABD’nin Teksas eyaletinde yeni kurulan ICON adlı şirket, çimento harcıyla üç boyutlu olarak basılarak inşa edilen düşük maliyetli barınma çözümü geliştirdi.

 

 

 

 

12 ila 24 saatte sıfırdan inşa edilebiliyor

Teksas eyaletinin Austin kentinde düzenlenen SXSW konferansında tanıtımı yapılan 60 metrekarelik, tek katlı konutun 12 ila 24 saatte sıfırdan inşa edilebildiği kaydedildi.

Vulcan tipi endüstriyel printer ile basılan konutun yaklaşık 10 bin dolara mal olduğunu belirten şirket yetkilileri, maliyeti 4 bin dolar civarına düşürmeyi amaçladıklarını vurguladı.

Şirket evsizler için 100 konut inşa etmeyi planlıyor

“New Story” (Yeni Hikaye) adlı dünya genelinde ihtiyaç sahipleri için konut çözümleri geliştiren sivil toplum örgütüyle iş birliği yapan şirket, söz konusu yöntemle gelecek yıl El Salvador’da evsizler için 100 konut inşa etmeyi planlıyor.

Dünya Doğal Kaynaklar Enstitüsüne bağlı Ross Sürdürülebilir Şehirler Merkezinin raporuna göre, dünyada 1,2 milyar insan yetersiz barınma koşullarında yaşıyor.

‘Stres çarkı’, AB’nin tehlikeli ürünler listesinde

Avrupa Birliği (AB), çocuklar ve gençler tarafından büyük ilgi gören ve ‘stres çarkı’ olarak adlandırılan oyuncağı ‘tehlikeli ürünler listesi’ne dahil etti.

––––––––––––––––––––––––––– 13. 03 . 2018 –––––––––––––––––––––––––––––

B Hızlı Uyarı Sistemi’nin yayımladığı ‘Gıda Dışı Tehlikeli Ürünler için Uyarı Sistemi: 2017’ raporunda, özellikle küçük pillerle donatılarak ışıklandırılan ‘stres çarkları’nın çocuk sağlığını tehdit ettiği belirtildi. Raporda, ‘stres çarkları’nda kullanılan yatay pillerin yutulması durumunda yemek borusu ve bağırsaklarda yanma olabileceği, oyuncağın kolaylıkla çıkarılabilen küçük parçaların da tehdit teşkil ettiği uyarısında bulunuldu.

Üye ülkelere konuya ilişkin bilgi paylaşımı yapıldığı aktarılan raporda, “Ulusal yetkililerin tehlikeli stres çarklarını tespit edip, sınırlardan girişini engellemeleri ve imha etmeleri için gerekli bilgi aktarımı hızlıca yapıldı” ifadesi kullanıldı.

Hızlı Uyarı Sistemi’nin 2017 yılında toplam 2 bin 201 ürün hakkında uyarı yaptığı belirtilirken, en fazla uyarı yapılan kategorilerin sırasıyla oyuncaklar, motorlu araçlar, tekstil ürünleri, elektrikli cihazlar ve çocuk bakımı ürünleri olduğu kaydedildi.

Ünlü oyunculardan ‘Satın Alma Sahiplen’ çağrısı

Sinema ve televizyon dünyasının ünlü isimleri sokaklarda ve barınaklarda yaşayan hayvanlar için “Satın Alma Sahiplen” kampanyasıyla kamera karşısına geçti.

––––––––––––––––––––––––––– 06. 03 . 2018 –––––––––––––––––––––––––––––

inema ve televizyon dünyasının ünlü isimleri sokaklarda ve barınaklarda yaşayan hayvanlar için “Satın Alma Sahiplen” kampanyasıyla kamera karşısına geçti. Hayvanlara olan sevgilerini, onlarla yaşadıkları deneyimleri anlatan 18 oyuncu hayvanların hediyelik eşya gibi satılması yerine sahiplenilmesi çağrısında bulundu.

 

Kadıköy Belediyesi tarafından gerçekleştirilen kampanyada yer alan sanatçılar şöyle;

Kadıköy Belediyesi tarafından gerçekleştirilen kampanyada Ayumi Takano, Ali Mert Yavuzcan, Bennu Yıldırımlar, Beste Bereket, Caner Cindoruk, Çiğdem Tunç, Ece Özdikici, Engin Hepileri, Lale Cangal, Levent Üzümcü, Melis Birkan, Meltem Yılmazkaya, Necip Memili, Özge Özder, Rojda Demirer, Seray Kaya, Sibel Taşçıoğlu ve Şebnem Scheffer yer aldı.

Sinema ve televizyon dünyasının ünlü oyuncuları onlar için kamera karşısına geçip sevgilerini, onlarla yaşadıkları deneyimleri anlattı.Onlar kim? Bir zamanlar sokaklarda ya da barınaklarda yaşamak zorunda kalan hayvanlar. 18 oyuncu hayvanların hediyelik eşya gibi satılması yerine sahiplenilmesi için bir araya geldi.

