Yeni gezegenlerde hayat var mı?

0,,17576793_303,004 Mayıs 2016

Gökbilimciler tarafından hayatın olabileceği tahmin edilen üç gezegen keşfedildi. Ancak gezegenlerin yaşanır yer olup olmadığı henüz bilinmiyor.

Belçikalı ve Amerikan gökbilimciler hayatın olabileceği üç gezegen keşfettiler. Gezegenlerin çevresinde döndükleri güneşle aralarındaki mesafenin suyun sıvı halini koruyabilmesine elverişli, yani ne çok sıcak, ne de çok soğuk olduğu tahmin ediliyor. Gezegenlerin kütlesi de dünyanınkinden farklı değil. Kütle, yüzeydeki yerçekimi açısından önem taşıyor.

Keşfedilen gezegenler hayatın olması için gerekli şartlara uygun. Güneşimizin sekizde biri büyüklüğünde ve ısısı çok daha düşük olan cüce bir güneşin çevresinde dönen gezegenlerin merkezle arasındaki uzaklığının canlıların yaşamasına elverişli olduğu belirtiliyor.

0,,18173626_303,00

Kızılötesi teleskopla bulundu

Gezegenler Belçika’nın Liege Üniversitesi’ndeki, Şili La Silla Avrupa Rasathanesi’ne bağlı “Transiting Planets and Planetesimals Small Telescope” (TRAPPIST) teleskopuyla bulundu.

60 santimlik TRAPPIST nispeten küçük kızılötesi teleskop sınıfına dahil. Bu teleskopla, gezegenlerin gölgesinde kalan yıldızların ışık yoğunluğu ölçülebiliyor.

Yıldız solgunlaştıkça gökbilimciler yıldızın çevresinde dönen gezegenlerin kütlesini ve yörüngesini daha iyi tayin edebiliyorlar.

Astronomlar günün birinde güneş sisteminin dışındaki, hayatın olduğu gezegenlerin keşfedilebileceğini umuyorlar. Gökbilimcilerin araştırmalarda elde ettikleri bulgular 2 Mayıs tarihli ‘Nature’ dergisinde yayınlandı

0,,19221497_303,00

Ulaşmak mümkün değil

Üç gezegen kova takımyıldızında ve güneş sistemimizin nispeten yakınlarında bulunuyor. Uzaklığı sadece 39 ışık yılı kadar. Ama bu uzaklığın astronotlar tarafından aşılması mümkün değil. Günümüzün teknolojiyle yapılmış bir uzay gemisinin hayat umut edilen gezegenlere 30 000 yılda varabileceği hesaplanmış. Ancak aradaki mesafe mevcut imkânlarla incelenmelerine ve örneğin atmosferlerinin olup olmadığının tespit edilmesine elverişli sayılıyor.

Araştırmayı yapan heyetin başkanı Michael Gillon ‘Reuters’ ajansına yaptığı açıklamada, “Uzayda hayat arayacaksak, önce bu gezegenleri incelememiz gerekir”, dedi. Çalışmaya katılan Massachusetts Institute of Technology’nin (MIT) astronomi bölümünden Julien de Wit de Fransız haber ajansına (AFP), söz konusu gezegenlerde hayat olup olmadığının ‘kendi kuşakları’ tarafından saptanabileceğini söyledi.De Wit, son keşfin ‘astronomideki büyük ikramiye’ olduğunu belirtti.

0,,18176886_303,00Güneş sistemi aşılabilir mi?

Bilim insanları çok uzak gelecekte güneş sisteminin dışına çıkabilecek uzay araçlarının geliştirilebileceğini ifade ediyorlar. Rus milyarder Yuri Milner, fizikçi Stephen Hawking ve Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg nisan ayı ortalarında yeni nesil uzay araçlarıyla ilgili proje çalışmaları hakkında bilgi vermişti.

Üç vizyoncu minik boyutlardaki bir uzay aracının dünyadan lazerle fırlatılıp ışık hızının beşte biri oranındaki hızla uzaya gönderilebileceğini düşünüyor. Bu durumda güneş sistemimizin en yakınındaki ‘Alpha Centauri’ye 20 yılda ulaşmak mümkün olacak. Uzayda hayat arayanlara bu süre hiç de uzun gelmese gerek.

Deutsche Welle Türkçe →

Amsterdam’ı çekici kılan 10 neden

amsterdam2_127 Nisan 2016

Hollandalılar 27 Nisan’da krallarının doğum gününü bir halk festivaliyle kutluyor. Bu günde Amsterdam da turuncuya boyanıyor. Ancak ziyaretçileri başkente yıl boyunca çekecek birçok farklı neden var.

Niederlande Amsterdam Schiff in Gracht
Görkemli kanallar

Amsterdam en iyi tekne turuyla keşfedilebilir. 17. yüzyılda inşa edilen 100 kilometreden daha uzun kanal sistemine sahip kent dünyanın en zengin liman şehirlerinden biri sayılıyor. Kanallar bugün de ulaşımdan turist gezdirmeye kadar çeşitli şekillerde kullanılabiliyor. Aynı zamanda birçok kanal-ev mevcut.

