Erguvan: İstanbul’da Bir Mevsimin Adı

Şehrin en renkli şöleni başladı. Boğaz pembelere bürünüyor. Her yıl Boğaz sırtlarında bu aylarda açan ve bulunduğu çok kısa sürede Boğazı bir mücevher gibi süsleyen Erguvan Ağaçları açmaya başladı.

––––––––––––––––––––––––––––––– 05. 05. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

isan sonunu mor mevsime dönüştüren Erguvan ağacı baklagiller familyasından 10 metreye kadar boylanabilen, tek gövdeli, yaprak döken bir ağaçtır. Tohumu bol olan bu ağaç uzun saplı çiçekleri ile çok dekoratiftir. Anavatanı Güney Avrupa ve Batı Asya’dır. Türkiye’de Ege ve Marmara Bölgesinde yayılış yapar. Erguvan yapraklanmadan önce Nisan sonu, mayıs başı yalnızca bir kaç haftalığına baharın müjdecisi kabul edilen morumsu pembe renkte çiçekler açar.

Boğazın simgesi haline gelen bu ağaç için mevsiminde Boğazda geziler tertip edilir. Ama bazen Marmara bölgesinde ıssız bir yoldan geçerken kayaların arasından fışkırmış bir Erguvan ağacı görebilirsiniz. İşte o an bu görüntü. Sizi birden içinde bulunduğunuz kara ruh halinden alıp mutluluğa doğru koşturur. Kayalar arasında tesadüfen yetişmiş o garip Erguvan, Boğazdaki asil, azametli cinslerinin yanında daha mütevazidir.

Erguvan ağacı, edebiyatın da gözdesidir

Örneğin Refik Halit erguvanı, Boğaziçi yamaçlarında, güneş çekildikten sonra batı tarafından kopup yere inmiş ve ince fidanlara sarılmış değirmi bulutlara benzetir. Işıklı ve renkli bir buğu gibi, kısa bir zaman sonra eriyip boşlukta kaybolacaktır.

Adalet Ağaoğlu “Bahar Fısıltıları”nda şöyle yazıyor

‘Marmara’da boğazın sularında gün batımlarının ayak izleri hâlâ erguvandır. Şeker penbeliklerinden portakal kızıllıklarına alacalanan renk cümbüşü bir zamanlar bu kıyıların yoğun yeşilliğine uzaklarda kat kat açılan sabahın sisine vurup durmuş mor alacası da erguvan şenliğiyle tanımlanır!”

Bir başka erguvan sevdalısı da Türk edebiyatının en büyük ustalarından olan Ahmet Hamdi Tanpınar’dır

“Gülden sonra bayramı yapılacak çiçek varsa o da erguvandır” diyen Tanpınar “Beş Şehir”adlı kitabında baharı şöyle cümleleştirir. “O, şehirlerimizin ufkunda her bahar bir Dionyssos rüyası gibi sarhoş ve renkli doğar. Dünyanın tekrar değiştiğini, tabiatın ağır uykusundan uyandığını haber vermek ister gibi zengin, cümbüşü israfıyla her tarafı donatır, bahar şarkısını söyler. İstanbul surlarının üstünde çok eski bir sabah ezanının oracığa takılmış kırık parçasına benzeyen küçük bir caminin, Manavkadı Camii’nin yıkık duvarları arasında tek başına fırlamış bir erguvan ağacı vardır ki, bana gösterdikleri günden beri her bahar bir kerecik ziyaretine gider, bu şehrin sabahlarında toplanmış hissini veren mahmur bakışlı kandilleri seyrederdim. Harap ve bakımsız mazi yadigarları ve etrafında uyuyan ölüler arasında bu erguvan ağacı benim için ezeli bir ebedi arzunun, daima yenileşen hayat akışının bir timsalidir ve manzaraya hakim yumuşak duruşundan bu fazlasıyla hissedilir…”

Edip Cansever de erguvanın coşkusunu en iyi hisseden şairlerimizden.

“..Sevginin çoğul oğlu
Senin ülkende yalnız bütün özlemler
Bilirim yalnız orda, içtenlik, erinç, çoşku
Bayrağındaki bir tek çiçekli dalla
Orda uçsuz bucaksız
Olanca görkemiyle bir erguvan imparatorluğu.”

Dikkat: İki hafta süreniz var!

Sözün özü; şimdi erguvan vaktidir. Korular, sırtlar, mavimsi pembe çiçeklerle ya boyanmış ya da boyanmak üzeredir. Bu renk cümbüşünün keyfine varmanın tam vaktidir. Erguvan mevsimini kaçırmadan Boğaza gidelim ve Erguvanları izleyelim. Bir dahaki yıl aynı zamana kadar o görüntüyü hafızamıza hapsedelim. Ama belli mi olur belki Erguvan yolda, bir sokak arasında bile karşınıza çıkabilir Boğaz’a gitmeden…

Acele edelim. Bir sabah kayboluverirler çünkü

Kısacık bir zamandır erguvan mevsimi. Bu yıl bu mevsimi kaçırmayalım. Sırrını keşfetmek için Anadolu Hisarında, Beykoz’da, Kandilli’de bir erguvan gölgesi bulalım kendimize. Acele edelim. Bir sabah kayboluverirler çünkü.

