Simit Sigaradan Daha Zararlı!

simit05.08.2016

Glisemik indeksi yüksek besinlerle beslenen kişilerin, bu tip gıdalarla beslenme oranı düşük olan kişilere göre akciğer kanseri riskinin yüzde 49 daha fazla çıktığı saptandı.

Teksas Üniversitesi MD Anderson Kanser Merkezi’nden uzmanların yürüttüğü araştırmada, akciğer kanseri teşhisi konulan kişilerin sağlık verileri incelendi.

6494_7b12ac910650805ac1a1a25ef33520ef

Sonuçlara göre; glisemik indeksi yüksek besinlerle beslenen kişilerin, bu tip gıdalarla beslenme oranı düşük olan kişilere göre akciğer kanseri riskinin yüzde 49 daha fazla çıktığı saptandı.

TMO_pirinc_ithal_edecek (1)

Araştırmayı yürüten uzmanlar, bu yiyecekleri tüketmemenin akciğer kanseri riskini azaltmada oldukça etkili olduğu görüşünde.

Teksas Anderson Üniversitesi Kanser Merkezi uzmanlarından Dr. Stephanie Melkonian “Yaptığımız çalışma yüksek glisemik indeksli gıdalarla beslenenlerin, akciğer kanserine yakalanma riskinin yüzde 49 arttığını ortaya koydu” diye konuştu. Dr. Melkonian, özellikle beyaz ekmek, mısır gevreği, simit ve pirincin zararlı olduğunu vurguladı.

16901

ABD’de bu yıl 150 bin kişinin akciğer kanserinden dolayı hayatını kaybettiğini söyleyen Dr. Melkonian, glisemik indeksi ile akciğer kanseri arasında doğrudan bir ilişkinin olduğunu vurgulayarak “Bin 905 hasta üzerinde çalışma yaptık. Hiç sigara içmeyen kişilerde de akciğer kanserini saptadık. Bu kişilerde yüksek glisemik indeksi vardı ve sigaranın 2 katı kadar etkiliydi. Sigara içen ama düşük glisemik indeksi olanlarda ise kansere yakalanma riski yüzde 31″ ifadelerini kullandı.

‘Alkol 7 ayrı kanser türüne neden oluyor’

_90483285_alkol22.07.2016

Yapılan bir araştırma, alkol tüketimiyle yedi ayrı kanser türü arasında güçlü bir bağ olduğunu ortaya koydu.

Yeni Zelanda’nın Otago Üniversitesi’nden araştırmacı Jennie Connor; alkol tüketimiyle ile ağız, boğaz, gırtlak, yemek borusu, karaciğer, bağırsaklar ve meme kanserleri arasında ilişki olduğunu saptadı.

Jennie Connor alkol tüketiminin 2012’de yarım milyon insanın ölümüne yol açtığını da açıkladı.

Bu sayı dünyadaki kanser ölümlerinin yaklaşık yüzde 6’sına denk geliyor.

Sonuçları Addiction (Bağımlılık) isimli bilimsel dergide yayımlanan araştırmaya göre, biyolojik nedenleri henüz bilinmese de, alkol tüketiminin zararları konusunda da net bulgulara ulaşıldı.

‘Alkol, kanser riskini artırıyor’

Dünya Kanser Araştırma Fonu Program Müdürü Susannah Brownscience, “Alkol tüketimi arttıkça, kanser riski de artıyor. Alkol tüketiminin doğrudan kansere neden olduğu yönünde sağlam kanıtlar bulunduğuna katılıyoruz” dedi.

Çok alkol tüketen kişilerde risk yüksek olsa da, az alkol tüketenler de risk altında.

Jennie Connor’a göre kanser söz konusu olduğunda güvenli bir alkol tüketim seviyesi yok.

İngiltere Sağlık Bakanlığı yetkilileri de düzenli alkol tüketiminin her düzeyde sağlığa zararlı olduğunu açıkladı ve haftalık alkol tüketim önerisini hem erkekler hem de kadınlar için 14 üniteye indirdi.

Alkolün kansere yol açmasının nedenleri tam olarak bilinmiyor.

Bir teoriye göre, alkol insan DNA’sına zarar vererek hasarlı mutasyonlara neden olabilir.

BBC Türkçe

Oyuncak ayıdan hemşire olur mu?

160708112644_meditek_624x351_bbc_nocredit8.7.2016

Çocuğunuzun yumuşacık tatlı bir oyuncak ayıyla oynarken ateşinin ölçülüp akıllı telefonunuzun ekranında göründüğünü düşünün.

Tabi bu öyle bildiğimiz oyuncak ayılardan değil.

Bu, çocukları korkutmamak için sevimli yumuşak dış görünüşünün arkasında gelişkin ölçümler yapabilen bir “hemşire ayı”.

Ayının patilerini sıktığınızda içindeki alıcılar vücut ve ortam sıcaklığını ölçerek bir akıllı telefona bildiriyor.

Hemşire ayının arkadaşları Uzun Zürafa ile Cesur Aslan da hareketlilik, nabız ve kandaki oksijen ölçümlerini yapabiliyorlar.

