Category Archives: Yaşam

Fatma Girik’ten iyi haber

İstanbul’da kalça kırığı ameliyatı geçiren Fatma Girik, 45 gün süren hastanedeki tedavisinin ardından aynı kentteki evinde istirahate çekildi.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 18. 01.2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

 

stanbul’da kalça kırığı ameliyatı geçiren Fatma Girik, 45 gün süren hastanedeki tedavisinin ardından aynı kentteki evinde istirahate çekildi.

Girik, “Sağlık durumum çok iyi. Sürekli öldüğümü söyleyerek ömrümü uzatıyorlar. 1 ay sonraki kontrollerin ardından tekrar Bodrum’daki evime döneceğim” dedi.

Muğla’nın Bodrum İlçesi’ne bağlı Torba Mahallesi’ndeki villasında düşerek kalçasını kıran, İstanbul’da tedavi edildikten sonra aralık ayı başında tekrar düşünce bir kez daha ameliyata alınan 73 yaşındaki Fatma Girik, dün taburcu edildi. Ancak henüz Bodrum’a dönmeyen ve İstanbul’daki evinde istirahat eden Girik’i, yakın arkadaşı Deniz Çetiner Kalkavan yalnız bırakmadı.

Fatma Girik, sağlık durumunun iyi olduğunu ve bir ay sonra yapılacak kontrollerin ardından Bodrum’daki evine döneceğini belirterek, “Doktorlarımın ve sağlık personelinin yakın ilgisi ile sağlık durumum hızla düzeliyor. Hakkımda sık sık çıkarılan Fatma Girik öldü söylentisi ise herhalde ömrümü uzatıyor. Şu anda iyiyim. Kontrolden sonra tekrar Bodrum’daki evime döneceğim. Köpeklerimi ve Torba’daki evimi özledim. Sevenlerim merak etmesin. Başka da bir rahatsızlığım yok. Sevenlerime sevgilerimi iletiyorum” dedi.

Mutluluğun sırrı: Ruh sağlığı ve ilişkiler

İngiltere’de London School of Economics’in yaptığı yeni bir araştırma, insanların ruh sağlığının yerinde olması ve bir partnerinin bulunmasının, maaşlarının iki katına çıkmasından daha büyük bir mutluluğa neden olduğunu ortaya koydu.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 11.01.2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

ngiltere’de London School of Economics’in yaptığı yeni bir araştırma, insanların ruh sağlığının yerinde olması ve bir partnerinin bulunmasının, maaşlarının iki katına çıkmasından daha büyük bir mutluluğa neden olduğunu ortaya koydu.

200 bin kişiyle yapılan araştırmaya göre insanlara en büyük darbeyi depresyon ve kaygı vuruyor. Bir ilişkide olmak ise mutluluğun yükselmesini sağlayan en belirgin etmen olarak ortaya çıkıyor.

Mutluluk seviyesinin 1’den 10’a kadar derecelendirildiği araştırmada birinin maaşının iki katına çıkmasının mutluluğunda 0.2’den daha az bir değişikliğin olmasına yol açtığı görüldü.

Araştırmacılar, bu durumu, birinin maaşının kendini nasıl etkilediğinden çok diğerleriyle kıyaslandığında ne pozisyonda olduğunu önemli bulmasıyla açıklıyor.

Yeni bir ilişkiye başlamak, mutluluğun 0.6 artmasını sağlarken, partnerlerden ayrılık ya da partnerin kaybedilmesi de negatif olarak aynı etkiyi yaratıyor.

‘Devlet esenliğe odaklanmalı’

Depresyon ve kaygının yanı sıra işsizlik de mutsuzluğun 0.7 artmasına yol açan etmenlerden.
Raporu yazan araştırmacılardan Prof. Richard Layard, bu bulguların devletin vatandaşlarının mutluluğu üzerinde oynaması gereken rol üzerine yeni bir açılım sağladığını söylüyor.

Layard’a göre devlet vatandaşlarının zenginliğini değil esenliğini artırmaya odaklanmalı:

“Geçmişte devlet başarılı bir şekilde yoksulluk, işsizlik, eğitim ve fiziksel sağlık konuları üzerinde uğraştı. Ama aynı şekilde aile içi şiddet, alkolizm, depresyon, kaygı yaratan koşullar, yabancılaşmış gençlik, sınav deliliği ve diğer konular da önem taşıyor. Bu meseleler merkeze oturtulmalı.”