“Onu ilk kez
… Bir mekanda tek başına otururken gördüm,
… Banu’nun sayesinde tanıştım,
… Çarpışma oldu,
… Dedim ki bu o,
… Sabahları beraber uyanmayı çok seviyoruz
.… Beni aşırı sevgiye boğuyor bazen,
… Onun sıcaklığı olmadan yaşayamam,
… Onunla birlikte yaşamak çok güzel…”

Ünlü oyuncular hayatlarında büyük önem taşıyan ve iz bırakan çok sevdikleri ile nerede nasıl tanıştıklarını ve neler yaşadıklarını anlatmak için kamera karşısına geçti. Peki, bu sevdikleri kim? Evlerini paylaştıkları ve bir zamanlar sokaklarda ya da barınaklarda yaşamak zorunda kalan sokak hayvanları.Ünlü oyuncular hayvanların hediyelik eşya gibi satılması yerine barınaklarda ya da sokaklarda yaşayan hayvanların sahiplenilmesi için Kadıköy Belediyesi tarafından sürdürülen“Satın Alma Sahiplen” kampanyası için bir araya geldi.Moda Sahnesi’nin destek verdiği “Satın Alma Sahiplen” kampanyası için kamera karşısına geçen oyuncular evlerini paylaştıkları hayvanlarla yaşadıkları deneyimleri, anılarını anlattı. Eğlenceli bir tarzda yapılan videoda oyuncular sokaklarda ve barınaklarda yaşamak zorunda olan hayvanlar için sahiplenme çağrısı yaptı. Son üç yılda Kadıköy Belediyesi Geçici Hayvan Bakım Merkezi’nden 624 minik dostumuz sahiplendirilerek sıcak bir yuvaya kavuştu. Merkezde her yıl binlerce sokak hayvanının bakımı ve tedavisi de özenle gerçekleştiriliyor.

3 yılda 624 hayvanı sıcak yuvaya sahip oldu

Son 3 yılda Kadıköy Belediyesi Geçici Hayvan Bakım Merkezi’nde bulunan 624 hayvan sahiplendirilerek sıcak bir yuvaya kavuştu. Bunun yanı sıra merkezde her yıl binlerce sokak hayvanının bakımı ve tedavisinin özenle gerçekleştirildiği öğrenildi.

Cizreli Mehmet’in yeni düeti çok konuşulmuştu: Laura Pergolizzi ABD’ye davet etti…

Daha önce Anne Marie ile düet yapan Cizreli Mehmet, bu kez de ABD’li şarkıcı Laura Pergolizzi ile ‘Lost On You’ şarkısına düet yapmıştı. Laura Pergolizzi Cizreli Mehmet’i ABD’ye davet etti…

––––––––––––––––––––––––––– 28. 02 . 2018 –––––––––––––––––––––––––––––

ngiliz şarkıcı Anne Marie’nin ‘Rockabye’ şarkısına yaptığı düetle adını duyuran Cizreli Mehmet Ali Şahin, son olarak dünyaca ünlü sanatçı Laura Pergolizzi ile ‘Lost On You’ şarkısına düet yaptı. 350 binden fazla kullanıcı tarafından görüntülenen videonun üzerine Cizreli Mehmet’e yine bir davet geldi.

 

 

 

Habertürk’ten Arif Hür’ün haberine göre; Laura Pergolizzi, Cizreli Mehmet’i ABD’ye çağırdı. Cizreli Mehmet olarak tanınan Mehmet Ali Şahin bu daveti şöyle anlattı: “Laura Pergolizzi beni ABD’ye yüz yüze görüşmeye ve yeni bir düet için görüşmeye davet etti. Evraklarımı hazırlayıp ilk fırsatta gidiyorum.”

 

 

 

Rockabye şarkısındaki düetiyle tanınmıştı.

Cizreli Mehmet bir uygulamada dünyaca ünlü İngiliz şarkıcı Anne Marie ile birlikte Rockabye isimli şarkıyla tanınmıştı. Cizreli Mehmet daha sonra Anne Marie’nin İstanbul konserine davet edilmiş burada sahneye çıkmıştı.

Sosyal medyada ilgi gören videonun ardından Cizreli Mehmet dünyaca ünlü şarkıcılarla düet yapmaya devam etti.

 

İşte Cizreli Mehmet olarak tanınan Mehmet Ali Şahin’in uygulama üzerinden düet yaptığı dünyaca ünlü şarkıcılar…

Cizreli Mehmet Laura Pergolizzi ile birlikte ‘Lost On You’ isimli şarkıya düet yaptı.

Cizreli Mehmet Zara Larsson’la birlikte ‘Night All Summer’ isimli şarkıya düet yaptı.

Cizreli Mehmet Anne Marie birlikte ‘Rockabye’ isimli şarkıya düet yaptı.