Fikir 24 yaşındaki Hırvat kökenli bir bilişim öğrencisi olan Josipa Majic’in.

Majic’in bu fikirle kurduğu Teddy & the Guardian Animals adlı şirket şu anda Zagrep, Londra ve California’da faaliyet gösteriyor.

Josipa Majic buluşunu nasıl geliştirdiğini BBC’ye anlatırken, “O kadar müthiş doktorlar olmasına rağmen yine de çoğu zaman hastanın o anki ruh halinin ihmal edildiğini yakından izledim” diyor.

Ölçüm aletleri ve bileşenleri giderek ucuzlarken, Majic “meditek” diye kısaltılan tıbbi teknolojide büyük gelişme potansiyeli görüyor.

Bu konuda yalnız da değil. Avrupa Birliğinin yeni bilişim teknolojisi geliştirme projelerine sağladığı destekten yararlanmak için başvuran çok sayıda girişimciden biri.

Bu konuda hazırlanan bir yıllık rapora göre, tıbbi teknolojiye 2010 yılında yapılan yatırım 1 milyar dolarken, 2015’de bu altıya katlanarak 6 milyar euro olmuş.

Akıllı zıbın

Jose Ignacio Berdu’nun vücut ısısı ölçen bebek zıbını “Termibodi” projesi yalnızca 10 bin euroluk bir yatırımla yola çıkmış.

İspanya’nın başkenti Madrid merkezli şirkette bugün hem sağlık alanında eğitim görmüş, hem de anne baba olan bir çok insan çalışıyor.

Giydirilince çalışıyor, çıkarınca duruyor

Zıbın verileri anne babanın ya da doktorun telefonuna yolluyor ve eğer vücut ısısı tehlikeli bir seviyeye gelirse alarm veriyor.

Termibodi, bebeğe giydirildiği anda çalışmaya başlıyor, çıkarıldığında duruyor. Dolayısıyla açık unutulması ya da açılmaması gibi bir sorun yok.

Akıllı zıbın şimdi Avrupa Birliği’nden lisans bekliyor.

O kadar tatlı değil

Endokrinoloji (İç salgı bilimi) uzmanı doktor Eduardo Jorgensen’i bir meditek ürünü geliştirmeye iten diyabet hastası 10 yaşında bir kız çocuğunun sıkıntıları olmuş.

“Artık insülin pompası kullanmak istemediğini çünkü okulda herkesin kendisiyle alay ettiğini söylüyordu” diyor.

İspanya’da yaşayan Jorgensen, bu konu üzerinde düşünürken MedicSen adlı bedava akıllı telefon uygulamasını geliştirmiş.

MedicSen diyabet hastalarına kan şekerlerini kontrol etmelerini sağlayan, kişisel ihtiyaçlarına göre oluşturulmuş tavsiyeler veriyor.

MedicSen pankreas bezini taklit eden bir bantın vücuda yapıştırılmasıyla çalışıyor. Uygulamanın öğrenme algoritması bantı kullanan kişinin kanındaki glukoz ve insülin düzeyini gözlemliyor, egzersiz ve beslenme faktörlerini hesaba katıyor ve o kişiye özel tavsiyeler üretiyor.

Örneğin, akıllı telefonunuza “Karbon hidratı azalt”, “Egzersiz yap” ya da “Yatmadan önce insülin dozunu artır” gibi tavsiyeler gelebiliyor.

Bu uygulama 2016 yılının Ekim ayına kadar tam kullanıma girmeyecek çünkü hala denemeleri sürüyor.

Deneme aşaması geçildikten sonra yetkili makamlardan 2B sınıfı tıbbi cihaz onayı da alması gerekecek.

Zihin güçlendirici

Kim Baden Kristensen Brain+ adlı Danimarka şirketinin kurucularından ve genel müdürü.

Hem sağlıklı insanları hem de beyin zedelenmesi ya da depresyon geçirenlerin kullanabileceği bir “zihinsel eğitim” aracı geliştirmiş.

“Londra’da bir kafede oturmuş beynin esnekliğiyle ilgili bir kitap okuyorken, birden beyinle ilgili teorik bilgilerin ne kadar ileri olduğunu ama bunların uygulamaya konulmasında ne kadar geri olduğumuzu farkettim” diyor.

Brain+ uygulaması oyunlar ve egzersizlerle zihinsel kıvraklığı geliştiriyor

Masrafı kısmen Kopenhag Üniversitesi tarafından karşılanan uygulamalar (Biri bedava, diğeri abonelik şeklinde alınabilen iki uygulama var) dikkat, hafıza, sorun çözümü, planlama ve dil kullanımını bir dizi egzersiz ve oyunla geliştirmeyi hedefliyor.

Şirketin diğer kurucusu Ulrik Ditlev Eriksen şu anda dünya çapında 1 milyon 200 bin kişinin, hastaneler ve rehabilitasyon merkezleri yoluyla ya da kişisel olarak uygulamaları kullandığını ve büyük şirketlerle lisans anlaşmaları yaptıklarını anlatıyor.

Riskler neler?

