CHP’nin adayı Alper Taş: ‘Beyoğlu’nda hikâyeyi birlikte yazacağız’

CHP Beyoğlu Belediye Başkan adayı Alper Taş, ilçede hedeflediği ufkunu anlattı: Beyoğlu’nda hikâyeyi birlikte yazacağız.

––––––––––––––––––––––––––––– 07. 02. 2019 –––––––––––––––––––––––––––––

DP Başkanlar Kurulu Üyesi ve CHP Beyoğlu Belediyesi Başkan adayı Alper Taş, seçilmesi halinde ilçeyi her kesimden vatandaşın katıldığı ve 45 mahallede oluşturulacak “mahalle meclisleri” ile yöneteceklerini söyledi. Beyoğlu’nu 3 ana hat üzerinde ele alacaklarını ifade eden Taş, “CHP adayı olarak partimin (CHP’yi kast ediyor) ve sosyalistlerin ne yapacağını ortaya koyan bir çalışma olacak. Bunlardan ilki Pera hattı olacak. İkinci hat ise Haliç-Boğaz hattı. Üçüncü hat ise kentsel dönüşüm projelerinin hayata geçirildiği Okmeydanı, Örnektepe, Keçici Piri HMahallesi ve Hacıhüsrev’in içinde bulunduğu bölge” diye konuştu.

Taş, yöneticilik anlayışlarının ise yerel yönetimlerin demokratikleşmesi, ekolojik hassasiyet ve kamuculuk üzerine olacağını belirterek “Kadınlara, gençlere, çocuklara, engellilere ve emeklilere pozitif ayrımcılık yapacağız. Beyoğlu halkının çıkarlarını esas alarak, herhangi bir zümreye ya da sermaye grubuna peşkeş çekmeyeceğiz” dedi. Sandığa gitmeyecek seçmenlere de seslenen Alper Taş, “Gelin bu ilçeye, bu kente ve bu ülkeye dair güzel bir hikâyeyi birlikte yazalım. Tıpkı halayda ve horonda yan yana omuz omuza olduğu gibi. Tüm yurttaşları bu yürüyüşe davet ediyorum” diye konuştu.

Cumhuriyet’ten Ali Açar’ın sorularını yanıtlayan Alper Taş’ın açıklamaları şöyle:

“CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun teklifi sonrası yaptığımız görüşmenin ardından adaylığı kabul ettim. Benim adaylığım sosyalistlerle sosyal demokratların Beyoğlu özelinde bir işbirliği. Kemal Bey’in teklifin şahsımdan ziyade ÖDP kimliğine ve sosyalistlere yönelik olması önemliydi.

“Bizim yerel yönetim demokrasi anlayışımıza uygun çerçevemiz var. En önemli nokta yerel yönetimlerin demokratikleşmesini sağlamak. Ülkede demokrasi krizde. Biz doğrudan demokrasiyi Beyoğlu’nda hayata geçirmek istiyoruz. Beyoğlu’nu Tünel’de bulunan Beyoğlu Belediyesi binasının içerisinde değil, doğrudan bize oy versin ya da vermesin bütün yurttaşlarımızın sürecin içinde olacağı ve 45 mahallede kuracağımız mahalle meclisleri ile birlikte yöneteceğiz. Biz orada kendimizi yürütme organı olarak düşünüyoruz. Beyoğlu’na ilişkin kararlar bu meclislerden alınacak. Biz Beyoğlu’na şunu yapıyoruz demeyeceğiz. O bölgede yaşayan yurttaşlarımız meclisler üzerinden bize ‘şunu yapın’, ‘şunu istiyoruz’ diyecekler. Bizde onların istekleri doğrultusunda çalışacağız. Ayrıca Beyoğlu’na dair planlamayı da bu meclislerdeki yurttaşlarla birlikte yapacağız. Demokratik bir planlama olacak. Kısaca biz ‘söz, yetki ve kararı’ halka vereceğiz.