Niederlande Amsterdam 2 Menschen auf Fahrrad
Yol bisikletlilerin

Kanalların keyfini çıkarmak isteyenlerin tercihi bisiklet olmalı. Amsterdam’da nüfusu kadar, 800 binden fazla bisiklet var. Neredeyse bütün büyük Avrupa kentlerinde olduğu gibi Amsterdam’da da bisikletliler gideceği yere daha çabuk ve stressiz ulaşıyorlar.

Niederlande Amsterdam Giebelhäuser spiegeln in Fenstern
Amsterdam’ın evleri

Amsterdam’a özgü evler bir inci gibi kanallar boyunca sıralanıyor. Evlerin üst kısımlarında hala yük asansörü vazifesi gören kancalar bulunuyor. Evlerin cephesi dar olduğu için büyük parça eşya ya da ağır yükler bu kancalar yardımıyla üst katlara taşınıyor.

Niederlande AmsterdamDie Nachtwache (Rembrandt) im Rijksmuseum
Hollandalı ustalar

Amsterdam tam bir sanat hazinesi barındırıyor. Rembrandt, Hals, Vermeer ve Sten gibi Hollandalı ustaların resimlerinin bulunduğu Rijks müzesi, dünyanın en önemli koleksiyonlarından birine ev sahipliği yapıyor. Uzun süren restorasyon çalışmalarının ardından 2013’te yeniden açılan müzede ziyaretçiler Rembrandt’ın “Gece Devriyesi” adlı tablosuna bakıyor.

Niederlande Amsterdam Besucher am Van Gogh Museum
Çiçek dostu

Müzeler bölgesinde Rijks müzesinin hemen yanında Vincent van Gogh’un eserleri için ayrılmış bir bina var. Hayranları, burada empresyonist sanatçının 700’dan fazla resim ve çizimini görebilir. Binanın yeni girişine 2015’teki açılışında ressamın en sevdiği motif olan 125 bin ayçiçeği dikildi.

Niederlande Amsterdam Anne Frank Haus
Anne Frank’ın evi

Yahudi Soykırımının simge isimlerinden Anne Frank, II. Dünya Savaşı sırasında iki yıl boyunca Prinsengracht kanalı boyundaki bu evde saklandı. Tuttuğu günlük Nazi zulmü karşısında hayatta kalma iradesine tanıklık ediyor. Günlük 60 dile çevrildi. Müze 1960’dan beri Amsterdam’ın başlıca turistik yerleri arasında yer alıyor.

Niederlande Amsterdam Boote auf Gracht Feiernde
 
Hollanda tarzı rahatlık
Amsterdam’da tarih ve sanat zenginliğinin yanı sıra kent sakinlerinin yaşama sevinci de etkileyici. Şehir düzenli olarak özgürlük ve hoşgörü etkinliklerine sahne oluyor. 5 Mayıs Nazilerden Kurtuluş Günü de Hollandalılar için sokak, köprü ve kanallar üzerinde kutlama yapmak için bir neden.
Niederlande Amsterdam Videoinstallation
Kırmızı ışıklar

Amsterdam aynı zamanda ‘günah’ kenti. Kırmızı Işık mahallesinde ‘Venüs Tapınağı’ adlı dünyanın en eski seks müzesi bulunuyor. Resimdeki ‘Red Light Secrets’ da aynı zamanda dünyanın ilk fahişelik müzesidir.

Niederlande Amsterdam Schilder Coffeeshops
 
Coffeeshop

Amsterdam ‘hafif uyuşturucular’ konusunda liberal tutumuyla bilinen bir kent. Yasal olarak marihuana alıp içebilmek isteyen bazı turistler de bu yüzden ‘Coffeeshop’ların olduğu Amsterdam’ı tercih ediyor.

Niederlande Amsterdam Schifffahrtsmuseum Nemo
 
Heyecan veren mimari

Amsterdam’ın her yerinde geleneksel mimariye keyifli bir kontrast oluşturan modern binalar görmek mümkün. Lex van Delden köprüsü ve sadece ahşap binalardan oluşan Buiksloterham semti oldukça ünlü. Renzo Piano’nun tasarladığı NEMO adlı bilim müzesinin binası hem denizciliğin geçmişine saygı hem de geleceğe bir bakış sergiliyor.

Deutsche Welle Türkçe→

Video oyunları çocukta korku nöbetine yol açıyor

kids-playing-video-games15 Nisan 2016

Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Acil Bilim Dalı öğretim üyesi Prof.Dr. Ahmet Güzel, şiddet içerikli video oyunlarının çocuklarda korku nöbetlerine yol açtığını; bunun hastanelerde acil servise başvurularda da fark edildiğini belirerek, özellikle oyun sırasında ani patlama şeklindeki ışık huzmelerinin beyindeki dalgaları uyardığını söyledi.

