Category Archives: Yaşam

585e5aabc03c0e2ab0d55372

'No More Lies' (Artık Yalan Yok) bu kez Paris'teydi!

Paris’te bulunan Le Mur Derneği'nin her iki haftada bir bilinen bir sokak sanatçısına boyattığı Oberkampf Sokağı'ndaki duvarını bu kez Türkiye’de “No More Lies” (Artık Yalan Yok) adıyla bilinen sokak sanatçısı boyadı.

–––––––––––––––––––––––––––––––––    25.12.2016    –––––––––––––––––––––––––––––––––

dını açıklamayan, yüzünü göstermeyen sanatçı, Avrupa’nın Suriye dramına ve Suriyeli mültecilere karşı takındığı vurdumduymaz tavrı eleştirmek amacıyla, Noel gününden bir gün önce (23 Aralık) Noel Baba’nın geyikli kızağına armağanlar yerine Suriyeli mültecileri doldurdu.

Noel Baba bu kez Suriyeliler ile birlikte uçtu

22 Aralık günü başlayan etkinlik, Paris’teki 2 derecelik soğuk havaya rağmen 23 Aralık akşamı saat 19.30'da biriken kalabalığın alkışları ile tamamlandı.

7 Ocak 2017'ye kadar duvarda kalacak olan eser bu tarihte silinecek ve yerine bir başka sanatçının eseri gelecek. Ancak Le Mur Derneği'nin periyodik olarak birkaç yılda bir hazırladığı kitabında sanatçının eseri yer alacak ve arşivlerde eserin yapılma sürecinde çekişmiş fotoğraflar ve filmler de bulunabilecek.

Noel Baba bu kez Suriyeliler ile birlikte uçtu

Söylemek istediklerim var...

Eserlerini No More Lies (Artık Yalan Yok) adıyla üreten sanatçı, çalışmalarıyla ilgili olarak, “Ben bu işi ünlü olmak ya da para kazanmak için yapmıyorum, söylemek istediklerim var, onları anlatıyorum ve anlatmayı da sürdüreceğim. Benim kim olduğum, nerede okuduğum, yaşım vs. bunlar önemli değil, önemli olan ortaya çıkan üründür” ifadelerini kullandı.

Noel Baba bu kez Suriyeliler ile birlikte uçtu

1025521308Türk kullanıcılara özel emoji klavye

Dünya genelinde günde 6 milyar emojinin paylaşıldığı mesajlaşma platformlarında Türk kullanıcılar için özel emoji klavyesi geliştirildi. En çok 'nazar boncuğu' ikonunun kullanıldığı uygulamada; 'simit', 'sucuklu yumurta', 'çeyrek altın', 'çay', 'Türk kahvesi' ve 'baba figürü' gibi 450'yi aşkın ikon yer alıyor.

–––––––––––––––––––––––––––––––––    25.12.2016    –––––––––––––––––––––––––––––––––

osyal paylaşım ağlarında mesajlaşma amacıyla oluşturulan platformlarda farklı tepkileri ifade etmek için kullanılan emojilere (sanalda kişinin ifade yansıtması) bir yenisi daha eklendi.

Günlük 6 milyar emojinin paylaşıldığı dünyada, Türk kullanıcılar için yeni bir emoji klavyesi tasarlayan ve çalışmalarını Amerika'nın Los Angeles kentinde devam ettiren 31 yaşındaki girişimci Deniz Hotamışlıgil, yaptığı açıklamada, uygulamanın Türkiye'nin ilk yerel emoji klavyesi olduğunu belirtti.

Türkçe mesajlaşmalarda karşı tarafa verilmek istenen duyguları tam olarak anlatan emojilere gereksinim duyulması üzerine fikrin ortaya çıktığını dile getiren Hotamışlıgil, "Uygulamanın tasarımları ve çizgileri bana ait. Yazılım ve teknolojisini ise dünyaca bilinen pek çok uygulamayı yazan bir ekip üstlendi. 10 kişilik ekibin yarısı, aralarında Amerikalıların da bulunduğu yabancılardan oluşuyor" diye konuştu.

Her zaman yenilikçi, dinamik Türk yazılımcılara kapılarının açık olduğunu aktaran Hotamışlıgil, mizahıyla uygulamaya destek verebileceklerin kendileriyle iletişime geçmelerini istedi.

EN ÇOK 'NAZAR BONCUĞU' KULLANILIYOR

Uygulamada lokasyon, araç-gereç, enstrüman, içecek, taşıt, yemek ve spor olmak üzere toplam 10 kategoride 450'yi aşkın ikonun yer aldığı bilgisini veren Hotamışlıgil, şunları kaydetti: "Emojum fikrini hayata geçirmeye karar verdiğimizde, emojilerin neler olacağına dair ihtiyaçtan doğan bir liste hemen oluştu. Bununla yetinmeyip Türkiye'de geniş bir pazar analizi yaptık ve insanımıza ihtiyaçlarını sorduk.

Bu araştırma, 'Emojum' yayınlanana kadar sürdü ve son dakikaya kadar eklemeler yaptık. Bundan sonra ise sözü kullanıcılarımıza bırakıyoruz. Yüzde yüz yerli 'Emojum' hepimizin klavyesi." Nazar boncuğu ikonunun Türk ve yabancı kullanıcılar arasında en çok tercih edilen ikon olduğunu belirten Hotamışlıgil, en çok talep gören diğer ikonları ise şöyle sıraladı: "Sultanahmet Camisi, baba, anne, gelin, damat, sünnetli çocuk, polis, asker, cezve, kazma, arkasından su dökmek, darbuka, çay, bıyıklı, gülen ve şaşırmış adam, vapur, simit, sucuklu yumurta ve gol ikonu." Deniz Hotamışlıgil, kullanıcıların duygularını istedikleri gibi aktarabilmeleri için uygulamada "kendi emojini tasarla" bölümünün de bulunduğunu bildirdi.