Örneğin şu anda egzersiz yapanların vücut değerlerini ölçmeye yarayan bir çok alet var.

Bunların şimdilik lisans alması gerekmiyor çünkü sadece bilgi toplamaya yarıyorlar.

Sağlık uygulamaları tıbbi tavsiyeler vermeye başlayınca ne olacak?

Fakat, sağlık uygulamaları ve aletleri teşhise ve tedaviye yönelik tavsiyeler vermeye başladığında işler biraz karışıyor.

Bu tavsiyelerin doktor tavsiyeleriyle çelişmesi halinde ne olacağı sorusu ortaya çıkıyor.

Şimdi özellikle ilaç kullanımı ve dozu konusunda tavsiye veren aletlere yönelinmesi artık bu konuda yeni düzenlemelere ihtiyaç olduğunu gösteriyor.

Bir açıdan yetersiz bilgi tehlikeli olabilir, ama başka bir açıdan baktığınızda meditek alanındaki ilerlemeler hayat kurtarabilir ve ihtiyaca yetişmekte zorlanan ulusal sağlık hizmetlerini rahatlatabilir.

BBC Türkçe

Uzmanlar uyarıyor: Ramazan sonrası kilo kapıda!

beautiful woman with healthy food water and clock

4 Temmuz 2016

Uzun yaz günlerine denk gelen Ramazan ayının bitmesi ile birlikte uzmanlar, yavaşlayan metabolizmanın bayramla beraber yeni bir döneme başlayacağını belirtiyorlar.

Beslenme ve diyet uzmanı Gizem Köse, 30 gün boyunca değişen metabolik dengemizi normale çevirmek için önerilerde bulundu.

diyet

Ramazan Bayramı’nı fırsata dönüştürün!

Bu dönemin iyi değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çeken Köse, “Ramazan ayı boyunca 17 saatlik açlık sonrasında kimi ağır kimileri de hafif öğünler tüketti ve sonuç olarak metabolik denge değişime uğradı. Bu açlık öncesinde gece saatinde öğün tüketince de metabolizma yavaşladı. Bu yavaşlayan metabolizma ile bayramda günlük beslenme alışkanlıklarınıza hızlı bir dönüş yaparsanız kilo alımı kaçınılmaz olacaktır. Oysaki Ramazan’da vücudunuzu dinlendirdiniz ve şimdi yepyeni bir başlangıç yapmak için elinizde fırsat var. Bunu beslenme alışkanlıklarınızı biraz değiştirmek için bir şans olarak kullanın. Ramazan Bayramı’nı da normale geçiş için değerlendirin” dedi.

Beslenme ve diyet uzmanı Gizem Köse, önerilerini ise şöyle sıraladı:

diyet-listesiKahvaltıyı atlamayın

Bayramda yaşanan tatlı telaşlarla günün en önemli öğünü atlanabiliyor. Kahvaltı masasında oturacak zamanınız olmasa bile mutlaka kahvaltılık tüketmelisiniz. Malum, gün içinde ziyaretler, misafirler olacak, size enerji lazım.

pide-shutter

Pideyle vedalaşın!

Kahvaltıda tüketeceğiniz ekmeğin çeşidi artık pide olmasın. Hem kan şekerinizin dengelenmesi hem de sindirim sorunları yaşanmaması için tahıllı ekmeklere yönelin. Her gün farklı ekmekler(çavdarlı, tam tahıllı ve tam buğday gibi) tüketebilirsiniz.

headline

Tatlı yerine kuruyemiş ikram edin!

Bayram boyunca misafirlere ikram edilen şekerleme ve tatlıların yanında misafirliğe gittiğiniz yerlerde de ikramlar olacak. Misafirlerinizin de sağlığını düşünerek şekerlemeler yerine kâselerin içini kuru meyve ve kuruyemişlerle süsleyebilirsiniz.

diet-bırakma

Tatlı tüketimini sınırlandırın!

Artık kuru meyve çeşitleri, şerbetli tatlılardan daha zengin. Şeftali, muz, çilek, elma gibi birçok meyveyi karıştırıp, ikramlarda bulunabilirsiniz. Evet, adı üstünde Şeker Bayramı ama meyve de kendine göre bir şeker içeriyor. Misafirlikteyseniz de ev sahibini kırmadan tadımlık olarak ikramlıklardan tüketebilirsiniz. Ancak gün içerisinde birden fazla ziyaretiniz olacaksa yediğiniz şekerlemelere dikkat etmenizde fayda var. Kendinize bir söz verin ve sadece bir misafirlikte tadımlık almaya özen gösterin.

sorularr_1326231189145

Her ikramdan sonra 1 bardak su için!

Oruç tuttuğunuz süre boyunca sıvı tüketiminiz 1 litreye kadar düşebiliyor. Vücudunuzu biraz kandırarak her yediğiniz ikramlıktan sonra 1 bardak su içebilirsiniz. Böylece hem fazla tüketmezsiniz hem de su içtiğiniz zaman sıvı kaybınız düzelir ve metabolizmanız tekrar hızlanır.

saglikli-akdeniz-diyeti

Ana öğünlere yeşil sebze ilave edin!