Cizreli Mehmet Charlie Puth ile birlikte ‘Don’t Talk Anymore’ isimli şarkıya düet yaptı.

Cizreli Mehmet Bebe Rexha ile ‘I Got You’ isimli şarkıya düet yaptı.

Cizreli Mehmet Anastacia ile ‘I’m Outta Love’ isimli şarkıya düet yaptı.

Cizreli Mehmet Adrianna Mondelli ile ‘Shape Of You’ isimli şarkıya düet yaptı.

Sosyal medya ağlarındaki beğeniler beyindeki dopamin salgısını arttırıyor

Herkese Bilim Teknoloji Dergisi ve Bahçeşehir Üniversitesi (BAU) Tıp Fakültesi iş birliğiyle bu yıl ikincisi düzenlenen Bilim Konferansı, “Yapay Zeka ve Dijital Kültür” başlıklı konusu ile farklı yaş gruplarından bilim sevenler topluluğunun yoğun katılımıyla, üniversitenin Beşiktaş Kampüsü’nde gerçekleştirildi.

––––––––––––––––––––––––––– 26. 02 . 2018 –––––––––––––––––––––––––––––

ilimin ve teknolojik gelişmelerin ışığında “Dünya nereye gidiyor?” sorusuna yanıt aranan konferansta; yapay zekadan robotlara, sosyal medyanın gücü ve gerçek ötesinden kripto paralara, eğitimin geleceğinden, 4. sanayi devrimi ve bunun istihdama etkilerine kadar birçok konu geniş bir çerçevede tartışıldı. Büyük ilgi gören konferansta; yapay zeka ve kuantum hesaplama çalışmalarıyla bilinen Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cem Say ve Dijital Kanaat Önderi Tanol Türkoğlu konuşmacı olarak yer aldı.

“SOSYAL PAYLAŞIM SİTELERİNİN AMACI BİZİ UZUN SÜRE ORDA TUTMAK”

Konferansta yaptığı konuşmada sosyal paylaşım sitelerinin insanları çekerek tek amaçlarının orada daha fazla vakit geçirilmesi olduğunu ifade eden Prof. Dr. Cem Say, “Sosyal paylaşım sitelerinde her zaman bize göstermek istediklerini gösteriyorlar. Milyonlarca insan üzerinde deney yapıyorlar ve hangi haberleri ya da görüntüleri hangi zaman diliminde gösterirsem daha fazla bu sitelerde kalır sonucunu elde ediyorlar. Doğal olarak insanlar da çıkmak istemiyor. 500 bin kişiye bir şey gösterirken; başka 500 bin kişiye de farklı bir şey gösteriyorlar. Ardından da hangi 500 bin kişi daha uzun süre sitede kaldıysa buna göre bir algoritma geliştiriliyor. Tek amaçları bizim daha uzun süre orada kalabilmemiz. Doğru haber almamız değil” dedi.

Facebook’ta yazılan bir mesajın gönderilmeden silinmesinin bile bilgisinin tutulduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Say, “Bazı sitelerde çerezleri kabul ediyor musunuz? diye bir soruyla hep karşılaşıyoruzdur. Hepimiz de ‘evet’ diyoruz. İşte ona evet dediğimiz zaman bizim bilgisayarımızda yaptığımız bütün şeyleri onlara bırakma hakkı vermiş oluyoruz. Bizim hakkımızda fikir oluşturuyorlar ve bu kişi bu videodan sonra bunu seyreder planlamasını yapıp bize o videoyu ya otomatik açıyorlar ya da sağda öneri olarak görebiliyoruz” dedi.

“FACEBOOK’TAKİ BEĞENİLER DOPAMİN SALGILATIYOR”

Facebook’ta paylaşılan fotoğraflara alınan beğeniler sonrası beyinlerimizde dopamin (mutluluk hormonu) salgılandığını söyleyen Say, “Böyle anlarda salgılanan dopamin sayesinde kendimizi biraz daha iyi hissediyoruz. Paylaşımlarımızı kaç kişi beğeniyorsa o kadar dopamin salgılıyoruz” şeklinde konuştu.

“DİJİTAL GETTOLAŞMA YAYGIN OLMAYA BAŞLADI”

Oxford Üniversitesi’nde internette en çok hangi kelimelerin aratıldığı kapsamında bir araştırma yapıldığını söyleyen Tanol Türkoğlu ise “2016 sonu ve 2017 başında yılın kelimesi olarak ‘Gerçek Ötesi’ karşımıza çıkıyor. Daha önce 2005 yılında ‘sudoku’ kelimesi, 2009’da ‘arkadaşlıktan çıkar’, 2013 yılında selfie kelimesi popüler olmuş ve en son da ‘gerçek ötesi’ yılın kelimesi seçilmiş” diyerek şöyle konuştu:

“Bende bunu araştırdım ve 1992’ye kadar gittim. Sırp asıllı Amerikan vatandaşı Steve Tesich’in ilk defa gerçek ötesi tamlamasını kullandığı ‘Biz, hür insanlar olarak, özgürce karar verdik ki biz bir tür gerçek-ötesi dünyada yaşamak istiyoruz’cümlesini hatırlattı. Bir konuyla ilgili bir tane gerçek olduğunu ve onun dışında kalan şeylere de ‘yalan’ diyoruz. Ortada daha önce tek olduğunu düşündüğümüz bir şeyin birden çok alternatif olabileceğine ilişkin algı yönetimi oluşuyor.”