'EMOJİLER DUYGULARI GÖRSELLEŞTİRDİ'

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Filiz Aydoğan Boschele ise emojilerin radyo, televizyon gibi geleneksel medya mecralarının yerini günümüzde internet, 4,5 G telefonları ve tabletleri de içine alan yeni medya teknolojilerine bırakmasıyla ortaya çıktığına vurgu yaptı. Teknolojinin iletişim ve günlük hayata etkisinin her geçen gün daha da arttığını aktaran Boschele, eskiden telefonda konuşmak ya da mesajlaşmak için harcanan zaman ve maddi külfet ile bu araçları kullanarak harcanan para ve zaman arasında büyük bir fark olduğunu kaydetti.

Boschele, "Eskiden zihinsel açıdan elimize kalem alıp mektup yazmak ya da duygularımızı açıklayacak kelime bulma zahmeti vardı. Şimdi klavye ve emojiler bu işi daha da kolaylaştırdı" diye konuştu. Emojilerin tüm dünyada popüler olarak kullanıldığını dile getiren Boschele, şu değerlendirmede bulundu: "Emojiler; iletişimin, siyasetin, hemen her şeyin bu kadar görselleştiği, yazmayı ve yaşamayı giderek bıraktığımız bir dünyada duyguları görselleştirdi. Gündelik yaşamımızın ve değerlerimizin emoji olarak telefonlarımızda yer alması, elbette kullanıcılar için kendilerini ifade etmede bir rahatlık hissettirecektir. Uygulamanın Türk kültürünün özelliklerini kapsaması mutlaka kullanıcı sayısını artıracaktır."

SPUTNIK

Facebook'ta Başkalarını 'İzlemek' Mutsuzlaştırıyor!

Yapılan araştırmaya göre dünyanın en popüler sosyal paylaşım sitesi Facebook'ta çok fazla dolanarak başkalarının "mükemmel" hayatlarına, ailelerine ve tatil fotoğraflarına bakmak keyfinizi kaçırarak sizi mutsuzlaştırıyor olabilir. Saatlerce bilgisayar başında sosyal medyada vakit geçirenler için de araştırmacıların yeni bir önerisi var...

––––––––––––––––––––––––––––––––– 24.12.2016 –––––––––––––––––––––––––––––––––

raştırmacılar, saatlerce başkalarının sosyal medya sayfalarına bakarak vakit geçirenlerin kendi hayatlarını başkalarının hayatlarıyla karşılaştırarak kendilerini mutsuz ettiklerini söylediler.

selfie stick ile ilgili görsel sonucu

Danimarka'da, Kopenhag Üniversitesi'nin yaptığı araştırmaya göre sosyal medyada vakit öldürmek kıskançlığa yol açabiliyor.

BBC Türkçe'de yer alan habere göre  Araştırmacılar, özellikle başkalarıyla iletişime geçmeden sosyal medyada dolanmanın daha olumsuz etkileri olduğu hakkında uyarıyorlar.

Çoğu kadın olmak üzere 1300'den fazla kişinin katılımıyla gerçekleştirilen araştırma, Facebook gibi sosyal medya sitelerinin tatmin duygusunu ve duygu durumunu olumsuz etkilediğini gösteriyor.

İlgili resim

'Gerçekçi olmayan karşılaştırmalar yapıyorsunuz'

Araştırmacılar, başkalarının sosyal medya sayfalarına çok fazla vakit ayıran ve gerçekçi olmayan karşılaştırmalar yapan kişilerin olumsuz duygulara kapılabileceklerini söylüyor.

Siberpsikoloji, Davranış ve Sosyal Ağ Kurma dergisinde yayınlanan araştırma sosyal medya kullanıcılarını yaptıkları karşılaştırmalar nedeniyle kıskançlık ve mutsuzluk duygularına kapılabilecekleri hakkında uyarıyor.

Araştırmacılar, saatlerce bilgisayar ekranına bakarak sosyal medyada vakit geçirenlere yeni bir yöntem önerdiler...

Sosyal medyada vakit öldürmek yerine, başkalarıyla iletişime geçen kişilerin çok daha olumlu duygular deneyimleyebildiğini öne sürdüler.

Bu mecrada sosyalleşmeyi tercih etmenin, başkalarının sosyal medya sayfalarında gezinmekten daha az iç karartıcı olduğu ifade ediliyor.

Bir hafta boyunca sosyal medyayı kullanmayın!

Araştırma ayrıca mutluluğa ulaşmak için başka bir yöntemin de bir hafta boyunca sosyal medyayı kullanmamak olduğunu savunuyor.

‘Tam bir “özgür kız” oldum’

zz15.12.2016

İzmir’de eşinin kıskançlıkları nedeniyle kapının önüne bile çıkamazken, şimdi dünyayı gezen bir seyyaha dönen 60 yaşındaki Ayşe Kurucu, kendi deyimiyle ‘özgür kız’ oldu.

Eşinden ayrıldıktan sonra 10 yılda 25 ülkeye gitti. O ülkelerde çektirdiği fotoğrafların bulunduğu makineyi kaybedince hayatı değişti. Sosyal medyada fenomen haline gelen ‘Ayşe Teyze’, reklam ve dizi teklifleri alıyor.