BBC

“Golden Çetesi” öksüz kaldı

Muğla’nın Bodrum ilçesinde sokağa terk edilen golden retriever ve rottweiller cinsi 12 köpekle bir minibüste yaşayan ve kendilerine “Golden Çetesi” ismini veren eski güverte reisi Şenol Özbakan, tedavi gördüğü hastanede çoklu organ yetmezliği nedeniyle yaşamını yitirdi.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 11.01.2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

odrum’da sokağa terk edilen golden retriever ve rottweiller cinsi 12 köpekle bir minibüste yaşayan ve kendilerine “Golden Çetesi” ismini veren eski güverte reisi Şenol Özbakan, tedavi gördüğü hastanede çoklu organ yetmezliği nedeniyle yaşamını yitirdi.

Şenol Özbakan (56), rahatsızlanması üzerine geçtiğimiz günlerde Bodrum Devlet Hastanesinde tedavi altına alınmış ardından da Aydın’a sevk edilmişti. Özbakan, akciğer rahatsızlığının yanı sıra kalp yetmezliği ve KOAH nedeniyle hastanenin yoğun bakım servisinde tedavi altına alındı.

Özbakan, hastanede yapılan müdahalelere rağmen çoklu organ yetmezliği nedeniyle hayatını kaybetti. Özbakan’ın cenazesinin İzmir’de toprağa verileceği bildirildi.

Golden çetesi yetim kaldı

Bu süreçte köpeklerin sahipsiz kalması üzerine hayvanseverler devreye girmişti. Aralarında yabancı uyruklu kişilerin de olduğu bir grup, köpeklerle yakından ilgilendi.

Köpekler o günden bu yana Güvercinlik Mahallesi’nde yaşayan Dr. Aylin Yıldız Schwarz’ın evinde “misafir” olarak kalıyor.

Bodrum’un ”Golden Çetesi”

Muğla’nın Bodrum ilçesinde, sokağa terk edilen golden retriever cinsi köpeklere sahip çıkan eski güverte reisi Şenol Özbakan, sosyal medyada oluşturduğu ‘Golden Çetesi’ grubuyla dünya genelinde binlerce takipçiye ulaşmıştı.

Bodrum’un sanayi sitesinde park ettiği eski model minibüsünün içinde 13 köpeğiyle yaşamını sürdürdü. Hayvanlara duyduğu ilgi nedeniyle uzun zamandır köpeklerle yaşayan ve sokakta bulduğu hayvanları kendi deyimiyle “evlat edinen” Özbakan, hayvanların her birinin bakımıyla tek tek ilgileniyordu.

Köpekleriyle Bodrum sahiline gelerek denize giren ve tasmalarıyla birbirine bağladığı 13 köpekle sokaklarda gezinti yapan Özbakan, yerli ve yabancı turistlerin yoğun ilgisiyle karşılaşıyordu. 

 

Kadıköy’de kedi evi cinayeti! Ünlü psikolog öldürüldü

Ünlü psikolog Alper Engeler, ‘hayvanlar üşümesin’ diye Moda’da kaldırıma yaptığı kedi evi yüzünden tartıştığı bir şahıs tarafından vahşice öldürüldü.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 11.01.2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

 

lay dün akşam saatlerinde Kadıköy Moda’da meydana geldi. Edinilen bilgiye göre; 49 yaşındaki psikolog Alper Engeler oturduğu apartmanın yakınlarındaki Ağabey Sokak’taki kaldırıma tahtadan kedi evi kurarken bir komşusu ile tartışmaya başladı.

İddiaya göre sözlü olarak başlayan tartışma daha sonra kavgaya dönüştü. Engeler tartıştığı şahıs tarafından bıçaklandı. Olay yerine çağrılan ambulansla hastaneye kaldırılan Engeler yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak yaşamını yitirdi.

Hayvan sevgisi ile tanınan Engeler’in ölümü yakınlarını yasa boğdu. sozcu.com.tr’ye konuşan Alper Engeler’in bir arkadaşı “Kedileri çok severdi… Kar altında kalmasınlar diye onlara kaldırıma kurmak için tahtadan kedi evi almış. Onu kurarken bir komşusu ile tartışmaya başlamış ve bıçaklanmış. Çok üzgünüz. Bıçaklayan şahıs polis ekiplerince gözaltına alınmış” dedi.

