Son 60 Yılda Bir Buçuk Marmara Denizi Kadar Sulak Alan Yok Oldu!

Türkiye sulak alanların en fazla yok olduğu ülkeler arasında. Doğa Derneği, konuya ilişkin açıklamasında, “Son 60 yılda kaybedilen sulak alanların yüz ölçümü iki milyon hektara, yani yaklaşık bir buçuk Marmara Denizi büyüklüğüne ulaştı. Sorunun çözümüne yönelik adımlar ise olumlu yönde gelişmek yerine gerileme gösteriyor” ifadelerine yer verdi.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 04. 02. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

ürkiye sulak alanların en fazla yok olduğu ülkeler arasında. Doğa Derneği, konuya ilişkin açıklamasında, “Son 60 yılda kaybedilen sulak alanların yüz ölçümü iki milyon hektara, yani yaklaşık bir buçuk Marmara Denizi büyüklüğüne ulaştı. Sorunun çözümüne yönelik adımlar ise olumlu yönde gelişmek yerine gerileme gösteriyor” ifadelerine yer verdi.

Türkiye’de sulak alanları korumaya dönük birçok proje Devlet Su İşleri tarafından planlansa da bunların çoğu ya hayata geçirilemedi ya da etkili olmadı. Sulak Alanları Koruma Yönetmeliği ise defalarca değiştirilerek zayıflatıldı.

Diken'den Rıfat Doğan'ın haberine göre, Türkiye’de sulak alanları korumaya dönük birçok proje Devlet Su İşleri tarafından planlansa da bunların çoğu ya hayata geçirilemedi ya da etkili olmadı.

Sulak Alanları Koruma Yönetmeliği ise defalarca değiştirilerek zayıflatıldı. Yönetmeliğin uğradığı son revizyon ise ‘sulak alanları tehlike altına soktuğu’ gerekçesiyle Danıştay tarafından engellendi.
'60 yılda Anadolu’da yaklaşık 2 milyon hektar sulak alan, içinde yaşayan canlılarla birlikte yok oldu'

46 sene önce dünyanın pek çok ülkesi, sulak alanlarını koruyacaklarına ve geliştireceklerine söz verdi. Geç de olsa Türkiye Cumhuriyeti de bu devletler arasına katıldı. Bu sözün verilmesinin belki en önemli sebebi yaşamın ve insan medeniyetinin başından beri sulak alanlara bağlı olması ve binlerce canlı için sulak alanlar olmadan yaşamın devam edemeyeceği gerçeğiydi.

Ancak son 60 yılda Anadolu’da yaklaşık 2 milyon hektar sulak alan, içinde yaşayan canlılarla birlikte yok oldu. Bu alanların toplamı Marmara Denizi’nden daha büyük.

Uluslararası Doğa Koruma Birliği tarafından hazırlanan “Doğu Akdeniz’de Tatlısu Biyoçeşitliliğinin Durumu ve Dağılımı” raporuna göre Türkiye, en fazla tür yok oluşunun yaşandığı ülke.

‘Beş su kuşunun dördünün nesli hızla tükeniyor’

Uluslararası Doğa Koruma Birliği (IUCN) tarafından hazırlanan bilimsel araştırmanın verilerine göre Türkiye, tatlı su balıklarının en hızlı yok olduğu ülke. Ayrıca Türkiye’de üreyen ‘tehlike altındaki’ beş su kuşunun dördünün nesli hızla tükeniyor.

Dikkuyrukların yüzde 40’ı, yaz ördeğinin yüzde 90’ı yok oldu

Nesli tükenen ‘dikkuyruk’ adlı ördeğin Türkiye’deki üreme nüfusunun son 10 yılda yüzde 40-69, yaz ördeğinin ise yüzde 90’dan çok azaldığı görülüyor. Yale Üniversitesi, nesli tükenen canlılara yönelik hiçbir önlem alınmaması nedeniyle Türkiye’nin ‘doğa koruma’ açısından 180 ülke arasında 177’nci sırada olduğunu açıklamıştı.

Doğa Derneği Başkanı Dicle Tuba Kılıç: 'Pek çok türün nesli tümüyle tükenme noktasına geldi'

Doğa Derneği Başkanı Dicle Tuba Kılıç, “1990’ların ikinci yarısında Türkiye’de sulak alanların korunması konusunda önemli adımlar atıldı. Sulak Alanları Koruma Yönetmeliği yayınlanarak pek çok alanın koruma sınırları çizildi, bölge halkı ile ortak çalışmalar yapıldı, yeni koruma alanları ilan edildi” dedi.

Kılıç, şöyle devam etti: “Ne var ki son beş yıl içerisinde alınan önlemlerin sulak alanlara yönelik tehditlerin çok gerisinde kaldığını görüyoruz. Sulak alanların ne yönde geliştiğini bize şüphesiz ki en iyi orada yaşayan canlılar anlatıyor. Türkiye’de sulak alanlara bağımlı hangi canlı grubuna bakarsanız bakın sayısının büyük hızla azaldığını görüyoruz. Pek çok türün nesli tümüyle tükenme noktasına geldi. Bunlar arasında turnalar gibi kültürümüzde önemli yeri olan kuşlardan, sadece Anadolu’ya özgü balıklara ve dikkuyruk gibi nesli tehlikedeki ördek türlerine kadar pek çok canlı yer alıyor. Bu canlılar sadece kendilerinin değil, topyekûn Anadolu’daki yaşam kalitesinin bir göstergesi. Sulak alanlar günü, tam da bunu anlatmak için 2 Şubat’ta tüm dünyada kutlanıyor.” 

Anadolu’da her biri küresel ölçekte bir panda ya da bir leopar kadar önemli 82 ayrı balık türü fark edilmeden yok olma tehlikesiyle karşı karşıya.

Pek çok iç su balığı, gölleri veya akarsuları besleyen pınarlarda ve kapalı göl havzalarında yaşıyor. Pınarlara moloz dökülmesi, zehirlenme, hidroelektrik santralleri, su sistemine yapılan diğer müdahaleler ile yaşam alanlarını yitiriyorlar. Dünya ölçeğinde tehlike altındaki bu 82 türe önümüzdeki yıllarda yeni araştırılan 21 türün daha eklenmesi bekleniyor. Aslında bu bilgi onlarca türün henüz keşfedilmeden yok olduğunu da anlatıyor.

İç su balıklarını yanlış su politikaları yok ediyor

Balıklarla ilgili Türkiye’de çok az sayıda uzman var ve bu yüzden hiçbir projenin çevre etki değerlendirme (ÇED) çalışması balıklar açısından sağlıklı yapılamıyor. Hatta çoğu “küçük” proje bu süreçten dahi geçmiyor yani küçük balıkların varlığı göz ardı ediliyor. Örneğin dünyada sadece Salda Gölü’nde yaşayan dişli sazancığın (Aphanius saldae) yaşam alanını etkileyecek hatta yok edecek iki baraj projesi var. Türkiye’nin ikinci büyük gölü olan Beyşehir Gölü’nü besleyen akarsularda nesli küresel ölçekte tehlike altında olan 7 balık türü yaşıyor. Üstelik ulusal mevzuata ve taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelere göre bu türleri korumakla yükümlüyüz.

Kaynaklar: magma, doğa derneği