“SOSYAL MEDYADA HER GÖRDÜĞÜNÜZE İNANMAMANIZ GEREKİYOR”

İnsanların sosyal medya ile ilgili temel bilgi ve becerilerden yoksun olduğunu da söyleyen Tanol Türkoğlu, “Her gördüğümüze inanmamamız gerekiyor. Paylaşımların referans kaynaklarına bakarak araştırma yapmamız gerektiğini maalesef bilmiyoruz. Sosyal medya insanları pek çok alternatiften uzak tutmaya çalıyor” dedi.

(DHA)

Aşkı arayan insanlar üzerinden para kazanmak

İnternet üzerinden arkadaş bulmaya yönelik çöpçatanlık sitelerinde profil resmi olarak kullanmak üzere özel çekim yapmak yeni bir sektör haline geliyor.

––––––––––––––––––––––––––– 16. 02 . 2018 –––––––––––––––––––––––––––––

 

skoçya’nın Edinburgh kentindeki Botanik Bahçesi’nin bir köşesinde bir kadın endişeli bir şekilde fotoğrafçıya poz veriyor. Ama o normal bir model değil. 53 yaşındaki Rose internette arkadaş bulma sitesinde profili için iyi çekilmiş bir fotoğraf kullanmak istiyor. Fotoğrafçı Rachel Spence ise bu konuda uzmanlaşmış, internet üzerindeki arkadaşlık sitelerine profil fotoğrafı çekiyor.

“Siz buraya gelmeden önce ben biraz hazırlık yapıp en uygun noktayı bulmaya çalıştım. Hobi bahçelerini sevdiğinizi söylemiştiniz, bunu dikkate alacağım,” diyor Spence.

Rose ise şimdiye dek profil resmini oğlunun çektiğini, “koltukta otururken yalnız ve üzgün göründüğünü” söylüyor gülerek.

Peki internet sitelerine kaydolarak arkadaş bulmaya çalışanların profil fotoğrafını çekme işinin piyasası ne kadar büyük?

BBC Türkçe’de yer alan habere göre, Veriler 2019’da İngiltere’de bu sektörün değerinin 225 milyon sterline ulaşacağını gösteriyor. ABD’de ise yılda 3 milyar dolara ulaşıyor.

Araştırmalar gösteriyor ki bu tür sitelerde işin yüzde 90’ı profil fotoğrafı üzerinden yürüyor. O halde bu işin giderek büyüyen kârlı bir sektör haline gelmesi şaşırtıcı değil.

Bu alandaki ilk profesyonel şirketi kurduğunu iddia eden Saskia Nelson dört yılda dört ayrı şube açtığını söylüyor.

“Bir değişim yaşanıyor. iPhone ile çekilen fotoğraflar ya da bir tatilden kalma eski fotoğrafları profil resmi olarak kullanmak pek hoş karşılanmaz oluyor. Bu tür sitelerde önce çabucak fotoğraflara bakılıyor; kaliteli fotoğraf kaliteli ilgi görüyor.”

 

Güzellik ve mükemmellik imgeleriyle bombardımana tutulduğumuz bir çağda bu sektör, insanların görünümleri konusunda hissettikleri güvensizlikleri mi kullanıyor diye sorulabilir.

Bir fotoğraf çekimi için saatine 167 sterlin ücret almak kârlı bir iş. Saskia Nelson’a göre bu işe girme amaçları para değil. “İnsanlara en iyi şekilde aşkı bulmaları için yardımcı olmak istiyoruz. Onları mümkün olan en iyi şekilde görüntülemek istiyoruz.”

Botanik Bahçesinde Rose’un çekimleri bitince fotoğrafçı Kate ile tek tek fotoğraflara bakıyor, beğendiği birini seçiyor. “Gözaltlarını biraz aydınlatırız sadece…” diyor Kate.

Peki bu profesyonel fotoğrafçılar bunu yaparak müşterilerinin potansiyel taliplerini bir şekilde kandırmış mı oluyor?

Eamonn McCabe bunun ince bir çizgi olduğunu söylüyor. “Fotoğrafları aydınlatıp karartma işlemi sürekli yaptığımız bir şey. Ama sarkmış yanakları fotoğrafta düzeltmeye kalkışırsanız bu doğru olmaz ve uzun vadede bir faydası olacağını düşünmüyorum.”