OMÜ Tıp Fakültesi Çocuk Acil Bilim Dalı öğretim üyesi Prof.Dr. Ahmet Güzel, son yıllarda internet video oyun bağımlılığının ülkemizde ve dünyada giderek artan oranlarda görüldüğünü dile getirdi. Prof.Dr. Güzel, “Bununla ilgili olarak Avrupa ve gelişmiş ülkelerde yapılan çok çalışma var. Ülkemizde de bu konuda yapılan çalışmalar giderek artmakta. Sanal dünyanın gerçek dünyada daha çekim gücünün fazla olması bunda en önemli etkenlerden bir tanesi. Gelişen teknoloji insanları toplumu internete daha bağımlı hale getirir halde” dedi.

video-games-rot-brain_652e517fde3abb35 (1)

‘NORMAL OLMAYAR BİR ÖLÜM SAHNESİNİ NORMALMİŞ GİBİ ALGILIYORLAR’

İnternetin en çok kullanım sebeplerinden birisinin de oyunlar olduğunu söyleyen Prof.Dr. Güzel, “Çocukluk yaş grubunda gözardı edilmemesi gereken bir konuda online internet oyunları. Çocukluk yaş grubunda internet oyunları bağımlılığı ülkemizde ve gelişmiş ülkelerde giderek yaygınlaşıyor. İlkokul ve ortaokul yaş grubunda daha fazla olmak üzere gençlerde de yaygın bir şekilde bulunmakta. Çocukluk yaş grubunda bu oyunlar içerisinde önemli olan unsurlardan bir tanesi şiddet içerikli video oyunları. Şiddet içerikli video oyunları çocukluk yaş grubunda bazı şiddet sahnelerinin normal hayatta da olabilirliği konusunda çocuklarda bir önyargı oluşturabiliyor. Normal olmayan bir ölüm sahnesini normalmiş gibi algılama gibi bir durum söz konusu olabiliyor” diye konuştu.

age-ratings

‘NÖBET GEÇİREN ÇOCUKLAR ACİL SERVİSE GETİRİLİYOR’

Son yıllarda yapılan çalışmaların özellikle şiddet içerikli video oyunlarının duygulanım bozukluklarına yol açtığı, çocuklarda korku nöbetlerine yol açtığı özellikle bazı akademik becerileri azalttığını ifade eden Prof.Dr. Güzel şöyle devam etti:

“Son yıllarda tabii ki acil perspektifinde de bazı değişiklikler oldu. Teknolojik gelişmenin daha ön plana çıkmasıyla beraber acil servise başvurularımızda değişiklikler gözlendi. Özellikle oyunlar sırasındaki sahnelerden etkilenen çocuklarda korku nöbetleri, oyun figürlerinin farklı hallerde halüsinasyonlara yol açması, bazı objeleri daha büyük görmeleri gibi şikayetlerle acil servislere başvurularımız olmakta. Bunun yanında oyunlar esnasında meydana gelen ışık huzmelerinin gözde algılanmasıyla nöbet atakları geçiren çocuklar görmeye başladık. Özellikle oyun esnasında ani patlama şeklindeki ışık huzmelerinin beyindeki dalgaları uyarması sonucunda ortaya çıkan nöbet atakları bizim bu son zamanlarda sık görmeye başladığımız durumlar. Aileler bu konularda özellikle çocuklarının oyun esnasındayken, ya da televizyonda veya bilgisayar başında bir oyun oynarken meydana geldiğini ifade etmekte. Onlarda bu durumdan oldukça sıkıntı yaşadıklarını ifade etmekteler.”

Prof.Dr. Güzel, çocukların özellikle akıllı telefonları ve tabletleri kullanım sıklığının artmasının oyun bağımlılığının artmasının önemli bir nedeni olduğuna dikkat çekerek, “İnternet oyunlarının çocukların gelişimleri üzerine de bazı etkileri var. Uzun süre bilgisayar başında durmaları nedeniyle gelişen postür bozuklukları, maus gibi cihazların fazla kullanımı sonrasında el ve kollarda uyuşmalar, ağrı atakları, sinir sıkışmaları ve bu sinir sıkışmalarına bağlı olarak kaslarda zayıflık gibi şikayetleri de görmekteyiz. Özellikle çocuklarımızın şiddet içerikli video oyunlarından uzak durmasını. Özellikle oyun içeriklerinin aileler tarafından biliniyor olması gerekiyor” diye konuştu.

Foto-Abre-011

DİKKAT EKSİKLİĞİNE YOLAÇIYOR

Prof.Dr. Güzel, çocuklarda internet ve video oyun bağımlığı ile ilgili yaklaşık 3 bin çocuğun katılımıyla gerçekleşen geniş kapsamlı bir çalışma yaptıklarını dile getirerek video oyunlarının çocuklarda ilerleyen aşamada ne tür sorunlara yol açtığı ile sözlerine şöyle devam etti:

“Çocukluk yaş grubunda video oyunlarının riskleri bazı migren ataklarını tetikleyici unsurları var, aşırı derece heyecanın aktivasyonun fazla artmış olmasının özellikle kalpte ritim bozukluğu olan çocuklarda ayrı bir risk faktörü olduğunu söyleyebiliriz, normal koşullarda bizim nöbetleri aktive etmek için kullandığımız ışık huzmelerinin oyunlar içinde bulunması özellikle nöbet hastaları için bir risk faktörü olarak oluşturmakta. Bunlara dikkatli olmak gerekiyor. Depresyona eğilimli psikoaktif ilaçlar kullanan çocuklarda şiddet içerikli video oyunlarının bunları tetikleyici bir faktör olabileceğini unutmamak gerekiyor. Küçük yaşlarda yapılan şiddet içerikli video oyunlarındaki aktivasyonlar çocuklarda korku nöbetleri ve ataklarına neden olabiliyor. Dikkat eksikliğine ve konsantrasyon bozukluğuna yol açabiliyor.”