Saldırgan Acıbadem’de gözaltına alındı

Saldırgan şahıs olaydan saatler sonra polis ekipleri tarafından Acıbadem’de gözaltına alındı. Gözaltına alınan şahsın emniyetteki işlemlerinin sürdüğü öğrenildi. Emniyet güçleri “Şahısların arasında daha önceye dayanan bir husumet olduğu değerlendiriliyor” dedi. Olayla ilgili başlatılan soruşturma sürüyor.

 

Üsküdar’da sokağa kedi evi koyan yurttaşlar, bazı kişilerin saldırısına uğramıştı

Üsküdar’da soğuktan korunmaları için mahalleye konulan kedi evinden rahatsız olan bir grup, kedi evini koyan kişilere saldırdı.

Üsküdar Ünalan Mahallesi’nde sokağa kış günlerinde kedilerin sığınması için kutu bırakan gençlere, kedi evlerinden rahatsız olan bir grup saldırıda bulundu. Sosyal medyada yaşadıkları olayın video görüntülerini paylaşan hayvanseverler, daha sonra polisin gelerek şikayetlerini aldığını bildirdi

Dünyanın en dakik insanları nerede?

İsviçre dünyanın en dakik ülkesidir. Alp Dağları üzerinde kurulu bu ülkede herkes zamana, bir de temizliğe çok önem verir.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 09.01.2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

u duruma alışkın olmayanlar karmaşık duygular yaşar; biraz şaşkınlık ve rahatlığın yanı sıra biraz da rahatsızlık söz konusudur aslında.

Dakiklik İsviçrelilerin hayatının bir parçası ve mutluluk kaynağıdır. Özellikle İtalya ve Fransa gibi zamana esnek yaklaşan ülkelerden sonra İsviçre’ye gidenler buradaki dakikliğe karşı değişken duygular içindedir.

Önce hoşunuza gider bu durum. Biriyle hangi saatte buluşacaksanız o saatte gelir, ne 5 dakika önce ne de 5 dakika sonra. Daha sonra sinirinize dokunmaya başlar. İngiliz yazar Evelyn Waugh “dakiklik can sıkıntısından kaynaklanır” der.

Oysa İsviçre’de dakiklik, başkalarına karşı saygılı olma ve düşünceli davranmanın ifadesidir.

çiçeklerle saat

Dağların etkisi

Dünyada en iyi saatleri İsviçrelilerin yapması tesadüf değildir. Bu ülkede trenler de başka her şey de saatinde ve tıkır tıkır işler.

Bir de tuvaletleri vardır, tertemiz. Bazı ülkelerde çeşme suyu içmek intihar sayılırken burada herkes bunu gururla yapar. Musluktan kaynak suyu akar çünkü.

Bu dakiklik ve temizliğin nedeni nasıl açıklanabilir? Kimse pek bilmiyor bunu. Ama dağların etkisi olduğu sanılıyor. Böyle bir coğrafyada ya toprağı zamanında ekip biçer ya da yıl boyunca aç kalırsınız.

Bugün dünyanın birçok bölgesinde dakiklik ne yazık ki önemini yitiriyor. Bunda kısmen cep telefonlarının da rolü var. Biraz geç kaldığımızda telefonla haberdar edebileceğimizi bilmenin rahatlığıyla hareket ediyoruz. Fakat İsviçre’de bu yönde bir kötüleşme bile hissedilmiyor.

banyoİsviçreliler dakikliğin yanı sıra temiz tuvaletleriyle de bilinir.

Dakikliğin dezavantajları

11 yıldır Cenevre’de yaşayan Amerikalı yazar Susan Jane Gilman şimdiye dek hiçbir taksinin geç kalmadığı, buzdolabı teslimatı için verilen zaman aralığına uyulduğu gibi örneklerden söz ediyor. Daha önce her şeye hep geç kaldığını söyleyen Gilman dakikliği öğrendiğini, bu şekilde “herkesin zamanına saygı gösterdiğini” ifade ediyor.

Fakat bunun da dezavantajları var: Doğduğu şehre, New York’a her gidişinde oradaki dakik olmama halinin artık kendisini rahatsız ettiğini söylüyor Gilman.

Öte yandan İsviçre’de herkes dakik olduğu için bütün kafeler aynı anda, öğleden sonra 4’te dolup taşar. Çünkü herkes tam da bu saatte kahve molasına çıkar. Ayrıca apartmandaki çamaşırhaneyi kullanmanız için size ayrılan günü ve saati beklemeniz gerekir.