Aşkı ararken görüntümüze yatırım yapmak çok da yeni bir şey değil. Ancak bu görüntümüzü ticarileştirmek anlamına mı geliyor? Fotoğrafımızı markamız haline getirmek?

Rose ise profesyonel fotoğrafçıya fotoğraf çektirme nedenini şöyle açıklıyor:

“Başkalarının fotoğrafına baktığımda daha önce karşılaştığım hallerini yansıtmadığını fark ettim… Bu yüzden kendi fotoğrafım beni doğru yansıtsın istiyorum.”

Belki de Saskia Nelson böyle bir işe girmekte haksız değil. Kendi “markamız” sosyal medya paylaşımlarımızın çoğunu oluşturduğundan, kalabalıkta daha görünür olmak için birçok kişi ekstra adım atma ihtiyacı hissediyor.

 

Bilim insanları Guatemala ormanı altında gizlenmiş antik Maya kenti keşfetti

Bilim insanları havadan lazer tarama tekniğiyle Guatemala’daki bir ormanın altında eski bir Maya kenti keşfetti.

––––––––––––––––––––––––––– 03 . 02 . 2018 –––––––––––––––––––––––––––––

ilim insanları yüksek teknolojili bir hava tarama tekniği kullanarak Guatemala’nın Peten bölgesindeki ormanlık alanın altında binlerce yıllık Maya evleri, binaları, savunma kaleleri ve piramitleri ortaya çıkardı. Guatemala’nın Maya Mirası ve Tabiat Vakfı ile çalışan ABD, Avrupa ve Guatemala’lı arkeologların ortak gerçekleştirdiği araştırma sonucu Perşembe günü bölgede ayrıca sanayi büyüklüğündeki tarım alanları ve sulama kanallarının da keşfi açıklandı.

Yapılan araştırma sonucunda, yaklaşık 10 milyon kişinin Maya Ovası’nda yaşamış olabileceği ve bu büyüklükteki bir nüfusun büyük bir gıda üretimine ihtiyacı olabileceği düşünülürken, ABD’de yer alan Tulane Üniversitesi Antropoloji Profesörü ve araştırma yazarlarından Marcello A Canuto, “Bu keşif bize, bölgede bilinenden iki hatta üç kat daha fazla kişinin yaşamış olabileceğini gösteriyor” dedi.

Araştırmacılar ışık algılama ve ölçme anlamına gelen Lidar adlı bir haritalama tekniği kullanarak, lazer ışınlarını yere yansıtarak yoğun ağaçlar altında gizlenmiş Maya kentinin hatlarını belirledi. Ortaya çıkarılan görüntüler Mayalıların bazı alanlarda mevcut arazilerin yüzde 95’inde tarım gerçekleştirerek, bölgede bilinenden çok daha fazla değişiklik yaptığını gösteriyor. Tulane Üniversitesi’nde araştırma görevlisi Francisco Estrada-Belli, Mayalıların tarım yapmaya uygun olmayan bataklık alanların bir kısmını arındırarak tarıma uygun hale getirdiğini söylerken, “Mayalılar arazilerinin her santimetresini kullanarak tarım etkinliklerini daha yoğun ve sürdürülebilir olarak gerçekleştiriyordu” dedi.

Haritalama işlemi 2,100 kilometre karelik bir alanda gerçekleştirilirken, M.Ö. 1000 ve MS 900 yılları arasında yaşamış olan Mayalıların yoğun olarak etkinlik gösterdiği bölgede dört büyük Maya tören merkezi de dahil olmak üzere yaklaşık 60 bin bireysel yapıyı ortaya çıkardı.

ABD Ithaca Koleji Antropoloji Profesörü Thomas Garrison, “Uzun bir süredir keşiflerin önüne geçen bölgedeki yoğun ormanlık alan, aslında Maya kentinin bozulmadan korunmasında büyük bir rol oyandı” dedi.

Dünyanın nüfusu en hızlı azalan ilk on ülkesi Doğu Avrupa’da

Birleşmiş Milletler tarafından hazırlanan bir araştırma, dünyada nüfusu en dramatik bir şekilde azalan ilk on ülkenin Doğu Avrupa’da olduğunu ortaya çıkardı.

––––––––––––––––––––––––––– 25. 01 . 2018 –––––––––––––––––––––––––––––

irleşmiş Milletler tarafından hazırlanan bir araştırma, dünyada nüfusu en dramatik bir şekilde azalan ilk on ülkenin Doğu Avrupa’da olduğunu ortaya çıkardı. Bu araştırmaya göre söz konusu ülkelerin nüfusu 2050 yılına kadar şu an sahip oldukları nüfustan yüzde 15 ile 23 arasında değişen oranlarda daha az olacak.

