Kanal D referandumda ‘hayır’ diyeceğini açıklayan İrfan Değirmenci’nin işine son verdi!

Kanal D sosyal medyada referandumda ‘hayır’ oyu vereceğini açıkladığı için haber spikeri İrfan Değirmenci’nin’tarafsızlık’ ilkesi gereği işine son verdiğin duyurdu.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 11. 02. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

anal D’den yapılan açıklamada sabahları Güne Merhaba programını sunan Değirmenci’nin referandumda “Hayır” oyu kullanacağını aaçıklamasının ardından Kanal D’nin resmi internet sitesinden yapılan açıklamada, ‘tarafsızlık’ ilkesi gereği İrfan Değirmenci’nin işine son verildiği duyuruldu

Kanalın açıklamasında şu ifadeler kullanıldı:

“Doğan Yayın Grubu olarak “tarafsızlık” en temel ilkemizdir.

Yayın İlkeleri’mizi, uluslararası yayıncılık anlayışını dikkatle inceleyerek ve kendi tecrübelerimizi değerlendirerek oluşturduk. Yayınlarımızı yıllardır bu İlkeler ışığında sürdürüyoruz ve bundan sonra da aynı hassasiyetle sürdürmeye kararlıyız. Bağımsız bir yayın kuruluşu olarak varoluşumuzun en büyük dayanağı budur.

Arkadaşlarımızdan en öncelikli beklentimiz, kamuoyunda tartışılan konularda taraf tutar şekilde davranmaktan kaçıBu ilkemiz, ekrandaki yayınlarımız kadar, çalışanlarımızın sosyal medya paylaşımlarını da kapsıyor.

Sosyal medya konusundaki hassasiyetimizi defalarca dile getirdik, bütün arkadaşlarımızla paylaştık.

Arkadaşımız İrfan Değirmenci, sosyal medyada, 10 Şubat tarihinde yazdığı mesajlarla, açıkça kamuoyu gündeminde tartışılan bir konuda taraf olmuştur.

Bu nedenle kendisiyle iş akdimizi sonlandırıyoruz.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

İrfan Değirmenci, sosyal medya hesabından neden ‘hayır’ diyeceğini şu şekilde açıklamıştı:

1 – Bilim insanını, sanatçıyı, yazarı, çizeri, öğrenciyi, işçiyi, çiftçiyi, madenciyi, gazeteciyi, itaat etmeyen herkesi düşman bilene #Hayır

2 – İrademi, hakkımda karar verme yetkisini teslim edeceğim kişiden adalet önünde hesap soramayacak olmaya, hesabı mahşere bırakmaya #Hayır

3 – Atatürk’e bitmeyen hınçlarını ve adını dahi anmadan O’nunla hesaplaşma arzularını dizginleyemeyen vefasızların kibirine #Hayır

4 – Cumhuriyet’i kuran Gazi Meclis’in vergilerimle oluşan bütçenin nasıl kullanılacağına dahi onay veremeyecek hale getirilmesine #Hayır

5 – Her seferinde aynı yalanları söyleyip hâlâ yalanı büyüterek inandırıcı kılabileceğini düşünen, aklı küçümseyen kasaba siyasetine #Hayır

6 – Kendi mağduriyetinden başkasına kulağı tıkalı, gözü kapalı olanların bitmek bilmeyen bencil ihtirasına #Hayır

7 – Topu ayağında tutanın “top benim oynatmam” diyerek maç bitmeden kural değiştirmesine, hem hakem hem kaleci hem santrafor olmasına #Hayır

8 – Sürekli ölümü gösterip sıtmaya razı etmelere, işimizle, aşımızla, özgürlüğümüz ve canımızla tehdit edilmelere #Hayır

9 – İstikrarlı bir şekilde kandırılmaya, hep kandırılırken hiç şüphe etmemeye, dere geçilirken kullanılan at olmaya #Hayır

10 – Zehrin içine koyduğu şekeri bal diye övenlere, şekeri hep kendi yiyenlere, balı küpüyle bitirip doydum demeyenlere #Hayır

11 – Açın halinden anlamayana, elinde yalnız gururu olanın gururunun da satın alabileceğini düşünene, herkesi aynı kefede tartmaya #Hayır

12 – Evlat acısına saygısı, insana sevgisi olmayana, savaşı oyun, barışı kumar masası, askeri satranç tahtasında piyon sanana #Hayır

13 – Herkesin geleceğinin bir kişinin geleceğine endekslenmesine, bir kişinin ikbalinin herkesin meselesi haline gelmesine #Hayır

14 – Allah’la kul arasına girilmesine, yalnız Allah’ın bileceği inançların,amellerin sorgulanmasına,dine siyasetle zarar verilmesine #Hayır