Depresyon ve kaygı bozukluğu yayılıyor

0,,19137157_303,0013 Nisan 2016

Dünya Sağlık Örgütü ve Dünya Bankası’nın verilerine göre, dünya genelinde her on kişiden biri depresyon veya kaygı bozukluğundan muzdarip. Örgüt, son 25 yılda bu sayının neredeyse iki katına çıktığına dikkat çekti.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Dünya Bankası’nın 2013 yılı istatistiklerine dayanarak hazırladığı güncel bir rapora göre, dünya genelinde depresyon ve kaygı (anksiyete) bozukluğu gibi psikolojik rahatsızlıklardan muzdarip olanların sayısı giderek artıyor.

Kuruluşlar, dünya genelinde neredeyse her on kişiden birinin depresyon ve kaygı bozukluğu yaşadığına dikkat çekerek, bunun 615 milyon kişiye tekabül ettiğini açıkladı. Güncel istatistiklere göre, 1990 yılından bu yana bu rahatsızlığa sahip olanların sayısı neredeyse yüzde 50 oranında arttı.

“Tedavi imkanları oluşturulmalı”

Dünya Sağlık Örgütü ve Dünya Bankası, “Lancet Psychiatry” adlı dergide, Dünya Sağlık Örgütü’nün bu konudaki araştırmasını yayınladı. Araştırmaya göre, bu rahatsızlıkların tedavisine ayrılan her bir dolar dört dolar olarak geri dönüyor, zira tedavide başarı sağlandığında kişilerin verimliliği artıyor ve çalışanların rapor alma oranı da azalıyor.

Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü Margaret Chan, ekonomik açıdan da bu rahatsızlıklarla mücadelenin artırılmasını talep ederek, herkesin, yaşadığı yerden bağımsız olarak, tedavi imkânına sahip olması gerektiğini söyledi. Chan, bunun sadece bir sağlık meselesi olmadığını, özellikle yoksul ülkeler için kalkınma ile de ilgili bir konu olduğunu belirtti.

Örgütün verilerine göre, depresyon ve kaygı bozuklukları nedeniyle oluşan ekonomik zararın tutarı halihazırda bir milyar dolar. Örgüt, zararın kaza, rapor alarak işe gelmeme ve verimliliğin düşmesi gibi nedenlerden oluştuğunu açıkladı.

Kaynak: Deutsche Welle Türkçe

Bahar yorgunluğuna yenilmeyin

0,,18309559_303,0011 Nisan 2016

Güneş açar açmaz çoğumuz kendini dışarıya atar. Bisiklete binilir, yürüyüş yapılır, kaldırım kafelerinde oturulur. Birden yorgunluk hissederiz. Bahar yorgunluğunun nedenlerini uzmanlara sorduk.

Bahar geldi. Çiçekler açıyor, ağaçlar yeşilleniyor, hayvanlar kış uykusundan uyanıyor ve insanlar da dışarıda daha fazla zaman geçiriyor.

Çevre tabibi Frank Bertram, “Isı yükseldiği ve uzayan gündüz organizmayı uyardığı için insan ilkbaharda daha aktif olur, her iki faktör de metabolizmayı hızlandırır”, diyor. İlkbaharda vücudun hormon dengesi de değişir. Bünye, mutluluk hormonu da denen serotonin üretimini arttırır. Mevsimin değişmesiyle birlikte insan bünyesi kış ayarından yüksek ısıya alışma dönemine geçer. İşte bu ‘ayar değişikliği’ ilkbahar yorgunluğunun da nedenidir.

0,,18752819_303,00

İlkbahar ayarına geçiş

Alman Meteoroloji Kurumu Tıp ve Meteorolojik Araştırmalar Merkezi direktörü Andreas Matzarakis çevrenin insan üzerinde farklı etkilerde bulunduğunu ve çevrenin cilt, solunum, beslenme ve vejetatif sinir sistemi üzerinden organizmaya etki yaptığını anlatıyor.

“İlkbahar yorgunluğu bu faktörlerin kombinezonudur” diyen Matzarakis sözlerini şöyle sürdürüyor: “Cilt güneş ışığı ve artan ısının etkisine girer. İlkbahar polenleri solunumu değiştirir, hava değişikliği de baş ağrısına yol açar. Günlerin uzaması, ışığın artması ve ısının yükselmesi gibi değişikliklere vücut hemen adapte olamaz. İlkbahar yorgunluğu dediğimiz bitkinlik belirtileri bunun bir sonucudur. Kış mevsiminin soğuk geçip geçmediğine ve ne kadar sürdüğüne bağlı olarak organizmanın değişen iklim şartlarına ayak uydurabilmesi iki hafta alır.