Bu ülkeler şunlar:

Düşüş oranları grafiği

Uzmanlara göre, Doğu Avrupa ülkelerinde durdurulamayan, hatta giderek hızlanan nüfus düşüşünün ekonomiden sağlığa pek çok nedeni var.

Doğum ve ölüm oranları

Doğum oranlarındaki düşüş, bu bölgede insanların hayata ve geleceğe pek iyimser bakmadıklarını ortaya koyuyor.

İntihar oranlarının da genel Avrupa ortalamasının üzerinde olması bunun bir kanıtı olarak değerlendiriliyor.

Yüksek ölüm oranları ise sağlık hizmetlerindeki eksiklikleri ve bölge insanlarının sağlıklarına çok önem vermediklerini kanıtlıyor.

Bölge ülkelerinde içki ve sigara tüketme oranlarının yüksek olması da bunun göstergesi.

Batıya göç

Nüfustaki hızlı azalmanın bir başka önemli nedeni de göçler. Bir kısmı artık Avrupa Birliğine katılan, bir kısmı da özel anlaşmalar nedeniyle komşu ülkelere vizesiz seyahat etme ve çalışma hakkına sahip olan bu ülkelerin vatandaşları refahın daha yüksek olduğu başka ülkelere çalışmaya gidiyorlar

Ukrayna’da göç dalgası savaş nedeniyle arttı. Moldova, Romanya, Bulgaristan’da ve Doğu Macaristan’ın bazı illerinde ise hızla artan göçlerin nedeni işsizlik ve ekonomik sıkıntılar.

Küresel rekabet ve işsizlik

Uzmanlara göre bunun nedeni bölgenin 1990’lı yıllardan sonra denetimsiz bir şekilde piyasanın etkilerine terk edilmesi. Bu bölgelerde fabrikaların küresel rekabete dayanamaması neticesinde arka arkaya kapanması nedeniyle işsizliğin % 50’ye vardığı bölgeler bulunuyor.

Bu ise bu yörelerden Avrupa Birliği’nin gelişmiş ülkeleri istikametinde durdurulamaz bir göç başlatıyor.

Birleşmiş Milletler raporu, nüfusun azalmasını Avrupa’nın doğusunda bulunan ülkeler açısından en önemli sorun olarak tespit ediyor.

BBC Türkçe

Türkiye’de sosyal medyadan meslek yaratanlar

Türkiye’de sosyal medya kanalları aracılığıyla kazanç sağlayanların sayısı gün geçtikçe artıyor. Türkiye’deki sosyal medya fenomenleri, nasıl çalıştıklarını anlattılar.

––––––––––––––––––––––––––– 16. 01 . 2018 –––––––––––––––––––––––––––––

ürkiye’de sosyal medya kanalları aracılığıyla kazanç sağlayanların sayısı gün geçtikçe artıyor. Türkiye’deki sosyal medya fenomenleri, nasıl çalıştıklarını DW Türkçe’ye anlattı.

 

“Herkese merhaba. Ben İdil. Mutfağıma hoş geldiniz!” Videolarını bu cümleyle başlatan İdil Yazar, Türkiye çapında tanınan “YouTuber”lardan biri. 33 yaşındaki Yazar, ABD’deki eğitimini tamamladıktan sonra Türkiye’ye dönmüş. Üç sene medya sektöründe çalıştıktan sonra 2009 yılında mutfağa girmeye karar vermiş. YouTube kanalını ise 2015 yılında kurmuş:

“YouTube, hiçbir zaman hobi olarak görmediğim, tam zamanlı bir iş. Uzmanlaştığınız alanda daha çok kişiye ulaşmanızı sağlayan değerli bir mecra.”

İdil Yazar’ın YouTube kanalında yaklaşık 708 bin, Instagram’da ise 217 bin takipçisi var. Yazar’a göre, sosyal medya alanındaki projelerde ekip çalışması çok önemli. Her sosyal medya kanalının kendi dokusu olduğunu ve buna göre bir strateji izlenmesi gerektiğini ifade eden Yazar’ın beraber çalıştığı bir ajans var. Böylece markalarla uzun soluklu işbirlikleri yapabildiğini ve daha profesyonel hareket ettiğini belirtiyor. “İzlediğim yol markalaşmak ve İdil Yazar’ı bir marka olarak konumlandırmak üzerine” diyor.

Markaların reklam bütçelerinin hatırı sayılır kısmını artık dijital alana ayırmaya başladığını belirten Yazar, “YouTuber”ların kazançlarının da bu durumla doğru orantılı olduğunu dile getiriyor. “Her kanalın, yapısına, kanal stratejisine ve sunduğu projelere göre kazançları farklılaşıyor” diyor. Yazar, her “influencer” ya da her sosyal medya mecrasının her markaya uygun olmayacağını da sözlerine ekliyor.