15 – Yetişkin bireylerin nasıl yaşayacağına, yaşayamayacağına, neye inanıp inanmayacağına onlar adına karar verilmesine “afedersin” #Hayır

16 – Çocukların sevgiyle değil kinle yetiştirilmesine, eğitimde bilimsellikten uzaklaşılmasına, kavramların aşındırılmasına, takiyeye #Hayır

17 – Demokrasiyi son durağa götüren vasıta, Meclis’i ayaklarda pranga,insan haklarını ne idüğü belirsiz üst akılların oyunu sananlara #Hayır

18 – Öyle uygun gördüğüm için #Hayır

19 – Baskıya, dayatmaya, zulme, suçluyken güçlü olana, ötekileştirene, tek tipçiliğe, yok sayılmaya, yok etmeye çalışana #HayırBizVarız

 

Kanal D’deki işine son verilen Değirmenci’den ilk açıklama

Değirmenci haberin duyulmasının ardından Twitter hesabından paylaştığı mesajda “Durun önce anneme durumu izah edeyim de sonra konuşuruz.Annem Halk Tv’nin altyazısından öğrenmiş bile Selamı var hepinize, “iyiler sonunda kazanır” diyor” dedi. 

İRFAN DEĞİRMENCİ KİMDİR?

3 Kasım 1977 tarihinde Antalya‘da doğmuştur. Antalyalı emekçi bir babayla İstanbul‘lu bir annenin en küçük çocuğudur.

Ortaokul ve liseyi TED Ankara Koleji‘nde okudu. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden mezun oldu.

Ocak 1996 yılında Ankara Ostim TV’de televizyonculuğa başladıadar devam etti. İlk canlı yayınlarını 19 yaşında yaptı. 25 Ekim 1999 tarihinde Ali Kırca ekibine katılarak atv’ye geçti. 17 Eylül 2001 tarihinde Star TV’ye, 30 Ağustos 2003 tarihinde CNN Türk’e, 5 Eylül 2005 tarihinde Mehmet Ali Birand‘dan gelen teklifte Kanal D’ye geçti. 30 Haziran 2007 tarihinde Fox TV’ye geçti ve Çalar Saat programı’nı 1 Nisan 2010 tarihine kadar sundu.

Çok sevdiği öğretim üyesi Ahmet Taner Kışlalı bir suikaste kurban gidince dönemin ünlü tartışma programı Siyaset Meydanı‘na üniversitedeki sıralardan ayağa kalkıp yaşam hakkını savunan bir konuşma yaparak, dikkatleri üzerine çekti. Atv Ankara Bürosu’nda temsilci Baki Şehirlioğlu‘nun teklifiyle televizyon muhabirliğine başladı. Ali Kırca ekibiyle birlikte Cem Uzan‘ın Star Televizyonu’na transfer oldu.

Kendine özgü üslubuyla yaptığı ”İçinden insan geçen” haberleri ”Ankara’nın renkli yüzü” olarak anılmasına neden oldu.

3 Mayıs 2010 tarihinden beri Kanal D’de “Günaydın” programını sunmaktadır.

YSK: Referandum 16 Nisan Pazar günü

YSK Başkanı Sadi Güven anayasa değişikliği referandumunun 16 Nisan 2017 Pazar günü yapılması kararının alındığını açıkladı.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 11. 02. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

umhurbaşkanı Erdoğan’ın anayasa değişikliği teklifini onaylamasının ardından YSK Başkanı Sadi Güven’den referandum tarihiyle ilgili açıklama geldi. Sadi Güven referandum tarihini 16 Nisan Pazar günü olduğunu açıkladı.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın onayladığı, parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçişi öngören, ancak içeriğinde ‘Başkan’ yerine ‘Cumhurbaşkanı’ ifadesi kullanılan 18 maddelik anayasa değişikliği teklifine ilişkin kanun bugün Resmi Gazete’de yayımlandı.

10 PARTİ SANDIK BAŞINDA OLACAK

Sadi Güven, sandık başlarında 10 parti temsilcisinin bulunacağını söyledi. Seçmenler kütük ve sandık bilgilerini YSK’nın internet sitesinden öğrenebilecek.

‘EVET’ BEYAZ, ‘HAYIR’ KAHVERENGİ ZEMİNE BASILACAK

Referandumda beyaz renk üzerinde ‘Evet’, kahverengi üzerinde ‘Hayır’ ibareleri bulunan iki ayrı renkten oluşan birleşik oy pusulası kullanılacak.

Seçmenler, üzerinde ‘tercih’ yazan mührü birleşik oy pusulasında tercih ettiği kısmın üzerine basarak oyunu kullanacak. Kullanılan geçerli oyların yarıdan bir fazlasının, ‘evet’ çıkması halinde anayasa değişikliği kabul edilmiş olacak. Aksi durumda anayasa değişikliği reddedilmiş sayılacak.