İşte bu muhteşem uyanışa katılmak için Bebek’ten Beykoz’a adım adım İstanbul’un en iyi 12 erguvan noktası…

Fenerbahçe Parkı

Muhteşem bir Marmara Denizi ve Boğaz manzarası sunan Fenerbahçe Parkı laleleri ve erguvan ağaçlarını seyretmekten keyif alanlar için bir vaha. Parkta yabani çiçekler için de bir bahçe ayrılmış, burada genellikle çimlerle kaplanmış alanlarda gelincikler, peygamberçiçekleri ve daha birçok narin çiçeğin hep birlikte çizdiği rengârenk tabloyu görmek mümkün.

Gülhane Parkı

Topkapı Sarayı’nın has bahçelerinden biri olan Gülhane Parkı, temiz hava, ağaç gölgesi ve rengârenk çiçek özlemini gidermek isteyenlerin koştuğu bir yer.Burada güzel manzaralı çay bahçeleri bulunuyor. Çevrenizde rengarenk bir tablo oluşturan erguvan dalları, çiçekler, yuva yapan balıkçıl ve muhabbetkuşları var. Erguvanları görmek için hazır buraya kadar gelmişken geçen yıllarda açılan İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi’ni gezmeyi de ihmal etmeyin.

Büyük Çamlıca ve Küçükçamlıca

262 metre yüksekliğindeki Büyük Çamlıca ve Küçükçamlıca geniş bir alanda erguvan görmeye olanak tanıyor. Büyükçamlıca Tepesi’nde Osmanlı tarzında bir kahve, restoran ve piknik yapabileceğiniz yerler var. Küçükçamlıca’dan baktığınızda ise sol tarafta Prens Adaları’na kadar uzanan bölgeyi, Fenerbahçe ve Haydarpaşa’yı, sağda ise Sarayburnu’nu görebilirsiniz.

Kuzguncuk Fethi Ahmet Paşa Korusu

Kuzguncuk’ta ana yolun hemen üst kısmında yer alan Fethi Ahmet Paşa Korusu’na Üsküdar’dan kolayca ulaşabilirsiniz. Koru bir zamanlar önünde bulunan ve aynı adı taşıyan yalının arka bahçesiymiş. Koruda olduğu gibi yalının bahçesinde de muhteşem erguvanlar var.

Anadoluhisarı TEMA – Vehbi Koç Doğal Kültür Merkezi

TEMA Vakfı’na ait Anadoluhisarı tepelerine kurulmuş Doğal Kültür Merkezi birçok çiçekli bitki türüne ev sahipliği yapıyor. Ortaya çıkan görüntüler ise insanın aklını başından alacak güzellikte. Hele erguvan mevsiminde giderseniz olağanüstü manzara daha da keyifli hale geliyor.

Kanlıca Mihrabad Korusu

Anadolu yakasının en yeşil yerlerinden birindesiniz. Kanlıca’nın yukarısında, yürüyüş yolları olan bu park size çay ve nargile içebileceğiniz, aynı zamanda Boğaz ve her iki köprüyü içine alan manzarayı görebileceğiniz hoş bir mekân sunuyor. Manzaranın tadını çıkarıp çay keyfinizi tamamladıktan sonra erguvanların arasından gezine gezine aşağı inebilirsiniz.

Bebek Türkan Sabancı Parkı

Burası, küçük ama hoş bir park. Erguvanlardan biri Bebek Camii ile sarmaş dolaş ve her baharda daha da bir çiçeklenip yeşilleniyor. İstanbul’un en sıradışı evlerinden olan Yılanlı Yalı’nın önündeki erguvan ağacına da mutlaka uğrayın.

Beşiktaş Abbasağa Parkı

Barbaros Bulvarı’ndan yukarı doğru çıkarken sol kolda kalan yamaçta bulunuyor. Park, Beşiktaş Çarşısı’nda dolaştıktan sonra erguvanları görmek için kısa bir mola verebileceğiniz bir yer.

Yıldız Parkı

Ağaçlı bir tepede yer alan park aynı zamanda şehirden kaçmak için ideal bir sığınak. Park, hiçbir şey yapmadan günü geçirebileceğiniz, erguvanların seyrine kendinizi kaptırabileceğiniz mükemmel bir mekân. Üstelik içeri girmenin bir bedeli de yok.

Beykoz Korusu

Paşabahçe ve Beykoz arasındaki yoğun ağaçlık bu alan Abraham Paşa Korusu olarak da biliniyor. Burada erguvanlar Boğaz manzarasını daha da muhteşem hale getiriyor. Daha çok erguvan görmek için yolunuzu Beykoz Korusu’nun biraz ilerisindeki Yuşa Tepesi’ne de düşürmeniz gerekir.

Aşiyan, Rumelihisarı

Boğaziçi’nde, Rumelihisarı sırtlarında başınızı nefes kesici manzaradan kaldırdığınızda Tevfik Fikret’in imzasını taşıyan ‘Aşiyan’ yani ‘Kuş Yuvası’ köşkünü göreceksiniz. Üç katlı bu binanın dışarısı erguvana boyanmış ve arkası ise Boğaz’ın olağanüstü manzarasına bakıyor.

Emirgan Parkı

Her sene yüz binlerce lalenin ekildiği park, çiçek açan erguvan ağaçlarının keyfini sürmeye gidenlerin gözde mekânı. Park bu günlerde laleler ve erguvan ağaçlarıyla rengârenk.

Neriman Türkoğlu- Yeryüzü Tanığı