“Beş yaşımdan beri bilgisayar oynuyorum”

Burak Şahin, 22 yaşında. Kadir Has Üniversitesi Yeni Medya Bölümü’nde okuyor. “Burak Oyunda” adlı YouTube kanalının sahibi olan Şahin’in şu an 2 milyon 750 binden fazla üyesi var. Şahin, bilgisayar oyunlarını eğlenceli bir şekilde anlattığı videoları çekmeye altı sene önce başlamış. O zaman sadece birkaç oyun kanalı olduğunu ifade ediyor. İzleyici kitlesi ağırlıklı olarak ortaokul ve lise öğrencilerinden oluşuyor.

“Sosyal medya takipçileri eğlenceli ve komik içerikler seviyorlar” diyor. Takipçileriyle etkileşim hâlinde olduğunu, onların sorularını canlı yayında yanıtladığını ve kimi zaman onların istedikleri içeriklere dair videolar çektiğini dile getiriyor.

Çocukluğunun, babasının asker olması nedeniyle bir şehirden diğerine taşınarak geçtiğini ve yalnız büyümesinin bilgisayar oyunlarıyla arasını pekiştirdiğini söyleyerek, “Beş yaşımdan beri bilgisayar oyunu oynuyorum” diyor.

Genç yaşta şirket kurdu

Şahin, YouTube kanalından para kazanmaya başlayınca yaklaşık üç sene önce kendi adını taşıyan bir şirket kurmuş.

“İş hayatına” bir süredir profesyonel olarak devam ediyor. “Düzenli olarak vergimi ödüyorum, firma kurmam gerekiyordu” diyor. Firmaların reklam taleplerini değerlendirerek içine sinen teklifler için videolar çekiyor. Ancak başladığında işin bu noktaya gelebileceğini hiç düşünmemiş. Çünkü bir örneği de yokmuş zaten. Google’dan ilk kazandığı para, 24 liraymış:

“Zaten oyun oynuyordum, video da çekeyim, diye başlamıştım. Para kazanmaya başlayınca bir şeyler olacak diye düşündüm.”

Üniversite parasını kendisi ödedi

Beş sene önce ABD’den babasının iş yerine bir mektup gelmiş. “Başvurunuz kabul edildi” yazan mektup, Youtube’un kendisini iş ortağı olarak kabul ettiğinin müjdecisi olmuş. “Şaşırmıştım, başvuru yaparken hiçbir beklentim yoktu” diyor. YouTube kanalı aracılığıyla kazandığı para, öğrencisi olduğu üniversitenin yıllık ücretini ödemesine de vesile olmuş. Bir üniversite öğrencisine fazlasıyla yetecek para kazanabildiğini söylüyor.

Şahin, reklam teklifiyle gelen firmaların kurguya müdahale etmesine izin vermediğini söylüyor. Bunun nedeni, ortaya takipçileriyle kurduğu ilişkiyi bozacak bir işin çıkmasını istememesi. “Samimiyeti kaybeden bir video yaparsam sıkıntı olur” diye konuşuyor.

“Takipçilerle kurulan iletişim önemli”

Merve Özkaynak’ın uzmanlık alanı dijital pazarlama. Uzun yıllar moda sektöründe ve reklamcılık alanında çalışmış bir isim. Ancak hayali, kendi işinin sahibi olmakmış. Bu fikirle kendine dijital pazarlama konusunda bir blog açmış. Güzel gitmesine rağmen tatmin olmamış. Bunun üzerine işini hobisiyle birleştirmeye karar vermiş ve 2014 yılında henüz az sayıda video kanalı sahibinin bulunduğu bir dönemde, bir anda kendisini makyaj videoları yüklemeye başladığı YouTube’da bulmuş. Özkaynak’ın güzellik kanalının takipçi sayısı 1 milyona yaklaşmak üzere. Instagram hesabında ise 583 bin takipçisi var.

Özkaynak, YouTube kanalı açan bazı gençlerin onlara ilham verdiğini söylediklerinde çok mutlu olduğunu söylüyor.

“Bu iş bir tutku, ilham veren biri olmalısınız” diyor. Üniversitede reklam ve halka ilişkiler alanında eğitim alan Özkaynak’a göre, bir sosyal medya fenomeni için güvenilirlik, dürüstlük, samimiyet ve yaratıcılık önemli. Bir de etkileşimin önemine dikkati çekiyor:

“Örneğin, bir video yükledikten sonra takipçilerinizle iletişim kurmuyorsanız sürdürülebilirlik zor.”

“Tüketici itici bulabiliyor”

Hobisinin bir süre sonra işe dönüştüğünü söyleyen Merve Özkaynak da kendi şirketini kurmuş. Memnun kalmadığı hiçbir hizmet ya da ürünü takipçilerine önermediğini söylüyor. Gizli reklamların da işe yaramadığı kanaatinde. Ayrıca bir ürünün aynı anda çok sayıda “influencer” tarafından tanıtılmasının tüketici tarafından itici bulunduğunu savunuyor:

“Bir bakıyorsunuz aynı anda hem Ayşe hem de Fatma aynı ürünü severek kullanmış. 10 kişinin aynı içeceği içtiğini gören tüketici, o ürünü alacağı varsa da almıyor. Bu yanlış bir pazarlama şekli ve başarılı bir strateji değil.”