Trump’ı anlamak için Hannah Arendt okumak

George Orwell’ın 1984 adlı kitabı Trump dönemiyle birlikte yeniden popüler olan tek kitap değil. Siyaset kuramcısı Hannah Arendt’in “Totalitarizmin Kaynakları” adlı kitabı da aynı oranda ilgi çekiyor.

 

––––––––––––––––––––––––––––––––– 10. 02. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

elişmiş uygarlıkların çöküşüne tanıklık etmiş olan Hannah Arendt, 20. yüzyıl totaliter hareketlerinin yükselişini analiz eden ilk siyaset kuramcılarından biri. 1951’de Nasyonal sosyalizm ve Stalinizmi incelediği makalesi “Totalitarizmin Kaynakları” yayınlandı.

Politika alanında yazılmış olan kitap, çok satanlar listesinde görmeye alıştıklarımızdan değil. Fakat Trump’ın ABD Başkanı olarak göreve başlamasından beri kitaba talep yoğun.

Trump ne kadar totaliter?

New York’taki Bard Üniversitesi’nde Hannah Arendt Politika ve Sosyal Bilimler Merkezi’nde profesörlük ve yöneticilik yapan Roger Berkowitz, DW’ye “Arendt’in bakış açısından Trump totaliter bir lider değil. Fakat onun deyişiyle, totaliter unsurları yönetiminde barındırıyor“ değerlendirmesini yaptı.

Berkowitz göre yine de bazı işaretlerin göz ardı edilmemesi gerek. Totalitarizmin en önemli ve tehlikeli özelliğinin bir hareket temelinde olması olduğunu dile getiren Berkowitz, Trump’ın da bir harekete dayandığını belirtiyor.

Popülizm: Küresel endişe zamanlarında hazır reçeteler

Arendt’in analizleri her ne kadar bugünün karmaşık politik gelişmelerini tamamen açıklayamasa da gözlemlerinin çoğu bugünü anlamak için bir temel oluşturuyor. Sağ popülizmin Avrupa ve ABD’daki şu anki yükselişi Nazi ve Komünistlerin yükselişine imkan tanıyan 20’ler ve 30’lardaki durumla bazı yönlerden benzerlik taşıyor.

Arendt pek çok insanın küresel belirsizlik zamanlarında yalanlara inanmaya hazır oluşuna sebep olan mekanizmayı şu şekilde ifade ediyor:

“Sürekli değişen, anlaşılmaz bir dünyada kitleler, aynı zamanda, hem her şeye inandıkları, hem hiçbir şeye inanmadıkları, hem her şeyin mümkün olduğunu düşündükleri, hem hiçbir şeyin doğru olmadığını düşündükleri bir noktaya varmışlardır.”

Böyle bir ortamda başkalarını günah keçisi olarak gösteren ve sorunlara kolay çözümler öneren, tekrarlanan, basitleştirilmiş yanlış anlatılar, bilinçli fikirlerin oluşmasının ön koşulu olan derin analizlere tercih ediliyor. Bu açıdan Trump’ın Müslüman ya da Meksikalı olan herkesi terörizm, işlenen suçlar ve işsizlik nedeniyle suçlaması ve çözüm önerisi olarak seyahat yasağı ya da duvarı savunması yeni bir şey değildir.

Hannah Arendt, 1959

“Alternatif gerçekler” ile doğruların çarpıtılması

Arendt’e göre totaliter liderler 20. yüzyılın başlarında yapmış oldukları propagandalar şu varsayıma dayanıyor:

“Biri, insanları bir gün fantastik beyanlara inandırabilir ve eğer olur da ertesi gün beyanlarının yalan olduğu inkar edilmez kanıtlarla ispatlanırsa aynı insanların teselliyi sinizme kaçmakta bulacaklarına güvenebilir. İnsanlar kendilerine yalan söyleyen liderlere sırtlarını dönecekleri yerde söylenmiş olan ifadelerin başından beri yalan olduğunu bildiklerini söyleyerek tepkilerini gösterir ve liderlerinin üstün taktik zekasını takdir ederler.”

Her ne kadar günümüzde bir beyanın doğruluğunun kontrolü kolay olsa da Trump kullandığı bariz yalanlarla bu durumu adım daha ileri taşıdı. Güvenilir medya kuruluşlarını “yalancı” medya diyerek itibarsızlaştırılmaya çalışıyor.

Arendt bu konuya ilişkin olarak “Eğer herkes size sürekli olarak yalan söyleniyorsa, bunun sonucu, yalanlara inanmanız değil, artık hiç kimsenin hiçbir şeye inanmamasıdır” diyor.