10 YILDA 25 ÜLKEYİ GEZDİ

İzmir’de yaşayan ev hanımı, 3 çocuk annesi Ayşe Kurucu, eşinin kıskançlıkları yüzünden kapı önüne bile çıkamadığı günlerden şimdi dünyayı gezen seyyaha dönüştü. 10 yılda 25 ülkeyi gezdi. Herkesin ‘Ayşe Teyze’ diye seslendiği Ayşe Kurucu’nun bu özelliği, geçen Temmuz ayında gittiği Ayder Yaylası’nda ayağını burktuğu için bindiği araçta fotoğraf makinesini unutmasıyla ortaya çıktı. Makineyi bulan çift, içindeki fotoğraflara bakınca şaşırdı. Sosyal medya üzerinden fotoğrafları yayınlayıp Ayşe Kurucu’yu 5 ay sonra bulan çift, İzmir’e gelip fotoğraf makinesini teslim etti.

TV’LERDE PROGRAMLARA ÇIKACAK

Çiftin sosyal medyada yayınladığı gittiği ülkelerde çektirdiği fotoğraflarla kısa sürede binlerce kişi tarafından tanınan Ayşe Kurucu, televizyon dünyasının da dikkatini çekti. Ayşe Kurucu’ya ulaşan bazı yapımcılar reklam filmi ve dizi teklifinde bile bulundu. Gördüğü ilgiden makinesi bulununcaya kadar haberdar olmayan Ayşe Kurucu şunları anlattı:

“Meşhur olmuşum ama akıllı telefonum olmadığı için hiç haberim olmadı. Fotoğraf makinesini kaybettiğim zaman çok üzüldüm. Çünkü içerisinde bir daha gidemeyeceğim ülkelerde çektirdiğim fotoğraflar vardı. Bulununca çok sevindim. Benim çevrem zaten genişti. Şimdi daha da genişledi. Arayan soran çok. Ben de bundan çok memnunum. Reklam ve bazı küçük rollerde dizi teklifi bile geldi. Hatta bazı programlar beni konuk olarak çağırıyor. Önümüzdeki günlerde oralarda çıkacağım. Ben ne yapacağımı bilmiyorum. Hayat ne gösterir bilmem.”

TAM BİR ‘ÖZGÜR KIZ’ OLDUM

Gördüğü ilgi karşısında memnuniyetini gizlemeyen Ayşe Kurucu sözlerini şöyle sürdürdü:

“Eşimden ayrıldıktan sonra tam bir ‘özgür kız’ oldum. Ben gezmeyi incelemeyi çok severim. Gittiğim yerlerde gördüklerim karşısında çok heyecanlanıyorum. Büyük sevinç yaşıyorum. Gezilerimde ‘canım kızım’ dediğim fotoğraf makinemi de yanımdan ayırmam. Güzel gördüğüm şeyleri hemen çekerim. Bundan sonra İspanya, Çin ve Japonya’yı merak ediyorum. Buraları da ziyaret etmek isterim. İlkbaharda havalar ısınmaya başladıktan sonra planlarımızı uygulamaya koyarız.

İndirimli alışveriş neden mutlu eder?

_92694865_619cb636-c057-48a2-a85b-35909027dadd29.11.2016

İndirimli alışveriş yapma düşüncesi bile bazı insanlara heyecan verir. Bu insanlar satın alma dürtüsüne engel olamaz. Ucuzlukta alışveriş yaparken duyulan heyecan insan beynine ve bedenine dair neler anlatıyor?

Bazıları için “% 50 indirim” afişleri hiçbir şey ifade etmezken, bazılarında da diğer bağımlılık türlerindeki gibi bir dürtüyü tetikler. Terapistler, indirimde ucuza eşya alma duygusunun alkol, uyuşturucu ve gıda bağımlılığı ile benzerlik taşıdığını söylüyor.

Takıntılı bir satın alma dürtüsü teşhisi konmamış olanlar bile benzer bir coşku hissedebilir.

Bilinçaltında alınan karar

Gerçekte çoğumuz bir şeyi satın almaya kısa bir an içinde karar verir, konu hakkında uzun uzun düşünmeyiz. İndirim etiketlerinin cazibesine kapılmış bir halde, sonucu tartıp düşünecek normal süreci işletmeyiz. İnsan beyninin yapısından dolayı, bu şekildeki ani duygusal kararlar bilinçaltında alınır çoğunlukla.

alışveriş

Satın almaya karar verdiğimiz an pozitif bir duygu yüklemesi ile kendimizi iyi hissederiz. Fakat ardından, tıpkı uyuşturucu ve alkol bağımlılığında olduğu gibi, yoğun bir suçluluk hissi baş gösterir. Bu durum mantıklı düşünmeye de engel olur. Yeniden kendimizi iyi hissetmek için daha fazla satın almaya ihtiyaç duyarız.

Bu dürtüyü tetikleyen şeyleri ve ortaya çıktığında insanın beyninde ne olup bittiğini anlarsak kontrol dışı görünen bu durumla baş etme yollarını da bulabiliriz.

‘Hazine avı’

Sevdiğiniz bir mağazaya ya da alışveriş sitesine girmek bu duyguyu tetikler. Bu eylemin kendisi vücudumuza daha fazla dopamin üretme emri verir. Dopamin beyindeki bir nörotransmiterdir ve alışveriş yoluyla beynin ödül ve zevk merkezini harekete geçirerek mutluluk hissi verir.

Bazı uzmanlar alışverişi “hazine avına” benzetiyor. Alacağınız şeyi arayıp bulmak kendi başına oldukça motive edici bir eylem haline geliyor.