Ücretler 50 bine varabiliyor

T.I.P Effect Influencer Marketing Ajansı kurucusu Ozan Aydemir, “Influencer Marketing” tanımını şu şekilde yapıyor:

“Belirli bir topluluğu etkileme ve yönlendirme gücüne sahip kişi veya kişilerin, grupların, sahip oldukları sosyal medya ve dijital kanalları aracılığı ile herhangi bir ürün ya da servis hakkındaki deneyimlerini takipçileri ile paylaşmaları yoluyla yapılan tanıtım ve pazarlama aktivitelerinin tümü.”

Artık herkesin sosyal medyanın gücünü kullanarak kanaat önderi olma potansiyeline sahip olduğunu düşünen Aydemir, “Bugün hangi sektörde olursa olsun markalar senelik pazarlama planlarını yaparken ‘influencer marketing’ yöntemini plana dahil ediyorlar” diyor.

Aydemir’e göre takipçi sayısından çok, etkileşim önemli. Ücretlerin ise “influencer” olan kişiye göre değiştiğini dile getiriyor. Rakamların, “mikro influencer” diye adlandırdıkları, az takipçili ama etkileşimi yüksek olan hesaplar için bin ila 2 bin 500 lira, “makro influencer” diye tanımladıkları çok takipçili hesaplar için ise 20 bin ile 50 bin lira arasında seyrettiğini söylüyor. “Başta fazla gibi gözükse de aslında geri dönüşleri çoğu zaman markalar için çok tatmin edici oluyor ve verilen paranın karşılığını alıyorlar” diye ekliyor.

 Deutsche Welle Türkçe – Burcu Karakaş 

 

İnsanlar gıda olmadan soylarını ne kadar devam ettirebilir?

İngiliz bilim adamları, yeryüzünde hiç yiyecek kalmaması durumunda birbirilerini yemeye başlayacak insanların soyunun yaklaşık 3 yıl sonra tükeneceğini ortaya koydu.

––––––––––––––––––––––––––– 07. 01 . 2018 –––––––––––––––––––––––––––––

ournal of Physics Special Topics dergisinde yayınlanan çalışmaya imza atan İngiltere’nin Leicester Üniversitesi’nden Holly Graham ve ekibi, “Bugün dünyada 7,6 milyardan fazla insan yaşıyor ve biz, yeryüzündeki tüm yiyeceklerin yok olması ve küresel bir kriz başlaması halinde neler olacağını düşündük. İnsanların sadece kendi türünü yemeye başladığı zaman ne kadar dayanabileceklerini hesapladık” ifadelerini kullandı.

Bir kişideki ‘kalori oranı’ ile ilgili verileri kullanan Graham ve ekibi, modern dünyadaki tüm insanların başka insanların etini yemeye başlaması ve bu eti birbirileriyle adil bir biçimde paylaşması durumunda insanoğlunun ne kadar süre canlı kalabileceği konusuna açıklık getirmeye çalıştı.

‘GIDA KRİZİNİN 149. GÜNÜNDE DÜNYADA SADECE 1 İNSAN KALACAK’

İngiliz araştırmacılarının hesabına göre bir kişinin vücudunda yaklaşık 125 bin kilokalori bulunuyor ve bu miktar, 50 kişiye daha 24 saat süreyle enerji sağlamaya yetiyor. Buna göre ‘gıda krizinin’ başlangıcını takip eden günde dünyadaki insanların 50’de 1’i, ikinci günde geriye kalanların 50’de biri yaşıyor olacak. Başka gıda kaynakları bulamamaları durumunda insanların sayısı sonuna kadar bu oranda azalmaya devam edecek ve bin 149 gün (yaklaşık 3 yıl) sonra dünyada sadece bir kişi kalmış olacak.

Dünya nüfusunun büyük bir kısmının ilk 200 gün içinde yok olacağı ve insanların sayısının 18. yüzyılın ortalarında kaydedilen sayıya gerileyeceği, araştırmanın ortaya koyduğu ilginç verilerden biri.

Graham ve mesai arkadaşları, insanların bir kısmının ‘hile yapıp’ diğer insanları avlayarak kendi et stoklarını artıracak gruplar kurması durumundaysa felaketin yayılma hızının ciddi oranda düşeceğini, böyle bir senaryoda ‘yamyamlar çağının’ onlarca ve hatta yüzlerce yıl daha sürebileceğini belirtti.

Araştırmaya göre bu durumda insanlar için yiyecek stokunun tükenmesi değil, ‘deli dana’ ve yamyamlıkla ilgili olan diğer hastalıklar tehdit oluşturacak. 

Kaynak: Sputnik