Dakiklik karşıdaki insandan da aynı davranış beklentisini yarattığı için, bunun gerçekleşmemesi halinde aşırı hayal kırıklığı ve öfkeye neden olabiliyor.

isviçre treni

Trenlerin yüzde 89’unun ilan edilen varış zamanını üç dakikadan fazla aşmaması için konulan hedefin yüzde 87,5’te kaldığı haberi İsviçreliler açısından rahatsız edici olmuştu.

Bunu anlayışla karşılamalı belki de. Ne de olsa İsviçre dakiklik konusunda başkalarıyla yarış halinde. Japonya’daki Shinkansen adlı hızlı trenler bir yılda ne kadar gecikti dersiniz? Tam 36 saniye!

BBC Türkçe

Kardan adamı tekmeleyen kadın kamerada

Ankara’da bir iş yerinin güvenlik kamerasına takılan, kardan adamı tekmeleyen kadın videosu sosyal medyada izlenme rekoru kırıyor.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 04.01.2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

osyal medyada hızla yayılan kardan adamı tekmeleyen kadın videosu izlenme rekoru kırıyor. Görüntü Ankara’da bir iş yerinin güvenlik kamerasına takıldı. Görüntüde kadın, önce kardan adamı tekmeliyor sonra etrafına dönüyor, tekrar tekmeliyor.

İzlenme rekorları kıran görüntülerde bir kadın, kardan adama tekme atıyor ve onu yere düşürüyor. Daha sonra üzerine çıkıp onu ezmeye çalışırken feci şekilde yere düşüyor.

Esnaf Şehmus: Marksist-Leninist nedir bilmiyorum, ben milliyetçiyim

Twitter’da bir anda fenomen olan Şehmus Seven “Marksis-Leninist nedir bilmiyorum, ben milliyetçiyim” dedi. Seven’in elektrik kesintisi ile ilgili attığı tweetin ardından trollerle girdiği diyaloglar sosyal medyayı sallamıştı.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 04.01.2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

dı Şehmus Seven… İkitelli OSB’de yedek parça ticareti yapıyor. Son günlerde sosyal medyanın en çok konuştuğu isim oldu. Elektrik kesintisi için attığı tweet ve twitter’daki trollerle diyalogları sosyal medyayı sallayan Seven, hurriyet.com.tr’ye konuştu.

Şehmus Seven, kendi adıyla kurduğu bir şirketin sahibi. İstanbul İkitelli OSB’de faaliyet gösteriyor. Şirketi 2 yıl kadar önce kurdu. Seven, 7 çalışanıyla birlikte yedek parça ticareti yapıyor. Seven’i sosyal medyada tartışma konusu yapan ise geçtiğimiz hafta yaşanan elektrik kesintileri oldu.Yoğun kış koşulları nedeni ile yaşanan kesintiler, Gebze, Dilovası, Çerkezköy gibi önemli sanayi bölgeleri yanı sıra, binlerce şirketin faaliyet gösterdiği İkitelli OSB’deki şirketleri de vurdu.

Sorunu bakana bildirdi

Şehmus Seven de, yaşadıkları sorunu gündeme getirmek için Twitter hesabında Enerji Bakanı Berat Albayrak’a yönelik bir tweet attı. Seven mesajında “Sayın Bakanım İkitelli Organize Sanayi Bölgesi’nde 5 gündür elektrik verilmiyor zararımız çok büyük yardımcı olur musunuz” dedi. Olanlar da bundan sonra oldu.

Bazı troll hesaplar Seven’e yönelik mesaj atmaya başladı. Kimi Seven’i İsrail ajanı olmakla kimi, üst aklın parçası olmakla suçladı.

Seven ise yaşadıklarına şaşırdığını belirterek şunları söyledi: “Ben öyle Twitter’a giren biri de değilim. Bu olaydan önce tek bir takipçim vardı. Kimse takip etmez ki beni. Şimdi artmış. Ben o gün basit bir sorunu dile getirdim. 5 gün üst üste elektrik yoktu ve birkaç gün daha gelmeseydi buradaki tüm esnaf çok ciddi zarar görürdü.

“Marksist-Leninist nedir bilmiyorum, ben milliyetçiyim”

Sayın Bakan’a yönelik yazdığım o mesajdan sonra kimi, İsrail ajanı olduğumu söyledi, kimi Marksist-Leninist olduğumu söyledi! Oysa Marksis-Leninist nedir onu da bilmiyorum. Biri bu Esad’ın ajanı diyor, biri İsrail ajanı mısın diyor.