Bir sonraki adım ise mantıklı karar verme sürecinin dışına düşüyor. Çoğumuz satın alma kararını bir saniyeden daha kısa zamanda alırız. Bu sırada beyin dalgalarında bir yükselme görülür; bunun nedeni aldığımız ürüne karşı oluşan “duygusal angajman”dır.

alışveriş ucuzluk

Çoğu zaman bu dürtüler belli bir markayla ilgili önceki deneyimlerimiz ya da almak istediğimiz bir eşyanın indirime girmiş olması ile tetiklenir.

Çoğumuz satın aldığımız şeylere bağımlı değilizdir. Bu daha çok alışveriş sürecinin alışkanlık haline gelmesi ve tıpkı uyuşturucu ve alkol bağımlılığı gibi zor kırılmasıdır. Satın alma anından önceki günlerde bu düşüncenin getirdiği alışveriş heyecanı ile başlar ve o anı dört gözle bekler hale geliriz.

Korku ve rekabet

ABD ve dünyanın birçok ülkesinde geçen hafta indirimli alışveriş olanağı olarak sunulan Kara Cuma günü günlerden uzak durmak zor gelebilir. İndirimli satışlar sırasında vücudun otonom sinir sistemi bazı organların kontrolünü ele geçirerek ölüm kalım anlarındakine benzer aşırı tepki gösterir hale getirir.

Ucuzluktan yararlanamama korkusu bizi “rekabet moduna” sokar ve başkalarından önce bir şeyi bulup alma güdüsünü kontrol edilmez hale getirir. Bunun nedeni düşünmeden hareket etmektir.

ucuzlukta alışveriş

Bazılarında bu durum heyecan ve rekabet hissini tetiklerken bazılarında da nabız atışı yavaşlar, alışveriş günlük endişe ve sorunlardan uzaklaşmayı ve rahatlamayı sağlayan bir etkinlik haline gelir.

Alışverişe arkadaşlarınızla giderek davranışlarınızı daha iyi kontrol edebileceğinizi düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Tersine bunun alışverişi körükleyici etkisi olur genellikle.

Son pişmanlık

Arkadaşla gitmek, alış veriş yapan diğer insanlarla karşılaşmak ve internette başka insanların fikirlerini okumak kişide bağlantı duygusunu artırarak tereddüt halinde bile satın almayı kolaylaştırır.

Bunun farkında bile olmazsınız çoğu zaman. Bu durum hızlanan kalp atışı ve gerilen kaslardan ziyade beyin dalgaları ve büyümüş göz bebekleriyle kendisini gösterir.

Bu güdüden kurtulmak için indirimlerden uzak durmak, internette alışveriş yaparken hemen ucuzluk bölümüne girmemek, mağazada ise her eşyanın etiketine bakmayıp sadece ilgilendiğiniz şeyin fiyatına bakmak etkili olabilir.

Uzmanlar bu konuda sakin olmayı ve mantıklı düşünmeyi öneriyor. Ayrıca satın aldıktan sonra hissedilen pişmanlık duygusunu düşünmek de işe yarar.

BBC

Türkiye’de kadının sığınacak yeri yok

16051232_40326.11.2016

Türkiye’de kadınların yüzde 35’i şiddet görüyor. Bu yaklaşık 14 milyon kadın demek. Kadınların şiddetten kaçabilecekleri sığınma evi sayısı ise 130. Kadın örgütlerine göre kadına şiddet darbe girişimi sonrası da arttı.

Handan Aşkın, Mart 2016 tarihinden bu yana hastanede tedavi görüyor. Belden aşağısı tutmuyor. Omurilik felci geçiren Handan, fizik tedavi ile biraz olsun adım atmaya çalışıyor. Ancak hala yardım almadan hareket etmekte zorlanıyor. 30 yaşındaki genç kadının 11 ve 9 yaşlarındaki iki çocuğuna ise kız kardeşi bakıyor. Onu bu hale getiren, Türkiye’de milyonlarca kadının uğradığı erkek şiddeti. Nedeni ise Türkiye’deki kadın cinayetlerinin başlıca nedeni: Boşanmak istemesi.

Boşanmaya çalıştığı kocası onu sokak ortasında kurşun yağmuruna tutmuş. Handan Aşkın ölümden dönerken, kocası da cinayete kasıt suçundan değil, yaralama suçundan yargılanıyor.

default

Handan Aşkın, boşanmak istediği kocasının şiddetine maruz kaldı

Kendisine öncelikle ailesinin, ardından Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu ve bağlı bulunduğu belediyenin destek olduğunu anlatan Handan Aşkın, şu anda ne kendi ne de çocuklarının geleceğine dair plan yapabiliyor. Genç kadın, “Bağımsız şekilde hareket edemiyorum. Evimi unuttum. Hastane ve tedavi benim için önemli. Tedaviye sonuna kadar devam edeceğim. Sadece bunu düşünebiliyorum” diyor.

Boşanma davası devam ediyor. Tedavi sürecinin ne kadar devam edeceğini ise bilmiyor. Belki aylar, belki yıllarca…

Her 10 kadından 4’ü şiddet mağduru

Handan Aşkın, şiddet kurbanlarından sadece biri. Türkiye İstatistik Kurumu’nun verilerine göre Türkiye’de ortalama her 10 kadından 4’ü eşinden veya birlikte yaşadığı erkekten fiziksel şiddet görüyor. Ve bu şiddet olayları azımsanmayacak oranda da ölümle sonuçlanıyor. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun verilerine göre 2015 yılında toplam 303 kadın eşi veya sevgilisi tarafından öldürüldü.