0,,17532685_303,00

İnsan organizması sadece ilkbahardan etkilenmez. Diğer mevsimler de vücut için zorlayıcı olabilir. Meteoroloji uzmanı Matzarakis 20 ile 30 derece arasındaki ısının organizmayı olumlu etkilediğini, ancak ısının vücut ısısına yaklaşmasıyla organizmaya yük olmaya başladığını, vücudun ısıyı dışarı atmakta zorlandığını, söylüyor. Bu durumun, aşırı bitkinlikten ciddi hastalıklara ve ölüme kadar farklı sonuçlar doğurabileceğini de sözlerine ekliyor.

0,,18283670_303,00

Tam tersi de oluyor

Yazı izleyen sonbahar mevsimi de tıpkı ilkbaharda olduğu gibi organizmaya etki yapar. Matzarakis, “Vücut bu kez de sıcaktan soğuğa geçiş alıştırmalarına başlar. Organizma sıcaktan soğuğa ve soğuktan sıcağa geçiş yeteneğine sahip olmasına rağmen havaların soğuması da yorgunluk yaratabilir”, diyor.

Havalar soğuduğunda, hayvanların kış uykusuyla kıyaslanamayacak olsa da, insan vücudunun kış ayarına geçtiğini belirten Matzarakis, günlerin kısalıp, gecelerin uzamasının uyku hormonu melatonini arttırdığını sözlerine ekliyor.

Mevsimlerin değişmesi organizmayı artık eskisi kadar etkilemiyor. Çünkü insan yılın yüzde 90’ına kadar varan bölümünü kapalı yerlerde geçiriyor. Dolayısıyla mevsimlerin organizma üzerindeki etkisi giderek azalıyor.

Kaynak: DW

Üç güneşli gezegen keşfedildi

570237a556593446f4ce12994 Nisan 2016

ABD’deki Harvard-Smithsonian Astrofizik Enstitüsü’nde görevli bilim insanları, üç güneşli yeni bir gezegen keşfetti.

Bilim dergisi The Astronomical Journal’da yayınlanan araştırma sonuçlarına göre, yaklaşık 680 ışıkyılı uzakta (1 ışıkyılı = yaklaşık 10 trilyon kilometre) bulunan ve ‘KELT-4Ab’ adı verilen gezegenin büyüklüğü neredeyse Jüpiter kadar. (Dünya’dan 1400 kat büyük). İlk olarak 1973’lerde gözlemlenen KELT-4 sistemiyle ilgili son veriler, ABD’nin Arizona eyaleti ile Güney Afrika’daki KELT yer teleskoplarıyla elde edildi.

En yakın yıldızın etrafında 3 günde dönüyor

Araştırmayı önemli kılan, üç yıldızlı güneş sistemlerine oldukça ender rastlanılması. Aşırı sıcak yüzeyiyle bir gaz devi olan KELT-4Ab, şimdiye kadar gözlemlenen dördüncü üç güneşli gezegen. KELT-4Ab’nin gökyüzünde KELT-4A, B ve C yıldızları parlıyor. Gezegen, kendisine en yakın yıldız KELT-4A’nın etrafındaki yörüngesini 3 günde kat ediyor. Daha uzaktaki KELT-4B ve C yıldızları ise birbirine yakın olan ikili bir sistemi oluşturuyor. Bu iki yıldız, gezegenin etrafındaki tek yörüngelerini 4 bin yılda tamamlıyor.

Araştırmayı yürüten ekibin lideri Jason Eastman, “İkili yıldızlar KELT-4B ve C’nin, gezegeni KELT-A yıldızına yaklaştırdığını, ittiğini düşünüyoruz. Eğer orada, yüzeyde olsaydınız, kalın bir atmosferin yanı sıra, Güneş’in Dünya üzerindeki görünüşünden 40 kat daha büyük bir yıldızı görürdünüz. Diğer iki yıldızı ise Ay kadar parlak ve uzakta görürdünüz” dedi.

Gaia teleskobu incelemeye devam edecek

Avrupa Uzay Ajansı (ESA)’nın Gaia teleskobu, 2018’de tamamlanacak şimdiki görevinin ardından KELT-4Ab’yi gözlemlemeye başlayacak. Bilim insanları, elde edecekleri veriler ışığında nadir rastlanan çok güneşli gezegenleri ve sistemleri daha iyi anlayabileceklerini düşünüyor.

Son yıllarda birden çok güneşi olan gezegen araştırmaları dikkat çekiyor. California’daki Palomar Gözlemevi’ni kullanan NASA astronomları, geçtiğimiz yıl, Dünya’dan 136 ışık yılı uzakta, dört güneşi olan ’30 Ari b’ gezegenini keşfetmişlerdi.

CNN→

Işınlanma HoloLens ile mümkün mü?

tumblr_lea7juHmlS1qg03leo1_128028 Mart 2016

Microsoft, 3000 Dolarlık sanal gerçeklik kaskı HoloLens’i geçtiğimiz yıl duyurmuştu. Henüz geliştirme aşamasında olan ve sadece geliştiricilere yönelik bir ürün olan HoloLens ile son derece ilginç bir çalışmaya imza atıldı.