Kötülüğün sıradanlığı

1961 yılında Yahudi Soykırımı’nın baş aktörlerinden Adolf Eichmann’nın yargılamasını anlattığı kitabında “kötülüğün sıradanlığı” ifadesini kullanarak kötünün aslında tahmin edildiği gibi radikal olmadığını dile getiriyor.

Kitap, cinayetlerin kitlenin hareketine uyum sağlamak için kendisine verilen emirleri düşünmeden uygulayan insanlarca nasıl işlendiğini açıklıyor ve kötülük ile düşüncesizlik arasında bir bağ olduğunu savunuyor.

1958 yılında yayınlanan “İnsanlık Durumu” eserinde yaptığı “düşüncesizlik” tanımı bugün Trump’ın apar topar imzaladığı başkanlık kararnameleri ve kararnameleri meşrulaştırma çabalarını tanımlamak için kullanılabilir.

Arendt konuya ilişkin “Umursamaz bir kayıtsızlık ya da umutsuz bir kafa karışıklığı ya da kendi beğenmiş bir şekilde tekrarlanan önemsiz ve içi boşaltılmış “doğrular” içinde bulunduğumuz zamanın en belirgin özelliği haline gelmiştir” demişti.

Alıntıların içinde bulundukları bağlamdan kopartılarak paylaşılmaları oldukça kolay olsa da bu paylaşımlar Arendt’in fikirlerinin tamamını yansıtmıyor. Berkowitze göre, Arendt yaşadığımız dünyanın totalitarizmin kaynaklarının tam olarak belirlenebilmesi için oldukça karmaşık ve birbirine girmiş bir halde olduğu görüşünde.

Arendt’in yazdıkları ışığında gelecekte yeni bir tür totalitarizm tarafından ele geçirilip geçirilmiyeceğimiz hakkında tahminler yürütürken sivil itaatsizliği yücelttiği bir başka alıntısında teselli bulabiliriz:

“Kimsenin itaat etmeye hakkı yoktur.”

Deutsche Welle 

Oy ve Ötesi referandumda yürütecekleri çalışmayı açıkladı

Şeffaf bir seçim için 2014’te kurulan Oy ve Ötesi, 16 Nisan’da yapılması planlanan Anayasa değişikliği referandumu için yürütecekleri çalışmaya ilişkin açıklama yaptı.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 10. 02. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

effaf seçimler ve sandık gözetmenliğini kolaylaştırmak amacıyla 2014’te kurulan Oy ve Ötesi, 16 Nisan’da yapılması planlanan Anayasa değişikliği referandumuna nasıl katkı sağlayacaklarına ilişkin bilgi paylaştı.

Oy ve Ötesi, sürece nasıl katkı sağlayacaklarını şöyle açıkladı:

Katılımın çok belirleyici olacağı bu referandumda oy vermek, önemini anlatmak, oy verme yüzdesini artırmak hedefli bir iletişim kampanyası tasarlıyoruz. Bunun yayılımı konusunda gönüllülerimiz desteği ile çalışacağız.

Resmi sonuç karşılaştırması yaptığımız tutanak teyit sistemimiz, T3 ile ilgili çalışmalarımız devam ediyor. Referanduma ilişkin YSK genelgesi ve seçime katılacak siyasi partilerin rolü netleştikçe T3’ün çalışma mekanizmasını belirleyeceğiz.

Seçim günü, tüm siyasi parti ve müşahitlere destek verecek, tercihen baroların içinde, yeni bir çağrı merkezi organizasyonu yapacağız. Sandık başında ihtiyacı olan tüm müşahitlere ve sandık kurulu üyelerine, ihtiyaç duyulduğunda, bu çağrı merkezi aracılığıyla bilgi sağlayacağız.

Sandık başında donanımlı bireylerin yarattığı olumlu etkiyi devam ettirebilmek adına, online seçmen ve müşahitlik eğitimlerine başlayacağız.

Gönüllü müşahitlik

Bulunduğumuz beş seçimde; seçim süreçlerine hakim, donanımlı bir ekip olarak on binlerce etkili gönüllüyle ülkemizde sivil toplumun gelişmesine kalıcı bir şekilde destek verdik. Ayrıca seçim mevzuatına göre seçim gününe ilişkin yetkili kurum olan Yüksek Seçim Kurulu’na, tüm siyasi parti ve adaylara, bir sivil toplum kuruluşu olarak imkanlarımız çerçevesinde destek vermeye çalıştık.

Bugün içinde bulunduğumuz Türkiye tablosunu değerlendirdiğimizde de, siyasi partilerin desteğiyle bağımsız bir müşahit organizasyonu yapmak yerine, bu seçimde Oy ve Ötesi olarak gönüllerimize tercih edecekleri bir siyasi partinin müşahit organizasyonunda görev almaları çağrısında bulunacağız.