Şiddet oranındaki bu yüksek orana karşı Türkiye’deki kadın sığınma evlerinin sayısı ihtiyacı karşılamıyor. Oysa Avrupa Konseyi ülkelerinin imza attığı, kadına karşı şiddeti önlemeyi hedefleyen İstanbul Sözleşmesi’nde bu bir yükümlülük. Sözleşmeye imza atan ülkelerden biri olan Türkiye’de kadınların şiddetten kaçıp  korunabileceği sığınma evlerinin sayısı 130. Evlerin toplam kapasitesi ise 3 bin 500 – 4 bin civarında.

Sığınma evlerinin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına, belediyelere ve sivil toplum örgütlerine ait olduğuna dikkat çeken Mor Çatı Kadın Sığınma Vakfı’ndan Aslı Elif Sakallı, yasalara göre nüfusu 100 binden fazla kentlerde en az bir sığınma evi bulundurma zorunluluğu olduğunu dile getiriyor. Ancak bu kurala uyulmadığını söyleyen Sakallı, “Kural var, ancak bu kurala uyulmadığı zaman yaptırımı yok” diyor.

Sığınmak isteyen kadınların sayısı artıyor

Sakallı, sığınma evlerinin hem sayı hem de nitelik açısından yetersiz olduğuna da işaret ediyor. Sığınan kadınların çok sıkı kontrole tabi tutulduğunu belirten Sakallı, “Örneğin telefona ve internete erişimleri kısıtlanıyor. Evin kurallarına dair kararlar da birlikte verilmiyor. Çok zor bir süreç. Yarı açık cezaevi gibi” diye anlatıyor.

default

Mor Çatı Kadın Sığınma Vakfı gönüllüsü Aslı Elif Sakallı

Sığınma evlerinde “gizlilik” başlıca kriterlerden biri. Bu evlerin adreslerinin ve sığınan kadınların kimliklerinin gizli tutulması gerekiyor. Ancak Aslı Elif  Sakallı  gizlilik kuralına her zaman uyulmadığını, çalışanlara yeterli eğitim verilmediğini belirtiyor. Bu yüzden de şiddet uygulayan erkekler, kadınların sığındığı bu evlere ulaşabiliyor. 

Buna rağmen sığınma evlerine başvuranların sayısı artıyor. Sadece İstanbul’daki Mor Çatı Kadın Sığınma Vakfı’na 2016 yılının ilk altı ayında 493 kadın başvuruda bulunmuş ve bunlardan sadece 42 kadın ve çocuk destek alabilmiş. 2015 yılında ise sığınma başvurusunda bulunan 695 kadından 44’ü sığınma evine gidebilmiş. 

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Temsilcisi Gülsüm Kav da her ilde sığınma evi olmamasına karşın Türkiye’nin her ilinden cinayet haberleri aldıklarını belirtiyor. Türkiye genelinde işlenen kadın cinayetlerine ilişkin araştırmalar yapan ve bu cinayetlerin yargı sürecini de izleyen platform, kadınlar için resmi bir kurum kurulmasını istiyor. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’ndan kadının adının çıkarıldığını belirten Gülsüm Kav, bunun dolaylı olarak kadına yönelik suçların artışına yol açtığını ifade ediyor. Kav, kurulmasını istedikleri teşkilatın her ilde sığınma evi açılmasını sağlaması gerektiğini de sözlerine ekliyor.

15 Temmuz’dan sonra kadına karşı şiddet

Türkiye’de son olarak 2012 yılında yapılan değişikliklerle kadının şiddetten korunmasına yönelik önlemler güçlendirilmişti. Koruma önlemleri İstanbul Sözleşmesi’ne uygun hale getirildi. Kanunda kadının korunmasına yönelik her önlemin bulunduğunu belirten Sakallı, “Yasalar var, ancak uygulanmıyor” diyor. Sakallı kadının şiddetten korunması için “siyasi irade eksik” diyor. 

defaultKadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Temsilcisi Gülsüm Kav da 15 Temmuz darbe girişiminden sonra kadına yönelik şiddetin arttığını anlatıyor. “Temmuz ayından sonra izlediğimiz kayıtlarda iki katı artış görüyoruz” diyen Kav, kadına yönelik şiddetin darbe girişimi sonrası neden arttığı sorusunu ise şöyle yanıtlıyor:

“Birincisi Türkiye’de genel olarak toplum gerilimle yüklü. Ciddi bir hak ihlali var. Demokrasiden, hukuk devleti olmaktan, laiklikten uzaklaşan bir siyasi söylem var. Uygulamalar da öyle. 15 Temmuz darbe girişiminin büyük bir şiddet dozu içermesi nedeniyle onu bastırma süreci de benzer bir şiddet dozuyla ilerliyor. Böyle dönemlerde şiddetin önünün açılması doğrudan kadını etkiliyor. Şiddetin normalleştirilmesi bir anlamda.”

Kapatılan sivil toplum örgütleri

Olağanüstü hal döneminde çıkarılan kanun hükmündeki kararnamelerle (KHK) çok sayıda sivil toplum kuruluşunun (STK) faaliyetleri yasaklandı, kapılarına kilit vuruldu. Kapatılan STK’lar arasında kadın ve çocuk haklarına ilişkin çok ciddi çalışmalar yapan organizasyonlar da bulunduğunu ifade eden Aslı Elif Sakallı, STK’ların hareket edemez hale getirildiklerini belirtiyor. Sakallı, ancak yine de olağanüstü hal koşullarında mücadele etmeye devam ettiklerini ifade ediyor.