Hologram mesajlaş günümüz teknolojisinde kısmen de olsa görüntülenebiliyor. Ancak Microsoft HoloLens ile çok daha fazlası mümkün. Gerçek zamanlı yani canlı olarak üç boyutlu görüntüleri aktarmak mümkün.

Microsoft tarafından üretilen HoloLens sanal gerçeklik teknolojisi, geçtiğimiz aylarda büyüleyici görüntülerle karşımıza çıkmıştı fakat bugüne kada günlük hayatta bunların ne işe yarayacağı merak konusuydu.

 Microsoft HoloLens ne işe yarıyor, nasıl kullanılıyor?

Microsoft, bu soruların bir kısmını aslında yayınlanan son videoyla yanıtladı. HoloLens teknolojili “holoport” yani bir nevi hologramlı ışınlanma sistemi de tanıtılmış oldu. Bu şekilde, HoloLens kullanan kişiler, gerçek zamanlı olarak yani tam o anda başka bir mekanda gözükebilir. Bu da üç boyutlu olarak gerçekleşiyor ve şaşırtıcı durumlara yol açıyor.

Tanıtım videosunda görüldüğü gibi, hologramlı ışınlanma sistemi bir nevi hayaletleri andırıyor ve ışınlanan kişi yarı saydam olarak gözüküyor. Ayrıca muhtemelen herkesin aklına da Star Wars filmindeki Obi Wan Kenobi ve Luke Skywalker’ın konuştuğu sahne de gelmiştir.

Her ne kadar hologram ışınlanma sistemi için resmi bir çıkış tarihi duyurulmasa da, zaman içinde bu belli olacaktır. Buna rağmen, Microsoft 30 Mart’tan sonra 3000 Dolar ücret karşılığında HoloLens’leri kullanıcılara ulaştırmaya başlayacak.

Cepkolik→

Şeker alışkanlığından kurtulmak için 9 öneri

Refreshing summer drink with Strawberry in jug and glasses on the vintage wooden table

26 Mart 2016

Şeker, yani basit karbonhidratın fazla tüketimi; damarları tahrip ederek kalp hastalıklarından karaciğer yağlanmasına, kansere yakalanma riskinin artmasından unutkanlık hatta erken bunamaya, tekrarlayan düşük kan şekeri ataklarından bağışıklık sisteminin zayıflamasına kadar pek çok sağlık sorunlarına neden olabiliyor.

Acıbadem Kadıköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Neşe Ceylan şeker alışkanlığından kurtulmak için 9 etkili önerilerde bulundu…

1. Güne kahvaltısız başlamayın

Gün boyu kan şekerinin normal sınırlarda kalmasını sağlamak ve şeker ihtiyacını en aza indirmek için sabahları kahvaltı etmeniz çok önemli. Tüm gece boyunca kan şekeri düşük seyrediyor ve kahvaltı ile normal değerlere çıkıyor. Bu nedenle özellikle peynir ve yumurta içeren proteinden zengin bir kahvaltı, vücudunuzun gece boyunca düşük giden kan şekerinin düzenlenmesi ve şeker açlığının bastırılması için olmazsa olmaz bir öğünü oluşturuyor.

2. Öğle yemeğini atlamayın

Sık sık ve azar azar yemek kan şekeri düzeyini normal sınırlarda tutmak ve şekere saldırmamak için çok önemli. Öğünler arasını çok açmak kan şekerini düşürdüğü için şekerli gıdalara yönelmeye neden oluyor. Özellikle atlanan öğle yemeği ikindi de tatlılara, çikolataya yönelmeye sebep oluyor. 2,5- 3 saatte bir şeyler atıştırmak kan şekerini dengeleyerek, şeker yeme isteğinin azalmasını sağlıyor.

Meyvelerin suları yüksek oranda şeker içeriyor. Bu yüzden posalı olduğu için meyvenin kendisini tercih edin. Fakat ara öğünlerde özellikle meyveleri tek başına tüketmeyin, çünkü meyvenin içindeki şeker, kan şekerinizin aniden yükselip düşmesine neden olarak yine aç hissetmenize sebep oluyor. Bu yüzden protein kaynağı olan yoğurt veya süt ile ya da badem, fındık ile ceviz gibi yağlı tohumlarla birlikte tüketmeniz kan şekerinizin dengesini sağlamanıza yardımcı oluyor.

Yapılan çalışmalar gösteriyor ki sütlü veya beyaz çikolata yerine yüzde 70-80 kakao içeren bitter çikolata şeker ihtiyacınızın ciddi oranda azalmasına yardımcı oluyor. Hazır veya paket dondurma yerine süt, buz, muz veya başka meyvelerin mikserden geçirilmesi veya light dondurmalar da iyi birer alternatifler. Bal, reçel ile marmelat gibi gıdaların yerine taze veya kuru meyveleri tercih edin. Hurma da şeker ihtiyacınızı en aza indirecek sağlıklı bir alternatif.