Hali hazırda Oy ve Ötesi mezunlarının çeşitli sivil toplum kurumlarında, siyasi partilerde ve iletişim kampanyalarında görev aldıklarını görüyoruz. Ancak net bir şekilde belirtmeliyiz ki, Oy ve Ötesi Derneği, referandumda yukarıda belirttiğimiz çerçevede görev alacaktır. Bu çalışmalar dışında hiçbir siyasi hareket veya kampanyada yer almadık ve almayacağız. Bu çerçevede, Oy ve Ötesi‘nin resmi iletişim kanallarındaki içerik dışında hiçbir çağrı ve paylaşıma itibar etmeyiniz.

Kremlin: Savaş uçaklarımız Türkiye’nin verdiği koordinatlar dahilinde hareket ediyordu

Dün Türk Silahlı Kuvetleri’nin Rusya’ya ait bir savaş uçağının kazaen Türk askerlerini vurduğunu” açıklamasına Kremlin’den yanıt geldi. Kremlin, “Rus savaş uçakları Türkiye’nin verdiği koordinatlar doğrultusunda hareket ediyordu” açıklamasında bulundu.

 

––––––––––––––––––––––––––––––––– 10. 02. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

 

usya’dan yapılan açıklamada Rus savaş uçağının Türk askerlerinin bulunduğu binayı bombalamasıyla ilgili olarak ‘Koordinatları Türkiye verdi’ denildi.Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Rusya Hava Kuvvetleri’nin, Suriye’nin El Bab kasabasında 3 Türk askerinin yaşamını yitirmesine yol açan hava operasyonuna ilişkin olarak, “Uçaklarımız, Türk partnerlerimizin verdiği koordinatlara göre hareket etti, orada Türk askerlerinin bulunmaması gerekiyordu” dedi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında dün yapılan telefon görüşmesinin yapıcı geçtiğini söyleyen Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, liderlerin El Bab’da yaşanan olayı uzun süre ele aldığını ifade etti.

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş da olayın aydınlatılmaya çalışıldığını belirtirken, “bu tamamen istem dışı meydana gelen bir olay, bir kazadır” dedi.

TSK açıkladı; El Bab’da şehit olan 3 askeri, Rus uçağı ‘kazaen’ vurmuş

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) Rus uçağının Suriye’de kaza ile Türk askerlerinin bulunduğu binayı vurduğunu açıklamıştı. Açıklamada 3 askerin şehit olduğu belirtilirken 1’i ağır 11 asker yaralandığı ifade edilmişti.

Hükümetten olay sonrası ilk açıklama

Meclis Genel Kurulu’nda milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Ekonomi Bakanı şehit olan askerlerle ilgili şu açıklamayı yaptı:

“Ben de hata sonucu olduğuna inandığım El Bab’da bir yanlışlıkla bombalama sonucu şehit olan askerlerimize Allah’tan rahmet diliyorum.

“Rus Devlet Başkanı ve Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından yapılan açıklamalarda Rus uçağının askerlerimizi yanlışlıkla vurduğu resmi olarak açıklanmıştır.

“Resmi olarak yapılan açıklama bu. Bunu burada siz dersiniz ki böyle değildir, ben derim ki resmi açıklama bu, sabaha kadar konuşuruz ama hepimizi üzen bir vakadır. Savaş alanlarında böyle hataların olması tabii ki zayıfta olsa ihtimal dahilindedir.”
TSK’nın dünkü açıklaması

TSK’nın açıklaması şöyle:

“Fırat Kalkanı Harekâtı bölgesinde, 09 Şubat 2017 tarihinde saat 08:40 sularında, Rusya Federasyonuna ait bir savaş uçağı tarafından DEAŞ hedeflerine icra edilen hava harekatı esnasında, kazaen TSK unsurlarının olduğu bir binaya isabet eden bomba ile üç kahraman silah arkadaşımız şehit olmuş, biri ağır olmak üzere 11 kahraman silah arkadaşımız ise yaralanmıştır. Yaralı personelimiz tedavilerinin yapılması maksadıyla süratle hastaneye ulaştırılmıştır.

“RF yetkilileri, söz konusu olayın bir kaza olduğunu ifade ederek, üzüntülerini ve taziye dileklerini iletmişlerdir. Olayla ilgili inceleme ve çalışmalar iki tarafça sürdürülmektedir.

“Ayrıca, aynı olayla ilgili olarak RF Cumhurbaşkanı Sayın Vladimir PUTİN, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN’a üzüntülerini belirterek başsağlığı dileğinde bulunmuşlardır.

“Bizleri acı ve üzüntüye boğan bu olayda hayatını kaybeden aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet, şehitlerimizin değerli ailelerine, Türk Silahlı Kuvvetleri ile Yüce Türk Milletine başsağlığı ve sabır; yaralanan kahraman silah arkadaşlarımıza acil şifalar dileriz.