Ben, elektrik yok diyorum adam diyor ki sen vatanı mı böleceksin.

Anlamıyorum ki!. Sadece elektrik istedim ben. Milliyetçi bir insanım. Yedi tane sigortalı çalışanım var. Vergimi, sigortamı günü gününe ödeyen biriyim.” CNN

Üniversiteyi bırakıp hayatını sokak hayvanlarını adadı

Akdeniz Üniversitesi’nde (AÜ) bir grup öğrenci, sokak hayvanlarına bakmak için üniversite eğitimini yarıda bırakıp Kırklareli’nin Babaeski ilçesine giden arkadaşları 34 yaşındaki Gökçer Korkmaz’a destek amacıyla kampanya başlattı. Üniversite öğrencisi Görkem Barındık, kampanyayla satın alınan mamaları Babaeski ilçesinde Korkmaz’a teslim etti.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 04.01.2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

ntalya’da AÜ Turizm Fakültesi’nde okurken hayvan sevgisi ağır bastığı için okulunu yarıda bırakıp memleketi Kırklareli’nin Babaeski ilçesine geri dönen Gökçer Korkmaz, annesiyle yaşadığı evinde, yaralı ve hasta 50 köpeğe bakıyor.

Bu hayvanlarla evini paylaşan Gökçer Korkmaz, motosikletiyle yaklaşık 15 kilometre uzaklıktaki ilçenin çöplüğüne gidiyor. Korkmaz, çöplükte yaklaşık 500 köpek ile tek tek ilgilenirken, yanında getirdiği mamayı köpeklere paylaştırıyor. Hayvanların sorunlarıyla ilgilenen Korkmaz’a, Türkiye’nin birçok bölgesinden destek geliyor.

‘OKUL ROBOT OLMAMIZI İSTİYOR’

Okul hayatını hayal ettiği gibi olmadığı için bıraktığını belirten Gökçer Korkmaz, “Okul, her şeyden önce bir çocuğun iyi kalpli bir insan olarak yetişmesini hedeflemeliydi. Oysa okullar savaşları öğretiyor, ama savaşın neden kötü bir şey olduğu hakkında herhangi bir şey öğretmiyor. Doğa hakkında tüm şeyleri öğretiyor ama gerçekten doğayı neden sevmemiz gerektiğini, onu neden korumamız gerektiği anlatmıyor. Bütün hayvanlar öğretiliyor ama hayvanları sevmemiz gerektiği, onlara yardım etmemiz gerektiği anlatılmıyor, öğretilmiyor. Bizleri iyi kalpli bir insan yapacak ilgili konular derslerde işlenmiyor. Okullar ezber bilgilerle doldurulmuş, bir nevi meslek sahibi robotlar olmamızı istiyor. İyi kalpli insanlar, iyi kalpli çocuklar olmamızı o kadar da umursamıyorlardı” diye konuştu.

MAMALARI BABAESKİ’DE TESLİM ETTİ

Gökçer Korkmaz’ın yarıda bıraktığı AÜ’nün öğrencileri de arkadaşlarına destek olmak için kampanya başlattı. İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü son sınıf öğrencisi Görkem Barındık öncülüğünde öğrenciler, ‘Gökçer Korkmaz Hayvanseverler Kumbarası’ kampanyasıyla para topladı. Görkem Barındık, kampanya ile topladığı parayla bir internet sitesinde mama ve hayvanlar için ilaç siparişi verdi.

Mamaları ve ilaçları Gökçer Korkmaz’ın yaşadığı ilçeye yönlendiren Barındık, siparişlerinin Korkmaz’a ulaştığı gün Babaeski ilçesine gitti. Topladığı paranın makbuzlarının yanı sıra sipariş ettiği mama ve ilaçların makbuzunu sosyal medyada paylaşan Barındık, bu yöntemle insanların kafasında soru işareti kalmamasını sağladı.

Hareketli 2017 gündemi: Trump, Brexit, seçimler

ABD Başkanı seçilen Donald Trump’ın görevi devralmasından, İngiltere’nin AB’den ayrılma sürecinin başlamasına ve Avrupa ülkelerindeki kritik seçimlere kadar dünyayı 2017’de de çok hareketli bir gündem bekliyor.