Deutsche Welle Türkçe- Hülya Schenk

_92113263_p04d6l5t

Tekrarlanan yalanları neden gerçek görüyoruz

Doğru olup olmamasından bağımsız olarak bir şey tekrarlandıkça insana doğru gelmeye başlar. Bunu bilmek, propaganda tuzağına düşmeyi engelleyebilir.

–––––––––––––––––––––––––––––––––    30.10.2016    –––––––––––––––––––––––––––––––––

oğru olup olmamasından bağımsız olarak bir şey tekrarlandıkça insana doğru gelmeye başlar. Bunu bilmek, propaganda tuzağına düşmeyi engelleyebilir.

"Tekrarlanan yalan gerçeğe dönüşür" sözü çoğunlukla Nazi propaganda bakanı Jospeh Goebbels'e atfedilir ve propagandanın temel kuralı olarak bilinir.

Psikologlar bunu "gerçek yanılsaması" etkisi olarak tarif eder. Bu etki üzerine yapılan deneylerde, deneklerden, önemsiz şeylerle ilgili bazı belirlemeleri doğru ya da yanlış şeklinde sınıflandırmaları istenir. Örneğin, "Pestil meyveden yapılır" (doğru) ya da "Mandalina tam yetişmiş portakaldır" (yanlış) vb.

Birkaç dakikalık, hatta birkaç haftalık aradan sonra deneklere aynı işlem tekrarlatılır; ama bu kez yeni bazı belirlemeler de eklenmiştir. Burada insanların daha önce gördükleri belirlemeleri doğru olup olmamalarından bağımsız olarak doğru değerlendirdikleri görülmüştür. Bunun nedeni bu ifadelere aşina olmalarıdır.

Mevcut bilgi

Bu, "tekrarlanan yalan gerçeğe dönüşür" sözünün laboratuvarda kanıtlanmış halidir. Etrafımıza biraz dikkatli bakarsak insan psikolojisinin bu özelliğini reklamcıların ve politikacıların yaygın kullandığını görürüz.

Ancak laboratuvarda bu etkinin görülmesi, gerçek hayatta insanların inancını etkilemede önemli bir araç olarak işlev gördüğü anlamına gelmiyor. Eğer sadece yalanları tekrarlayarak insanları inandırmak söz konusu olsaydı başka ikna yöntemlerine gerek kalmazdı.

Joseph Goebbels

'Gerçek yanılsaması' Hitler'İn propaganda bakanı Joseph Goebbels gibi insanların elinde tehlikeli bir silaha dönüşebilir.

Engellerden biri mevcut bilginizdir. Bir yalan makul gelse bile sadece onu çok işittiğimiz için eski bilgilerimizi neden bir kenara bırakalım?

Amerikan Vanderbilt Üniversitesi'nden Lisa Fazio'nun ekibi, gerçek yanılsaması etkisinin önceki bilgilerle nasıl ilişkilendirildiğini araştırdı. Bu yanılsama mevcut bilgimizi etkiliyor muydu?

Sonuçlar, bir belirlemenin doğru ya da yanlış oluşuna dair mevcut bilgimize rağmen, tekrarların yargımızı etkileyebildiğini gösterdi.

İnsanın rasyonelliği açısından bu kötü bir şey olarak görünebilir. Ama Fazio ve ekibi şunu fark etti: Bir belirlemenin doğru olarak değerlendirilmesindeki en büyük etken onun gerçekten doğru olup olmadığıyla ilgiliydi. Tekrar etkisi gerçeği maskeleyemiyordu. Tekrar olsun ya da olmasın insanların yalanlara oranla gerçeklere inanma olasılığı daha fazlaydı.

Kestirme yollar

Bu ise insanın inançlarını nasıl güncellediğini gösteriyor. Tekrarlar, işin aslının farklı olduğunu bildiğimiz halde bazı belirlemelerin daha doğruymuş gibi algılanmasına neden oluyor, ama o bilgiyi hükümsüz kılmıyor.

Peki bunun nedeni ne olabilir? İşittiğimiz her bilginin ne kadar mantıklı olduğunu sorgulamak için gösterilmesi gereken çabada yatıyor her şey. Her bir şey duyduğumuzda onu mevcut bilgimizin süzgecinden geçirmeye kalkışmak çok çaba ve zaman gerektirir. Oysa hızlı yargılara varmamız gerekir ve bunun için kestirme yollar kullanırız; bunlar çoğu zaman doğru sonuçlar verir.

Belirsiz insanlar

'Gerçek yanılsaması' kaçınılmaz değildir, bilgi ile donanarak ona karşı koyabiliriz.

Ne sıklıkta işittiğimize göre duyduğumuz şeyin doğru ya da yanlış olduğuna karar vermek stratejilerden biridir. Eğer sadece tekrarlar yargılarımızı etkiliyor olsaydı o zaman sorunlu bir durum olurdu. Ama öyle değil. Çok daha geniş bir muhakeme gücü kullanıyoruz; ama bunların sınırlılıklarını da kabul etmek gerekiyor.

Zihnimiz gerçek yanılsamasının etkilerine açık hale geliyor, çünkü bir şeyin makullüğünü yargılama sürecinde içgüdümüz bizi kestirmelere başvurmaya yönlendiriyor. Bu çoğunlukla iyi sonuç veriyor. Ama bazen yanıltıcı da olabiliyor.

Tekrar kontrol

Bu etki hakkında bilgi sahibi isek ona karşı tedbir alabiliriz. Bunun araçlarından biri, inandığımız şeyleri tekrar tekrar kontrol ederek neden inandığımızı anlamaktır. Bir şey bize mantıklı geliyorsa bu o gerçekten doğru olduğu için mi yoksa bize sürekli tekrarlandığı için midir?

