Azat Yeman’dan Görünenden Görünmeyene Yolculuk ‘Cul-de-sac’ Sergisi

Cihangir Art Project, sanatçı Azat Yeman’ın ” Cu-de-sac” isimli sergisini Nişantaşı Art212’de 28 Aralık’ta sanatseverler ile buluşturuyor.

––––––––––––––––––––––––––– 22. 12 . 2017 –––––––––––––––––––––––––––––

anatçının 2014 – 2017 yılları arasında ürettiği eserlerden oluşan sergi, adını ”daha fazla ilerlemenin mümkün olmadığı nokta’ anlamına gelen ‘Cul-de-sac’ kelimesinden alıyor. Sergide Azat Yeman’ın görünenden ve bilinenden yola çıkarak görünmeze işaret eden eserleri yer alıyor.

 

Gözümü önümdekilerden ayırıp orada, o sokakta geçmekte olan herkesin üzerinde dolaştırıyor, hepsinin, peşinden gittiğim o bilinçsiz insanın sırtının bana verdiği soğuk ve saçma sevgiyle hepsini kucaklıyorum. Hepsi aynı bunların; atölyeden söz eden genç kızlar, işleriyle dalga eden delikanlılar, ellerinde sepetlerle alışverişten dönen iri memeli hizmetçi kadınlar, bıyığı henüz terlemiş, getir – götür işleri yapan çocuklar, hepsi aynı bilinçsizliğin farklı beden ve yüzlerdeki tezahürleri, aynı görünmez varlığın elinde toplanmış iplerle hareket eden kuklalardan farkları yok. Bilince işaret eden bütün tavırları sergiliyorlar, ama hiçbir şeyin farkında değiller. Çünkü bir bilince sahip olduklarının farkında değiller. Kimileri akıllı, kimileri akılsız – aslında hepsinde aynı akılsızlık. Kimileri daha yaşlı, kimileri daha genç – aslında hepsi aynı yaşta. Kimileri kadın, kimileri erkek – aslında hepsinin cinsiyeti aynı; varolmayan bir cinsiyet bu.

Fernando Pessoa’nın Huzursuzluğun Kitabı’ndaki karakter gibi Azat Yeman da gözünü – fırçasını insanlardan ayıramıyor. Onların farkında olmadıklarını – bilinçsizliklerini fırçasıyla okumaya çalışıp rüyasını izleyiciye aktarıyor. Aslında Yeman ve izleyicinin bilinçaltı, bir çatışma içerisine girerek hissedilen ve duyulanlar her iki tarafı başka yönlere sürüklüyor.

Çünkü gördüğüm şeylerin boyundayım ben,

Kendi boyumda değil.

Görünenden ve bilinenden yola çıkarak görünmeze işaret eden Azat Yeman, görün(ülemeyen)mez “gerçekliği” çölleşen hayatımızda yeşertmeye çalışıyor. Kimliklerimizi kaybedip içine düştüğümüz çukurdan bizi fırçası ile çıkartmaya çalışıp kulağımıza da: “ Ve ben ölü geçmişimin içinden geçerek kendimi yeniden eritiyor, kendi içimde kayboluyor, kendimi dünya işleriyle henüz kirlenmediğim, her gizeme, her geleceğe açık olduğum o uzak gecelerde unutuyorum.” diye fısıldıyor.

Azat Yeman
Azat Yeman, 1992 yılın da Bitlis’in Tatvan İlçesi’nde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Niğde ve Kırşehir illerinde tamamladı. 2005-2009 yılların da Kırşehir Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi Resim bölümün ’de eğitim gördü. 2013 yılın da, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü, Resim İş Öğretmenliği bölümünden mezun oldu. Aynı yıl BİSAD Sanat Merkezinde bir dönem resim dersleri verdi. 2014 yılında Kayseri Erciyes Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Ana Sanat Dalında Tezli yüksek lisans eğitimine başladı. Uluslararası birçok gravür baskı resim sergisine katıldı. Yurt içinde ve dışında birçok özel koleksiyonda eseri bulunan ressam, İstanbul’da atölyesinde çalışmalarına devam etmektedir.

Azat Yeman, sanatı hakkında;

”İlk bakıldığında bir portre izlenimi veren çalışmalarım biraz daha dikkatli bakıldığında suretlerin birer yansımasına dönüşür. Görünenden ve bilinenden yola çıkılarak görünmezliğin varlığına işaret eder. Görünmez içerisindeki gerçekliğim ise ‘tükenen ve tüketilen benlik’ olgusudur. Madde içerisinde can çekişen benlikler yapıt üzerinde varlık kazanır ve birer imge halini alırlar. Asıl anlama vurgu yapan birer gizli mektup gibidirler. Kandırılmışlık, aldatılmışlık, yarı yolda bırakılmışlık, inançların yıkılışı gözümüzün önünden bir film şeridi gibi geçer. Tüketim başlamıştır ve farklılıkları, değerleri tüketip, kendine benzetinceye kadar devam edecektir. Bunları etnik belirli kimliklerde bulamayız.

Resimlerimde kullandığım figürler ne bir Romalı’dır ne de Türk. Sadece adının Semra ya da İzabel olması hiçbir şey ifade etmez. Kimliklerin isimleri yoktur çünkü, her yapı sadece parçadır ve tek bir amaca hizmet eden birer araçtır. Suretlerdeki maskeler ve o maske ardındaki gerçek yüzler, bütün yaşanmışlık, hüzün ve acılar bizzat içinden geçerek hissettiğim her şeyin bir sonucudur. Figürlerin henüz tehlikenin farkında olmayan, kendinden emin duruşları sanki bir an sonra değişecekmiş hissi verir. Çevrelerini sarmalayan şeffaf sınırlar adeta farkındalıkla netleşecekmiş gibi görünür. Çalışmalardaki bedenler hiç kimsedir ve herkestir. Onlar kalabalıklar içinde yalnız kalan, tüketerek tükenen, ruhsuz birer imaj haline dönüşmüş, kimliklerini ve aidiyetlerini kaybetmiş, kendi hapishanelerinde tutsak, itaat eden ve itaat ettikçe varlıklarını kanıtlayan birer beden temsilidir” diyor.

Ödül:

2011- 1. Ponart Resim Yarışması mansiyon ödülü, Işık Üniversitesi, İstanbul.

AZAT YEMAN | CUL-DE-SAC

Sergi 10 Ocak 2018 tarihine kadar pazar günleri hariç Nişantaşı Art212’de gezilebilir.

Açılış: 28 Aralık, Perşembe 18:00 – 20:00

SERGİ: 28.12.2017 – 10.01.2018