 

––––––––––––––––––––––––––––––––– 01.01.2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

 

017 yılı ABD Başkanlık seçimlerini kazanan işadamı Donald Trump’ın ocak ayında görevi Başkan Baracak Obama’dan devralmasıyla başlayacak. 20 Ocak’ta görevi devralacak olan Trump, daha göreve başlamadan yaptığı açıklamalarla dünya siyasetine nasıl bir yön vereceği konusunda kafalarda soru işaretleri oluşturdu. Siyasi tecrübesi olmayan Trump kilit görevlere çok tartışmalı isimleri getirdi.

Asya

Trump’ın göreve gelmesi Asya’da da merakla bekleniyor. Trump’ın daha göreve gelmeden diplomatik bir geleneği yıkarak Tayvan Devlet Başkanı ile telefon görüşmesi yapması ve ABD’nin tek Çin politikasını sorgulamasına Çin’den sert tepki gelmişti.

Amerika’nın ekonomisini güçlendirmek için korumacı bir politika savunan müstakbel ABD Başkanı Trump’ın 12 ülkeden oluşan Trans-Pasifik Ortaklığı Antlaşması’nı (TPP) feshetme planına Asya ülkeleri tepki göstermişti. Trump, bunun yerine Amerika’ya istihdam ve iş alanlarını geri getirecek daha adil ve karşılıklı ticaret anlaşmaları müzakereleri yapacaklarını söylemişti.

default

Trump’ın TPP’ye karşı olan tutumu Japonya’yı endişelendirmişti. Göreve gelmeden Trump’ın görüştüğü ilk lider müttefik Japonya’nın Başbakanı Shinzo Abe oldu. Abe, ülkedeki ekonomik reformlarının temellerinden biri olan ve Çin’in yükselen gücüne karşı bir önlem özelliği taşıyan antlaşma için Başkan Barack Obama ile birlikte çalışmıştı.

Trump seçim kampanyası sırasında İran ile varılan nükleer anlaşmayı da tüm zamanların en kötü anlaşması ilan etmiş ve feshedilmesini istemişti.

Brexit bilmecesi
Trump’ın görevi devralacağı Ocak ayı içinde yaşanacak bir diğer önemli gelişme ise Londra’daki Temyiz Mahkemesi’nin ülkenin Avrupa Birliği’nden (AB) ayrılması (Brexit) ile ilgili vereceği karar. İngiltere’de Yüksek Mahkeme kasım ayında İngiliz hükümetinin AB’den ayrılma müzakerelerine Parlamento’nun onayı olmadan başlayamayacağına hükmetmişti. Ancak İngiliz hükümeti karara itiraz etti. Hükümetin başvurusu üzerine başlayan temyiz duruşmalarının, Brexit sürecindeki yetki karmaşasını çözeceği düşünülüyor. Temyiz Mahkemesi’nin bu konu hakkındaki kararını ocak ayında açıklaması bekleniyor. İngiltere, 23 Haziran’da yapılan referandumda yüzde 52 oyla AB’den ayrılma kararı almıştı.

default
İngiltere Başbakanı Theresa May

Mart ayında İngiltere Başbakanı Theresa May’in, iki yıl alması beklenen İngiltere’nin AB’den çıkış sürecini başlatacak 50’nci maddeyi yürürlüğe sokması bekleniyor.

Londra’daki mahkemenin kararını takiben AB dönem başkanlığını 1 Ocak’ta devralacak Malta’da şubat ayında yapılacak AB Hükümet Başkanları zirvesinde Brexit sonrası AB tartışılacak.

Avrupa’da seçimler
2017 yılında Avrupa’nın birçok ülkesinde seçim maratonu var. Startı mart ayında Hollanda verecek. Sağ partilerin güçlenme eğiliminde olduğu Avrupa’da, Hollanda’da aşırı sağcı Geert Wilders’in Özgürlük Partisi’nin (PVV) seçimlerde oylarını arttıracağı tahmin ediliyor. Wilders’in partisi İslam, göç ve AB karşıtı söylemlerle dikkat çekiyor. Ancak Özgürlük Partisi’nin tek başına iktidar olması söz konusu olmadığı için, seçimler sonrasında hükümet kurma çalışmalarının zaman alması bekleniyor.

