Dört uzmanın gözünden Türkiye’yi yakın gelecekte bekleyen 4 felaket..

Fırtınaları, hortumları, kaporta göçerten dolu yağışları ile yaz mevsimi geride kaldı. İklim uzmanlarına göre küresel iklim değişikliğiyle mücadele edilmezse bu sıradışı iklim olayları Türkiye için yakın gelecekte sıradan hâle gelmeye başlayacak, hatta durum daha ‘felaket’ bir hâl alacak.

––––––––––––––––––––––––––– 03 . 09 . 2017 –––––––––––––––––––––––––––––

ırtınaları, hortumları, kaporta göçerten dolu yağışları ile alışık olmadığımız bir yaz mevsimi geride kaldı. Ancak iklim uzmanlarına göre küresel iklim değişikliğiyle mücadele edilmezse bu sıradışı iklim olayları Türkiye için yakın gelecekte sıradan hale gelmeye başlayacak, hatta durum daha ‘felaket’ bir hal alacak. İşte dört uzmanın gözünden, yakın gelecekte Türkiye’yi bekleyen dört senaryo…

Hürriyet’te yer alan habere göre dört uzmanın gözünden, yakın gelecekte Türkiye’yi bekleyen dört senaryo:

1. senaryo

10 yılda 3 milyon kişi etkilenecek

Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikaları Merkezi İklim Çalışmaları Koordinatörü Ümit Şahin, Türkiye’nin gelecekteki iklim profilini şöyle yorumladı: “İstanbul’un bu yıl birkaç kez yaşadığı ve etkisinde, risk grubundaki hastaların hayatını kaybettiği sıcak hava dalgalarının sıklığı ve şiddeti artacak. Dünya geneline baktığımızda, 1.5 derecelik sıcaklık artışı ile Türkiye birçok ülkeye nazaran daha hızlı ısınıyor. Sıcaklık artışı nedeniyle kuraklık baş gösterecek ve orman yangınlarının sayısı artacak. Aynı zamanda yağışlar azalacak ve zaten su olmayan ülkemizde su sıkıntısı yaşanacak. Artan sıcaklıklar ve su azlığının etkisinde, ülkede gıda üretimi azalacak. Gelecekte ise deniz seviyesinin yükselmesini bekliyoruz. Yükselmeden, 10 yılda Çukurova ve Gediz Deltası gibi alçak ovalar ile İstanbul’un 8, İzmir’in ise 11’inci sırada yer aldığı 20 deniz kentinde 3 milyon kişinin etkilenmesi bekleniyor. Bu nedenle zaman içerisinde deniz doldurma yöntemiyle yaratılan yaşam alanları zarar görecek. Gelecekte sıklığı şiddetle artan Türkiye’nin alışık olmadığı sel, dolu, fırtına gibi iklim felaketleri ile karşı karşıya kalacağız. Türkiye’deki dağ buzulları ise bitmiş durumda. Kış sporu merkezleri de kar alamadıkları için yüksek rakımlara çıkıyorlar. Artan sıcaklar kış turizmini etkilerken, yaz aylarındaki aşırı sıcaklar da yaz turizmini etkileyecek.”

2. senaryo

Şiddetli yağış miktarı yüzde 60 artacak

İTÜ Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü’nden Prof. Dr. Ömer Lütfi Şen, atmosfere hızla karbondioksit salımına devam edersek sıcaklıkların da artmaya devam edeceğini söylüyor. Şen, yakın gelecekte sıcaklıkların her yerde ama özellikle Doğu bölgelerinde artacağı görüşünde: “Atmosferi şimdiki oranlarda kirletmeye devam edersek içinde bulunduğumuz yüzyılın sonlarına doğru İstanbul’daki şiddetli yağış olaylarının yağış miktarlarında %60’a kadar yükselme olabileceği tahmin edilmekte. Geçtiğimiz temmuz ayında 9 gün arayla İstanbul’u etkileyen iki şiddetli yağış olayının (18 ve 27 Temmuz) yağış miktarlarında %60’lık bir artışın ne kadar ciddi durumlar oluşturacağı üzerinde düşünülmesi gereken bir konu. Projeksiyonlar Türkiye’de sıcaklıkların her yerde artacağını, ancak kıyılardan iç kesimlere ve Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya doğru gidildikçe ısınmanın daha büyük olacağına işaret etmekte. Yaz mevsimindeki ısınma kış mevsimindeki ısınmanın yaklaşık bir buçuk katı olacak. Yağış, dolayısıyla su kaynakları, Ege, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri havzalarında azalacak. Doğu Karadeniz bölgesinde ise bir miktar artabilir. İstanbul ve civarı için yağıştaki azalma nispeten küçük kalacak.”

3. senaryo

Olağanüstü olaylar olağan hale gelecek

‘Kömür ve İklim Değişikliği 2017 Raporu’ yazarı, Enerji ve İklim Uzmanı Önder Algedik Türkiye’nin iklim değişikliği tablosunun konuşulandan daha ‘korkunç’ olduğunu söyledi. Algedik, Türkiye’nin şu anda eskiden yapılan korkutucu senaryoları yaşadığını anlatıyor: “Önceden iklim değişikliği felaketlerinin uyarılarını gelecek kuşaklar için yapıyorduk ama artık bunları bu kuşak yaşıyor. Benzetme yapacak olursak şu anki koşullarda duvara 120 kilometre hızla toslamak üzereyiz. Ya emniyet kemerimizi takacağız ya da çarpacağız. Şoför olan devlet frene basar ise şansımız çok daha fazla artacak. Bundan sonra olağanüstü iklim olayları olağan hale gelecek. Örneğin, kış aylarında hortum yaşamaya başladık ve artan sıklıklarla yaşamaya da devam edeceğiz. Hortumlar bizim için olağanlaşacak.”

4. senaryo

50 sene sonra kıyılardaki evler kullanılamayacak

Meteoroloji Mühendisi Mikdat Kadıoğlu, son dönemde sıkça söylenenin aksine tropikal bir iklime değil daha kurak bir iklime sahip olmayacağımızı ifade etti. Kadıoğlu yakın gelecekte bizi bekleyen değişiklikleri şöyle anlattı: “İklimimiz tropikal değil, Suriye, Lübnan ve Irak’ta olduğu gibi Güney iklimi olacak. Kısaca, gelecekte sıcak, kuru ve yağmursuz iklime sahip olacağız. Bu sene şahit olduğumuz hortumlar ve tayfunlar ise bizim için yeni bir olay değil ve gelecekte artarak olmaya devam edecekler. Bence, gelecekte aşırı hava olaylarının sıklığı artacağı için, bütün doğal afetler zorunlu sigorta kapsamına girecektir. Gelecekte Türkiye’de bir anda başlayan şiddetli yağmurlar olacak. Bu sebeple arazi kullanımı daha önemli hale gelecek. Yağışların şiddeti artarken sıklıkları düşecek, bu yüzden de mevcut suyu çok iyi yakalayabilmek ve depolayabilmek gerekecek. Bundan yaklaşık 50 sene sonra kıyılardaki evler ve yollar aşırı, şiddetli yağışlardan kullanılmayacak hale gelecek.”