Bayram boyunca ana öğünlerinize özellikle yeşil sebzelerden ilave etmelisiniz. Bu özellikle bağırsak hareketlerinizi düzenlemeye ve metabolizmanızı hızlandırmaya yardımcı olur. Akşam yemeklerini oruç zamanındaki gibi geç saatte değil, uyku saatinden 4-5 saat öncesinde tüketmenizde fayda var.

Bayramda kurubaklagil ve et tüketimi artıyor. Her ne kadar önerdiğim yiyecekler olsalar da yanlarında pişirilen tereyağlı pilav ve makarnalar kilo almanız açısından tehlike yaratabilir.

zeytinyagi-gidahatti-8Yağı ölçekle kullanın!

Bir de yararlı diye bolca tüketilen salatalara dikkat edin. Salatalara ve yemeklere kullanacağınız yağ miktarını göz kararı değil ölçerek koyun. Zeytinyağının da her yağ gibi kalorisi var. Kısacası yine her şeyden az az tüketmekte fayda var.

su

Yürüyüş yapın!

Bayram süresince mümkün oldukça yürüyüş yapmaya çalışın. Özellikle yemeklerden sonra sindirime yardımcı olur. Tabii bir de kilonuzu korumanıza. Asansör yerine merdiven kullanmaya özen gösterin. Özellikle merdiven inişleri yorucu değil hatta eğlendirici eylemlerdir. Çıkamıyorsanız bile merdivenlerden inebilirsiniz. Hayatınıza biraz hareket katmanız bayramınızı da daha enerjik ve neşeli geçirmenizi sağlayacaktır.”

Bilim insanları robotlara acı çekmeyi öğretecek

160526165019_robot_624x351__nocredit30 Haziran 2016

Almanya’daki bilim insanları robotlara acı hissetmeyi öğretmek için yapay sinir sistemi üzerinde çalışıyor.

Bu çalışma robotlara sistemlerine gelebilecek herhangi bir hasara hızlıca yanıt verebilme şansı verirken, robotlarla çalışan insanları da koruyabilecek.

Bilim insanları sistemi “insan ağrısı araştırmalarına” dayandıracak.

Sistemi test etmek için robot koluna baskı ve ısıyı saptayan parmakucu sensörü yerleştirildi.

Hannover kentinde bulunan Leibniz Üniversitesi’ndeki araştırmacılar robotların “beklenmedik fiziksel durumları ve rahatsızlıkları saptayıp sınıflandırabilecekleri, potansiyel hasarı değerlendirebilecekleri ve gerekli tedbirleri ya da refleksleri başlatabilecekleri” bir sistem geliştirdiklerini açıkladı.

160520161431_pepper_robot_624x351_thinkstock

İnsan beynindeki nöronların acıyı iletmesi gibi yapay nöronlar da bilgiyi aktararak robotların acıyı hafif, orta ve şiddetli şeklinde sınıflandırmasını sağlayacak.

Araştırmacı Johannes Kuehn teknoloji ve bilim dergisi IEEE Spectrum’a yaptığı açıklamada “Acı bizi koruyan bir sistem. Acının kaynağından uzaklaştığımızda yaralanmanın önüne geçeriz” diyor.

Cambridge Üniversitesi’nde robot tekonolojisi uzmanı Prof. Fumiya Iida BBC’ye açıklamasında robotlara çeşitli dürtüleri öğretmenin önemli olduğunu söyledi.

Prof. Iida “Robotların öğrenmesini sağlamak en zor şeylerden biri. Ama oldukça da önemli çünkü bu onları daha akıllı yapıyor” dedi.

Iida “Öğrenmek tamamıyla deneme ve yanılma üzerinedir. Bir çocuk düşmenin acı verdiğini öğrenince yaptığı şeyi daha fazla beceriyle yapmayı öğrenir” diye de ekledi.

BBC Türkçe

Bir haftada IQ’nuzu yüzde 40 arttırın!

brain-regions-100414-02

27 Haziran 2016

Beynin herhangi bir kas gibi olduğunu ve egzersizlerle güçlenebileceğini öne süren İskoçya’daki Edinburgh Üniversitesi’nin Biyomedikal Bölümü’nden Prof. Mark Lythgoes’in 1 hafta süren programı BBC’de yayınlandı.

Programa katılan 100 kişinin IQ’larında, yüzde 40 oranına varan artış görüldü. Bu artış katılımcıların programa katılmadan önce girdikleri testle, programdan sonra uygulanan test sonuçları karşılaştırılarak elde edildi. İşte bir haftalık program:

Pazartesi: Akşam yemeğinde yağlı balık yiyin.

İşe ya yürüyerek ya bisikletle ya da daha önce kullanmadığınız bir araçla gidin.

Salı: Sözlükten bilmediğiniz sözcükleri öğrenin. Ve bunları günlük konuşmanızda kullanmaya çalışın.

Çarşamba: Yoga, pilates ya da meditasyon derslerine katılın. Daha önce tanımadığınız bir insanla konuşun.