Fransa’da da 2017 seçim yılı olacak. 23 Nisan ve 7 Mayıs tarihleri arasında cumhurbaşkanlığı seçimleri, 11 ve 18 Haziran’da ise milletvekili genel seçimleri için yaklaşık 43 milyon seçmenin sandığa gitmesi bekleniyor. Paris saldırılarının gerçekleştiği 2014’ün kasım ayından itibaren olağanüstü hal şartlarıyla yönetilen Fransa’da terör riski gündemin ana başlığını oluştururken, cumhurbaşkanlığı yarışının Fransız aşırı sağcı Ulusal Cephe Partisi’nin lideri Marine Le Pen ve merkez sağın başkan adayı François Fillon arasında geçmesi bekleniyor. Muhafazakar kesimi temsil eden Fillon, Türkiye’nin AB üyeliğine karşı, yabancılara ve Müslümanlara yönelik sert tutumuyla tanınıyor.

default
Almanya Başbakanı Angela Merkel

Almanya’da da eylül ayında federal parlamento seçimleri yapılacak. Almanya Başbakanı Angela Merkel’in dördüncü kez adaylığını koyduğu seçimlerde, Berlin’de düzenlenen Noel pazarı saldırısının ardından artan güvenlik endişeleriyle zaten sığınmacı politikası nedeniyle eleştirilen Merkel’in siyasi geleceğinin kaderinin belirlenmesi bekleniyor.

İtalya’da da Sosyalist Başbakan Matteo Renzi’nin, ekim ayında anayasa referandumunu kaybetmesinden sonra erken seçimin gündeme gelmesi bekleniyor. İtalyanlar Renzi’nin izlemekte olduğu ‘AB dostu’ rota ve ekonomi politikalarını reddettiler ve radikal “Beş Yıldız” hareketi yükselişe geçti.

default
Suriye
Suriye krizi de dünya gündemini 2017’de çok meşgul edecek konular arasında yer alıyor. Türkiye, Rusya ve Şam rejimi, Suriye’de rejim ve muhalif güçlerin ateşkes konusunda mutabakata vardığını açıkladı. Ateşkes 30 Aralık’ta gece yarısından itibaren yürürlüğe girdi. Kazakistan’ın daveti üzerine Rusya, Türkiye, İran ve Suriye’nin başkent Astana’da yeni barış görüşmeleri başlatılması konusunda uzlaştığı açıklamıştı. Tarafların ocak ayında Astana’da bir araya gelmesi bekleniyor.

DW

kim-olursan-ol-gel-laikliktir-8235012

Mevlana'nın 22. kuşak torunu: "Ne olursan ol gel" laikliktir

Hz. Mevlana’nın 22’nci kuşak torunu ve ‘Çelebi’ makamının son temsilcisi Faruk Hemdem Çelebi, Mevlana’nın ‘Kim olursan ol gel’ diyerek laikliklik ilkesini ortaya koyduğunu belirterek "Hz. Mevlana, yaşıyor olsa, Müslümanları ikaz edip 'Bu kadar kavgaya gerek var mı? Hepiniz de aynı yolun yolcusu değil misiniz? Hepiniz aynı ağacın dalları değil misiniz?' beyitleri ile birlik ve beraberlik vurgusu yapardı" dedi.

–––––––––––––––––––––––––––––––––    26.12.2016    –––––––––––––––––––––––––––––––––

z. Mevlana’nın yurt içi ve yurt dışında en doğru biçimde anlaşılması için kurulan Uluslararası Mevlana Vakfı’nın başkanlığını da yürüten Çelebi, "Atatürk ilkeleriyle büyüdük. Türkiye’yi Atatürk’süz düşünemiyorum" dedi.

Faruk Hemdem Çelebi'nin Milliyet gazetesinden Mert İnam'a verdiği söyleşi şöyle:

- Mevlana öğretisini son yıllarda popüler kültürün parçası haline getirenler olduğunu düşünüyor musunuz?

Hz. Mevlana, insani değerleri irdeleyen, insanın değerini, değersizliğini, yaşamda karşılaşabileceği olaylarda hareket tarzını gösteren evrensel fikirleri göstermiştir. İnsanı bir mühendis gibi analiz etmiş ve insanın içindeki Musa’yı da Firavunu da, HZ. İBRAHİM’i de Nemrud’u da, Hz. Peygamberimizi de Ebu Cehil’i de ortaya çıkarmıştır. Aslında yolu insanca yaşam reçetesidir. İnsani ve manevi değerlerden uzaklaştıkça bu değerlerin farkında olanlar, onun fikirlerine daha da sarılıyorlar. Dünyevi görüşü ne olursa olsun her kesim Hz. Mevlana’nın bu fikirlerinde önemli öğretiler buluyor. Maalesef Hz. Mevlana’yı bir şekilde tanıtım, Reklam, şöhret aracı gibi kullanıp kendilerine veya kurumlarına çıkar sağlayanlar oluyor. Hz. Mevlana’ya gösterilen ilgiyi kendi amaçları doğrultusunda kullanıyorlar.”