5. Yemeklerinize baharat ekleyin

Tarçın, kişniş, hindistan cevizi, karanfil ve kakule gibi baharatlar gıdalarınızı doğal yolla tatlandırıyor ve şeker açlığınızı gideriyor. Özellikle gece yatmadan 1-2 saat önce içeceğiniz 1 bardak tarçınlı süt gece boyu kan şekerinizi dengeliyor.

6. Şeker terminolojisine hakim olun

Agave, mısır şurubu, glikoz şurubu, yüksek fruktozlu mısır şurubu, sükroz, dekstroz, bal, şeker kamışı, meyve suyu konsantreleri de basit şeker grubuna giriyor. Bu yüzden gıdaları tüketirken içeriğine dikkat edin.

7. Etiketi okuyun

 

Light ürünlerin içindekiler listesi ne kadar uzunsa, o kadar şeker bulunma ihtimali var demektir. Bu yüzden light ürün diye adlandırılan gıdaları alırken etiketlerindeki şeker gramına da mutlaka bakın.1 çay kaşığı, yani 4-5 gramdan az şeker içeren ürünleri tercih edin.

8. Tatlandırıcı kullanımına dikkat!

Tatlandırıcılar, özellikle şeker açlığında basit şeker kullanmamak adına sıkça tercih ediliyor. Ancak kullanılan miktar önemli. Her gün tatlı ihtiyacını bastırmak adına tatlandırıcılı tatlılar veya diğer hazır gıdalar şekere daha fazla istek uyandırabiliyor.

Düzensiz uyku, vücudunstres hormonlarının artmasına ve salınan insülinin etkili olarak kullanılmamasına yol açıyor. Kaliteli uyku düzeni, vücudun yağ depolamasını, kilo alımını, özellikle gece atıştırma krizlerini de önleyerek prediyabetin de önlenmesinde önemli bir rol oynuyor.

 

Abant-Golcuk-Yedigoller-Gezisi-30

24 Mart 2016

Kış sona erdi ve havalar nihayet ısınmaya başladı. Başka bir deyişle, büyük şehrin karmaşasından birkaç günlüğüne de olsa kaçmanın vakti geldi çattı. Peki keyifli ve rahatlatıcı bir hafta sonu kaçamağı için nereye gitmeli?

İşte Hotels.com’un hazırladığı mini şehir kaçamağı rehberi…

Abant – Yürüyüş meraklıları için cennet

 

İstanbul’a birkaç saatlik mesafedeki Abant, gelmiş geçmiş en popüler hafta sonu rotalarından biri. Çünkü burada hem doğa içinde uzun yürüyüşler veya piknikler yapmak hem de yamaç paraşütü gibi heyacanlı aktivitelere katılmak mümkün. Tavsiyemiz, önce Abant’ın birbirinden güzel otellerinden birine yerleşmeniz, ardındansa spor kıyafetlerinizi giyip Abant Gölü’nü ve Yedigöller Parkı’nı ziyaret edip, sessizliğin ve huzurun sesini dinlemeniz. Unutmadan söyleyelim; Türkiye’nin en romantik noktalarından biri olan Abant, çiftler için de ideal.

Ağva – Yeşilin 50 tonuna hayran olmak için

İstanbul’a o kadar yakın ki, Ağva’yı şehrin arka bahçesi olarak nitelendirebiliriz. Ancak mesafe bu denli az olsa da, bu minik ve sevimli destinasyonda kuşların şarkılarını huzur içinde dinlemek mümkün. Göksu ve Yeşilçay ırmakları arasında konumlanan Ağva’da oksijen dolu havayı ciğerlerinize çekebilir, ruhunuzu dinlendiren tekne gezilerine katılabilir ya da ulu bir çınarın altında oturup, doğa ananın güzelliklerine şahitlik edebilirsiniz. Elbette hiçbir hafta sonu kaçamağı, güzel bir yemek olmadan tamamlanmaz. Bu yüzden tavsiyemiz, Ağva’nın meşhur balık restoranlarından birini mutlaka ziyaret etmeniz.

Edirne – Tarih dolu bir aile gezisi

Hem antik bir Roma kenti hem de Osmanlı İmparatorluğu’nun ikinci başkenti… Edirne, sahip olduğu ve bugüne dek korumayı başardığı tarihi birikimiyle, minik bir aile gezisi için ideal. Türkiye, Bulgaristan ve Yunanistan’ın kesişim noktasında yer alan kentin en önemli zenginliğiyse, dünyaca ünlü Mimar Sinan’ın imzasını taşıyan ve 16. yüzyılda inşa edilen Selimiye Camisi. Diğer yandan Edirne, her yıl çok sayıda turistin ziyaret ettiği, şanına yaraşır bir uluslararası etkinliğe de ev sahipliği yapıyor: Elbette meşhur Kırkpınar Yağlı Güreş Şenliği’nden bahsediyoruz. 