Perşembe: İşe daha önce kullanmadığınız bir yoldan gidin. Televizyondaki ciddi bilgi programlarını izleyin.

Cuma: Alkol ve kafein tüketmekten kaçının.

Cumartesi: Dişinizi her zaman kullandığını elinizle değil, diğeriyle fırçalayın. Ve gözünüzü kapatarak duş alın.

Pazar: Sabah saatlerinde bulmaca çözün. Ve kısa yürüyüşe çıkın.

Mars toprağında yetişen ürünler sağlıklı

0,,18738969_303,0026 Haziran 2016

Hollandalı bilim insanları, NASA’nın geliştirdiği Mars toprağına benzer toprakta ürün yetiştirmeyi başardı. Test edilen ürünlerde sağlığa zararlı metaller bulunmadı.

Mars’a yapılması planlanan seyahatlerde gezegene ayak basacak olan astronotların gıda sorunu sık sık gündeme geliyor.

Öte yandan, Kızıl Gezegen’e yolculuk temalı filmler de son günlerde oldukça popüler. Özellikle Marslı adlı filmde, karakterin Mars toprağında yetiştirdiği patatesleri yiyerek hayatta kalması, “Mars toprağında ürün yetiştirilip yetiştirilemeyeceği ya da bunların sağlıklı olup olmayacağı” gibi soruları bir kez daha gündeme getirmişti.

Hollandalı bilim insanları bu sorunun yanıtını buldu. Yapılan bir deneyde, Mars toprağına benzer bir toprakta yetiştirilen dört sebze ve tahılın yenmesinin güvenli olduğu tespit edildi.

Wageningen Üniversitesi’nde araştırma ekibi, Mars toprağına benzer toprakta yetişen turp, bezelye, çavdar ve domatesin tehlikeli düzeyde ağır metaller içermediğini gördü.

Ekoloji uzmanı Wieger Wamelink, “Bu çarpıcı sonuçlar çok umut verici. Aslında bu turp, bezelye, çavdar ve domatesleri yiyebiliriz ve tatlarının nasıl olduğunu çok merak ediyorum” dedi.

Gelecekte Mars’a yerleşecek olan kişiler gerekli gıda maddelerini beraberinde götürecek ancak daha sonra hayatta kalabilmek için ürünleri ekip yetiştirmeleri gerekecek.

Toplam 10 ürün yetiştirildi

NASA tarafından Mars koşullarına göre geliştirilen toprağı kullanan bilim insanları 2013 yılından bu yana deney yapıyor ve şu ana dek 10 çeşit ürün yetiştirmeyi başardılar.

Ancak yine de bu ürünlerin Mars toprağındaki kadmiyum ya da bakır gibi ağır metalleri absorbe edip etmeyeceği belli değil.

Şimdi patates de dahil geri kalan 6 ürün üzerindeki testler devam ediyor.

NASA, gelecek 10-15 yıl içinde Mars’a insanlı yolculuk planlıyor.

Mars One projesi kapsamında ise aday seçimleri sürüyor. Geri kalan 100 aday arasından 40 kişi seçilecek.

DW

Vücudumuz sıcak havaya nasıl tepki verir?

xxx21 Haziran 2016

Yaz aylarında artan sıcaklıklar ister istemez insanların sağlığını da olumsuz yönde etkileyebiliyor. Özellikle kalp ve dolaşım, damar hastalıkları olan kişilerin sıcaklarda sağlığına biraz saha fazla dikkat etmesinde fayda vardır.

Sıcakların neden olduğu rahatsızlıklar, hastalıklar ve sağlık sorunları arasında en önemlileri, sıcak krampları, sıcak bitkinliği,ve sıcak çarpmasıdır.

sun-stroke_z6ttet

Hava sıcaklığı arttıkça vücudumuz da bu duruma uyum sağlamak için çeşitli savunma araçları geliştirir. Derideki damarlar genişler ve terleme ile vücuttan sıvı atılır. Yeterince su ve tuz almak şartıyla terlemenin devam etmesi insan vücudunun çok yüksek ısılara dayanmasını sağlar. Nemin yükselmesi terleme ile olan ısı kaybını azaltır. Bu durumda sıcağın etkisiyle bazı hastalıklar oluşur.

Bu hastalıklar iç içe geçmiş gibi gözükse de birbirinden farklı belirtiler verir. Sıcak ödemi de bu hastalıklardan biridir ancak daha hafif seyreder. Sıcağa maruz kalındığında ilk birkaç gün içerisinde deri damarları genişler, ayak bileği ve ellerde şişmeler görülür. Bu durumda herhangi bir tedavi uygulanması gerekmez.

09a58fd542c3470b92d73fb75080bfb8

Sıcak havalarda bu tür sağlık sorunlarına karşı ne gibi tedbirler alınmalı ve sıcaklardan kaynaklanan bu rahatsızlıkların belirtileri nelerdir bunlara göz atalım.

Güne? Yan??? Ve Su Toplamas?