“Kamuoyuna saygı ile duyurulur.”

Cumhurbaşkanı anayasa değişikliği teklifini onayladı; referandum 16 Nisan’da

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 6771 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunu onayladı. Anayasa değişikliği Başbakanlığa gönderildi. Anayasa değişikliği Resmi Gazete’de yayımlandıktan 60 gün sonraki ilk pazar referandum yapılacak. Buna göre, referandum 16 Nisan 2017’de gerçekleşecek.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 10. 02. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

umhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçişi öngören, ancak içeriğinde ‘Başkan’ yerine ‘Cumhurbaşkanı’ ifadesi kullanılan 18 maddelik anayasa değişikliği teklifini onayladı.

AKP ve MHP’nin mutabakatıyla 21 Ocak’ta TBMM Genel Kurulu’nda 339 oyla kabul edilerek yasalaşan değişiklik teklifi tam 12 gün Meclis’te bekletildikten sonra 2 Şubat’ta Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın onayına sunulmak üzere Beştepe’ye gönderilmişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 7 gün aradan sonra bugün teklifi onaylayarak referandum sürecinin startını verdi.

Referandum 16 Nisan’da

Cumhurbaşkanının onayının ardından, kanun halkoyuna sunulmak üzere Resmi Gazete’de yayımlanacak. 1987 yılında düzenlenen Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkında Kanun doğrultusunca referandum, anayasa değişikliği Kanununun Resmi Gazete’de yayımını takip eden 60. günden sonraki ilk pazar günü yapılacak. Buna göre, referandum 16 Nisan 2017’de gerçekleşecek.
Referandumda beyaz renk üzerinde ‘Evet’, kahverengi üzerinde ‘Hayır’ ibareleri bulunan iki ayrı renkten oluşan birleşik oy pusulası kullanılacak.

Seçmenler, üzerinde ‘tercih’ yazan mührü birleşik oy pusulasında tercih ettiği kısmın üzerine basarak oyunu kullanacak. Kullanılan geçerli oyların yarıdan bir fazlasının, ‘evet’ çıkması halinde anayasa değişikliği kabul edilmiş olacak. Aksi durumda anayasa değişikliği reddedilmiş sayılacak.

Yunan adalarına geçici vize kaldırıldı

AB Komisyonu, Ege’deki Yunan adalarına seyahatte kolaylık sağlayan geçici vize uygulamasına önümüzdeki sezon için izin vermedi. Artık, Türklerin gözdesi olan Kos, Midilli, Sakız gibi adalara girişler eskisi kadar kolay olmayacak.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 09. 02. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

ge’deki Yunan adalarına seyahatte kolaylık sağlayan geçici vize uygulamasının kaldırıldığı belirtildi. Yunan basınında yer alan haberlerde, AB Komisyonu’nun ‘kapıda vize’ olarak anılan uygulamaya yeni turizm sezonu için onay vermediği kaydedildi.

Yunanistan’ın Avrupa İşlerinden Sorumlu Dışişleri Bakan Vekili Yorgos Katrougalos, söz konusu adaların milletvekillerine gönderdiği mektupta, bakanlığın tüm ısrarlarına rağmen kararın engellenemediğini ifade etti. Vize işlemlerinin kolaylaştırılarak, bu karar sebebiyle oluşması beklenen sıkıntıların aşılması için Türkiye’deki konsolosluklara personel takviyesi yapılacağı ve vize başvurularında elektronik sistem kullanılacağı belirtildi.

Ayrıca, Brüksel’de bulunan Katrougalos’un, Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Frans Timmermans ile yaptığı görüşmede Türk turistlere özel vize uygulamasını gündeme getirdiği bildirildi.

‘ADALARA BÜYÜK DARBE’

AB’nin kararı özellikle adalardakilerin büyük tepkisine yol açtı. Midilli Belediye Başkanı Spiros Galinos, adaların göçmen krizi sebebiyle büyük bir yükün altında olduğunu, bu gelişmenin başta Midilli olmak üzere tüm adalarda turizme büyük bir darbe indireceğine dikkati çekti. Kuzey Ege Eyalet Başkanı Hristianna Kalogiru, ada sakinlerinin endişelerine dikkati çekerek, tüm çözüm imkanlarının kullanılması çağrısında bulundu. Midilli, Sakız, Rodos, İstanköy, Sömbeki, Sisam ve Meis adaları için 2012 yılından bu yana nisan-ekim ayları arasında geçerli olan uygulamayla Türk turistlerin adalara seyahatlerinde limanda vize verilerek önemli bir kolaylık sağlanıyordu.

Turizm yetkililerine göre, söz konusu adalardaki ziyaretçilerin yarısı Türk turistlerden oluşuyor.