“Bunun yanında denetim de yine bu mahalle meclisleri üzerinden olacak. Bizim yanlışımızı buralar denetleyecek. Katılımcı bütçe uygulamasını amaçlıyoruz. Seçilir seçilmez belediyenin tablosunu mahalle meclisleri ile paylaşacağız ve neyi devir aldığımızı anlatacağız. Bütçeden hareketle bu bütçenin nereye yönelik olarak kullanılması değerlendirmesini bizzat meclislerle berabere kararlaştıracağız. Burada da önceliğimiz yoksullar, ezilenler, emekçi semtleri, kent hizmetlerinden faydalanamayanlar öncelikli olacak. Kadınlara, gençlere, çocuklara, engellilere ve emeklilere pozitif ayrımcılık yapacağız. Ayrıca kamucu yerel yönetim anlayışını esas alarak yurttaşların çıkarını gözeteceğiz. Herhangi bir zümre ya da özel sermaye grubuna değil, Beyoğlu insanını ilçenin sahibi olarak göreceğiz. Özetle bizim yönetim anlayışımız yerel yönetimlerin demokratikleşmesi, ekolojik hassasiyet ve kamuculuk üzerine olacak.

“Bölgede ciddi bir muhafazakâr seçmen kitlesi var. Bunlara nasıl gideceksiniz?

Biz bu çalışmaları ahlaki bir mücadele olarak görüyoruz. Siyasi iktidar toplumsal ve siyasi ahlak konusunda çöküntü yarattı. Biz yalan söylemeyeceğiz. Halka yapamayacağımız sözü vermeyeceğiz. Halka yalan söylemenin suç olduğunun farkındayız. Onlardan oy alalım diye kandırabilecek yaklaşımlardan ve siyasetten uzak duracağız. Muhafazakâr kitleler de bizi özümüz ve sözümüzle bilecek ve tanıyacak. Onlarda bu yönetim sürecinin birer parçası olacak. Çünkü bizim siyaset anlayışına itirazımız var. Halktan oy alalım diye kimsenin dinine, inancına, kimliğine, cinsiyetine karışan bir yapıda değil, onları insanlığın ve ülkenin ortak zenginliği olarak göreceğiz. Onların kimlikleri yerine; sömürülüyor mu, eziliyor mu, emeğinin karşılığını alabiliyor mu ve yaşam koşulları ne derece zor onlara bakarak gündelik yaşamlarına dokunan çalışmalarla gideceğiz. Yerel yönetimleri aynı zamanda toplumsal dayanışma merkezleri olarak da düzenleyeceğiz. Ucuz gıda konusunda kooperatifleşmeyi teşvik edeceğiz. Belediyelerin yetkileri kapsamında hatta sınırlarında dışına çıkarak ücretsiz ulaşım, sağlık ve eğitim meselelerinde yoksul halk kesimlerinin yoksulluklarını giderecek çalışmalarla gideceğiz.

“İlçeyi 3 bölümde yöneteceğiz”

“Beyoğlu’nu 3 ana hat üzerinde ele alacağız. CHP adayı olarak partimin (CHP’yi kast ediyor) ve sosyalistlerin ne yapacağını ortaya koyan bir çalışma olacak. Bunlardan ilki Pera hattı olacak. Tarihi hat, kentin hayatını ve renklerini yansıtan bir yerdi. Şimdi orada yaşam sevincinin kalmadığını görüyoruz. Bu bölgeyi tiyatro, sanat, kültür, eğlence ve sevinç merkezi haline getirmek istiyoruz. Ayrıca emek ve demokrasi mücadelesinin de tarihsel süreçte önemli bir merkezi. Beyoğlu’nu demokrasi merkezine de getirmek istiyoruz. Hak arayanların kendini ifade etme merkeziydi. Yine o haline getirmeyi amaçlıyoruz. İkinci hat ise Haliç-Boğaz hattı. Galataport ve Haliçport projeleri var. Meslek örgütleri ve demokratik kitle örgütlerinin açtıkları davalar var. Bu süreçlerin takipçisi olacağız. Buralarda kamu çıkarını gözeteceğiz. Üçüncü hat ise kentsel dönüşüm projelerinin hayata geçirildiği Okmeydanı, Örnektepe, Keçici Piri HMahallesi ve Hacıhüsrev’in içinde bulunduğu bölge. Yıllardır verilen tapu sözleri tutulmadı. Burada ciddi bir toplumsal mücadale var. Buralarda yaşayan insanların lehine, kamu çıkarını da gözeterek yerinde dönüşümü esas alacağız.”