Sıcağa bağlı deri lezyonları

Sıcağın etkisiyle deri üzerinde kaşıntı ve kızarıklık baş gösterebilir. Bu duruma çok uzun süre maruz kalınmaması ve gerekli tedavilerin yapılması gerekir. Aksi takdirde deri enfeksiyonları başlayabilir.

Mengatasi-Cidera-Sebelum-Melakukan-Olahraga-LariSıcak krampları

Aşırı sıcak havalar, ayaklar, omuzlar ve karında kas ağrılarına neden olabilir. Yaz günlerinde yaşanan aşırı terleme kas hücre düzeyinde sodyum, potasyum ve sıvı kayıplarına neden olabilir. Aşırı terleme sonucu su ve tuz kaybeden hasta su içtiğinde, su kaybı yerine koyulurken, tuz kaybı yerine konulmazsa kramplar meydana gelir. Sıcak krampları tedavi edilmezse, hastalık sıcak bitkinliğine dönüşür.

Heatstroke

Sıcak krampı anında;

Hasta, serin ve gölgelik bir ortama alınmalı ve dinlenmesi sağlanmalı. Bayılma hissi varsa sırt üstü yatırılmalı.

Bulantısı yoksa ve kendisi içebiliyorsa, 1-2 bardak tuz içeren sıvılar (yarım çay kaşığı tuz ilave edilmiş su ya da ayran) hastaya verilmeli. Yavaş içmesi önerilmeli. Ağızdan sıvı almasını engelleyecek bulantısı varsa, damar yolu açılarak serum fizyolojik verilmeli.

Kramp girmiş kasa masaj yapılmamalı. Sıcak krampı geçiren kişi en az 12 saat ağır egzersiz yapmamalı. Aksi halde kramp sıcak bitkinliğine veya çarpmasına dönüşebilir.

Young woman with heatstroke

Güneş çarpması

Güneş çarpması kızgın güneş altında uzun sure kalanlarda ve daha çok çocuklarda görülen bir yaz hastalığıdır. Şiddetli baş ağrısı, bulantı, kusma ve yüksek ateşle kendini gösterir.

sıcak12Böyle bir durumda hastaların serin bir yere götürülmesi, vücudu sıkan giysilerin çıkarılması, başına soğuk kompres veya buz torbası konulması önerilir. Ateş çok yüksekse vücudun ıslak bir çarşafla sarılması, hastanın havadar bir yerde tutulması ve serin bir cankurtaranla hastaneye taşınması gerekir. Başa ve kasıklara uygulanan soğuk kompres de vücut sıcaklığını düşürür.

gece-ani-terleme-ve-aşırı-terleme-neden-olur-576x300

Sıcak bitkinliği

Aşırı sıcak havalarda azalan kan dolaşımı nedeniyle sıcak bitkinliği ortaya çıkar. Genellikle aşırı sıcak ve yüksek nemli ortamlarda çalışan kişilerde görülen bu duruma, vücut suyu azalmış, yaşlı ve hipertansiyonlularda da sıklıkla rastlanır. Yaşlılarda, susama hissi yaşla orantılı olarak azaldığından, bu kişiler terlemelerine rağmen az su içerler. Hipertansiyonlularda da alınan ilaçların etkisiyle elektrolit ve sıvı kaybı yaşanır. Halsizlik, baş dönmesi, bulantı, aşırı terleme sonucu soluk ve nemli deri, düşük-normal veya yüksek vücut ısısı, hızlı ve zayıf nabız, hafif uyum bozukluğu, hızlı ve yüzeysel solunum, düşük kan basıncı sıcak bitkinliğinin en önemli belirtileri arasında yer alır.

619cb27c92d04d20a781256b4da12bcb (1)

Sıcak felci

Hava sıcaklığının 40 derecenin üzerine çıkması, sinir sistemi bozuklukluğu gelişimi ve terlemenin kaybına neden olur. Hastalarda daha sonra birçok organda yetmezlik bulguları gelişir ve acil tedavi edilmezse ölümcül sonuçlara neden olabilir. MSS sıcak felcine en duyarlı organdır. Semptomlar; irritabilite (hafif uyarılara karşı şiddetli cevap verme), konfüzyon (bilinç bulanıklığı), davranış değişiklikleri, halüsinasyonlar, kasılmalar ve koma şeklinde görülür. Hastaların çoğunluğunun beyninde ödem oluşur.

heat-stroke3

Su zehirlenmesi

Fazla sıcak nedeniyle aşırı terleyen kişi, kaybettiği sıvıyı telafi etmek üzere su içer ancak terle kaybettiği sodyumu yerine koymazsa, zaten az olan sodyumun içilen su nedeniyle yoğunluğu iyice düşeceğinden “su zehirlenmesi” gelişir. Sodyum kaybı yerine konulmazsa bilinç düzeyi gittikçe kötüleşir ve kişi komaya girer.

Migreni olanlar için ağrısız oruç tutmanın 8 yolu

Teen woman with headache holding her hand to the head
19 Haziran 2016

Yaz mevsimi ve Ramazan ayı migren hastaları için zor geçen dönemlerin başında geliyor.