YSK, eşitlik ilkesine aykırı yayın yapan özel radyo ve TV’lere ceza veremeyecek

Yeni yayımlanan kanun hükmünde kararname ile Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) özel televizyon kanalları üzerindeki yetkileri tırpanlandı. Kararname ile referandum sürecinde YSK’nın belirlediği kurallara göre yayın yapma zorunluluğu ortadan kalkıyor. Yani, YSK, özel TV ve radyolara, eşitlik ilkesini de içeren esaslara aykırı yayın yapması halinde verilmesi öngörülen yayın durdurma ve para cezalarını artık veremeyecek.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 09. 02. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

 

87 Sayılı OHAL kapsamında bazı düzenlemeler yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlandı. 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun 149/A maddesi yürürlükten kaldırıldı. Siyasi partilerin anayasa değişikliği referandumu için hazırlandığı dönemde çıkarılan KHK dikkat çekti. Buna göre, Yüksek Seçim Kurulu (YSK), özel TV ve radyolara, eşitlik ilkesini de içeren esaslara aykırı yayın yapması halinde verilmesi öngörülen yayın durdurma ve para cezalarını veremeyecek.

149’uncu madde ne diyor?

Yüksek Seçim Kurulu’na kanun hükmünde kararname ile referandum ayarı geldi. Hükümet olağanütü hal yetkisiyle yayımladığı yeni kararnameyle seçim dönemlerinde eşitlik ilkesine göre yayın yapmayan özel radyo ve televizyonlara, Yüksek Seçim Kurulu’nca verilen yayın durdurma cezası kaldırıldı.

687 Sayılı OHAL kapsamında bazı düzenlemeler yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi. Kararname ile Yüksek Seçim Kurulu’nun özel radyo ve televizyonlara yönelik denetim yetkisini düzenleyen 298 sayılı kanunun 149/a maddesi yürürlükten kaldırıldı.

Buna göre, Yüksek Seçim Kurulu (YSK), özel TV ve radyolara, eşitlik ilkesini de içeren esaslara aykırı yayın yapması halinde verilmesi öngörülen yayın durdurma ve para cezalarını veremeyecek.

Öte yandan KHK ile 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanunu’nda yer alan “verici tesis ve işletim şirketi”yle ilgili “kuran ve işleten” ibaresi “kuran ve/veya işleten” şeklinde değiştirildi. 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunu’nda “özel radyo ve televizyon yayınlarına ilişkin suçlar”la ilgili YSK tarafından belirlenen esaslara aykırı olarak yayın yapılması halinde verilecek yayın durdurma ve para cezaları verilmesini öngören 149/A maddesi yürürlükten kaldırıldı.

Bakanlar Kurulu kararıyla ülke genelinde ilan edilen OHAL kapsamında yürürlüğe konulan KHK’lar gereğince kapatılan özel radyo ve televizyonların, 15 Temmuz 2016 tarihi itibarıyla sahip oldukları yayın lisansları, yayın hakları, frekans ve kanal kullanımı ile Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) nezdindeki benzeri izinleri Maliye Bakanlığının bu yöndeki talebi üzerine RTÜK tarafından verilecek.

Bu lisans ve haklar ile frekans, kanal kullanımı ve RTÜK nezdindeki benzeri izinlerin Maliye Bakanlığınca veya Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunca kapatılan özel radyo ve televizyonlara ait diğer varlıklarla birlikte ya da ayrı ayrı satılması durumunda, bunların yeni alıcıları adına devri ve tescili işlemleri, Fonun bildirimi üzerine gerekli bilgi ve belgelerin tamamlanmasını müteakip başkaca bir işleme gerek kalmaksızın en fazla bir ay içinde tamamlanacak.

Cezaların büyük bölümü ise muhalefete yer vermeyen özel kanallara verilmişti

1 Kasım 2015 seçimlerinde bu kuralları ihlal eden özel yayın kuruluşlarına toplam 580 kez ceza uygulandığı belirtildi. Bu cezaların büyük bölümü ise muhalefete yer vermeyen özel kanallar oldu.

149’uncu madde ne diyor?