- Sosyal medyadaki hesap ve paylaşımlara bakıyor musunuz?

Bazı Hz. Mevlana paylaşımları var ki içler acısı. Kendisine ait olmayan sözleri paylaşanlar, kendi söylemlerini Hz. Mevlana’ya söyleyip adeta avukat yerine koyanlar var. Biz, Hz. Mevlana Ailesi ve Uluslararası Mevlana Vakfı olarak bu tarz olumsuz kullanımlara karşı Kültür Bakanlığı ile hareket edip gerekli tedbirleri aldırmaya çalışıyoruz. Ancak bu konuda bir kanun maddesi olmadığı için çabamız yetersiz kalabiliyor. Hz. Mevlana ve Mevlevilik ülkemizin en önemli değerlerinden. 800 yıllık bu kültürümüzü dejenere olmadan gelecek kuşaklara taşımalıyız.

‘Ortak değerimiz Atatürk’

Mevleviler’in en önemli ismi Çelebi, Atatürk’ün Türkiye için ortak bir değer olduğuna dikkat çekerek, “Atatürk ilkeleriyle büyüdük. Türkiye’yi Atatürk’süz düşünemiyorum. Büyük dedem Abdülhalim Çelebi, Konya vekili olarak, ilk Meclis’te, Atatürk’ün yanında, Meclis başkan yardımcısı olarak yer aldı. Yeni kuşaklarda ayrışmalar görüyorum. Ortak değerlerimize sahip çıkmalıyız. Atatürk’ün suistimal edilmesine izin vermeyelim” diye konuştu.

‘MevlanaTürk’tür’

Hz. Mevlana’nın Farsça kullandığı, Türk olmadığını için yapılan eleştirilere ne dersiniz?

- O dönem pozitif bilimlerdeki eserler Arapça yazılır, edebiyatla ilgili konularda Farsça kullanılırdı. Mevlana da bu yaygınlıkla eserlerini Farsça söylemiştir. Bir rubaisinde Türk olduğunu söylüyor. Geldiği Belh bölgesi de Türkler’in yaşadığı bir yer olduğundan Hz. Mevlana Türk’tür.”

‘Mevlevilik’te kamplaşma yok’

Mevlevilik ve Hz.Mevlana adını kullanan birçok sahte şeyh ve cemaat oluşumu var?

- Doğru dürüst Mevlana okumaları, araştırmaları yapmadan, kendisi bile tam anlamadan ortaya çıkıp Mesnevi dersi veren, ehlinden öğrenmeden olur olmadık yerlerde sema edenler var. Bir de bunlar etraflarına insan toplayıp bu yolun temsilcisi gibi hareket ediyorlar. İşte bu bizleri çok üzüyor. Mevlevilik’te öyle ayrılma, kamplaşma, gruplaşma yoktur.

Sizce Hz. Mevlana yaşıyor olsa bugünkü İslam dünyasının içinde bulunduğu durumu nasıl yorumlardı?

- Maalesef İslam dünyasının bugün içinde bulunduğu durum hepimizi üzmekte. Özellikle Suriye ve öncesinde Irak’ta yaşananlar ‘Müslümanım’ diyen herkesi incitir, incitmelidir. Hz. Mevlana’nın yaşadığı dönemde de, günümüze benzer kavgalar, savaşlar vardı. Belki de günümüzde Hz. Mevlana’ya artan ilgi bundan kaynaklanıyor. Hz. Mevlana, o dönemde birbirleri ile mücadele halinde olan Müslüman sultan kardeşlere ve çevresindekilere bir olmayı, birlik olmayı, aksi takdirde dışarıdan gelen düşmana karşı mücadele edilemeyeceğini söylemiştir. Yaşıyor olsa, Müslümanları ikaz edip ‘Bu kadar kavgaya gerek var mı? Hepiniz de aynı yolun yolcusu değil misiniz? Hepiniz aynı ağacın dalları değil misiniz?’ beyitleri ile birlik ve beraberlik vurgusu yapardı.