Akademisyenlerin yazdıkları her şeyde referans kullanmalarının nedeni de budur. Dile getirdikleri iddialara okurun hemen inanmasını beklemek yerine ona kaynağını araştırma olanağı verirler.

Ancak yanılsamaya karşı alınacak önlemlerden biri, yanlış şeyleri tekrarlamaktan kaçınma zorunluluğudur. Gerçeklerin önem taşıdığı bir dünyada yaşıyoruz. Kaynağına inip doğruluğunu araştırmadan bir şeyi tekrarlıyorsak yalanlarla gerçeklerin birbirine karıştığı bir dünya yaratılmasına yardım etmiş oluruz. Yani tekrarlamadan önce düşünmekte fayda var.

BBC

pexels-photo-105952

Ülkelere göre korkularımızın haritası yayınlandı

Ipsos Mori araştırma şirketi tarafından “Dünyayı ne korkutuyor” (What Worries the World) araştırması geçtiğimiz günlerde yayınlandı. Araştırmada Arjantin’den Belçika’ya, Fransa’dan Avustralya’ya, İsrail’den Türkiye’ye bir dizi ülkede ankete katılanlara “sizi en çok endişelendiren nedir” sorusunun cevabı arandı.

–––––––––––––––––––––––––––––––––    30.10.2016    –––––––––––––––––––––––––––––––––

elen cevaplarda neredeyse her ülkede farklı korkular ortaya çıktı. Terörizm korkusu Türkiye’nin yanı sıra ABD ve Fransa’da da ciddi endişe kaynağı olarak görülüyor ancak en yüksek oran yüzde 76 ile Türkiye’de.

ABD’de de halkı en çok strese sokan neden terörizm korkusu.

Ancak bu oran yüzde 35’te. Terörizmin ardından suç, şiddet yüzde 33 ile Amerikalıları en çok endişelendiren ikinci konu. Daha sonra yüzde 29 ile sağlık, ardından işsizlik geliyor. Terörizm korkusunun yüksek olduğu diğer ülkeler İsrail (yüzde 45), Fransa (yüzde 55) ve Belçika (yüzde 38) şeklinde sıralanıyor. Türkiye, Fransa, Belçika’da son aylarda terör saldırıları meydana gelmişti.

Suç oranının yüksek olduğu Meksika’da en büyük endişe kaynağı kartellerin estirdiği şiddet terörü. Çin’de ise halkın en çok sorun ettiği konuların başında iklim değişikliği ve çevre duyarlılığı geliyor.

euronews

 

Türkiye’nin cinsiyet eşitliği karnesi

16553459_40328.10.2016

Dünya Ekonomik Forumu’nun 2016 Küresel Cinsiyet Uçurumu raporuna göre, cinsiyet eşitliğinde en iyi puanı alan ülke yine İzlanda. Türkiye ise 144 ülkenin değerlendirildiği raporda 130’uncu sırada yer aldı.

Dünya Ekonomik Forumu tarafından her yıl hazırlanan Küresel Cinsiyet Uçurumu Raporu açıklandı. Rapora göre hiçbir ülke cinsiyet eşitsizliğini gideremezken, bu amaca en çok yaklaşanlar yine İskandinav ülkeleri oldu. 144 ülkenin değerlendirildiği raporda cinsiyet eşitliğinde en iyi durumda olan ülke bu yıl da İzlanda oldu. İzlanda’yı, Finlandiya, Norveç, İsveç ve Ruanda takip etti. Listenin son sırasında ise yine Yemen yer aldı.

Toplumsal cinsiyet eşitliğini gidermede en fazla ilerleme kaydeden ülke ise Nikaragua oldu. Kadın-erkek eşitliğine yönelik yüzde 12’lik bir ilerleme kaydeden Orta Amerika ülkesini, yüzde 11’lik ilerleme ile Nepal, Bolivya, Slovenya ve yüzde 10’luk ilerleme ile Fransa takip etti.

Ekonomi, eğitim, sağlık ve politika olmak üzere 4 başlıkta toplanan rapor, kadın ve erkek arasındaki ekonomik uçurumun küresel çapta daha da derinleştiğine işaret ediyor. Buna göre kadın ve erkek arsındaki ekonomik katılım ve fırsat eşitsizliği yüzde 59’luk bir oranla 2008 yılından bu yana en kötü değere ulaştı. Uzmanlara göre  bu gerilemenin sebeplerinden biri de kadınların küresel çapta hala erkeklerden ciddi oranda daha az gelir elde ediyor olması. 

Türkiye’de cinsiyet eşitliği

ABD, listede 45’inci sıraya düşerken, Türkiye bir önceki yıl olduğu gibi 130’uncu sırada kaldı. Türkiye, 2014 yılı Küresel Cinsiyet Uçurumu Raporu’nda ise 142 ülke arasında 125’inci sırada yer almıştı.

Raporda Türkiye’de kadınların istihdama katılım oranı dikkat çekti. Son rapora göre, Türkiye’de kadınların istihdama katılım oranı yüzde 32’den 33’e çıktı, erkeklerin oranı ise yüzde 76’dan 77’ye yükseldi. Kadın-erkek eşitliğinde bu yıl küresel çapta 13’üncü sıraya gerileyen Almanya’da ise kadınların istihdama katılım oranı yüzde 73, erkelerin de yüzde 83. Sıralamada başı çeken İzlanda’da da ise bu oran kadınlarda yüzde 83, erkeklerde yüzde 87.