Madde 149/A- (Yeniden düzenleme: 15/7/2003-4928/4 md.) Bu Kanunun 55/A maddesine ve Yüksek Seçim Kurulunca belirlenen esaslara aykırı olarak yayın yapılması halinde, ülke genelinde yayın yapan özel radyo ve televizyon kuruluşlarını Yüksek Seçim Kurulu, yerel yayın yapan özel radyo ve televizyon kuruluşlarını ise yayının yapıldığı yer ilçe seçim kurulu uyarır veya aynı yayın kuşağında açık bir şekilde özür dilemesini ister. Bu talebe uyulmaması veya aykırılığın tekrarı halinde, Yüksek Seçim Kurulu veya yayının yapıldığı yer ilçe seçim kurulunca, ihlâle konu programın yayını bir ilâ oniki kez arasında durdurulur. Aykırılığın tekrarı hâlinde, ülke genelinde yayın yapan özel radyo ve televizyon kuruluşlarının yayınlarının Yüksek Seçim Kurulunca beş günden onbeş güne kadar durdurulmasına, yerel yayın yapan özel radyo ve televizyonların yayınlarının ise yayının yapıldığı yer ilçe seçim kurulunca üç günden yedi güne kadar durdurulmasına karar verilir. Bu kararlar ilgili en yüksek mülkî amirlerce derhâl yerine getirilir. (Değişik üçüncü fıkra: 23/1/2008-5728/298 md.) Birinci fıkra hükmüne göre hakkında yayın durdurulması kararı verilen özel radyo ve televizyon kuruluşlarının sorumlularına, onbeşbin Türk Lirasından yüzbin Türk Lirasına; yerel yayın yapan özel radyo ve televizyon kuruluşlarının sorumlularına, beşyüz Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir. CNN

ABD’li general: Musul ve Rakka’yı altı ay içinde geri alırız

ABD’nin Irak’taki en yüksek rütbeli komutanı Korgeneral Stephen Townsend, IŞİD’in en güçlü olduğu Irak’ta Musul, Suriye’de Rakka kentlerinin “altı ay” içinde ele geçireceğini söyledi.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 09. 02. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

sveç basınında yayımlanan haberlere göre Korgeneral Townsend, “Önümüzdeki altı ay içinde hem Musul hem de Rakka operasyonları sona erdirmiş olacağız” dedi.

Habere göre, ABD Başkanı Donald Trump’ın isteği üzerine Amerikan ordusu IŞİD’e karşı yürütülen mücadeleyi hızlandırmak üzere yeni bir plan hazırladı.

Townsend, geçen Aralık ayında Trump iktidara gelmeden önce, IŞİD’in Irak’ta Musul’dan, Suriye’de de Rakka’dan temizlenmesinin iki yıl alabileceğini söylemişti.

Trump ise seçim kampanyası sırasında IŞİD’e yenilgiye uğratacak gizli bir planı olduğunu belirterek, “örgütün çok çok kısa sürede” yok edilebileceği vaadinde bulunmuştu.

Geçen ay en çok altın kazandırdı!

Dolardaki hızlı tırmanışa bağlı olarak fiyatı yükselen külçe altın, Ocak ayında yatırımcısına en çok kazandıran yatırım aracı oldu.

––––––––––––––––––––––––––––––––– 09. 02. 2017 –––––––––––––––––––––––––––––––––

ürkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre, Ocak ayında en yüksek aylık reel getiri, yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) ile indirgendiğinde yüzde 6.27, tüketici fiyat endeksi (TÜFE) ile indirgendiğinde ise yüzde 7.85 oranlarıyla “külçe altın”da gerçekleşti.

Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde; yatırım araçlarından euro yüzde 3.91, dolar yüzde 3.15 ve BIST 100 endeksi yüzde 1.86 reel getiri sağladı.

Mevduat ve DİBS kaybettirdi

Buna karşılık mevduat faizi yüzde 3.12 ve devlet iç borçlanma senetleri de (DİBS) yüzde 3.39 yatırımcılarına kaybettirdi.

TÜFE ile indirgendiğinde ise yatırımcılarına, euro yüzde 5.46, dolar yüzde 4.68, Borsa Endeksi yüzde 3.37 reel getiri sağlarken, mevduat faizi yüzde 1.68 ve DİBS yüzde 1.96 kaybettirdi.

Üç aylıkta dolar önde

Dolar üç aylık değerlendirmede; Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 11.70, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 16.55 oranıyla yatırımcısına en yüksek reel getiri sağlayan yatırım aracı olurken; DİBS, Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 10.68, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 6.80 yatırımcısına en çok kaybettiren yatırım aracı oldu.

Altı aylıkta da dolar önde

Altı aylık değerlendirmeye göre dolar; Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 14.16, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 18.97 oranlarıyla yatırımcısına en yüksek kazancı sağladı.

Aynı dönemde DİBS, Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 10.06, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 6.27 ile yatırımcısına en çok kaybettiren yatırım aracı oldu.

Yıllıkta da külçe altın birinci

Finansal yatırım araçları yıllık olarak değerlendirildiğinde külçe altın; Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 19.00, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 23.87 oranlarıyla yatırımcısına en fazla reel getiriyi sağladı.

Diğer taraftan, mevduat faizi Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 3.44 oranıyla yatırımcısına en çok kaybettiren yatırım aracı olurken, TÜFE ile indirgendiğinde yüzde 0.51 oranıyla yatırımcısına en az kazandıran yatırım aracı oldu.