Ramazan ayının yaz mevsimine denk gelmesi ise migren hastaları için riskin 2 kat artmasına zemin hazırlıyor. Ramazanda değişen beslenme alışkanlıkları, uzun süre aç, susuz kalmak, parlak güneş ışınları migren ataklarını tetikleyebiliyor. Nöroloji Uzmanı Uzm. Dr. Sevda Dağcıoğlu, oruç tutacak kronik migren hastaları için çok önemli uyarılarda bulundu

“Türkiye Baş Ağrısı ve Migren Epidemiyolojisi Çalışması” verilerine göre kadınlarda migren oranı %24,6 erkeklerde %8,5. Buna göre ülkemizde her 4 kadından ve her 12 erkekten birinde migren görülüyor. Yine bu araştırmaya göre Türkiye’de 18-65 yaş arası erişkinlerde migren sıklığı %16,4. Yani Türkiye’de her 7 kişiden biri migrenli. Bu oranlara göre ülkemizde yaklaşık 12 milyon migren hastası bulunuyor. Migrenin birçok tetikleyicisinin olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Sevda Dağcıoğlu; “açlık, susuzluk, lodos, uykusuzluk veya her zamankinden fazla uyumak, bazı yiyecekler ve kadınların yaşadığı hormonal değişiklikler atakların gelmesine sebep olabiliyor” dedi.

Kronik migren atağı; zonklayıcı, yaşam kalitesini düşüren, çoğu zaman bulantı, kusma, ışığa veya sese karşı aşırı hassasiyetle birlikte geliyor. Oruç tutan kronik migren hastalarında bu ataklar daha fazla soruna neden olabiliyor. Özellikle uzun süren açlık ve susuzluk migreni tetikleyebiliyor. Hava sıcaklığındaki artış, uyku düzenindeki değişiklikler ve oruç, pek çok kişide baş ağrısı şikâyetlerini artırsa da uygun tedavi yöntemleriyle kronik migren ağrıları ile başa çıkılabiliyor. Dağcıoğlu, “Kronik migren hastaları da iftar ve sahurda bazı yiyecek ve içeceklerden uzak durarak, koruyucu tedavi yöntemlerini tercih ederek migren ataklarını kontrol altına alabilir ve ağrısız bir ay geçirebilirler” dedi.

Cute woman getting pampered at a spa

Oruç tutmak isteyenlere toksinli çözüm

Oruç tutmak isteyen ancak atak geçirir miyim korkusu yaşayan kronik migren hastalarına ‘Botulinum Toksin A’ uygulaması yaptırmalarını öneren Uzm. Dr. Sevda Dağcıoğlu, “Araştırmalar 3 aydan fazla süre boyunca, ayda 15 ya da daha fazla gün, migren karakterinde baş ağrısı olarak tanımlanan kronik migren tedavisinde botulinum toksin uygulamasının etkili olduğunu gösterdi. Kozmetik amaçla sadece yüz bölgesinde uygulanan Botulinum Toksin A, migren tedavisinde alın, şakaklar, ense ve boyun bölgelerinde belirli noktalara uygulanıyor. Uygulamanın etkisi yaklaşık 6 ay sürüyor” şeklinde konuştu.

FreeImageWorks.com
Bol sıvı tüketin, uykusuz kalmayın

Oruç öncesi bol sıvı tüketilmeli, uykusuz kalmamalıdır. Kafein kesilmesine bağlı başağrısı tetiklenmesine karşı sahurda güçlü kafein etkisi olan bir bardak kahve ile kesilme sıkıntısını yok edebilirler.

178-1-grande-1-weight-gain-foods

Başağrısından koruyan gıdalar tüketin

Glisemik indeksi düşük gıdalar tüketerek başağrısından korunulabileceğini söyleyen Dağcıoğlu, kronik migreni olanlar “az yağlı yoğurt, az yağlı süt, çavdar, buğday, bezelye, havuç, patlıcan, brokoli, karnabahar, lahana, mantar, domates, biber, marul, yeşil fasulye, kiraz, erik, greyfurt, şeftali, elma, armut, kuru kayısı yiyebilir” dedi.

junk-food-does-to-brain

Kronik migreni olanlar sabıkalı gıdalardan uzak dursun

Kronik migreni olanların bazı sabıkalı gıdalardan uzak durması gerektiğini anlatan Uzm. Dr. Sevda Dağcıoğlu; “Eğer oruç tuttuğunuzda baş ağrısı yaşamak istemiyorsanız sosis, salam, sucuk, janbon gibi şarküteri ürünleri, cips, ısıtmaya hazır yiyecekler, alkol, sigara pasta, kurabiye, hamur işleri, beyaz pirinç, beyaz ekmek, kavun, patates, dondurmadan uzak durun. Muz, peynir, çikolata, soğan, fıstık ezmesi, sirke gibi besinleri tüketmeyin” hatırlatması yaptı.

eat-healthy

Kronik migrenlilerin oruç tutarken dikkat etmesi gerekenler

1-İyi dengeli beslenin- her öğüne protein içeren besinler (balık, kefir, az yağlı yoğurt, yumurta, brokoli, havuç, bezelye, elma) ekleyin, dondurma, buzlu yiyecekler, tuz tüketmeyin.