Kadınların eğitim oranı ile 2015 yılı raporunda küresel çapta 105’inci sırada gelen Türkiye, bu yıl 109’uncu sıraya geriledi. Rapora göre Türkiye’de en az ilkokul mezunu olan kadınların oranı yüzde 92’ye erkeklerde de yüzde 93’e geriledi. Bu oran 2015 yılı raporunda kadınlarda yüzde 94, erkelerde ise yüzde 95’ti. Bununla birlikte Türkiye’de yüksek öğretim mezunu kadınların oranı yüzde 73 ve erkeklerinki de yüzde 85’de kalmaya devam etti.

Rapora göre, sağlık ve yaşam kategorisinde 1 tam puan üzerinden 0.980 puan alarak bu alanda neredeyse eşitsizliğin kapandığı Türkiye, kadınların siyasete katılımı kategorisinde de 105’inci sıradan 113’üncü sıraya geriledi. Meclisteki kadın milletvekili sayısı ile 2015 yılında 145 ülke arasında  85’inci sırada yer bulan Türkiye 2016 yılı raporunda 100’üncü sıraya geriledi. 1 Kasım seçimlerinin ardından Türkiye’de meclisteki kadın milletvekili sayısı 98’den 81’e gerilemişti.

Symbolbild Gleichberechtigung (Colourbox)

Ortadoğu ve Asya’da kadın-erkek eşitliği

Asya ve Pasifik ülkelerinde de durum pek parlak değil. Ancak Asya ülkelerinden Filipinler küresel çapta cinsiyet eşitliği listesinde en iyi 10 ülke arasında bu yıl da dikkat çekiyor. Çin ise 145 ülke arasında 91’inci sıradan 99’uncu sıraya geriledi.

Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkeleri ise genelde Dünya Ekonomik Forumu raporun en alt sıralarında yer aldı. Ancak Ruanda, küresel çapta en iyi puan alan 5’inci, Namibya’da 14’üncü ülke oldu. İsrail dört basamak atlayıp 49’üncü sıraya yükselirken Suudi Arabistan ise 134’üncü sıradan 141’e geriledi. Suudi Arabistan’ı ise 142’inci sırada Suriye takip etti. 

Geçen yıl açıklanan raporu değerlendiren Dünya Ekonomik Forumu uzmanları, kadın ve erkekler arasındaki ekonomik uçurumun 2133 yılına kadar kapanabileceğini açıklamıştı. Ancak uzmanlar, bu yıl açıklanan rapordaki ilerleme hızına göre bu makasın kapanmasının 2186 yılına kadar sürebileceğinden söz ediliyor.

Deutsche Welle 

Hayvanları birlikte selfie çekilmeye ikna eden adam!

566d9000c3618866028b45a520.10.2016

Allan Dixon, oldukça ilginç seyahat fotoğrafları çekerek dünyayı gezen bir maceracı. Sevimli hayvanlarla beraber Avustralya’dan İrlanda’ya kadar birçok yerde çektiği selfieler görenlerin içini ısıtıyor.

Fotoğraflardan anlaşılacağı üzere Dixon’ın seyahat arkadaşları bu birliktelikten oldukça memnun.

Onlarla beraber vakit geçiriyor

Allan Dixon ile ilgili görsel sonucu

Dixon, selfie çekmeden önce uzun bir süre hayvanlarla beraber vakit geçirdiğini ve bu şekilde onların güvenini kazandığını vurguluyor.
Maceracı Dixon fotoğrafların çekim sürecinde oldukça dikkatli davranıyor
Hayvanları birlikte selfie çekilmeye ikna eden adam!
Aynı zamanda Dixon, insanların hayvanlara herhangi rahatsızlık vermemek adına oldukça dikkatli davranması gerektiğini söylüyor.
Sakinliği korumak ve güven kazanmak en önemli unsur
Hayvanları birlikte selfie çekilmeye ikna eden adam!
Bored Panda’ya konuşan Dixon, sakinliği korumaya özen göstererek hayvanların güvenini kazanmak, sonucunda daha güzel ve etkili olmasına sebep olduğunu vurguluyor.
Hayvanları birlikte selfie çekilmeye ikna eden adam!
Tanımadığınız hayvanlara yaklaşmaktan imtina etmek gerektiğini ve hayvanlarla aranızda belirli bir mesafeyi korumanın önemli olduğu konusunda uyarılarda da bulunuyor.
Dixon’ın başarısı
Hayvanları birlikte selfie çekilmeye ikna eden adam!
Dixon’ın gösterdiği özen ve çabanın çektiği fotoğrafları daha da sevimli kıldığını söylemek sanıyoruz ki yanlış olmaz.
 
Hayvanları birlikte selfie çekilmeye ikna eden adam!
Dixon’ın selfie’lerinden örnekler
 
Hayvanları birlikte selfie çekilmeye ikna eden adam!
 

 

Hayvanları birlikte selfie çekilmeye ikna eden adam!

 

Hayvanları birlikte selfie çekilmeye ikna eden adam!
Allan Dixon ile ilgili görsel sonucu
A horse teaches Allan how to strike a pose for the camera, with hair billowing in the wind
A black parrot pulls a pose for the camera while perched on top of Allan's shoulder 
Cheeky: Allan managed to take a picture of the hilarious moment a confident sea gull swooped in to steal food from the mouth of an unsuspecting parrot
Under the sea: Even this sea lion was happy to pose for the camera as Allan took to the water for a creative shoot
Not interested: A turtle looks unfazed by the fact his or her's picture is being document for thousands to see online