Bursa – Kebap aşkı ve daha fazlası

Uludağ eteklerinde kurulu bu şehir, ‘Yeşil Bursa’ olarak bilinmesinin yanı sıra elbette lezzetiyle parmak ısırtan İskender kebaba da ev sahipliği yapıyor. Şehrin meşhur kebapçılarında aldığınız kalorileri yakmak istediğinizdeyse, tarihi yapıları ziyaret etmenizi öneririz. Selçuklulardan kalan Ulu Cami ve Muradiye Hüdavendigar Camisi, Yeşil Cami Emir Sultan Camisi ve elbette tarihi pazar. Dönüş yolundaysa çinileriyle dünya çapında üne kavuşan İznik’e uğrayıp eviniz için minik bir hatıra almayı unutmayın. 

Yalova – Vücudunuzu şımartmak için

Soğuk ve zorlu kış aylarının ardından, yalnızca ruhunuzun ve beyninizin değil bedeninizin de rahatlamaya ihtiyacı var. Termal kaynakları, şifa veren kaplıcaları ve doğal güzellikleriyle, Yalova ise bu iş için biçilmiş kaftan. Şehir hayatının yorucu etkisinden uzaklaşabilmek için, öncelikle yeşilliklerle çevrili Armutlu’daki kaplıcaları ziyaret etmelisiniz. Sudüşen ve Erikli şelalelerini görmeyi ve huzurlu Dipsiz Gölü’nü gezmeyi de unutmayın.

Uzun ömrün sırrı nedir?

0,,18512916_403,0021 Mart 2016

Dünyanın en yaşlı insanları uzun ömürlü olmak isteyenlere bazı nasihatlerde bulunuyor. Tavsiyeler arasında çalışmaktan, sarımsak yemeye kadar bir dizi ilginç alışkanlık var.

Guinness Rekorlar Kitabı, 112 yaşındaki Yahudi soykırımından sağ kurtulmayı başaran Israel Kristal’i dünyanın en yaşlı erkeği seçti. 1944 ylında Polonya’daki bir kentten Auschwitz toplama kampına gönderilen Kristal, hayatta kalmayı başarmış ve 1950 yılında İsrail’e göç etmiş. ‘Dünyanın en yaşlı erkeği’ bugün İsrail’in Hayfa kentinde yaşamını sürdürüyor. Peki, nasıl oluyor da insanlar bu denli uzun ömürlü olmayı başarıyor? İşte en yaşlıların tavsiyeleri:

1. İş:

1986 yılında 120 yaşında hayatını kaybeden çitfçi Izumi Shigechiyo 98 yaşında dahi tarlada çalışmaya devam etmiş. Japon çiftçi, 105 yaşında emekliye ayrılmış. Onun tavsiyesi “Erken kalkmak ve yatmadan önce bir tahıl likörü içmek.”

2. Disiplin:

2011 yılında 108 yaşında hayatını kaybeden Johannes Heesters ‘sahnede ölmek’ kavramını hayata geçirebilenlerden. Aktör, 106 yaşına kadar oyunlarda rol almış. Onun tavsiyesi, “Disiplin, sağlıklı bir yaşam, olumlu düşünmek ve kendini mutlu bir insan olarak görmek.”

Senioren

3. İman:

Fransız rahibe Eugénie Blanchard 2010 yılında, 114 yaşındayken Guadeloupe Adası’nda hayata gözlerini yumdu. Yeğeni, rahibenin bu denli uzun ömürlü olmasını “Bekaretini tanrıya adamış olması” ile ilişkilendiriyor.

4. Nemlendirici:

2015 yılında 116 yaşındayken yaşama veda eden Amerikalo Gertrude Weaver’in tavsiyesi ise ciltle ilgili. Weaver’in sırrı, “büyük miktarda nemlendirici kullanmak, herkese karşı nazik olmak, komşularını sevmek ve kendi pişirdiğini yemek.”

Olivenöl in einer Flasche, Oliven

5. Sarımsak, zeytin yağı:

1997 yılında tam 122 yaşındayken hayatını kaybeden Fransız Jeanne Louise Calment’in uzun yaşam tavsiyeleri ise Akdeniz mutfağından: Bol bol sarımsak ve zeytinyağ yemek, porto şarabı içmek.

Deutschland Bonn Tanzworkshop mit Josephine Endicott

6. Dans etmek:

2007 yılında 115 yaşında Puerto Rico Adası’nda hayatını kaybeden Mercado Del Toro’nun uzun ömürlü olmak isteyenlere tavsiyesi ise dans etmek. Ayrıca Del Toro 90 yaşında sigara içmeyi bırakmış.

7. Aşk:

2009 yılında 113 yaşında hayata veda eden İngiliz Henry Allingham’ın uzun ömür tavsiyeleri biraz tartışmalı: “Sigara, viski ve vahşi kadınlar”.

Liebe im Alter

8. Bekarlık sultanlıktır:

2007 yılında yaşama gözlerini yuman Ukraynalı Grigori Nestor uzun ömürlü olmak isteyenlere bekar kalmalarını tavsiye ediyor. Hiç evlenmeyen ve kendi sözleriyle “aile hayatının sinir bozucu sorunları” ile uğraşmak zorunda kalmayan Nestor, 116 yaşına kadar yaşamayı başarmış.

Kaynak: DW