2-Fenilalanin (aspartam içeren tatlandırıcılar) veya tiramin içeren (alkol, muz, peynir, çikolata, soğan, fıstık ezmesi, sirke) besinleri tüketmeyin.

3-Her gün iftar ve sahurda lifli gıdalar tüketmeye özen gösterin (Yulaf ezmesi, yulaf gevreği, mercimek, elma, badem, portakal, armut, fındık, keten tohumu, fasulye, bezelye, nohut, yaban mersini, salatalık, kereviz, havuç, badem, ceviz, fındık, arpa, kuskus, kahverengi pirinç, bulgur, kabak, elma, kereviz, brokoli, lahana, enginar, domates, havuç, salatalık, yeşil fasulye, koyu yeşil yapraklı sebzeler, kuru üzüm, üzüm)

4- İftar sahur arasında en az 2 litre sıvı tüketin. En çok su tüketmeye özen gösterin. Su içmek istemediğinizde soda, limonata veya ayran da iyi bir seçenektir.

5- Sık aralıklarla az az beslenin. İftar ve sahur arasında 4 öğün yapın.

6- Sıcak havalarda dışarıda dolaşmayın. Klimalı (ancak direk klima altında bulunmadan) ortamlarda bulunmayı tercih edin.

7- Başağrıları için gerektiğinde hekim tavsiyesi ile uzun etkili ağrı kesicileri kullanın.

8- Eğer ataklar sık ve şiddetli ise ve kullanılan tedavilere rağmen oruç başağrılarının geçmiş deneyimlerinden tetiklendiği biliniyorsa, Ramazan ayında girişimsel yöntemler dediğimiz (Botulinum Toksin A gibi) uygulamaları hekimlerinden talep edebilirler.

Onların yeri buzdolabı değil

img_background_frigorifico19 Haziran 2016

Gıdaların taze kalması için buzdolabınızı ilahi kurtarıcı olarak mı görüyorsunuz? Domatesleri, muzu ve hatta ekmeği, bozulmasın diye marketten gelir gelmez buzdolabına mı yerleştiriyorsunuz?

En azından aşağıdaki gıdalar için bunu bir kere daha düşünün…

fft107_mf7166299

DOMATES
Domatesleri buzdolabına koyarak olgunlaşmasına mani oluyor, lezzetinin ölmesine sebep oluyorsunuz. Dr. Mercola’ya göre bu şekilde domateslerin kimyasal yapısı bozuluyor ve domatesin içindeki, tadını etkileyen uçucu bileşen azalıyor. Domatesin dokusu ve rengi de soğuk ortamdan etkileniyor; 5 derecenin altındaki sıcaklıklarda ‘soğuk zararlanmasına’ maruz kalan sebzenin yüzeyinde çukurlar oluşuyor.


PATATES
Patatesin soğuk ve kuru ortamda saklanması bir şart, ama orası buzdolabı olmamalı…  Buzdolabında tutulan patatesin içeriğindeki nişasta şekere dönüşebilir bu da sebzenin dokusunun değişmesine, renginin bozulmasına ve pişirildiğinde şekerli bir tat vermesine neden olabilir.


SOĞAN

Kabuğu soyulmamış soğanlar havadar, kuru ve soğuk bir yerde beklemeli. Ama onların yeri de soğuk bir buzdolabı değil… Soğan, ancak kabuğu soyulmuş ve kesilmişse buzdolabına konulabilir. Öte yandan bu şekilde de kuru kalabilmeleri için nemin az olduğu bir ortama ihtiyaç var. Kesilmiş soğanlar hava geçirmez bir saklama kabında yedi güne kadar saklanabilir.


EKMEK
Buzdolabı ekmek için hayli kötü bir ortam. Ekmeği dondurmak, her ne kadar bayatlamasına mani olsa da somun ekmeğinizi buzdolabına koymak bilakis, bayatlama sürecini hızlandıracaktır. Nişasta, soğuk derecelerde oda sıcaklığında olduğundan çok daha hızlı bir şekilde kristalize olur, ekmeğin sertleşip bayatlama süreci hızlanır.


MUZ
Olgun muzu buzdolabına koymak, meyvenizin birkaç gün daha olgun kalmasını sağlar ama hâlâ yeşil ve sert olan muzları buzdolabına koymanız, olgunlaşmaya mani olur. Muzunuz bu durumda buzdolabından çıkardıktan sonra bile olgunlaşaz ve kararır. Tropik bir meyve olan muzun hücre duvarlarında soğuğa karşı doğal bir koruması yoktur. Bu nedenle soğuk ortamda zarar görürler; meyvenin sindirim enzimleri hücrelerden sızar bu da muzun dış kısmının tamamen kararmasına neden olur.


SARIMSAK

Sarımsakların naylon torbalara ya da buzdolabına konması küflenmesine neden olabilir. Bu nedenle sarımsağı saklamak için en iyi yer oda sıcaklığında, hava akımı olan, kuru ve bir parça ışık gören karanlık bir alan…

(The Independent)